www.steTUSkop.com ; TIP ve TUS'un MERKEZi ! Doğruların TEK Adresi !

Geri git   www.steTUSkop.com ; TIP ve TUS'un MERKEZi ! Doğruların TEK Adresi ! > PARAMEDİKAL DÜNYA > Sosyal Hayatımız > Siyaset / Politika

3141 (2 Kayıtlı Ve 3139 Misafir Üye Bulunmaktadır.)
Anasayfa İletişim TUS Güncel TUS Dersaneleri TUS Hazırlık Yabancı Dil ve TUS Mecburi Hizmet YDUS Tus Rehberi DUS
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 09-16-2019, 06:56   #2091
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Toggle navigation

Ana Sayfa*****/*****Cem Küçük

Jeffrey Epstein, Ehud Barak, MOSSAD ve tuhaf bağlantılar

16.09.2019

Cem Küçük

Tüm Yazıları

Türkiye'de en ciddi konular saçma sapan komplo teorileriyle işlendiği için yeteri kadar irdelenmiyor. Yurt dışındaki meseleler de aynı şekilde akıl süzgeciyle değil genelgeçer laflarla izah ediliyor ya da sloganlarla anlamı öldürülüyor. İngiltere, MOSSAD, İsrail, Amerika yaptı deyip işin özüne inilmiyor. Böyle yazılar ne okunuyor ne de itibar görüyor.

Son 1 haftadır Amerika'da patlak veren çocuk pedofili Jeffrey Epstein ve onun tuhaf bağlantılarını okuyorum. Burada şu an okuduklarınız Amerikan ve İngiliz medyasından derlediklerimin çok kısa bir özeti. Derinlere indikçe öyle bağlantılar ortaya çıkıyor ki, insan küçük dilini yutuyor.

Epstein'in cezaevinde intihar süsü verilen ölümü ve garip bağlantıları aslında işin içinde başka şeyler olduğunu ortaya çıkarıyor. Nasıl mı? Tek tek anlatalım...

Jeffrey Epstein Silikon Vadisi'ndeki teknoloji devlerinin sahipleri ve tepe yöneticilerine yakın biri. Hedonist ve haz delisi olmuş tipler Epstein'in Latin Amerika, Afrika, Ukrayna, Belarus, Avrupa'dan getirdiği yaşı reşit olmayan küçük kızları istismar ediyordu.*****MOSSAD'la bağlantısı bariz Epstein küçük kızları kullanan bu devasa isimleri belli ki videoya çekiyordu. Onlardan karşılığında büyük paralar alıyordu. Sadece para alsa iyi. Aynı zamanda ağa düşen bu kişilere şantaj yaparak onların teknoloji şirketlerine de istediklerini yaptırıyorlardı.

Epstein'in yakın bağlantılı olduğu isimler kimlerdi dersiniz?*****Google kurucularından Sergey Brin, Facebook'un sahibi Mark Zuckerberg, Tesla CEO'su, Microsoft'un sahibi Bill Gates ve LinkedIn kurucularından Reid Hoffman.

İşte bu isimlerle yakın bağlantısı olan Epstein'in halkasına bir bakmak lazım.*****Epstein'in en yakın arkadaşlarından biri eski İsrail Başbakanı Ehud Barak. Barak geçmişte İsrail askerî*****istihbaratının da başkanıydı. Peki Ehud Barak şu an ne iş yapıyor? Carbyne911 ya da kısa adıyla Carbyne teknoloji şirketinin Başkanı.*****Bu şirket özellikle Amerika'da kitle saldırılarının önüne geçmek için acil arama ve bireysel tanıma programları geliştiriyor. Amerikan medyasında yazılanlara göre*****Carbyne sosyal medyayı da sıkı takip edip Filistinlileri izleyerek yapılacak bireysel eylemlerin önüne geçiyormuş.

Carbyne sadece bir teknoloji firması değil. İsrail askerî*****istihbarat birimi Unit 8200'le yakın teması var.*****Bu birimde yetişen çoğu eleman teknolojiyi iyi bildiği için belli yaşlara geldikten sonra ayrılıp*****Microsoft, Google, Facebook'ta çalışmaya başlıyorlar. İzleme yapan Unit 8200 ve Carbyne şirketleri, teknoloji devlerine geçen eski elemanlar sayesinde bu devasa sosyal medya araçlarının yazılımlarına bir "back door (arka kapı)" açıyorlar.

Açtıkları bu arka kapılarla*****Facebook, Twitter, Instagram gibi yerlerde İsrail'i boykot eden ya da eleştiren kim varsa adım adım izliyorlar (tracking). Benjamin Netanyahu bir söyleşisinde Unit 8200'ün bu yaptığını açıklayarak sır olmaktan çıkarmıştı.

Şimdi Epstein burada ne yapıyordu?*****Carbyne ve onun sıkı bağlantılı olduğu İsrail askerî*****istihbarat birimi Unit 8200'ü fonluyordu. Epstein paraları da uçağına alıp küçük çocukları istismar eden dünya çapındaki şöhretlere ya da zenginlere şantaj yaparak elde ediyordu.

Carbyne'i fonlayanlardan biri Epstein'in yakın arkadaşı*****Peter Thiel. Peki Thiel kim? 2016 Başkanlık seçimlerinde Trump için*****en büyük bağışı yapan kişi. Ayrıca aynı Carbyne gibi kitle katliamı yapacak kişileri eyleme geçmeden önce tespit edecek sistemler geliştiren Palantir şirketinin sahibi.*****Thiel'in şirketi Palantir*****"suç öncesi yazılımı (pre crime software)"*****geliştirdi ve bunu birçok Amerikan eyaletinde uyguluyor. Kiminle? Bingo, bildiniz,*****Carbyne şirketiyle. Palantir şirketinin bir merkezi de Tel Aviv'de. Peter Thiel, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile de yakın arkadaş.


Peter Thiel-Benjamin Netenyahu
*****

Suç öncesi kavramı bizde pek bilinmiyor ama yakın zamanda adı daha çok duyulacak.*****Daha önce Carbyne'de Trae Stephens şimdi Palantir şirketinde çalışıyor. Stephens Trump'ın kampanyasında çalışmış. Ama daha önemlisi İç Güvenlik (Homeland Security) Başkanı Michael Chertoff'un emrinde hizmet vermiş.

Jeffrey Epstein'in tuhaf bağlantıları bunlarla bitmiyor. Epstein'in kız arkadaşı ve uçakla küçük kız taşıma hizmetini beraber yaptığı kişi*****Ghislaine Maxwell.*****Epstein'in sır küplerinden biri olan*****Ghislane Maxwell'in babası Robert Maxwell İngiltere'de bir medya imparatoruydu. İsrail istihbaratı MOSSAD ve CIA'le yakın iş birliği yapmış biri. Robert Maxwell 1991'de Atlantik Okyanusu'nda lüks bir yattan düşüp ölmüş ve ölümü gizemini hâlâ*****koruyor. Ghislane Maxwell Tesla CEO'su Elan Musk'a yakın biriydi.
*****

Ghislane Maxwell-Elan Musk
*****

Epstein'in yakın ilişki içinde olduklarından biri de iş adamı*****Leslie Wexner. Victoria's Secret iç çamaşırlarının sahibi. Milyarder Wexner Carbyne şirketine ciddi miktarda bağış yapmış biri. Pedofili işine bulaşmış ve Epstein'in uçağıyla adalara seyahatin müptelası kişi...

Daha yazacak çok şey var ama özetle denilen şu:*****Epstein, Ehud Barak ve kız arkadaşı Ghislane Maxwell üzerinden MOSSAD'a çalışıyordu. Teknoloji devlerini küçük kız istismarları üzerinden İsrail'e mahkûm etti. Carbyne ve Unit 8200'e ağına düşürdükleri üzerinden büyük bağışlar*****yaptırdı. Amerikan şirketlerine yazılımlar üzerinden "back door (arka kap)" açtırdı ve İsrail hepsini izledi.

Bazı Amerikan sırları İsrail'e geçince CIA devreye girdi ve Epstein cezaevinde öldürüldü. Çok daha girift ve tuhaf ilişkiler söz konusu. Onları da ilerleyen zamanlarda yazarız...

********************
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla

     

Alt 10-24-2019, 06:45   #2092
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Fuat Uğur

ABD’nin Türkiye’deki mal varlığı

24.10.2019

Fuat Uğur

Tüm Yazıları

Adam ciddi ciddi televizyonda*****Ayşenur Arslan’ın*****karşısına geçmiş*****“ABD’nin neden bu kadar çekindiğini anlamıyorum. Alüminyum ve çeliğe yüzde 50 zamla ancak 300-500 milyon dolarlık yaptırım olur. Halkbank meselesi neden unutuluyor?”*****diye dert yanıyor.

Evet, bu konuşan kişi Amerikan ajanı ya da yeminli bir Türk düşmanı değil.*****CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu.

Dün*****Süleyman Özışık*****yazdı, uzatmayacağım ama devam ediyor*****“Tayyip Erdoğan’ın malvarlıklarını gündeme getirsene”*****diye. Dediğine göre ABD ile dişe diş mücadele eden Erdoğan, malvarlıkları gündeme gelince*****180 derecelik dönüş*****yapmış.

İyi ki ülkemizin yönetiminde bunlar yok. Allah muhafaza, hainlik yapmazlar ama*****IQ problemleri nedeniyle*****ülkemizi perişan ederler.

Söylediklerini dinleyin, inanamazsınız. Aklınca ABD’ye tüyolar veriyor*****“Türkiye’yi nasıl mahvedersiniz”*****diye ve bu adam bu ülkenin parlamentosunda milletvekilliği yapıp devletin kasasından maaş alıyor.

Neyse ben yine de memnunum ve takdir ediyorum Aykut Erdoğdu’yu. CHP’yi iktidar yapmama andı içtikleri ve bunun gereğini yerine getirdikleri için bu ülkeye büyük hizmetleri var. Gerçi muhalif gazeteci*****Ece Sevim Öztürk*****konuşmasını dinleyince çok kızmış ve “Düşman işgalindeyken, hükûmet teslim olmuşken Sivas'ta "mandaya hayır" diyen bu milletin layık olduğu muhalefet bu mu? ABD'deki Reza Zarrab davasından medet uman bir muhalefet anlayışı vardı bir ara. Erdoğan sandıkta yenilse muhalefetin basiretsizliği yüzünden yine kazanıyor”*****diye yazmış ama Aykut Bey aldırmasın.*****Ece Sevim anlamaz bu işlerden,*****aynen böyle devam etsin. Varsa aklında*****ABD’ye vereceği başka tavsiyeler*****onları da anlatsın ki ABD Türkiye’yi köşeye sıkıştırsın, perişan etsin.

Malvarlığı önemli bakın, oradan devam etmek lazım.*****Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan*****geçen hafta*****“Malvarlığı diye sayıklıyorlar, ne biliyorlarsa açıklasınlar”*****demişse inanmayın, mutlaka saklıyordur bir şeyler. Bakın, misal*****Abdülhamit Gül*****ile*****Süleyman Soylu’nun*****ABD’deki malvarlıklarına el konulunca*****adamlar nasıl perişan oldu, o kadar yılda yaptıkları bütün birikim güme gitti.

Neyse, şakasını bile sürdüremiyorum artık. Ama tam o sıralarda Süleyman Soylu beni çok güldürmüştü*****“ABD’de tek bir malımız var o da FETÖ elebaşı. Onu da en kısa zamanda getirteceğiz”*****diyerek. Yılların espirisiydi gerçekten.

Süleyman Bey’in sözlerinden mülhem, aklıma geldi.*****ABD’lilerin, CIA’in ya da Pentagon’un Türkiye’deki malvarlığı*****hakkında fikri olan var mı acaba?

Benim aklıma bazı isimler geliyor ama…

Nasıl desem bilemedim.

*****

FUAT UĞUR'UN DİĞER YAZISI İÇİN TIKLAYIN
Bir güzel haber de benden; Ziraat Bankası elektrikli traktöre sahip çıktı

*

Toggle navigation

Ana Sayfa*****/*****Fuat Uğur

Erdoğan boşuna söylemedi o lafı

05.11.2019

Fuat Uğur

Tüm Yazıları

*****

Nedense pek üzerinde durmadık.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan*****30 Ekim’de AK Parti Grup toplantısında yaptığı konuşmada demişti.

“Türkiye yeni bir İstiklâl Harbi veriyor.”

Bu sözün üzerinde uzun uzun tartışmalıyız. Her şey ortada; içte de dışta da*****“sıcak savaş”la tehdit edilmekteyiz.

Erdoğan*****“Eğer”*****diye başladı o gün ve şöyle devam etti:

“Ülkemiz üzerinde oynanan oyunlar karşısında*****eski Türkiye refleksleriyle hareket etseydik inanın bana, çok büyük bir felaketi yaşıyor olurduk.*****Şayet bugün boynumuzda*****esaret zinciriyle*****yıkıntıların karşısında hâlimize*****ağlıyor durumda değilsek*****bunu milletimizle beraber ortaya koyduğumuz o büyük direniş ve yeniden şahlanış iradesine borçluyuz. Her ne kadar*****birileri hâlâ*****Türkiye'nin verdiği bu büyük mücadelenin farkında değilse de*****milletimiz olup biteni görüyor ve hiçbir fedakârlıktan kaçınmıyor.*****Türkiye, yeni bir istiklal harbi veriyor ve hamdolsun zafere doğru adım adım yürüyor."

Türkiye yine*****Küresel Çete’nin hedefi. Şimdiye dek idare ettiler*****havuç-sopa yöntemiyle.*****Ama*****Tayyip Erdoğan*****diye bir adam çıktı ve tüm hesapları bozdu. Son iki aydır devam eden*****çıldırmışlık hâllerinin sebebi*****bu.*****Jerusalem Post*****gazetesinin*****“6 yıllık birikim çöpe gitti”*****başlığını atmasına sebep olan*****Barış Pınarı Harekâtı*****ile öyle zıvanadan çıktılar ki ellerindeki en önemli birkaç kozlarından ikisini birden ortaya koydular;*****Ermeni Soykırımı kabulü ve ekonomik yaptırımlar.

Göreceğiz ne yapacaklarını ama biz asıl içeriye bakalım.

Çünkü içeride*****zihinsel kolonizasyona ve kemalizasyona*****tabi tuttukları bir kitle ile onları yönlendiren iş birlikçileri var. Ve bugün yaşadıklarımızla*****İstiklâl Harbi’nde yaşananlar arasında çok önemli*****özdeşlikler*****mevcut.

*****

SODOM VE GOMORE’DEN “CUMHURİYET KADINLIĞI”NA TRANSFER OLMAK

*****

O vatan satıcılarını Yakup Kadri Karaosmanoğlu*****“Sodom ve Gomore”*****adlı eserinde anlatır. En kötü şartlarda bile ayrıcalıklarını sürdürebilen, iş birlikçi, Batı hayranı bir güruh bu. Bu*****“elitler”*****çıkardıkları gazetelerle*****Gazi’yi hain, Ankara’yı da ihanetin merkezi*****ilân ediyorlardı.

İstiklal Harbi’nde dişe diş mücadele veren*****Müderris Hafız Ali Efendiler, Maraşlı Vezir Hocalar, Diap Ağalar, Saadettin Ceylan Efendiler*****gibi*****Anadolu’nun sarıklıları*****ile sırtlarında mermi, omuzlarında tüfeklerle*****kara*****çarşaflı kadınlar;*****Halime Çavuşlar, Nezahat Onbaşılar, Gördesli Makbuleler, Erzurumlu Kara Fatmalar*****gibi yüzlercesi ise kendilerini*****vatan yolunda şehit*****olmaya adamışlardı.

İlginçtir ki 1923’te Cumhuriyet ilân edildikten sonra vatan için canını ortaya koyan o*****sarıklılar ve kara çarşaflılar gerici ve yobaz, işgalcilerin kucaklarında işret âlemlerine dalıp*****koskoca İstiklal Mücadelesini es geçenler de*****Cumhuriyet’in sahibi*****oldu. Çünkü Cumhuriyet demek onlar için*****“Başı açıklık, Batılı gibi giyinmek, opera ve tiyatroya gitmek, yabancı dil konuşup müzik dinlemek, balolarda boy göstermek”ti. Böylece*****modern*****olunuyordu. Modern ve monden hanımlarla beyler, nasıl olsa okumuş yazmış, eğitimli, tahsilli olduklarından, siyasetin ve bürokrasinin en tepelerine yine kuruldular. Gemisini her devirde yürüten kaptan olmanın en güzel örneklerini sergilediler.

*****

DOĞUŞTAN İKTİDAR OLANLAR; OSMANLI’DA DA ONLAR CUMHURİYET’TE DE

*****

Gazeteci*****Emre Erciş’in deyimiyle*****onlar*****“Saklı seçilmiş”lerdi ve aynı zamanda*****“Doğuştan iktidar olanlar”dı. Osmanlı’da da Cumhuriyet’te de siyasetin ve bürokrasinin her türlü kademesini ele geçiren onlardı.

Gazeteci de onların arasından çıkıyordu, müzisyen, sinemacı ve tiyatrocu da. Hayatı hiç ıskalamıyor hep 12’den vuruyorlardı.

Geçen gün metroda*****o vakur duruşlu sarıklı genci taciz edenler*****de ya onların soyu sopu ya da onlar gibi olmaya öykünen zavallı zırtapozlardan ibaretti*****zaten.

Bugün hepsi*****ABD emperyalizminin tefini*****çalıyor, onların terör örgütleriyle alenen, utanmadan, arlanmadan ve ihanet çizgisinde iş birliği yapıyorlar. Diyarbakır Cezaevi ve diğerlerinde Kürtlere lağım içiren, adı duyulmamış işkenceler yapan 12 Eylül faşizminin yargıcı, generali olan babalarını kahraman ilan edip, şimdi*****“Kürt dili üzerindeki baskılar kalkmalıdır”*****diyenler de onlar. Oysa bu iktidar, babalarının yasaklarını kaldırıp Kürtçe ve diğer etnik diller üzerinde serbesti getirmiş,*****okullarda seçmeli ders olarak okutulması*****uygulamasına çoktan geçmişti. Bugün 4 üniversitede*****“Kürtçe ve Çerkesçe dili-edebiyatı”*****üzerine bölümler var ve mezunlarını çoktan verdi.*****TRT Kürdi’ye ne demeli?

*****

“ÜLKESİNİN İÇ MESELESİNİ DIŞTA SATAN KARAKTERSİZLER”

*****

Bugün “Kürtler” üzerinden*****PKK’yı meşrulaştırmaya çalışanlar*****o vakit tüm bu yapılanlara ağız dolusu hakaretlerle saldırmışlardı.

Hepsini tanıyorsunuz onların.*****Kimi belediye başkanı, kimi siyasetçi, kimi de gazeteci ve yazar olan bu güruhun*****İstiklâl Harbi sırasında*****İngiliz ve Fransız işgalcilerine hizmet edenlerin*****de aynı genetik kodlara sahip olduklarını unutmamak gerekiyor.

İşte bu yüzden*****İsviçre’deki CHP’nin parti toplantısını*****basan*****PKK’lı*****teröristlerin*****“Bize yeterince destek vermediniz”*****azarlarına muhatap olup, açtıkları*****“Öcalan’ın posterleri, YPG’nin bayrakları”*****altında oturmaktan zerrece utanmadılar. Onlardan biri İstanbul İl Başkanı*****Canan Kaftancıoğlu, diğeri Genel Başkan Yardımcısı*****Engin Özkoç.*****Çıtları çıkmadı.

Bir diğeri Avrupa Parlamentosu’nda PKK’ya sahip çıkıyor ve HDP’li belediyelere kayyum atanmasını eleştiriyor. Fransız senatör*****Jacques Mezard’ın değerlendirmesi*****zaten yeterince fikir verici:

“Bana kalsa ülkesinin iç meselesini dışta satacak kadar karaktersiz kişilikleri Fransa’ya almam.”

Dün*****İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun dediği gibi*****bunun bedelini ödeyecekler.

Bu ülke*****bu kez sadece*****ABD piyonu teröristlerle ve ordularla değil,*****Atatürk’ün arkasına sığınarak kılık kıyafetçilik yaparken PKK’yı yalayan,*****Batı’nın finosu satılıklarla da*****savaşacak.

Bunun adı o yüzden Erdoğan’ın dediği gibi;*****“Yeni bir İstiklâl Harbi.”

********************



Toggle navigation

Ana Sayfa*****/*****Fuat Uğur

Murat Hazinedar’ın cevabı

12.11.2019

Fuat Uğur

Tüm Yazıları

Hatırlayacaksınız,*****Beşiktaş’ın eski Belediye Başkanı Murat Hazinedar’ın Başkan Yardımcılığını yürütürken görevinden çıkarılan*****Heyecan Şahin’in başına gelenleri*****31 Ekim tarihinde*****“Murat Hazinedar’ın mektubu ve karakolda zorunlu bir geceleme”*****başlıklı yazımla (*) anlatmıştım.

Heyecan Şahin’in bana gönderdiği onlarca dosya, belge ve iddiaları hakkında bilgi var. Bunları*****İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na*****da iletmiş zaten.*****Murat Hazinedar’ın hakkında neden dava açılmadığını soruyor.*****Çünkü Murat Hazinedar’ın sırf görevden alınmasına sebep olduğu gerekçesiyle kendisini hakkında çeşitli davalar açarak*****yıldırmaya çalıştığını*****ifade ediyor. Gerçekten de*****Adana’daki Lezzet Festivali’nde*****tanıdığım*****Heyecan Şahin, Murat Hazinedar’ın*****“Beni ve eşimi mektupla tehdit etti”*****iddiasıyla*****gözaltına alınmış*****ve ben de buna tanık olmuştum. Heyecan Şahin bu yüzden karakolda gecelemek zorunda kalmış, ertesi gün de hâkim tarafından*****“Bu ne saçma bir gerekçe”*****denilerek serbest bırakılmıştı.

Konuyla ilgili yazının yayınlanmasının ardından*****Sayın Murat Hazinedar*****beni aradı ve imzasız olsa bile*****o tehdit mektubunun Heyecan Şahin tarafından kendisine gönderildiğini, bunun için*****MNG Kargo’dan*****aldığını ifade etti. Hatta o görüntüleri bana da iletti. Ancak görüntüleri o kadar uğraşmama rağmen bir türlü açamadım. İddiayı*****Heyecan Şahin’e sordum, şiddetle reddetti.*****Bana yeni belgeler gönderdi ve*****Murat Hazinedar’ın neden yargılanmadığının sorulması gerektiğini*****tekrar ifade etti.

İşin enteresan yanı şu, aradığında epey konuştuğum*****Murat Hazinedar da Demokles’in kılıcı gibi*****bir soruşturmanın tepesinde durduğunu ve en kısa zamanda soruşturmanın tamamlanıp*****dava açılmasını,*****açılmayacaksa da dosyanın kapatılması gerektiğini*****söyledi. Yani*****Murat Bey de yargılanmak istiyor. Bu arada şu ilginç bilgiyi vererek*****“Eğer soruşturma süreci tamamlanmazsa AİHM kararlarına göre üç yılı geçtiği için kendiliğinden düşecek”*****dedi.

Haklı, çünkü hem aşağıdaki açıklamada okuyacağınız üzere*****Murat Hazinedar masum olduğunu*****ifade ediyor, hem de*****Heyecan Şahin’in bana gönderdiği, incelediğimde son derece ciddiye alınması gerektiğini düşündüğüm belgelerin hepsi savcılıklarda. Tamamına yakını*****Beşiktaş İlçe Belediyesi’ndeki usulsüzlük ve yolsuzluk iddialarına dair dosyalar. Benim her iki tarafın da iddialarını ve sunduğu belgeleri sürekli yayınlayarak meseleyi bir pehlivan tefrikasına çevirmeye niyetim yok.

Bu yüzden*****Sayın Hazinedar’dan bir açıklama istedim, o da gönderdi.

Gayet nazik ve edepli bir üslupla, konuya odaklı olarak yazıldığı için aynen yayınlıyorum.

Kendi açımdan konuyu da burada kapatıyorum. Bundan sonrası hukuka ait.

*****

Murat Hazinedar’ın yazılı açıklaması

*****

Sayın Uğur;

Heyecan Halime Şahin,*****eski Beşiktaş Belediyesi Başkan Yardımcısıdır, görevi sırasında uygunsuz ve uyumsuz davranışları nedenle görevinden alınmıştır. Bunlardan bir tanesi de görev yaptığı sırada,*****kendi öz oğluna ait şirkete Beşiktaş Belediyesi’nin yemek ihalesini vermeye çalışmış*****hatta oğlu ihaleye geç kaldığı için ihale saatini bile son dakika değiştirerek usulsüzlük yapmış, konuya müdahale eden şahsım ve diğer ilgililer sayesinde Heyecan*****Halime Şahin’in öz oğlunun bu ihaleye katılması engellenmiştir.

Yaklaşık olarak 5 yıldır, sürekli olarak, görev yaptığı dönemde*****Belediyeden dışarı sızdırdığı bazı dosya ve evrakları;*****çarpıtarak BİMER, CİMER, Başbakanlık Etik Kurulu, İçişleri Bakanlığı, Teftiş Kurulu Başkanlığı, Savcılık vb. tüm makamlara tekrar tekrar şikayet unsuru olarak iletmiş kamu düzenini yıllarca zedelemiş,*****bilgi ve belgelerin asılsızca basına yansıtılmasına vesile olmuş, hiçbir şey elde edemeyince*****15 Temmuz Darbesinin akabinde oluşan infiali fırsat bilerek*****pek çok başka Belediye Başkanının da benzer örneğini yaşadığı gibi,*****şahsım hakkında FETÖ ihbarında bulunmuş*****bir şahıstır.

*****

TEHDİT MEKTUBU ALDIK

*****

Tüm bunların dışında 13 Şubat 2018 günü Beşiktaş Belediyesi çalışanı iki memurun adını kullanarak*****şahsım ve eşim Av. Özlem Hazinedar’a birer adet tehdit mektubu*****gelmiştir. İçeriğini açıp okuduğumuzda kendisinden şüphelenmemiz neticesinde,*****ilgili kargo şirketinden temin ettiğimiz, mail olarak da size ilettiğimiz, 3 farklı kamera görüntüsünden kendisi teşhis edilmiş, hakkında dava açılmıştır.*****Yine; ekte bilginize sunacağım evrakla da görüleceği üzere hakkında açılan davalara üst üste katılmadığı ve ifade vermekten kaçtığı için Mahkeme Hâkimi tarafından kendisine yakalama kararı çıkartılmış, Adana’da bulunduğu tespit edilince de bu işlem yetkililerce gerçekleştirilmiştir.

Kendisinin şahsıma dair tüm iftira ve isnatları*****‘FETÖ iftirası dışında’*****gerek Başbakanlık Etik Kurulu, gerek Danıştay, gerek İçişleri Bakanlığı keza Savcılık nezdinde*****tamamen lehime sonuçlanmış,*****bugüne kadar tüm bu konulara dair tek bir gün bile ifadem alınmamış, söz konusu tüm iddialara dair ise hakkımda açılmış tek bir dava bulunmamaktadır. Hakkımda sadece Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen FETÖ soruşturması, 3 yıl 4 aydır, ifadem dahi alınmadan ve içeriğine erişimin engellenmesi adına gizlilik kararı koyulmuş şekilde devam etmektedir.

*****

HEYECAN ŞAHİN’E AÇILAN DAVALARIN DÖKÜMÜ

*****

Heyecan Halime Şahin’in şahsıma dair attığı onlarca iftira dolayısı*****ile hakkında açılan tüm soruşturma ve dava dosya numaralarını sırası ile sunuyorum:

a) Manevi Tazminat - İst. 14. Asliye Hukuk Mahkemesi, 2016/237 E.

b) Hakaret ve Tehdit - İst. 14. Asliye Ceza Mahkemesi, 2018/46 E.

c) Hakaret ve İftira - İst. Cumhuriyet Başsavcılığı, 2017/13915 Sor.

d) Hakaret ve İftira (Sosyal Medya Paylaşımı) - İst. CBS 2016/91762 Sor.

e) Manevi Tazminat - İst. 7.Asliye Hukuk Mahkemesi 2017/95 E.

f) Manevi Tazminat - İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesi, 2018/86 E

g) Hakaret, İftira, Suç Uydurma - İst. Cumhuriyet Başsavcılığı, 2016/52247 Sor.

h) Tehdit ve Şantaj - İst CBS, 2017/85572 Sor.

i) İftira, Suç Uydurma, Gizliliği İhlal, Adil Yargılamayı Etkilemeye Teşebbüs - İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 2018/8525 Sor.

j) Mobbing İftirası - İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 2017/185762 Sor.

k) Adli Makamları Etkileme, Adli Makamlar Önünde Yalan Beyan, Gizliliği İhlal Suçu- İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 2017/185768 Sor.

l) İftira, Adli Makamları Etkileme, Adli Makamlar Önünde Yalan Beyan, Gizliliği İhlal Suçu - İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 2018/54951 Sor.

m) Tehdit, Şantaj, Suç Uydurma, İftira - İstanbul CBS, 2017/19428 Sor.

n) Heyecan Halime Şahin Şikayeti, İhaleye Fesat Karıştırma, Evrakta Sahtecilik - İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 2016/29515 Sor.

o) Heyecan Halime Şahin, Canfer Deliismail Şikayeti, FETÖ/PYD Terör Örgütü Üyeliği- İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu, 2016/90239 Sor.

p) Heyecan Halime Şahin Şikayeti, Mobbing, Özel Hayatın Gizliliğini İhlal, Görevi Kötüye Kullanma - İstanbul CBS, 2015/112251 Sor, 2016/123999 Sor.

q) Hakaret, İftira ve Suç Uydurma- İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 2016/52247 Sor.

r) Heyecan Halime Şahin Şikayeti, Hakaret ‘Rüşvet’ Kelimesi- İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu, 2017/7329

s) İftira, Adli Makamları Etkileme, Gizliliği İhlal Suçu - İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2018/8525 Sor.

t) Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi, kaydedilmesi - İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2018/79984 Sor.

u) Adli Makamlar Önünde Yalan Beyan, iftira - İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2019/34672 Sor.

v) Yanlış adres beyanında bulunma - İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2019/51149 Sor.

w) Tehdit, şantaj, hakaret, özel hayatın gizliliğini ihlal- İstanbul 27. Asliye Ceza Mahkemesi 2019/155 E.

x) İftira- İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesi 2019/12 E.

*****

TANIMADIĞIM BİR TANIK

*****

Keza;*****Bağımsız Araştırmacı Gazeteci Yazar TALİP DOĞAN KARLIBEL; eski dönemin meşhur,*****bugünün firarisi savcısı Zekeriya Öz’ün, Türkiye’nin gündemini uzun süre meşgul eden Ergenekon, Balyoz, Şike gibi davalarında*****tanığıdır.*****Kendisinin daha önceki*****tüm davalardaki ifadelerinin yalan olduğu hukuken kanıtlanmış, ekte bilginize sunacağım üzere, 2 sayfa adli sicil kaydı bulunan bir şahıs olduğunu belirtmek isterim.

Kendisini tek bir gün görmedim, şahsen tanımam.

Sözüm ona; bağımsız gazeteci, araştırmacı, yazar kimliğine bürünmüş bu kişinin delilsiz iddialarına dair pek çok defa şahsım tarafından hukuksal süreç başlatmış olmasına rağmen, devlet tarafından bugün dahi itibarlı bir şahıs olarak kabul edilmekte,*****sebebi bilinmez bir şekilde resmî*****makamlar karşısında korunmakta,*****delilsiz dedikodularına inanılmakta ve kendi uydurduğu yalanları ile Tevdi Raporları oluşturulmakta ve şahsım da dâhil insanların zan altında kalmasına sürekli olarak vesile olmaktadır.

Burada dikkate alınması gereken husus; ülkemiz için fevkalade önemli olan FETÖ soruşturmalarının sulandırılarak kirletilmesidir.

Talip Doğan Karlıbel’in şahsıma dair attığı onlarca iftira dolayısı ile hakkında açılan tüm soruşturma ve dava dosya numaralarını sırası*****ile sunuyor,*****hakkında en son açılan 2018/4462 S. Nolu, 2019/52284 E. Nolu dava dosyasını özellikle incelemenizi rica ediyorum:

a) Hakaret ve iftira - İstanbul 42. Asliye Ceza Mahkemesi, 2018/259 E.

b) Hakaret ve iftira - İstanbul 38. Asliye Ceza Mahkemesi, 2019/61 E.

c) Hakaret ve iftira - İstanbul Anadolu 35. Asliye Ceza Mahkemesi, 2018/617 E.

d) Manevi tazminat- İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi, 2016/469 E.

e) Manevi tazminat- İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, 2017/99 E.

f) Hakaret ve iftira - İstanbul 43. Asliye Ceza Mahkemesi, 2019/365 E.

g) Hakaret ve iftira - İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesi, 2019/351 E.

h) Hakaret ve İftira – İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, 2019/64701 Sor.

i) Hakaret ve iftira - İstanbul 45. Asliye Ceza Mahkemesi, 2015/496 E.

j) Yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama - İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 2018/4462 S. N., 2019/52284 E. N., 2019/42136 İddianame N.

İyi çalışmalar dilerim. Saygılarımla…

.....

(*)https://www.turkiyegazetesi.com.tr/y...ur/610523.aspx

*****

********************
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 01-30-2020, 07:18   #2093
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Yeni Akit


Zekeriya Say
Zekeriya Say

zekeriyasay@yeniakit.com.tr
2020-01-30 01:27:00
Bize küfredenlere daha ne kadar prim vereceğiz?

-
Hava Pilot Binbaşı bir babanın biricik kızı olarak dünyaya geldi.

Kökeninde Polonya, Beyaz Rus ve Selanik izleri taşıdığı için “birçok ülkenin sentezi” gibiydi.

Mimarlık yerine oyunculuğu seçti. Ailesine bu durumu açıkladığında, babası; “Saçmalama sen asker çocuğusun, ne işin var” diyerek, çıkıştı.

Buna rağmen, Yıldız Kenter’in öğrencisi oldu.


Kenter Tiyatrosu’ndaki ilk rolünde “körpe bir fahişeyi” canlandırdı. Ertesi yıl, İstanbul Şehir Tiyatroları’na girdi ve üç ay sonra kadro aldı.

Tayyip Erdoğan, 27 Mart 1994’te İBB Başkanı seçilip koltuğuna oturduğunda, onu protesto için Şehir Tiyatroları’ndan istifa etti.

Gerekçesi ise; “Değişen yönetimin ardından, hayal ettiği oyunların oynanmaması”ydı. Hâlbuki Şehir Tiyatroları o yıl, halkın beğenisine sunduğu “yerli ve nitelikli” oyunlarla tam “379 bin” seyirciye ulaşarak rekor kırmıştı.

İstifanın ardından televizyon dünyasına adım attı. Metin Akpınar’la birlikte oynadığı bira reklamlarındaki “Aşkın” karakteriyle bir anda şöhret oldu. O kadar çok para kazandı ki; sanatçılar arasında, gelir vergisinde “dokuzuncu” oldu.

28 yaşına geldiğinde, “Tüm hedeflerimi elde ettim” dedi.

Derken… “Şirret” yanı ortaya çıktı.

İlk polemiğini silikon taktıran, estetik yaptıran mankenlerle yaşadı.

Hatta onları “garip yaratıklar”a benzetti.


Çok geçmeden kınadığı başına geldi ve kendisi de “bıçak” altına yattı.

11 Şubat 1999 günü, MGD gecesinde, şarkıcı Ahmet Kaya’ya yapılan çatallı bıçaklı saldırı sonrası hep birlikte, bir Yahudi Halk Şarkısı’ndan uyarlanan “Memleketim” şarkısını söyleyen “nefret korosu”nun assolisti gibi en önde o vardı.

Bir dönem sunuculuk yaptığı “Yerden Göğe” isimli tartışma programı, girilen polemikler ve gelen konuklara yapılan “çirkeflikler” yüzünden yayından kaldırıldı.

Oyunculukta umduğunu bulamayınca, bir “temizlik” firmasının reklam yüzü oldu.

Tabii bu arada, sosyal medya hesaplarından “troll”lüğe de başladı.

Dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın ziyareti öncesi alınan güvenlik önlemleri nedeniyle Mevlana Türbesi’nin kapıları birkaç saatliğine ziyaretçilere kapatılınca, tesadüf eseri o sırada Konya’da bulunup, türbeye giremediği için;


“Burası Türkiye! Başbakan gelecek diye en kalabalık gününde türbeyi kapattılar” diyerek ortalığı ayağa kaldırdı.

“Şehir Tiyatroları”ndan istifa etmesine neden olan Tayyip Erdoğan’ı o kadar takıntı haline getirmişti ki; Tatil için gittiği Küba’da, kaldığı otelin lobisinde Erdoğan’ı ve beraberindeki heyeti görür görmez; “Havana’da da Erdoğan’dan rahat yok” minvalinde paylaşımlar yaptı.

Sonrasında, o da tüm “çaptan düşmüş” sözde sanatçılar gibi soluğu “Gezi Parkı”nda aldı. Türkiye’nin ilk sivil darbe girişimi olan “Gezi Kalkışması”na katılan “çapulcular”ın; “Ülkenin saptırılmış demokrasi tanımını yeniden tarif etmek için ‘Gezi’de buluştuklarını” iddia etti. Eşcinsel sapkınlardan oluşan LGBTİ’leri de “Gezici”lerin “en eğlenceli” grubu ilan etti.

Yaptığı bu “sakil” muhalefette bardağı taşıran son damla ise Temmuz 2018’de, Ankara’nın Polatlı ilçesinde kaybolduktan 8 gün sonra cesedi bulunan minik Eylül’ün öldürülmesi ile ilgili attığı tweet oldu.

Bu vahşi cinayetin ardından başlayan “idam yasasının getirilmesi” tartışmalarına karşı çıkan sözde sanatçı abla(!)mız, olaya sosyolojik bir yorum getirmek yerine;

“İdam çözüm olsaydı, Medine toprakları tecavüzde rekor kırmazdı! Konuşturmayın şimdi beni!” şeklinde alçak bir tweet atarak, İslam’a ve Müslümanların mukaddes değerlerine saldırdı. Her ne kadar, hakkında; “Halkın dini değerlerini aşağılama” suçundan soruşturma başlatılmış olsa da 1 yıl hapsi istenen sözde sanatçı ablamız, 17 Ocak’ta, sessiz sedasız bir şekilde beraat etti ve yaptığı müptezellik yanına kâr kaldı…

Sizin de tahmin ettiğiniz gibi; Elazığ’da meydana gelen ve 41 vatandaşımızın hayatını kaybettiği 6.8’lik depremin ardından attığı; “Hop güncelleme 6.5... Biliyorsunuz bir dereceden sonra o ilde vergi falan, depremden dolayı muafiyet alıyor” şeklindeki müptezel tweetiyle yeniden gündeme gelen oyuncu bozuntusu Berna Laçin’den bahsediyorum.

Evet!.. Yukarıda geçmişinden uzun uzadıya bahsettiğim Hanım(!) Ablamız, İslam’a sövgüden beraat ettikten tam bir hafta sonra bu kez deprem üzerinden yeni bir skandala imza attı.

Peki, sonuç ne? Depremle ilgili art niyetli paylaşım yaptığı gerekçesiyle hakkında soruşturma açılan 50 kişiden biri oldu.

Başka? Yıllardır reklam yüzü olduğu “Fairy”nin sahibi olan Siyonist P&G’nin Türkiye ve Kafkaslar Kurumsal İletişim Başkanı Ayça Turgay, Berna Laçin hakkında “fesih çalışması” başlattıklarınıaçıkladı. Şimdilik, “konuyu değerlendirme aşamasında”ymışlar ve Avrupa’ya bağlı oldukları için de durumu onlara açıklamaya çalışıyorlarmış. Eğer “Merkez”den onay gelirse bir ihtimal Laçin’i kovabilirlermiş.

Ben size sonucu söyleyeyim… Laçin’e hiçbir şey olmayacak… Yine ekrana çıkıp, elinde “Fairy” denen bulaşık deterjanıyla gülümseyecek, biz de tıpış tıpış gidip o deterjanı alacağız…

Eğer kovmak gibi bir niyetleri olsaydı, (Haşa) “Mekke’yi tecavüzün merkezi” ilan ettiğinde kovarlardı, o müptezeli.

Fakat Siyonist P&G, Laçin’i kovmak yerine, korumayı-kollamayı tercih etti.

Her ne kadar bunun birinci nedeni, biz Müslümanların yeterince tepki gösterememesinden kaynaklanmış olsa da Hava Pilot Binbaşı Erman Laçin’in kızı Berna Laçin’in, birçok milletin karışımından “sentez”lenmiş olmasının payı yadsınamaz!.

Neyi mi ima ettiğimi anlayamayanlar, cevabı; Laçin’in, “Şalom”a verdiği röportajda bulabilirler. Müslümanları “tecavüzcü” ilan eden Berna Ablamız, bakın “velinimeti” olan Yahudiler için ne diyor: “Yahudilik bana çok yakın, âdetini, örfünü bildiğim ve içinde de yaşadığım, bizden olan bir şey benim için.”

Malum, lafın tamamı deliye söylenir. Bu kadının sesini kesmek istiyorsak, lütfen alışverişlerimize biraz özen gösterelim!
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
arsivlemesem olmazdi, arşiv, arşivlemesem olmazdı, blog, blogspot, sitesi

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Şu Anki Saat: 23:27


Powered by vBulletin
Copyright © 2000-2009 Jelsoft Enterprises Limited.
www.stetuskop.com