www.steTUSkop.com ; TIP ve TUS'un MERKEZi ! Doğruların TEK Adresi !

Geri git   www.steTUSkop.com ; TIP ve TUS'un MERKEZi ! Doğruların TEK Adresi ! > TIBBİ PAYLAŞIM DÖKÜMAN DOSYALAR > Tıbbi Paylaşım Dökümanlar > Tıp Kitabevleri

2282 (1 Kayıtlı Ve 2281 Misafir Üye Bulunmaktadır.)
Anasayfa İletişim TUS Güncel TUS Dersaneleri TUS Hazırlık Yabancı Dil ve TUS Mecburi Hizmet YDUS Tus Rehberi DUS
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 09-16-2012, 20:36   #21
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Alıntı:
mpazar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Türk Ceza Kanunu (TCK) ise basit hırsızlığı tanımlamıştır: ‚MADDE 141. - (1) Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak.‛ TCK’na göre ekonomik bir değer taşıyan her türlü enerji taşınır mal sayılmaktadır. [/FONT]
her türlü enerji

değişik bir tanmlama
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla

     

Alt 09-16-2012, 20:49   #22
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Alıntı:
Kayıtsız Üye´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
sadece soruların yerleşimi farklılşatırılmış. muhteva TAMAMEN AYNI
Fikrî hukuk, bizatihi düşünce ve fikri korumaz, bilakis düşünce ya da fikrin ifade biçimini
korur.


demek ki muhteva bile aynı olabilir. suç oluşturmaz taki fikrin ifade biçimi yani herşey mi aynı?
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 09-16-2012, 21:00   #23
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Alıntı:
Kayıtsız Üye´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
anı: yıllar önce tus çalışmaya karar verdim elimdeki tusdata kadın doğum kitabı eski diyerek.. yeni baskı güncel kitaptan çalışayım sor kaçırmayım diyerekten tusdata Klinisyen Kadın Doğum soruları kitabını aldım.. Yrd.Doç.Dr. Murat MUHÇU Uz.Dr. Sinan Karadeniz .. Yrd.Doç.Dr. Murat MUHÇU yu tanımıyorum .. dersanede kadın doğum anlatan hoca olarak Uz.Dr. Sinan Karadeniz'in ismini biliyorum. SONUÇ: yeni diye aldığım tusdata Klinisyen Kadın Doğum soruları kitabı elimdeki eski tusdata kadın doğum kitabı ile TAMAMEN AYNI. Soru dizilimi değişmesi dışında TAMAMEN AYNI.

Ne oldu: Kandırıldım. Aynı kitaba iki kez para verdim.. Kağıt israfına neden oldum. Enayi psikolojisini yaşadım.
Yrd.Doç.Dr. Murat MUHÇU Uz.Dr. Sinan Karadeniz in durumuna gelince paralarını almışlardır, en masumu keklenmemize aracılık etmişlerdir. Bana bir özür borçları ve para iade borçları var. İade etmezlerse hakkım haram olsun
cerrahi de aynı ...


yıllar önce tus çalışmaya karar verdim elimdeki tusdata genel cerrahi soruları kitabı eski diyerek.. yeni baskı güncel kitaptan çalışayım sor kaçırmayım diyerekten tusdata Klinisyen genel cerrahi soruları kitabını aldım.. Doç.Dr. Cenap DENER .. Doç.Dr. Cenap DENER 'i tanımıyorum .. dersanede genel cerrahi anlatan hoca olarak Prof.Dr. Anıl ÇUBUKÇU Op.Dr. Ahmet ERKEK Op.Dr. M. Ali GÜLÇELİK'in ismini biliyorum. SONUÇ: yeni diye aldığım tusdata Klinisyen genel cerrahi soruları kitabı elimdeki çok eski baskı tusdata genel cerrahi soruları kitabı ile TAMAMEN AYNI. Soru dizilimi değişmesi dışında TAMAMEN AYNI.

Ne oldu: Kandırıldım. Aynı kitaba iki kez para verdim.. Kağıt israfına neden oldum. Enayi psikolojisini yaşadım.
Doç.Dr. Cenap DENER in durumuna gelince büyük olasılıkla parasını almıştır, Yani Doç.Dr. Cenap DENER in kitabı değilmiş. En masumu keklenmemize aracılık etmişlerdir. Bana bir özür borçları ve para iade borçları var. İade etmezlerse hakkım haram olsun
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 09-16-2012, 21:25   #24
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Alıntı:
Kayıtsız Üye´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
resmen aynı.. hatta o kadar ki evet baskı sayısı bile aynı sayı...
?????
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 09-16-2012, 21:28   #25
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

evet neden şaşırdınız baskı numarası bile aynı içeriği aynı yazarları farklı olan kitap kadın doğum soruları kitabı
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 09-16-2012, 21:35   #26
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Alıntı:
Kayıtsız Üye´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
sadece soruların yerleşimi farklılşatırılmış. muhteva TAMAMEN AYNI
sorular ve açıklamalar tamamen aynı ise tartışmasız intihal olayıyla karşı karşıyayız. açıklamlar farklı ise esinlenme dir.
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 09-16-2012, 21:42   #27
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Alıntı:
mpazar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
TELİF HUKUKUNDA YAYIN SÖZLEŞMESİ ÖRNEKLERİ

HAZIRLAYANLAR
Basım Yayın Meslek Birliği
Doç. Dr. Tekin MEMİŞ
Kadir Has Üniversitesi
Av. Dr. Temel NAL
Münih Barosu
Av. Dr. Cahit SULUK
İstanbul Barosu
YAYIN NO: 2009-25
http://www.ito.org.tr/itoyayin/0020345.pdf

Telif hakkı, sözlüklerde,
"Bir fikir veya sanat eserini yaratan
kişinin, bu eserden doğan haklarının tamamı telif, yazar

hakkı"
olarak tanımlanmaktadır.

Eser sahibine tanınan haklar, eserin bütününü ve parçalarını
kapsar (FSEK m. 13/11)

5. Eserin Ad, Alamet ve Şekilleri
Bir eserin adı, onu diğer eserlerden ayırma işlevi görür.
Kullanıcı, eserin adına bakarak zihninde o eseri canlandırabilir
veya o eserin içeriği hakkında fikir sahibi olabilir. Bu
nedenle eser ismi, ekonomik bakımdan büyük önem taşır.
Bu öneme bağlı olarak da başkasına ait eser isminin, aynen
ya da iltibas oluşturacak şekilde kullanılması veya izinsiz
şekilde değiştirilmesi hukuken engellenmiştir.

Yasa koyucu eserin ad, alamet ve şekillerinin korunmasını
FSEK'te
Çeşitli Hükümler başlığı altında düzenlemiştir.
Bir eserin ad ve alametleri ile çoğaltılmış nüshalarının şekilleri
kanşıklığa (iltibasa) yol açacak şekilde kullanılamaz
(FSEK m. 83/1). Aksi hâlde, tecavüz edenin tacir olup olmadığına
bakılmaksızın, TK'nm 56-65. maddelerinde düzenlenen

haksız rekabet
hükümleri uygulanır (FSEK m.

83/V).

Eser adının iç koruması, eser sahibinin esere ad vermesi ve
kamuya sunması ile alakalıdır. Yasanın 83. maddesinde ve diğer
hükümlerde iç koruma düzenlenmemiş olmakla birlikte
eser sahibinin, eser üzerindeki hâkimiyeti nedeniyle, eserine
ad verme ve bu adla kamuya sunma yetkisine sahip olduğu
kabul edilir. Bu yetki, 14. ve 15. maddelerde düzenlenen adın
belirtilmesi ve kamuya sunma hakkından doğmaktadır.
Diğer yandan, FSEK'in 16. maddesinde eserde değişiklik
yapmayı önleme hakkı düzenlenmiştir. Bu düzenlemenin,
eser adında yapılacak değişiklikleri men etme hakkını da
içerdiği kabul edilmektedir (Tekinalp, s. 104).
Eserde ve eserin adında değişikliği önleme hakkı, manevi
bir hak olması nedeniyle, mali hakların devredilmesinden
sonra dahi eser sahibinde kalır.

Yayın sözleşmesi iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir.
Yayın sözleşmesinin kurulması ile yayın hakkı yayınlatanın
mal varlığından çıkıp yayınlayanın mal varlığına girer. Yayın
sözleşmesinin şekline ilişkin BK'da bir hüküm bulunmamakla
birlikte, FSEK m.52 hükmüne göre, sözleşmenin
yazılı bir şekilde yapılması şarttır. Ayrıca devredilen hakların
tek tek sayılması gerekir. Yayınlatan, yayın sözleşmesi
ile birlikte, eserin bir nüshasını yayıncıya bırakmak yükümü
altına girer. Yayın sözleşmesi ile yayınlatan, yayınlayanın
elindeki nüshalar bitinceye kadar yayıncının zararına tasarruf
işlemlerinden kaçınmakla da yükümlüdür. Ayrıca BK'ya
göre yayınlatan kimsenin yayın zamanında yayın konusu
eserde tasarruf yetkisini kullanmaya ehil olduğunu garanti
de eder. Yayınlatanın, düzeltme ve iyileştirme yapma hakkı
yanında, ücret ve bedava nüsha alma hakkı da vardır. Buna
karşılık yayınlayanın çoğaltma ve yayma yükümü, telif ücretini
ödeme ve bedava nüsha verme yükümü vardır.

Eser sahibinin, eseri üzerinde hem maddi hem de manevi
hakları bulunmaktadır.
FSEK hükümlerine göre, eser sahibinin eseri ortaya çıkarması
ile birlikte bu haklar kendiliğinden doğar. Eser sahibi,
eserden kaynaklanan mali hakları devir ve tasarruf sözleşmelerine
konu yapabilir, bu haklardan feragat edebilir; ama
manevi haklar olarak zikredilen hakları devredemez ve bu
haklardan feragat edemez.
Eserin mali haklarının devralınmış olması, manevi hakların
da yayıncıya geçişine neden olmaz. Bu nedenle mali hakları
devralan yayıncı, eser sahibinin manevi haklarına azami
riayet etmelidir.

II. Fikrî hakların devrine ilişkin sözleşme mutlaka
yazılı bir şekilde yapılmalıdır.
Yazılı sözleşme, akdin geçerli olması için şarttır.
...Bu nedenle sadece "bütün haklarımı
devrettim" şeklinde bir yazılı beyanın dahi kâfi olmadığı
unutulmamalıdır. Bu tür beyanlar geçersizdir. Bu beyanlarla
yayınevi, herhangi bir hakkı devralmış sayılmaz.
Eser sahibi ile yapılacak sözleşmelerde hangi hakkın nasıl ve ne
şekilde ne süre devralındığı, kaç baskı yapılacağı ve baskı
miktarının belirlenmesi önemlidir.
Eserin bir başka esere bağlı ya da derlemeler
şeklinde işleme eser olabilmesi de mümkündür. Bunlara
örnek olarak üniversite ya da diğer liselere hazırlık kitapları,
soru bankaları örnek olarak verilebilir. Bilhassa işleme ve
derleme eserlerde hakkı devralınmayan eser sahiplerinin hakları
söz konusu olabilir. Bunların da dikkate alınması gerekir.

Birlikte eser sahipliği varsa, yayın sözleşmesi hepsiyle
ya da müştereken atadıkları temsilcileri ile yapılmalıdır.
Bir eser üzerinde birlikte eser sahipliği ya da birden fazla
kimsenin hak sahipliği varsa bunların her biri ile sözleşme
yapılmalıdır. Birlikte eser sahipliği, bir eserin birden fazla
kimse tarafından ortaya çıkarılması halinde söz konusu
olur. Eser sahibi tek olmakla birlikte, eser sahibinin ölümü
ile eser üzerinde mirasçılık durumu nedeniyle birden fazla
kimsenin hak sahibi olabilmesi de mümkündür. Bu hâllerde
de bunların hepsi ile ya da atayacakları müşterek temsilci
ile sözleşme yapılmalıdır. Aksi hâlde, yapılan sözleşme
ile hakların devralmdığı kabul edilmez.

Eserde değişiklik yapma izni
Eser sahibinin izni olmaksızın eserde ya da eser sahibinin
adında herhangi bir değişiklik yapılamaz (FSEK m. 16). Bu
nedenle bilhassa eser isminin nasıl tayin edileceği ve eserde
değişiklik, ekleme ya da değiştirmelerin yapılması öngörülüyor
ise bu hususlar sözleşmeye mutlaka geçirilmelidir.
Her halükarda, eser sahibi kayıtsız şartsız değişikliğe izin
vermiş olsa bile bu değişiklik hakkı yine de dikkatli kullanılmalıdır.
Bilhassa eser sahibinin şeref ve haysiyetine aykırı
düşebilecek değişikliklerden mutlaka kaçınılmalıdır.

Adın belirtilmesi
Eserde mutlaka eserin sahibinin adı ya da isteğine göre
müstear adı gösterilmelidir.

Eser sahibi ya da yetkili kimse ile sözleşme yapılması
Yayın sözleşmelerinde eserin asıl sahibi ya da eserin yasal
mali haklarının sahipleri ile sözleşme yapılması gerekir.
FSEK m. 54'e göre mali bir hakkı yahut kullanma iznini
devre yetkili olmayan bir kimseden devralan kimsenin kazanımı,
devralan iyi niyetli olsa bile konulmayacaktır.

Buna karşılık bir yazarın kitabını yayınlattığı yaymevindekine
benzer içerikli bir kitabın yayınlanmasına sözleşme
hükümleri ile engel olmak mümkündür. Bu durum, bir rekabet
sınırlaması teşkil etmeyip yayınevinin kendi hakkını
koruması anlamına gelmektedir.

Eserde yapılacak güncellemelere ilişkin sözleşme
şartları
Hazırlanan sözleşme örnekleri, eserin daha sonra değiştirilmemesi
esası üzerine kurulmuştur. Ancak eserler, zaman
içinde güncellenmesi gereken türden ise, sözleşmeye mutlaka
eserlerin güncelleştirme takvimi eklenmeli, gerekirse
bu süre sonrasında fesih ya da cezai şart öngörülmelidir.
Böylece yatırım yapılan eserin sonraki semerelerinden eksiksiz
bir şekilde istifadesi sağlanmış olur.

Sözleşmede güncelleştirmelerin asıl olarak eser sahibi tarafından
yapılacağı; ancak eser sahibinin muvafakati ile bir
üçüncü kişinin de güncelleştirmeleri yapabileceği kararlaştmlabilir.
Böylece bilhassa test, soru ve ders kitaplannda
bu şekilde yazar dışında kimselerin de esere ilave veya
güncelleme yapabilmesi sağlanmış olur.

Çalışanların eserleri
Bazı yayınevleri, çalışanları ya da sadece bu iş için ücret
ödedikleri kimselerin eserlerini basmaktadırlar. Bu ihtimalde
yayınevi, kanun gereği, eserin mali haklarının sahibi
olur (FSEK m. 18/11). Ancak burada da dikkat edilmesi gereken
husus, yayınevinin eser üzerinde manevi haklara sahip
olamadığıdır. Bu nedenle yayınevi, eser sahibinin manevi
haklarına halel getirici bir işlem yapmamalıdır.

İntihal
Kanunlarda "intihal" kavramının bir tanımı yapılmamıştır.
Arapça kökeni itibariyle "aşırma" da denilen intihal "Bir eseri
kısmen veya tamamen kendisine mal etme, söz ve yazı hırsızlığı,
eser çalma, edebî hırsızlık" anlamlarına gelmektedir.
Başka bir ifade ile bir kişinin eserinde başka kişilerin ifade,
buluş veya düşüncelerini kaynak göstermeksizin kendisine
aitmiş gibi kullanması, intihal demektir.

FSEK'in, ceza davalarından "manevi haklara tecavüz" konusunu
düzenleyen 71/11. maddesinde, "kanunun hükümlerine
aykırı olarak kasten başkasının eserini kendi eseri veya kendisinin
eserini başkasının eseri olarak gösteren, kaynak göstermeyen
veya yanlış yahut kifayetsiz veya aldatıcı kaynak gösteren"
kişilerin suç işlemiş olduğu ve cezalandırılacağı hükme
bağlanmıştır. Görüldüğü üzere maddede, "intihal" kavramı
kullanılmamakta fakat intihalin içeriği belirtilmektedir.
FSEK'in öngördüğü koruma eserin tamamı
kadar, eserin parçalarımda kapsar (FSEK m. 13/11). Bu
sebeple, eserin belli bir parçasından yararlanırken de kaynak
gösterilmesi zorunludur. Aksi hâlde intihal oluşur. Buna göre
intihalin iki şeklinden söz edebiliriz:
i) Alıntı ifadeler ve fikirler
için kaynak göstermemek;
ii) Ödünç alman ifadeleri tırnak
içinde yazmamak ve kaynak göstermemek.
İntihal, yukarıda belirtildiği gibi kanunumuzda hem ceza

hem de hukuk normları ile yaptırıma tabi tutulmuştur.

Esinlenme
Esinlenme ise intihalden tamamen farklıdır. Esinlenmede
bir kitabın ana fikri ya da düşüncesinin farklı ifadelerle aktarılması
söz konusudur. Fikrî hukuk, bizatihi düşünce ve
fikri korumaz, bilakis düşünce ya da fikrin ifade biçimini
korur.

1. TELIF SÖZLEŞMES
¥I( *)


BİLİMSEL HIRSIZLIK VE CEZASI
Bilimsel hırsızlık yapanlara uygulanacak cezai yaptırım Türk hukukunda YÖK Yönetici, Öğretim Üye ve Yardımcıları Disiplin Yönetmeliği dışında, 5 Aralık 1951 tarih ve 5846 sayılı Fikir Sanat Eserleri Kanunu’nda düzenlenmiştir. Türk Ceza Kanunu (TCK) ise basit hırsızlığı tanımlamıştır: ‚MADDE 141. - (1) Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak.‛ TCK’na göre ekonomik bir değer taşıyan her türlü enerji taşınır mal sayılmaktadır.
Fikir Sanat Eserleri Kanunu’nun (FSEK) 71’nci maddesinin (değişik madde: 01/11/1983 - 2936/1; değişik madde: 23/01/2008-5728 S.K./138) 1-5’nci fıkralarında intihal olayına karışan kişiye verilecek cezalar belirtilmiştir. Fikir Sanat Eserleri Kanunu Madde 71, bend 2 ve 5 şöyledir: ‚Başkasına ait esere, kendi eseri olarak ad koyan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır. Bu fiilin dağıtmak veya yayımlamak suretiyle işlenmesi halinde, hapis cezasının üst sınırı beş yıl olup, adli para cezasına hükmolunamaz. Bend 3: Bir eserden kaynak göstermeksizin iktibasta bulunan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır. Bend 5: Bir eserle ilgili olarak yetersiz, yanlış veya aldatıcı mahiyette kaynak gösteren kişi, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.‛
FSEK’nun 71’nci maddesinin 4’ncü bendi ise, FSEK’nun 32, 33, 34, 35, 36, 37, 39 ve 40’ncı maddelerde sayılan hallerde kaynak gösterilmemesini, yanlış, yetersiz veya aldatıcı kaynak gösterilmesini suç olarak kabul etmiş ve cezai yaptırıma bağlamıştır. Usulünce kaynak gösterilmeksizin yapılan yolsuz iktibas, amacın haklı kıldığı oran aşılsın ya da aşılmasın, intihal suçunu oluşturur. FSEK’nun 35/son bendinde , ‚intihal, caiz olmayan aktarma‛ olarak tanımlanmıştır. FSEK’nun 34/son bendinde ise ‚caiz olan alıntılarda eser ve eser sahibinin adı mutad şekilde zikredilmek icap eder‛ denmiştir (Erel, 1998).
Türk Ceza Kanunu’nun 53, 54 ve CMK’nun 325’nci maddelerinde ve 5846 sayılı ilgili yasada açıkça intihal olayı basit bir eylem değil tam tersine manevi ve mali haklara bir tecavüz olarak nitelendirmiştir. İntihal olayları adi suçlar kapsamında ele alınmış ve en ağır şekilde cezalandırılması öngörülmüştür Bu sebeple meslek vakar ve haysiyetine uymayan, yüz kızartıcı ve utanç verici sayılan intihal suçunun yaptırımı, öğretim mesleğinden çıkarmadır.
YÖK Genel Kurulu, disiplin yönetmeliğinde intihal suçuyla ilgili yeni bir düzenleme yaparak iki yıllık zamanaşımı sınırlamasını kaldırmıştır. YÖK Genel Kurulu, intihal için suçun sürmesi, intihale konu eserin her hangi bir şekilde alınıp satılıyor olması, kütüphanelerde bulunması ve internet ortamından ulaşılması, eserin başka bir amaç için kullanılması durumlarında zamanaşımının geçerli olmayacağına karar vermiştir.
3 Haziran 2005 tarihinde yapılan YÖK Genel Kurulu’nda, Disiplin Yönetmeliğinin zamanaşımı ilgili maddesinde yer alan, ‚Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içerisinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar‛ hükmü kaldırılmıştır.
Yenilenen maddeye göre, intihale ilişkin suçlarda şu durumlarda zamanaşımı dikkate alınmayacaktır: Suçun devam etmesi, intihale konu eserin herhangi bir şekilde alınıp satılıyor veya kütüphanelerde bulunuyor veya internet ortamında ulaşılabiliyor ve bu suretle yazarları veya üçüncü kişiler tarafından kullanılıyor veya yararlanılıyor olması, yazarın veya yazarların intihale konu teşkil eden eserden başka bir esere alıntı yapması veya yapmaları veya atıfta bulunması veya bulunmaları, eserin başka bir amaç veya yarar sağlamak üzere kullanılması, eserin kaynak veya dayanak gösterilerek, hukuki veya bilimsel bir karar alınmış olması veya işlem yapılması6.
YÖK Yönetici, Öğretim Üye ve Yardımcıları Disiplin Yönetmeliği’ne göre intihal suçunun cezası üniversite öğretim mesleğinden çıkarma olarak belirlenmiştir.

http://akademikcurume.blogspot.com/2011/06/bilimsel-yolsuzluk-kapsaminda.html

buna göree kitap yazmak başına belayı almak demek .. hangi birine uyabileceksin.. en iyisi hiç heveslenmemek
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 09-16-2012, 22:01   #28
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ > Genelgeler


22.03.2002 tarih ve 1280 sayılı "Yayın Genelgesi"

KONU : Bilimsel yayınlar.

GENELGE

Bilimsel çalışmalarında başkalarının eserlerinden yararlanacak olanların, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 34 ve 35. maddelerindeki ölçüleri aşmaması gereklidir. Kanunun 34. maddesi gereğince, maksadın haklı kılacağı bir nispeti aşmamak kaydıyla, eğitim-öğretim amaçlı olarak başkalarına ait eserlerden iktibas(alıntı) yapılarak, bir seçme veya toplama eser hazırlanması mümkündür. Ancak bu yapılırken üç temel şartın birlikte gerçekleşmesine dikkat edilecektir;

- Asıl eser sahibinin meşru haklarına zarar verilmemesi,

- Hazırlanan eserin telif değil, eğitim- öğretim amaçlı bir seçme/toplama eser olması,

- Asıl eserden yararlanmanın maksadın haklı kılacağı bir nispette olması. (örneğin bir şiir kitabından herhangi bir şiirin edebiyat dersi için hazırlanmış bir toplama esere alınmış olması gibi)

Kanunun 35. maddesi ise telif eser hazırlanırken (iktibas)alıntı yapılması hususuna açıklık getirmektedir. Maddeye göre, alenîleşmiş bir eserin bazı cümle ve fıkralarının müstakil bir ilim ve edebiyat eserine alınması mümkündür. Ancak bunun için iktibasın belli olacak şekilde yapılması, ilim eserlerinde, iktibas hususunda kullanılan eserin ve eser sahibinin adından başka bu kısmın alındığı yerin belirtilmesi lazımdır.

İktibasın ne ölçüde ve nasıl yapılacağı, uygulamada en çok karşılaşılan sorunlardan biridir. 35. Madde bu soruyu büyük ölçüde cevaplamaktadır. Yargı kararlarıyla da açıklık getirilen iktibasın(alıntının) şartları;

- Yapılacak alıntının yeni eserin bağımsızlığını ve özelliğini ortadan kaldıracak, asıl esere olan ihtiyacı giderecek ölçüye varmaması,

- Başka eserlerden yapılan alıntılara rağmen yeni eserin sahibinin bağımsız fikri çalışmasını yansıtması, bir başka deyişle özellik taşıyan ayrı bir eser sayılması,

- Gerek eserin tümü, gerekse bölümleri itibarıyla yeni eserin, daha ziyade alıntı yapılan eserin özelliklerini yansıtmaması,

- Alıntının yazarın görüş, düşünce ve duygularını desteklemek üzere veya bir konunun daha iyi aydınlatılmasını sağlamak için, bu maksadın haklı kılacağı bir nispette yapılmış olması,

- Alıntının hangi kaynak eserden yapıldığının, kaynak eser sahibinin adının, alıntının yapıldığı kısmın kaynak eserin neresinden ve hangi sayfasından yapıldığının yeni eserde açıkça belirtilmesi,

olarak sıralanabilir.


Yukarıda açıklanan hükümlere aykırı davranışın yaptırımları aynı kanununun 66-75. maddelerinde düzenlenmiştir. Maddi ve manevi tazminat ile men davaları yanında, özellikle 71-75. maddelerde 2001 yılında yapılan değişiklik ile 4-6 yıl arasında değişen hapis cezası ve bununla birlikte oldukça yüksek miktarda para cezası verilmesi öngörülmektedir.

Ayrıca Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliğinin 11/a-3 maddesinde de "bir başkasının bilimsel eserinin veya çalışmasının tümünü veya bir kısmını kaynak belirtmeden kendi eseri gibi göstermek" fiili üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezası gerektiren suçlar arasında sayılmıştır.

Tüm öğretim elemanlarımızın, gelecekte sözü edilen konularda mağdur olmamaları için, bilimsel çalışmalarını bu Genelge ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak yürütmeleri hususunda gereğini rica ederim.



Prof.Dr.İsmail ÇALLI
Rektör

http://www.hukuk.sakarya.edu.tr/inde...ge&gid=g_yayin
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 09-16-2012, 22:17   #29
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

İntihal kanıtlandı
Yazar Rıfat Bali, kitaplarından izinsiz alıntı yaptığı gerekçesiyle Hakan Akdoğan’ın aleyhine açtığı tazminat davasını kazandı. Mahkeme Akdoğan’ın izinsiz alıntı yaptığı bölümlerin kitaplarından çıkarılması kararı verdi
YASEMİN BAY

Araştırmacı, yazar Rıfat N. Bali’nin, yazar Hakan Akdoğan’a açtığı intihal davası sonuçlandı. Bali, 2007’de yayımlanan “Musa’nın Evlatları Cumhuriyetin Yurttaşları” ve 1999 tarihli “Bir Türkleştirme Süreci” adlı eserlerinden izinsiz alıntı yaptığı iddiasıyla Ocak 2008’de Akdoğan’a dava açtı. Dava konusu olan alıntılar Akdoğan’ın Aralık 2007’de Doğan Egmont’tan yayımlanan “Struma Karanlıkta Bir Ninni” adlı kitabında yer alıyordu. 4 yıl süren dava sonucunda Akdoğan’ın “Struma Karanlıkta Bir Ninni” adlı kitabında Bali’nin her iki eserinden izinsiz alıntı yaptığı kesinleşti.
İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin kararına göre, Akdoğan’ın “Struma Karanlıkta Bir Ninni” adlı kitabının 67-68., 93., 110-111., 145. Ve 150-153. sayfalarındaki alıntıların eserden çıkarılmasına karar verildi. Ayrıca mahkeme dava kararının özetinin, masrafı davalılardan alınmak suretiyle ülke genelinde yayımlanan tirajı yüksek üç gazetede birer kez ilanına hükmetti.
Konu üzerine görüştüğümüz Rıfat Bali, Akdoğan’ın kitabını okurken izinsiz alıntıları farkettiğini vurguladı: “Akdoğan’a Ocak 2008’de intihal davası açtık. Tazminat olarak da bu intihal olayının en yüksek tirajlı gazetelerde ilan edilmesini istedik. Özellikle tazminat istemiyorum. Çünkü ben işin parasında değilim, bu intihal hadisesinin ayıp olduğunu anlatmak için yaptım bunu. Cümle alemin farkına varmasını istiyorum. Bir sürü böyle roman yazan insanlar var; başkalarının kitaplarından kullanıp kullanıp ‘kurgudur kaynak göstermeye gerek yok’ diyorlar.”
Bali, her iki kitabından çokça alıntı yapıldığını da belirtti: “Akdoğan kaynak gösterseydi yine itirazım olmazdı. Davayı açtıktan sonra beni arayıp ‘Sizi beğeniyorum, sizden çok faydalanıyorum’ dedi. Ben de ‘o zaman kaynak gösterseydin’ dedim” diye konuştu.


Neyi anlatıyorlar?
Hakan Akdoğan “Struma Karanlıkta Bir Ninni” adlı kitabında İkinci Dünya Savaşı’nda Nazilerden kaçan Yahudileri Filistin’e götürmek için yola çıkan ve İstanbul açıklarında batan Struma adlı gemi ile 12 Eylül’ü bir araya getiriyor.
Bali’nin “Bir Türkleştirme Süreci” adlı eseri Cumhuriyet’ten günümüze Türkiye Yahudilerinin tarihini belgelerle ortaya koyuyor. “Musa’nın Evlatları Cumhuriyetin Yurttaşları”nda ise azınlıklar devlet-kamuoyu ilişkilerini belli olaylar üzerinden tüm yönleriyle araştıran Bali, bir Yahudi ailesinin öyküsünü, Hareket Ordusu’ndaki Yahudi Taburu’nu, Manisa Moris Şinasi Hastanesi’ni ve İkinci Dünya Savaşı yıllarındaki boykot girişimlerini anlatıyor.

http://gundem.milliyet.com.tr/intiha...83/default.htm

intihal olayını kanıtlamak zor değil alırsın iki eseri yanyana korsun.. bu işten anlamayan üçüncü bir şahsa ikisi aynı mı diye sorarsın aynı derse bu inithaldir.
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 09-16-2012, 22:23   #30
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Unhappy

Alıntı:
Kayıtsız Üye´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin kararına göre, Akdoğan’ın “Struma Karanlıkta Bir Ninni” adlı kitabının 67-68., 93., 110-111., 145. Ve 150-153. sayfalarındaki alıntıların eserden çıkarılmasına karar verildi. Ayrıca mahkeme dava kararının özetinin, masrafı davalılardan alınmak suretiyle ülke genelinde yayımlanan tirajı yüksek üç gazetede birer kez ilanına hükmetti.
Konu üzerine görüştüğümüz Rıfat Bali, Akdoğan’ın kitabını okurken izinsiz alıntıları farkettiğini vurguladı: “Akdoğan’a Ocak 2008’de intihal davası açtık. Tazminat olarak da bu intihal olayının en yüksek tirajlı gazetelerde ilan edilmesini istedik. Özellikle tazminat istemiyorum. Çünkü ben işin parasında değilim, bu intihal hadisesinin ayıp olduğunu anlatmak için yaptım bunu. Cümle alemin farkına varmasını istiyorum.
http://gundem.milliyet.com.tr/intiha...83/default.htm
Ayrıca mahkeme dava kararının özetinin, masrafı davalılardan alınmak suretiyle ülke genelinde yayımlanan tirajı yüksek üç gazetede birer kez ilanına hükmetti.

onur kırıcı
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
hukuku, örnekleri, telif, yayın sözleşmesi

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
çocuk hakları sempozyumu tususev Kongre - Sempozyum - Panel - Organizasyon - Seminerler 0 05-22-2012 07:05
çocuk hakları sempozyumu tususev Kongre - Sempozyum - Panel - Organizasyon - Seminerler 0 05-15-2012 21:06
tusdatadan telif haklarına saygısızlık yurolog TUS Güncel 1 09-27-2011 12:08
İşte Hekim Hakları.... aerol Genel Mesleki Konular 0 07-26-2011 08:07
Hasta Hakları aygun_58 Türkiye ve Dünyadan Sağlık Haberleri 5 07-31-2009 21:08


Şu Anki Saat: 15:06


Powered by vBulletin
Copyright © 2000-2009 Jelsoft Enterprises Limited.
www.stetuskop.com