www.steTUSkop.com ; TIP ve TUS'un MERKEZi ! Doğruların TEK Adresi !

Geri git   www.steTUSkop.com ; TIP ve TUS'un MERKEZi ! Doğruların TEK Adresi ! > MESLEKİ KATEGORİ > İdari Kurumlar / TIP Eğitim Kurumları > TTB

TTB Türk Tabipleri Birliği

2933 (0 Kayıtlı Ve 2933 Misafir Üye Bulunmaktadır.)
Anasayfa İletişim TUS Güncel TUS Dersaneleri TUS Hazırlık Yabancı Dil ve TUS Mecburi Hizmet YDUS Tus Rehberi DUS
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 09-24-2016, 20:48   #21
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Hekimlerden Prof. Dr. Erez'e istifa çağrısı
Ana Sayfa» GÜNDEM22.09.2016 15:43
Hekimlerden Prof. Dr. Erez'e istifa çağrısıİstanbul'da görev yapan bir grup hekim, terör örgütü elebaşısı için "Kürt halkının temsilcisi Apo'dur" ifadelerini kullandığı iddia edilen İstanbul Tabib Odası Başkanı Prof. Dr. Selçuk Erez'i istifaya davet etti
İSTANBUL (AA) - İstanbul'da görev yapan bir grup doktor, terör örgütü PKK elebaşısı Abdullah Öcalan'la ilgili, "Kürt halkının temsilcisi Apo'dur" ifadelerini kullandığı öne sürülen İstanbul Tabib Odası Başkanı Prof. Dr. Selçuk Erez'i istifaya davet etti.

Cağaloğlu'ndaki İstanbul Tabip Odası binası önünde toplanan bir grup hekim, Prof. Dr. Erez'i protesto etti. Verdiği bir röportajda, "Kürt halkının temsilcisi Apo'dur. Barışa inanıyorsak bir an önce masa başına oturmalıyız" dediği iddia edilen Erez'i kınayan grup, istifa çağrısında bulundu.

Grup adına açıklama yapan eski İstanbul Tabib Odası Genel Sekreteri Doç. Dr. İrfan Gökçay, bu durumun kabul edilemez olduğunu ve Erez’in hüküm giymiş bir suçluyu övdüğünü belirterek, "Erez'in barış için Kürt siyasi iradesinin taleplerine teslim olmamızı vaaz eden çağrılarını kabul etmiyoruz. Açıklama ve eylemlerinde Türkiye Cumhuriyeti'nin temel ilkeleri ile ilgili kaygı duymadığını üzülerek saptadığımız İstanbul Tabib Odası Başkanı Erez derhal istifa etmelidir." diye konuştu.

Erez'in bir röportajda terör örgütü elebaşısı ile ilgili kullandığı ifadelere dikkat çeken ve bunun kabul edilemez olduğunu ifade eden Gökçay, şöyle devam etti:

"Erez'in bu konuşma ve açıklamalarında Türkiye'nin toprak bütünlüğü, ulusal birlik, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel ilkeleri ile ilgili bir kaygı duymadığı çok açıktır. Oysa Lozan Barışı ile çizilen sınırlarımızın ve aynı antlaşmanın hükümleri içinde yer alan yurtta barışın ilkelerinin değiştirilmesi için günümüzde çok yoğun bir saldırıyla karşı karşıya olduğumuz ortadadır. Terör yoluyla etnik ayrılık taleplerini dayatan bir örgütün varlığı gözden kaçırılmakta, istenirse bu terör eylemleri devlet tarafından durdurulabilirmiş gibi görülmektedir. Terör örgütü PKK ve elebaşını destekleyen açıklamanın çarpıtma olduğunu ifade etmesine karşılık, ne İstanbul Tabib Odası ne de basında herhangi bir tekzip veya düzeltme girişiminde bulunulmadığını da belirtmekte yarar var. Hekimler artık bu yükü taşıyamazlar. Erez derhal istifa etmelidir."

Eski İstanbul SGK İl Müdürü Dr. Hikmet Çevik de, Prof. Dr. Erez'i istifaya davet ederek, "İstanbul Tabib Odası Başkanı ve yönetimi barış konusunda samimi ve tutarlı olmak için başta ABD olmak üzere Batılı devletlerden aldıkları destekle etnik ayrılık peşinde silaha sarılan ve güvenlik güçlerine saldıran terör örgütü PKK'ya açıkça tavır almak zorundadır." ifadelerini kullandı.

Grup üyeleri açıklamanın ardından dağıldı.

AA
http://www.memleket.com.tr/hekimlerd...si-950333h.htm
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla

     

Alt 09-24-2016, 20:50   #22
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

PKK doktor katletti TTB sustu
Diyarbakır’da teröristlerce katledilen doktor Abdullah Biroğul toprağa verildi. Türkiye Tabipler Birliği, PKK’nın vahşetini ört bas etmeye çalıştı

Diyarbakır’ın Kulp ile Lice ilçeleri arasında yol kesen PKK’lı teröristlerin, otomobiline otomatik silahlarla ateş açarak katlettiği, Kulp Toplum Sağlığı Merkezi doktoru Abdullah Biroğul toprağa verildi. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu Biroğul, ilk tercihi olan memleketi Diyarbakır’a atanmıştı. 26 yaşındaki doktorun amacı, önce doğduğu büyüdüğü topraklara olan borcunu ödemekti. Ancak gözü dönmüş katiller, bunu genç doktora çok gördü. Kürtlerin haklarını savunduklarını zanneden bölücü teröristler, Biroğul’u katlederek, asıl kurşunu; onun gece gündüz demeden hizmet verdiği, hastalarına sıktı.

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Biroğul’un öldürülmesi ile ilgili, “Bunun herhangi insani bir değerle izahı yok. İnsanlık dışı, hunharca, kalleşçe demek doyurmuyor ve karşılığını bulmuyor” dedi.

TBB’den skandal açıklama

Türkiye Tabipler Birliği’nden ise utanç verici skandal bir açıklama geldi. Birlik yaptığı açıklamada, PKK’nın isminin geçmesinden özenle kaçındı. Muğlak ifadelerle PKK vahşetinin üzerini örtmeye çalışan Türkiye Tabipler Birliği, genç doktor Abdullah Biroğul’un katilinin “herkes” olduğunu iddia etti. PKK’ya, siyasi uzantısı olan HDP’ye ve terör örgütünün vahşetini destekleyen medya kuruluşlarına tek kelime söyleyemeyen Türkiye Tabipler Birliği şiddet ortamını önlemesi için Meclisi ve hükümeti göreve davet etti.

HDP utanmadan sordu

PKK’nın sağlık çalışanlarını katletmesini,hastanelere ve ambulanslara saldırmasını,görmezden gelen HDP’li milletvekillerinden Saadet Becerikli ise Batman’ın Beşiri ilçesinde hizmete açılması geciken devlet hastanesi için TBMM’ye soru önergesi verdi.



Meslektaştan iğrenç tweet

Öte yandan Edirne’de Sülüçoğlu İlçe Hastanesi’nde görev yapan bir doktor da, PKK’nın Kulp’ta katlettiği meslektaşı Abdullah Biroğul için alçak bir tweet attı. Dr. Selçuk Kılıçkov, PKK’nın öldürdüğü meslektaşı için “sevindim” dedi. Sağlık Bakanlığı tweet’le ilgili Selçuk Kılıçkov hakkında inceleme başlattı.

TTB’den PKK propagandası
Türk Tabipler Birliği (TTB) Moskova’da düzenlenen Dünya Tabipler Birliği Genel Kurulu’na skandal bir rapor sundu.


Haber Merkezi

Terör örgütü PKK ağzıyla yazılan raporda güvenlik güçlerinin Güneydoğu’daki operasyonlarda sağlık çalışanlarına, hastaneler ve ambulanslara saldırdığı iddia edildi. TTB yönetiminin iddialarını uluslararası kamuoyuna taşıması eleştirilere neden oldu. Tıp Kurumu Başkanı Dr. Mehmet Altınok ve Genel Sekreter

Dr. Ali Rıza Üçer, TTB yönetiminin PKK’yı meşrulaştırdığını vurguladı. TTB’nin Dünya Tabipler Birliği ile birlikte 26-27 Şubat’ta İstanbul’da düzenlenecek sempozyumda konuyu bir kez daha gündeme getireceği uyarısında bulunan Altınok, tüm hekimleri göreve çağırdı. l HABER MERKEZİ
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 09-24-2016, 20:52   #23
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Bir Dizi Yakışıksız Faaliyetin Ardından… TTB Merkez Konseyi Üyesi Dr. Fatih Sürenkök Hastanedeki Görevinden Uzaklaştırıldı! Yazdır PDF
29 MART 2016
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyesi Dr. Fatih Sürenkök İzmir Valiliği’nin kararıyla bugün (29.3.2016) görevinden uzaklaştırılmıştır.

Karara gerekçe olarak, Dr. Sürenkök’ün 15.12.2015 tarihinde saat 19:00’da Diyarbakır Sur’daki sokağa çıkma yasağına ilişkin İzmir’de yapılan basın açıklamasındaki sözleri ve toplantı sırasında atılan sloganlar gösterilmiştir. Söz konusu konuşmasında Fatih Sürenkök, sokağa çıkma yasakları nedeniyle halkın sağlık hizmetlerine erişiminde yaşanan güçlükleri, hastaların hastanelere ulaşamadığını, orada çalışan hekimlerin ve sağlıkçıların zorluklarını aktarmış ve bunların düzeltilmesini talep etmiştir.

Açıklamadan bir gün sonra İzmir Tabip Odası bir basın açıklamasıyla, TTB Merkez Konseyi’ni PKK’nın siyasi hedefleri doğrultusunda faaliyet gösteren örgütlerle eylem birliği içinde olmakla suçlamış, Dr. Fatih Sürenkök’ün konuşmasını içeren video Oda’nın internet sitesinden hedef gösterir biçimde paylaşılmıştır.

(İlgili bağlantı için tıklayınız.)

İzmir Tabip Odası’nın bu karalama faaliyetini izleyerek Balıkesir Tabip Odası da benzer bir açıklamada bulunmuştur.

(Link kaldırılmıştır; ekran görüntüsü için tıklayınız.)

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmuş, Dr. Fatih Sürenkök hakkında çalıştığı hastanede disiplin soruşturması başlatılmıştır.

Soruşturma çerçevesinde Dr. Sürenkök’e henüz tek bir soru sorulmuş, ifadesine başvurulmuş değildir.

Hal böyleyken Dr. Sürenkök “görevi başında kalmasında sakınca görülerek” Valilik kararıyla hastanedeki görevinden uzaklaştırılmıştır.

İzmir Tabip Odası bugün (29.3.2016) yaptığı açıklamada Sürenkök’ün sözleri nedeniyle hakkında soruşturma açılmasının ve görevden alınmasının fikir özgürlüğüne aykırı olduğunu bildirmiştir!

(İlgili bağlantı için tıklayınız.)

Bir ortopedi hekiminin sadece bir basın açıklamasında yaptığı konuşması sebebiyle açılan soruşturma sürerken hasta görmesi, ameliyat yapmasının soruşturmayı nasıl ve ne şekilde aksatacağı sorusunun mantıklı bir yanıtı yoktur. Ama Türkiye’de gelinen noktada çarpıcı göstergeler vardır:

1. Türkiye’de demokratik teamüllerden, akademik meslek birliklerinin alanlarına dair tespitlerini kamuoyuyla paylaşılabilmesinden, hukuk düzeninden söz edebilmenin olanağı kalmamıştır.

2. Dr. Sürenkök İzmir Tabip Odası yönetim kurulu adayıdır. Oda seçimlerine yaklaşılırken oda yönetim kurulu üyeliği için aday olan bir hekimin hukuksuz bir biçimde görevden uzaklaştırılmasıiktidarın seçimlere müdahalesi anlamına gelmektedir. Bu süreçte bazı tabip odası yönetimleri "iktidarla işbirliği içinde oldukları" görüntüsü vermektedir.

Türkiye’de demokratik mesleki kitle örgütlerinin bağımsızlığı ağır bir saldırı altındadır. İktidarın her yere ve her şeye sahip olma tutkusuyla meslek kuruluşlarını da ele geçirme arzusunun bu tutumu izah edeceği muhakkaktır. Böyle bir ortamda mevcut iktidarın Türkiye’deki sağlık ortamına ve hekimliğe verdiği zararları gören herkes bu ortamı değiştirmeye katkı vermelidir. İktidarın meslek örgütümüz üzerindeki kontrolünü kolaylaştıran her tutum yanlıştır.

Fatih Sürenkök’ün halkın sağlığına dair TTB Merkez Konseyi’nin ve genel olarak hekimlerin kaygılarını dile getirmesi üzerine en temel özgürlük olan ifade özgürlüğünü engellemek, yıldırmak, gözdağı vermek, yargısız infazlara girişmek kabul edilemez..

Aynı şekilde; hayata bakışları ne denli farklı olursa olsun kimi hekimler halkın sağlığına yönelik kaygılarını ifade eden meslektaşlarını, kendi sözleri için bile değil, “etrafta atılan sloganları” gerekçe göstererek etiketlerler, onu yargısız infaza tabi tutarlar, konusu suç olan fiilleri ona atfederler, ihbar faaliyeti görüntüsü veren açıklamalar yaparlarsa bu da insafa, ahlaka ve vicdana sığmayacak bir tutum olur.

Elbette, gerek hekimlik etik değerleri ve gerekse hukuki yönden bu ibretlik olayın gereği yerine getirilecektir.

Dr. Fatih Sürenkök’ün hukuksuzca, insafsızca, anti demokratik biçimde görevden alınmasının utancı bu sürece “emeği geçenlerin” üzerindedir.

Türk Tabipleri Birliği evrensel hekimlik değerlerini ve halkın sağlık hakkını korumak için mücadeleye devam edecektir.

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi



Dr. Fatih Sürenkök kimdir?

1959 Malatya doğumlu. 1982 Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı. S.B. Tepecik EAH Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği'nde çalışıyor. İzmir Tabip Odası 2000-2004 Yönetim Kurulu Başkanı, 2004-2006 Onur Kurulu üyesi, 2006-2012 ve 2012-2014 Yönetim Kurulu üyesi. Türk Tabipleri Birliği 2010-2012 Yüksek Onur Kurulu üyesi, 2012-2014, 2014-2016 Merkez Konseyi üyesi.
http://www.ttb.org.tr/index.php/Habe...nkok-6032.html
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 09-24-2016, 20:54   #24
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

"TTB yöneticileri neden HDP/PKK diliyle konuşuyor?"Ana Sayfa» Yazarlar» Selcan TAŞÇI15.02.2016 00:00Selcan TAŞÇIselcantasci@gmail.com


Tıp Kurumu Başkanı Dr. Mehmet Altınok ve Genel Sekreter Dr. Ali Rıza Üçer, Türk Tabipleri Birliği'nin, terörle mücadele operasyonlarıyla ilgili olarak, PKK'nın oluşturmaya çalıştığı algıya paralel açıklamalarının uluslararası etkileri konusundaki kaygılarını içeren geniş bir değerlendirme yollamışlar.Dünya Tabipleri Birliği (DTB)'nin, 17 Ekim 2015'te yaptığı açıklamada, Türk Tabipleri Birliği Başkanı Bayazıt İlhan'ın "Sağlık çalışanlarına ve sağlık kurumlarına saldırıların halkı yıldırma amaçlı bir siyasi enstrüman olarak kullanıldığına ilişkin işaretler var, yaralıların sağlık kuruluşlarına erişimi güvenlik kuvvetlerince engelleniyor, ambulanslar ve sağlık kuruluşları düzenli olarak hedef alınıyor" sözlerine atıf yaptığını hatırlatan Tıp Kurumu yöneticileri, bunun, TTB'nin 14-17 Ekim 2015'te Moskova'da düzenlenen DTB Genel Kurulu'na sunduğu "Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesinde 20 Temmuz 2015 Sonrası Çatışma Döneminde Sağlık Hizmetleri Hızlı Değerlendirme Araştırması" başlıklı rapordan kaynaklandığının altını çiziyor.İsyanı meşrulaştırıyorlar"TTB yöneticileri, PKK'nın il ve ilçeleri cephaneliğe dönüştürmesini, hendekler kazarak güvenlik güçlerine ve sivillere topyekûn saldırı başlatmasını, yüzlerce güvenlik görevlimizi ve sivili öldürmesini, yaralamasını, hastanelere, okullara***** saldırmasını, ambulansları yakıp yıkmasını çatışan taraflar açısından uyulması gereken kurallar diye meşrulaştırma ve dengeleme çabasına giriyordu. Raporun dili HDP/PKK cephesinin diliydi. TTB raporuna göre çatışan iki taraf vardı, T.C. Devleti ve PKK.*****PKK'nın Kürdistan hayalini gerçekleştirmek için öne sürdüğü taleplerin hayata geçirilmesi için kalkışmanın meşrulaştırılması ve sorunun uluslararası platformlara taşınması gerekiyordu. Sokağa çıkma yasaklarının kaldırılması amacıyla AİHM'e başvurulması bunun örneklerinden biriydi. Bu mücadelede küresel iş birlikçi sivil toplum örgütlerinin, meslek birliklerinin, sendikaların desteği de yaşamsal önemdeydi" diyen Tıp Kurumu Başkanı Altınok ve Genel Sekreter Üçer'in Türk Tabipleri Birliği raporundan yaptığı alıntılar akıl almaz:Akıl almaz suçlamalar"... Güneydoğu Anadolu'daki kentlerde 20 Temmuz 2015 sonrası çatışma ve kaos ortamında özellikle devletin güvenlik güçlerinin sağlık çalışanlarına, kurumlarına ve araçlarına yönelik açık saldırıları olmuştur...*****Asker-polis eşi olan sağlık çalışanları PKK militanlarını tedavi eden personeli dışlıyor. Sağlık çalışanlarına ve kurumlara yönelik bu saldırılar ne yazık ki dört sağlık çalışanının hayatın kaybetmesine neden olmuştur..."(s.23)*****"...Eczacı Yunus Koca, silahlı saldırı sonucunda, Şırnak'ta Hemşire Eyüp Ergen tanık ifadelerine göre özel harekât polisleri tarafından, Beytüşşebap'ta ambulans sürücüsü Seyhmus Dursun tanık ifadelerine göre özel harekât polisleri tarafından öldürülmüştür. Hemşire Sabri Enük ise yaralanmıştır. Tunceli'de bir ambulansın emniyet güçlerince hedef alınması sonucu parçalanan cam ATT personelini boynundan yaralamıştır..." (s.24).Maksat Türkiye'yi yargılatmakAltınok ve Üçer'e göre, TTB'nin "sözde tanık ifadeleri" üzerinden "devlet"i hedef almasının tek bir nedeni var:Türkiye'yi "sağlık hizmetlerine erişimi bozmak", hekimleri "Hasta ve Yaralıların Özellikle Çatışma Sırasındaki Bakımlarını Düzenleyen Kuralları ihlale zorlamak"la suçlayıp, 'Cenevre Sözleşmesini ihlal'den yargılanmasına zemin hazırlamak!Eski ve yeni çok sayıda TTB yöneticisinin aynı zamanda terörle mücadele operasyonlarını "devletin işlediği suç" olarak tanımlayan akademisyenler bildirisine de imza attığını da anımsatan Altınok ve Üçer, TTB'nin "HDP/PKK paralelindeki rapor"larının, Dünya Tabipleri Birliği'nin 26-27 Şubat 2016'da, İstanbul'da yapacağı Savaş, Göç ve Sağlık Sempozyumu'nda Türkiye'nin başını ağrıtmak üzere kullanılabileceğine dikkat çekerek meslektaşlarını "bu taraflı ve sorumsuz faaliyetleri nedeniyle TTB'ye tepki göstermeye ve örgütlerine sahip çıkmaya" çağırıyor.Kaynak: "TTB yöneticileri neden HDP/PKK diliyle konuşuyor?" - Selcan TAŞÇI
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/tt...or-37207yy.htm
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 09-24-2016, 20:55   #25
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

TTB, PKK’nın ilaç vurgununa sus pus
Gündem 05 Mayıs 2016 09:39
Gezi olaylarında başrolde olan, terör örgütü PKK’nın arka bahçesi haline gelen Türk Tabipler Birliği, üzerine vazife olmayan her konuda görüş bildirirken, PKK’nın 250 milyon liralık ilaç vurgunu karşısında sus-pus oldu. Ne Türk Tabipler Birliği ne de Eczacılar Odası tek cümlelik kurumsal açıklama yayınlamadı.


Gündeme bomba gibi düşen sahte reçete vurgunu ile ilgili sağlık odalarının sessizliğe bürünmesi dikkat çekiyor. Gezi sürecinde çapulcuları tedavi için kamu hastanelerinden kaçırıldığı tespit edilen ilaçlarla ilgili yürütülen soruşturmanın ardından önceki gün bir skandal daha patlak vermiş, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatıyla başlatılan sahte reçete operasyonunda, devletin 250 milyon zarara uğratıldığı gerekçesiyle 32 ildeki aramalar kapsamında 100 kişi gözaltına alınmıştı. Politik konularda hiç gecikmeksizin bildiri yayınlayan, son olarak Meclis Başkanı İsmail Kahraman'ın yeni anayasa hakkındaki açıklamasına tepki gösteren Türk Tabipleri Birliği ile İstanbul Eczacı Odası gibi sağlıkçı kuruluşlar, kamuoyunu sarsan olayla ilgili hiçbir kurumsal açıklama yapmadı.

ÇIT ÇIKARMADILAR

Kanser ve hematoloji ilaçlarını terör örgütlerine gönderdiği belirlenen 90'ı doktor, hemşire ve eczacılardan oluşan toplam 100 şüphelinin gözaltına alındığı olayla ilgili Türk Tabipleri Birliği'nin internet sitesinden tek kelimelik dahi açıklama yapılmadı. Devleti 250 trilyonluk zarara uğratan vurgunla ilgili TTB gibi İstanbul Eczacı Odası da konu hakkında sessiz kalmayı tercih etti.

Sağlık personellerinin başrolünde olduğu skandal hakkında çıt çıkarmayan Türk Tabipleri Birliği ve İstanbul Eczacı Odası, yeni anayasa konusunda fikirlerini paylaşan Meclis Başkanı İsmail Kahraman'ı birer gün arayla hedef göstermişti.

Politik konularda ahkam kesen Türk Tabipleri Birliği, 27 Nisan'da "TBMM Başkanı Milletten Aldığı Görevi İade Etmelidir" başlığıyla yayınladığı kurumsal açıklamasında Başkan Kahraman'a tepki göstermişti. 28 Nisan'da ise İstanbul Eczacı Odası bir açıklama yayınlamış ve "Türkiye Laik Kalacak!" başlıklı metinle faaliyet gösterdikleri alanın dışına çıkmıştı. Devlet hastanelerinden ilaçların çalınarak Taksim'e ulaştırıldığı ve isyancıların bu yolla tedavi edildiği belirlenen Gezi sürecinde de aktif rol oynayan Türk Tabipleri Birliği, çapulculara müdahale eden güvenlik güçlerinin kimyasal silah kullandığı yalanını savunmuştu.

PKK VAHŞETİNİ PERDELEMEYE ÇALIŞTILAR

Türk Tabipleri Birliği, Diyarbakır'ın Kulp ilçesinde katledilen sağlık görevlisi Dr. Abdullah Biroğul hakkında yaptığı basın açıklamasında da PKK'nın isminin geçmesinden özenle kaçınmıştı. PKK'lı teröristlerin gerçekleştirdiği hain saldırı hakkında Meclis'i göreve davet eden TTB, PKK vahşetini perdelemeye çalışmıştı.

TTB ve İEO'nun görmezden geldiği İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatıyla başlatılan İstanbul merkezli sahte reçete operasyonunda 32 ilde toplam 266 adrese eş zamanlı baskın düzenlenmişti. Kanser ve hematoloji ilaçlarını PKK/PYD ve DAEŞ gibi terör örgütlerine gönderen 90'ı doktor, hemşire ve eczacıdan oluşan toplam 100 şüpheli gözaltına alınmıştı. Sahte reçeteli ilaçlarla şebekenin bugüne kadar devleti 250 milyon TL zarara uğrattığı belirtildi. Operasyonda ele geçen ilaçların özellikle İran, Irak ve Suriye'ye yasa dışı yollardan gönderildiği tespit edildi. İnsanı 2 ay gibi bir sürede canlı bombaya dönüştürebileceği belirtilen ve kişiyi sürekli halüsinasyon halinde yaşatan psikotrop türü ilaçların da el altından PKK'lı teröristlere teslim edildiği ortaya çıktı. Tıbbi kaynaklara göre, psikotrop maddeler, asıl olarak merkezi sinir sisteminde etkisini gösteren ve beynin işlevlerini değiştirerek algıda, ruh halinde, bilinçlilikte ve davranışta geçici değişikliklere neden olan kimyasallardan oluşuyor. (Yeni Şafak)
http://haberseyret.com/haber/37476/t...gununa-sus-pus
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 09-24-2016, 20:56   #26
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Türk Tabipler Birliği’nde Kimler At Oynatıyor?

Ulusal Hekim Birliği Yürütme Kurulu Üyesi Dr. Ali Rıza Uçer aşağıdaki mesajı yolladı:

TTB (Türk Tabipler Birliği) Merkez Konseyi Başkanı Dr. Gençay Gürsoy ile aynı Konsey’de yer alan Dr. İlhan Diken ve Dr. Necdet İpekyüz (2006-2008) Paris Kürt Enstitüsü öncülüğünde “Türkiye’de Kürt Sorununa Barışçıl Çözüm Çağrısı” başlıklı bildirgeye ilk imza verenlerden. International Herald Tribune, Le Monde, New York Times gibi gazetelerde tam sayfa ilân olarak yayımlanan bu ibretlik bildirgede bakın neler söylenmekte:

“Bizler komşularımız ve kardeşlerimizle aynı haklara sâhip olmak isteriz… Bugün bâzı yetersizliklerine rağmen, Irak Kürdistanı Yönetimi dinî ve kültürel azınlıklara haklarını tanımakla Ortadoğu’da çeşitli kültür miraslarının bir arada, barış içinde, kardeşlik ve eşitlik içinde yaşayabileceklerini kanıtlamaktadır”.

Gençay Gürsoy’un başkanı olduğu TTB Merkez Konseyi’nde yer alan hekimler gibi küresel işbirlikçi misyon görevi üstlenenlerin dillerinin altındaki bakla bu, Kuzey Irak Kürdistan Yönetimi Anayasası’na, “çıkarılacak yasalar şeriata aykırı olamaz” diye hükümler koyuyor, erkekler için şeriatın tanıdığı haklar doğrultusunda çok eşli evlenmelerin yolu açılıyor. Beyefendilerin özledikleri rejim bu işte, BOP çerçevesinde Kürdistan projesinin hayata geçirilmesiyle Türkiye Cumhuriyeti tıpkı Yugoslavya gibi, Irak gibi un ufak edilecek. Irak’ın işgâlle parçalanma sürecinde bir milyonu aşkın Iraklı’nın öldürülmesi, milyonlarca Iraklı’nın sakat bırakılması, yerinden yurdundan sürülmesi, Irak’ın yerle yeksan olması hiç önemli değil beyefendilerin çifte standartlı demokrasi anlayışlarına göre…

Paris Kürt Enstitüsü öncülüğünde hazırlanan bu bildirgede daha neler neler söylüyorlar. “Kürt halkının yaşadığı insanlık dramının sonlanması için İrlanda, Bask, Katalan ve Kosova sorunlarının çözümünde deneyim kazanmış Sayın Tony Blair, Martti Ahtisaari, Felipe Gonzales ve Bernard Kouchner gibi devlet adamlarının arabulucu olarak görevlendirilmesini istiyoruz”. “ … Kürt sorunu artık sâdece bir Türkiye sorunu değil, bir Ortadoğu, bir Avrupa, bir insanlık sorunudur”.
http://www.institutkurde.org/activit...s/appels/imza/

***

Yine Paris Kürt Enstitüsü öncülüğünde başta International Herald Tribune ve Le Monde olmak üzere ABD ve Avrupa kamuoyuna otonom bir Kürt devleti kurulmasını ve Abdullah Öcalan da dâhil PKK sanık ve tutuklularına genel af çıkarılmasını talep eden “Türkiye’de Kürtler ne istiyor?” başlıklı metne hem de hekim örgütü kimliklerini kullanarak imza atan Selim Ölçer, Necdet İpekyüz, İlhan Diken, Mahmut Ortakaya gibi Gençay Gürsoy’un başkanı olduğu TTB Merkez Konseyi ve Yüksek Onur Kurulu üyelerinin imza vermesini de bu bağlamda değerlendirmek gerekiyor.
http://www.institutkurde.org/activit...ant_in_turkey/

İmzacıları arasında INTERPOL kırmızı bültenleriyle aranan terör örgütü mensuplarının bulunduğu böylesi bildirgelere TTB Merkez Konseyi üyelerinin imza atması TTB’de at oynatanlar hakkında oldukça net bir fikir vermektedir.

http://www.mfa.gov.tr/no-84—22-mayis...ler-hk_.tr.mfa

***

Gençay Gürsoy’un yakın çalışma arkadaşı, İstanbul Tabip Odası (İTO) Başkanı iken İTO Genel Sekreteri, TTB Merkez Konseyi Başkanı iken de TTB Yüksek Onur Kurulu Üyesi olan, şimdi de TTB’nin kardeş örgütü Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı olan Şebnem Korur Fincancı, 1 Haziran 2005’te düzenlenen Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonunu (ATİK) onur konuğu olarak ATİK’in 18. Kongresi’ne katıldı. ATİK Haber Merkezi’nin 5.4.2005 tarihli haberinde Şebnem Korur Fincancı’nın kitleyi heyecanlandıran ve düşündüren süreci sorgulatan ve mücadele şevki veren konuşması ile mücadeleye renk kattığı müjdelendi.

Gençay Gürsoy’un TTB bünyesinde yakın çalışma arkadaşı Şebnem Korur Fincancı’nın onur konuğu olarak mücadele şevki kattığı ATİK 18. Kongresi Sonuç Bildirgesi şöyle:

1915 Ermeni Soykırımını Lânetliyoruz. Ermeni Halkının Acısını Paylaşıyoruz!

24 Nisan 1915 Ermeni Ulusunun ve Müslüman olmayan diğer halkların soykırıma uğratılma tarihidir. Bu soykırımla sadece bir ulusun/halkın önemli bir bölümü yok edilmedi. Aynı zamanda bu halkların yaşadıkları topraklarda yarattıkları tarihsel uygarlık düzeyi ve zengin bir kültür hazinesi yok edildi. 24 Nisan ayağa dikilmenin bütün ezilenlerin acılarını bilince çıkarmanın, anıları sınıf kinine dönüştürmenin de tarihidir… 24 Nisan 2005 soykırımın 90. yılıdır… Bilinmelidir ki emperyalist efendiler ve onların uşağı faşist TC de bu mes’eleye kendi ekonomik, toplumsal, tarihsel çıkarı açısından bakacaktır. Her yıl olduğu gibi bu yıl da 1915’de hunharca katledilen, anayurtlarından sürgün edilen milyonlarca Ermeni/Süryani/Rum-Helen halklarının acısı yine burjuva politik çıkar yaklaşımlarına âlet edilecektir.

… Türk hâkim sınıflarının Kürt ulusal sorununa yaklaşımı neyse, Ermeni soykırımı mes’elesine de yaklaşımı aynıdır…

Biz, ATİK olarak, 24 Nisan 1915’de yaşanan Ermeni/Süryani/Rum-Helen halklarına karşı yapılan soykırımı lânetliyoruz.

-1915 Jenosidini Kınıyoruz

-Kahrolsun Türk Şovenizmi ve Irkçılığı

-Kahrolsun Faşist TC Devleti

-Yaşasın Halkların Kardeşliği

Yine, Gençay Gürsoy’un yakın çalışma arkadaşı Şebnem Korur Fincancı “Militarizme ve Şovenizme Karşı Aydınlar Bildirgesi’nin” de imzacıları arasında başı çekmişti. Bu bildirgede “Halklarımızın ufkunda kara bulutlar dolaşıyor. Bunun sorumlusu devlettir. Devlet, savaş politikasında ısrar ediyor; Kürt halkının üstüne silâhlı operasyonlarla gitmeyi sürdürüyor. Mardin’de 12 yaşındaki çocuğu infaz ediyor; Van’da, Diyarbakır’da halka ateş açıyor; sivilleri öldürüyor, yaralıyor. Devlet, militarizmi körüklüyor; Tunceli’de sivil ve silâhsız insanları havadan ve karadan bombalıyor; Ankara’nın göbeğinde kelepçelediği ve ayağından yaraladığı genci kurşuna dizerek naklen infaz gerçekleştiriyor. (Burada Adalet Bakanlığı önünde canlı bomba olarak eyleme kalkışan kişi kastediliyor). Devlet, şovenizmi kışkırtıyor; Kürt halkını “sözde vatandaş” olarak anıyor; Devlet anadilde eğitimi savunduğu için Eğitim-Sen’i tasfiye etmekle tehdit ediyor. Devlet, topluma resmî ideolojiyi dayatıyor; 1915 Ermeni tehcirinin gerçek boyutlarını kabûl etmek bir yana, Türk Tarih Kurumu (TTK) ve Yüksek Öğrenim Kurulu (YÖK) bünyesinde oluşturduğu sözde komisyonlar aracılığıyla gerçekleri çarpıtıyor, ezen ulus milliyetçiliğini yeniden üretiyor. Kaynağı bizzat devletin kendisi olan şiddetin sorumluluğunu başka adreslerde aramak, aydının vicdanıyla da, bilimsel gerçekçi kimliğiyle de bağdaşmaz” deniyordu. http://www.kizilbayrak.org/2005/sikb.../sayfa_20.html

Evet, görüldüğü gibi şiddetin sorumlusu PKK, DHKPC gibi eli kanlı terör örgütleri ve canlı bomba eylemcileri değil, yalnızca Devlet’ti bu kerâmeti kendinden menkul postmodern küresel işbirlikçi aydınlara göre…

***

Birinci Dünya Savaşı’nda 1.5 milyon Ermeni’yi soykırıma uğrattığımıza dâir iftira kampanyalarıyla ABD ve AB’nin Türkiye’yi parçalama amaçlı “Büyük Ermenistan” projesine payandalık yaparak “özür dileme seferberliği” başlatan sözde aydın, yerli işbirlikçilerin başını çekenler arasında Kürt sorununa(!) arabuluculuk için kollarını sıvayan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Gencay Gürsoy’un da olmasını bu bağlamda değerlendirmek gerekiyor. http://www.ozurdiliyoruz.com/

***

Türk Tabipleri Birliği (TTB), Aktütün Karakolu’nun teröristlerce basılmasından hemen sonra 5 Ekim 2008 tarihinde “yitirdiklerimizin yakınlarına, hepimize başsağlığı, yaralılarımıza âcil şifa diliyoruz” başlıklı bir basın açıklaması yapmıştı. Bu açıklamanın arkasından çeşitli platformlarda, açıklamada söz edilen “yitirdiklerimiz” kavramının hem şehit olan askerlerimizi, hem de ölen teröristleri kapsıyormuş gibi anlaşılabileceği belirtilerek, herhâlde TTB’nin kastının bu olmadığı ve bu duruma açıklık getirmesinin yerinde olacağı vurgulandı. Ancak, TTB bu konuda herhangi bir açıklama yapmaksızın sessiz kalmayı tercih etti. 25 Ekim 2008′de Ankara’da toplanan TTB Genel Yönetim Kurulu toplantısında konu hakkında açıklama yapan TTB Genel Sekreteri, baskında ölenler arasında asker veya terörist olup olmadıklarına göre bir ayırım yapmadıklarını tekrar vurguladı. Son olarak Ankara Tabip Odasının Yönetim Kurulu toplantısına çeşitli konularla ilgili görüşmek üzere katılan TTB Genel Sekreteri’ne, Aktütün karakol baskınında ölen teröristlerle, baskında şehit olan askerlerimiz arasında herhangi bir fark görüp görmedikleri açıkça soruldu. Genel Sekreter’in yaptığı uzun açıklamalar sonuç olarak, baskında ölenler arasında bir fark görmediklerini ifâde ediyordu.
http://www.keremdoksat.com/2008/12/1...me-kepazeligi/

TTB Merkez Konseyi üyelerinin ve Genel Sekreteri Eriş Bilaloğlu’nun karakol basan PKK’lı kaatillerle şehit olan askerlerimizi bir tutan açıklamaları da TTB’de at oynatanlar hakkında oldukça net bir fikir vermektedir.

***

Örnekleri uzatabiliriz. Genelkurmay Başkanlığı’nın, Gençay Gürsoy’un başını çektiği “aydınların” yaptıkları eylemlerle terörü destekliyor açıklamasına cevap veren Gençay Gürsoy, “o değerlendirmeyi kendisine iâde ediyoruz. Bizi bağlamaz” demişti. Kim haklı kim haksız âyan beyan ortada değil mi?

TTB Merkez Konseyi’nde, Yüksek Onur Kurulu’nda yer alan hekimlerin bu türden bildirgelere imza atması, böylesi eylemlerin içinde yer alması ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bütünlüğünü hedef alan organizasyonlarda onur konuğu olması hiç de şaşırtıcı değildir. Üstendikleri küresel işbirliği misyonuna uygun olan doğal tutumlarıdır. Bu misyonun temeli Üniter Türkiye Cumhuriyeti’nin emperyalizmin güdümünde Irak ve Yugoslavya’da olduğu gibi parçalanması ve bölünmesidir. Bunun adı devrimcilik, solculuk, ilericilik olamaz. Bu olsa olsa emperyalizme maşalık yapma misyonu olan küresel işbirlikçi postmodern neoliberal sapmadır.

Anlaşılması güç olan, hekimlerimizin hâlâ böylesi bir anlayış ve kadronun TTB’de at oynatmasına neden hâlâ seyirci kalmasıdır.

Dr. Ali Rıza Üçer

***

Gençay Gürsoy ve Etkin Demokratik(!) TTB Kadrosu:

Dr. Gençay Gürsoy (Başkan) 1939 Oltu doğumlu. 1963 İstanbul Tıp Fakültesi mezunu. Nöroloji Anabilim Dalı öğretim üyesi, Profesör. Üniversite Asistanları Sendikası ŞûbeBbaşkanlığı ve Tüm Üniversite Asistanları Derneği Başkanlığı, 1990-1994 TTB Yüksek Onur Kurulu Üyesi, İstanbul Tabip Odası 1979-1981 dönemi Genel Sekreteri ve 2002-2006 dönem Başkanı. 2006-2008 ve 2008-2010 Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı.

Dr. Şebnem Korur Fincancı 2006-2008 TTB Merkez Konseyi Yüksek Onur Kurulu Üyesi, 1959 İstanbul doğumlu. 1983 Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu. İstanbul Tıp Fakültesi Adlî Tıp Anabilim Dalı Başkanı. Profesör. İstanbul Tabip Odası 2000-2002, 2004-2006 Onur Kurulu üyesi. 2002-2004 Genel Sekreteri.

Dr. Selim Ölçer 2008-2010 TTB Merkez Konseyi Yüksek Onur Kurulu Üyesi, 1948 Silvan doğumlu. 1972 Ankara Tıp Fakültesi mezunu. KBB uzmanı, serbest hekim. 1986-1990 Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi, 1990-1995 TTB Merkez Konseyi Başkanı, 1996-1998 ve 2006-2008 Yüksek Onur Kurulu Üyesi.

Dr. Necdet İpekyüz 2006-2008 TTB MK Üyesi, 1964 Bismil doğumlu. 1988 Akdeniz Tıp Fakültesi mezunu. Diyarbakır Göğüs Hastalıkları Hastanesi Âcil Servisi, pratisyen hekim. 1994-1997 ve 2000-2001 Diyarbakır-Mardin-Batman-Şırnak Tabip Odası Genel Sekreteri, 1997-1998 ve 2001-2004 Diyarbakır Tabip Odası Başkanı.

Dr. İlhan Diken 2008-2010 TTB Merkez Konseyi Üyesi, 1960 Diyarbakır doğumlu. 1986 Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı. Diyarbakır Tabip Odası İnsan Hakları Komisyonu, İşçi Sağlığı Komisyonu, Pratisyen Hekimlik Komisyonu üyeliği. Diyarbakır Tabip Odası Başkanlığı, Yönetim Kurulu Üyeliği ve Genel Sekreterliği. TTB MYK Üyeliği.

Dr. Eriş Bilaloğlu TTB Merkez Konseyi Genel Sekreteri 2008-2010. 1962 Ankara doğumlu. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu (1986). 1990-1994 Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya ihtisası. Dr. Sami Ulus Çocuk Hastânesi’nde Biyokimya laboratuarında uzman olarak çalışıyor. 1989 Ankara Tabip Odası ve Türk Tabipleri Birliği Pratisyen Hekim Komisyonu kurucusu. 1990-1992 TTB Merkez Konseyi üyesi. 1996-2002 TTB Merkez Konseyi Genel Sekreteri. 2002-2006 TTB Merkez Konseyi Üyesi.

Dr. Mahmut Ortakaya 2002-2006 TTB Yüksek Onur Kurulu Üyesi. 1938 Siverek doğumlu. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Göğüs Hastalıkları ihtisası yaptı. 1990-1994 Diyarbakır Tabip Odası Başkanı. 1994-2002 TTB Yüksek Onur Kurulu üyesi. 1984-2004 Diyarbakır Tabip Odası TTB Büyük Kongre Delegesi. Diyarbakır 1 Nolu Verem Savaş Dispanseri Baştabibi.

***

Sevgi Mekâncılar,

Bugüne kadar hep partilerden, liderlerden filân bahsettik.

Bakın, Türkiye’yi, Türk Devleti’ni “faşist” olarak ilân den, kaatil ve soykırımcı olarak tavsif edenler arasında kimler var!

Görüyor musunuz?

Tehlikenin farkında mısınız?

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 26 Eylül 2009 Cumartesi


http://www.keremdoksat.com/index.php...-at-oynatiyor/

http://www.turkishnews.com/tr/conten...-at-oynatiyor/
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 09-24-2016, 20:56   #27
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

TTB kimin örgütü?
TTB kimin örgütü?
| 5.9.2016
Paylaş Paylaş Paylaş Paylaş Eposta Yazdır
4 Eylül’de başını HDP ve bazı kitle örgütlerinin çektiği Emek ve Demokrasi Güç Birliği grubu Bakırköy’de miting gerçekleştirdi.
Eren Öztürk / İÜ Tıp Fakültesi ADK Başkanı

4 Eylül’de başını HDP ve bazı kitle örgütlerinin çektiği Emek ve Demokrasi Güç Birliği grubu Bakırköy’de miting gerçekleştirdi. Mitinge HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da katıldı. Önceki gün Alman Süddeutsche Zeitung gazetesine konuşan Demirtaş, PKK’nın eylemlerinin terör olup olmadığına ilişkin soruya ise “Biz PKK’yi terör örgütü olarak tanımlamıyoruz” cevabını verdi. Bu sözler son 24 saatte 24 şehidin verildiği gün söylendi ve ertesi gün yani 4 Eylül’de HDP ve TTB aynı yere aynı şekilde çağrı yaptı. Evet, yanlış duymadınız! Hekimlerin haklarını korumayı, hekimlik mesleğini temsil etmeyi ve ahlakını korumayı, tıp eğitimine katkıda bulunmayı ve halk sağlığını geliştirip yaygınlaştırmayı amaç edinmiş bir kitle örgütü, ülkemizin sıcak çatışma halinde olduduğu PKK’yı terör örgütü olarak görmeyen bir parti ile aynı çatıda miting düzenlemekte.



TTB’NİN AMACI NE

Kuruluş olarak Türkiye’deki hekimleri temsil eden bir meslek örgütü olması gereken Türk Tabipleri Birliği, bugün ne yazık ki bazı dar grupçu siyasi görüşlerin arka bahçesi konumuna düşmektedir. Bundan tam bir yıl önce Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde mecburi hizmetini yapmakta olan Dr. Abdullah Biroğul’un katledilmesi sonrası bir açıklama yayınlayan TTB, açıklamasında PKK ve terör kelimelerine hiç vurgu yapmamış ve olayı “silahlı saldırı” olarak değerlendirmişti. TTB’nin bu tutumu ise özellikle hekim kamuoyundan büyük tepkilere neden olmuştu. Geçtiğimiz günlerde terör örgütü PKK’nın Cizre’de polis kontrol noktasına saldırısı sonucu 11 polisimizin şehit olduğu, 3’ü sivil olmak üzere 78 kişinin de yaralandığı terör saldırısına dair tek bir açıklama bile yapmayan TTB; aynı gün İtalya’da gerçekleşen deprem nedeniye İtalya Tabipler Birliği’ne taziye mektubu göndermişti. Elbette bir kitle örgütünün uluslararası olaylarda meslektaşları ile dayanışma halinde olması olumludur fakat kendi ülkesinde polisler, askerler, siviller ve sağlık çalışanları teröre kurban giderken tek bir açıklama yapılmaması üzücü ve düşündürücüdür.

SORUYORUZ!: İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde okuyan genç bir hekim adayı olarak merak ediyorum ve benimle aynı kaygıları taşıyan arkadaşlarım adına soruyorum. Türk Tabipleri Birliği, PKK’nın saldırılarına neden sessiz kalmaktadır? Hain terör örgütünün saldırısı sonucu hayatını kaybeden polislerimiz, askerlerimiz ve sivillerimiz bu kuruluş için “can” sayılmamakta mıdır?
http://www.aydinlik.com.tr/ttb-kimin-orgutu
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 09-24-2016, 20:57   #28
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

TTB YÖNETİCİLERİ NEDEN HDP/PKK DİLİYLE KONUŞUYOR?
Tarih: 06.05.2016 Saat: 14:24
Konu: Güncel haberler

İnsancıl Sol Yayın Kurulu üyesi Dr. Ali Rıza ÜÇER yazdı: "Dünya Tabipler Birliği (World Medical Association/WMA) 17 Ekim 2015’de Türkiye’de Güneydoğu bölgesinde sağlık çalışanları, hastalar ve sağlık tesislerine saldırıların durdurulması için bir açıklama yaptı. Bu açıklamada Türk Tabipleri Birliği Başkanı Bayazıt İlhan’ın “Sağlık çalışanlarına ve sağlık kurumlarına saldırıların halkı yıldırma amaçlı bir siyasi enstrüman olarak kullanıldığına ilişkin işaretler var, yaralıların sağlık kuruluşlarına erişimi güvenlik kuvvetlerince engelleniyor, ambulanslar ve sağlık kuruluşları düzenli olarak hedef alınıyor” sözlerine atıf yapılması dikkat çekiciydi... TTB yöneticileri, PKK’nın başta Diyarbakır Merkez Sur ilçesi olmak üzere Güneydoğu’da il ve ilçeleri cephaneliğe dönüştürmesini, hendekler kazarak güvenlik güçlerine ve sivillere topyekûn saldırı başlatmasını, yüzlerce güvenlik görevlimizi ve masum sivili öldürmesini, yaralamasını, hastanelere, okullara roketlerle, molotoflarla saldırmasını, ambulansları yakıp yıkmasını çatışan taraflar açısından uyulması gereken kurallar alalamasıyla meşrulaştırma ve dengeleme çabasına giriyordu."

http://www.wma.net/en/40news/20archives/2015/2015_34/

Dünya Tabipler Birliğinin (DTB) açıklamasının 14-17 Ekim 2015’de Moskova’da düzenlenen Genel Kurulu’nda Türk Tabipleri Birliği tarafından sunulan “Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesinde 20 Temmuz 2015 Sonrası Çatışma Döneminde Sağlık Hizmetleri Hızlı Değerlendirme Araştırması” başlıklı raporuna dayandırılmıştı.
https://www.ttb.org.tr/kutuphane/g_rapor_tr.pdf

TTB yöneticileri, PKK’nın başta Diyarbakır Merkez Sur ilçesi olmak üzere Güneydoğu’da il ve ilçeleri cephaneliğe dönüştürmesini, hendekler kazarak güvenlik güçlerine ve sivillere topyekûn saldırı başlatmasını, yüzlerce güvenlik görevlimizi ve masum sivili öldürmesini, yaralamasını, hastanelere, okullara roketlerle, molotoflarla saldırmasını, ambulansları yakıp yıkmasını çatışan taraflar açısından uyulması gereken kurallar alalamasıyla meşrulaştırma ve dengeleme çabasına giriyordu. Raporun dili HDP/PKK cephesinin diliydi. TTB raporuna göre çatışan iki taraf vardı, T.C. Devleti ve PKK.

PKK’nın yarattığı kanlı terör ortamında önce özerklik ardından komşu dört ülkedeki Kürtlerle bütünleşik bir Kürdistan hayalini gerçekleştirmek için öne sürdüğü taleplerin hayata geçirilmesi için kalkışmanın meşrulaştırılması ve sorunun uluslararası platformlara taşınması gerekiyordu. Köşeye sıkışan PKK’nın soluklanması için sokağa çıkma yasaklarının kaldırılması amacıyla AİHM’e başvurulması bunun örneklerinden biriydi. Bu mücadelede küresel işbirlikçi sivil toplum örgütlerinin, meslek birliklerinin, sendikaların desteği de yaşamsal önemdeydi. TTB’nin Moskova’daki DTB toplantısına yetiştirmek için palas pandıras hazırlattığı raporun aynı dönemde TMMOB, SES, İnsan Hakları Vakfı, Türkiye Psikiyatri Derneği gibi meslek örgütleri ve sendikalar tarafından hazırlanmış raporların verileriyle zenginleştirilmesi de dikkat çekiciydi.

TTB Raporuna Göre Devlet Güvenlik Güçleri Sağlık Çalışanlarına Kurumlarına ve Araçlarına Saldırıyor!

“Güneydoğu Anadolu’daki kentlerde 20 Temmuz 2015 sonrası çatışma ve kaos ortamında özellikle devletin güvenlik güçlerinin sağlık çalışanlarına, kurumlarına ve araçlarına yönelik açık saldırıları olmuştur. Diğer yandan belli bölgelerde PKK militanlarının ambulans ve personelini alıkoyduğu, sağlık kurumu bahçesinden askeri birliğe doğru ateş açmak üzere bir süre mevzilendiği belirtilmiştir. Asker-polis eşi olan sağlık çalışanları PKK militanlarını tedavi eden personeli dışlıyor. Sağlık çalışanlarına ve kurumlara yönelik bu saldırılar ne yazık ki dört sağlık çalışanının hayatın kaybetmesine neden olmuştur. Aşağıda anlatılan ve bir ambulans sürücüsünün hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olay çatışma günlerinde yaşanan dehşeti özetlemektedir.”(s.23)

“Ambulans sürücüsü Şeyhmus Dursun’un yanı sıra, Diyarbakır’da Dr. Abdullah Biroğul yol kontrolü yapan PKK militanları tarafından, Eczacı Yunus Koca, silahlı saldırı sonucunda, Şırnak’ta Hemşire Eyüp Ergen tanık ifadelerine göre özel harekât polisleri tarafından, Beytüşşebap’ta ambulans sürücüsü Seyhmus Dursun tanık ifadelerine göre özel harekât polisleri tarafından öldürülmüştür. Hemşire Sabri Enük ise yaralanmıştır. Tunceli’de bir ambulansın emniyet güçlerince hedef alınması sonucu parçalanan cam ATT personelini boynundan yaralamıştır. Çoğu kentte sağlık kurumları kasıtlı saldırı ya da kaza sonucu hasar görmüştür.” (s.24).

TTB yöneticilerinin PKK tarafından yol kontrolü sırasında öldürülen ve örgütün bile bu alçakça cinayeti üstlendiği Dr. Abdullah Biroğul olayında günlerce PKK’yı kınamayan açıklamaları nedeniyle hekimlerin yoğun tepkisine maruz kalması ve uzun zaman sonra utangaç biçimde PKK adını zikretmek zorunda kalması hatırlardadır.
http://www.aydinlikgazete.com/turkiy...or-h76223.html

TTB’nin Dünya Sağlık Örgütü Genel kurulu’na sunduğu raporda diğer sağlık çalışanlarının öldürülmesinin sözde tanık ifadelerine dayanılarak güvenlik güçlerinin üzerine atılması dikkat çekicidir. Tunceli’de bir ambulansın emniyet güçlerince hedef alınması sonucu yaralandığı iddia edilen acil tıp teknisyeninin (ATT) adı bile “Sarı Çizmeli Mehmet Ağa” misali raporda yer almamaktadır. Böylece T.C. Devletinin “Genel olarak sağlık hizmetlerine erişimi bozmasının yanı sıra hekimleri Dünya Tabipler Birliği’nin belirlediği “Hasta ve Yaralıların Özellikle Çatışma Sırasındaki Bakımlarını Düzenleyen Kuralları“ ihlal etmeye zorladığı ve Cenevre Sözleşmelerini ihlal ettiği” iddia edilerek sorun uluslararası platforma taşınmak istenmektedir. Bu bağlamda PKK’ya destek veren akademisyenler bildirgesinde eski ve yeni TTB yöneticilerinin yer alması da hiç şaşırtıcı değildir.

AKADEMİSYEN BİLDİRİSİNE İMZA ATAN TTB YÖNETİCİLERİ

Raşit TÜKEL (TTB Merkez Konseyi II. Başkanı)

Nilay Etiler (TTB Merkez Konseyi Üyesi)

Gençay Gürsoy (Eski TTB Merkez Konseyi Başkanı, Eski İstanbul Tabip Odası Başkanı)

Özdemir Aktan (Eski TTB Merkez Konseyi Başkanı, Eski İstanbul Tabip Odası Başkanı)

Ali Özyurt (İstanbul Tabip Odası Yöneticisi)

Onur Hamzaoğlu (TTB Büyük Kongre Delegesi)

Taner Gören (Eski İstanbul Tabip Odası Başkanı)

Şebnem Korur Fincancı (Eski İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri, Eski TTB Yüksek Onur Kurulu Üyesi)

Ümit Biçer (Eski TTB Yöneticisi)



TTB’nin HDP/PKK paralelindeki rapor ve açıklamalarında devletin sağlık hizmetlerine erişimi engellediği, çatışma ortamında güvenlik güçlerinin sağlık çalışanlarına, kurumlarına ve araçlarına açık saldırı yaptığı iddiaları dayanaktan yoksun ve iftira niteliğindedir. Böyle taraflı bir tutum alan TTB, Dünya Tabipler Birliği ile birlikte 26-27 Şubat 2016 tarihlerinde, İstanbul’da; Savaş, Göç ve Sağlık Sempozyumu’nu düzenleyecek ve konuyu bir kez daha uluslararası platforma taşımaya çalışacaktır.

Tüm hekimleri ve duyarlı tabip odası yönetimlerini TTB yöneticilerinin bu taraflı ve sorumsuz faaliyetleri nedeniyle kınamaya ve örgütlerine sahip çıkmaya davet ediyoruz. 07.02.2016


Dr. Mehmet Altınok
Tıp Kurumu Başkanı
Dr. Ali Rıza Üçer

Tıp Kurumu Genel Sekreteri

http://www.ilk-kursun.com/haber/2509...yle-konusuyor/
http://insancilsol.com/modules.php?n...print&sid=2622
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 09-24-2016, 20:58   #29
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

PKK'yı niye kınamıyorsunuz?"
Giriş Tarihi:03.09.2015, 20:41 Güncelleme Tarihi:03.09.2015, 21:10
Paylaş
facebook
twitter
gplus
e-posta
Türk Tabipleri Birliği’nin son dönemdeki açıklamalarına İzmir Tabip Odası’ndan tepki geldi. Diyarbakır’da meslektaşlarının teröristlerce öldürülmesine değinen İzmirli tabipler, PKK’yı kınamayan birliğe tepki gösterdi
Türk Tabipler Birliği'nin (TTB) Diyarbakır'daki Dr. Abdullah Biroğul cinayeti ve diğer terör olaylarıyla ilgili yaptığı açıklamalarda bölücü terör örgütü PKK'yı adeta gizleyerek kınamamasına İzmir'den sert tepki geldi. İzmir Tabip Odası, TTB'yi samimiyetsizlikle suçladı. TTB'yi bir yazıyla uyaran odanın yönetim kurulu, "Aile Sağlığı Merkezi'nde ulusal bayrağımızı indirip örgüt bayrağını asan, meslektaşımızı silahla tarayarak öldüren bir örgüt apaçık ortadayken, ısrarla adını vermekten kaçınıyorsunuz. Bu durumda barış, ateşkes gibi kavramları dillendirdikçe, doğal olarak etnik ayrılıkçı terör örgütü PKK'nın siyasi hedeflerine destek görünümü veriyorsunuz" ifadesini kullandı.

PKK'nın adı yok
İzmir Tabip Odası yönetimi, TTB'ye şu uyarılarda bulundu: "Bazı kişi ve kurumlar için kavramlarınız çok net ve açık. Örneğin, AKP, TBMM, Saray, en tepedeki akıl, Sağlık Bakanı, iktidar, devlet gibi. Ancak bazı kişi veya kurumların adı hiç yok. Örneğin sizin 'savaş' diye tanımladığınız konunun bir tarafı olan ve meslektaşımızın içinde olduğu sivil plakalı bir araca ateş edip onu öldüren PKK gibi. 'Artık T.C.'nin valileri bizi yönetemez, biz özerklik ilan ettik' diyen partinin yönetici ve belediye başkanları gibi. Bu kişi ve kurumların adlarını açıkça hiçbir zaman yazamadığınız için 'barış', 'can güvenliği', 'şiddet ortamı', 'çatışmasızlık', 'özgür yaşam', 'insan hayatı' gibi hepimizin sahip çıkacağı kavramlara ilişkin içtenliğiniz ne yazık ki hekimler tarafından sorgulanıyor ve inandırıcı bulunmuyor. Bu tutumunuzda ısrar ettikçe hekimler meslek örgütümüzden daha da uzaklaşıyor."

"Örgütü destekliyor demektir"
Yeni Asır'a açıklamalarda bulunan İzmir Tabip Odası Başkanı Suat Kaptaner, "PKK'yı temsil ettiği söylenen HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş bile sağlıkçıya yapılan terör saldırısın kınarken, TTB bunu yapmıyor" dedi. TTB Merkez Konseyi'nin uzun zamandır Kürt sorunu denilen konuda aktif olarak yer aldığını söyleyen Kaptaner, "TTB sürekli ateşkes, barış, saldırı ve çatışma ortamı söylemleri üretiyor. Barışçıl yollar demokratik yollar diyor. Bu kavramlar terör örgütünün kavramlarıyla eşdeğer" dedi. Dr. Biroğul'un PKK tarafından öldürülmesine TTB'nin sessiz kalmasının bardağı taşıran son damla olduğunu ifade eden Kaptaner, "TTB açıkça taraf tutuyor. Bu olaylara sessiz kalıyorsa, bu örgütü siyasi olarak destekliyor demektir. Yaşanan bu durum 120 bin Türk hekimin düşünceleriyle karşıt bir fikirdir" diye konuştu.
TANSU EDİP GÖKBUDAK

İşte İzmir Tabip Odası'nın eleştirdiği TTB'nin açıklamalarındaki ifadelerden bazıları:
* "Bu savaş bizim savaşımız değil"
* "...meslektaşımız Dr. Abdullah Biroğul kendi aracıyla seyir halinde iken uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmiştir"
* "Son yıllarda tüm ülkeye iyi gelen çatışmasızlık bitirildi"
* "Silopi, Tatvan, Nusaybin, Lice, Silvan, Varto'da büyük çatışmalar yaşandı, ortalık kan gölüne döndü"
* "Bizler Kürt sorununda ölüm, kan ve gözyaşı dışında bir sonuç üretmeyen savaş/şiddet odaklı politikaların derhal terk edilmesini, barışçıl ve demokratik yollarla çözüm için gerekli adımların acilen atılmasını istiyoruz"
* "Söylemleri ile mevcut çatışma ve şiddet ortamını tırmandıran herkes Dr. Abdullah Biroğul'un katlinden sorumludur."

http://www.yeniasir.com.tr/gundem/20...kinamiyorsunuz
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 09-24-2016, 20:59   #30
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Suat Çağlayan yazdı: Bir tabip odası PKK eylemine nasıl destek verir
Ne yazık ki, adı Türk Tabipleri Birliği olan kuruluştan, bu yönde hiçbir olumlu ışık gelmiyor... Hatta tam tersine gelişmeler var!



433
FACEBOOK PAYLAŞIMI


13.09.2016 22:55 Karakter boyutu :
Adı, “Emek ve Demokrasi İçin Güçbirliği” olan bir oluşum var…

Bu birliktelik içinde; HDP, Türk Tabipleri Birliği, TMMOB, KESK, DİSK ve Birleşik Haziran Hareketi adındaki kuruluşlar var…

Bu ‘güçbirliği’ kimi zaman açıklamalarla, kimi zaman da eylemlerle adından söz ettiriyor…

Açıklama ve eylemler ne yazık ki, ülkenin ve ulusun bütünlüğü için bir çağrı niteliği taşımıyor…

Tam tersine bölücü terör örgütünün ve bu örgütün siyasal kolu olan partinin işine yarar nitelikte…

Ancak son günlerde bu birlikteliğin bozulmakta olduğu yönünde bir izlenim var…


TMMOB Yönetim Kurulu, bir miting kararının aralarında tartışılmadan alınmasını bahane ederek,Güçbirliği’nden ayrılma kararı almış.

Aslında işin bu kadar yüzeysel olmadığı, bu meslek örgütü üyelerinin Genel Merkeze baskı yaparak, bir an önce PKK’nın destekçisi konumundan çıkmalarını istediği iddia ediliyor…

Sadece TMMOB değil, Birleşik Haziran Hareketi ile DİSK içinde de benzer sıkıntılar yaşandığı söyleniyor.

Geçenlerde bir DİSK üyesi bana şunları söyledi;

“Emek ve Demokrasi” diyerek bizim gönlümüzü çelenler, işçinin gücünü başka platformlarda kullanmaya başladılar. Biz Faşizme karşı olduğumuzu söylerken, kendimizi Etnik Faşizmi destekler durumda bulduk! Bu böyle devam edemez…”

TTB, ESKİ TAS ESKİ HAMAM!

Ne yazık ki, adı Türk Tabipleri Birliği olan kuruluştan, bu yönde hiçbir olumlu ışık gelmiyor…

Hatta tam tersine gelişmeler var!

En son, İstanbul Tabip Odası Başkanı Selçuk Erez’in, PKK Lideri Abdullah Öcalan için açlık grevi yapanHDP’lilere destek açıklamasını duyduk…

Şöyle diyor;

“Halkın alkış tutup, tebrik etmesi gerekiyor. Kürt halkının temsilcisi Apo’dur. Bir an evvel masa başına oturmalıyız!”

TTB Başkanı da, geçen yıl Dünya Tabipler Birliği toplantısına sunduğu raporda, Güneydoğu’da sağlık çalışanlarını öldüren PKK’nın yerine güvenlik güçlerimizi suçlamış ve şöyle demişti;

“… Yaralıların sağlık kuruluşlarına erişimi güvenlik güçlerince engelleniyor, ambulanslar ve sağlık kuruluşları düzenli olarak hedef alınıyor…”

İstanbul Tabip Odası (İTO) Başkanı Selçuk Erez’in açıklamalarına, hem Tıp Kurumu Genel Sekreteri Dr. Ali Rıza Üçer’den ve hem de İzmir Tabip Odası’ndan tepki geldi.

Ali Rıza Üçer şöyle diyor;

“Çözüm süreci için tecrit kaldırılsın bahanesiyle Abdullah Öcalan ile görüşme talebinde bulunan DTK, HDK, DBP ve HDP gibi PKK yandaşı örgütlerin Diyarbakır’da başlattığı açlık grevinde İTO Başkanı Selçuk Erez’in, Öcalan ve PKK’ya verdiği açık destek utanç vericidir. Erez ölçüyü kaçırmıştır… Derhal İTO Başkanlığından istifa etmelidir!”

Şu anda TTB yönetiminde bulunan zihniyete karşı büyük mücadele veren Hekim Güçbirliği içindeki doktorlar,WhatsApp’taki yazışmalarında, TTB’den ve onun en güçlü destekçisi olan İstanbul Tabip Odası Başkanı Selçuk Erez’in açıklamalarından duydukları kaygıları dile getiriyorlar…

“YAPILACAK ÇOK İŞİMİZ VAR, ÇOOOK!”

Hekimlerin bir bölümü durumun farkında olsa da, olayları çok iyi izleyemeyen kimi meslektaşlarımız, bütün tabip odalarını TTB’nin destekçisiymiş gibi görmektedirler.

Öyle düşününce de, “Lanet olsun, hepsi aynı!” diyerek tabip odası seçimlerine yeterince ilgi göstermemektedirler.

Oysa ki, başta İzmir Tabip Odası olmak üzere çok sayıda tabip odası, TTB zihniyetiyle mücadele etmektedir…

Bu mücadelenin başını da, İzmir Tabipler Odası Eski Başkanı Suat Kaptaner çekmiştir/çekmektedir...

Kaptaner, WhatsApp’teki mesajında, Selçuk Erez’in söylediklerine şöyle tepki veriyor;

“TTB’nin en büyük dayanağı olan İstanbul Tabip Odası, sözün bittiği yerde bulunuyor… Yapacak çok işimiz var,çoook!”
http://odatv.com/bir-tabip-odasi-pkk...309161200.html
Odatv.com
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıAçık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Genç tıbbiyeli Onur Şenli tususev Müzik / Medya 0 09-27-2014 09:26
Jinekolog Dr Muhittin Hikmet Telli'ye bıçaklı saldırı tususev Sağlıkta Şiddete Hayır 2 05-31-2012 21:53
Dr.Hikmet Boran 2. Ulusal Tıp Günleri - UTG tususev Kongre - Sempozyum - Panel - Organizasyon - Seminerler 0 11-01-2011 10:39
Tıbbiyeli öğrencilerden sağlık taraması drblood TIP Öğrencileri 1 06-04-2010 17:08
Tıbbiyeli olmanın en kolay olduğu yıl steTUSkop TIP ÖĞRENCİLERİ 20 08-24-2009 22:02


Şu Anki Saat: 00:45


Powered by vBulletin
Copyright © 2000-2009 Jelsoft Enterprises Limited.
www.stetuskop.com