www.steTUSkop.com ; TIP ve TUS'un MERKEZi ! Doğruların TEK Adresi !

Geri git   www.steTUSkop.com ; TIP ve TUS'un MERKEZi ! Doğruların TEK Adresi ! > MESLEKİ KATEGORİ > İdari Kurumlar / TIP Eğitim Kurumları > ÖSYM

2332 (0 Kayıtlı Ve 2332 Misafir Üye Bulunmaktadır.)
Anasayfa İletişim TUS Güncel TUS Dersaneleri TUS Hazırlık Yabancı Dil ve TUS Mecburi Hizmet YDUS Tus Rehberi DUS
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 11-02-2016, 10:23   #11
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Alıntı:
Kayıtsız Üye´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
BAŞKA BİR TUS FORUMUNDAKİ YORUMU BURAYA AKTARAYIM


ÖSYM TUS DAVALARI HİÇ BİTMEYECEK!!!! Çünkü ;
Bu işten yararlanan ve yararlandırılan “organize menfaat çeteleri” nin sosyal medyada kanıtlı bağlantıları çökertilmedi
1- Sürekli yanlış TUS sorusu, iptal, soru açıklamama türü mahkemede %100 kaybedeceği kesin davalık durum oluşturarak her sınav sonrası kaosa neden olan ve devlet kurumu …….. ?
2- Her sınav sonrası hakkımızı arayan dersane ………. ?
3- Her sınav sonrası hatalı sorular üzerinden hakkımızı arayan tus forum sitesi ………. ?
4- Her sınav sonrası hatalı sorular üzerinden hakkımızı arayan avukatlar ………. ?
5- Her sınav sonrası hatalı sorular üzerinden ÖSYM ‘ye dava açılmasını tek gündem yapan dersane ve tus forum sitesi ………. ?
6- ÖSYM’ye dava için dersane ve tus forum sitesi tarafından yönlendirildiğimiz avukat……. ?
7- Biyologların TUS’a girebilmesi davasında yönlendirildiğimiz avukat…. ?
8- Biyologların TUS’a girebilmesi davasında davacıların tüm dava masraflarını karşılayacağını açıklayan ve karşılayan dersane…… ?
9- Hürriyet- Milliyet vs gazetelerine verilen ÖSYM gazete ilanlarını fonlayan dersane…….?
10- ÖSYM-YÖK yetkilileri ile yakın hemşehrililik irtibatı olan dersane sahibi……?
11- 15 dakikada bir mahkemeyi aramak için “TUS TELEFON TİMİ” kuran Tus forumu …?
12- Mahkemeye baskı için “ORGANİZE OLUP MAHKEME BAŞKANINA GİTME“etkinliği yapan Tus forumu …?
13- Bilirkişilere baskı yapmak için “BİLİRKİŞİ İLE GÖRÜŞME GURUBU” oluşturan Tus forumu…?
14- ÖSYM Hukuk Müşavirliğine baskı için” TUS ÖSYM HUKUK TİMİ” oluşturan Tus forumu…?
15- Bahse konu Tus forum sitesini yüksek rakamlarla fonlayan dersane…….?
16- ÖSYM Başkanının avukatı…..?
17- Dersane sahibinin avukatları…..?
18- ÖSYM davalarında tus forumlarından yönlendirildiğimiz avukatlar… ?
19- Tüm bu ÖSYM avukatları aynı adresteki aynı hukuk bürosunun avukatı mı…..?
20- ÖSYM Başkanının avukatı, ÖSYM davalarının avukatları yakınlığı …..?
21- Hukuk bürosunda çalışan avukatlar ile ÖSYM ve YÖK üyeleri arasında ticari ortaklık bağlantısı …. ?
22- Hukuk bürosunda çalışan avukatlar ile dersane sahipleri arasında ticari ortaklık bağlantısı ……?
23- Hukuk bürosunda çalışan avukatlar, ÖSYM ve YÖK üyeleri ve dersane sahipleri arasında ticari ortaklık bağlantısı …..?
24- Dersane sahibiyle ortaklık bağlantısı olan ÖSYM ve YÖK üyeleri…..?
25- Hukuk bürosunda çalışan avukatlar ile ÖSYM ve YÖK üyeleri arasında kankalık bağlantısı …..?
26- Hukuk bürosunda çalışan avukatların dersane ve forum yönlendirmesiyle açtığı ÖSYM davaların sonucu……..?
27- ÖSYM’nin 7 Ocak 2011 tarihli Basın Duyurusunda bahsettiği “herkesi ÖSYM karşıtı faaliyete sevk eden menfaat grupları” ile yakın irtibatlı ÖSYM-YÖK üyeleri var mıdır?
28- Herkesi ÖSYM karşıtı faaliyete sevk eden menfaat gruplarının davetine icabet eden ÖSYM-YÖK üyeleri ……?
29- ÖSYM’nin 16.09.2014 tarihli Basın Duyurusunda “bir hazırlık dersanesinin forumlardaki organizasyonundan bahsedilmekte ve başkasının yerine sınava girdiği tespit edilen malum dershane sahibi olarak tanınan kişi” diye bahsettiği organize yapı ile çok yakın irtibatlı ÖSYM-YÖK üyeleri ……?
30- ÖSYM karşıtı faaliyetleri organize eden ve başkasının yerine sınava giren dersane sahiplerinin davetine icabet eden ÖSYM-YÖK üyeleri ……. ?

netice her sınav sonrası çok beklersiniz


a
Alıntı:
;46617´isimli üyeden Alıntı



sınava girmemiş tipler
Alıntı:
aerol´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu açıklamayı yapan ÖSYM Başkanı Ali demir çok açık şekilde
bildiği , bu gerçekler direkt veya dolaylı bizzat eline ulaştığı halde gerçekleri usulüne uygun şekilde ve uygun zamanda inceleyip kirli ilişkileri ve kirli bağlantıları çözmeyip, gözardı edip her sınav döneminde hatalı sorular üzerinden sahte kahramanlar oluşmasına bilerek göz yumduğu için derhal istifa etmelidir. Bunların kirli network ü net bir şekilde gösterildiği halde Bizce malum nedenlerle kendisinin bile yipranmasi bahasina buradaki iddiaları yok saydığı ve nihayet çok geç kafası dank ettiği için DERHAL istifa ETMELIDIR.
KIRLI NETWORK Ü HALA KORUMAKTA ISIM VERMEDEN IMAYLA BU SUÇ ÖRGÜTÜNU GIZLEMEKTEDIR.

*****BASIN AÇIKLAMALARI VE GENEL DUYURULAR
Gazetelerde Yer Alan Asılsız İddialar (16.09.2014)

Gazetelerde Yer Alan Asılsız İddialar (16.09.2014)

BASIN AÇIKLAMASI

Gazetelerde Yer Alan Asılsız İddialar

Bugün bazı günlük gazetelere ilan vererek, 2014-TUS/DUS Sonbahar Dönemi sınavı ile ilgili*****asılsız iddialarla*****Sayın Cumhurbaşkanımızı ve Sayın Başbakanımızı yanıltıcı mahiyette açık mektup yazan bir grup isim, ÖSYM'yi ağır suçlamalarla töhmet altında bırakacak ifadeler kullanmışlardır.

Son dört yıl içinde geliştirmiş olduğu sınav sistemi, güçlendirilmiş insan kaynağı ve günün koşullarında modernize edilmiş teknolojik altyapısı ile ÖSYM, yapmış olduğu her işlemi saniyesi saniyesine kontrol altına almış ve her saniyenin hesabını verebilecek duruma gelmiştir.

ÖSYM'nin sınavlarında sorduğu her bir soru farklı zamanlarda çok sayıda akademisyen tarafından titizlikle hazırlanmakta ve denetlenmektedir. Buna rağmen bazı sorular, ortaya çıkan ve çoğu zaman da esasa ilişkin*****olmayan ancak mutlak adalet bakımından gerekli olduğu düşünüldüğünden, sınav sonrasında adayların verdikleri cevapların analizi ve bilim kurullarının görüş ve tavsiyeleri ile ÖSYM Yönetim Kurulu tarafından iptal edilmektedir. Ancak, sürekli değişerek gelişen ve tıp gibi son derece geniş bir alanda farklı yorum ve bakışlara dayanılarak çoğu zamanda umulmadık biçimde mahkemeler tarafından iptal edilen sorular da olmaktadır. Bu durumlar, ÖSYM tarafından adayları asla mağdur etmeyecek biçimde yönetilmektedir.

İlanda yer alan ve iddiadan ibaret gerçek dışı bazı hususlara incelendiğinde;

ÖSYM sınavlarına giren ve isteyen her aday, sınavda kendi kullandığı soru kitapçığını, cevap kağıdını ve kendisine ait cevap anahtarını inceleyebilmektedir,ÖSYM hiç bir zaman adaylara, iddia edildiği gibi, "soruları ezberle" demez,Veri tabanında değişiklik yaparak herhangi bir kişiye sağlanacak haksız bir kazanç, karşılığında ağır cezaları gerektirmektedir. Bu ve benzeri düzenlemeler 6114 sayılı Kanunda açıkça yer almıştır,ÖSYM hiç bir adaya asla haksız kazanç temin etmez.*****

Söz konusu ilan, ticari malzemesi giderek tükenen bir TUS hazırlık dersanesinin organizasyonu olup asla itibar edilmemelidir. Toplam 39 ismin yer aldığı ve bu isimlerden de sadece 13'ünün 2014 yılında TUS/DUS sınavlarına girdiği halde*****“Tüm adaylar adına” açıklama yapıldığı iddiası tam karşılığı ile gerçek dışı ve gülünçtür. Mezkur dershanenin bu saldırılarını yönetmekle görevli olduğu sosyal medya paylaşımlarından anlaşılan, listede ismi bulunan, dershane idarecisi kişinin, bu deshaneye bir şekilde bağlı kişileri organize etmek suretiyle infial ve aynı zamanda reklam amaçlı böylesi bir girişimde bulunduğu açıktır. Kaldı ki, ÖSYM’nin oluşturduğu teknik altyapı sayesinde malum dershane sahibi olarak tanınan diğer bir kişinin de eski bir tarihte başkasının yerine sınava girdiği tespit edilmiş, ancak başlatılan soruşturma zaman aşımı dolayısıyla akim kalmıştır.

ÖSYM, sadece hak edene hak ettiğinin verilmesini gerçekleştirmek amacıyla sınav güvenliğinden taviz vermeksizin ölçme kalitesini korumaya yönelik faaliyetlerinden asla vazgeçmeyecek ve Türkiye için olabilecek en güvenilir sınav sistemini sürdürmeye devam edecektir.

Adaylara ve kamuyouna duyurulur.

ÖSYM BAŞKANLIĞI

*****

*****Önceki Sayfa*****Başa Dön*****Yazıcı Uyumlu Sayfa© ÖSYM Başkanlığı. Sitenin tamamı için bütün haklar ÖSYM'ye aittir.*****
Alıntı:
Kayıtsız Üye´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
ösym değişmez
adam açık açık anlattı yolsuzluğu ösym başkan yardımcısı prof.dr. ömer pekşene anlattım ama ilgilenmedi
http://aa.com.tr/tr/turkiye/fetonun-...rletmis/673933
Alıntı:
Kayıtsız Üye´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
ösym değişmez
Kaldı ki, ÖSYM’nin oluşturduğu teknik altyapı sayesinde malum dershane sahibi olarak tanınan diğer bir kişinin de eski bir tarihte başkasının yerine sınava girdiği tespit edilmiş, ancak başlatılan soruşturma akim kalmıştır.
http://www.osym.gov.tr/TR,697/gazete...-16092014.html
Alıntı:
Kayıtsız Üye´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
TUS'ta 11 soru iptal edildi
Nisan 2013 TUS sınavındaki hatalı sorulara itiraz eden doktorları mahkeme haklı buldu. 11 sorunun iptal edildiği sınavdan 17 ay sonra doktorları arayan ÖSYM, özür diledi.
15 Ağustos 2014 08:16
TUS'ta 11 soru iptal edildi


İLKER AKGÜNGÖR

İhtisas yaparak uzmanlaşacakları bölümlerde eğitim gören doktorlar şok yaşadı. 24 Nisan 2013'te ÖSYM tarafından yapılan Tıpta Uzmanlık Sınavı'na (TUS) yaklaşık 8 bin doktor girdi. Ancak TUS'un ardından bir çok doktor yanlış sorular nedeniyle ÖSYM'ye itiraz etti. ÖSYM, yönetim kurulu kararı ile Temel ve Klinik Tıp Bilimleri testlerinde 6 soruyu iptal etti, 2 sorunun da cevap şıkkını değiştirdi. Ancak doktorlar 6 sorunun daha yanlış olduğunu belirterek iptalini istedi, ÖSYM dikkate almadı.

Mahkeme iptal etti

Bunun üzerine İzmir'de bir üniversite hastanesinde göz doktoru olan E. B. D., ÖSYM'nin bulunduğu Ankara'da 6 sorunun daha iptal edilmesi için dava açtı. E. B. D.'nin davasına ihtisasa başlamış 14 doktor daha müdahil oldu. Yapılan bilirkişi incelemesinde iptali istenen 6 sorudan 5'inin hatalı olduğu ortaya çıktı. Davaya bakan Ankara 17. İdare Mahkemesi ise 25 Haziranda yürütmenin durdurulmasına karar verdi. Böylece 2013 Nisan TUS'ta toplam 11 soru iptal edildi.

ÖSYM doktorları aradı

Mahkemenin yürütmeyi durdurma kararının ardından geçtiğimiz Cuma günü ÖSYM yetkilileri davayı kazanan doktorları tek tek aradı. ÖSYM yetkilileri puanlarının yeniden hesaplandığını, istedikleri takdirde kazandıkları asıl bölümlerine yerleşeceklerini söyledi. Davayı kazanan doktorlardan 7'sinin avukatı olan Burhan Özkaya, VATAN'a şöyle konuştu: "İstanbul'da bir doktor kadın doğumdan radyolojiye geçti. Şanlıurfa'da görev yapan bir başka doktor ise puanı en yüksek bölümlerden olan Hacettepe çocuk psikiyatrisi bölümünü kazandı. Dava açan herkesin puanı yeniden hesaplanacak"

Tusdata Tus Hazırlık Merkezleri Ar-Ge müdürü Yusuf Temrel ise, "Adaylar internetten itiraz edebilmeli ve sonuçlardan önce itiraz edilen her soru için temel referans kitapları açıklanmalı. Bize ulaşan ve forumlarda yazan yüzlerce doktor dava açacağını söylüyor" dedi



Mesaj
drriza
Site Kurucusu
Site Kurucusu


Kayıt:
Mesajlar: 963
Konum: Bursa
MesajTarih: Cum Oca 17, 2014 7:20 pm Mesaj konusu: ŞOK! ŞOK! ŞOK! MAHKEME DUS'TA 2 SORUYU İPTAL ETTİ!!!! Alıntıyla Cevap Gönder
2013 Nisan DUS'ta hatalı sorular için açılan davada mahkeme bilirkişinin itiraz edilen 4 sorudan 2'sinin hatalı olduğu tespit edildi.

Davayı açan arkadaşın avukatı Av.Burhan ÖZKAYA'dan edindiğimiz bilgilere göre. Mehkeme kararının ÖSYM'ye iletildiği ve ÖSYM nin bu soruları iptal ettiği. SAdece davayı açan arkadaşın puanın yeniden degerlendirildiği ve tercih için yenıden yerlestirme yapıldıgı bilgisine ulasıldı. Avukattan aldıgımız bılgılere göre bu verılen kararın sadece davayı acan kısı gecerlı oldugu , dıger arkadaslarında ıtıraz ettıgı takdırde sonuclarıın yenıden degerlendırılıp yerlestırme işlemını yenıden yapılacagı bılgısıne ulasıldı....

ÖSYM bu işide kımseye duyurmadan sessız sedasız utsunu ortme cabasında oldugunu tum arkadaslarduyurmak ısterız.......

_________________
Uzm.Dr.Rıza ERÖKSÜZ
DentDUS Kurucu ve Yöneticisi



EYLÜL 2013 TUS DAVASINDA ŞOK SONUÇ !…

İhtisas yaparak uzmanlaşacakları bölümlerde eğitim gören doktorlara şok karar. 8 Eylül 2013’te ÖSYM tarafından yapılan Tıpta Uzmanlık Sınavı’na (TUS) 8 bin 586 doktor katıldı. Sınavı kazanan 2 bin 656 doktor ise ihtisas eğitimi için kazandıkları bölümlere atandı. TUS’un ardından bir çok doktor bazı sorularda hata olduğunu söyleyerek ÖSYM’ye itiraz etti.

Mahkeme hatalı dedi

ÖSYM soru havuzunun korunması amacıyla çıkarılan yasayla Temel ve Klinik Bilimler testlerinde sorulan toplam 240 sorunun sadece yüzde 10’unu yayınladı. Bunun üzerine doktor B. Y. arkadaşlarıyla bir araya gelerek yanlış olduklarını iddia ettikleri 10 soruyu akıllarında kaldığı şekliyle mahkemeye götürdü. B.Y.’nin davasına 10 doktor daha müdahil oldu. Yapılan bilirkişi incelemesinde iptali istenen 10 sorudan 4’ü doğru bulunurken 6’sının hatalı olduğu tespit edildi. Davaya bakan Ankara İdare Mahkemesi hatalı 6 soruyla ilgili yürütmenin durdurulmasına karar verdi.

Davayı açan B. Y.’nin avukatı Burhan Özkaya, şöyle konuştu: “Mahkeme esastan kararını 15 gün içinde verecek. ÖSYM Nisan 2013’teki TUS’ta 11 soru iptal edildiği halde sınava giren herkesin puanını yeniden hesaplamadı. Açtığımız davaların hepsini kazandık. Bir çok doktor üst tercihlerine yerleşti. Sınava giren tüm doktorların puanlarının yeniden hesaplanması ve istedikleri takdirde üst tercihlerine yerleşmesi gerekir. Torba yasayla geçen İdari Yargılama Usul Kanunu’nun 20B maddesine göre sınavla ilgili yapılan değişiklik sınava giren herkesi kapsıyor.”

Nisan’da 11 soru iptal

ÖSYM’nin yaptığı Nisan 2013 TUS’taki sorular yine doktorlar tarafından mahkemeye götürülmüştü. ÖSYM itirazlar üzerine 2 sorunun cevap şıkkını değiştirirken, 6 soruyu da iptal etti. Ancak mahkemeye giden doktorlar 5 sorunun daha hatalı olduğunu tespit ettirdi. Toplamda 11 soru yanlış olduğu için iptal edildi.



ÖSYM’den bir skandal daha! 2013 Eylül TUS Yerleştirmeleri Sil Baştan!!!


adalet5
Bilindiği üzere her sınav olduğu gibi Eylül 2013 TUS’ta da ÖSYM ortalamayı tutturmuş ve 8 hatalı sorulu bir sınav yapmıştı. Gerek Tusdata Tus hazırlık merkezleri sahibi 19 Eylül 2013 tarihinde (uz.Dr sami selcukbiricik Ösym’ye Açık Mektup – 2 “Şecaat arz ederken merd-î kıpti, sirkatin söylermiş” adlı köşe yazısında), gerekse sınava katılan tüm adaylar Türkiye’nin en çok hekim üyesi olan Dr tus*.com forum sitesinde ÖSYM’ye hatalarını söylemiş ve bir şekilde bu sorular kanun önünde iptal olacağını insanları mağdur etmemelerini ifade etmişti.

15 ay sonra mahkeme hatalı soruları onayladı, 6 soruyu daha iptal etti. Buraya kadar klasik ÖSYM nin kaybettiği bir dava örneği. En önemlisi ise Tusdata Tus Hazırlık Merkezleri’ nin Avukatı Av. Burhan ÖZKAYA’ nın girişimleri neticesinde ÖSYM’nin yaptığı bir hata daha düzeltildi.



SONUÇLAR TÜM ADAYLARI KAPSAYACAK
Birkaç sınavdır ÖSYM yeni bir uygulama ile iptal edilen sorulara yalnızca dava açanların sonucunu değiştirmekteydi. Bu nedenle mahkeme kararı sonrasında adaylar tek tek dava açarak sonucunu değiştirmek zorunda kalıyordu.
Av. Burhan ÖZKAYA’ dan edindiğimiz bilgilere göre, yeni yasal düzenlemeler ve Nisan 2013 Tus davasının da etkisi ile ÖSYM’nin İptal edilen soruları artık tüm adayların sonucunu yeniden hesaplanarak duyurulması gerekecek.
Önümüzde ki günlerde Eylül 2013 TUS sınav yerleştirme sonuçları tüm adaylar için yeniden hesaplanarak yerleştirme sonuçlarının değiştirilmesi bekleniliyor.

BUNDAN SONRA TÜM SINAVLARDA SONUÇLAR TÜM ADAYLARI KAPSAYACAK
Av. Burhan ÖZKAYA; “Eskiden sorular iptal edildiği halde bu hususun sınava katılan kişilere duyurulmadığını, sosyal medya aracılığı ile bu durumu öğrenen adayların tek tek dava açarak zorlu bir sürecin sonunda haklarına kavuşabildiğini bunun içinde emek ve para harcamak zorunda bırakıldığını” ifade etti.
Esasında soru iptalinden sonra ÖSYM’nin bir açıklama ve özür ile durumu kamuoyuna duyurması ve dileyen tüm adaylar bakımından kazanılmış hakları koruyarak yeniden yerleştirme yapması gerektiğini belirtti. Yeni yasal düzenlemelerin de ışığında hukuk mücadelemizle bu durumu da hem doktorlar hem de bundan sonra tüm ÖSYM sınavlarına girecek adayların lehine düzelttiğimiz için gururluyuz” dedi.

İSTEYEN YENİ YERİNE GİDECEK, İSTEYEN AYNI YERİNDE KALABİLECEK
Dava sonucunda Eylül 2013 Tus için Hatalı 6 TUS soru iptal edildi ve ÖSYM önümüzdeki günlerde Eylül 2013 TUS’a girip tercih yapan tüm adayların yerleştirme sonuçlarını yeniden hesaplayarak açıklamada bulunacak. Ortaya çıkabilecek sorunları Tusdata AŞ Ar-Ge Müdürü Yusuf TEMREL’e sorduk ve “Öncelikle haklı davanın kazanılmasında rol oynadıkları için sonuçtan memnuniyetini ifade eden Temrel, Yeni yerleştirme sonuçların ÖSYM tarafından açıklanmasının ardından muhtemelen belirli bir süre verilecek ve bu süre içerisinde yeri değişen adaylar yeni kazandıkları yere kayıt yaptırabilecekler. Mevcut kazandığı bölümden memnun olan Doktorlar istemedikleri takdirde yerleri değişmeyecek ve herhangi bir kayıt işlemi yapmayacak, mevcut çalıştığı Hastane/Bölümde kalabilecekler” dedi.
Gelişmeler önümüzde ki günlerde ÖSYM’nin beklenilen açıklaması ile kamuoyuna duyurulacak.

http://www.doktorlarhaber.com/8442/e...inda-sok-sonuc

1.086 okuma

Posted in: 2013 EYLÜL TUS, TUS
« Af, Tam Gün, Döner sermaye ve Mecbur Hizmet ile ilgili düzenlemeler Resmi Gazete’de yayınlandı!Türkiye’den uluslararası, hakemli bilimsel bir dergi daha yayın hayatına başladı. »


http://www.yandal.net/osymden-bir-sk...ri-sil-bastan/
Abu konudaki fikrini merak ediyorum

ÖSYM BAŞKANLIĞI kanıta dayanmayan soruları gibi kanıta dayanmayan muğlak açık olmayan, her anlama gelebilen ağır suçlamalarla herkesi töhmet altında bırakacak ifadeler kullanmış ve doğru düzgün bir açıklama yapmayı bile becerememiştir. ÖSYM ağır ithamlarını ya belgelendirmeli yada hak arayan masum kişileri hedef gösterdiği için özür dilemelidir
ÖSYM'nin kamuoyuna özür veya kanıt sunma borcu var

ÖSYM BAŞKANLIĞI kanıta dayanmayan soruları gibi kanıta dayanmayan muğlak açık olmayan, her anlama gelebilen ağır suçlamalarla herkesi töhmet altında bırakacak ifadeler kullanmış ve doğru düzgün bir açıklama yapmayı bile becerememiştir. ÖSYM ağır ithamlarını ya belgelendirmeli yada hak arayan masum kişileri hedef gösterdiği için özür dilemelidir
ÖSYM'nin kamuoyuna özür veya kanıt sunma borcu var



BASIN AÇIKLAMASI
(16.09.2014)

Gazetelerde Yer Alan Asılsız İddialar

Bugün bazı günlük (MİLLİYET, AKİT) gazetelere ilan vererek, 2014-TUS/DUS Sonbahar Dönemi sınavı (SINAVLARI) ile ilgili asılsız iddialarla (SORULARIN DİKKATLİ HAZIRLANMADIĞI ve AÇIKLANMADIĞI) Sayın Cumhurbaşkanımızı ve Sayın Başbakanımızı yanıltıcı (?) mahiyette açık mektup yazan bir grup isim (Alp KARATAŞ Uz.Dr. Rıza ERÖKSÜZ Ahmet KANDEMİR Sancar VAROL Fatih KARAASLAN Bünyamin YILDIRIM Mahmut ÇELİKKANAT Uz.Dr.Uğur DEMİRCİ Osman GÜLSEVER Sinan TÜRKMEN Ayşe KARAGÜR Mustafa Kemal ŞAHİN İbrahim YAĞCI Taner ENGİN Emine AVCI HÜSEYİNOĞLU Seyran KÖKSAL Elif TEKE Ceylin KARA İsmail SANCAK Fatmagül SARI Erhan PARLAK Nilay KUZU Erdal KARACA Pınar SÖNMEZ Ahmet SANCAK Pervin SARACA Adil BOZPINAR Serkan VURAL Sönmez ERDOĞAN Yusuf DEMİR Aysun YILMAZ Lale DEMİRKAYA Sadi KORKMAZ Sedat ÖZKAN Beytullah KISA Emrah KESKİN Cenap KOÇTAŞ Fatma ÇELİK), ÖSYM'yi ağır suçlamalarla (SORULARIN DİKKATLİ HAZIRLANMADIĞI ve AÇIKLANMADIĞI) töhmet altında bırakacak ifadeler kullanmışlardır.

Son dört yıl içinde geliştirmiş olduğu sınav sistemi, güçlendirilmiş insan kaynağı ve günün koşullarında modernize edilmiş teknolojik altyapısı ile ÖSYM, yapmış olduğu her işlemi saniyesi saniyesine kontrol altına almış ve her saniyenin hesabını verebilecek duruma gelmiştir.

ÖSYM'nin sınavlarında sorduğu her bir soru farklı zamanlarda çok sayıda akademisyen tarafından titizlikle hazırlanmakta ve denetlenmektedir. Buna rağmen bazı sorular, ortaya çıkan ve çoğu zaman da esasa ilişkin olmayan ancak mutlak adalet bakımından gerekli olduğu düşünüldüğünden, sınav sonrasında adayların verdikleri cevapların analizi ve bilim kurullarının görüş ve tavsiyeleri ile ÖSYM Yönetim Kurulu tarafından iptal edilmektedir. Ancak, sürekli değişerek gelişen ve tıp gibi son derece geniş bir alanda farklı yorum ve bakışlara dayanılarak çoğu zamanda umulmadık biçimde (?) mahkemeler tarafından iptal edilen sorular da olmaktadır. Bu durumlar, ÖSYM tarafından adayları asla mağdur etmeyecek biçimde yönetilmektedir. (?)

İlanda yer alan ve iddiadan ibaret gerçek dışı(SORULARIN DİKKATLİ HAZIRLANMADIĞI ve AÇIKLANMADIĞI) bazı hususlara incelendiğinde;

ÖSYM sınavlarına giren ve isteyen her aday, sınavda kendi kullandığı soru kitapçığını, cevap kağıdını ve kendisine ait cevap anahtarını inceleyebilmektedir, ÖSYM hiç bir zaman adaylara, iddia edildiği gibi, "soruları ezberle" demez,Veri tabanında değişiklik yaparak herhangi bir kişiye sağlanacak haksız bir kazanç, karşılığında ağır cezaları gerektirmektedir. Bu ve benzeri düzenlemeler 6114 sayılı Kanunda açıkça yer almıştır, ÖSYM hiç bir adaya asla haksız kazanç temin etmez (? Kuruma mı adaya mı ?).

Söz konusu ilan, ticari malzemesi (?) giderek tükenen (?) bir TUS hazırlık dersanesinin (TUSDATA? TUSEM? TUSTİME? E-TUS? TUSWORLD?) organizasyonu (?)olup asla itibar edilmemelidir. Toplam 39 ismin yer aldığı ve bu isimlerden de sadece 13'ünün 2014 yılında TUS/DUS sınavlarına girdiği halde “Tüm adaylar adına” açıklama yapıldığı iddiası tam karşılığı ile gerçek dışı ve gülünçtür. Mezkur (?DAHA ÖNCE ZİKREDİLMEDİ, MEZKUR DEĞİL TUSDATA? TUSEM? TUSTİME? E-TUS? TUSWORLD?)) dershanenin (DERSANE) bu saldırılarını(?) yönetmekle görevli olduğu sosyal medya paylaşımlarından anlaşılan, listede ismi bulunan, dershane idarecisi kişinin (RIZA ABİ Mİ ? RIZA ERÖKSÜZ ABİ DERSANE İDARECİSİ DEĞİL ) , bu deshaneye (DERSANE) bir şekilde bağlı kişileri ( Alp KARATAŞ Uz.Dr.Rıza ERÖKSÜZ Ahmet KANDEMİR Sancar VAROL Fatih KARAASLAN Bünyamin YILDIRIM Mahmut ÇELİKKANAT Uz.Dr.Uğur DEMİRCİ Osman GÜLSEVER Sinan TÜRKMEN Ayşe KARAGÜR Mustafa Kemal ŞAHİN İbrahim YAĞCI Taner ENGİN Emine AVCI HÜSEYİNOĞLU Seyran KÖKSAL Elif TEKE Ceylin KARA İsmail SANCAK Fatmagül SARI Erhan PARLAK Nilay KUZU Erdal KARACA Pınar SÖNMEZ Ahmet SANCAK Pervin SARACA Adil BOZPINAR Serkan VURAL Sönmez ERDOĞAN Yusuf DEMİR Aysun YILMAZ Lale DEMİRKAYA Sadi KORKMAZ Sedat ÖZKAN Beytullah KISA Emrah KESKİN Cenap KOÇTAŞ Fatma ÇELİK ) organize etmek suretiyle infial ve aynı zamanda reklam amaçlı böylesi bir girişimde bulunduğu açıktır. Kaldı ki, ÖSYM’nin oluşturduğu teknik altyapı sayesinde (?) malum(?DAHA ÖNCE ZİKREDİLMEDİ, MALUM DEĞİL TUSDATA? TUSEM? TUSTİME? E-TUS? TUSWORLD?) )dershane (DERSANE) sahibi olarak tanınan diğer bir kişinin (Uz.Dr. Ahmet ERKEK ?, Uz.Dr.Sami SELÇUKBİRİCİK ?, Prof.Dr. Dr. Sema SELÇUKBİRİİCK, Dr. İdris ŞAHİN ? Dr. İlker Ulaş SUNGUR ?, Dr. Gökhan ERSOY, Fatih SELÇUKBİRİCİK?, Ercan ÖZTÜRK? Emrah KABATAŞ? Salih AYDIN? Osman ERER?, Tolga BİÇER? Mehmet Ali Gülçelik ? Anıl ÇUBUKÇU? Şadin Balsak?, Ahmet Cevdet Çitoğlu?, Murat Erkeçoğlu?) de eski bir tarihte (Tarihlerde?) başkasının (başkalarının?) yerine (?) sınava girdiği tespit edilmiş (?), ancak başlatılan soruşturma (?) zaman aşımı (?) dolayısıyla akim (?) kalmıştır.

ÖSYM, sadece hak edene hak ettiğinin verilmesini gerçekleştirmek amacıyla sınav güvenliğinden taviz vermeksizin ölçme kalitesini korumaya yönelik faaliyetlerinden asla vazgeçmeyecek ve Türkiye için olabilecek en güvenilir sınav sistemini sürdürmeye devam edecektir.

Adaylara ve kamuyouna (KAMUOYUNA) duyurulur.





[
Alıntı:
aerol´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
07 Ocak 2011


ÖSYM; bunca iletişim çabasına, gazete ilanlarına, TV haberlerine rağmen süreci devam ettiriyor. Süreç hepimizin gözleri önünde cereyan ediyor.
Hekimler; kendileri için çok önemli böylesi bir sınavda sebepsiz yere ve birilerinin galeyanına gelecek kadar basit ve zeka seviyesi düşük insanlar mıdır?
Bir dertleri vardı ve seslerini duyurmak istediler. “Derdini insanca anlatmak isteyen” bukişilerle görüşülüp sorunları dinlense ve kamuoyunun vicdanı rahatlatılsaydı daha şık olmaz mıydı?
Doktorların; haklarını aramak için çaba sarf etmelerini “kurum karşıtı faaliyet” olarak tanımlamak, devlet ciddiyetine yakışır mı?
“Sorun yok” deyip kestirmek, gerçekten sorun olmadığı anlamına mı gelir? Ateş olmayan yerden bu kadar çok duman çıkar mı? Her devlet kurumu halkına adalet ile hizmet için vardır. Despotizm, çağını çoktan kapamış olan ilkel bir yönetim şeklidir.

Artık olay yargıdadır. Yargıya intikal etmiş olan ve iptali istenen bazı sorular vardır. Yargı; soruların iptali yönünde karar verirse, ÖSYM ne diyecektir? Ve o zaman, tüm bu süreçleri nasıl telafi edecektir?
Ayrıcaaa…
Bu dünyanın öbür tarafı da var. Bizim; o gün, bu konu ile ilgili alnımız açık olacak. Allah biliyor ki, doğru olduğuna inandığımız şeyleri korkmadan yazdık ve söyledik. Haksız hiçbir fiile göz yummadığımız gibi haksızlığın hiçbir çeşidine de razı olmadık. Hiçbir gizli hesabımız da olmadı, olmayacak.
Bugün güç ve yetkiyi ellerinde tutanlar, gücün kendilerinde olmadığı o gün nasıl hesap vereceklerini de düşünmek zorundadırlar. O gün, bugünden daha zor olacak.

Uz. Dr. Sami SELÇUKBİRİCİK

TUSDATA A. Ş. Kurucusu ve
Yönetim Kurulu Başkanı
Alıntı:
musdr´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Üç yıl önce ösym basın açıklamalarındaki farklılığı görüp ÖSYM Başkanı Ali Demir’in Çifte Standartları başlığını açmıştım ve çifte standartının değişmemesi ve açık uçlu sorular ile bizleri strese sokması üzerine bu başlığı açıyorum.. açık uçlu sorular sizi de strese sokuyormu sokmuyormu GÖRELİM!!!!


UYARI
SINAV SÜRESİ 30 DAKİKADIR. LÜTFEN YANINIZDA KALEM, ŞEKER VE SELPAK MENDİL DIŞINDA MATERYAL BULUNDURMAYINIZ. TUVALETE GİTMEK YASAKTIR


Sınava girecek adaylar:
dönemin ÖSYM Başkanı Sayın Prof.Dr. Ali Demir
dönemin ÖSYM Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Pekşen
dönemin ÖSYM Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ercan Öztemel
dönemin ÖSYM Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ensar Gül
dönemin ÖSYM Yönetim Kurulu Üyesi YÖK Başkanvekili Prof. Dr. Ömer Demir
dönemin ÖSYM Yönetim Kurulu Üyesi MEB temsilcisi Hüseyin Çalık
dönemin ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan
dönemin ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Petek Aşkar
dönemin ÖSYM Yürütme Kurulu üyesi Prof. Dr.Cengiz Erol
dönemin ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Abdullah Çavuşoğlu
dönemin ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesi Prof.Dr.Reşat Kasap
" emanetiniz emanetimizdir" ali demir
konumunuzla ilgili aşağıda gördüğünüz açık uçlu soruları 30 dakika içinde klasik metodla cevaplayıp cevap kağıdını buraya bırakınız.

Eylül-2014’de yapılmış olan Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) sonrasında bazı medya organlarına da yansıyan haber ve iddialarla ilgili olarak;

SORU 1. 14.09.2014 tarihinde yapılan TUS ve DUS (Dişte Uzmanlık Sınavı)’a giren bir grup Doktor ve Diş Hekimi adına Sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakana hitaben yazılan ve adeta ÖSYM Başkanlığını şikâyet ederek zan altında bırakan Basın Duyurusundan Bakanlığınızın bilgisi var mıdır? Varsa bu konuda şimdiye kadar Bakanlığınızca nasıl bir işlem yapılmış ve kimler hakkında ne gibi yaptırımlar uygulanmıştır?
ÖSYM BAŞKANI PRof.Dr. Ali Demir'in cevabı:
Prof. Dr. Ömer Pekşen (ÖSYM Başkan Yardımcısı) cevabı:
Prof. Dr. Ercan Öztemel (ÖSYM Başkan Yardımcısı) cevabı:
Prof. Dr. Ensar Gül (ÖSYM Yönetim Kurulu Üyesi) cevabı:
Prof. Dr. Ömer Demir (ÖSYM Yönetim Kurulu Üyesi YÖK Başkanvekili) cevabı:
Hüseyin Çalık (ÖSYM Yönetim Kurulu Üyesi MEB temsilcisi) cevabı:
Prof. Dr. Ünal Yarımağan (ÖSYM Başkanı) cevabı:
Prof. Dr. Petek Aşkar (ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesi) cevabı:
Prof. Dr.Cengiz Erol (ÖSYM Yürütme Kurulu üyesi) cevabı:
Prof. Dr. Abdullah Çavuşoğlu (ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesi) cevabı:
Prof.Dr.Reşat Kasap (ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesi) cevabı:

SORU 2. Anılan Basın Duyurusuna cevaben, ÖSYM Başkanlığının 16.09.2014 tarihli ve “Gazetelerde Yer Alan Asılsız İddialar” başlıklı Basın açıklamasında yer alan “Söz konusu ilan, ticari malzemesi giderek tükenen bir TUS Hazırlık Dershanesinin organizasyonu olup asla itibar edilmemelidir.” ibaresiyle kastedilen dershane hangisidir? Bu dershanenin kurucuları, yöneticileri ya da sahipleri kimlerdir?
ÖSYM BAŞKANI PRof.Dr. Ali Demir'in cevabı:
Prof. Dr. Ömer Pekşen (ÖSYM Başkan Yardımcısı) cevabı:
Prof. Dr. Ercan Öztemel (ÖSYM Başkan Yardımcısı) cevabı:
Prof. Dr. Ensar Gül (ÖSYM Yönetim Kurulu Üyesi) cevabı:
Prof. Dr. Ömer Demir (ÖSYM Yönetim Kurulu Üyesi YÖK Başkanvekili) cevabı:
Hüseyin Çalık (ÖSYM Yönetim Kurulu Üyesi MEB temsilcisi) cevabı:
Prof. Dr. Ünal Yarımağan (ÖSYM Başkanı) cevabı:
Prof. Dr. Petek Aşkar (ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesi) cevabı:
Prof. Dr.Cengiz Erol (ÖSYM Yürütme Kurulu üyesi) cevabı:
Prof. Dr. Abdullah Çavuşoğlu (ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesi) cevabı:
Prof.Dr.Reşat Kasap (ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesi) cevabı:

SORU 3. Anılan dershanenin ticari sermayesinin tükendiği kanaatine nasıl varılmıştır? Anılan dershanenin sahibi olduğu ya da ilişkisi bulunduğu sosyal medya siteleri ya da platformları kimlere aittir ve aralarında ne tür ilişkiler söz konusudur?
ÖSYM BAŞKANI PRof.Dr. Ali Demir'in cevabı:
Prof. Dr. Ömer Pekşen (ÖSYM Başkan Yardımcısı) cevabı:
Prof. Dr. Ercan Öztemel (ÖSYM Başkan Yardımcısı) cevabı:
Prof. Dr. Ensar Gül (ÖSYM Yönetim Kurulu Üyesi) cevabı:
Prof. Dr. Ömer Demir (ÖSYM Yönetim Kurulu Üyesi YÖK Başkanvekili) cevabı:
Hüseyin Çalık (ÖSYM Yönetim Kurulu Üyesi MEB temsilcisi) cevabı:
Prof. Dr. Ünal Yarımağan (ÖSYM Başkanı) cevabı:
Prof. Dr. Petek Aşkar (ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesi) cevabı:
Prof. Dr.Cengiz Erol (ÖSYM Yürütme Kurulu üyesi) cevabı:
Prof. Dr. Abdullah Çavuşoğlu (ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesi) cevabı:
Prof.Dr.Reşat Kasap (ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesi) cevabı:

SORU 4. ÖSYM Başkanlığınca yapılan Basın Açıklamasında “başkasının yerine sınava girdiği” tespit edilen dershane sahibi kimdir?
ÖSYM BAŞKANI PRof.Dr. Ali Demir'in cevabı:
Prof. Dr. Ömer Pekşen (ÖSYM Başkan Yardımcısı) cevabı:
Prof. Dr. Ercan Öztemel (ÖSYM Başkan Yardımcısı) cevabı:
Prof. Dr. Ensar Gül (ÖSYM Yönetim Kurulu Üyesi) cevabı:
Prof. Dr. Ömer Demir (ÖSYM Yönetim Kurulu Üyesi YÖK Başkanvekili) cevabı:
Hüseyin Çalık (ÖSYM Yönetim Kurulu Üyesi MEB temsilcisi) cevabı:
Prof. Dr. Ünal Yarımağan (ÖSYM Başkanı) cevabı:
Prof. Dr. Petek Aşkar (ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesi) cevabı:
Prof. Dr.Cengiz Erol (ÖSYM Yürütme Kurulu üyesi) cevabı:
Prof. Dr. Abdullah Çavuşoğlu (ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesi) cevabı:
Prof.Dr.Reşat Kasap (ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesi) cevabı:

SORU 5. Anılan dershane sahibi hakkında başlatılan soruşturmanın zaman aşımı nedeniyle akim kaldığı iddiaları doğru mudur? Doğru ise söz konusu soruşturma; ne zaman, hangi gerekçelerle ve kimler tarafından başlatılmıştır? Soruşturmanın zaman aşımı nedeniyle sonuçsuz kalmasında kimlerin ihmali ya da baskısı olmuştur?
ÖSYM BAŞKANI PRof.Dr. Ali Demir'in cevabı:
Prof. Dr. Ömer Pekşen (ÖSYM Başkan Yardımcısı) cevabı:
Prof. Dr. Ercan Öztemel (ÖSYM Başkan Yardımcısı) cevabı:
Prof. Dr. Ensar Gül (ÖSYM Yönetim Kurulu Üyesi) cevabı:
Prof. Dr. Ömer Demir (ÖSYM Yönetim Kurulu Üyesi YÖK Başkanvekili) cevabı:
Hüseyin Çalık (ÖSYM Yönetim Kurulu Üyesi MEB temsilcisi) cevabı:
Prof. Dr. Ünal Yarımağan (ÖSYM Başkanı) cevabı:
Prof. Dr. Petek Aşkar (ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesi) cevabı:
Prof. Dr.Cengiz Erol (ÖSYM Yürütme Kurulu üyesi) cevabı:
Prof. Dr. Abdullah Çavuşoğlu (ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesi) cevabı:
Prof.Dr.Reşat Kasap (ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesi) cevabı:

SORU 6. Anılan soruşturmanın sonuçsuz kalmasına yol açan sorumlular kimlerdir? Bu sorumlular hakkında Bakanlığınızca nasıl bir işlem yapılmış ya da yapılmaktadır?
ÖSYM BAŞKANI PRof.Dr. Ali Demir'in cevabı:
Prof. Dr. Ömer Pekşen (ÖSYM Başkan Yardımcısı) cevabı:
Prof. Dr. Ercan Öztemel (ÖSYM Başkan Yardımcısı) cevabı:
Prof. Dr. Ensar Gül (ÖSYM Yönetim Kurulu Üyesi) cevabı:
Prof. Dr. Ömer Demir (ÖSYM Yönetim Kurulu Üyesi YÖK Başkanvekili) cevabı:
Hüseyin Çalık (ÖSYM Yönetim Kurulu Üyesi MEB temsilcisi) cevabı:
Prof. Dr. Ünal Yarımağan (ÖSYM Başkanı) cevabı:
Prof. Dr. Petek Aşkar (ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesi) cevabı:
Prof. Dr.Cengiz Erol (ÖSYM Yürütme Kurulu üyesi) cevabı:
Prof. Dr. Abdullah Çavuşoğlu (ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesi) cevabı:
Prof.Dr.Reşat Kasap (ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesi) cevabı:

SORU 7. Anılan konuya ilişkin Bakanlığınız görüşü nasıldır?
ÖSYM BAŞKANI PRof.Dr. Ali Demir'in cevabı:
Prof. Dr. Ömer Pekşen (ÖSYM Başkan Yardımcısı) cevabı:
Prof. Dr. Ercan Öztemel (ÖSYM Başkan Yardımcısı) cevabı:
Prof. Dr. Ensar Gül (ÖSYM Yönetim Kurulu Üyesi) cevabı:
Prof. Dr. Ömer Demir (ÖSYM Yönetim Kurulu Üyesi YÖK Başkanvekili) cevabı:
Hüseyin Çalık (ÖSYM Yönetim Kurulu Üyesi MEB temsilcisi) cevabı:
Prof. Dr. Ünal Yarımağan (ÖSYM Başkanı) cevabı:
Prof. Dr. Petek Aşkar (ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesi) cevabı:
Prof. Dr.Cengiz Erol (ÖSYM Yürütme Kurulu üyesi) cevabı:
Prof. Dr. Abdullah Çavuşoğlu (ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesi) cevabı:
Prof.Dr.Reşat Kasap (ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesi) cevabı:


SORU 8. Anılan dersane yöneticilerini makamınızda, ÖSYM'de, randevulu randevusuz kabul ettiniz mi? Anılan dersane yöneticilerinin evine ve şirketine gittiniz mi, başka bir mekanda birlikte oldunuz mu? Olduysanız neden?
ÖSYM BAŞKANI PRof.Dr. Ali Demir'in cevabı:
Prof. Dr. Ömer Pekşen (ÖSYM Başkan Yardımcısı) cevabı:
Prof. Dr. Ercan Öztemel (ÖSYM Başkan Yardımcısı) cevabı:
Prof. Dr. Ensar Gül (ÖSYM Yönetim Kurulu Üyesi) cevabı:
Prof. Dr. Ömer Demir (ÖSYM Yönetim Kurulu Üyesi YÖK Başkanvekili) cevabı:
Hüseyin Çalık (ÖSYM Yönetim Kurulu Üyesi MEB temsilcisi) cevabı:
Prof. Dr. Ünal Yarımağan (ÖSYM Başkanı) cevabı:
Prof. Dr. Petek Aşkar (ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesi) cevabı:
Prof. Dr.Cengiz Erol (ÖSYM Yürütme Kurulu üyesi) cevabı:
Prof. Dr. Abdullah Çavuşoğlu (ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesi) cevabı:
Prof.Dr.Reşat Kasap (ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesi) cevabı:


SORU 9. Anılan dersane yöneticileri ve forumları ÖSYM ve YÖK nezninde Yürütme kurulu üyeleri ve başkanvekilleri dahil bir çok kişi ile görüşüp baskı yaptığını ifade etmektedir. Size böyle bir baskı yapıldı mı?
ÖSYM BAŞKANI PRof.Dr. Ali Demir'in cevabı:
Prof. Dr. Ömer Pekşen (ÖSYM Başkan Yardımcısı) cevabı:
Prof. Dr. Ercan Öztemel (ÖSYM Başkan Yardımcısı) cevabı:
Prof. Dr. Ensar Gül (ÖSYM Yönetim Kurulu Üyesi) cevabı:
Prof. Dr. Ömer Demir (ÖSYM Yönetim Kurulu Üyesi YÖK Başkanvekili) cevabı:
Hüseyin Çalık (ÖSYM Yönetim Kurulu Üyesi MEB temsilcisi) cevabı:
Prof. Dr. Ünal Yarımağan (ÖSYM Başkanı) cevabı:
Prof. Dr. Petek Aşkar (ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesi) cevabı:
Prof. Dr.Cengiz Erol (ÖSYM Yürütme Kurulu üyesi) cevabı:
Prof. Dr. Abdullah Çavuşoğlu (ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesi) cevabı:
Prof.Dr.Reşat Kasap (ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesi) cevabı:

SORU 10. Anılan dersane yöneticileri ve forumları ÖSYM ve YÖK'ün anılan dersaneyi muhatap aldığını bunun nedeninin maddi güçleri olduğunu ifade etmektedir. Siz hiç anılan dersaneyi muhatap aldınız mı?
ÖSYM BAŞKANI PRof.Dr. Ali Demir'in cevabı:
Prof. Dr. Ömer Pekşen (ÖSYM Başkan Yardımcısı) cevabı:
Prof. Dr. Ercan Öztemel (ÖSYM Başkan Yardımcısı) cevabı:
Prof. Dr. Ensar Gül (ÖSYM Yönetim Kurulu Üyesi) cevabı:
Prof. Dr. Ömer Demir (ÖSYM Yönetim Kurulu Üyesi YÖK Başkanvekili) cevabı:
Hüseyin Çalık (ÖSYM Yönetim Kurulu Üyesi MEB temsilcisi) cevabı:
Prof. Dr. Ünal Yarımağan (ÖSYM Başkanı) cevabı:
Prof. Dr. Petek Aşkar (ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesi) cevabı:
Prof. Dr.Cengiz Erol (ÖSYM Yürütme Kurulu üyesi) cevabı:
Prof. Dr. Abdullah Çavuşoğlu (ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesi) cevabı:
Prof.Dr.Reşat Kasap (ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesi) cevabı:

SORU 11. Anılan dersane ile maddi-manevi bir ilişkiniz oldu mu?
ÖSYM BAŞKANI PRof.Dr. Ali Demir'in cevabı:
Prof. Dr. Ömer Pekşen (ÖSYM Başkan Yardımcısı) cevabı:
Prof. Dr. Ercan Öztemel (ÖSYM Başkan Yardımcısı) cevabı:
Prof. Dr. Ensar Gül (ÖSYM Yönetim Kurulu Üyesi) cevabı:
Prof. Dr. Ömer Demir (ÖSYM Yönetim Kurulu Üyesi YÖK Başkanvekili) cevabı:
Hüseyin Çalık (ÖSYM Yönetim Kurulu Üyesi MEB temsilcisi) cevabı:
Prof. Dr. Ünal Yarımağan (ÖSYM Başkanı) cevabı:
Prof. Dr. Petek Aşkar (ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesi) cevabı:
Prof. Dr.Cengiz Erol (ÖSYM Yürütme Kurulu üyesi) cevabı:
Prof. Dr. Abdullah Çavuşoğlu (ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesi) cevabı:
Prof.Dr.Reşat Kasap (ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesi) cevabı:


Başarılar dileriz
Alıntı:
drerk´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster

















































Konya ovası gibi bereketli topraklar



konu Hürriyet gazetesine intikal ediyor





sonuç : 5 gün sonra





































görevimizi yapamadık affet bizi






Nokta atış


Alıntı:
Kayıtsız Üye´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
BAŞKA BİR TUS FORUMUNDAKİ YORUMU BURAYA AKTARAYIM


ÖSYM TUS DAVALARI HİÇ BİTMEYECEK!!!! Çünkü ;
Bu işten yararlanan ve yararlandırılan “organize menfaat çeteleri” nin sosyal medyada kanıtlı bağlantıları çökertilmedi
1- Sürekli yanlış TUS sorusu, iptal, soru açıklamama türü mahkemede %100 kaybedeceği kesin davalık durum oluşturarak her sınav sonrası kaosa neden olan ve devlet kurumu …….. ?
2- Her sınav sonrası hakkımızı arayan dersane ………. ?
3- Her sınav sonrası hatalı sorular üzerinden hakkımızı arayan tus forum sitesi ………. ?
4- Her sınav sonrası hatalı sorular üzerinden hakkımızı arayan avukatlar ………. ?
5- Her sınav sonrası hatalı sorular üzerinden ÖSYM ‘ye dava açılmasını tek gündem yapan dersane ve tus forum sitesi ………. ?
6- ÖSYM’ye dava için dersane ve tus forum sitesi tarafından yönlendirildiğimiz avukat……. ?
7- Biyologların TUS’a girebilmesi davasında yönlendirildiğimiz avukat…. ?
8- Biyologların TUS’a girebilmesi davasında davacıların tüm dava masraflarını karşılayacağını açıklayan ve karşılayan dersane…… ?
9- Hürriyet- Milliyet vs gazetelerine verilen ÖSYM gazete ilanlarını fonlayan dersane…….?
10- ÖSYM-YÖK yetkilileri ile yakın hemşehrililik irtibatı olan dersane sahibi……?
11- 15 dakikada bir mahkemeyi aramak için “TUS TELEFON TİMİ” kuran Tus forumu …?
12- Mahkemeye baskı için “ORGANİZE OLUP MAHKEME BAŞKANINA GİTME“etkinliği yapan Tus forumu …?
13- Bilirkişilere baskı yapmak için “BİLİRKİŞİ İLE GÖRÜŞME GURUBU” oluşturan Tus forumu…?
14- ÖSYM Hukuk Müşavirliğine baskı için” TUS ÖSYM HUKUK TİMİ” oluşturan Tus forumu…?
15- Bahse konu Tus forum sitesini yüksek rakamlarla fonlayan dersane…….?
16- ÖSYM Başkanının avukatı…..?
17- Dersane sahibinin avukatları…..?
18- ÖSYM davalarında tus forumlarından yönlendirildiğimiz avukatlar… ?
19- Tüm bu ÖSYM avukatları aynı adresteki aynı hukuk bürosunun avukatı mı…..?
20- ÖSYM Başkanının avukatı, ÖSYM davalarının avukatları yakınlığı …..?
21- Hukuk bürosunda çalışan avukatlar ile ÖSYM ve YÖK üyeleri arasında ticari ortaklık bağlantısı …. ?
22- Hukuk bürosunda çalışan avukatlar ile dersane sahipleri arasında ticari ortaklık bağlantısı ……?
23- Hukuk bürosunda çalışan avukatlar, ÖSYM ve YÖK üyeleri ve dersane sahipleri arasında ticari ortaklık bağlantısı …..?
24- Dersane sahibiyle ortaklık bağlantısı olan ÖSYM ve YÖK üyeleri…..?
25- Hukuk bürosunda çalışan avukatlar ile ÖSYM ve YÖK üyeleri arasında kankalık bağlantısı …..?
26- Hukuk bürosunda çalışan avukatların dersane ve forum yönlendirmesiyle açtığı ÖSYM davaların sonucu……..?
27- ÖSYM’nin 7 Ocak 2011 tarihli Basın Duyurusunda bahsettiği “herkesi ÖSYM karşıtı faaliyete sevk eden menfaat grupları” ile yakın irtibatlı ÖSYM-YÖK üyeleri var mıdır?
28- Herkesi ÖSYM karşıtı faaliyete sevk eden menfaat gruplarının davetine icabet eden ÖSYM-YÖK üyeleri ……?
29- ÖSYM’nin 16.09.2014 tarihli Basın Duyurusunda “bir hazırlık dersanesinin forumlardaki organizasyonundan bahsedilmekte ve başkasının yerine sınava girdiği tespit edilen malum dershane sahibi olarak tanınan kişi” diye bahsettiği organize yapı ile çok yakın irtibatlı ÖSYM-YÖK üyeleri ……?
30- ÖSYM karşıtı faaliyetleri organize eden ve başkasının yerine sınava giren dersane sahiplerinin davetine icabet eden ÖSYM-YÖK üyeleri ……. ?

netice her sınav sonrası çok beklersiniz
Ahmet Şükrü KILIÇE-posta: ahmetsukrukilic@gmail.comYazarın Tüm Yazıları >00:1020 Ocak 2017Mustafa Fadıl Yıldırım, FETÖ firarisi Memduh Oğuz'la görüştü mü?A+A-FETÖ tarafından kurulan Gevher Sultan Araştırma Vakfı’nın (GESAV) kurduğu Mevlana Üniversitesi’nin Selçuk Üniversitesi’nden yer gaspı sağlama kumpası kurulmasının meşhur avukatı FET֒nün firari sanığı Memduh Oğuz’dur. Memduh Oğuz’un arazi tahsisinde bilirkişi raporunu Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi eski Dekanı Mustafa Fadıl Yıldırım’a hazırlattığı iddia edilmektedir.Bir önceki yazıda fezlekeden anladıklarımızı tarih/sayı numaralarıyla birlikte paylaştık, bir bağ kurulduğunu güçlendiren süreci belgeleriyle tanımladık. Şimdi kaldığımız yerden devam edelim. **********Bir başka bilgiye daha ulaşıyoruz; Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekan Vekili Mustafa Fadıl Yıldırım, 23.10.2009 tarihli dilekçe ile kendisini bilirkişi olarak atamıştır.Mustafa Fadıl Yıldırım, 23.10.2006 (2009 olacak) tarihli bir belge ile 22.10.2009 tarihli tutanağın düzenlenmesinden sonra “Keşfin yapılacağı 22.10.2009 tarihinde işlerimin yoğun olması nedeniyle ancak 26.10.2009 tarihinde müsait olabileceğimi takdirlerinize arzeder, gereğini saygıyla dilerim” demek suretiyle keşfin gerçeğe aykırı bir belge ile ertelenmesini takip eden günde bir dilekçe ibraz etmiştir. Tarihin daha sonra elle atıldığı ve dilekçenin havale şerhinin olmadığı görülmektedir. Burada tarihin kim tarafından atıldığı, havale tarihsiz bir belgenin nasıl dosyaya girip mahkeme tarafından nazara alındığı belli değildir.Davacı vekili Memduh Oğuz ile bilirkişi Mustafa Fadıl Yıldırım’ın HTC kayıtlarının incelenmesinden, duruşma günü olan 20.10.2009 tarihinde Memduh Oğuz’un Mustafa Fadıl Yıldırım’ı aradığı ve 726 saniye görüştükleri, Mustafa Fadıl Yıldırım’ın ise 21.10.2009 ve 22.10.2009 tarihlerinde Memduh Oğuz’u aradığı izlenmiştir. Bu görüşmelerin Mustafa Fadıl Yıldırım’ın bilirkişi olarak kendisini ataması ve keşif tarihi ile ilgili olduğu düşünülebilecektir.26.10.2009 tarihinde yapılan keşifte, davacı vekilleri Memduh Oğuz ve Meryem Gümüş söz alarak “…daha önce alışveriş merkezi olarak kullanılan bu bina kiraladığımız Gesav vakfı tarafından kuruluşu tamamlanan ve YÖK’e bildirilen Mevlana Üniversitesi’nin yerleşkesi olarak kullanılacaktır. Gerekli mimari tadilat projesi yapılmıştır” şeklinde beyanda bulunmuşlardır.Mahkeme tarafından alışveriş merkezinde Gesav’a ait büroda çalışanların olduğu tespit edilmiştir.Gerek 20.10.2009 tarihli celsede, gerekse 26.10.2009 tarihli keşif zaptında bilirkişilere verilen görev açıklığa kavuşturulmamıştır. Oysa bu durum o tarihte yürürlükte bulunan HUMK m. 279 ve 281’e aykırıdır.Bilirkişiler kendilerine mahkemece görevleri tarif edilmediği halde görevlerini “…keşif mahallindeki gözlemler eşliğinde hakimin sözleşmeye müdahalesi için şartların oluşup oluşmadığı konusunda bir rapor hazırlanması istenmiş olmakla…” şeklinde kendileri belirlemişlerdir. Bilirkişiler ancak mahkemece kendilerine sorulan soruları cevaplandırabilirler. Aksine davranış sorumluluklarını doğurur. Bilirkişiler burada Mahkemeden görev sınırları konusunda açıkça talimat almaları gerekmekte iken bunu yapmamışlar, görevi kötüye kullanma suçunu işlemişlerdir (TCK m. 257). Ayrıca hazırlanan bu rapor davalı idareyi de ciddi zarara uğratmıştır.Hakimin sözleşmeye müdahalesinin gerekip gerekmeyeceği hukuki bir meseledir. Hukuki meselede bilirkişilerin görüş bildirmeleri hukuka aykırıdır. Kaldı ki, uyarlama şartları da kiralanan gayrimenkul bir bütün olarak değerlendirildiğinde (otel+alışveriş merkezi) oluşmamıştır.Önceden görülmeyen değişikliklerin borcun ifasını güçleştirmesi halinde "İşlem temelinin çökmesi" gündeme gelir. İşlem temelinin çöktüğünü kabul eden hakim; duruma göre; alacaklı lehine borçlunun edimini yükseltmeye, borçlu lehine onu tamamen veya kısmen edim yükümlülüğünden kurtulmasına karar vermek suretiyle sözleşmeyi değişen şartlara uydurur. Başka bir deyimle sözleşmeye müdahale eder. Burada hiçbir şekilde davacı şirket lehine uyarlama şartları oluşmamıştır. Davacı taraf kendi beyanları ile sabit olduğu üzere Mevlana Üniversitesi’nin kuruluşu için gereken adımları atmaya başlamış, planlar krokiler çizdirmiş, alışveriş merkezini çeşitli dava ve uyuşmazlıklarla boşaltmış, en sonunda da bir hakim yardımı olduğunu düşündürten idare ile yapılmış sözleşmeyi hazırladıkları, şartlara uygun hale getirildikten sonra da uygun adımların atıldığı görülmektedir. Burada ilgililer açısından en azından görevi kötüye kullanma ve kasten gerçeğe aykırı bilirkişilik (tck m. 276) suçunun oluştuğu değerlendirilebilecektir.Bilirkişi raporu çok kısa bir süre içinde tamamlanmıştır. Raporun teslim edileceği tarihten önce Memduh Oğuz ile hukukçu bilirkişi Mustafa Fadıl Yıldırım yoğun bir telefon trafiği yaşamışlar, 02.11.2009’da iki kez ve 03.11.2009’da ise saat 16.00’dan sonra beş kez görüşmüşlerdir. Görüşmelerin raporun tanzim ve teslimi ile ilgili olduğu değerlendirilmektedir. Ayrıca Memduh Oğuz ile Mustafa Fadıl Yıldırım’ın elektronik postalarının incelenmesi, aralarındaki irtibatın içeriğinin tespitinde yardımcı olabilecektir. Zira metnin Memduh Oğuz tarafından hazırlanıp hazırlanmadığı ya da en azından onun onayına sunulup sunulmadığı tespit edilecektir.Memduh Oğuz ayrıca bilirkişi Sinan Esen’i de, 03.11.2009’da Mustafa Fadıl Yıldırım ile görüşmeden 10 dakika kadar önce aramış ve bir görüşme de bu bilirkişi ile yapmıştır. Sinan Esen’in de o tarihli elektronik postalarının incelenmesi aralarındaki irtibatın içeriğinin tespitinde yardımcı olabilecektir.Bilirkişi raporu 04.11.2009 günü teslim edilmiştir. Bilirkişilerden İsmail Selim, bilirkişi ücretini 04.11.2009 günü, Sinan Esen 05.11.2009 günü mahkemeler veznesinden almışlardır.Mustafa Fadıl Yıldırım, bilirkişi ücretinin ödenmesi için Memduh Oğuz’u yetkilendirmiştir.02.11.2009 tarihli bir dilekçe ile Mustafa Fadıl Yıldırım, bilirkişi ücretinin ödenmesi için Memduh Oğuz’u yetkilendirmiştir. Memduh Oğuz da kendisine verilen yetkiyi 09.11.2009’da L. Lale Örsal’a vermiştir. Lale Örsal, Mustafa Fadıl Yıldırım adına tahakkuk eden bilirkişi ücretini 10.11.2009 tarihine mahkemeler veznesinden almıştır. Burada Memduh Oğuz ile Mustafa Fadıl Yıldırım arasındaki ilişki son derece dikkat çekicidir. Bilirkişinin hakimin izin ve onayı olmadan taraflardan biri ile görüşmesi tarafsızlığına gölge düşürecek bir hal olarak kabul edilmekte iken, burada bilirkişinin davanın taraflarından birine bilirkişi ücreti için yetkilendirme vermesi, bilirkişilik görevinin tarafsız yapılmadığını ve en azından bu görevin kötüye kullanıldığını düşündürmektedir (tck m. 257).Davanın adli sistemden çok süratle geçerek kesinleştiği de görülmektedir. Dava 30.07.2009 tarihinde açılmış Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 12.11.2009 tarihinde sonuçlandırılmıştır. Bir taşınmaz ile ilgili davanın bu kadar kısa sürede bitirilmesinin mutad olmadığı söylenmektedir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi bu dosyanın temyiz incelemesini 04.03.2010 tarihinde tamamlamış, mahkeme kararını düzelterek onamıştır. Dolayısıyla tüm dava, Selçuk Üniversitesi’nin aleyhine olarak yedi aydan birkaç gün fazla bir süre içerisinde sonuçlanmıştır.Bu zamana kadar yaptığımız değerlendirmelerin neticesine gelince;Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen 2009/385 sayılı dosyada yargılama usulüne uygun surette yapılmamıştır. Bilirkişilerin atanmalarından, göreve başlamalarına, rapor tanzimine ve davacı tarafla ilişkilerine dair birçok hukuka aykırılık vardır ve soru işareti mevcuttur.Bu usulsüzlükler nedeni ile Selçuk Üniversitesi'nin ciddi zararı söz konusudur. Olayda yer alanların hususiyetle görevi kötüye kullanma (TCK m. 257) ve resmi belgede sahtecilik (TCK m. 204/2), bilirkişilerin ise görevi kötüye kullanma (TCK m. 257) ve kasten gerçeğe aykırı bilirkişilik (TCK m. 276) suçlarını işledikleri değerlendirilmektedir.Son olarak Gazi Üniversitesi eski Dekanı Mustafa Fadıl Yıldırım, bu sorularımıza yardım alacağı bir yer de kalmadığına göre kendi cevap verecek cesareti gösterebiliyorsa, tek bir harfine dokunmadan yayınlayacağımızı belirteyim.Yazının ilk bölümü olan "Mustafa Fadıl Yıldırım, Mevlana Üniversitesi arazisi kıyağını açıklasın?" başlıklı yazıyı okumak için tıklayın!*****"Mustafa Arıkan, Selçuk Üniversitesi'ndeki FETÖ yapılanmasını, rüşvet ilişkilerini ve kurulan kumpası itiraf etti"*****başlıklı haberi okumak için tıklayın!*****Kaynak: Mustafa Fadıl Yıldırım, FETÖ firarisi Memduh Oğuz'la görüştü mü? - Ahmet Şükrü KILIÇ

Alıntı:
aerol´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Avukat Burhan ÖZKAYA'dan gelen
İHTARNAMEDİR


İhtar Eden : Sami SELÇUKBİRİCİK
Vekili : Av. Burhan ÖZKAYA, adres başlıkta
Adres: Necatibey Caddesi No: 33/12 Kızılay ANKARA

Muhatap : -http://www.stetuskop.com/- internet sitesi yetkilisi

Açıklamalar :

Sayın Muhatap,
-http://www.stetuskop.com/- adlı internet sitesinde Bilgileri ÖSYM Görevlileri Verdi Başlığı ve http://www.stetuskop.com/bilgileri_oesym_goerevlileri_verdi-t4273/index.html?t=4273 linki ile müvekkilim Uz.Dr. Sami SELÇUKBİRİCİK bakımından kişilik haklarını ihlal eden bir takım ifadelere yer verilmiştir. Şöyle ki aşağıda yer verdiğimiz yorumlarda;


“Mahkeme: Bilgileri ÖSYM görevlileri verdi
drasc: Bilgileri Sami Hoca 10 yıldır gidip geldiği ÖSYM deki tanıdıklarından aldı” şeklindeki organize yorumlarla, daha önce ÖSYM bünyesinde yaşanan kopya iddialarıyla müvekkilimi ilişkilendirmek istemektedirler. Söz konusu yorumların ortak hedefi sanki müvekkile ÖSYM yetkilileri tarafından soruların verildiği, böylece kopyacılık yapıldığıdır. Ancak yorumlarda ifade edilenin aksine, müvekkille ilgili ne bir mahkeme kararı ne de tek bir emare vardır
Müvekkil uzun yıllardır Tıpta Uzmanlık Sınavı’na Hazırlık sektöründe hizmet vermekte olup bugüne kadar hiçbir hukuksuz ve haksız eylemde bulunmamıştır.
Yıllar içerisinde kendisinin ve yönetim kurulu başkanı olduğu TUSDATA’nın sektörde yoğun gayret ve çalışmaları neticesinde sürekli olarak ileriye doğru mesafe kat etmelerini hazmedemeyen bir takım kişi ve kurumlar müvekkilin başarılarını gölgelemek için yukarıda yer verdiğimiz haksız isnatlarda bulunmaktadırlar. Bunlar ise kabulü mümkün olmayan iftiralardır.
Söz konusu ifadeler Türk Ceza Kanunu bakımından suç olup aynı zamanda müvekkillerin kişilik haklarına da zarar vermektedir.
5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un 9. maddesi gereğince söz konusu içeriğin yayından kaldırılmasını, aksi halde diğer yasal yollara başvuracağımızı, ayrıca söz konusu hakaret içeren ifadeler nedeniyle de tüm ilgililer hakkında Cumhuriyet Savcılıklarında şikayet hakkımızı kullanacağımızı ihtaren bildirir, çalışmalarınızda başarılar dilerim.
İhtar Eden Vekili Av. Burhan ÖZKAYA









Ankara barosu avukatlarindan afyon dinar esrafindan Av. Burhan Özkaya nin ihtarnamesi icerik olarak Paralel yapı feto kainat imamı Fethullah gulenin darbecilerin o polislerin binde birini tanımam demesi türü bir aciklama

İnandırıcı bulmadim

Bu ilişkiler aguyla Yarınlar zor değil süper güzel olmali

Last edited by Kayıtsız Üye; 01-20-2017 at 04:06.
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla

     

Alt 11-03-2016, 17:48   #12
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Dr tus ta bir arkasamizin çok güzel bir soru sormuş


434 Mesaj

karamsartarz
Re: Sami Selçuk Biricik'e sorulmayan sorular
7 yıl önce yazıldı..
sebze demiş ki;
Simurg demiş ki;
worldmedline demiş ki;
Şimdi sayın Rıza Eröksüz kardeşim güzel bir röportaj yapmış Sayın Sami SelçukBiricik ile.. yalnız bazı soruları sormayı unutmuş..Mesela TUS soruları nasıl hazırlanıyor sorusunu sormuş ama bu hazırlanan TUS sorularını ÖSYM den nasıl alıyosunuz,hangi cemaat aracılığıyla soruları sızdırıyorsunuz sorularını sormamış,soramamış.. Uzun zamandır TUSDATA üzerinde şüpheler var , umarım KPSS skandalının ucu TUS a kadar uzanmaz.. Umarım(ız) ki TUS üzerinde şaibe yoktur..

Dr.Evren GÜL
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi

http://www.dr tus.com/yeni/m/anasayfa.php?sayfa=forumlar&islem=konuoku&cat_id=2&forum_id=28&topic_id=50401

Last edited by Kayıtsız Üye; 11-26-2016 at 09:34.
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 11-03-2016, 18:31   #13
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Alıntı:
Kayıtsız Üye´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
İnşallah isim benzerligidir..
ÖSYM Başkanınin avukatı Av. Ali Özkaya
Tusdata avukatı Av. Burhan Özkaya...
Rastlantı mi? Gerçek mi?
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 11-03-2016, 18:44   #14
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

ahin, YÖK 1. Hukuk Müşaviri oldu
Ana Sayfa» YEREL GÜNDEM14.11.2010 16:20
Şahin, YÖK 1. Hukuk Müşaviri olduİl Özel İdaresi Hukuk Müşaviri Avukat Suat Şahin, Yüksek Öğretim Kurulu 1. Hukuk Müşaviri olarak görevlendirildi.
İl Özel İdaresi Hukuk Müşaviri iken Yüksek Öğretim Kurulu 1. Hukuk Müşaviri olarak görevlendirilen Şahin, bir buçuk yıl görev yaptığı İl Özel İdaresinde önceki gün gerçekleştirilen İl Genel Meclisinin 11. birleşimine katılarak İl Genel Meclis Üyeleri ile vedalaştı. Oldukça duygulu anların yaşandığı Mecliste, İl Genel Meclisi Başkanı Ali Selvi, Şahin’i tebrik ederek yeri görevinde başarılar diledi.

AV. SUAT ŞAHİN KİMDİR?
1970 yılında Konya’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Konya’da tamamladı. 1994 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. 1994-1995 yılları arasında Konya Adliyesinde avukatlık stajını tamamlayarak Konya Barosuna kaydoldu. Vatani görevini Kırklareli 33. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığında Askeri Savcı olarak tamamlayan Şahin, 1997 yılında MEDAŞ-Meram Elektrik Dağıtım A.Ş. Genel Müdürlüğü Hukuk Müşavirliğinde Kamu Hukukçusu olarak göreve başladı. MEDAŞ’ın özelleştirilmesinden önce 2009 yılında Konya İl Özel idaresinde Hukuk Müşaviri olarak göreve başladı. Bir buçuk yıldır Konya İl Özel idaresi Hukuk Müşavirliği görevini yürüten Şahin aynı zamanda Konya İl Encümen Üyeliği, Konya Barosunda Bilişim Komisyonu ve Kamu Avukatları Komisyonu Başkanlığı görevlerini yürüttü. Birçok gazete ve dergide hukuki makale ve araştırmaları neşredilen Şahin, Konya Barosu Dergisi Genel Yayın Yönetmenliği, Yazı İşleri Müdürlüğü, Konya Adliyesinde ve Hukuk Mahkemelerinde çeşitli konularda bilirkişilik, Konya Ticaret Odası Tahkim Kurulunda ticari anlaşmazlıklarda hakemlik yaptı. Hukuki konularda, halen stajyer avukatlara kişisel gelişim ve etkili iletişim eğitim seminerleri veren Şahin, KOBİD-Konya Bilişim Derneği Fahri Üyesi olarak da bilişim hukuku alanında çalışmalarını sürdürmektedir. Konya Barosu Bilişim Kurulu Başkanlığını da yapan Şahin, 2006-2008 yılları arasında Hukuki Araştırmalar Derneği Yönetim Kurulu Üyeliği, 2003-2009 yılları arasında memur sendikalarından Enerji-Birsen’in Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerinde bulundu. Yayınlanmış birçok mesleki makalesi bulunan Şahin’in, Türkiye’de 3 bin kadar kamu hukukçusunu ilgilendiren “Kamu Hukukçularının Sorunları ve Özlük Haklarının Düzeltilmesi” konusunda hazırlamış olduğu makalesi Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kuruluna sunulmuş ve Adalet Bakanlığı tarafından avukatların sorunlarının çözümüne ilişkin olarak oluşturulan komisyona bu çalışması ile aktif katkı ve destek vermiştir. Hukukçuların internet üzerinden iletişim sağlamaları, bilişim hukukuna ilişkin bilgilenmeleri ve bilişim hukukunun gelişmesine aktif katkı ve destek vermekte olan Şahin, halen Konya Barosu Yönetimin Kurulu Üyeliği görevini sürdürmektedir. Evli ve iki çocuk babası Şahin Fransızca bilmektedir.






Yorumlar
Halil SELÇUKBİRİCİK 27 Aralık 2010 Pazartesi 20:12
HAYIRLI OLSUN SUAT BEY
Allah utandırmasın çok sevindirici bir gelişme Suat Bey canı gönülden tebrik ederim.
188.3.85.242

http://www.memleket.com.tr/sahin,-yo...du--83813h.htm

Raslanti
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 11-04-2016, 19:20   #15
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

http://www.*************************...?topic=17592.0


2015 EYLÜL TUS VE TUSDATANIN OYUNU
« : 20 Kasım 2015, 10:31:08 »
20 Eylül 2015 tarihinde Tıpta Uzmanlık Sınavı yapıldı. Bu sınava giren 10.000 i aşkın doktorlardan biriyim sadece. Hali hazırda 2 senedir mesleğimi layığıyla yerine getirmekteyim. İlk kez cidden hazırlanabilme fırsatı bulduğum sınava bir dershane tarafından yanlış soru olduğu düşüncesiyle dava açılmış. Bu dava sürecinde dershane yetkilileri birkez bile açıklama yapmamıştır. Benim gibi bekleyen doktor meslektaşlarım her gün sınav açıklanacak mı diye beklemek zorunda kalmıştır. Ancak Ösym en sonunda açıklama yapmış, resmi twitter adresinden süreç ile ilgili bilgi vermiştir. Bu bilgilendirme sonrası davayı açan dershane yöneticisi hemen bir video yayınlayıp kendini aklamaya çalışmış ve bizim arkamızda olduğunu söylerek kandırmaya çalışmıştır. Bu noktaya gelinene kadar kendilerinin sponsor olduğu www.*************************.com sitesinden moderatör ve yöneticiler vasıtasıyla hukuk sürecini bizlerden saklamış ve tüm dikkati, tepkiyi ösym nin üstüne atmayı başarmıştır. Kendi dershane hocaları tarafından facebook üzerinden şimdi açıklanacak bu ay açıklanacak diyerek bütün doktor arkadaşları oyalamış ve dava sürecini gizlemiştir. Halbuki bu kadar çok adayın girdiği ve uzman olmak için çabaladığı sınavda bizleride ilgilendiren bu sürecin paylaşılması gerekirdi.
Davalar öğrenildekten sonra TUSDATA tus dershanelerinin sahibi de olan Sami Selçuk Biricik bir açıklama yapmak zorunda kalmıştır.
Açıklama linktedir ;
Kendilerinin isimlerine ne derse desinle bu kurum açık bir şekilde dershanecilik yapmaktadır. Bir kurs parası 8000 tl civarında değişmektedir. Hocalar devlet ve üniversite hastanelerinde hali hazırda çalışmakta olan hocalardır.
Bu açıklama sonrası mahkeme ile ilgili tekrar bir bekleme süreci başladı ve herhangi bir bilgilendirilme olmadı. Ancak baskılara dayanamayan dershane yönetimi tepkileri azaltmak için dava avukatı av.Burhan Özkaya tarafından açıklama yaptırıldı.
Avukatın açıklaması ;


DEĞERLİ ARKADAŞLAR

Malumunuz olduğu üzere 2015 yılı Eylül ayında yapılan TUS’da bir kısım hatalı sorular olduğu düşüncesi ile sınava giren bazı doktor arkadaşlarımızın bizi vekil tayin etmeleri üzerine hatalı soruların iptali için dava açtık. Yasada bu davaların açılabilmesi 10 gün ile sınırlı olması sebebiyle ilk etapta 6 sorunun iptali için dava açtık.

Sonrasında dava açan doktor arkadaşların bir mikrobiyoloji sorusunun da hatalı olduğuna dair textbook referansı getirmeleri sebebi ile 2. Bir dava açmak zorunda kaldık. Hukuken 2. Davanın 1. Dava dosyasına dahil edilmesi mümkün olmadığından davaların birleştirilmesi için ciddi bir çaba sarfettik ve davalar birleştirildi. Bir an önce sınav sonucunu bekleyen doktor arkadaşlarımızın mağduriyetini giderebilmek maksadı ile dosyaları memur eliyle Ankara Bölge İdare Mahkemesinden Ankara 5. İdare Mahkemesine getirdik.

Mahkeme de haklı olarak bilirkişi isimlerinin belirlenmesi için Ankara’da bulunan 4 tane üniversiteye 13.11.2015 tarihi itibarıyla yazı yazdı ve yazının tebliğinden itibaren 3 gün içinde cevap verilmesini istedi. Yine zamandan kazanmak için bu yazıları da hızlı posta ile üniversitelere tebliğ ettirdik. Bunlardan cevap verenler de oldu. Cevap verme süresi ise 19.11.2015 tarihi itibarıyla dolacak ve sonrasında Mahkeme bize ve ÖSYM’ye bilirkişilere itirazımız olup olmadığını soracak.

Biz Mahkeme ile yaptığımız görüşmede yazışmalar ile zaman kaybedilmemesi için “ÖSYM ile de görüşelim, taraflar olarak itirazımızın olmadığını da beyan edelim ve böylece dosya bir an önce tamamlansın” dedik.

ÖSYM de bizim gibi davanın bir an önce sonuçlanması için çaba sarf eder, bir kısım usuli işlemlerle zaman kaybına mahal vermez ise kanaatim o ki dava en geç Aralık ortasına kadar sonuçlanır.
Elbette sonuçların açıklanmaması doktor arkadaşlarımızı strese sokmaktadır. Bunun bilincindeyiz. Ancak bugüne kadar çok sayıda TUS’da hatalı soruların iptali için açtığımız davalar neticesinde yüzlerce doktor arkadaşımız daha üst tercihlerine yerleşebildiler ya da tekrardan tercih yapma hakkı elde ettiler. Ancak bu arada yerleştirmeler yapıldığı için aldıkları eğitimler, verdikleri emekler boşa gitti. Daha önce açılan davalar neredeyse 1 yıl civarında sürmüş iken son açtığımız dava yaklaşık 3 ay içerisinde neticelenecek. Bu sebeple biraz daha sabretmek gerekir.

Diğer taraftan bizim açtığımız davadan sonra ÖSYM, dava konusu ettiğimiz 3 adet soruyu iptal etti. Dolayısıyla hatalı sorular sebebiyle hakları ihlal olacak olan arkadaşlar esasında ciddi bir kazanım elde ettiler. Halen davası devam eden soruları da ilgili tüm tıp kamuoyu bilmektedir.

Gönül ister ki bu davalar en kısa sürede sonuçlansın. Hatta 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu’nun 20/B maddesi de bu hususta özel bir düzenleme getirdi ve yargılamanın hızlandırılması amaçlandı.

Ancak Ankara’da bir İdare Mahkemesinde yılda 3.000 tanenin üzerinde dava açılmakta. Mahkemeler iş yükü ve usuli işlemler altında ezilmekte. Fiili imkansızlıklar sebebiyle olması gerekenle olanın örtüşmediğini de görmekteyiz, yaşamaktayız. Sürecin hızlandırılması için elimizden gelen tüm çabayı sarfetmekteyiz.
Bu vesileyle tüm doktorlarımızın biraz daha sabretmelerini ve bu sınavda alacakları sonuçların da gönüllerince olmasını temenni ediyorum.

Av. Burhan ÖZKAYA


Açıklama 18.11.2015(sınav tarihinden 59 gün sonra) tarihinde yapıldı. Açıklama sonucunda öğrendiğimiz şey ise 50 gündür davaların birleştirilmesi için uğraştıkları ancak zaten iki ayrı davayı da kendilerinin açmış olmasıydı. Bu sürecin zaten asıl olarak uzamasının sebebinin kendilerinin olmasıydı. Binlerce doktorun planları ve hayatlarıyla sadece kendi adlarının anılması ve reklamlarının yapılması amacıyla oynamak zaten böyle vicdansız tek amacı para, kar olan bir kuruma yakışırdı zaten. Bunu anlayan birçok doktor arkadaş ,kendi sponsor oldukları ancak özgür bir alan dedikleri , *************************.com sitesinden atıldı. Şimdi anlaşılıyor ki kendi adları sanları daha çok duyulsun diye bu süreci kasıtlı olarak uzatmış durumdalar. Ancak bunu söyleyebilecek sesimizi duyurabilecek bir yer bulamadım. Sorulara açtıkları davalarda en sonunda ortaya çıkan vahim durum ise davayı açtırdıkları şahısın itiraz ettiği sorulardan birini doğru yapmış olduğu ortaya çıktı. Bunun neticesinde o soruya açılan dava iptal edildi. Elimize geçen açıklama :

Tüm 2015 Eylül TUS cularının merak ettiği 103 nolu sorunun akıbetini paylaşıyorum arkadaşlar.Mahkeme bilirkişi raporu olmadan soruyu nasıl iptal eder sorusunun cevabı da burda..Dava dosyasından aynen aktarıyorum:
"Ayrıca,dosya içerisinde mevcut davacının optik cevap formu ile cevap anahtarı karşılaştırma tablosunun incelenmesinden,davacının hatalı iddiasıyla iptalini istediği 'Klinik Bilimler Testi' 103. soruyu doğru cevapladığı görüldüğünden,bu sorunun iptali istemi açısından davacının menfaatini etkileyen bir durum olmadığından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun idari işlemler nedeniyle açılacak iptal davalarının ancak menfaatleri ihlal edilenlerce açılabileceğine yönelik 2. maddesi uyarınca davacının dava açma ehliyetinin olmadığı ve bu soruya yönelik olarak yürütmenin durdurulması isteminin reddi gerektiği sonuca varılmıştır."
Yukarıda paylaştığım video linkinde açık bir şekilde ÖSYM nin zaten 8 soruyu iptal ettiğini ancak bizim istediklerimizi etmediğini diğer iptal ettiği sorularının da aslında doğru olduğunu söylüyorlar. Halbuki sınav sonrası bir çok arkadaşımız o sorulara da itiraz dilekçesi vermişti. ÖSYM bunu görerek gerekli iptalleri yapmış. Ama bu dershane sahibi kendi istedikleri onlar olmadığı için doğru soruları iptal etti diyor. Halbuki iptal olan sorula açık bir şekilde yanlış sorulardı.
Buradan çıkan sonuç ise açık bir şekilde göstermektedir ki Sınav birincisini kendilerinden çıkarmak için art niyetli olarak beli sorular seçilmiş ve netler artırılmayı çalışılmaktadır. Bunu cezasını bizim gibi sisteme ses çıkarmayan ve ayak uyduran kurumların, devletin ve hukukun adilliğine inanan doktorlar çekmektedir. Her şeyden öte ailelerimiz nişanlımız, eşimiz ve çocuklarımız bu zor durumda bizim ile beraber sürünmektedirler.
Sizlerden ricam bizimde sesimizi duymanız ve ben ve benim gibi doktorları düşünerek ,ailelerini düşünerek adil olan adaletli olan neyse mümkün olan en hızlı biçimde yapılması için bizim için takipçi olmanızdır.

Saygılarımla






Kayıtlı



*********************************************.Com

2015 EYLÜL TUS VE TUSDATANIN OYUNU
« : 20 Kasım 2015, 10:31:08 »


Çevrimdışı rsm
VIP
İleti: 39

Ynt: 2015 EYLÜL TUS VE TUSDATANIN OYUNU
« Yanıtla #1 : 20 Kasım 2015, 11:48:22 »
Bende geçen sene ************************* tan atılmıştım , moderatörler tarafından , davalar konusunda tusdata yı eleştirdiğim için .

Bu kurum yüzünden az kalsın tus sınavı yazılı formata dönecekti. Tus birincisi bizden çıksın da reklamımız olsun zihniyeti yüzünden , tıp fakültesi öğrencilerin üzerinde yürüttükleri reklam çalışmalarının eskisi gibi işe yaramadığından yolacakları müşteri sayısı azaldığı için , farklı bir yol denemekteler .

ÖSYM ye karşı hukuk savaşı başlattılar adeta , birinciyi biz çıkardık diyebilmek için.

2014 yılında dava açan kişilerden 1 tanesinin , sıralamada ilk 10 içinde olduğunu , 1 tanesinde geçmişte bu kurumda ders anlatan eğitmenlerden biri olduğunu bizzat ÖSYM nin avukatı ifade etmişti geçen sene.

Adamlar , biz sizin hakkını arıyoruz yalanı ile en büyük kazığı atıyorlar alın terini akıtan insanlara. İşin ilginç tarafı hekimlerin içinde büyük bir kesim de bunların anlattıklarını gerçek sanıp , ticari bir kuruluşun kendi hakkını koruduğunu sanıyor.
Kapsına gidip dersanenize kayıtlı değilim ancak deneme sınavınıza katılabilir miyim diye sorsalar anlayacaklar oysa ki durumu
« Son Düzenleme: 20 Kasım 2015, 11:59:48 Gönderen: rsm »
Kayıtlı
Çevrimdışı rsm
VIP
İleti: 39

Ynt: 2015 EYLÜL TUS VE TUSDATANIN OYUNU
« Yanıtla #2 : 20 Kasım 2015, 11:51:20 »
Sayın martineden , burada paylaştıklarınızı başka sosyal paylaşım platformlarında da paylaşırsanız iyi olur. ( ekşi sözlük gibi )
« Son Düzenleme: 20 Kasım 2015, 12:10:41 Gönderen: rsm »
Kayıtlı
Çevrimdışı martineden
********************************************* Yazarı
İleti: 320
Kurumunuz: memur

Ynt: 2015 EYLÜL TUS VE TUSDATANIN OYUNU
« Yanıtla #3 : 20 Kasım 2015, 12:32:32 »
Twitterdan başladım linki paylaşmaya gazeteleredd gönderdim mail olarak biraz rt alırsa duyulacaktır umut ediyorum.
Bu kadar hukuksuz hoca çalıştırıp sonra biz adaletten yanayız diyen bir kurum zaten ne kadar doğru olabilirki
Söylediklere neye inanaılabilir ki ?

FfAsıl mesele o burada konuşalan o değil ama . Burada anlatılan sadece kendi istediği sorular iptal edilsin diye uğraşan ve kasıtlı olarak 2 ayrı dava açan bunun yüzünden bizi bekleten beklerkende hiç bir açıklama yapmayan tusdata.
Suan hiçbir duruşma görülmemiş biliyorsun demi hocam ? Sebep aynı avukat iki dava açmış ayrı ayrı birinde 6 soruya diğerinde 1 soruya . 1 soruluk dava birleşsin diye 50 gündür bekliyoeuz. Bunu anlayın ösym suçlu mu evet ama tusdata da masumu yada kurtarıcıyı oynamasın . Ayıptır. Kör değiliz yazı bununla ilgili


Videoyu paylaşmışlar izleme fırsatım oldu ama detaylı inceleyemedim gerekli incelemeyi yapıp yalanlarını teker teker hem yazıcam hemde görüntülü video yapıcam . Madem video daha etkili oluyor . Onu da sildirmeye çalışcaklar ama olsun . Videoyu izleyenler varsa bana burdan ya da özel mesajdan yazsınlar gördükleri yalanları kendi hazırladığım video ya koyayım.
Benim ilk etapta bildiklerim : diyorki tusdata şuana kadar hangi soru yanlış dediysek iptal oldu eninde sonunda . ( en son DUS SINAVI 3 soruya itiraz edildi 2 soru iptal edildi. 1 soruyu mahkemeye götürdü data bilirkişi soru doğrudur dedi iptal etmedi.)
Birincileri nerden bilebiliriz ? Diyor .
Birinci adayları tusem ve tusdata da biliyor . Hepimiz biliyoruz bunu . Şuan benim bildiğim hacettepeden bir arkadaş çok yüksek bir net yaptı.
Derece için gelmesinler bizim dershaneye diyor. Derece önemsiz diyor ? Sayfasına bakın her tus tus birinci ve dereceleri ile röportaj yapıyor bas bas bağırıyor . Madem önemli değil sen niye onlar üzernden reklam yapıyorsun ??
Kendi kaynaklarımızda yanlış olmasına rağmen pankreatit sorusuna itiraz ettik diyor . Arkadaşlar bilgi değişen bilgi . Ve tüm genel cerrahi ses kayıtlarını dinleyin bıradan göreceksiniz hocalar (l.kodal olsun a.cubukçu olsun ) özellikle değişti idiyopatik en sık diyorlar . O yüzden itiraz ediliyor .
Bu mahkeme süreci 50 gündür dava birleşsin diye uğraşmış . İyi de iki davayıda sen açtın TUsDATA !! Birleştirmek için uğraştık diyorsun ? Baştan tek açsaydın ??? Hemde yanlışlığını 10 yıllık bir türkçe kaynak göstererek ispatlamaya çalıştığın soruyu.

Farkettiyseniz en kritik sorular es geçilmiş.
Profilaktik dava açmışlar yani bundan sonra her tus bu dava açılacak ve TUSDATA kendi dediği olana kadar davayı uzatacak .
Utanmadan diyorki sende istedğin sorulara dava aç banane kardeşim . Sonra da diyorki herkes toplasın mahkeme başkanına baskı yapsın .
Kim doğru yaptığı soruya dava açar allasen . Bu eylül tusu 70 günde-80 günde açıklanırsa bunun 55-60 günü sırf TUSDATA NIN mikrobiyoloji sorusuna ayrı dava tek başına dava açması nedeniyle olmuştur. 55-60 gün 2 ayı hangi 1 soru ile karşılayacaksın acaba ?

Not : ayrıntılı incelemem ilk mesajımda güncelenecektir. Mesajlarımda hareket yoktur . Modlara ve admine seslenirim .
Sadece şunu belirtmek isterim 2 saatlik videoyu izlerken aklıma başka bir program geldi .
-inş hocam . Doğrudur hocam .
-ne kadar da güzel konuştunuz hocam
- biz sizi tanıyoruz hocam .
-sizce nasıl olmalı hocam.
Sürekli böyle buna benzer konuşmalar .


Foruma gelip 4 mesaj yazıp 4 ün ilkinden sonuna yükselerek tusDATA savunması yapan 4.mesajında "kimin adamıysan artık" diyebilecek cahil cesaretine sahip sen kişisi tusdatanın adamı/kadını değilsen..Ben dış mihrakların adamıyım.. incisözlük , ekşisözlük kafası yahut trolleme ,caps , monte gibi kavramların dünyasına gelip 70-80'lerin kuşağının diliyle "kimin adamıysan" artık diyosun.. sen kimi isterdin derin devlet , cia , mossad , ezln , zapatistalar , ırak baası , muhaberat ? hadiiiii önce sen.. sen.. sen kimin adamısın söy le se ne.. hadiii.. bizim kim olduğumuzuda sen seç.. zekamıza ve yaşımıza hakaret ediyorsun sn. tusdata sosyal medya elemanı.. ve diyorum ki bak adamım biz tıp bitirdik idiot değiliz.. Siz ise öğrencileri aralara saldığını ajan öğrenciler temsilciler ucuza kaydettirenler vesaire ile kandırmaya hiç utanmıyor musunuz ? oysaki dersanelere düzenli gidebilmek çoğu kişi için imkansız (hastalık , bunalım dönemi , nöbetler ,çalışma saatleri , düğünler , buluşmalar) iken burdaki ses kayıtları gayet yeterli.. Niye öğrencileri korkutuyorsunuz velevki tus kazanmadı aylık acilde 6-7 bin asmde 9-10 bin lira maaş alacaklarını söylemiyorsunuz ? ilk girişte kazanan sayısı ve oranlarını yalan yanlış veriyorsunuz..

Ve son olarak bu satış teknikleri sizce islama ve genel ahlaka uygun mu ? öğrenciyi kandırmak , malını övmek , fişlemek , satış teknikleri , ikna yöntemleri , psikolojik yıpratma hak mı ? hukuk mu ? ilgili video youtube tusdata samiselçuk yazınca yahut tus data rezaleti yazınca çıkan videolar.. ben izlerken yüzüm kızarıyor para için doktorların bu kadar kendini hakaret etmesi : biri patronunuza size küfür ediyorlar diyor o da bakıp gülüyor. biri kendine artık kaşarlandık diyor. diğeri öğrenciye elimde kalan dandik kitabı kakaladım diyor.. Para için yaşlı başlı insanların bunları yapması sizce normal mi.. helal kazanç mı emek mi ?

başta dediğim gibi dış mihrakların adamıyım hiçbir öğrencinin hiç bir dersaneye gitmemesi gerektiğini savunuyorum. çünkü dış mihraklar olarak dersanalerin az daha kansere çare bulacağından korktuk.. dehşet teknolojiler üretiyorsunuz panpa.. 20 senedir aynı ktabı her sene yenilendi diye basıp millete yedirmenin genetik haritasını hipnoz tekniğini öğrenmek istiyoruz dış mihraklar olarak. birde bende size 3-5 binlira kaptırdığım için bi kuyruk acısı yaşıyorum (nasıl bir salaklık anıma geldiyse) çünkü dersleri sıkıştırıp anlatarak geçtiniz ve yetişemedim. kayıtta alamadım çok kızıyorum kendime. kısacası bu tarz dersane elemanlarının hepsinin dini imanı para çünkü bu işi sermaye/kapital için yapıyorlar diyorum. sizin şube sorumlularına verdiğiniz seminerin (tusdata rezaleti başlıklı video) youtube dan izlenmesini her dersaneye gidecek öğrencinin ve hekimin izlemesini tavsiye ediyorum.. mideleri kaldırabilirse.. şahsen ben dramamine tb 2x1 yapıyorum videoyu acmadan ilkini atıyorum bitince ikinciyi. Sizlerin ilminizden önce ahlakınızı alan bir öğrencinin para için herşeyin mübah olduğu bir felsefeyle doktorluk yapmasından ve sevdiklerimi tedavi etmesinden korkarım. ahlaken ayıptır. vicdanen yazıktır. dinen günahtır

Last edited by Kayıtsız Üye; 11-04-2016 at 19:28.
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 11-04-2016, 19:25   #16
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Alıntı:
Kayıtsız Üye´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
http://www.*************************...?topic=17592.0


2015 EYLÜL TUS VE TUSDATANIN OYUNU
« : 20 Kasım 2015, 10:31:08 »
20 Eylül 2015 tarihinde Tıpta Uzmanlık Sınavı yapıldı. Bu sınava giren 10.000 i aşkın doktorlardan biriyim sadece. Hali hazırda 2 senedir mesleğimi layığıyla yerine getirmekteyim. İlk kez cidden hazırlanabilme fırsatı bulduğum sınava bir dershane tarafından yanlış soru olduğu düşüncesiyle dava açılmış. Bu dava sürecinde dershane yetkilileri birkez bile açıklama yapmamıştır. Benim gibi bekleyen doktor meslektaşlarım her gün sınav açıklanacak mı diye beklemek zorunda kalmıştır. Ancak Ösym en sonunda açıklama yapmış, resmi twitter adresinden süreç ile ilgili bilgi vermiştir. Bu bilgilendirme sonrası davayı açan dershane yöneticisi hemen bir video yayınlayıp kendini aklamaya çalışmış ve bizim arkamızda olduğunu söylerek kandırmaya çalışmıştır. Bu noktaya gelinene kadar kendilerinin sponsor olduğu www.*************************.com sitesinden moderatör ve yöneticiler vasıtasıyla hukuk sürecini bizlerden saklamış ve tüm dikkati, tepkiyi ösym nin üstüne atmayı başarmıştır. Kendi dershane hocaları tarafından facebook üzerinden şimdi açıklanacak bu ay açıklanacak diyerek bütün doktor arkadaşları oyalamış ve dava sürecini gizlemiştir. Halbuki bu kadar çok adayın girdiği ve uzman olmak için çabaladığı sınavda bizleride ilgilendiren bu sürecin paylaşılması gerekirdi.
Davalar öğrenildekten sonra TUSDATA tus dershanelerinin sahibi de olan Sami Selçuk Biricik bir açıklama yapmak zorunda kalmıştır.
Açıklama linktedir ;
Kendilerinin isimlerine ne derse desinle bu kurum açık bir şekilde dershanecilik yapmaktadır. Bir kurs parası 8000 tl civarında değişmektedir. Hocalar devlet ve üniversite hastanelerinde hali hazırda çalışmakta olan hocalardır.
Bu açıklama sonrası mahkeme ile ilgili tekrar bir bekleme süreci başladı ve herhangi bir bilgilendirilme olmadı. Ancak baskılara dayanamayan dershane yönetimi tepkileri azaltmak için dava avukatı av.Burhan Özkaya tarafından açıklama yaptırıldı.
Avukatın açıklaması ;


DEĞERLİ ARKADAŞLAR

Malumunuz olduğu üzere 2015 yılı Eylül ayında yapılan TUS’da bir kısım hatalı sorular olduğu düşüncesi ile sınava giren bazı doktor arkadaşlarımızın bizi vekil tayin etmeleri üzerine hatalı soruların iptali için dava açtık. Yasada bu davaların açılabilmesi 10 gün ile sınırlı olması sebebiyle ilk etapta 6 sorunun iptali için dava açtık.

Sonrasında dava açan doktor arkadaşların bir mikrobiyoloji sorusunun da hatalı olduğuna dair textbook referansı getirmeleri sebebi ile 2. Bir dava açmak zorunda kaldık. Hukuken 2. Davanın 1. Dava dosyasına dahil edilmesi mümkün olmadığından davaların birleştirilmesi için ciddi bir çaba sarfettik ve davalar birleştirildi. Bir an önce sınav sonucunu bekleyen doktor arkadaşlarımızın mağduriyetini giderebilmek maksadı ile dosyaları memur eliyle Ankara Bölge İdare Mahkemesinden Ankara 5. İdare Mahkemesine getirdik.

Mahkeme de haklı olarak bilirkişi isimlerinin belirlenmesi için Ankara’da bulunan 4 tane üniversiteye 13.11.2015 tarihi itibarıyla yazı yazdı ve yazının tebliğinden itibaren 3 gün içinde cevap verilmesini istedi. Yine zamandan kazanmak için bu yazıları da hızlı posta ile üniversitelere tebliğ ettirdik. Bunlardan cevap verenler de oldu. Cevap verme süresi ise 19.11.2015 tarihi itibarıyla dolacak ve sonrasında Mahkeme bize ve ÖSYM’ye bilirkişilere itirazımız olup olmadığını soracak.

Biz Mahkeme ile yaptığımız görüşmede yazışmalar ile zaman kaybedilmemesi için “ÖSYM ile de görüşelim, taraflar olarak itirazımızın olmadığını da beyan edelim ve böylece dosya bir an önce tamamlansın” dedik.

ÖSYM de bizim gibi davanın bir an önce sonuçlanması için çaba sarf eder, bir kısım usuli işlemlerle zaman kaybına mahal vermez ise kanaatim o ki dava en geç Aralık ortasına kadar sonuçlanır.
Elbette sonuçların açıklanmaması doktor arkadaşlarımızı strese sokmaktadır. Bunun bilincindeyiz. Ancak bugüne kadar çok sayıda TUS’da hatalı soruların iptali için açtığımız davalar neticesinde yüzlerce doktor arkadaşımız daha üst tercihlerine yerleşebildiler ya da tekrardan tercih yapma hakkı elde ettiler. Ancak bu arada yerleştirmeler yapıldığı için aldıkları eğitimler, verdikleri emekler boşa gitti. Daha önce açılan davalar neredeyse 1 yıl civarında sürmüş iken son açtığımız dava yaklaşık 3 ay içerisinde neticelenecek. Bu sebeple biraz daha sabretmek gerekir.

Diğer taraftan bizim açtığımız davadan sonra ÖSYM, dava konusu ettiğimiz 3 adet soruyu iptal etti. Dolayısıyla hatalı sorular sebebiyle hakları ihlal olacak olan arkadaşlar esasında ciddi bir kazanım elde ettiler. Halen davası devam eden soruları da ilgili tüm tıp kamuoyu bilmektedir.

Gönül ister ki bu davalar en kısa sürede sonuçlansın. Hatta 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu’nun 20/B maddesi de bu hususta özel bir düzenleme getirdi ve yargılamanın hızlandırılması amaçlandı.

Ancak Ankara’da bir İdare Mahkemesinde yılda 3.000 tanenin üzerinde dava açılmakta. Mahkemeler iş yükü ve usuli işlemler altında ezilmekte. Fiili imkansızlıklar sebebiyle olması gerekenle olanın örtüşmediğini de görmekteyiz, yaşamaktayız. Sürecin hızlandırılması için elimizden gelen tüm çabayı sarfetmekteyiz.
Bu vesileyle tüm doktorlarımızın biraz daha sabretmelerini ve bu sınavda alacakları sonuçların da gönüllerince olmasını temenni ediyorum.

Av. Burhan ÖZKAYA


Açıklama 18.11.2015(sınav tarihinden 59 gün sonra) tarihinde yapıldı. Açıklama sonucunda öğrendiğimiz şey ise 50 gündür davaların birleştirilmesi için uğraştıkları ancak zaten iki ayrı davayı da kendilerinin açmış olmasıydı. Bu sürecin zaten asıl olarak uzamasının sebebinin kendilerinin olmasıydı. Binlerce doktorun planları ve hayatlarıyla sadece kendi adlarının anılması ve reklamlarının yapılması amacıyla oynamak zaten böyle vicdansız tek amacı para, kar olan bir kuruma yakışırdı zaten. Bunu anlayan birçok doktor arkadaş ,kendi sponsor oldukları ancak özgür bir alan dedikleri , *************************.com sitesinden atıldı. Şimdi anlaşılıyor ki kendi adları sanları daha çok duyulsun diye bu süreci kasıtlı olarak uzatmış durumdalar. Ancak bunu söyleyebilecek sesimizi duyurabilecek bir yer bulamadım. Sorulara açtıkları davalarda en sonunda ortaya çıkan vahim durum ise davayı açtırdıkları şahısın itiraz ettiği sorulardan birini doğru yapmış olduğu ortaya çıktı. Bunun neticesinde o soruya açılan dava iptal edildi. Elimize geçen açıklama :

Tüm 2015 Eylül TUS cularının merak ettiği 103 nolu sorunun akıbetini paylaşıyorum arkadaşlar.Mahkeme bilirkişi raporu olmadan soruyu nasıl iptal eder sorusunun cevabı da burda..Dava dosyasından aynen aktarıyorum:
"Ayrıca,dosya içerisinde mevcut davacının optik cevap formu ile cevap anahtarı karşılaştırma tablosunun incelenmesinden,davacının hatalı iddiasıyla iptalini istediği 'Klinik Bilimler Testi' 103. soruyu doğru cevapladığı görüldüğünden,bu sorunun iptali istemi açısından davacının menfaatini etkileyen bir durum olmadığından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun idari işlemler nedeniyle açılacak iptal davalarının ancak menfaatleri ihlal edilenlerce açılabileceğine yönelik 2. maddesi uyarınca davacının dava açma ehliyetinin olmadığı ve bu soruya yönelik olarak yürütmenin durdurulması isteminin reddi gerektiği sonuca varılmıştır."
Yukarıda paylaştığım video linkinde açık bir şekilde ÖSYM nin zaten 8 soruyu iptal ettiğini ancak bizim istediklerimizi etmediğini diğer iptal ettiği sorularının da aslında doğru olduğunu söylüyorlar. Halbuki sınav sonrası bir çok arkadaşımız o sorulara da itiraz dilekçesi vermişti. ÖSYM bunu görerek gerekli iptalleri yapmış. Ama bu dershane sahibi kendi istedikleri onlar olmadığı için doğru soruları iptal etti diyor. Halbuki iptal olan sorula açık bir şekilde yanlış sorulardı.
Buradan çıkan sonuç ise açık bir şekilde göstermektedir ki Sınav birincisini kendilerinden çıkarmak için art niyetli olarak beli sorular seçilmiş ve netler artırılmayı çalışılmaktadır. Bunu cezasını bizim gibi sisteme ses çıkarmayan ve ayak uyduran kurumların, devletin ve hukukun adilliğine inanan doktorlar çekmektedir. Her şeyden öte ailelerimiz nişanlımız, eşimiz ve çocuklarımız bu zor durumda bizim ile beraber sürünmektedirler.
Sizlerden ricam bizimde sesimizi duymanız ve ben ve benim gibi doktorları düşünerek ,ailelerini düşünerek adil olan adaletli olan neyse mümkün olan en hızlı biçimde yapılması için bizim için takipçi olmanızdır.

Saygılarımla






Kayıtlı



*********************************************.Com

2015 EYLÜL TUS VE TUSDATANIN OYUNU
« : 20 Kasım 2015, 10:31:08 »


Çevrimdışı rsm
VIP
İleti: 39

Ynt: 2015 EYLÜL TUS VE TUSDATANIN OYUNU
« Yanıtla #1 : 20 Kasım 2015, 11:48:22 »
Bende geçen sene ************************* tan atılmıştım , moderatörler tarafından , davalar konusunda tusdata yı eleştirdiğim için .

Bu kurum yüzünden az kalsın tus sınavı yazılı formata dönecekti. Tus birincisi bizden çıksın da reklamımız olsun zihniyeti yüzünden , tıp fakültesi öğrencilerin üzerinde yürüttükleri reklam çalışmalarının eskisi gibi işe yaramadığından yolacakları müşteri sayısı azaldığı için , farklı bir yol denemekteler .

ÖSYM ye karşı hukuk savaşı başlattılar adeta , birinciyi biz çıkardık diyebilmek için.

2014 yılında dava açan kişilerden 1 tanesinin , sıralamada ilk 10 içinde olduğunu , 1 tanesinde geçmişte bu kurumda ders anlatan eğitmenlerden biri olduğunu bizzat ÖSYM nin avukatı ifade etmişti geçen sene.

Adamlar , biz sizin hakkını arıyoruz yalanı ile en büyük kazığı atıyorlar alın terini akıtan insanlara. İşin ilginç tarafı hekimlerin içinde büyük bir kesim de bunların anlattıklarını gerçek sanıp , ticari bir kuruluşun kendi hakkını koruduğunu sanıyor.
Kapsına gidip dersanenize kayıtlı değilim ancak deneme sınavınıza katılabilir miyim diye sorsalar anlayacaklar oysa ki durumu
« Son Düzenleme: 20 Kasım 2015, 11:59:48 Gönderen: rsm »
Kayıtlı
Çevrimdışı rsm
VIP
İleti: 39

Ynt: 2015 EYLÜL TUS VE TUSDATANIN OYUNU
« Yanıtla #2 : 20 Kasım 2015, 11:51:20 »
Sayın martineden , burada paylaştıklarınızı başka sosyal paylaşım platformlarında da paylaşırsanız iyi olur. ( ekşi sözlük gibi )
« Son Düzenleme: 20 Kasım 2015, 12:10:41 Gönderen: rsm »
Kayıtlı
Çevrimdışı martineden
********************************************* Yazarı
İleti: 320
Kurumunuz: memur

Ynt: 2015 EYLÜL TUS VE TUSDATANIN OYUNU
« Yanıtla #3 : 20 Kasım 2015, 12:32:32 »
Twitterdan başladım linki paylaşmaya gazeteleredd gönderdim mail olarak biraz rt alırsa duyulacaktır umut ediyorum.
Bu kadar hukuksuz hoca çalıştırıp sonra biz adaletten yanayız diyen bir kurum zaten ne kadar doğru olabilirki
Söylediklere neye inanaılabilir ki ?

FfAsıl mesele o burada konuşalan o değil ama . Burada anlatılan sadece kendi istediği sorular iptal edilsin diye uğraşan ve kasıtlı olarak 2 ayrı dava açan bunun yüzünden bizi bekleten beklerkende hiç bir açıklama yapmayan tusdata.
Suan hiçbir duruşma görülmemiş biliyorsun demi hocam ? Sebep aynı avukat iki dava açmış ayrı ayrı birinde 6 soruya diğerinde 1 soruya . 1 soruluk dava birleşsin diye 50 gündür bekliyoeuz. Bunu anlayın ösym suçlu mu evet ama tusdata da masumu yada kurtarıcıyı oynamasın . Ayıptır. Kör değiliz yazı bununla ilgili


Videoyu paylaşmışlar izleme fırsatım oldu ama detaylı inceleyemedim gerekli incelemeyi yapıp yalanlarını teker teker hem yazıcam hemde görüntülü video yapıcam . Madem video daha etkili oluyor . Onu da sildirmeye çalışcaklar ama olsun . Videoyu izleyenler varsa bana burdan ya da özel mesajdan yazsınlar gördükleri yalanları kendi hazırladığım video ya koyayım.
Benim ilk etapta bildiklerim : diyorki tusdata şuana kadar hangi soru yanlış dediysek iptal oldu eninde sonunda . ( en son DUS SINAVI 3 soruya itiraz edildi 2 soru iptal edildi. 1 soruyu mahkemeye götürdü data bilirkişi soru doğrudur dedi iptal etmedi.)
Birincileri nerden bilebiliriz ? Diyor .
Birinci adayları tusem ve tusdata da biliyor . Hepimiz biliyoruz bunu . Şuan benim bildiğim hacettepeden bir arkadaş çok yüksek bir net yaptı.
Derece için gelmesinler bizim dershaneye diyor. Derece önemsiz diyor ? Sayfasına bakın her tus tus birinci ve dereceleri ile röportaj yapıyor bas bas bağırıyor . Madem önemli değil sen niye onlar üzernden reklam yapıyorsun ??
Kendi kaynaklarımızda yanlış olmasına rağmen pankreatit sorusuna itiraz ettik diyor . Arkadaşlar bilgi değişen bilgi . Ve tüm genel cerrahi ses kayıtlarını dinleyin bıradan göreceksiniz hocalar (l.kodal olsun a.cubukçu olsun ) özellikle değişti idiyopatik en sık diyorlar . O yüzden itiraz ediliyor .
Bu mahkeme süreci 50 gündür dava birleşsin diye uğraşmış . İyi de iki davayıda sen açtın TUsDATA !! Birleştirmek için uğraştık diyorsun ? Baştan tek açsaydın ??? Hemde yanlışlığını 10 yıllık bir türkçe kaynak göstererek ispatlamaya çalıştığın soruyu.

Farkettiyseniz en kritik sorular es geçilmiş.
Profilaktik dava açmışlar yani bundan sonra her tus bu dava açılacak ve TUSDATA kendi dediği olana kadar davayı uzatacak .
Utanmadan diyorki sende istedğin sorulara dava aç banane kardeşim . Sonra da diyorki herkes toplasın mahkeme başkanına baskı yapsın .
Kim doğru yaptığı soruya dava açar allasen . Bu eylül tusu 70 günde-80 günde açıklanırsa bunun 55-60 günü sırf TUSDATA NIN mikrobiyoloji sorusuna ayrı dava tek başına dava açması nedeniyle olmuştur. 55-60 gün 2 ayı hangi 1 soru ile karşılayacaksın acaba ?

Not : ayrıntılı incelemem ilk mesajımda güncelenecektir. Mesajlarımda hareket yoktur . Modlara ve admine seslenirim .
Sadece şunu belirtmek isterim 2 saatlik videoyu izlerken aklıma başka bir program geldi .
-inş hocam . Doğrudur hocam .
-ne kadar da güzel konuştunuz hocam
- biz sizi tanıyoruz hocam .
-sizce nasıl olmalı hocam.
Sürekli böyle buna benzer konuşmalar .
Doğru
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 11-09-2016, 17:15   #17
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Alıntı:
Kayıtsız Üye´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ankara barosu avukatlarindan afyon dinar esrafindan Av. Burhan Özkaya nin ihtarnamesi icerik olarak Paralel yapı feto kainat imamı Fethullah gulenin darbecilerin o polislerin binde birini tanımam demesi türü bir aciklama

İnandırıcı bulmadim
Dr tus takı troller yine online

YUKARI
NORMAL SİTEYE GİRİŞ İÇİN TIKLAYIN!

Online Ziyaretçi 4018
Online Üye 55
Toplam Üye 98969

Üye Adı Şifre
MOBİL PORTAL
FORUMLAR HABERLER
VİDEOLAR YAZARLAR
Davanın ve Sonuçların hızlanması için yapılabilecekler [TAZE BAŞLIK]
Bookmark bei: Facebook.com Bookmark bei: Favit Bookmark bei: Google
| 1 |, 2, | Sonraki Sayfa »

419 Mesaj

Greenberginbabasi
Davanın ve Sonuçların hızlanması için yapılabilecekler [TAZE
2 gün önce yazıldı..
Bir suru basligimiz var, bilgileri soyle bir toparlayalim ve ne yapabiliriz burada tartisalim dedim.

Simdi elimizde ne var?

1.TTB ÖSYM'den randevu istedi, o gorusmenin sonucunu bekliyoruz
2.CHP milletvekili Ceyhun IRgil mecliste soru onergesi verdi, sonucunu bekliyoruz

Bu ikisinin sonucuna gore yapabileceklerimiz şekillenir diye dusunuyorum.

Şu anda ne yapabiliriz?:

e-devletten Cumhusbaskanligina, ve diger kurumlara mektup yazin,
bimere yazin

diger yapilacak seyleri yukaridaki 2 olay sonuclaninca kararlasiririz. mesela
ankaraya gidip postaya verilecek belgeler icin tasimacilik yapmak. boyle boyle seyler. teklifiiz varsa yazin

Tgrt Haber Tv WhatsApp Haber Hattı İhbar Numarası=0 543 269 71 92 / 0 544 269 71 92
Habertürk Tv WhatsApp Haber Hattı İhbar Numarası=0 532 165 01 15
Trt WhatsApp Haber Hattı İhbar Numarası=0 530 662 05 62
Sözcü WhatsApp Haber Hattı İhbar Numarası=0 549 807 27 99
Kanal D WhatsApp Haber Hattı İhbar Numarası=0 530 930 04 91
Kanal 7 WhatsApp Haber Hattı İhbar Numarası=0 552 644 07 07
Fox TV WhatsApp Haber Hattı İhbar Numarası=0 542 370 45 45
Beyaz TV WhatsApp Haber Hattı İhbar Numarası=0 549 366 06 06
Star TV WhatsApp Haber Hattı İhbar Numarası=0 542 800 80 80
140journos: +90 536 499 66 09

164 Mesaj

Drkimbilir
Re: Davanın ve Sonuçların hızlanması için yapılabilecekler [
2 gün önce yazıldı..
Twiterdan topluca recep akdagi da deneyelim bence. Cok katilimli olursa ise yarar belki

164 Mesaj

Drkimbilir
Re: Davanın ve Sonuçların hızlanması için yapılabilecekler [
2 gün önce yazıldı..
Ama istifaliyiz falan demeyin aninda mecburiye gonderebilir kendisi ��

7 Mesaj

rotor
Re: Davanın ve Sonuçların hızlanması için yapılabilecekler [
2 gün önce yazıldı..
yazilan butun numaralara whatsapptan mesaj yazdim , belki bi faydasi olur ..belli mi olur

452 Mesaj

Dilfeza
Re: Davanın ve Sonuçların hızlanması için yapılabilecekler [
2 gün önce yazıldı..
Bence watsapta belli kanalları seçip yuklenelim.anca dikkat çeker.tek tük yazarsak olmaZ

419 Mesaj

Greenberginbabasi
Re: Davanın ve Sonuçların hızlanması için yapılabilecekler [
2 gün önce yazıldı..
osym twitter sayfasi herkesi blokluyor sanirim. beni de engellemis. neyse biz isimize devam edelim

7 Mesaj

dr_hatmer

2 gün önce yazıldı..
Arkadaşlar yarın saat 19:00'da tekrar fox tv-fatih portakal ve diğer haber kanallarına twitter'dan mesaj atsak nasıl olur?Ne kadar çok kişi olursak o kadar etkili olur diye düşünüyorum. Whatsapp ihbar hatlarına da mesaj atalım.Öncekinde az katılıma rağmen birşeyler yapıldı.Maalesef biz ses çıkarmazsak kimse yardımcı olmayacak.

5 Mesaj

aragorn34
Re:
2 gün önce yazıldı..
bence önce bizim organize olmamız lazım..

6 Mesaj

ozlemc
Re:
2 gün önce yazıldı..
bi arkadaş yazmıştı mahkeme başkanıyla randevu talebi için Ankarada olan 2 3 kişi toplanamaz mı çok zor bir sey değil bence

535 Mesaj

_newborn_
Re:
2 gün önce yazıldı..
Dosya numaralarini sormustum cevap geldi bimerden


Söz konusu sınava ilişkin Ankara 4. (2016/3954 Es.) ve 7. İdare (2016/3886 Es. ve 2016/3899 Es.) Mahkemeleri nezdinde açılan ve Başkanlığımıza 20/10/2016 tarihinde tebliğ edilen davalarda Temel Bilimler Testi 47 ve 55; Klinik Bilimler Testi 9,12,21,64,72 ve 74. soruların iptali talep edilmiştir. 2577 sayılı Kanunun 20/B/2. maddesinde “Millî Eğitim Bakanlığı ile Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan merkezî ve ortak sınavlar, bu sınavlara ilişkin iş ve işlemler ile sınav sonuçları hakkında açılan davalarda verilen yürütmenin durdurulması ve iptal kararları, söz konusu sınava katılan kişilerin lehine sonuç doğuracak şekilde uygulanır.” düzenlemesi gereği sınav sonuçlarının açıklanması için Mahkemece karar verilmesi beklenecektir.

535 Mesaj

_newborn_
Re:
2 gün önce yazıldı..
Dosya numaralari belli artik

535 Mesaj

_newborn_
Re:
2 gün önce yazıldı..
Telefon team kurabiliriz bence artik


432 Mesaj

cano88
Re:
2 gün önce yazıldı..
_newborn_ demiş ki;
Dosya numaralarini sormustum cevap geldi bimerden


Söz konusu sınava ilişkin Ankara 4. (2016/3954 Es.) ve 7. İdare (2016/3886 Es. ve 2016/3899 Es.) Mahkemeleri nezdinde açılan ve Başkanlığımıza 20/10/2016 tarihinde tebliğ edilen davalarda Temel Bilimler Testi 47 ve 55; Klinik Bilimler Testi 9,12,21,64,72 ve 74. soruların iptali talep edilmiştir. 2577 sayılı Kanunun 20/B/2. maddesinde “Millî Eğitim Bakanlığı ile Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan merkezî ve ortak sınavlar, bu sınavlara ilişkin iş ve işlemler ile sınav sonuçları hakkında açılan davalarda verilen yürütmenin durdurulması ve iptal kararları, söz konusu sınava katılan kişilerin lehine sonuç doğuracak şekilde uygulanır.” düzenlemesi gereği sınav sonuçlarının açıklanması için Mahkemece karar verilmesi beklenecektir.


bu numaralar doğru mu
doğruysa bir sorduralım ne aşamadaymış

535 Mesaj

_newborn_
Re:
2 gün önce yazıldı..
cano88 demiş ki;
_newborn_ demiş ki;
Dosya numaralarini sormustum cevap geldi bimerden


Söz konusu sınava ilişkin Ankara 4. (2016/3954 Es.) ve 7. İdare (2016/3886 Es. ve 2016/3899 Es.) Mahkemeleri nezdinde açılan ve Başkanlığımıza 20/10/2016 tarihinde tebliğ edilen davalarda Temel Bilimler Testi 47 ve 55; Klinik Bilimler Testi 9,12,21,64,72 ve 74. soruların iptali talep edilmiştir. 2577 sayılı Kanunun 20/B/2. maddesinde “Millî Eğitim Bakanlığı ile Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan merkezî ve ortak sınavlar, bu sınavlara ilişkin iş ve işlemler ile sınav sonuçları hakkında açılan davalarda verilen yürütmenin durdurulması ve iptal kararları, söz konusu sınava katılan kişilerin lehine sonuç doğuracak şekilde uygulanır.” düzenlemesi gereği sınav sonuçlarının açıklanması için Mahkemece karar verilmesi beklenecektir.


bu numaralar doğru mu
doğruysa bir sorduralım ne aşamadaymış
ne sacmaliyosn dalga gecer gbi bi halim.mi var

1085 Mesaj

dr_wenda
Re:
2 gün önce yazıldı..
_newborn_ demiş ki;
cano88 demiş ki;
_newborn_ demiş ki;
Dosya numaralarini sormustum cevap geldi bimerden


Söz konusu sınava ilişkin Ankara 4. (2016/3954 Es.) ve 7. İdare (2016/3886 Es. ve 2016/3899 Es.) Mahkemeleri nezdinde açılan ve Başkanlığımıza 20/10/2016 tarihinde tebliğ edilen davalarda Temel Bilimler Testi 47 ve 55; Klinik Bilimler Testi 9,12,21,64,72 ve 74. soruların iptali talep edilmiştir. 2577 sayılı Kanunun 20/B/2. maddesinde “Millî Eğitim Bakanlığı ile Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan merkezî ve ortak sınavlar, bu sınavlara ilişkin iş ve işlemler ile sınav sonuçları hakkında açılan davalarda verilen yürütmenin durdurulması ve iptal kararları, söz konusu sınava katılan kişilerin lehine sonuç doğuracak şekilde uygulanır.” düzenlemesi gereği sınav sonuçlarının açıklanması için Mahkemece karar verilmesi beklenecektir.


bu numaralar doğru mu
doğruysa bir sorduralım ne aşamadaymış
ne sacmaliyosn dalga gecer gbi bi halim.mi var
Sakin ol dayı

535 Mesaj

_newborn_
Re:
2 gün önce yazıldı..
dr_wenda demiş ki;
_newborn_ demiş ki;
cano88 demiş ki;
_newborn_ demiş ki;
Dosya numaralarini sormustum cevap geldi bimerden


Söz konusu sınava ilişkin Ankara 4. (2016/3954 Es.) ve 7. İdare (2016/3886 Es. ve 2016/3899 Es.) Mahkemeleri nezdinde açılan ve Başkanlığımıza 20/10/2016 tarihinde tebliğ edilen davalarda Temel Bilimler Testi 47 ve 55; Klinik Bilimler Testi 9,12,21,64,72 ve 74. soruların iptali talep edilmiştir. 2577 sayılı Kanunun 20/B/2. maddesinde “Millî Eğitim Bakanlığı ile Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan merkezî ve ortak sınavlar, bu sınavlara ilişkin iş ve işlemler ile sınav sonuçları hakkında açılan davalarda verilen yürütmenin durdurulması ve iptal kararları, söz konusu sınava katılan kişilerin lehine sonuç doğuracak şekilde uygulanır.” düzenlemesi gereği sınav sonuçlarının açıklanması için Mahkemece karar verilmesi beklenecektir.


bu numaralar doğru mu
doğruysa bir sorduralım ne aşamadaymış
ne sacmaliyosn dalga gecer gbi bi halim.mi var
Sakin ol dayı
grubu takip etmiyo.benim.yazdigimi bilen bilir.yegenim

1085 Mesaj

dr_wenda
Re:
2 gün önce yazıldı..
_newborn_ demiş ki;
dr_wenda demiş ki;
_newborn_ demiş ki;
cano88 demiş ki;
_newborn_ demiş ki;
Dosya numaralarini sormustum cevap geldi bimerden


Söz konusu sınava ilişkin Ankara 4. (2016/3954 Es.) ve 7. İdare (2016/3886 Es. ve 2016/3899 Es.) Mahkemeleri nezdinde açılan ve Başkanlığımıza 20/10/2016 tarihinde tebliğ edilen davalarda Temel Bilimler Testi 47 ve 55; Klinik Bilimler Testi 9,12,21,64,72 ve 74. soruların iptali talep edilmiştir. 2577 sayılı Kanunun 20/B/2. maddesinde “Millî Eğitim Bakanlığı ile Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan merkezî ve ortak sınavlar, bu sınavlara ilişkin iş ve işlemler ile sınav sonuçları hakkında açılan davalarda verilen yürütmenin durdurulması ve iptal kararları, söz konusu sınava katılan kişilerin lehine sonuç doğuracak şekilde uygulanır.” düzenlemesi gereği sınav sonuçlarının açıklanması için Mahkemece karar verilmesi beklenecektir.


bu numaralar doğru mu
doğruysa bir sorduralım ne aşamadaymış
ne sacmaliyosn dalga gecer gbi bi halim.mi var
Sakin ol dayı
grubu takip etmiyo.benim.yazdigimi bilen bilir.yegenim
Gençliğine ver dayı.Büyüklük sen de kalsın.

1085 Mesaj

dr_wenda
Re:
2 gün önce yazıldı..
_newborn_ demiş ki;
dr_wenda demiş ki;
_newborn_ demiş ki;
cano88 demiş ki;
_newborn_ demiş ki;
Dosya numaralarini sormustum cevap geldi bimerden


Söz konusu sınava ilişkin Ankara 4. (2016/3954 Es.) ve 7. İdare (2016/3886 Es. ve 2016/3899 Es.) Mahkemeleri nezdinde açılan ve Başkanlığımıza 20/10/2016 tarihinde tebliğ edilen davalarda Temel Bilimler Testi 47 ve 55; Klinik Bilimler Testi 9,12,21,64,72 ve 74. soruların iptali talep edilmiştir. 2577 sayılı Kanunun 20/B/2. maddesinde “Millî Eğitim Bakanlığı ile Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan merkezî ve ortak sınavlar, bu sınavlara ilişkin iş ve işlemler ile sınav sonuçları hakkında açılan davalarda verilen yürütmenin durdurulması ve iptal kararları, söz konusu sınava katılan kişilerin lehine sonuç doğuracak şekilde uygulanır.” düzenlemesi gereği sınav sonuçlarının açıklanması için Mahkemece karar verilmesi beklenecektir.


bu numaralar doğru mu
doğruysa bir sorduralım ne aşamadaymış
ne sacmaliyosn dalga gecer gbi bi halim.mi var
Sakin ol dayı
grubu takip etmiyo.benim.yazdigimi bilen bilir.yegenim
Gençliğine ver dayı.Büyüklük sen de kalsın.

535 Mesaj

_newborn_
Re:
2 gün önce yazıldı..
dr_wenda demiş ki;
_newborn_ demiş ki;
dr_wenda demiş ki;
_newborn_ demiş ki;
cano88 demiş ki;
_newborn_ demiş ki;
Dosya numaralarini sormustum cevap geldi bimerden


Söz konusu sınava ilişkin Ankara 4. (2016/3954 Es.) ve 7. İdare (2016/3886 Es. ve 2016/3899 Es.) Mahkemeleri nezdinde açılan ve Başkanlığımıza 20/10/2016 tarihinde tebliğ edilen davalarda Temel Bilimler Testi 47 ve 55; Klinik Bilimler Testi 9,12,21,64,72 ve 74. soruların iptali talep edilmiştir. 2577 sayılı Kanunun 20/B/2. maddesinde “Millî Eğitim Bakanlığı ile Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan merkezî ve ortak sınavlar, bu sınavlara ilişkin iş ve işlemler ile sınav sonuçları hakkında açılan davalarda verilen yürütmenin durdurulması ve iptal kararları, söz konusu sınava katılan kişilerin lehine sonuç doğuracak şekilde uygulanır.” düzenlemesi gereği sınav sonuçlarının açıklanması için Mahkemece karar verilmesi beklenecektir.


bu numaralar doğru mu
doğruysa bir sorduralım ne aşamadaymış
ne sacmaliyosn dalga gecer gbi bi halim.mi var
Sakin ol dayı
grubu takip etmiyo.benim.yazdigimi bilen bilir.yegenim
Gençliğine ver dayı.Büyüklük sen de kalsın.
bisey olursa ara halledriz iyi bak kendine

1085 Mesaj

dr_wenda
Re:
2 gün önce yazıldı..
_newborn_ demiş ki;
dr_wenda demiş ki;
_newborn_ demiş ki;
dr_wenda demiş ki;
_newborn_ demiş ki;
cano88 demiş ki;
_newborn_ demiş ki;
Dosya numaralarini sormustum cevap geldi bimerden


Söz konusu sınava ilişkin Ankara 4. (2016/3954 Es.) ve 7. İdare (2016/3886 Es. ve 2016/3899 Es.) Mahkemeleri nezdinde açılan ve Başkanlığımıza 20/10/2016 tarihinde tebliğ edilen davalarda Temel Bilimler Testi 47 ve 55; Klinik Bilimler Testi 9,12,21,64,72 ve 74. soruların iptali talep edilmiştir. 2577 sayılı Kanunun 20/B/2. maddesinde “Millî Eğitim Bakanlığı ile Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan merkezî ve ortak sınavlar, bu sınavlara ilişkin iş ve işlemler ile sınav sonuçları hakkında açılan davalarda verilen yürütmenin durdurulması ve iptal kararları, söz konusu sınava katılan kişilerin lehine sonuç doğuracak şekilde uygulanır.” düzenlemesi gereği sınav sonuçlarının açıklanması için Mahkemece karar verilmesi beklenecektir.


bu numaralar doğru mu
doğruysa bir sorduralım ne aşamadaymış
ne sacmaliyosn dalga gecer gbi bi halim.mi var
Sakin ol dayı
grubu takip etmiyo.benim.yazdigimi bilen bilir.yegenim
Gençliğine ver dayı.Büyüklük sen de kalsın.
bisey olursa ara halledriz iyi bak kendine
Başın düşerse dara newborn dayını ara��

387 Mesaj

illaki
Re:
2 gün önce yazıldı..
Teşekkürler arkadaşlar,bu dosya numaralarıyla nereden takip edebiliriz?ben uyapa baktımda, kendi adıma olmadığı için sorgulayamıyorum..sanırım avukat arkadaşlar bakabilir?


535 Mesaj

_newborn_
Re:
2 gün önce yazıldı..
illaki demiş ki;
Teşekkürler arkadaşlar,bu dosya numaralarıyla nereden takip edebiliriz?ben uyapa baktımda, kendi adıma olmadığı için sorgulayamıyorum..sanırım avukat arkadaşlar bakabilir?
avukat ya da savci hakim olmal gerekiyormus hocam

5 Mesaj

aragorn34
Re:
2 gün önce yazıldı..
avukat arkadaşımla görüştüm vekalet onlarda olursa bakabiliyorlarmış yoksa görmüyorlarmış yada beni geçiştirdi

535 Mesaj

_newborn_
Re:
2 gün önce yazıldı..
aragorn34 demiş ki;
avukat arkadaşımla görüştüm vekalet onlarda olursa bakabiliyorlarmış yoksa görmüyorlarmış yada beni geçiştirdi
gecen sene bakmislardi %100 emin degilim ama %90diyebilirim

5 Mesaj

aragorn34
Re:
2 gün önce yazıldı..
o zaman başka bir arkadaşa sorayım aslında ankarada savcı arkadaşımda var dur ona soraym ben bir

419 Mesaj

Greenberginbabasi
Re:
2 gün önce yazıldı..
cevap bekliyoruz arkadaslar

48 Mesaj

farmak

2 gün önce yazıldı..
Forumun böyle taze başlıklara ihtiyacı var. Elimizden ne gelirse yaparız yeter ki bir yararı olsun

1 Mesaj

hacettepelin
Re:
2 gün önce yazıldı..
Su dis hekimi kardeslerinize de bir yardim etseniz, 25 Eylülden beri her yil oldugu gibi bu yil da Dus ve Tusçular olarak magduruz. Fox tv'ye veya whatsapp ihbar hatlarina yazarken Dus'u da unutmayin sayin doktorlarim. Simdiden herbirinize ayri ayri tesekkürler

432 Mesaj

cano88
Re:
2 gün önce yazıldı..
[quote="_newborn_"]
cano88 demiş ki;
_newborn_ demiş ki;
Dosya numaralarini sormustum cevap geldi bimerden


Söz konusu sınava ilişkin Ankara 4. (2016/3954 Es.) ve 7. İdare (2016/3886 Es. ve 2016/3899 Es.) Mahkemeleri nezdinde açılan ve Başkanlığımıza 20/10/2016 tarihinde tebliğ edilen davalarda Temel Bilimler Testi 47 ve 55; Klinik Bilimler Testi 9,12,21,64,72 ve 74. soruların iptali talep edilmiştir. 2577 sayılı Kanunun 20/B/2. maddesinde “Millî Eğitim Bakanlığı ile Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan merkezî ve ortak sınavlar, bu sınavlara ilişkin iş ve işlemler ile sınav sonuçları hakkında açılan davalarda verilen yürütmenin durdurulması ve iptal kararları, söz konusu sınava katılan kişilerin lehine sonuç doğuracak şekilde uygulanır.” düzenlemesi gereği sınav sonuçlarının açıklanması için Mahkemece karar verilmesi beklenecektir.


bu numaralar doğru mu
doğruysa bir sorduralım ne aşamadaymış
ne sacmaliyosn dalga gecer gbi bi halim.mi var[
/quote]

dalga geçmedim dalga geçseydim emin ol başka seyler yazardım geçen eylül 2015 de koşturan arkadaşlar dan carlosu ve dr galatasaray ı hatırlarmısın bilmiyorum ama onlarla irtibata geçecem bakalım ne olacak saçma mı değil mi hayırlısı

432 Mesaj

cano88
Re:
2 gün önce yazıldı..
_newborn_ demiş ki;
dr_wenda demiş ki;
_newborn_ demiş ki;
cano88 demiş ki;
_newborn_ demiş ki;
Dosya numaralarini sormustum cevap geldi bimerden


Söz konusu sınava ilişkin Ankara 4. (2016/3954 Es.) ve 7. İdare (2016/3886 Es. ve 2016/3899 Es.) Mahkemeleri nezdinde açılan ve Başkanlığımıza 20/10/2016 tarihinde tebliğ edilen davalarda Temel Bilimler Testi 47 ve 55; Klinik Bilimler Testi 9,12,21,64,72 ve 74. soruların iptali talep edilmiştir. 2577 sayılı Kanunun 20/B/2. maddesinde “Millî Eğitim Bakanlığı ile Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan merkezî ve ortak sınavlar, bu sınavlara ilişkin iş ve işlemler ile sınav sonuçları hakkında açılan davalarda verilen yürütmenin durdurulması ve iptal kararları, söz konusu sınava katılan kişilerin lehine sonuç doğuracak şekilde uygulanır.” düzenlemesi gereği sınav sonuçlarının açıklanması için Mahkemece karar verilmesi beklenecektir.


bu numaralar doğru mu
doğruysa bir sorduralım ne aşamadaymış
ne sacmaliyosn dalga gecer gbi bi halim.mi var
Sakin ol dayı
grubu takip etmiyo.benim.yazdigimi bilen bilir.yegenim


takip ediyorum merak etme sadece dosya numarasını doğru mu değil mi diye merak ettim geçen eylül tusuna girdin mi?????? yaşananları biliyor musun??

432 Mesaj

cano88
Re:
2 gün önce yazıldı..
dr_wenda demiş ki;
_newborn_ demiş ki;
dr_wenda demiş ki;
_newborn_ demiş ki;
cano88 demiş ki;
_newborn_ demiş ki;
Dosya numaralarini sormustum cevap geldi bimerden


Söz konusu sınava ilişkin Ankara 4. (2016/3954 Es.) ve 7. İdare (2016/3886 Es. ve 2016/3899 Es.) Mahkemeleri nezdinde açılan ve Başkanlığımıza 20/10/2016 tarihinde tebliğ edilen davalarda Temel Bilimler Testi 47 ve 55; Klinik Bilimler Testi 9,12,21,64,72 ve 74. soruların iptali talep edilmiştir. 2577 sayılı Kanunun 20/B/2. maddesinde “Millî Eğitim Bakanlığı ile Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan merkezî ve ortak sınavlar, bu sınavlara ilişkin iş ve işlemler ile sınav sonuçları hakkında açılan davalarda verilen yürütmenin durdurulması ve iptal kararları, söz konusu sınava katılan kişilerin lehine sonuç doğuracak şekilde uygulanır.” düzenlemesi gereği sınav sonuçlarının açıklanması için Mahkemece karar verilmesi beklenecektir.


bu numaralar doğru mu
doğruysa bir sorduralım ne aşamadaymış
ne sacmaliyosn dalga gecer gbi bi halim.mi var
Sakin ol dayı
grubu takip etmiyo.benim.yazdigimi bilen bilir.yegenim
Gençliğine ver dayı.Büyüklük sen de kalsın.


çok teşekkürler amca )

419 Mesaj

Greenberginbabasi
Re:
2 gün önce yazıldı..
hukukcu arkadasa sordum dava esas numarasindan nasil ogreniriz durumu diye. cevap:


Linki ziyaret etmek için tıklayın!


yani yarin ankaradaki arkadaslardan biri davanin goruldugu mahkemeye gidip rica edebilir belki soylerler ya da telefonla taciz edicez artik.

5 Mesaj

aragorn34
Re:
2 gün önce yazıldı..
Greenberginbabasi demiş ki;
hukukcu arkadasa sordum dava esas numarasindan nasil ogreniriz durumu diye. cevap:


Linki ziyaret etmek için tıklayın!


yani yarin ankaradaki arkadaslardan biri davanin goruldugu mahkemeye gidip rica edebilir belki soylerler ya da telefonla taciz edicez artik.
aynen arkadaşımda böyle dedi ben kendisine verdim gerekli bilgileri ben öğrenirim dedi bilgi gelirse sizlerle paylaşırım


535 Mesaj

_newborn_
Re:
2 gün önce yazıldı..
cano88 demiş ki;
_newborn_ demiş ki;
dr_wenda demiş ki;
_newborn_ demiş ki;
cano88 demiş ki;
_newborn_ demiş ki;
Dosya numaralarini sormustum cevap geldi bimerden


Söz konusu sınava ilişkin Ankara 4. (2016/3954 Es.) ve 7. İdare (2016/3886 Es. ve 2016/3899 Es.) Mahkemeleri nezdinde açılan ve Başkanlığımıza 20/10/2016 tarihinde tebliğ edilen davalarda Temel Bilimler Testi 47 ve 55; Klinik Bilimler Testi 9,12,21,64,72 ve 74. soruların iptali talep edilmiştir. 2577 sayılı Kanunun 20/B/2. maddesinde “Millî Eğitim Bakanlığı ile Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan merkezî ve ortak sınavlar, bu sınavlara ilişkin iş ve işlemler ile sınav sonuçları hakkında açılan davalarda verilen yürütmenin durdurulması ve iptal kararları, söz konusu sınava katılan kişilerin lehine sonuç doğuracak şekilde uygulanır.” düzenlemesi gereği sınav sonuçlarının açıklanması için Mahkemece karar verilmesi beklenecektir.


bu numaralar doğru mu
doğruysa bir sorduralım ne aşamadaymış
ne sacmaliyosn dalga gecer gbi bi halim.mi var
Sakin ol dayı
grubu takip etmiyo.benim.yazdigimi bilen bilir.yegenim


takip ediyorum merak etme sadece dosya numarasını doğru mu değil mi diye merak ettim geçen eylül tusuna girdin mi?????? yaşananları biliyor musun??
gecen eylül tusuna girdim. yanlış dosya numarası paylaşıldığına şait olmadım

452 Mesaj

Dilfeza
Re:
bir gün önce yazıldı..
Greenberginbabasi demiş ki;
hukukcu arkadasa sordum dava esas numarasindan nasil ogreniriz durumu diye. cevap:


Linki ziyaret etmek için tıklayın!


yani yarin ankaradaki arkadaslardan biri davanin goruldugu mahkemeye gidip rica edebilir belki soylerler ya da telefonla taciz edicez artik.

Şimdi o bimerden gelen cevaptaki dosya No degil miymiş

432 Mesaj

cano88
Re:
bir gün önce yazıldı..
_newborn_ demiş ki;
cano88 demiş ki;
_newborn_ demiş ki;
dr_wenda demiş ki;
_newborn_ demiş ki;
cano88 demiş ki;
_newborn_ demiş ki;
Dosya numaralarini sormustum cevap geldi bimerden


Söz konusu sınava ilişkin Ankara 4. (2016/3954 Es.) ve 7. İdare (2016/3886 Es. ve 2016/3899 Es.) Mahkemeleri nezdinde açılan ve Başkanlığımıza 20/10/2016 tarihinde tebliğ edilen davalarda Temel Bilimler Testi 47 ve 55; Klinik Bilimler Testi 9,12,21,64,72 ve 74. soruların iptali talep edilmiştir. 2577 sayılı Kanunun 20/B/2. maddesinde “Millî Eğitim Bakanlığı ile Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan merkezî ve ortak sınavlar, bu sınavlara ilişkin iş ve işlemler ile sınav sonuçları hakkında açılan davalarda verilen yürütmenin durdurulması ve iptal kararları, söz konusu sınava katılan kişilerin lehine sonuç doğuracak şekilde uygulanır.” düzenlemesi gereği sınav sonuçlarının açıklanması için Mahkemece karar verilmesi beklenecektir.


bu numaralar doğru mu
doğruysa bir sorduralım ne aşamadaymış
ne sacmaliyosn dalga gecer gbi bi halim.mi var
Sakin ol dayı
grubu takip etmiyo.benim.yazdigimi bilen bilir.yegenim


takip ediyorum merak etme sadece dosya numarasını doğru mu değil mi diye merak ettim geçen eylül tusuna girdin mi?????? yaşananları biliyor musun??
gecen eylül tusuna girdim. yanlış dosya numarası paylaşıldığına şait olmadım


doğrudur biraz daha saygılı olalım kardeşim amacımız olayın erkenden çözülmesi

535 Mesaj

_newborn_
Re:
bir gün önce yazıldı..
cano88 demiş ki;
_newborn_ demiş ki;
cano88 demiş ki;
_newborn_ demiş ki;
dr_wenda demiş ki;
_newborn_ demiş ki;
cano88 demiş ki;
_newborn_ demiş ki;
Dosya numaralarini sormustum cevap geldi bimerden


Söz konusu sınava ilişkin Ankara 4. (2016/3954 Es.) ve 7. İdare (2016/3886 Es. ve 2016/3899 Es.) Mahkemeleri nezdinde açılan ve Başkanlığımıza 20/10/2016 tarihinde tebliğ edilen davalarda Temel Bilimler Testi 47 ve 55; Klinik Bilimler Testi 9,12,21,64,72 ve 74. soruların iptali talep edilmiştir. 2577 sayılı Kanunun 20/B/2. maddesinde “Millî Eğitim Bakanlığı ile Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan merkezî ve ortak sınavlar, bu sınavlara ilişkin iş ve işlemler ile sınav sonuçları hakkında açılan davalarda verilen yürütmenin durdurulması ve iptal kararları, söz konusu sınava katılan kişilerin lehine sonuç doğuracak şekilde uygulanır.” düzenlemesi gereği sınav sonuçlarının açıklanması için Mahkemece karar verilmesi beklenecektir.


bu numaralar doğru mu
doğruysa bir sorduralım ne aşamadaymış
ne sacmaliyosn dalga gecer gbi bi halim.mi var
Sakin ol dayı
grubu takip etmiyo.benim.yazdigimi bilen bilir.yegenim


takip ediyorum merak etme sadece dosya numarasını doğru mu değil mi diye merak ettim geçen eylül tusuna girdin mi?????? yaşananları biliyor musun??
gecen eylül tusuna girdim. yanlış dosya numarası paylaşıldığına şait olmadım


doğrudur biraz daha saygılı olalım kardeşim amacımız olayın erkenden çözülmesi
haklısın kusura bakma

27 Mesaj

sunatinib
Re:
bir gün önce yazıldı..
öğrenebilen oldumu son durumu mahkemeden?

27 Mesaj

sunatinib
Re:
bir gün önce yazıldı..
up

13 Mesaj

AglayincaYesil
Re:
bir gün önce yazıldı..
Twitter'dan bişey yapıyor muyuz bu akşam?

27 Mesaj

sunatinib
Re:
bir gün önce yazıldı..
sitede 5 bin kişi online herkes armut piş ağzıma düşsün istiyo olmaz ki böle

452 Mesaj

Dilfeza
Re:
bir gün önce yazıldı..
Avukat bir arkadaşıma sordum bimerden gelen cevaptaki numaralar dosya numaralari bunlar evet dedi

13 Mesaj

AglayincaYesil
Re:
bir gün önce yazıldı..
Ankara'da akrabası avukat olan birileri varsa en iyi onlar yardım edebilir bence bize.

535 Mesaj

_newborn_
Re:
bir gün önce yazıldı..
Hic mi ankarada evinde bos oturan yok ya

7 Mesaj

drseventy

bir gün önce yazıldı..
bu akşam twitter üzerinden birşey yapacak miyiz ? eğer yapacaksak herkes e haber vererek katılımı artıralım önceki gibi 10 kişi yapmayalım bu işi
| 1 |, 2, | Sonraki Sayfa »

Bu başlığa cevap yazabilmeniz için
Üye Girişi
yapmanız gerekmektedir.


Bu sitedeki dökümanlar ve yazılar, yazarlarına aittir.
Tasarım ve Programlama : Melik UÇAR



YUKARI
NORMAL SİTEYE GİRİŞ İÇİN TIKLAYIN!

Online Ziyaretçi 4172
Online Üye 48
Toplam Üye 98969

Üye Adı Şifre
MOBİL PORTAL
FORUMLAR HABERLER
VİDEOLAR YAZARLAR
Davanın ve Sonuçların hızlanması için yapılabilecekler [TAZE BAŞLIK]
Bookmark bei: Facebook.com Bookmark bei: Favit Bookmark bei: Google
« Önceki Sayfa | 1, | 2 |,

7 Mesaj

drseventy

bir gün önce yazıldı..
bu akşam twitter üzerinden birşey yapacak miyiz ? eğer yapacaksak herkes e haber vererek katılımı artıralım önceki gibi 10 kişi yapmayalım bu işi

2 Mesaj

Dr23fromtheworld

23 saat önce yazıldı..
Aklıma gelen bir kaç şeyi yazmak istedim.
1. Ösym her açıklamasında davalar ayın 20 sinde tebliğ edildi yazmış. Acaba bu yanlış kelime kullanımı mı? Çünkü 20 sinden bu yana 2 hafta geçti bu arada r şeyler olması gerekirdi sanırım.
2. Ösym bugün verdiği cevapta bile 8 sorudan bahsetmiş anka levator sorusu için ek dava mı açtı? Çünkü anlattığı şeyler birebir E15 ile aynı.
3. Eğer ek dava varsa, birleştirme süresinin ne kadar uzun sürdüğünü düşünürsek en azından levator sorusunun davasının geri çekilmesi mantıklı değil mi? Bu arkadaşa ulaşmanın bir yolu yok mu?
4. Tusdata avulatına ulaşmanın bir yolu yok mu? Daha önce telefon numarası paylaşanlar olmuştu şu an forumdan silinmiş.
5. 4. Ve 7. İdari mahkemelerin başkanlarının isimleri ve bu mahkemelerin telefon numarası sitelerinde yazıyor. Bu insanlara internet üzerinden ulaşmanın zor olmayacağını düşünüyorum ancak bu hukuksal açıdan doğru mudur?
6. İçimizden anakarada yaşayan bir kişi yok mu allasen?

99 Mesaj

sknhyt

23 saat önce yazıldı..
[quote:="Dr23fromtheworld"]Aklıma gelen bir kaç şeyi yazmak istedim.
1. Ösym her açıklamasında davalar ayın 20 sinde tebliğ edildi yazmış. Acaba bu yanlış kelime kullanımı mı? Çünkü 20 sinden bu yana 2 hafta geçti bu arada r şeyler olması gerekirdi sanırım.
2. Ösym bugün verdiği cevapta bile 8 sorudan bahsetmiş anka levator sorusu için ek dava mı açtı? Çünkü anlattığı şeyler birebir E15 ile aynı.
3. Eğer ek dava varsa, birleştirme süresinin ne kadar uzun sürdüğünü düşünürsek en azından levator sorusunun davasının geri çekilmesi mantıklı değil mi? Bu arkadaşa ulaşmanın bir yolu yok mu?
4. Tusdata avulatına ulaşmanın bir yolu yok mu? Daha önce telefon numarası paylaşanlar olmuştu şu an forumdan silinmiş.
5. 4. Ve 7. İdari mahkemelerin başkanlarının isimleri ve bu mahkemelerin telefon numarası sitelerinde yazıyor. Bu insanlara internet üzerinden ulaşmanın zor olmayacağını düşünüyorum ancak bu hukuksal açıdan doğru mudur?
6. İçimizden anakarada yaşayan bir kişi yok mu allasen?[/quote:].

Sanırsam şöyle birşey var. Ösym'ye dava tebliğ edildikten sonra ösym'nin 15 gün içinde geri dönmesi gerekiyor sanırsam. Yani ösym bu cevap verme işini hemen yapmadıysa 15 günü doldurduysa zaten daha bir yol alınanamamıştır. Bu bilgiden emin değilim ama duydum

7 Mesaj

dr_hatmer
Re:
21 saat önce yazıldı..
Arkadaşlar twitter üzerinden Recep Akdağ'a #osymtusuacıkla #osymdusuacıkla etiketiyle yazıyoruz.Katılım olursa belki birşey değişir.Haber verirseniz güzel olur

13 Mesaj

AglayincaYesil
Re:
21 saat önce yazıldı..
Recep Akdağ'a yazıyoruz arkadaşlar, hadi.

17 Mesaj

*************************987_

20 saat önce yazıldı..
Up

387 Mesaj

illaki
Re:
20 saat önce yazıldı..
haydi arkadaşlar twitterda recep akdağa yazıyoruz..

419 Mesaj

Greenberginbabasi
Re:
20 saat önce yazıldı..
Arkadaslar twitlerinize su haberi de ilistirin


Linki ziyaret etmek için tıklayın!

387 Mesaj

illaki
Re:
20 saat önce yazıldı..
..

419 Mesaj

Greenberginbabasi
Re:
19 saat önce yazıldı..
Yahu su sinava 10-11bin kisi girdi, hadi 5-6binin tercih yapacak durumu olsun. ************************* disinda doktor platformu olmadigini varsayarsak suan sitede dakikada 10 post girilmesi lazimdi. Tum meslektaslarimiz uyuyor maalesef. Ya da hallerinden memnunlar, tatilin keyfini cikariyorlar

17 Mesaj

*************************987_

18 saat önce yazıldı..
Up

6 Mesaj

ozlemc
Re:
18 saat önce yazıldı..
twitterda gördüğüm kadarıyla duscu arkadaşlar daha çok işbirliği içindeler darısı bize..


419 Mesaj

Greenberginbabasi
Re:
8 dakika önce yazıldı..
Hanimlar beyler boyle olmuyor ben facebooka ya da twittera reklam verecegim. Destek olmak isteyenlere paypal adresi atarim. Bi sayfa acicam osym tusu aciklasin ya da davayi hizlandirsin diyr sonta 10dolarlik 10gunluk reklam vericem ya da 5/5. artik kafayi yiyorum beklemekten. Milletin gozune girsin en azindan
« Önceki Sayfa | 1, | 2 |,

Bu başlığa cevap yazabilmeniz için
Üye Girişi
yapmanız gerekmektedir.


Bu sitedeki dökümanlar ve yazılar, yazarlarına aittir.
Tasarım ve Programlama : Melik UÇAR





TUS'ta 11 soru iptal edildi
Nisan 2013 TUS sınavındaki hatalı sorulara itiraz eden doktorları mahkeme haklı buldu. 11 sorunun iptal edildiği sınavdan 17 ay sonra doktorları arayan ÖSYM, özür diledi.
15 Ağustos 2014 08:16
TUS'ta 11 soru iptal edildi


İLKER AKGÜNGÖR

İhtisas yaparak uzmanlaşacakları bölümlerde eğitim gören doktorlar şok yaşadı. 24 Nisan 2013'te ÖSYM tarafından yapılan Tıpta Uzmanlık Sınavı'na (TUS) yaklaşık 8 bin doktor girdi. Ancak TUS'un ardından bir çok doktor yanlış sorular nedeniyle ÖSYM'ye itiraz etti. ÖSYM, yönetim kurulu kararı ile Temel ve Klinik Tıp Bilimleri testlerinde 6 soruyu iptal etti, 2 sorunun da cevap şıkkını değiştirdi. Ancak doktorlar 6 sorunun daha yanlış olduğunu belirterek iptalini istedi, ÖSYM dikkate almadı.

Mahkeme iptal etti

Bunun üzerine İzmir'de bir üniversite hastanesinde göz doktoru olan E. B. D., ÖSYM'nin bulunduğu Ankara'da 6 sorunun daha iptal edilmesi için dava açtı. E. B. D.'nin davasına ihtisasa başlamış 14 doktor daha müdahil oldu. Yapılan bilirkişi incelemesinde iptali istenen 6 sorudan 5'inin hatalı olduğu ortaya çıktı. Davaya bakan Ankara 17. İdare Mahkemesi ise 25 Haziranda yürütmenin durdurulmasına karar verdi. Böylece 2013 Nisan TUS'ta toplam 11 soru iptal edildi.

ÖSYM doktorları aradı

Mahkemenin yürütmeyi durdurma kararının ardından geçtiğimiz Cuma günü ÖSYM yetkilileri davayı kazanan doktorları tek tek aradı. ÖSYM yetkilileri puanlarının yeniden hesaplandığını, istedikleri takdirde kazandıkları asıl bölümlerine yerleşeceklerini söyledi. Davayı kazanan doktorlardan 7'sinin avukatı olan Burhan Özkaya, VATAN'a şöyle konuştu: "İstanbul'da bir doktor kadın doğumdan radyolojiye geçti. Şanlıurfa'da görev yapan bir başka doktor ise puanı en yüksek bölümlerden olan Hacettepe çocuk psikiyatrisi bölümünü kazandı. Dava açan herkesin puanı yeniden hesaplanacak"

Tusdata Tus Hazırlık Merkezleri Ar-Ge müdürü Yusuf Temrel ise, "Adaylar internetten itiraz edebilmeli ve sonuçlardan önce itiraz edilen her soru için temel referans kitapları açıklanmalı. Bize ulaşan ve forumlarda yazan yüzlerce doktor dava açacağını söylüyor" dedi



Mesaj
drriza
Site Kurucusu
Site Kurucusu


Kayıt:
Mesajlar: 963
Konum: Bursa
MesajTarih: Cum Oca 17, 2014 7:20 pm Mesaj konusu: ŞOK! ŞOK! ŞOK! MAHKEME DUS'TA 2 SORUYU İPTAL ETTİ!!!! Alıntıyla Cevap Gönder
2013 Nisan DUS'ta hatalı sorular için açılan davada mahkeme bilirkişinin itiraz edilen 4 sorudan 2'sinin hatalı olduğu tespit edildi.

Davayı açan arkadaşın avukatı Av.Burhan ÖZKAYA'dan edindiğimiz bilgilere göre. Mehkeme kararının ÖSYM'ye iletildiği ve ÖSYM nin bu soruları iptal ettiği. SAdece davayı açan arkadaşın puanın yeniden degerlendirildiği ve tercih için yenıden yerlestirme yapıldıgı bilgisine ulasıldı. Avukattan aldıgımız bılgılere göre bu verılen kararın sadece davayı acan kısı gecerlı oldugu , dıger arkadaslarında ıtıraz ettıgı takdırde sonuclarıın yenıden degerlendırılıp yerlestırme işlemını yenıden yapılacagı bılgısıne ulasıldı....

ÖSYM bu işide kımseye duyurmadan sessız sedasız utsunu ortme cabasında oldugunu tum arkadaslarduyurmak ısterız.......

_________________
Uzm.Dr.Rıza ERÖKSÜZ
DentDUS Kurucu ve Yöneticisi



EYLÜL 2013 TUS DAVASINDA ŞOK SONUÇ !…

İhtisas yaparak uzmanlaşacakları bölümlerde eğitim gören doktorlara şok karar. 8 Eylül 2013’te ÖSYM tarafından yapılan Tıpta Uzmanlık Sınavı’na (TUS) 8 bin 586 doktor katıldı. Sınavı kazanan 2 bin 656 doktor ise ihtisas eğitimi için kazandıkları bölümlere atandı. TUS’un ardından bir çok doktor bazı sorularda hata olduğunu söyleyerek ÖSYM’ye itiraz etti.

Mahkeme hatalı dedi

ÖSYM soru havuzunun korunması amacıyla çıkarılan yasayla Temel ve Klinik Bilimler testlerinde sorulan toplam 240 sorunun sadece yüzde 10’unu yayınladı. Bunun üzerine doktor B. Y. arkadaşlarıyla bir araya gelerek yanlış olduklarını iddia ettikleri 10 soruyu akıllarında kaldığı şekliyle mahkemeye götürdü. B.Y.’nin davasına 10 doktor daha müdahil oldu. Yapılan bilirkişi incelemesinde iptali istenen 10 sorudan 4’ü doğru bulunurken 6’sının hatalı olduğu tespit edildi. Davaya bakan Ankara İdare Mahkemesi hatalı 6 soruyla ilgili yürütmenin durdurulmasına karar verdi.

Davayı açan B. Y.’nin avukatı Burhan Özkaya, şöyle konuştu: “Mahkeme esastan kararını 15 gün içinde verecek. ÖSYM Nisan 2013’teki TUS’ta 11 soru iptal edildiği halde sınava giren herkesin puanını yeniden hesaplamadı. Açtığımız davaların hepsini kazandık. Bir çok doktor üst tercihlerine yerleşti. Sınava giren tüm doktorların puanlarının yeniden hesaplanması ve istedikleri takdirde üst tercihlerine yerleşmesi gerekir. Torba yasayla geçen İdari Yargılama Usul Kanunu’nun 20B maddesine göre sınavla ilgili yapılan değişiklik sınava giren herkesi kapsıyor.”

Nisan’da 11 soru iptal

ÖSYM’nin yaptığı Nisan 2013 TUS’taki sorular yine doktorlar tarafından mahkemeye götürülmüştü. ÖSYM itirazlar üzerine 2 sorunun cevap şıkkını değiştirirken, 6 soruyu da iptal etti. Ancak mahkemeye giden doktorlar 5 sorunun daha hatalı olduğunu tespit ettirdi. Toplamda 11 soru yanlış olduğu için iptal edildi.



ÖSYM’den bir skandal daha! 2013 Eylül TUS Yerleştirmeleri Sil Baştan!!!


adalet5
Bilindiği üzere her sınav olduğu gibi Eylül 2013 TUS’ta da ÖSYM ortalamayı tutturmuş ve 8 hatalı sorulu bir sınav yapmıştı. Gerek Tusdata Tus hazırlık merkezleri sahibi 19 Eylül 2013 tarihinde (uz.Dr sami selcukbiricik Ösym’ye Açık Mektup – 2 “Şecaat arz ederken merd-î kıpti, sirkatin söylermiş” adlı köşe yazısında), gerekse sınava katılan tüm adaylar Türkiye’nin en çok hekim üyesi olan Dr tus*.com forum sitesinde ÖSYM’ye hatalarını söylemiş ve bir şekilde bu sorular kanun önünde iptal olacağını insanları mağdur etmemelerini ifade etmişti.

15 ay sonra mahkeme hatalı soruları onayladı, 6 soruyu daha iptal etti. Buraya kadar klasik ÖSYM nin kaybettiği bir dava örneği. En önemlisi ise Tusdata Tus Hazırlık Merkezleri’ nin Avukatı Av. Burhan ÖZKAYA’ nın girişimleri neticesinde ÖSYM’nin yaptığı bir hata daha düzeltildi.



SONUÇLAR TÜM ADAYLARI KAPSAYACAK
Birkaç sınavdır ÖSYM yeni bir uygulama ile iptal edilen sorulara yalnızca dava açanların sonucunu değiştirmekteydi. Bu nedenle mahkeme kararı sonrasında adaylar tek tek dava açarak sonucunu değiştirmek zorunda kalıyordu.
Av. Burhan ÖZKAYA’ dan edindiğimiz bilgilere göre, yeni yasal düzenlemeler ve Nisan 2013 Tus davasının da etkisi ile ÖSYM’nin İptal edilen soruları artık tüm adayların sonucunu yeniden hesaplanarak duyurulması gerekecek.
Önümüzde ki günlerde Eylül 2013 TUS sınav yerleştirme sonuçları tüm adaylar için yeniden hesaplanarak yerleştirme sonuçlarının değiştirilmesi bekleniliyor.

BUNDAN SONRA TÜM SINAVLARDA SONUÇLAR TÜM ADAYLARI KAPSAYACAK
Av. Burhan ÖZKAYA; “Eskiden sorular iptal edildiği halde bu hususun sınava katılan kişilere duyurulmadığını, sosyal medya aracılığı ile bu durumu öğrenen adayların tek tek dava açarak zorlu bir sürecin sonunda haklarına kavuşabildiğini bunun içinde emek ve para harcamak zorunda bırakıldığını” ifade etti.
Esasında soru iptalinden sonra ÖSYM’nin bir açıklama ve özür ile durumu kamuoyuna duyurması ve dileyen tüm adaylar bakımından kazanılmış hakları koruyarak yeniden yerleştirme yapması gerektiğini belirtti. Yeni yasal düzenlemelerin de ışığında hukuk mücadelemizle bu durumu da hem doktorlar hem de bundan sonra tüm ÖSYM sınavlarına girecek adayların lehine düzelttiğimiz için gururluyuz” dedi.

İSTEYEN YENİ YERİNE GİDECEK, İSTEYEN AYNI YERİNDE KALABİLECEK
Dava sonucunda Eylül 2013 Tus için Hatalı 6 TUS soru iptal edildi ve ÖSYM önümüzdeki günlerde Eylül 2013 TUS’a girip tercih yapan tüm adayların yerleştirme sonuçlarını yeniden hesaplayarak açıklamada bulunacak. Ortaya çıkabilecek sorunları Tusdata AŞ Ar-Ge Müdürü Yusuf TEMREL’e sorduk ve “Öncelikle haklı davanın kazanılmasında rol oynadıkları için sonuçtan memnuniyetini ifade eden Temrel, Yeni yerleştirme sonuçların ÖSYM tarafından açıklanmasının ardından muhtemelen belirli bir süre verilecek ve bu süre içerisinde yeri değişen adaylar yeni kazandıkları yere kayıt yaptırabilecekler. Mevcut kazandığı bölümden memnun olan Doktorlar istemedikleri takdirde yerleri değişmeyecek ve herhangi bir kayıt işlemi yapmayacak, mevcut çalıştığı Hastane/Bölümde kalabilecekler” dedi.
Gelişmeler önümüzde ki günlerde ÖSYM’nin beklenilen açıklaması ile kamuoyuna duyurulacak.

http://www.doktorlarhaber.com/8442/e...inda-sok-sonuc

Burhan Özkaya

E-posta av.burhanozkaya@gmail.com
Web
Adres Necatibey Cad. 33/10 Kızılay Ankara
Telefon 0.312.2321787 |
Fax 0.312.2311723
Baro No: 19250 Kayıt No: 4558
Baro - ilçe :
Çankaya adresi iletişim


Posted in: 2013 EYLÜL TUS, TUS
« Af, Tam Gün, Döner sermaye ve Mecbur Hizmet ile ilgili düzenlemeler Resmi Gazete’de yayınlandı!Türkiye’den uluslararası, hakemli bilimsel bir dergi daha yayın hayatına başladı. »


http://www.yandal.net/osymden-bir-sk...ri-sil-bastan/

2015 Eylül TUS'u ile İlgili Avukat Tarafından Yapılan Açıklama
DEĞERLİ ARKADAŞLAR

Malumunuz olduğu üzere 2015 yılı Eylül ayında yapılan TUS’da bir kısım hatalı sorular olduğu düşüncesi ile sınava giren bazı doktor arkadaşlarımızın bizi vekil tayin etmeleri üzerine hatalı soruların iptali için dava açtık. Yasada bu davaların açılabilmesi 10 gün ile sınırlı olması sebebiyle ilk etapta 6 sorunun iptali için dava açtık.

Sonrasında dava açan doktor arkadaşların bir mikrobiyoloji sorusunun da hatalı olduğuna dair textbook referansı getirmeleri sebebi ile 2. Bir dava açmak zorunda kaldık. Hukuken 2. Davanın 1. Dava dosyasına dahil edilmesi mümkün olmadığından davaların birleştirilmesi için ciddi bir çaba sarfettik ve davalar birleştirildi. Bir an önce sınav sonucunu bekleyen doktor arkadaşlarımızın mağduriyetini giderebilmek maksadı ile dosyaları memur eliyle Ankara Bölge İdare Mahkemesinden Ankara 5. İdare Mahkemesine getirdik.

Mahkeme de haklı olarak bilirkişi isimlerinin belirlenmesi için Ankara’da bulunan 4 tane üniversiteye 13.11.2015 tarihi itibarıyla yazı yazdı ve yazının tebliğinden itibaren 3 gün içinde cevap verilmesini istedi. Yine zamandan kazanmak için bu yazıları da hızlı posta ile üniversitelere tebliğ ettirdik. Bunlardan cevap verenler de oldu. Cevap verme süresi ise 19.11.2015 tarihi itibarıyla dolacak ve sonrasında Mahkeme bize ve ÖSYM’ye bilirkişilere itirazımız olup olmadığını soracak.

Biz Mahkeme ile yaptığımız görüşmede yazışmalar ile zaman kaybedilmemesi için “ÖSYM ile de görüşelim, taraflar olarak itirazımızın olmadığını da beyan edelim ve böylece dosya bir an önce tamamlansın” dedik.

ÖSYM de bizim gibi davanın bir an önce sonuçlanması için çaba sarf eder, bir kısım usuli işlemlerle zaman kaybına mahal vermez ise kanaatim o ki dava en geç Aralık ortasına kadar sonuçlanır.
Elbette sonuçların açıklanmaması doktor arkadaşlarımızı strese sokmaktadır. Bunun bilincindeyiz. Ancak bugüne kadar çok sayıda TUS’da hatalı soruların iptali için açtığımız davalar neticesinde yüzlerce doktor arkadaşımız daha üst tercihlerine yerleşebildiler ya da tekrardan tercih yapma hakkı elde ettiler. Ancak bu arada yerleştirmeler yapıldığı için aldıkları eğitimler, verdikleri emekler boşa gitti. Daha önce açılan davalar neredeyse 1 yıl civarında sürmüş iken son açtığımız dava yaklaşık 3 ay içerisinde neticelenecek. Bu sebeple biraz daha sabretmek gerekir.

Diğer taraftan bizim açtığımız davadan sonra ÖSYM, dava konusu ettiğimiz 3 adet soruyu iptal etti. Dolayısıyla hatalı sorular sebebiyle hakları ihlal olacak olan arkadaşlar esasında ciddi bir kazanım elde ettiler. Halen davası devam eden soruları da ilgili tüm tıp kamuoyu bilmektedir.

Gönül ister ki bu davalar en kısa sürede sonuçlansın. Hatta 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu’nun 20/B maddesi de bu hususta özel bir düzenleme getirdi ve yargılamanın hızlandırılması amaçlandı.

Ancak Ankara’da bir İdare Mahkemesinde yılda 3.000 tanenin üzerinde dava açılmakta. Mahkemeler iş yükü ve usuli işlemler altında ezilmekte. Fiili imkansızlıklar sebebiyle olması gerekenle olanın örtüşmediğini de görmekteyiz, yaşamaktayız. Sürecin hızlandırılması için elimizden gelen tüm çabayı sarfetmekteyiz.
Bu vesileyle tüm doktorlarımızın biraz daha sabretmelerini ve bu sınavda alacakları sonuçların da gönüllerince olmasını temenni ediyorum.

Av. Burhan ÖZKAYA

Geçen ay yapılan ve 16 bin doktorun uzmanlık için girdiği TUS’ta hatalı soru krizi büyüyor. 7 soru için iptal davası açıldı. Sonuçlar için yargı kararı beklenirken doktorlar tepki gösteriyor
Lütfi ERDOĞAN / GAZETE HABERTÜRK

ÖSYM’nin geçtiğimiz 20 Eylül’de gerçekleştirdiği Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı’nda (TUS), hatalı soru iddialarıyla başlayan kriz tırmanıyor. 16 bin uzman adayı doktorun girdiği sınavın ardından bir özel dershanenin de avukatlığını yapan Burhan Özkaya, hatalı oldukları gerekçesiyle 7 sorunun iptali için yargıya başvurdu. Özkaya, “Bu soruların hatalı olduğunu düşünüyoruz ve dava açtık. ÖSYM, hatalı dediğimiz soruların 3’ünü kendiliğinden iptal etti. Bilirkişinin soruları incelemesini ve mahkemenin kararını vermesini bekliyoruz” dedi.

Sınav sonuçlarının açıklanması, mahkeme kararı sonrasına kaldı. Sınava giren adaylar hatalı sorulara ve bu yüzden sonuçların açıklanmamasına tepkili



Alıntı:
Kayıtsız Üye´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Tusdata organize timi osym hatali soru soruyor Dr tus sitesinde topu havalandırip ankara Barosu avukatlarından avukat Av. Burhan Özkaya ya pas verip gizli acik reklamini yapip milleti av. Burhan Özkaya ya yönlendiriyor. Osym davasini burban kazalıyor

. Bu etik disi bir oyun.
içinde mi? Dışında mı? Oyun kurucusu mu? Kimin eli kimin cebinde ?
Dershanelerin “ÖSYM” kavgasıTUS’a hazırlık dershaneleri TUSDATA ve Tümer Eğitim Kurumları, 11-12 Nisan tarihlerinde yapılan TUS ve ÖSYM üzerinden sert bir polemiğe girdiSosyal Ağlarda Paylaş
Paylaş0PaylaşPaylaşPaylaş /
TUS’a hazırlık dershaneleri TUSDATA ve Tümer Eğitim Kurumları, 11-12 Nisan tarihlerinde yapılan TUS ve ÖSYM üzerinden sert bir polemiğe girdi
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) ve Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (TUS), TUS’a hazırlık dershaneleri arasında tartışma çıkardı. TUSDATA Dershanesi adına Dr. Sami Selçukbiricik, kurumun internet sitesinde “ÖSYM’ye açık mektup” başlığıyla bir yazı kaleme aldı. Yazıda, ÖSYM sert dille eleştirildi. Aynı yazının aynı başlıkla fakat “TUS’a giren bir grup öğrenci adına Yasin Çelenk” imzasıyla Hürriyet gazetesinde de ilan olarak yayınlanması dikkat çekti. TUSDATA’nın açık mektubuna karşı, bir diğer TUS dershanesi olan Tümer Eğitim Kurumları da kendi internet sitesinde bir yazı yayınlayarak, “mazlum edebiyatı” yapıldığını ve ÖSYM’ye haksızlık edildiğini savundu.

Sorular müfredatla uyumsuz

TUSDATA’dan Dr. Sami Selçukbiricik tarafından yazılan, aynı zamanda Hürriyet gazetesinde bir grup öğrenci imzasıyla da yayınlanan “ÖSYM’ye açık mektup” isimli yazı, “Sayın ÖSYM yetkilileri, 11-12 Nisan tarihlerinde Tıpta Uzmanlık Sınavı’nı yaptınız. Bu sınava bu ülkenin hekimleri olarak bizler, pek çok önceliklerimizden vazgeçerek uzunca bir süredir gece gündüz çalışıp hazırlandık. Beklentilerimiz şuydu: İyi ölçen bir sınava gireceğiz ve daha iyi yapanlarımız kazanacak. Hiçbir hekim, sizden sağlıklı ve ölçücü bir sınav ile adaletli bir yerleştirmeden başka bir şey beklemedi” diye başladı.

Yazıda, soru dağılımlarının tıp fakültesi müfredatı ile belirgin derecede uyumsuz olduğu, bu durum devam ederse bundan sonrasında da hangi konulara çalışılması gerektiğinin belirsiz olacağı dile getirildi. Soruların pek çoğunun ya bir pratisyen hekimin yapamayacağı kadar uç ya da hiçbir zaman ihtiyacı olmayacak kadar anlamsız olduğu vurgulanırken, “Neyi ölçtüğünüzü zannediyorsunuz? Ya da şöyle soralım: Bu güç gösterisinin size bir faydası mı var? Elbette zor sorular da soracaksınız ama bu zor soru, ‘kazık, saçma ve uç soru’ ile aynı şey midir? Artık 20 yıl önce kullanımı bitmiş olan bir ilacı sormanın ne anlamı olabilir ki?” soruları yöneltildi.

TUS’ta en az 7 sorunun kesin olarak hatalı olduğunu savunan Dr. Sami Selçukbiricik, soruların sağlıklı bir kontrol sürecinden geçirilmediğini, hekimlerin “gelecekleriyle oynandığını” ileri sürdü. Selçukbiricik, soruları tıp fakültelerinin hazırlamasının ÖSYM’nin sorumluluğunu kaldırmadığını ifade etti.

“Başını kuma gömme” suçlaması

Pek çok hekimin sorulara itiraz ettiğini dile getiren Selçukbiricik, “Bu durum karşısında ne yapacaksınız? Daha önce yaptığınız gibi başınızı kuma gömüp hiçbir açıklama yapma ihtiyacı hissetmeden 1-2 göstermelik iptal duyurup devam mı edeceksiniz? Bu durum, sizce saygısızlık değil mi? Bu işleri düzgün yapmak için maaş almıyor musunuz? Ve düzgün yapmadığınızda, evinize götürdüğünüz ekmeğin temiz olmayacağını hiç düşündünüz mü?” dedi.

Selçukbiricik, bazı soruların göstermelik olarak iptal edilse bile bunun sonuçlara nasıl yansıtılacağının belli olmadığını belirterek şöyle devam etti:

“Herkesin bu soruları doğru mu sayılacak veya sınav hatalı sorular tamamen yok sayılıp ona göre mi değerlendirilecek ve en önemlisi biz bunu sonuç kağıdımızda kafamızda soru işareti kalmadan net bir şekilde görebilecek miyiz?

İtirazlara ve eleştirilere rağmen hiçbir şey yapmadığınızı, görmezden geldiğinizi, haklı bile olsak kimsenin size bir şey yapmaya gücünün yetmeyeceğini, nasıl olsa sorgulanamadığınızı ve güçlü olduğunuzu düşündüğünüzü varsayalım... Hem siz hem de kendi çocuğu girse pek çok soruyu o şekilde sormayı aklına bile getirmeyecek olanlar; muhataplarınızın beddua ve öfkelerinin altında vicdanen ezilmeye mahkum olacağınızı hatırlatmamıza gerek var mı?”

“Detaylı bir açıklama bekliyoruz”

Yazıda, ÖSYM’den beklentiler de sıralandı. Nisan 2009 TUS sorularındaki itirazları sağlıklı bir şekilde incelenip sonuçlandırılması, detaylı ve yazılı bir açıklama yapılması gerektiği belirtilirken, “Kafanızı kuma gömüp hiçbir açıklama yapmamanız artık mümkün değildir. Pek çok hekim arkadaşımız tarafından her türlü hukuki yolun sonuna kadar deneneceğini ve asla geri dönülmeyeceğini bilmelisiniz. Buna rağmen hiçbir doyurucu açıklama yapmadan sınav sonuçlarını açıklarsanız, bu hukuksuzluk olacaktır ve bulunduğunuz konumları derhal bırakmanız gerekir. Çünkü; işinizi, başkalarının haklarını da etkileyecek derecede kötü yapıyorsunuz demektir” denildi.

Ayrıca, bundan sonraki sınavlarda hem müfredata uygun dağılımlı hem de zorluk ve ölçücülük düzeyleri doğru ayarlanmış bir sınav için şimdiden plan yapılması gerektiği kaydedildi. Dr. Sami Selçukbiricik imzasıyla yayınlanan yazıda, “Bizler bu ülkede ÖSYM’nin varlığını güven ve garanti olarak görmek istiyoruz. Çünkü bunun için varsınız. Ülkemiz ve hekimlerimiz adına; gerektiği gibi, ciddi, bilimsel, adaletli, sorumluluk sahibi ve şeffaf davranmanızı bekliyoruz. Çünkü bunu hak ediyoruz… Sizce?” görüşlerine yer verildi.

Tümer, ÖSYM’yi savundu

TUSDATA adına Dr. Selçukbiricik tarafından hazırlanan yazıya, Tümer Eğitim Kurumları tarafından bir cevap yazısı yazıldı. ÖSYM’nin Türkiye’nin alanındaki en güvenilir kurumu olduğu vurgulanan yazıda, ÖSYM’nin hangi ilacın günümüzde kullanıldığını takip eden, hangi tıp sorusunun çok zor ya da hangisinin kolay olduğuna tek başına karar veren bir mercii olmadığına dikkat çekildi.

Sınavın resmi sorumlusu olan ÖSYM’nin bu sorumluluğunu umursamaz bir görüntü çizmediği dile getirilen yazıda, “Elbette ki sınava hazırlanan her hekim, daha kaliteli, daha ölçücü, daha güvenilir, tartışmaya mahal vermeyen, çok uç ya da anlamsız olmayan, güncel ve eğitim müfredatlarıyla paralel sorulardan oluşan bir sınavı bekler, talep eder ve en önemlisi tartışılmaz emeğinin karşılığında bunu hak eder. Biz de, Tümer Eğitim Kurumları olarak 12 yıldır aynı temenni, talep ve beklentilerimizi yasal çerçevede tüm ilgililerle paylaşmaya devam ettik ve etmeye de devam etmekteyiz. Daha ölçücü, daha sağlıklı, daha özenli ve daha az tartışmalı sınavlar için çaba gösterilmesi gerektiğini, konuyla ilgili herkes de dile getirmeye devam etmektedir. Sadece Türkiye’de değil başka gelişmiş birçok ülkede de benzerleri gerçekleştirilen uzmanlık sınavları bulunmaktadır ve hemen hepsinde de benzer birçok problem yaşanmaktadır. Konunun tıp bilimi gibi derya deniz bir bilim olmasından tutun da her gün değişen literatür bilgilerine kadar birçok husus bu durumu doğal olarak daha da zorlaştırmaktadır” denildi.

Düzeltilmesi gereken daha acil sorunlar var

Tümer Eğitim Kurumları tarafından hazırlanan yazıda şunlar kaydedildi:

“TUS ve sonrası uygulamalar ile ilgili tartışılması gereken o kadar çok husus vardır ki, hatalı olduğu düşünülen birkaç soru, onca problemin yanında belki de en son düzeltilmesi beklenen konudur.

Öyle ki sınavın sadece Ankara’da yapılması ve tüm Türkiye’den yaklaşık 14 bin hekimin hafta sonu mecburen Ankara’ya gelmek zorunda olması, yabancı dil sınavından geçme zorunluluğu, KPDS veya ÜDS’den başarılı olsanız bile bu sınava yine de girme zorunluluğunun olması, sadece 200 adet soru ile 6 yıllık tıp eğitiminin sorgulanması, 14 tercihten fazla kadro tercih edilememesi ve bunun bile üniversite ve Sağlık Bakanlığı kadroları diye ikiye ayrılıp birinden en fazla 8 tercih yapılabilmesi, sınav sonrası hem puanların hem de yerleştirmelerin çok geç açıklanması, ihtisas sürelerindeki paralelsizlik, yılda 2 kez yapılan sınavın tarihleri arasındaki sürenin uyumsuzluğu ve daha birçok benzerleri gibi düzenlenmesi ve yenilenmesi gereken onlarca konu, sorunlar masasında sıralarının gelmelerini beklemektedirler.

Yükseköğretim Kurulunu, Sağlık Bakanlığını, Tıpta Uzmanlık Kurulunu hatta Türk Tabipler Birliğini bile ilgilendiren, TUS’a yönelik her türlü eleştiri için, sadece ÖSYM’yi sorumlu tutmak da işte ancak bu kadar adilane olacaktır.

Bugün kamuoyunda yaratılmış olan durum ise maalesef ki vahim bir haldedir. Sınava katılan adayların dışında hiç kimsenin haddi, hakkı ve yasal dayanağı olmamasına rağmen; bazı kendini bilmez kimselerin iddia ettiği gibi ortada bir saygısızlık-sorumsuzluk-hukuksuzluk ya da görevi ihmal durumu varsa bile bunu çözümleyecek olan kanunlardır, yasalardır ve hukuksal düzenlemelerdir. Her türlü olası benzer durumda tüm hukuk yolları açıktır. Özel ve genel tüm talep ve itiraz dilekçeleri de bilindiği gibi zaten yetkililerce değerlendirilmektedir.”

“Düzeysiz çığırtkanlara ihtiyaç yok”

Açıklamada, “mazlum edebiyatını” kullanarak yerleşip ve bundan “nemalanmaya çalışıldığı”, hiç tanımadıkları insanların dürüstlüklerinin ve ekmeklerinin helal ya da haram olmasını bile internet sitelerinde kaleme almaya kadar fütursuzca suçlamalar yapıldığı, “beddualar” ve “vicdanen ezilmeler” gibi kelimelerle zaten bu konuda hassas olan hekimlerin provoke edilmeye çalışıldığı belirtildi. Yazıda, bir eğitim kurumu olarak ÖSYM ve çalışanlarının tehdit edilmesini kınadıkları dile getirilirken, şunlar ifade edildi:

“Asla unutulmamalıdır ki Türkiye’deki tüm hekimler, yaşadıkları sıkıntılarını, uğradıkları haksızlıkları, beklentilerini, taleplerini, temennilerini, dilek ve şikâyetlerini dile getirebilecek ve haklarının takipçisi olacak kadar olgun, donanımlı ve yüksek zekâya sahip bireylerdir. Atamızın ‘Beni Türk Hekimlerine Emanet Ediniz’ sözündeki samimiyet dolu gerçeklik hâlâ geçerliliğini korumaktadır. Türk hekimlerinin eskiden olduğu gibi bugün de düzeysiz, hadsiz ve kendini bilmez söylemlerle çığırtkanlık yapan ve kendi kendini ‘hak arayıcı baş’ ilan eden kimliklere, çok şükür ki, henüz ihtiyacı yoktur!

http://www.medimagazin.com.tr/medima...-429-7439.html


Alıntı:
Kayıtsız Üye´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
ÖSYM'nin kamuoyuna özür veya kanıt sunma borcu var

ÖSYM BAŞKANLIĞI kanıta dayanmayan soruları gibi kanıta dayanmayan muğlak açık olmayan, her anlama gelebilen ağır suçlamalarla herkesi töhmet altında bırakacak ifadeler kullanmış ve doğru düzgün bir açıklama yapmayı bile becerememiştir. ÖSYM ağır ithamlarını ya belgelendirmeli yada hak arayan masum kişileri hedef gösterdiği için özür dilemelidir
ÖSYM'nin kamuoyuna özür veya kanıt sunma borcu var



BASIN AÇIKLAMASI
(16.09.2014)

Gazetelerde Yer Alan Asılsız İddialar

Bugün bazı günlük (MİLLİYET, AKİT) gazetelere ilan vererek, 2014-TUS/DUS Sonbahar Dönemi sınavı (SINAVLARI) ile ilgili asılsız iddialarla (SORULARIN DİKKATLİ HAZIRLANMADIĞI ve AÇIKLANMADIĞI) Sayın Cumhurbaşkanımızı ve Sayın Başbakanımızı yanıltıcı (?) mahiyette açık mektup yazan bir grup isim (Alp KARATAŞ Uz.Dr. Rıza ERÖKSÜZ Ahmet KANDEMİR Sancar VAROL Fatih KARAASLAN Bünyamin YILDIRIM Mahmut ÇELİKKANAT Uz.Dr.Uğur DEMİRCİ Osman GÜLSEVER Sinan TÜRKMEN Ayşe KARAGÜR Mustafa Kemal ŞAHİN İbrahim YAĞCI Taner ENGİN Emine AVCI HÜSEYİNOĞLU Seyran KÖKSAL Elif TEKE Ceylin KARA İsmail SANCAK Fatmagül SARI Erhan PARLAK Nilay KUZU Erdal KARACA Pınar SÖNMEZ Ahmet SANCAK Pervin SARACA Adil BOZPINAR Serkan VURAL Sönmez ERDOĞAN Yusuf DEMİR Aysun YILMAZ Lale DEMİRKAYA Sadi KORKMAZ Sedat ÖZKAN Beytullah KISA Emrah KESKİN Cenap KOÇTAŞ Fatma ÇELİK), ÖSYM'yi ağır suçlamalarla (SORULARIN DİKKATLİ HAZIRLANMADIĞI ve AÇIKLANMADIĞI) töhmet altında bırakacak ifadeler kullanmışlardır.

Son dört yıl içinde geliştirmiş olduğu sınav sistemi, güçlendirilmiş insan kaynağı ve günün koşullarında modernize edilmiş teknolojik altyapısı ile ÖSYM, yapmış olduğu her işlemi saniyesi saniyesine kontrol altına almış ve her saniyenin hesabını verebilecek duruma gelmiştir.

ÖSYM'nin sınavlarında sorduğu her bir soru farklı zamanlarda çok sayıda akademisyen tarafından titizlikle hazırlanmakta ve denetlenmektedir. Buna rağmen bazı sorular, ortaya çıkan ve çoğu zaman da esasa ilişkin olmayan ancak mutlak adalet bakımından gerekli olduğu düşünüldüğünden, sınav sonrasında adayların verdikleri cevapların analizi ve bilim kurullarının görüş ve tavsiyeleri ile ÖSYM Yönetim Kurulu tarafından iptal edilmektedir. Ancak, sürekli değişerek gelişen ve tıp gibi son derece geniş bir alanda farklı yorum ve bakışlara dayanılarak çoğu zamanda umulmadık biçimde (?) mahkemeler tarafından iptal edilen sorular da olmaktadır. Bu durumlar, ÖSYM tarafından adayları asla mağdur etmeyecek biçimde yönetilmektedir. (?)

İlanda yer alan ve iddiadan ibaret gerçek dışı(SORULARIN DİKKATLİ HAZIRLANMADIĞI ve AÇIKLANMADIĞI) bazı hususlara incelendiğinde;

ÖSYM sınavlarına giren ve isteyen her aday, sınavda kendi kullandığı soru kitapçığını, cevap kağıdını ve kendisine ait cevap anahtarını inceleyebilmektedir, ÖSYM hiç bir zaman adaylara, iddia edildiği gibi, "soruları ezberle" demez,Veri tabanında değişiklik yaparak herhangi bir kişiye sağlanacak haksız bir kazanç, karşılığında ağır cezaları gerektirmektedir. Bu ve benzeri düzenlemeler 6114 sayılı Kanunda açıkça yer almıştır, ÖSYM hiç bir adaya asla haksız kazanç temin etmez (? Kuruma mı adaya mı ?).

Söz konusu ilan, ticari malzemesi (?) giderek tükenen (?) bir TUS hazırlık dersanesinin (TUSDATA? TUSEM? TUSTİME? E-TUS? TUSWORLD?) organizasyonu (?)olup asla itibar edilmemelidir. Toplam 39 ismin yer aldığı ve bu isimlerden de sadece 13'ünün 2014 yılında TUS/DUS sınavlarına girdiği halde “Tüm adaylar adına” açıklama yapıldığı iddiası tam karşılığı ile gerçek dışı ve gülünçtür. Mezkur (?DAHA ÖNCE ZİKREDİLMEDİ, MEZKUR DEĞİL TUSDATA? TUSEM? TUSTİME? E-TUS? TUSWORLD?)) dershanenin (DERSANE) bu saldırılarını(?) yönetmekle görevli olduğu sosyal medya paylaşımlarından anlaşılan, listede ismi bulunan, dershane idarecisi kişinin (RIZA ABİ Mİ ? RIZA ERÖKSÜZ ABİ DERSANE İDARECİSİ DEĞİL ) , bu deshaneye (DERSANE) bir şekilde bağlı kişileri ( Alp KARATAŞ Uz.Dr.Rıza ERÖKSÜZ Ahmet KANDEMİR Sancar VAROL Fatih KARAASLAN Bünyamin YILDIRIM Mahmut ÇELİKKANAT Uz.Dr.Uğur DEMİRCİ Osman GÜLSEVER Sinan TÜRKMEN Ayşe KARAGÜR Mustafa Kemal ŞAHİN İbrahim YAĞCI Taner ENGİN Emine AVCI HÜSEYİNOĞLU Seyran KÖKSAL Elif TEKE Ceylin KARA İsmail SANCAK Fatmagül SARI Erhan PARLAK Nilay KUZU Erdal KARACA Pınar SÖNMEZ Ahmet SANCAK Pervin SARACA Adil BOZPINAR Serkan VURAL Sönmez ERDOĞAN Yusuf DEMİR Aysun YILMAZ Lale DEMİRKAYA Sadi KORKMAZ Sedat ÖZKAN Beytullah KISA Emrah KESKİN Cenap KOÇTAŞ Fatma ÇELİK ) organize etmek suretiyle infial ve aynı zamanda reklam amaçlı böylesi bir girişimde bulunduğu açıktır. Kaldı ki, ÖSYM’nin oluşturduğu teknik altyapı sayesinde (?) malum(?DAHA ÖNCE ZİKREDİLMEDİ, MALUM DEĞİL TUSDATA? TUSEM? TUSTİME? E-TUS? TUSWORLD?) )dershane (DERSANE) sahibi olarak tanınan diğer bir kişinin (Uz.Dr. Ahmet ERKEK ?, Uz.Dr.Sami SELÇUKBİRİCİK ?, Prof.Dr. Dr. Sema SELÇUKBİRİİCK, Dr. İdris ŞAHİN ? Dr. İlker Ulaş SUNGUR ?, Dr. Gökhan ERSOY, Fatih SELÇUKBİRİCİK?, Ercan ÖZTÜRK? Emrah KABATAŞ? Salih AYDIN? Osman ERER?, Tolga BİÇER? Mehmet Ali Gülçelik ? Anıl ÇUBUKÇU? Şadin Balsak?, Ahmet Cevdet Çitoğlu?, Murat Erkeçoğlu?) de eski bir tarihte (Tarihlerde?) başkasının (başkalarının?) yerine (?) sınava girdiği tespit edilmiş (?), ancak başlatılan soruşturma (?) zaman aşımı (?) dolayısıyla akim (?) kalmıştır.

ÖSYM, sadece hak edene hak ettiğinin verilmesini gerçekleştirmek amacıyla sınav güvenliğinden taviz vermeksizin ölçme kalitesini korumaya yönelik faaliyetlerinden asla vazgeçmeyecek ve Türkiye için olabilecek en güvenilir sınav sistemini sürdürmeye devam edecektir.

Adaylara ve kamuyouna (KAMUOYUNA) duyurulur.

Alıntı:
drerk´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Drasc ÖSYM başkanına meydan okuyor








kendisi daha tecrübeli ikili görüşmeler daha etkili







Kritik kulis boyutu



Nokta atış








drasc merkezde olan herşeyi biliyor



















BbbÖSYM, YDUS sınavına giren yaklaşık 3 bin doktorun sınav sonuçlarını duyurmasına rağmen, dava açıldığı için sınava giren 174 genel cerrahın sonuçlarını 1.5 aydır açıklamıyor.

İLKER AKGÜNGÖR

ÖSYM, yaklaşık 3 bin doktorun katıldığı Tıpta Yan Dal Uzmanlık Sınavı’nda (YDUS) sınava giren tüm doktorların sonuçlarını sitesinde yayınlarken, dava açıldığı gerekçesiyle 174 genel cerrahın sınav sonuçlarını 1.5 aydır açıklamıyor. 14 Aralık 2014’te yapılan YDUS’un sonuçları 8 Ocak 2015’te açıklandı. Yerleştirme sonuçları ise 10 Şubat’ta ÖSYM’nin internet sitesinde yayınlandı. Ancak sınavda hatalı soru sorulduğuna dair bir cerrahın açtığı dava yüzünden sınava giren tüm cerrahlar hala mahkeme sonucunu bekliyor. İnternet forumlarında ise bir çok cerrah tepkisini, “Bu cerrahlar size ne yaptı arkadaş” diyerek gösteriyor.

“Baskı yüzünden davadan vazgeçtim”
Davayı açan Op. Dr. Cemil Binarbaşı ise şöyle konuşuyor: “13 sorunun hatalı olduğunu düşündüğüm için dava açtım. Sonuçlar açıklanmayınca ÖSYM’yi arayan cerrahlara davayı açan kişinin yani benim bu durumdan sorumlu olduğumu söylemişler. Sınava giren cerrah meslektaşlarım o kadar yoğun baskı yaptı ki önceki gün mahkemeye dilekçe vererek davadan vazgeçmek zorunda kaldım. Bu kez de diğer bir grup cerrah ‘umudumuz bu davaydı niye geri çektin’ diye üzerime geliyor. Sanki ÖSYM Başkanı benim ve kararları ben veriyormuşum gibi davranılıyor. Ne İsa’ya ne de Musa’ya yaranamadım. YGS’ye dava açılırsa 2 milyon kişinin de sınav sonuçlarını açıklamayacaklar mı çok merak ediyorum.”


Dr.Cemil Binarbaşı, 10 eylül günü TUS'a (Tıpta Uzmanlık Sınavı) girmiş. «Doktorum diyorum, ama ne bir diplomam var, ne bir iş imkânım» dediğine göre, önce bu sınavdan geçmesi gerekiyor. Sorulan suallerden üçüne itiraz etmiş. Bir cevap alamamış. Şikâyetini ÖSYM'ye de bildirmiş.
Şikâyeti 35., 51. ve 71. suallerden. Başvurusunun bir suretini de bana göndermiş. Okusanız, benim gibi siz de bir şey anlamayacaksınız. (Zaten buna yetecek yerim de yok.)
Buna rağmen ben okudum.
Doğru cevaplar hakkında, yayın (kitap, dergi) adları ve adresleri de vermiş mektubunda. 51'inci sual hakkında mesela, beş ayrı kaynak bildirmiş, ayrıntılarıyla.
Cevap alamamaktan korkuyor. Bana yazmasının sebebi de bu. Dilerim bu köşenin ona bir faydası dokunur
http://m.radikal.com.tr/yazarlar/hak...saldiri-792336


Gayetvdogal böyle ilişkiler varsa .... bile yapar

Alıntı:
Kayıtsız Üye´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
BAŞKA BİR TUS FORUMUNDAKİ YORUMU BURAYA AKTARAYIM


ÖSYM TUS DAVALARI HİÇ BİTMEYECEK!!!! Çünkü ;
Bu işten yararlanan ve yararlandırılan “organize menfaat çeteleri” nin sosyal medyada kanıtlı bağlantıları çökertilmedi
1- Sürekli yanlış TUS sorusu, iptal, soru açıklamama türü mahkemede %100 kaybedeceği kesin davalık durum oluşturarak her sınav sonrası kaosa neden olan ve devlet kurumu …….. ?
2- Her sınav sonrası hakkımızı arayan dersane ………. ?
3- Her sınav sonrası hatalı sorular üzerinden hakkımızı arayan tus forum sitesi ………. ?
4- Her sınav sonrası hatalı sorular üzerinden hakkımızı arayan avukatlar ………. ?
5- Her sınav sonrası hatalı sorular üzerinden ÖSYM ‘ye dava açılmasını tek gündem yapan dersane ve tus forum sitesi ………. ?
6- ÖSYM’ye dava için dersane ve tus forum sitesi tarafından yönlendirildiğimiz avukat……. ?
7- Biyologların TUS’a girebilmesi davasında yönlendirildiğimiz avukat…. ?
8- Biyologların TUS’a girebilmesi davasında davacıların tüm dava masraflarını karşılayacağını açıklayan ve karşılayan dersane…… ?
9- Hürriyet- Milliyet vs gazetelerine verilen ÖSYM gazete ilanlarını fonlayan dersane…….?
10- ÖSYM-YÖK yetkilileri ile yakın hemşehrililik irtibatı olan dersane sahibi……?
11- 15 dakikada bir mahkemeyi aramak için “TUS TELEFON TİMİ” kuran Tus forumu …?
12- Mahkemeye baskı için “ORGANİZE OLUP MAHKEME BAŞKANINA GİTME“etkinliği yapan Tus forumu …?
13- Bilirkişilere baskı yapmak için “BİLİRKİŞİ İLE GÖRÜŞME GURUBU” oluşturan Tus forumu…?
14- ÖSYM Hukuk Müşavirliğine baskı için” TUS ÖSYM HUKUK TİMİ” oluşturan Tus forumu…?
15- Bahse konu Tus forum sitesini yüksek rakamlarla fonlayan dersane…….?
16- ÖSYM Başkanının avukatı…..?
17- Dersane sahibinin avukatları…..?
18- ÖSYM davalarında tus forumlarından yönlendirildiğimiz avukatlar… ?
19- Tüm bu ÖSYM avukatları aynı adresteki aynı hukuk bürosunun avukatı mı…..?
20- ÖSYM Başkanının avukatı, ÖSYM davalarının avukatları yakınlığı …..?
21- Hukuk bürosunda çalışan avukatlar ile ÖSYM ve YÖK üyeleri arasında ticari ortaklık bağlantısı …. ?
22- Hukuk bürosunda çalışan avukatlar ile dersane sahipleri arasında ticari ortaklık bağlantısı ……?
23- Hukuk bürosunda çalışan avukatlar, ÖSYM ve YÖK üyeleri ve dersane sahipleri arasında ticari ortaklık bağlantısı …..?
24- Dersane sahibiyle ortaklık bağlantısı olan ÖSYM ve YÖK üyeleri…..?
25- Hukuk bürosunda çalışan avukatlar ile ÖSYM ve YÖK üyeleri arasında kankalık bağlantısı …..?
26- Hukuk bürosunda çalışan avukatların dersane ve forum yönlendirmesiyle açtığı ÖSYM davaların sonucu……..?
27- ÖSYM’nin 7 Ocak 2011 tarihli Basın Duyurusunda bahsettiği “herkesi ÖSYM karşıtı faaliyete sevk eden menfaat grupları” ile yakın irtibatlı ÖSYM-YÖK üyeleri var mıdır?
28- Herkesi ÖSYM karşıtı faaliyete sevk eden menfaat gruplarının davetine icabet eden ÖSYM-YÖK üyeleri ……?
29- ÖSYM’nin 16.09.2014 tarihli Basın Duyurusunda “bir hazırlık dersanesinin forumlardaki organizasyonundan bahsedilmekte ve başkasının yerine sınava girdiği tespit edilen malum dershane sahibi olarak tanınan kişi” diye bahsettiği organize yapı ile çok yakın irtibatlı ÖSYM-YÖK üyeleri ……?
30- ÖSYM karşıtı faaliyetleri organize eden ve başkasının yerine sınava giren dersane sahiplerinin davetine icabet eden ÖSYM-YÖK üyeleri ……. ?

netice her sınav sonrası çok beklersiniz
Alıntı:
Kayıtsız Üye´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Lise Mezuniyet Gecesi | ASFA Eğitim Kurumları (Asfa Koleji)
www.asfaferda.k12.tr › lise-mezuniyet-g...
İngilizce öğretmeni R.Gülay ÜNAL'ın sunuculuğunu yaptığı geceye Kurucu temsilcimiz sayın Yasin Çelenk ve genel müdürümüz sqayın ...
Sincan Belediyesi Ziyareti | ASFA Eğitim Kurumları (Asfa Koleji)
www.asfaferda.k12.tr › sincan-belediyesi...
Asfa Ankara Ferda Koleji Kurucu Temsilcisi Yasin ÇELENK, eğitime, kültüre ve sanata her zaman destek veren Belediye Başkanı ...
Bosna Hersek ile Kardeşlik köprüsü | ASFA Eğitim Kurumları (Asfa Koleji)
www.asfaferda.k12.tr › bosna-hersek-ile-...
BOSNA-HERSEK ile KARDEŞLİK KÖPRÜSÜ KURDUK. Asfa Ankara Ferda Koleji Kurucu Temsilcisi Yasin ÇELENK ve Asfa Ankara ...
İlk Yardımda Bir İlk | ASFA Eğitim Kurumları (Asfa Koleji)
www.asfaferda.k12.tr › ilk-yardimda-bir-...
Yasin ÇELENK, 'Eğitim kurumu olarak insana ve insan hayatına büyük önem veriyoruz. Bu nedenle, ana işi insan olan eğitimcilerin ve ...
İlk Veli Toplantısı Yapıldı > Seha Eğitim Kurumları – Seha Koleji
www.sehakoleji.com › ilk-veli-toplantisi-...
1 Ekim 2011 Cumartesi günü okul konferans salonunda başlayan programda, ilk olarak Kurucu Temsilcimiz Yasin ÇELENK bir konuşma ...
Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın... - Asfa Ankara Ferda Koleji | Facebook
https://tr-tr.facebook.com › photos
Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın desteklediği “Gençlik Edeple Güzel” İlla Edep projemiz kapsamında Yasin ÇELENK beyin ...
Asfa Eğitim Kurumları | Facebook
https://m.facebook.com › AsfaKoleji
Asfa Asfa Asfa. Yasin Celenk. · 24 Şubat 2015 . İsmine sadık EN TEMİZ Nesil yetiştiren kurumu tebrik ediyorum. Erkan Bayraktar.
kulüpler arası genç erkekler bilek güreşi türkiye ... - Asfa Gençlik ve Spor Kulübü
www.asfagenclik.com › kulupler-arasi-ge...
... ERDOĞAN'dan aldı, İkincilik Kupasını Yalova Refleks Spor Kulübü Asfa Gençlik Spor Kulübü Koordinatörü Yasin ÇELENK'ten alırken, ...
Yasin Çelenk / Works
www.yasincelenk.com
Web-Mobile UI/UX Design, Mobile App UI/UX Design, Graphic Design, Brand ID, Magazine Design, Catalog Design.
Yasin Çelenk | LinkedIn
https://tr.linkedin.com › yasincelenk
Türkiye - Senior Graphic Designer
Yasin Çelenk adlı kullanıcının LinkedIn'deki profesyonel profilini görüntüleyin. LinkedIn, Yasin Çelenk gibi profesyonellere, tavsiye
Asfa Ferda Koleji yabancı ülkelerden gelen misafirlerini ağırladı
www.baskentlilerhaber.com › asfa-ferda-...
27 Mar 2012 - Ziyarette, Özel Asfa Ferda Koleji Kurucu Temsilcisi Yasin ÇELENK, Genel Müdürü Mesut DOĞAN, Okul Müdürü Şükrü ...
Gönüllü Özel Okullar Asfa Ferda da buluştu
docplayer.biz.tr › 2570799-Gonullu-ozel...
ASFA BÜLTEN ASFA ANKARA FERDA KOLEJİ adına Sahibi: Yasin ÇELENK (Kurucu Temsilcisi) Sorumlu Yazıişleri Müdürü ...
şok, şok, şok, tusdata kurucusuna paralel yapı ihracı - Sayfa 2 ...
stetuskop.com › showthread
1 Ara 2016 - 'Öğretmenler için İnovasyon Programı' Asfa Ferda Koleji Yönetim Kurulu Başkanı Uzman ... sunumlar ve etkinlikler: Kurucu Temsilcisimiz Yasin ÇELENK yapmış olduğu konuşmada, ...
Ankara Asfa (Asfa)
www.oncespor.com › spor-merkezleri
3 Mar 2015 - Ankara Asfa Gençlik ve Spor Kulübü Zinde Gençlik Spor ve .... Yasin ÇELENK beyin koordinatörlüğünde Asfa Ankara ...
Asfa Ankara Ferda KOLEJİ - Временска линија | Фејсбук - ...
m.facebook.com › ... › Школа
Корисник Asfa Ankara Ferda KOLEJİ је додао 96 нових фотографија у албум: " Gülümseme Haftası Sergisi" . .... Gül Han, Sait Ali, Yasin Celenk и још 29 особа кажу да им се ово свиђа. 2 shares ...
“si...

FerdaKoleji.com WHOIS, DNS, & Domain Info - DomainTools
whois.domaintools.com › ferdakoleji
Website Title, ASFA Eğitim Kurumları (Asfa Koleji) Çeyrek asırı geçen tecrübe… ... Admin Name: YASIN CELENK
Galeriler - Of Belediyesi

... Bayramının 93. Y

Anti tusif*. Com

Haberler:

Ana Sayfa
Forum

Anti tusif Com » TUS » Genel » Tus-Duyuru » 2015 EYLÜL TUS VE TUSDATANIN OYUNU


« önceki sonraki »
ARKADAŞINA GÖNDER
YAZDIR
Sayfa: [1] 2 Aşağı git
Gönderen Konu: 2015 EYLÜL TUS VE TUSDATANIN OYUNU (Okunma sayısı 8759 defa)
0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Çevrimdışı martineden
Anti tusif Yazarı
İleti: 320
Kurumunuz: memur

2015 EYLÜL TUS VE TUSDATANIN OYUNU
« : 20 Kasım 2015, 10:31:08 »
20 Eylül 2015 tarihinde Tıpta Uzmanlık Sınavı yapıldı. Bu sınava giren 10.000 i aşkın doktorlardan biriyim sadece. Hali hazırda 2 senedir mesleğimi layığıyla yerine getirmekteyim. İlk kez cidden hazırlanabilme fırsatı bulduğum sınava bir dershane tarafından yanlış soru olduğu düşüncesiyle dava açılmış. Bu dava sürecinde dershane yetkilileri birkez bile açıklama yapmamıştır. Benim gibi bekleyen doktor meslektaşlarım her gün sınav açıklanacak mı diye beklemek zorunda kalmıştır. Ancak Ösym en sonunda açıklama yapmış, resmi twitter adresinden süreç ile ilgili bilgi vermiştir. Bu bilgilendirme sonrası davayı açan dershane yöneticisi hemen bir video yayınlayıp kendini aklamaya çalışmış ve bizim arkamızda olduğunu söylerek kandırmaya çalışmıştır. Bu noktaya gelinene kadar kendilerinin sponsor olduğu www.Dr tus .com sitesinden moderatör ve yöneticiler vasıtasıyla hukuk sürecini bizlerden saklamış ve tüm dikkati, tepkiyi ösym nin üstüne atmayı başarmıştır. Kendi dershane hocaları tarafından facebook üzerinden şimdi açıklanacak bu ay açıklanacak diyerek bütün doktor arkadaşları oyalamış ve dava sürecini gizlemiştir. Halbuki bu kadar çok adayın girdiği ve uzman olmak için çabaladığı sınavda bizleride ilgilendiren bu sürecin paylaşılması gerekirdi.
Davalar öğrenildekten sonra TUSDATA tus dershanelerinin sahibi de olan Sami Selçuk Biricik bir açıklama yapmak zorunda kalmıştır.
Açıklama linktedir ;
Kendilerinin isimlerine ne derse desinle bu kurum açık bir şekilde dershanecilik yapmaktadır. Bir kurs parası 8000 tl civarında değişmektedir. Hocalar devlet ve üniversite hastanelerinde hali hazırda çalışmakta olan hocalardır.
Bu açıklama sonrası mahkeme ile ilgili tekrar bir bekleme süreci başladı ve herhangi bir bilgilendirilme olmadı. Ancak baskılara dayanamayan dershane yönetimi tepkileri azaltmak için dava avukatı av.Burhan Özkaya tarafından açıklama yaptırıldı.
Avukatın açıklaması ;


DEĞERLİ ARKADAŞLAR

Malumunuz olduğu üzere 2015 yılı Eylül ayında yapılan TUS’da bir kısım hatalı sorular olduğu düşüncesi ile sınava giren bazı doktor arkadaşlarımızın bizi vekil tayin etmeleri üzerine hatalı soruların iptali için dava açtık. Yasada bu davaların açılabilmesi 10 gün ile sınırlı olması sebebiyle ilk etapta 6 sorunun iptali için dava açtık.

Sonrasında dava açan doktor arkadaşların bir mikrobiyoloji sorusunun da hatalı olduğuna dair textbook referansı getirmeleri sebebi ile 2. Bir dava açmak zorunda kaldık. Hukuken 2. Davanın 1. Dava dosyasına dahil edilmesi mümkün olmadığından davaların birleştirilmesi için ciddi bir çaba sarfettik ve davalar birleştirildi. Bir an önce sınav sonucunu bekleyen doktor arkadaşlarımızın mağduriyetini giderebilmek maksadı ile dosyaları memur eliyle Ankara Bölge İdare Mahkemesinden Ankara 5. İdare Mahkemesine getirdik.

Mahkeme de haklı olarak bilirkişi isimlerinin belirlenmesi için Ankara’da bulunan 4 tane üniversiteye 13.11.2015 tarihi itibarıyla yazı yazdı ve yazının tebliğinden itibaren 3 gün içinde cevap verilmesini istedi. Yine zamandan kazanmak için bu yazıları da hızlı posta ile üniversitelere tebliğ ettirdik. Bunlardan cevap verenler de oldu. Cevap verme süresi ise 19.11.2015 tarihi itibarıyla dolacak ve sonrasında Mahkeme bize ve ÖSYM’ye bilirkişilere itirazımız olup olmadığını soracak.

Biz Mahkeme ile yaptığımız görüşmede yazışmalar ile zaman kaybedilmemesi için “ÖSYM ile de görüşelim, taraflar olarak itirazımızın olmadığını da beyan edelim ve böylece dosya bir an önce tamamlansın” dedik.

ÖSYM de bizim gibi davanın bir an önce sonuçlanması için çaba sarf eder, bir kısım usuli işlemlerle zaman kaybına mahal vermez ise kanaatim o ki dava en geç Aralık ortasına kadar sonuçlanır.
Elbette sonuçların açıklanmaması doktor arkadaşlarımızı strese sokmaktadır. Bunun bilincindeyiz. Ancak bugüne kadar çok sayıda TUS’da hatalı soruların iptali için açtığımız davalar neticesinde yüzlerce doktor arkadaşımız daha üst tercihlerine yerleşebildiler ya da tekrardan tercih yapma hakkı elde ettiler. Ancak bu arada yerleştirmeler yapıldığı için aldıkları eğitimler, verdikleri emekler boşa gitti. Daha önce açılan davalar neredeyse 1 yıl civarında sürmüş iken son açtığımız dava yaklaşık 3 ay içerisinde neticelenecek. Bu sebeple biraz daha sabretmek gerekir.

Diğer taraftan bizim açtığımız davadan sonra ÖSYM, dava konusu ettiğimiz 3 adet soruyu iptal etti. Dolayısıyla hatalı sorular sebebiyle hakları ihlal olacak olan arkadaşlar esasında ciddi bir kazanım elde ettiler. Halen davası devam eden soruları da ilgili tüm tıp kamuoyu bilmektedir.

Gönül ister ki bu davalar en kısa sürede sonuçlansın. Hatta 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu’nun 20/B maddesi de bu hususta özel bir düzenleme getirdi ve yargılamanın hızlandırılması amaçlandı.

Ancak Ankara’da bir İdare Mahkemesinde yılda 3.000 tanenin üzerinde dava açılmakta. Mahkemeler iş yükü ve usuli işlemler altında ezilmekte. Fiili imkansızlıklar sebebiyle olması gerekenle olanın örtüşmediğini de görmekteyiz, yaşamaktayız. Sürecin hızlandırılması için elimizden gelen tüm çabayı sarfetmekteyiz.
Bu vesileyle tüm doktorlarımızın biraz daha sabretmelerini ve bu sınavda alacakları sonuçların da gönüllerince olmasını temenni ediyorum.

Av. Burhan ÖZKAYA


Açıklama 18.11.2015(sınav tarihinden 59 gün sonra) tarihinde yapıldı. Açıklama sonucunda öğrendiğimiz şey ise 50 gündür davaların birleştirilmesi için uğraştıkları ancak zaten iki ayrı davayı da kendilerinin açmış olmasıydı. Bu sürecin zaten asıl olarak uzamasının sebebinin kendilerinin olmasıydı. Binlerce doktorun planları ve hayatlarıyla sadece kendi adlarının anılması ve reklamlarının yapılması amacıyla oynamak zaten böyle vicdansız tek amacı para, kar olan bir kuruma yakışırdı zaten. Bunu anlayan birçok doktor arkadaş ,kendi sponsor oldukları ancak özgür bir alan dedikleri , Dr tus*.com sitesinden atıldı. Şimdi anlaşılıyor ki kendi adları sanları daha çok duyulsun diye bu süreci kasıtlı olarak uzatmış durumdalar. Ancak bunu söyleyebilecek sesimizi duyurabilecek bir yer bulamadım. Sorulara açtıkları davalarda en sonunda ortaya çıkan vahim durum ise davayı açtırdıkları şahısın itiraz ettiği sorulardan birini doğru yapmış olduğu ortaya çıktı. Bunun neticesinde o soruya açılan dava iptal edildi. Elimize geçen açıklama :

Tüm 2015 Eylül TUS cularının merak ettiği 103 nolu sorunun akıbetini paylaşıyorum arkadaşlar.Mahkeme bilirkişi raporu olmadan soruyu nasıl iptal eder sorusunun cevabı da burda..Dava dosyasından aynen aktarıyorum:
"Ayrıca,dosya içerisinde mevcut davacının optik cevap formu ile cevap anahtarı karşılaştırma tablosunun incelenmesinden,davacının hatalı iddiasıyla iptalini istediği 'Klinik Bilimler Testi' 103. soruyu doğru cevapladığı görüldüğünden,bu sorunun iptali istemi açısından davacının menfaatini etkileyen bir durum olmadığından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun idari işlemler nedeniyle açılacak iptal davalarının ancak menfaatleri ihlal edilenlerce açılabileceğine yönelik 2. maddesi uyarınca davacının dava açma ehliyetinin olmadığı ve bu soruya yönelik olarak yürütmenin durdurulması isteminin reddi gerektiği sonuca varılmıştır."
Yukarıda paylaştığım video linkinde açık bir şekilde ÖSYM nin zaten 8 soruyu iptal ettiğini ancak bizim istediklerimizi etmediğini diğer iptal ettiği sorularının da aslında doğru olduğunu söylüyorlar. Halbuki sınav sonrası bir çok arkadaşımız o sorulara da itiraz dilekçesi vermişti. ÖSYM bunu görerek gerekli iptalleri yapmış. Ama bu dershane sahibi kendi istedikleri onlar olmadığı için doğru soruları iptal etti diyor. Halbuki iptal olan sorula açık bir şekilde yanlış sorulardı.
Buradan çıkan sonuç ise açık bir şekilde göstermektedir ki Sınav birincisini kendilerinden çıkarmak için art niyetli olarak beli sorular seçilmiş ve netler artırılmayı çalışılmaktadır. Bunu cezasını bizim gibi sisteme ses çıkarmayan ve ayak uyduran kurumların, devletin ve hukukun adilliğine inanan doktorlar çekmektedir. Her şeyden öte ailelerimiz nişanlımız, eşimiz ve çocuklarımız bu zor durumda bizim ile beraber sürünmektedirler.
Sizlerden ricam bizimde sesimizi duymanız ve ben ve benim gibi doktorları düşünerek ,ailelerini düşünerek adil olan adaletli olan neyse mümkün olan en hızlı biçimde yapılması için bizim için takipçi olmanızdır.

Saygılarımla

Last edited by Kayıtsız Üye; 01-15-2017 at 08:37.
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 11-20-2016, 10:55   #18
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Alıntı:
Kayıtsız Üye´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
ÖSYM 7 kişiyi ihraç edince arınmış mi oldu.. mümkün degil.. üst yönetimden niye kimse atılmadı
Onlarca kişi var. Ama bir kişi gibi anlatoliyo;



2010 KPSS sorularını sızdıran kişi
TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Abdullah Çavuşoğlu, KPSS sorularını sızdıran kişiyi açıkladı.
07 Ocak 2015 11:39
2010 KPSS sorularını sızdıran kişi


TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Abdullah Çavuşoğlu, ÖSYM'de paralelcilerin tek bir elemanı olduğunu, editörlük amacıyla da bütün sorularını gördüğünü açıkladı. Bu kişinin de Mustafa Asil olduğunu belirtti. Ayrıca Mustafa Asil'in Yeni Zelenda'ya kaçtığını vurguladı.



Çavuşoğlu'nun Twitter'dan yaptığı açıklama:

1. PARALEL yapı ÖSYM de soruları nasıl ele geçiriyordu? ÖSYM de sol ağırlıklı bir yapılanma vardı ve yaklaşık 400 çalışanı vardı.

Abdullah Çavuşoğlu (@cavusoglu_a) 7 Ocak 2015
2. ÖSYM yılda yaklaşık 40 sınav yapar. Bu sınav sorularının hepsi toplu olarak TÜRKÇE bağlamında edit edilirdi. Yani noktalama işaretleri vs

Abdullah Çavuşoğlu (@cavusoglu_a) 7 Ocak 2015
3. YAPININ ÖSYM de 1 tek elemanı vardı. O da tüm sınavların sorularını editörlük amacıyla GÖREN/OKUYAN kişi idi. Adı Mustafa ASİL idi..

Abdullah Çavuşoğlu (@cavusoglu_a) 7 Ocak 2015
4. MUSTAFA ASİL KPSS skandalı ortaya çıkar çıkmaz soluğu Kanada da aldı Yüksek Lisans yapacağım diye. Ardından da Yeni Zelendaya kaçtı. Hala

Abdullah Çavuşoğlu (@cavusoglu_a) 7 Ocak 2015
5. Orada PARALEL in sınav başarılarının sırrını sanırım anladınız!

Abdullah Çavuşoğlu (@cavusoglu_a) 7 Ocak 2015
1.Bazı arkadaşlar bunları neden önceden yazmadın diyor. zamanında ÖSYM-KPSS skandalını soruşturan Savcı Şadan Sakınana olan biteni bizzat..

Abdullah Çavuşoğlu (@cavusoglu_a) 7 Ocak 2015
2. Yanına giderek anlattım. Hatta tehlikeyi göze alarak KPDS için 10 bin TL ye sınav geçiren bir çeteye YEM olarak müşteri yollayıp ses..

Abdullah Çavuşoğlu (@cavusoglu_a) 7 Ocak 2015
3. Kaydı aldırıp tüm detayları yöntem-kişiler-banka hsp vs öğrendim ve kayıtları savcı SAKINAN a verdim. Sonuç: HİÇ BİR ŞEY OLMADI!

Abdullah Çavuşoğlu (@cavusoglu_a) 7 Ocak 2015


Memurlar.Net
http://www.memurlar.net/haber/496400/3.sayfa

Ya bu isim ne olacak??
Star: Tarık Toros, FETÖ'nün Harp Okulu imamı çıktı

10.07.2016 09:33

Star: Tarık Toros, FETÖ'nün Harp Okulu imamı çıktı
"TSK'ya kumpas davalarında bilgi ve belgeleri servis eden FETÖ üyelerinden biri Tarık Toros"

'Askeri casusluk' davasında yargılanan askerleri illegal yollarla fişlediği iddiasıyla iki amiral ve dört binbaşı hakkında gözaltı kararı alınmasını bugünkü manşetine taşıyan Star gazetesi, haberinde Bugün TV eski Genel Yayın Yönetmeni Tarık Toros'un 'Gülen cemaatinin Harp Okulu imamı' olduğunu iddia etti. Haberde, "Fetullah Gülen'in 1 numaralı şüpheli olduğu soruşturmada diğer önemli bir detay yurt dışına kaçan Bugün TV’nin eski Genel Yayın Yönetmeni Tarık Toros’la ilgili. Medya yöneticiliği dışında hiçbir şey yapmadığını öne süren Toros’un FETÖ’nun Kara Harp Akademisi öğrencilerden sorumlu imam olduğu ortaya çıktı" dendi. Muammer Başkan imzalı haberde, "FETÖ’nün TSK’ya yönelik kumpas operasyonları davalarında Taraf başta olmak üzere gazetelere ve ajanslara bilgi ve belgelerin 5’li toplantı üyeleri tarafından kararlaştırıldığı ve bu üyelerden birisinin de Kara Harp Okulu İmamı Tarık Toros olduğu belirtildi" ifadelerine yer verildi.

Star gazetesinde yayımlanan haber şöyle:



‘Casusluk’ yalanıyla orduda tasfiye ve terfi kurgulayan FETÖ’ye yönelik ilk dalgada iki Tuğamiral ile üç binbaşı rapor alıp kaçtı. Tarık Toros ise FETÖ’nün Harp Okulu imamı çıktı.



İzmir merkezli 10 ilde “Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY)” yönelik önceki gün başlatılan ve 8 kişinin gözaltına alındığı operasyonda dün yeni bir adım atıldı. “İzmir’deki askeri casusluk soruşturmasında çeşitli usulsüzlükler yapılarak sahte delil üretildiği” iddiası üzerine İzmir Başsavcı Vekili Okan Bato’nun talimatıyla başlatılan operasyonda Deniz Kuvvetleri’ne mensup 4’ü binbaşı 6 muvazzaf subay hakkında gözaltı kararı verildi. 1 binbaşının gözaltına alındığı soruşturmayla ilgili detaylara ise Star gazetesi ulaştı.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Yılmaz Kaçar, Halil Kıyıcı, Şadi Yıldız, Mehmet Çoban, Yılmaz Şen, Hasan Toğal, Mehmet Kerem Ceylan’ın örgüt içerisinde ‘’Hususi Görevli’’ denilen abilerden oldukları belirlendi. Haklarında gözaltı ve yakalama kararı verilen Tuğamiraller Mustafa Zeki Uğurlu, Ali Suat Aktürk ile Binbaşılar Habil Özcan, Korkmaz Mermer, Recep Zafer ve Özgür Gün’ün de örgütsel talimatları ‘’Hususi görevli’’ olarak adlandırılan bu abilerden aldıkları ifade tespit edildi.

Savcılık, TSK’nın yıpranmaması için askerlere gözaltı işlemi yerine direk ifadeye çağırdı. Ancak ifadeye çağralan Tümamiraller Mustafa Zeki Uğurlu ve Ali Suat Aktürk ile Binbaşılar Korkmaz Mermer, Recep Zafer ve Özgür Gün sağlık gerekçeleriyle rapor aldılar. Bu askerlerin örgütsel tavır sergilediklerinin belirlenmesi üzerine İzmir Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesi’nden yakalama ve gözaltı kararı çıkartıldı.

Talimat doğrultusunda bazı illerdeki Merkez Komutanlığı’na bağlı askeri inzibatlar tarafından adreslere gidilerek, hakkında gözaltı kararı bulunanlardan Binbaşı Habil Özcan merkez Komutanlığı görevlilerince adliyeye getirildi.

Fetullah Gülen'in 1 numaralı şüpheli olduğu soruşturmada diğer önemli bir detay yurt dışına kaçan Bugün TV’nin eski Genel Yayın Yönetmeni Tarık Toros’la ilgili. Medya yöneticiliği dışında hiçbir şey yapmadığını öne süren Toros’un FETÖ’nun Kara Harp Akademisi öğrencilerden sorumlu imam olduğu ortaya çıktı. FETÖ’nün TSK’ya yönelik kumpas operasyonları davalarında Taraf başta olmak üzere gazetelere ve ajanslara bilgi ve belgelerin 5’li toplantı üyeleri tarafından kararlaştırıldığı ve bu üyelerden birisinin de Kara Harp Okulu İmamı Tarık Toros olduğu belirtildi.

Fetullah Gülen’in doktoru Kudret Ünal ile İsmail Büyükçelebi, Mehmet Ali Büyükçelebi ve Naci Tosun’un da örgüt içinde beşli toplantı olarak bilinen grubun üyesi oldukları belirlendi. Bu üyeler İstanbul’da YAŞ öncesi toplanarak TSK’daki terfilerle ilgili çalıştıkları ve ordu içindeki adamlarını da bu yönde kullanarak etkiledikleri belirtildi. Örgütün bu kritik toplantılarına zaman zaman Fetullah Gülen’in telekonferansla bağlanarak başkanlık yaptığı öğrenildi.

Tarık Toros da Harp Okulları öğrenci sorumlusu olduğu dönemde, askeriye içinde yapılanmaya gitmek için etkin bir şekilde çalıştı. Bu kapsamda Toros’a bağlı çalışan bazı kişilerin, TSK’da görev alarak askerlerle ilgili özel bilgileri FETÖ’ye aktardığı öğrenildi. FETÖ’nün bu şekilde elde ettiği özel bilgilerle büyük bir arşiv yaptığı ve örgütün kendi elemanlarını yerleştirmek için askerleri tasfiye ettiği vurgulandı. Bu bilgilerin daha sonra Gülen’le birlikte Kudret Ünal, Mehmet Ali Şengül, Naci Tosun, Mehmet Ali Büyükçelebi ve İsmail Büyükçelebi’nin katıldığı “5’li toplantı” olarak adlandırılan toplantılarda değerlendirildiği kaydedildi.

Örgütün tasfiye edemediği askerleri yıpratmak ve terfilerini engellemek için de özel ve mahrem bilgileri yaydığı veya şantaj yaptığı kaydedildi. Şüpheliler hakkında “Terör örgütü kurmak, terör örgütü yöneticisi olmak ve terör örgütü adına faaliyetlerde bulunmak” suçlamalarıyla soruşturmanın yürütüldüğü bildirildi.



Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı Uzman Yardımcılığı Giriş Sınavına Katılmaya Hak Kazanan Adayların İsim Listesi

http://www.osym.gov.tr/Eklenti/55,uz...ndisipdf.pdf?0

listede bir numaralı isim hasan toğal


ÖSYM yi temsilen bilişim şurasına katılan Hasan TOĞAL
http://www.bilisimsurasi.org.tr/akgu...omisyonlar.pdf



15 temmuz darbesinden önce bir haber
MINTIKA TEMİZLİĞİ!
Giriş Tarihi:09.07.2016, 09:47 Güncelleme Tarihi:10.07.2016, 00:31

İzmir merkezli 10 ilde düzenlenen "Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY)" yönelik operasyon kapsamında, nöbetçi mahkemeye sevk edilen 9 kişiden, muvazzaf binbaşının da aralarında bulunduğu 7 kişi tutuklandı
FATİH ŞENDİL

İzmir Cumhuriyet Başsavcı Vekili Okan Bato'nun yönettiği FETÖ/PDY operasyonu, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne sıçradı. 10 ilde yapılan operasyonda gözaltına alınan aralarında emekli bir subayın da bulunduğu 8 kişi işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilirken nöbetçi mahkemeden önemli bir karar çıktı. Mahkeme, daha önce ifadeye davet edilen ancak rapor alarak gelmeyen Türk Deniz Kuvvetleri'nde görevli Tümamiral M.Z.U. ve Tuğamiral A.S.A. ile binbaşılar K.M., A.Ö. ve R.Z.'nin de aralarında bulunduğu 20 kişi hakkında yakalama kararı verdi. İfade davetine uyan yüzbaşı H.Ö. de adliyeye sevk edildi. Öte yandan ismi gizli tutulan ve bu operasyonun 2 numaralı ismi olan bir işadamının da FETÖ yapılanması ile ilgili çok önemli bilgiler verdiği kaydedildi.
Operasyonların örgütün A takımında da bulunan bu işadamının verdiği bilgiler ışığında devam edeceği ve çok saylıda kilit ismin de gözaltına alınabileceği ifade edildi.

Harp Okulları'ndan sorumlu

Bu arada operasyon kapsamında hakkında yakalama kararı verilen Bugün TV eski Genel Yayın Yönetmeni Tarık Toros'un da örgüt içinde harp okullarından sorumlu sözde komutan olduğu belirtildi. Yurtdışına kaçtığı tespit edilen Toros'un yanı sıra örgüt lideri Fethullah Gülen'in doktoru Kudret Ünal hakkında da yakalama kararı verildi. Deniz Kuvvetleri'ndeki örgüt mensuplarının sözde komutanı olduğu belirtilen Ünal'ın da yurtdışına kaçtığı tespit edildi. Operasyonda gözaltı listesinde bulunan bir numaralı şüpheli Fethullah Gülen ile Kaynak Holding Yönetim Kurulu eski Başkanı işadamı Naci Tosun, Yılmaz Keser, Hüseyin Dalan, Kudret Ünal, İsmail Cingöz, Mehmet Ali Şengül, İsmail Büyükçelebi, Mehmet Ali Büyükçelebi, Murat Karabulut ve gazeteci Engin Sağ'ın da aralarında bulunduğu 20 kişi hakkında yakalama kararı verildi.

9 tutuklama talebi

Operasyonda geçtiğimiz Perşembe günü gözaltına alınan emekli subay Zafer Denli, Yılmaz Şen, Hasan Toğal, Mehmet Kerem Ceylan, Şadi Yaldız, Fatih Dikbaş, Recai Adalı ve Halil Kıyıcı'nın ifadeleri alındı. 8 isim dün geniş güvenlik önlemleri altında adliyeye sevk edildi. 8 zanlıyla birlikte ifadesi alınan yüzbaşı H.Ö. de adliyeye gönderildi.
Bazı şüphelilerin ellerinde valizlerin olması dikkat çekti. Başsavcı Vekili Okan Bato tarafından tutuklanmaları istemiyle adliyeye sevk edilen 8 kişiden 6'sı tutuklanırken, emekli subay Zafer Denli ile Recai Adalı ise adli kontrol şartı ve yurtdışına çıkış yasağıyla serbest bırakıldı.

YAŞ öncesi atamalar için Â-Lİ heyeti kurmuşlar

Örgütün, İsmail Büyükçelebi, Naci Tosun, Kudret Ünal, Mehmet Ali Büyükçelebi, İsmail Cingöz'ün üye olduğu Ahali Heyeti oluşturduğu belirtildi.
Bu heyetin Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantısı öncesi İstanbul Altunizade'de bulunan örgüte ait bir dershanenin üst katında bir araya geldiği belirtildi. Bu heyetin kriptolu özel görevli yerlere kimlerin atanacağı ile ilgili ön çalışma yaptığı, adeta FETÖ'nün Genelkurmay imamlığını yaptıkları öne sürüldü. Gözaltındaki zanlıların da Türk Silahlı Kuvvetleri'nde bulunan örgüte yakın askerlerin bilgi ve raporlarını bu heyete verdikleri iddia edildi. Şüphelilerden Kerem Ceylan'ın eline eldiven takıp Genelkurmay'da bulunan bilgisayardan aldığı bilgileri Ahali Heyetine ilettiği iddia edildi.

Örgüt şeması hazırlandı

Dosyada ismi gizli tutulan ve zanlı listesinde örgüt lideri Fetullah Gülen'den sonra gelen işadamının ifadesinde herşeyi anlattığı ve o yüzden listedeki isminin bile kodlandığı belirtildi. Bu kişinin verdiği bilgiler ışığında operasyonla ilgili önemli ayrıntılar elde edildiği ve operasyonun bu bilgilere göre süreceği kaydedildi.
Öte yandan elde edilen bilgilerle örgüt içindeki TSK yapılanmasında görev alan FETÖ üyelerinin de şeması oluşturuldu.
Şemada yer alan üyelerin örgüt içinde "TSK Hususi Görevlisi" diye isimlendirildikleri kaydedildi.
http://www.yeniasir.com.tr/surmanset...gozalti-karari
Adana İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, Adana'ya yakınlarını ziyaret etmek için geldiği öğrenilen ve ÖSYM'de uzman yardımcısı olarak görev yaptığı belirtilen Hasan Toğal'ı gözaltına aldı.
Hasan Toğal'ın İzmir'e götürüldüğü bildirildi.






Ösym imamı, iller bankası uzmanı çıktı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 6 Mayıs 2012'de avukatlıktan hakimliğe geçiş sınavında usulsüzlük yaptıkları gerekçesiyle HSYK tarafından mesleğe kabul kararları kaldırılan hakim ve savcılar, mülakatta elenen avukatlar ile ÖSYM görevlilerinin de aralarında bulunduğu 56'sı tutuklu 82 sanık hakkında FETÖ'ye üye olmak, nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçundan dava açtı.
05 Şubat 2017 18:17
Ösym imamı, iller bankası uzmanı çıktı


TÜRKER KARAPINAR

İddianamede, sınavı ve mülakatı kazanan 37 kişinin mesleğe kabüllerinin yapılarak hakim ve savcı olarak atandıkları, 25 şüphelinin avukat olarak görevlerine devam ettikleri, 5 şüphelinin ise ÖSYM görevlisi olduğu belirtildi. HSYK 3. Dairesi'nin yaptığı inceleme sonucu, 37 kişinin 2015'te mesleğe kabul kararlarının ayrı ayrı kaldırıldığı belirtilen iddianamede, şüpheliler arasında TUSCON üyesi şirketlerde çalışanların da olduğu bilgisine yer verildi.

İddianameye göre Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili olarak görev yaparken, 2010 KPSS sorularının sızdırılmasına ilişkin soruşturmayı yıllarca sürüncemede bırakan ve FETÖ kapsamında meslekten ihraç edilen firari Şadan Sakınan'ın kardeşinin iki iş ortağının FETÖ abisi olduğu ortaya çıktı.



Ankara'da 3 ortaklı şirket

İddianamede, 5 Aralık 2016'da gözaltına alınan ve kendiliğinden ifade veren İbrahim Pektaş isimli kişinin, kendisinden sorumlu ÖSYM FETÖ abisinin İller Bankası'nda çalışan Mehmet Dönmez olduğunu söylediği belirtildi. İddianamede, Dönmez'in 2010 yılında şirket ortağı olduğu Ankara'da faaliyet gösteren firmanın bir ortağının, eski Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Sakınan'ın kardeşi Ahmet Sakınan, diğer ortağının ise Seyfi Gör olduğu, Gör'ün de FETÖ soruşturmalarında cemaat abisi olarak geçtiği ve 2010 KPSS kapsamında alınan MASAK raporunda para transferlerine aracılık eden şahıslardan olduğunun belirtildiği kaydedildi.

Sıkıyönetim listeleri

İddianamede, başka bir soruşturmanın şüphelisi Ali Girgin ile dosya şüphelisi Mücella Girgin'in telefonunda yapılan incelemede, 15 Temmuz darbe girişimi kapsamında oluşturulan sıkıyönetim komutanları ve görevlendirildikleri illerin yazılı olduğu listenin bulunduğu kaydedildi.


0 0
Bu haber 29 defa okundu.
Milliyet

Last edited by Kayıtsız Üye; 02-05-2017 at 18:27.
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 12-02-2016, 16:20   #19
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Alıntı:
Kayıtsız Üye´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Onlarca kişi var. Ama bir kişi gibi anlatoliyo;



2010 KPSS sorularını sızdıran kişi
TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Abdullah Çavuşoğlu, KPSS sorularını sızdıran kişiyi açıkladı.
07 Ocak 2015 11:39
2010 KPSS sorularını sızdıran kişi


TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Abdullah Çavuşoğlu, ÖSYM'de paralelcilerin tek bir elemanı olduğunu, editörlük amacıyla da bütün sorularını gördüğünü açıkladı. Bu kişinin de Mustafa Asil olduğunu belirtti. Ayrıca Mustafa Asil'in Yeni Zelenda'ya kaçtığını vurguladı.



Çavuşoğlu'nun Twitter'dan yaptığı açıklama:

1. PARALEL yapı ÖSYM de soruları nasıl ele geçiriyordu? ÖSYM de sol ağırlıklı bir yapılanma vardı ve yaklaşık 400 çalışanı vardı.

Abdullah Çavuşoğlu (@cavusoglu_a) 7 Ocak 2015
2. ÖSYM yılda yaklaşık 40 sınav yapar. Bu sınav sorularının hepsi toplu olarak TÜRKÇE bağlamında edit edilirdi. Yani noktalama işaretleri vs

Abdullah Çavuşoğlu (@cavusoglu_a) 7 Ocak 2015
3. YAPININ ÖSYM de 1 tek elemanı vardı. O da tüm sınavların sorularını editörlük amacıyla GÖREN/OKUYAN kişi idi. Adı Mustafa ASİL idi..

Abdullah Çavuşoğlu (@cavusoglu_a) 7 Ocak 2015
4. MUSTAFA ASİL KPSS skandalı ortaya çıkar çıkmaz soluğu Kanada da aldı Yüksek Lisans yapacağım diye. Ardından da Yeni Zelendaya kaçtı. Hala

Abdullah Çavuşoğlu (@cavusoglu_a) 7 Ocak 2015
5. Orada PARALEL in sınav başarılarının sırrını sanırım anladınız!

Abdullah Çavuşoğlu (@cavusoglu_a) 7 Ocak 2015
1.Bazı arkadaşlar bunları neden önceden yazmadın diyor. zamanında ÖSYM-KPSS skandalını soruşturan Savcı Şadan Sakınana olan biteni bizzat..

Abdullah Çavuşoğlu (@cavusoglu_a) 7 Ocak 2015
2. Yanına giderek anlattım. Hatta tehlikeyi göze alarak KPDS için 10 bin TL ye sınav geçiren bir çeteye YEM olarak müşteri yollayıp ses..

Abdullah Çavuşoğlu (@cavusoglu_a) 7 Ocak 2015
3. Kaydı aldırıp tüm detayları yöntem-kişiler-banka hsp vs öğrendim ve kayıtları savcı SAKINAN a verdim. Sonuç: HİÇ BİR ŞEY OLMADI!

Abdullah Çavuşoğlu (@cavusoglu_a) 7 Ocak 2015


Memurlar.Net
http://www.memurlar.net/haber/496400/3.sayfa

Ya bu isim ne olacak??
Star: Tarık Toros, FETÖ'nün Harp Okulu imamı çıktı

10.07.2016 09:33

Star: Tarık Toros, FETÖ'nün Harp Okulu imamı çıktı
"TSK'ya kumpas davalarında bilgi ve belgeleri servis eden FETÖ üyelerinden biri Tarık Toros"

'Askeri casusluk' davasında yargılanan askerleri illegal yollarla fişlediği iddiasıyla iki amiral ve dört binbaşı hakkında gözaltı kararı alınmasını bugünkü manşetine taşıyan Star gazetesi, haberinde Bugün TV eski Genel Yayın Yönetmeni Tarık Toros'un 'Gülen cemaatinin Harp Okulu imamı' olduğunu iddia etti. Haberde, "Fetullah Gülen'in 1 numaralı şüpheli olduğu soruşturmada diğer önemli bir detay yurt dışına kaçan Bugün TV’nin eski Genel Yayın Yönetmeni Tarık Toros’la ilgili. Medya yöneticiliği dışında hiçbir şey yapmadığını öne süren Toros’un FET֒nun Kara Harp Akademisi öğrencilerden sorumlu imam olduğu ortaya çıktı" dendi. Muammer Başkan imzalı haberde, "FET֒nün TSK’ya yönelik kumpas operasyonları davalarında Taraf başta olmak üzere gazetelere ve ajanslara bilgi ve belgelerin 5’li toplantı üyeleri tarafından kararlaştırıldığı ve bu üyelerden birisinin de Kara Harp Okulu İmamı Tarık Toros olduğu belirtildi" ifadelerine yer verildi.

Star gazetesinde yayımlanan haber şöyle:



‘Casusluk’ yalanıyla orduda tasfiye ve terfi kurgulayan FET֒ye yönelik ilk dalgada iki Tuğamiral ile üç binbaşı rapor alıp kaçtı. Tarık Toros ise FET֒nün Harp Okulu imamı çıktı.



İzmir merkezli 10 ilde “Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY)” yönelik önceki gün başlatılan ve 8 kişinin gözaltına alındığı operasyonda dün yeni bir adım atıldı. “İzmir’deki askeri casusluk soruşturmasında çeşitli usulsüzlükler yapılarak sahte delil üretildiği” iddiası üzerine İzmir Başsavcı Vekili Okan Bato’nun talimatıyla başlatılan operasyonda Deniz Kuvvetleri’ne mensup 4’ü binbaşı 6 muvazzaf subay hakkında gözaltı kararı verildi. 1 binbaşının gözaltına alındığı soruşturmayla ilgili detaylara ise Star gazetesi ulaştı.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Yılmaz Kaçar, Halil Kıyıcı, Şadi Yıldız, Mehmet Çoban, Yılmaz Şen, Hasan Toğal, Mehmet Kerem Ceylan’ın örgüt içerisinde ‘’Hususi Görevli’’ denilen abilerden oldukları belirlendi. Haklarında gözaltı ve yakalama kararı verilen Tuğamiraller Mustafa Zeki Uğurlu, Ali Suat Aktürk ile Binbaşılar Habil Özcan, Korkmaz Mermer, Recep Zafer ve Özgür Gün’ün de örgütsel talimatları ‘’Hususi görevli’’ olarak adlandırılan bu abilerden aldıkları ifade tespit edildi.

Savcılık, TSK’nın yıpranmaması için askerlere gözaltı işlemi yerine direk ifadeye çağırdı. Ancak ifadeye çağralan Tümamiraller Mustafa Zeki Uğurlu ve Ali Suat Aktürk ile Binbaşılar Korkmaz Mermer, Recep Zafer ve Özgür Gün sağlık gerekçeleriyle rapor aldılar. Bu askerlerin örgütsel tavır sergilediklerinin belirlenmesi üzerine İzmir Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesi’nden yakalama ve gözaltı kararı çıkartıldı.

Talimat doğrultusunda bazı illerdeki Merkez Komutanlığı’na bağlı askeri inzibatlar tarafından adreslere gidilerek, hakkında gözaltı kararı bulunanlardan Binbaşı Habil Özcan merkez Komutanlığı görevlilerince adliyeye getirildi.

Fetullah Gülen'in 1 numaralı şüpheli olduğu soruşturmada diğer önemli bir detay yurt dışına kaçan Bugün TV’nin eski Genel Yayın Yönetmeni Tarık Toros’la ilgili. Medya yöneticiliği dışında hiçbir şey yapmadığını öne süren Toros’un FET֒nun Kara Harp Akademisi öğrencilerden sorumlu imam olduğu ortaya çıktı. FET֒nün TSK’ya yönelik kumpas operasyonları davalarında Taraf başta olmak üzere gazetelere ve ajanslara bilgi ve belgelerin 5’li toplantı üyeleri tarafından kararlaştırıldığı ve bu üyelerden birisinin de Kara Harp Okulu İmamı Tarık Toros olduğu belirtildi.

Fetullah Gülen’in doktoru Kudret Ünal ile İsmail Büyükçelebi, Mehmet Ali Büyükçelebi ve Naci Tosun’un da örgüt içinde beşli toplantı olarak bilinen grubun üyesi oldukları belirlendi. Bu üyeler İstanbul’da YAŞ öncesi toplanarak TSK’daki terfilerle ilgili çalıştıkları ve ordu içindeki adamlarını da bu yönde kullanarak etkiledikleri belirtildi. Örgütün bu kritik toplantılarına zaman zaman Fetullah Gülen’in telekonferansla bağlanarak başkanlık yaptığı öğrenildi.

Tarık Toros da Harp Okulları öğrenci sorumlusu olduğu dönemde, askeriye içinde yapılanmaya gitmek için etkin bir şekilde çalıştı. Bu kapsamda Toros’a bağlı çalışan bazı kişilerin, TSK’da görev alarak askerlerle ilgili özel bilgileri FET֒ye aktardığı öğrenildi. FET֒nün bu şekilde elde ettiği özel bilgilerle büyük bir arşiv yaptığı ve örgütün kendi elemanlarını yerleştirmek için askerleri tasfiye ettiği vurgulandı. Bu bilgilerin daha sonra Gülen’le birlikte Kudret Ünal, Mehmet Ali Şengül, Naci Tosun, Mehmet Ali Büyükçelebi ve İsmail Büyükçelebi’nin katıldığı “5’li toplantı” olarak adlandırılan toplantılarda değerlendirildiği kaydedildi.

Örgütün tasfiye edemediği askerleri yıpratmak ve terfilerini engellemek için de özel ve mahrem bilgileri yaydığı veya şantaj yaptığı kaydedildi. Şüpheliler hakkında “Terör örgütü kurmak, terör örgütü yöneticisi olmak ve terör örgütü adına faaliyetlerde bulunmak” suçlamalarıyla soruşturmanın yürütüldüğü bildirildi.



Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı Uzman Yardımcılığı Giriş Sınavına Katılmaya Hak Kazanan Adayların İsim Listesi

http://www.osym.gov.tr/Eklenti/55,uz...ndisipdf.pdf?0

listede bir numaralı isim hasan toğal


ÖSYM yi temsilen bilişim şurasına katılan Hasan TOĞAL
http://www.bilisimsurasi.org.tr/akgu...omisyonlar.pdf



15 temmuz darbesinden önce bir haber
MINTIKA TEMİZLİĞİ!
Giriş Tarihi:09.07.2016, 09:47 Güncelleme Tarihi:10.07.2016, 00:31

İzmir merkezli 10 ilde düzenlenen "Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY)" yönelik operasyon kapsamında, nöbetçi mahkemeye sevk edilen 9 kişiden, muvazzaf binbaşının da aralarında bulunduğu 7 kişi tutuklandı
FATİH ŞENDİL

İzmir Cumhuriyet Başsavcı Vekili Okan Bato'nun yönettiği FETÖ/PDY operasyonu, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne sıçradı. 10 ilde yapılan operasyonda gözaltına alınan aralarında emekli bir subayın da bulunduğu 8 kişi işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilirken nöbetçi mahkemeden önemli bir karar çıktı. Mahkeme, daha önce ifadeye davet edilen ancak rapor alarak gelmeyen Türk Deniz Kuvvetleri'nde görevli Tümamiral M.Z.U. ve Tuğamiral A.S.A. ile binbaşılar K.M., A.Ö. ve R.Z.'nin de aralarında bulunduğu 20 kişi hakkında yakalama kararı verdi. İfade davetine uyan yüzbaşı H.Ö. de adliyeye sevk edildi. Öte yandan ismi gizli tutulan ve bu operasyonun 2 numaralı ismi olan bir işadamının da FETÖ yapılanması ile ilgili çok önemli bilgiler verdiği kaydedildi.
Operasyonların örgütün A takımında da bulunan bu işadamının verdiği bilgiler ışığında devam edeceği ve çok saylıda kilit ismin de gözaltına alınabileceği ifade edildi.

Harp Okulları'ndan sorumlu

Bu arada operasyon kapsamında hakkında yakalama kararı verilen Bugün TV eski Genel Yayın Yönetmeni Tarık Toros'un da örgüt içinde harp okullarından sorumlu sözde komutan olduğu belirtildi. Yurtdışına kaçtığı tespit edilen Toros'un yanı sıra örgüt lideri Fethullah Gülen'in doktoru Kudret Ünal hakkında da yakalama kararı verildi. Deniz Kuvvetleri'ndeki örgüt mensuplarının sözde komutanı olduğu belirtilen Ünal'ın da yurtdışına kaçtığı tespit edildi. Operasyonda gözaltı listesinde bulunan bir numaralı şüpheli Fethullah Gülen ile Kaynak Holding Yönetim Kurulu eski Başkanı işadamı Naci Tosun, Yılmaz Keser, Hüseyin Dalan, Kudret Ünal, İsmail Cingöz, Mehmet Ali Şengül, İsmail Büyükçelebi, Mehmet Ali Büyükçelebi, Murat Karabulut ve gazeteci Engin Sağ'ın da aralarında bulunduğu 20 kişi hakkında yakalama kararı verildi.

9 tutuklama talebi

Operasyonda geçtiğimiz Perşembe günü gözaltına alınan emekli subay Zafer Denli, Yılmaz Şen, Hasan Toğal, Mehmet Kerem Ceylan, Şadi Yaldız, Fatih Dikbaş, Recai Adalı ve Halil Kıyıcı'nın ifadeleri alındı. 8 isim dün geniş güvenlik önlemleri altında adliyeye sevk edildi. 8 zanlıyla birlikte ifadesi alınan yüzbaşı H.Ö. de adliyeye gönderildi.
Bazı şüphelilerin ellerinde valizlerin olması dikkat çekti. Başsavcı Vekili Okan Bato tarafından tutuklanmaları istemiyle adliyeye sevk edilen 8 kişiden 6'sı tutuklanırken, emekli subay Zafer Denli ile Recai Adalı ise adli kontrol şartı ve yurtdışına çıkış yasağıyla serbest bırakıldı.

YAŞ öncesi atamalar için Â-Lİ heyeti kurmuşlar

Örgütün, İsmail Büyükçelebi, Naci Tosun, Kudret Ünal, Mehmet Ali Büyükçelebi, İsmail Cingöz'ün üye olduğu Ahali Heyeti oluşturduğu belirtildi.
Bu heyetin Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantısı öncesi İstanbul Altunizade'de bulunan örgüte ait bir dershanenin üst katında bir araya geldiği belirtildi. Bu heyetin kriptolu özel görevli yerlere kimlerin atanacağı ile ilgili ön çalışma yaptığı, adeta FETÖ'nün Genelkurmay imamlığını yaptıkları öne sürüldü. Gözaltındaki zanlıların da Türk Silahlı Kuvvetleri'nde bulunan örgüte yakın askerlerin bilgi ve raporlarını bu heyete verdikleri iddia edildi. Şüphelilerden Kerem Ceylan'ın eline eldiven takıp Genelkurmay'da bulunan bilgisayardan aldığı bilgileri Ahali Heyetine ilettiği iddia edildi.

Örgüt şeması hazırlandı

Dosyada ismi gizli tutulan ve zanlı listesinde örgüt lideri Fetullah Gülen'den sonra gelen işadamının ifadesinde herşeyi anlattığı ve o yüzden listedeki isminin bile kodlandığı belirtildi. Bu kişinin verdiği bilgiler ışığında operasyonla ilgili önemli ayrıntılar elde edildiği ve operasyonun bu bilgilere göre süreceği kaydedildi.
Öte yandan elde edilen bilgilerle örgüt içindeki TSK yapılanmasında görev alan FETÖ üyelerinin de şeması oluşturuldu.
Şemada yer alan üyelerin örgüt içinde "TSK Hususi Görevlisi" diye isimlendirildikleri kaydedildi.
http://www.yeniasir.com.tr/surmanset...gozalti-karari
Adana İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, Adana'ya yakınlarını ziyaret etmek için geldiği öğrenilen ve ÖSYM'de uzman yardımcısı olarak görev yaptığı belirtilen Hasan Toğal'ı gözaltına aldı.
Hasan Toğal'ın İzmir'e götürüldüğü bildirildi.
Alıntı:
Kayıtsız Üye´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
T B M M
Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : FETÖ
Tarih : 16/11/2016 Saat :11.00 Kayıt: FETÖ Stenograf : Uzman : ………………. Sayfa: 52
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 14.35
BAŞKAN: Reşat PETEK (Burdur)
BAŞKAN VEKİLİ: Selçuk ÖZDAĞ (Manisa)
SÖZCÜ: Mihrimah Belma SATIR (İstanbul)
KÂTİP: Serkan BAYRAM (Erzincan)
----- 0 -----
BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, 16/11/2016 tarihli 15’inci toplantımızın
ikinci oturumunu verilen aradan sonra Sayın Abdullah Çavuşoğlu’nu dinlemek
üzere açıyorum.
Sayın Çavuşğoğlu, hoş geldiniz.
Kameraman arkadaşlar görüntüleri alırken Araştırma Komisyonumuzun
Sözcüsü Sayın Mihrimah Belma Satır Hanımefendi sizin kısa bir öz
geçmişinizi okuyacak, daha sonra devam edeceğiz.
Buyurun Belma Hanım.
MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Abdullah Çavuşoğlu 1964
yılında Konya'da doğdu. Gazi Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Elektronik
Eğitimi bölümünden 1985 yılında lisans, aynı üniversitenin Fen Bilimleri
Enstitüsünden 1988 yılında yüksek lisans, İngiltere'de Bilgisayar Mühendisliği
bölümünden 1993 yılında doktora derecelerini aldı. 1986-2008 yılları arasında
Gazi Üniversitesinde Araştırma Görevlisi, Yardımcı Doçent, Doçent ve
Profesör olarak görev yaptı. 2008 yılından itibaren ÖSYM Yürütme Kurulu
Üyesi olarak 3 yıl ve aynı zamanda yaklaşık 6 yıl boyunca Yüksekö ğretim
Kurulunda Başkan Danışmanı olarak görev yaptı. 2009 yılında Karabük
Üniversitesi Mühendislik Fakültesinde Kurucu Dekan olarak, daha sonra ise
Yıldırım Beyazıt üniversitesine Rektör Yardımcısı ve Mühendislik ve Doğa
Bilimleri Fakültesi Kurucu Dekanı olarak görev yapmıştır. Mayıs 2013
tarihinden itibaren TÜBİTAK Bilim Kurulu Üyesi olarak göreve başlayan
Abdullah Çavuşoğlu, Şubat 2014 tarihi itibarıyla TÜBİTAK'a Başkan
Yardımcısı ve 25 Temmuz 2014 tarihinde de YÖK üyesi olarak atanmıştır.
Komisyonumuza hoş geldiniz.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Hoş bulduk efendim.
BAŞKAN – Belma Hanım, teşekkür ediyorum.
Şimdi, efendim, Türkiye Büyük Millet Meclisi Araştırma Komisyonumuz
Türkiye’deki 4 siyasal grubu bulunan partinin ortak önergeleriyle kurulmuş,
Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzük’ünde tanımlanan bir Araştırma
Komisyonu. Fetullahçı terör örgütünün 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi
ve bu girişimi gerçekleştiren Fetullahçı terör örgütünü tüm yönleriyle
araştırmak ve alınması gereken önlemler konusuy la birlikte bir raporu Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunmak gibi tarihî bir görevimiz var, bu
görevi ifa etmeye çalışıyoruz.
Bu bağlamda, özellikle 15 Temmuz darbe girişimi günü, gecesi, öncesi
ve sonrasında yaşananları, sorumluluk alanları ay rı ayrı dinliyoruz ama sizin
konumunuzda olan akademisyenlerin, TÜBİTAK’ta, ÖSYM’de, YÖK’te, değişik
kurumlarda görev de yapan akademisyenlerimizin bu FET֒nün, Fetullahçı
terör örgütünün devletin değişik kurum ve kuruluşlarına, yargıya, Silahlı
Kuvvetlere, efendim, akademiye, Emniyete ve kamunun değişik üst
kurumlarına nasıl sızdığı, bu çalışmalar konusunda nasıl bir yol ve yöntem
izledikleri konularında bilgilerine başvuruyoruz. Biz bu nedenle sizi davet ettik. Davetimize icabet ettiniz. Ben teşekkür ediyorum bu icabetinizden
dolayı.
Usulen de kameraman arkadaşlarımız görüntülerini aldılarsa onlara
teşekkür ediyoruz. Daha sonra size mikrofonunuzu açıp söz vereceğim
efendim.
Hüseyin Kocabıyık Bey arada ifade etti, “Kısa bir cümle söyleyeceğim:”
dedi.
Hüseyin Bey, konuğumuzu da bekletmeden bir kısa açıklamanız varsa
lütfen buyurun.
HÜSEYİN KOCABIYIK (İzmir) – Teşekkür ederim anlayışınız için Sayın
Başkanım.
Oturumumuzun birinci bölümünde bazı tatsız karşılıklı sataşmalar oldu.
Yani nezaket yarışında bir AK PARTİ’li olarak muhalefet partili milletvekili
arkadaşlardan daha geride kalmak istemem. Şimdi, size haksız bir laf
söylenince ben de burada doğrusu kontrolümü kaybettim ve Aytun Çıray
Bey’e birtakım gerçekten maksadını aşan sözler sarf ettiğimi şimdi
tutanaklara da bakınca bir kere daha gördüm. O yüzden hem Darbe
Komisyonu üyesi arkadaşlarımdan hem de kendisinden özür dilerim. Şüphesiz
kendisi siyasetin mihnetini çekmiş, siyasete hizmet etmiş bir arkadaştır ama
herhâlde bundan sonra daha dikkatli olmamızda fayda var.
Teşekkür ederim.
O lakırdıların da mümkünse Komisyon tutanaklarından çıkartılmasını
rica ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Aytun Bey…
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Öncelikle teşekkür ederim.
Olgunluğu bir asalet gösterdi, buna memnun oldum. Ben de kendi
adıma zaten özür dilemiştim. O kelimelerin tutanaklardan çıkmasını isterim.
Ayrıca biz o ağır dönemi birlikte yaşamıştık, 28 Şubat dönemini. Neler
çektiğimizi en iyi ikimiz biliriz burada, belki de bu Komisyonda en eski
siyasette birlikte olmuş kişiyiz.
Teşekkür ediyorum kendisine.
BAŞKAN – Peki, ben her iki Komisyon üyesi arkadaşlarımıza teşekkür
ediyorum ve ilk konuşmalara başlamadan önce birinci bölümdeki karşılıklı
hakaret içeren ve şu anda özre konu olan bölümlerin birlikt e tutanaklardan
çıkarılmasını rica ediyorum arkadaşlarımdan.
Çok teşekkür ediyorum.
Sayın Çavuşoğlu, şimdi mikrofonunuzu açıyorum.
Başlangıçta biz on beş-yirmi dakika -ama illaki doldurmak zorunda
değilsiniz, konuyu anladınız- sizleri sözünüzü kesmeden dinleyeceğiz, daha
sonra da arkadaşlarımız ve ben bazı sorular yöneltebiliriz. Tekrarların olmaması konusunu sizin dikkatinize sunuyorum. Bazen sonradan gelen vekil
arkadaşlarımız olabiliyor Komisyonda, onlar soru yöneltebiliyor. Siz cevap
verdiğiniz hususlarda “Tutanaklarda var, daha önce cevap verdim.”
diyebilirsiniz çünkü aynı zamanda zamanla yarışıyoruz.
Söz sizin, buyurun.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Teşekkür ediyorum Sayın
Başkan.
Öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Ben biraz önce de öz geçmişimde Mihrimah Hanım’ın belirttiği bir
tarihten başlamak istiyorum. 2008 yılında YÖK’te Yusuf Ziya Özcan Hoca’ya
danışman olarak atanmıştım bilişim konularında destek vermek üzere. Yine,
aynı yıl ÖSYM’ye -o zaman Yürütme Kuruluydu, daha sonra Yönetim Kuruluna
dönüştü- Yönetim Kurulu Üyesi olarak atandım ve hepinizin bilgisi dâhilinde
olan 2010 yılındaki KPSS skandalını yaşadık.
O süreçte benim birtakım analizlerim oldu yani hem bilişim alanında
olmam hem de ÖSYM’nin yönetiminde olmam hasebiyle birtakım analizlerim
oldu. Bu analizleri, süreç bu şekilde evrildikten sonra yani o zamanın Başkanı
Ünal Yarımağan istifa ettikten sonra oraya bu süreci takip etmek üzere atanan
Savcı Şadan Sakınan vardı, zannediyorum şu anda tutuklu, Şadan Sakınan’a
gidip bildiklerimi anlattım. Hatta o ara ÖSYM’nin yaptığı bazı sınavlarda
kullanılan değişik kopya mekanizmaları vardı. Mesela bunlardan bir tanesi
cep telefonlu saatti, hatta o zaman Hürriyet’te, Milliyet’te falan manşet falan
olmuştu “Böyle kopya çekiyorlar.” diye. Bunlarla ilgili hatta bu çerçevede bazı
çeteler vardı. Mesela sınav sorularını bir şekilde ele geçirip bu ele
geçirdikleri sınav sorularını pazarlayan, para karşılığı sınavla ilgili işlemler
yapan kişiler vardı. Bunlarla ilgili elde edebildiğim bilgileri o zaman gittim,
Şadan Bey’den bir randevu aldım, kendisine etraflıca anlattım fakat ne yazık
ki bununla ilgili en ufak bir girişimini, işi ilerlettiğini… Sizler de basından takip
etmişsinizdir, üç yıllık bir süre boyunca bu dava âdeta uykuya yatırıldı, daha
sonra savcının değişmesiyle dava tekrar canlandı. İşte, bugünkü basına
düşen birtakım detaylar bu dava konusunda ortaya çıkmış oldu. Yani benim
2010 KPSS veyahut da bu FETÖ örgütünün sınav sorusu çalarak insanları
devlet kademelerine yerleştirme mekanizmas ıyla bu 2008’deki ÖSYM Yönetim
Kuruluna atanmamla aşina oldum.
Bu arada bir şey daha var, biz 2009 yılında bir polis meslek yüksek
okulları sınavı yapmıştık ÖSYM’de, ben de o zaman Yönetim Kurulundaydım.
Polis meslek yüksek okulları sınavının sorularının d aha önceden sızdığı,
İnternet’te bazı soruların yayınlandığı vesaire bilgileri o zaman gündeme
gelmişti. O zaman Yönetim Kurulu isteksiz olmasına rağmen baskıyla o polis
meslek yüksek okulu sınavlarını iptal ettirdik, daha sonra o sınav yenilendi.
Yani bu FETÖ örgütünün sınav sorusu çalarak yaptığı operasyonlara ilk defa
bir tepki 2009 yılında benim de katkılarımla ÖSYM’nin o sınavı iptal etmesiyle
ortaya çıkmış oldu.
BAŞKAN – Siz ÖSYM Yönetim Kurulu üyesisiniz o zaman.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Evet, o zaman ÖSYM Yönetim
Kurulu üyesiydim.
Daha sonra bu 2010 KPSS skandalı olduktan sonra, Ünal Bey istifa
ettikten sonra ben de orada durmanın o çerçevede çok uygun olmayacağını
düşündüğüm için Yönetim Kurulu üyeliğinden o zaman istifa ettim. Daha sonra, biliyorsunuz, Ali Demir atandı ÖSYM Başkanlığına. O, kendi ekibini
oluşturdu ve süreç ondan sonra onların kontrolünde ilerlemiş oldu.
Şimdi, bu 2010 KPSS skandalıyla ilgili benim çok daha sonra belki
kaderin bir cilvesi diyebileceğimiz bir şekilde tekrar kar şı karşıya gelmem söz
konusu, onu birazdan anlatacağım.
Biraz önce de Sayın Sözcünün arz ettiği gibi ben çeşitli üniversitelerde
çalıştım, YÖK’te oldukça uzun süre danışmanlık yaptım yani bu sınav
süreçleri ve yükseköğretimle ilgili oldukça tecrübem ve bi lgi birikimim oluştu.
Bu çerçevede daha önce Eğitim Komisyonu Başkanıyken Sayın Bakanımız
Fikri Işık Bey’le eğitim konularındaki çeşitli konularda çalışmışlığımız vardı ve
Fikri Bey Sanayi Bakanı olduktan sonra ve 17-25 Aralık sürecinin hemen
ertesinde beni TÜBİTAK’ta çalışmaya davet etti, benim üniversite hayatıma
bir yıllık bir TÜBİTAK çalışması eklenmiş oldu. TÜBİTAK’ta 2014 Şubatı ile
2015 Şubatı arasında yaklaşık bir yıl kadar Başkan Yardımcısı olarak görev
yaptım. Orada gözlemlediğim hususları çok öze t bir şekilde aktarmaya
çalışacağım heyetinize. Bu arada TÜBİTAK SGK bazlı çalışan bir devlet
kuruluşu yani insan alıp çalıştırmakta veyahut da insanların işine son
vermekte serbestîsi olan bir kurum. Bu bağlamda, işte, KPSS’yle veyahut da
farklı mekanizmalarla değil, istedikleri gibi yani Başkanın talimatıyla
rahatlıkla insanların işe başlatılabildiği veyahut da işine son verilebildiği bir
kurum. TÜBİTAK’a ilk başladığımda TÜBİTAK’ta çalışan personelle ilgili derli
toplu… Yani kurumun çeşitli yerlerde birimleri var, Gebze’de var, Ankara’da
var…
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Kaç yılındaydı efendim?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – 2014’ün Şubatında yani 17-25
Aralıktan bir ay sonra falan.
Kurumun çalışanlarıyla ilgili merkezde bir envanterin olmadığını
gördüm. Kaç kişi çalışıyor kurumda diye soruyorum, “Bilmiyoruz.” diyorlar.
Lafı fazla uzatmayayım, gidip bütün birimleri dolaşarak, birimlerden verileri
bizzat kendim toplayarak bir resim çıkardım ortaya, o resim de şu:
TÜBİTAK’ın o zamanki Başkanı olan Yücel Altunbaşak –o da şu anda
zannediyorum tutuklu- 2011 Temmuzunda TÜBİTAK’ta işe başlıyor. 2011
Temmuzundan 2014’teki benim işe başladığım zamana kadar geçen sürede
personel hareketliliğiyle ilgili şöyle bir resim gördüm: Kurumu 3 bir kişi teslim
alıyorlar ve tedrici olarak süreçte 600 kişiyi gönderiyorlar ve bu 600 kişi de
stratejik projeleri geliştiren kişiler genelde. 600 kişiyi gönderdiler ve
kurumdaki çalışan sayısı 2.400’e düşüyor ve yine, tedrici olarak bu 2011
yılından 2014 yılına kadar geçen sürede 2.400 kişi da ha alıyorlar işe. Yani
kurum bir anda 4.800 kişinin çalıştığı bir kuruma dönüşüyor.
BAŞKAN – Başkan o zaman Yücel…
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Yücel Altunbaşak, evet.
Şimdi, şöyle diyebilirsiniz: “Peki, yani böyle bir yapılanmaya devlet
nasıl müsaade ediyor? Burasının bütçesi yok mu, parayı nereden buluyorlar.”
vesaire gibi şeyler gelebilir aklınıza. Kurumun stratejik işler yapmaktan
koparak bazı devlet kurumlarına rutin bazı işler yapmaya başladığını
gözlemledim. Yani mesela diyelim ki Meclis işlerini yürütmek için bir yazılıma
ihtiyaç duyuyor. Meclis diyor ki: “Bize şöyle bir yazılım geliştirin.” TÜBİTAK
oturuyor, o yazılımı geliştiriyor. Hâlbuki TÜBİTAK’ın vazifesi rutin herhangi bir
yazılım şirketinin geliştirebileceği yazılımları geliştirmekten ziyad e ülke için kritik teknolojilerle ilintili çalışmalar yapmak. Şimdi, böyle bir talep geldiği
vakit TÜBİTAK’ta buna “Evet.” dendiği zaman… Bir de şöyle bir şey
gözlemledim: Biraz önceki verdiğim örnek üzerinden gidecek olursak Meclisin
bu ilgili yazılımı diyelim ki 5 milyon liraya yapılabilecek bir iş olsun, TÜBİTAK
bu işi -abartmadan söylüyorum- 50 milyon liraya alıyor yani ve devlet
kuruluşu olduğu için kimse de “Siz niye bu fiyata anlaştınız?” diye
sorgulamıyor. Dolayısıyla, bir taraftan kurumun o kadar b üyümesine zemin
hazırlanmış oluyor, o kadar insanın işe başlaması için zemin hazırlanmış
oluyor, diğer taraftan da al gülüm, ver gülüm, devletin belli kademelerindeki,
belli kurumlarındaki insanlar işlerini TÜBİTAK’a paslayarak oraya daha fazla
personel alımı için, istihdam yaratmak için zemin oluşturuyorlar, bunu
gözlemledim. Yaklaşık bir yıllık bir süre TÜBİTAK’ta hizmet etme imkânı
bulmuştum. Süreçte, o bir yıl zarfında ben yaklaşık 1.000 kişiyi işten attım
yani 1.00 kişiyi gönderdim ve bunları hem eski gönderilen elemanlarla hem de
daha kalifiye elemanlarla, yerlerine daha kalifiye… Eski gönderilen elemanları
geri kazanmak suretiyle ve bunların yerine bir kısım insanları geri işe
başlatma yoluna gittik. Burada şöyle bir şey aklınıza gelebilir: “Ya, 1.000 kişi,
kritik bir kurum. Nasıl yolladınız?” Hemen bir iki tane rakam vereyim ki sizler
de olayın resmini görün. Mesela bu üç yıl zarfında alınan 2.400 kişinin
yaklaşık 379’u açık öğretim fakültesi mezunuydu, 379 kişi. 180 kişisi fizik
bölümü mezunuydu. Yani burada ne açık öğretim fakültelerine ne de
fizikçilere bir şey söylemek değil amacım, oradaki şey şu: TÜBİTAK gibi ülke
için kritik gelişmeler yapabilecek veyahut da yapması beklenen bir araştırma
kurumunda 380 açık öğretim mezununun, 180 fizik mezununun yapacağı
hiçbir iş yok. Yani sırf 500-600 kişi bu şekilde sadece ilgili yapıya himmet
sağlamak için kurulmuş bir mekanizmaydı.
Şimdi, gene TÜBİTAK’ta gözlemlediğim en önemli hususlardan bir
tanesi şuydu: Şimdi, 2010 yılındaki KPSS olayına tekrar dönecek olursak,
biliyorsunuz, ilgili savcının değiştiğinden bahsetmiştim. Savcı değiştikten
sonra bize savcılıktan bir bilirkişi talebi geldi. Bilirkişi talebinde şu
söyleniyordu: 2010 KPSS’de kopya çektiği bir şahıs vardı Baki Saçı isminde,
o zaman Isparta’nın Yalvaç ilçesinde ikamet eden bir öğretmen adayı. İlk defa
bu çalınan sorular bu çocuğun, bu arkadaşın bilgisayarına kaydedilmiş. Bu
kaydı o zaman jandarma tespit ediyor ve jandarma güvenlik ekipleri
inceliyorlar, diyorlar ki: “Bu kişinin bilgisayarına sınav tarihinden on beş gün
önce bu sınav soruları kaydedilmiş.” Fakat emniyet istihbarat diyor ki: “Hayır,
böyle bir şey yok.” Yeni savcı da bu olayı açığa çıkarmak için bunu
TÜBİTAK’a, “Bunun tespitini yapar mısınız?” diye bize gönderdi. O anda
yapmış olduğum incelemelerde… TÜBİTAK’ın Siber Güvenlik Enstitüsü diye
bir enstitüsü var yani böyle stratejik işlerin yapıldığı çok kritik bir birim, bu
Siber Güvenlik Enstitüsüne yaptırılıyor bütün bu bilirkişilikler. Şimdi, oradaki
kişilerle ilgili ben bu negatif ve güdümlü bilirkişilik yaptıkları haberini aldığım
için onlara güvenmiyordum. “Bu negatif ve güdümlü bilirkişiliği nereden tespit
ettiniz?” diye sorabilirsiniz. Onunla ilgili de şunu söyleyeyim, yaptığım
araştırmalarda şunu gözlemledim: O zaman ortaya çıkartılan bu Balyoz,
Ayışığı, Sarıkız, vesaire darbe planlarının hepsinde yaklaşık 8 kişinin çapraz
olarak bilirkişi olduğunu gördüm. Yani 8 kişilik bir grup var: İşte, Ahmet,
Mehmet, Hasan, Hüseyin; Hüseyin, Hasan, Mehmet, Ahmet şeklinde çapraz
olarak bütün bilirkişiliklerde bu 8 kişinin olduğunu gördüm. Hatta bundan daha ötesi bu Alparslan Arslan’ın Danıştay cinayetiyle ilgili o zamanki video
cihazının incelenmesi için Burak Akoğuz isimli oradaki kişilerden bir tanesine
bu cihazın teslim edildiğini o zaman söylemişti, hatta mahkemeden çeşitli
tenkit yazıları geldi “Niye cevap vermiyorsunuz?” diye. Tam bir buçuk yıl bu
şahıs elinde o cihazları tuttu ve cevap vermedi. Bu kişi aynı zamanda
biliyorsunuz, devletin Genelkurmayın kozmik oda soruşturmasında kozmik
odasına girip oradaki bilgileri kopyalayan kişi ve bizim yaptığımız tespitlere
göre o kopyadan iki tanesi alınmış, bir tanesi mahkemeye verilen kopya, diğer
kopya yok, bunu da antrparantez söylemiş olayım. Bu Burak Akoğuz isimli kişi
bir buçuk yıl vermedi, ben daha sonra bu kişinin elinden bu bilirkişiliği alıp,
başka bir ekip kurup bununla ilgili raporun yazılmasını temin etmiştim.
Geri şeye gelecek olursak bu kişilere güvenmediğim için oturdum, yeni
bir bilirkişi heyeti kurdum yani benim eski öğrencilerimden, üniversitede
çalışan hocalardan oluşan bir bilirkişi heyeti kurduk ve bu bilirkişi heyeti
yapmış olduğu incelemelerde o KPSS sınavında sadece o sınavdan on beş
gün önce o arkadaşın bilgisayarına o soruların yüklenmesini tespit etmedi,
ilave olarak -o sınav üç ayrı bölümden oluşuyordu, bir bölümü iptal edilmişti,
eğitim bilimleri, genel yetenek ve genel kültür kısmı vardı, iptal edilmemişti -
genel kültür ve genel yeteneğin de aynı bilgisayara on beş gün önce
yüklendiğini tespit ederek bu KPSS soruşturmasının daha da büyümesini ve
daha da detaylanmasını sağlamış oldu. Yani ben bunu kaderin bir cilvesi
olarak görüyorum. Bir taraftan zamanında savcıya gidip böyle böyle
bulgularım var diye… Çünkü orada çok ilginç şeyler vardı. Mesela 250 tane
askerî lojmanlardan adres belirten kişi var ve bu kişilerin hepsi bayandı ve biz
daha sonra bunların asker eşleri olduğunu tespit ettik yani bu yapılanma,
askeriyede eşi öğretmen olan kişilerin de işte KPSS marifetiyle öğretmen
olarak atanabilmeleri için soruları onlara da s ızdırmıştı. O zaman savcıya
söyleyip de başaramadığım bir şey sonuçta toparlanıp karşıma bilirkişilik
olarak geldi ve bu bilirkişiliği de söylediğim şekilde pozitif bir şekilde
tamamlamış olduk.
Şimdi, TÜBİTAK’ta hakikaten çok ilginç şeyler yaşadım, bunla rla ilgili,
biraz önce o Burak Akoğuz’la ilgili verdiğim hususa ilaveten söylemek
istediğim şeyler var mesela. Mesela, Başbakanın ofisine böcek yerleştirilmesi
olayı var yani basına çok düşen olaylar olduğu için bu örneği vermek istedim.
Şimdi, bu, Başbakanın ofisine böcek yerleştirme bazı polislerin karıştığı –
daha sonra bu ispatlandı biliyorsunuz- bir olay. Ve polislerin, Başbakanın
odasına giriş tarihleri video kayıtlarıyla sabit. Savcı, TÜBİTAK’a şey yazıyor,
önce Başbakanın odasına giriyorlar, bir priz in içerisine bir böcek
yerleştiriyorlar, o böceği de silikonlu tabancayla yani oraya bir silikon sıkıp
prizin içerisine yapışmasını sağlıyorlar. Şimdi, bu silikonun bir yaşlanma
süresi var, yaşlandıkça biraz sararıyor falan. Yani ondan ömrünü tayin
edebiliyorsunuz yani bu silikon bir aylık, iki aylık falan gibi şey
yapabiliyorsunuz, ömrünü tayin edebiliyorsunuz. Savcı, TÜBİTAK’a bir yazı
yolluyor, diyor ki: “Şu silikon var, bunun ömrü ne kadardır? Ne kadar bir süre
önce buraya yapıştırılmış bu silikon?” Buna cevabı kimin yazdığını tahmin
edin, Hasan Palaz, kendisi elektronik mühendisi, altına bilirkişi olarak da
başka bir elektronik mühendisi imza atıyor, diyor ki: “Bu silikon buraya o
polislerin Başbakanın odasına girdikleri tarihten daha sonraki bir tariht e
sıkılmıştır.” diye rapor yazıyorlar. Amaç ne? Oradaki polisleri korumak. Şimdi, işin ilginç tarafı, bunu bir elektronik mühendisi yazıyor ve o zaman
TÜBİTAK’ta bu söz konusu yazıyı arattırdım, sadece üst yazısını bulduk, alt
yazıyı bulamadık. İlginç bir şekilde, daha sonra mahkemeye intikal eden
evrakı bulduk. Mahkemeye intikal eden evrakta bu silikonun ömrünün tayin
edilmesiyle ilgili bir rapor var, altında da işte elektronikçi kişinin imzası var.
Normalde bunu bir kimyacı imzalayabilir. İlginç olan, TÜBİTAK’ta böyle bir
işlem yapabilecek bir yetkinlik de yok yani böyle bir kimyasal analiz yapacak
bir yetkinlik yok. Oradaki rapor nasıl bir rapordu diye şey yaparsanız,
Amerika’daki İnternet sitesinden indirilmiş iki sayfalık bir şey yani bu
poliüretan maddenin ismini yazarak, o plastik maddenin ismini yazarak
“Bunun ömrü nasıl tespit edilir?” diye yazılmış iki sayfalık bir şey var,
yönlendirici şey; onu almışlar, oradaki değerleri değiştirip bir rapora
dönüştürmüşler. Yalnız Amerikan menşeili olduğu için ba zı verileri unutmuşlar
orada. Ve biz bunu tespit ettik.
Esas ilginç olan, bu şikâyete konu olan, işte Hasan Palaz ve oradaki
diğer imzayı atan elektronikçi kişinin avukatları bu evrakı gördükten hemen
sonra bu evrak Amerika’daki sitesinden kaldırıldı. Yan i bu ilginç bir şey, bu
örgütün ne kadar elinin uzun olduğunu yani Amerika’daki bir sitede var olan
yönergeyi kaldırabilecek…
BAŞKAN – Hangi örgüt Abdullah Bey?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – FETÖ örgütü.
BAŞKAN – İsim zikrederseniz, tutanaklara geçiyor çünkü.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Tabii canım, FETÖ örgütü
yani.
Şimdi, gene orada yaşadığım ilginçliklerden bir tanesini daha arz etmek
istiyorum: Televizyonlarda sürekli, Başbakanımız, şimdiki Cumhurbaşkanımız,
o zamanki Başbakanımız “Bizi dinliyorlar, beni dinliyorlar, hatta kriptolu
telefonlarımı bile dinliyorlar.” diye beyanatları vardı. Ben bir gün Fikri Bey’e
dedim ki: Sayın Bakanım, Cumhurbaşkanımız böyle deyip duruyor, siz bu
kriptolu telefonları kullanıyor musunuz? “Yok, kullanmıyoruz.” dedi. “Bunları
bari toplayalım.” dedim. Böyle özel kutuları falan var, ondan sonra “Tamam,
toplayalım.” dedi. Bir yazı çıkarttık Bakanlıktan, bütün şeyleri topladık,
Genelkurmayda, MGK Genel Sekreterliğinde, işte MİT’te, aklınıza gelebilecek
herkeste var bu telefonlardan, 156’mıydı neydi öyle bir rakam. Bu telefonları
istettik.
Bu arada, bu telefonları istetme hadisesinden iki üç ay kadar önce olan
bir olayı anlatacağım, onu da burayla irtibatlandıracağım. Bu telefonları
istetmeden iki ay önce Gölbaşı Cumhuriyet Savcılığı, TİB’te -bu dinlemeler
çok söz konusu oluyordu, “Şu kadar kişi dinlenmiş.” falan filan diye - bir
soruşturma yapacağını ve bu soruşturma kapsamında bir “image” alacağını
duyurmuştu ve TİB’e hakikaten o zaman baskın yapıldı ve bir “image”ı alındı
yani bu bahsettiğim olaydan iki üç ya kadar önce TİB’in bilgisayarlarının bir
“image”ı alındı.
Şimdi, tekrar telefonların toplanmasına dönecek olursak, telefonlar
toplandı, ben oturdum düşünmeye başladım: Ya ben bu telefonları dinlemek
istesem nasıl dinlerdim? Çünkü, hepsi kritik kişilerde. Şimdi, telefonlarda
muhtemelen kartlar değişiyordu hani bir X operatöründen Y’ye geçiyordu,
Y’den X’e geçiyordu, vesaire. Demek ki bunu ben dinlemek istesem IMEI
numarasıyla dinlemeye çalışırdım diye düşündüm ve oturdum, bu 156 tane telefonun IMEI’leri zaten TÜBİTAK’ta kayıtlıydı. Bu IMEI numaralarının
üzerine bir üst yazıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına bir yazı yazdım:
“Sayın Başbakanımız ‘Telefonlarım dinleniyor.’ demektedir. Bu telefonların da
IMEI numaraları budur, bunların dinlenip dinlenilmediğinin araştırılması…”
diye. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da TİB’e aynı yazıyı aktarmış oldu yani
bu telefonlar dinleniyor mu diye. Ve o andan iki üç ay önce alınmış “image”
üzerinde şey arandı, bu bahsettiğim telefonların dinlenip dinlenmediği arandı.
Ve bu telefonların 76 tanesine ait çeşitli sayıdaki görüşme kaydına TİB’teki o
kayıtlarda ulaşıldı ve bunların arasında işte o zaman Başbakanımıza ait olanı
var, o zaman Cumhurbaşkanı olan Abdullah Gül’e ait olanlar var, o zam anki
Genelkurmay Başkanına ait olanlar var, MİT Müsteşarına ait olanlar çıktı,
Sayın Bülent Arınç’a ait olanlar çıktı. Yani devletin üst kademesindeki en
önemli kişilerin hepsine ait olanlar çıktı. Yalnız, burada ilginç bir detay var,
en çok dinlenen, en çok rastlanılan dinlenme adedi Enerji Bakanına ait çıktı.
Yani bu da tutanaklara geçmesi için ilginç bir detay. Daha sonra bu kriptolu
telefonlarla ilgili dinlemeyi bu şekilde tespit etmiş olduk.
Fakat, mahkemede sürekli “Nasıl dinlendi?” sorusuna cevap ar andı ve
biz üç yıl nasıl dinlendiğini ispatlamak için uğraştık ve o telefonun yazılımını
didik didik ettik. Yani başından sonuna kadar didik didik ettik ve birkaç ay
önce basına da yansıdı, işte “15-20 saniyede çözülüyormuş.” diye. 15-20
saniyede bütün görüşmeleri çözebilecek bir mekanizma olduğunu tespit ettik
ve bunu deneyerek de mahkemeye, bilirkişi heyeti olarak sunduk. Bu arada bu
bilirkişi heyeti, biraz önce bahsettiğim, benim öğrencim ve arkadaşlarımdan
oluşturduğum bir bilirkişi heyetiydi, yeni bir kriptolu telefonu da yapıp devletin
üst kademesine teslim etti. Onlar da, bilemiyorum artık kullanıyorlar mı
kullanmıyorlar mı.
TÜBİTAK’la ilgili de yaşadıklarım -bilmiyorum vakit on beş dakika oldu
mu- özetle böyle.
BAŞKAN – Geçti.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Eğer sorular varsa, soruları
cevaplayarak yürüyebiliriz diye düşünüyorum.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Tabii, kamuoyunda biraz bilinen veya özel takip edenlerin bilgisi olan
ÖSYM ve TÜBİTAK, kriptolu telefonlar, soruların çalınmas ıyla ilgili bilgiler
sundunuz ki bunlar da Fetullahçı terör örgütünün kamu kurumlarına
sızmasındaki değişik metotların bu kurumlarda da uygulandığına dair siz hem
ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesi olarak…
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Antrparantez, şu anda da
ÖSYM Yürütme Kurulu Üyesiyim.
BAŞKAN – O devam ediyor…
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Yok devam etmedi, bir üç beş
ay oldu tekrar atanalı.
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Hem ÖSYM hem YÖK…
BAŞKAN – Evet, evet.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Evet.
BAŞKAN – Şimdi, not almaya çalıştım ama aydınlanması bakımından,
siz “Bu kriptolu telefonları toplatalım.” diye Bilim ve Teknoloji Bakanı Sayın Fikri Işık’a talepte bulunduğunuz dönemki sıfatınız TÜBİTAK Başkan
Yardımcısı mıydı?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Başkan Yardımcısıydım, evet.
BAŞKAN – O sıfatla görüşmeniz oldu, tamam.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – “Madem böyle, o zaman
toplayalım bunları.” dedim.
BAŞKAN – Ankara Başsavcılığına da bu telefonların IMEI numaralarını
gönderip “Bir araştırılsın dinlenip dinlenmediğini.” diye, yine TÜBİTAK Başkan
Yardımcısı sıfatıyla mı söylediniz?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Evet.
BAŞKAN – Bir de, TÜBİTAK’a Başkan Yardımcısı olarak gittiğinizde
yaklaşık 3.000 çalışan olduğunu ve…
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Gittiğim tarihten üç yıl
öncesinde yani bir referans alırsak üç yıl öncesinde, 3.000’den başlayıp
2.400’e tedrici olarak düşürdüğünü…
BAŞKAN – 600 kişiyi çıkardıkları ve önemli görevleri ifa edenleri
çıkardıklarını…
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Ve bu 2.400’e bir 2.400 daha
ekleyip 4.800’e çıkardılar.
BAŞKAN – Daha sonra, Başkanın inisiyatifinde, SGK’lı olduğu için
gayet kolay, herhangi bir KPSS veya şey yok diyorsunuz değil mi? Başkanın
inisiyatifinde 2.400 daha ilave yapılıp 4.800’e çıkarıldığını söylüyorsunuz.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Evet.
HÜSEYİN KOCABIYIK (İzmir) – Bir ayrıntı var orada, o çıkarılan 600
personel de stratejik projelerde çalıştığını ifade etti.
BAŞKAN – Evet.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Tabii, tabii.
BAŞKAN – O konu da daha netleşmiş oldu.
Bu kriptolu telefonlarla ilgili de gerçekten ilginç tespitlerinizi ve
bilgilendirmelerinizi yapmış oldunuz.
Şimdi, siz yine CV’nizde ve kendi anlatımınıza göre, zaten önce
akademik görevler ama 2008 yılından itibaren ÖSYM Yürütme Kurulu üyesi
oluyorsunuz, 2009 yılında Karabük Üniversitesinde bir göreviniz var ama
2013’ten sonra TÜBİTAK Bilim Kurulu üyesi, 2014 yani 17 -25 Aralık dediğimiz
süreçten hemen sonra TÜBİTAK’a Başkan Yardımcısı olarak atandığınız
anlaşılıyor.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Doğrudur.
BAŞKAN – Sizin, bu dönemde buradaki soru çalma olayları, efendim,
“TÜBİTAK’ta bilirkişilik, 8 kişinin üzerinde dönüyordu.” dediniz ikinci tespit
olarak. Bu önemli, çünkü o anda devam eden TÜBİTAK’tan rapor isteyen
davalarda yani sonradan işte kumpas olarak ifade edilen bu davalarda o 8
kişiyi işaret ettiniz.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Doğru.
BAŞKAN – Bir de ilk KPSS soru hırsızlığında Ankara Savcısı Şadan
Sakınan’ın soruşturmayı başlattığını ama sürüncemede bıraktığını ifade
ettiniz değil mi? Onu da doğru mu anladım?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Evet, ilk başlangıçta da ben
bildiklerimi gidip kendisine anlatmıştım, randevu almıştım. BAŞKAN – Şimdi, bir aldığım bilgiyi oraya koyup bir soru soracağım:
Savcı Şadan Sakınan, FETÖ örgütü üyesi olmaktan yakalamal ı ve firari
olduğu bilgisi var bizde, o şekilde öğrendik. Siz, özellikle 2013 sonu yani 17 -
25’ten sonraki getirildiğiniz bu önemli görev sırasında önemli olaylara müdahil
olmuşsunuz. Peki, bunları Fetulahçı terör örgütünün organize bir şekilde
yaptığı kanaatine siz ne zaman vardınız? Bu kanaate vardınız mı öncelikle?
Bu konuda da bir açıklama yaparsanız memnun olurum.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Ben bu kanaati ilk –daha
doğrusu biraz önce de arz etmeye çalıştığım - 2009 yılındaki polis meslek
yüksekokulları sınavıyla ilgili İnternet’e düşen bilgiler direkt örgütü, yani o
zaman cemaat diye adlandırılan örgütü işaret ediyordu. O iptal ettiğimiz 2009
yılındaki sınav, direkt benim bu örgütün soruları çaldığını fark ettiğim sınav
oldu. Hatta 2010 yılında da ben herhangi bir şekilde inceleme komisyonlarının
bir üyesi değildim. Fakat, hem ÖSYM’de bulunmamdan hem de YÖK’te
danışman olmamdan dolayı olayları fark etmiş durumdaydım. Bununla ilgili,
savcı Şadan Sakınan’a, yaklaşık 250 kişilik askeriye adreslerinde otur an
asker eşleri var ve 250 kişi kadar da işte o zaman FETÖ örgütüne ait
dershanelerde çalışan öğretmenler var... Ve ben gene tanıdıklarımdan veya
oradaki konuşulanlardan duyduğum, o yıl için örgütün başı Fetullah Gülen’in
daha önce devlet kademelerine geçme izni vermediği hâlde dershane çalışan
ve öğretmenlerine, o yıl emir verdiğini yani “Herkes devlet kademelerine
geçsin.” diye emir verdiğini ve bu emirden…
BAŞKAN – Fetullah Gülen emir veriyor.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Evet, emir veriyor “Herkes
geçsin.” diye. Arkadan taze öğretmenleri, işte muhtemelen dershanelerine
tekrar istihdam etmek için göndereceklerdi. Yani oradaki o yoğun kopya
çekme girişim nedeninin, yani içinde bir kişinin bile “full” yapamadığı sınav
sorularını binlerce kişinin “full” yapmasının ardında böyle bir olay olduğu,
böyle bir amil olduğu kanaati oluştu bende. Yani ben, 2009’da ilk ben bu
örgütün sınav sorularını çalmasına tanıklık ettim ve iptal ettirdim. Yalnız
orada şöyle ilginç bir şey var, o 2009’daki bizim iptal ettirip yap tırdığımız
sınavın sonuçlarına, ÖSYM’ye bu yeni başladığım yönetim kurulu üyeliğim
zamanında tekrar baktım, yani şunu hazin bir şekilde gördüm, 2009’da
yeniden yaptırdığımız sınavda da soruları çalmışlar. Hani iptal edip
yaptırdığımız o sınavın sorularını da çalındığını fark ettim.
BAŞKAN – Polis meslek yüksekokulu için.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Evet. 2009’da ben artık bu işe
uyandım, bu işin farkına vardım.
BAŞKAN – Dolayısıyla, TÜBİTAK’taki görevinizde de biraz bu birikimle
hassas davrandığınız anlaşılıyor.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Tabii, tabii.
BAŞKAN – Yaklaşık 1.000 kişinin görevine son verdiğinizi ifade ettiniz.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Evet.
BAŞKAN – Bu göreve son verme yetkisi Başkan Yardımcısı olarak
tamamen size mi aitti? Yoksa…
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Yok, bana ait değildi. Ben
Bakan Bey’le istişare ediyordum, Bakan Bey’e bilgileri götürüyordum. Hatta
bunların, mesela birkaç yüz kişilik kısmı, Bakan Bey’in işe başlar başlamaz
bir talimatı olmuştu: “Benden izinsiz, benden habersiz işe kimseyi almayın.” diye, yani özetle bu şekilde söyleyebileceğim. Bu talimata aykırı olarak
giderayak -Hasan Palaz’dı o zaman Başkan Yardımcısı- Hasan Palaz’ın işe
başlattığı birkaç yüz kişi vardı, birkaç yüz kişi de bunlardı.
BAŞKAN – Evet.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Özetle, Bakan Bey’le istişare
ederek sıkıntılı olanları gönderdik.
BAŞKAN – Sayın Çavuşoğlu, önemli bilgiler, ben son bir soru sorayım,
ondan sonra arkadaşlarıma söz vereceğim, o da şu: Şimdi, KPSS sınav
skandalından bahsediyoruz, efendim 2009 yine ÖSYM’nin yaptığı polis
meslek yüksekokulu sınavı, burada bir soru çalma olayı olduğundan dolayı
iptal ediliyor ve diyorsunuz ki “İkincide bile, çok sonradan fark ettim ki orada
bile soru çalmalar var.”
Bir de, yine, FET֒nün yargıya sızmasıyla oluşan, özellikle 2010 HSYK
değişikliğinden sonra, işte kamuoyunda bilinen ve başlangıcı farklı
yorumlanmasına rağmen sonradan kumpasa dönüşen o davalardaki
bilirkişilerin de yine örgüt üyesi 7-8 kişiden oluştuğunu ifade ediyorsunuz ve
artı, soru çalma olayını soruşturan Ankara Savcısı da ki şimdi aldığımız bilgi,
FETÖ örgütü üyesi olmaktan tutuklu ve firari. Şimdi, Fetullahçı terör
örgütünün o zaman, bir taraftan TÜBİTAK’a, bir taraftan KPSS sorularının
çalınması, diğer taraftan soruşturmayı yürütecek yargı içine, bir taraftan
bilirkişilik müessesesine sızıp aralarındaki örgüt irtibatlarını iyi sağlamak
suretiyle devlete sızma faaliyetini sürdürdükleri anlaşılıyor diyebilir miyiz?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Doğrudur, doğrudur. Hatta
orada ilginç olan, TÜBİTAK’a, o benim başkan yardımcılığı yaptığım dönemde
gelen bilirkişiliklerin içerisinde çok kritik şeyler vardı. Mesela İzmir askerî
casusluk davası, işte bu Alparslan Arslan’ın Danıştay saldırısıyla ilgili şeyler,
biraz önce arz ettiğim, 2010 KPSS’siyle ilgili bilgisayara önceden soruların
kaydedilmesiyle ilintili bilirkişilikler. Bunların hepsiyle ilgili TÜBİTAK’ta ve
emniyette daha önce bilirkişilik yapan ve rapor yazan kişilerin varlığını ve
bazı raporlar olduğunu fark ettik. Bizim o yeni yazdığımız raporda da o yeni
kişiler de derdest edildiler. Yani güdümlü rapor yazdıkları, bizim yazdığımız
raporlarla ispatlanmış oldu.
BAŞKAN – Örgütün ısmarlamasıyla güdümlü rapor yazdıkları anlaşılmış
oldu.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Tabii, tabii, aynen öyle.
Hatta, mesela İzmir askerî casusluk davasında yaklaşık 20
”harddisk”lik bir arşiv gelmişti. Orada gözlemlediğim, 20 -30 kadar subayı
kadın vesaire göndererek tuzağa düşürüyorlar ve bunların videolarını
çekiyorlar ve videolarını çektikleri kişilerden çeşitli evrakları talep ediyorlar,
ardından da daha ilave evraklar ve karşılıklı bu ilişkiler devam ediyor. Ve bu
işi büyütüp yani 25-30 kişiyle sınırlı olan bu işi büyütüp zannediyorum 354
veya 364 tane subayı askerî casusluktan ordudan ayırmışlardı t utuklayarak.
Burada da bu örgütün tabandan gelen ekibine -özellikle Deniz Kuvvetlerinde
yer açmak için- bir gayretin sonucu olarak bu İzmir askerî casusları
yaptıklarını fark ettim. Hatta o bilirkişiliğe gelen bazı bilgisayarlardan çıkan
şeylerde kişileri nasıl tuzağa düşüreceklerinin yönergesini yazmışlar. Hani
bazen erkekler bilir, askere gittiğiniz vakit duvarlarda yazılar olur, “Üstünü
başını düzelt, ayakkabın boyalı mı, önünü ilikle, çizmeni parlat” gibi böyle
yönergeler olur. Kişileri nasıl tuzağa düşüreceklerine dair yönergeler şey yapılmış. Yani işte alınacak kameraların hassasiyeti veya işte kameraların
nasıl pozisyonlandırılacağına dair detaylara kadar inen çok ilginç belgeler
gördük.
Yani, bilirkişilik, organizasyon her şeyiyle tam, hâkimler, savc ılar,
hepsinin gözü önünde bu polis… Hepsini göz önünde bulundurduğunuz vakit
kaçamayacağınız bir mekanizma oluşturmuşlar.
BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.
Şimdi arkadaşlarımıza ben sırasıyla söz vermek istiyorum.
Sayın Selçuk Özdağ, buyurun efendim.
SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Sayın Çavuşoğlu, hoş geldiniz.
Bir yapı ki ibadet diye yola çıkıyor, sonra hizmet diyor, sonra ticaretle
buluşuyor ve ardından da son nihai nokta ihanet. Bir yapı ki “Müslümanım.”
diyor, “Cemaatim.” diyor, daha çok takva ehli olması lazım yani daha
mükemmel İslam’ı yaşaması lazım; bakıyoruz ki bunlar soru çalıyorlar,
bakıyoruz ki insanların mahremine uzanıyorlar, insanları dinliyorlar, sonra bu
dinledikleriyle ve mahrem elde ettiği görüntülerle insanlara şantaj yapıyorlar.
Çok ahlaki olmayan bir yapı. İlk defa, bu yapının soru çaldığını ne zaman
tespit ettiniz? İkinci olarak, bu yapı ne zaman YÖK’e girmeye başlamış, ne
zaman buralarda örgütlenmeye başlamışlar biliyor musunuz? Çünkü çok
kişinin hayatını karartmışlar, haksız rekabeti oluş turmuşlar, eşit yarışmamayı
gündem getirmişler, birçok kişinin, binlerce kişinin istikbalini karartmışlar, hak
etmeyenleri de devletin üst kademelerine veya şuralara, buralara taşımışlar.
Burada, YÖK’ün ciddi şekilde kusuru yok mudur? ÖSYM’nin kusuru yok
mudur? Veya TÜBİTAK’taki çalışanların kusurları yok mudur? Bu benim
kafamı karıştırıyor, birinci sorum bu.
İkinci olarak, bu cemaat, bu yapı özellikle Profesör Doktor Ahmet
Keleş, bu cemaatin içerisinde yetişmiş, daha sonra ayrılmış ve bu cemaatin
bu yönlerini, bu illegaliteye kaçan yönlerini deşifre etmiş, refüze etmiş bunları
ve burada üniversitelere de çok fazla sızdıklarını, üniversitelerde haksız bir
şekilde çok fazla, profesörlükleri, doçentlikleri aldıkları veya rektör oldukları,
rektör yardımcısı oldukları noktasında iddiaları var. Haklarında takibat
yapılan, tutuklanan ve kanun hükmünde kararnameyle görevden alınan
öğretim üyeleri ve idari personelin sayısı düşünüldüğünde, bir düzenleyici ve
denetleyici üst kurul olan YÖK size göre görevlerini tam ol arak yerine
getiremiyor muydu, neden görevini yerine getiremiyordu? Eğer getiremiyorsa -
ki tablo bunu işaret etmektedir- bunun önemli sebepleri nelerdir? Bir darbe
sonrası kurumu bu YÖK, biliyorsunuz, 1980 darbesinden sonra kuruldu.
Üniversiteleri merkezden yönetiyor olmanın sıkıntıları mı yaşanmaktadır, hâlâ
bunu söyleyebilir miyiz? Bir daha bu türden darbelerin yaşanmaması,
üniversitelerin eğitim, bilim, araştırma ve bilginin merkezi olmaları, ayrıca
ülkemizde demokrasinin güçlenmesi noktasında devletimize katkı verebilmesi
için nasıl bir yeniden yapılanma içine girilmelidir? Bu konudaki
düşüncelerinizi öğrenmek istiyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Buyurun Sayın Çavuşoğlu.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Şimdi, “YÖK, ÖSYM ve
TÜBİTAK bağlamında, buradakiler görevlerini yapıyor mu, yapmıyor mu?” diye
bir sorunuz oldu. Hatta yani FETÖ üyelerinin buralara sızmaları bağlamında
bir sorunuz oldu. Önce şunu söyleyeyim: Biraz önce de söylediğim gibi, bu yapının soruları çaldığına ben ilk defa 2009 yılındaki o Polis M eslek
Yüksekokulu sınavlarıyla ve yani… Tutanaklarda kalmış mıdır bilmiyorum ama
zorlayarak o sınavı iptal ettirdim. Yani, o zaman Yönetim Kurulunun bir üyesi
olması… 5-6 kişi falan vardık Yönetim Kurulunda. Ardından da zaten 2010
skandalı patladı. Şimdi, yani YÖK bağlamında baktığınız vakit, YÖK 400-500
kişilik bir kurul yani bir üst kurul ve hani “Orada bu örgüt yapılanmış mı,
yapılanmamış mı?” sorusuna çok cevap verebilecek durumda değilim yani bu
çalışanların çoğu, ilk yani Doğramacı’nın zamanında kurgu landığı vakit işe
başlayan kişiler yani şu anda diyelim 400 kişi çalışıyorsa belki 350 kişiyle
başlamıştık. Yani YÖK öyle yoğun bir insanın çalıştığı bir yer değil. İnsanlar
da öyle bir algı var da YÖK’ün şeyiyle ilgili.
Ama YÖK’e bağlı diğer kurumların, işte FET֒yle mücadeleleri
bağlamında da ben, açık söylemek gerekirse YÖK adına konuşmaya şey
değilim. Aslında burada ne YÖK adına ne ÖSYM adına konuşmaya yetkiliyim.
YÖK’ün başkanı var, ÖSYM’nin başkanı var, başkan yardımcıları var. Ben
genel kurulun bir üyesiyim ama buradaki sıfatım hasbelkader FET֒nün bu
süreçleriyle bir şekilde karşı karşıya gelmiş bir kişi olmam. Yani YÖK’e gelen
yazıların içerisinde işte ne kadar kişi KHK’yla uzaklaştırılmış, ne kadarı
hakkında soruşturma var yani bu sayılara bile… Ben muhatap değilim o
yazılarla çünkü başkan var, başkan yardımcıları var, onunla ilgili çok bir şey
söyleyebilecek durumda değilim. Yani bu ademimerkeziyetçilik yani YÖK’le
ilintili sorduğunuz soruyla ilgili kişisel şeyimi merak ediyorsanız onunla ilgili
birkaç şey söyleyebilirim. Ben, çeşitli vesilelerle yurt dışındaki değişik
ülkelerdeki yapıları inceledim, hani 2008 yılından beri yaklaşık sekiz on yıllık
bir süreçte hasbelkader yükseköğretimle ilgileniyorum, okuyorum, yazıyorum,
çiziyorum. Pek çok ülkede gördüğümüz değişik yapılar var. Federatif yapısı
olan ülkelerde, mesela Almanya gibi ülkelerde yükseköğretimle ilgili lokal
birimler var ama Türkiye’ye benzeyen ülkelerde ya yükseköğretim bakanlığı
var ya da YÖK benzeri yükseköğretimle ilgilenen birimler var yani bu tek bir
merkezden üniversitelerin yönetilmesinin pozitif, negatif yönleri var, bunları
çok uzun saatlerce konuşulabilecek şeyler ama, yani uluslararası bağlamda
baktığınız zaman tamam, adı YÖK olan bir kurum yok ama onun işlevini gören
kurumlar var. Size basit bir örneğini vereyim: Şu anda ben YÖK’ün yurt dışı
diplomalarının uluslararası bağlamda kontrol edilip denklik verildiği bir birim
var YÖK Denklik Birimi diye. Yılda 40 bin evrakın girip çıktığı bir birim.
Mesela YÖK’e yılda 100 bin evrak geliyor, 10 bin tane denklik başvurusu
oluyor, 30 bin tane de ilave evrak geliyor, yani bu birimle uğraşıyorum.
Mesela, hani zaman zaman YÖK’te konuşuluyor: “YÖK’ü kapatalım.” Çok basit
bir soru: Bu denklik birimini ne yapacaksınız? Yurt dışından gelen her kese
“Tamam, senin diploman otomatik geçerli.” mi diyeceğiz, ne diyeceğiz? Yani
bu bağlamda düşündüğünüz vakit bir yapının, bir kontrol yapısının olması
bütün dünya ülkelerinde olduğu gibi şart ama bunun nasıl olacağına, siyaset,
yöneticiler, vesaireler karar verirler. Benim bu konuda çok bilgi veyahut da
fikir serdetmem çok doğru olmaz diye düşünüyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Şimdi, Sayın Burhanettin Uysal Bey, buyurun.
BURHANETTİN UYSAL (Karabük) – Sayın Çavuşoğlu, hoş geldiniz.
Şimdi, 2009 yılında polis meslek yüksekokuluna alınacak öğrenciler
için hazırlanan soruların İnternet ortamında dolaştığını söylediniz ve bunun iptal edilmesi için gayret gösterdiniz ve başarılı oldunuz. Daha sonra tekrar
YÖK üyesi ve ÖSYM Yürütme Kurulunda yer alınca tekrarlanan sınavda da
soruların çalındığını söylediniz. Bunu nasıl tespit ettiniz? Bunu öğrenmek
istiyoruz.
İkincisi, tabii bu Fetullahçı yapılanma ülkemizde kırk yıldır devam
ediyor. Hem öğrencilik hayatınızda hem de çalışma hayatınızda bunlarla hiç
yolunuz kesişti mi?
Üçüncü sorum: 15 Temmuz akşamı -bu kadar mücadele vermişsiniztelevizyonda
dokuzdan sonra bir darbe teşebbüsü var, bu darbe teşebbüsünü
kimin yaptığına dair bir kanı sizde oluştu mu?
Dördüncüsü: Torpilin kaldırılması için merkezî sınavı getird ik. Tabii bu
sefer merkezi ele geçirecek olursan eğer hedeflerin, ideallerin, bir örgütün
varsa- çok daha kolay bir yöntem oluyor. Bundan sonra merkezî sınavlarla
ilgili bir düşünceniz var mı?
Teşekkür ediyorum.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Ben teşekkür ediyorum Sayın
Vekilim.
Şimdi, öncelikle “Bu soru çalınmasını nasıl tespit ettiniz?” diye
sordunuz. ÖSYM yıllardan beri sınavlar yapıyor. Bütün yapılan sınavlarda,
yani özellikle kalabalık, çok sayıda insanların katıldığı sınavlarda, hatta
üniversitelerde 50-60 kişilik bir sınıfın girdiği sınavlarda dahi çokça
duyduğumuz bir ibare vardır. Çan eğrisi diye bir ibare duyarsınız. Çan eğrisi
çok basit bir şekilde şudur: Mesela 100 soru sorduğunuzu düşünün, bu
soruların 1-2 tanesini yapan kişi sayısı, yani 98’ ini yapamayıp 1-2 tanesini
yapan kişi sayısı 1-2 kişidir; 100 tanesini yapan sayısı da 1-2 kişidir ve ortaya
doğru geldikçe soru sayısını yapan adedinin çoğaldığını görürsünüz. Yani
şöyle bir eğri çıkar karşınıza. Çan eğrisi dediğimiz eğri böyle eğri olur.
BAŞKAN – Evet.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Bu eğri, sağlıklı bir sınav
yaptığınız vakit mutlaka çıkar, yani hangi sınavı yaparsanız yapın bu eğri
çıkar. Mesela şöyle bir şey aklınıza gelebilir: Soruları zor sorsak bu eğri gene
çıkar mı? Soruları zor sorsak bu eğri şu altta çizdiğim gibi çıkar. Soruları zor
sorduğumuzda eğri böyle olur. Peki, soruları kolay sorsak ne olur? Soruları
kolay sorsak da bu eğri şöyle olur, sorular kolay olduğunda eğri böyle olur.
Peki, sıkıntılı bir sınav varsa, diyelim ki bir grup var, soruların bir kısmını ele
geçirmiş. O zaman bu eğri şöyle olur: Şu aşağıda gördüğünüz gibi çift
hörgüçlü bir şeye dönüşür, yani çan bir çan değil iki tane hörgücün olduğu bir
görüntüye bürünür. Bunun için çok yüksek ilmi kariyere sahip olmaya g erek
yok. Herhangi bir sınavın sonucunu alın, resmine bakın, resim size söyler,
yani o sınavda kopya var mı, yok mu, resim size direkt bir şekilde söyler.
Biraz önceki sizin sorduğunuz “Bu sınavlardaki, hani 2009’da yenilenen
sınavda da kopya olduğunu nasıl tespit ettiniz?” sorusunun cevabı, böyle
tespit ettim, yani eğriler bozuktu. İşin özeti o şekilde.
15 Temmuz akşamı kimin yaptığı hususuna gelince, biz de televizyon
seyrederek, televizyondaki yorumcuların şeyiyle. Yani ben bu yapının işte
ordudakini yapılanmasını, vesairesini falan duyuyorduk. Saat on bire doğru
iyice açık hâle geldiği zaman ben de fark ettim.
“Öğrencilik zamanlarında ve diğer zamanlarda bunlarla karşı karşıya
geldiniz mi?” sorusu: Evet. Ben 1981-1985 arası okudum üniversitede. İlk zaman ben de böyle bir yapının, hani -tırnak içerisinde- böyle bir cemaatin
varlığından o dönemde haberim oldu. Arkadaşlarım da oldu bu yapıya
mensup, hatta bu yapıya mensup öğrencilerim de oldu. Ama sürekli
aşamadığınız bir gizemleri oluyor. Yani arkadaş oluyorsunuz, bilmem işte
öğrenci oluyor, bilmem ne ama bir gizemli tarafları oluyordu. İşte şimdi bile
belki tam açığa çıkartılamadı bu gizemli taraflarında neler döndüğü. İşte
zaman zaman basına düşerek ortaya çıkartılıyor.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
BURHANETTİN UYSAL (Karabük) – Dördüncü soru vardı: Torpilin
kaldırılması için merkezî sınav mevcut.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Ülkemizde baktığımız vakit bu
merkezî sınavlara… Şimdi şöyle söyleyeyim: Yani 2008 yılında ben ÖSYM
Yönetim Kuruluna başladığım tarihe kadar ÖSYM’nin böyle bir dokunulmaz
tarafı vardı. Dışarıya da çok bilgi aktarmayan bir yapısı vardı. O kapalılık
sürekli sağlam bir güveni aşılıyordu karşı tarafa. Yani herkes “ÖSYM çok
sağlam bir kurum, çok sağlam bir iş yapıyor, ÖSYM’de sıkıntı olm az.”
güvencesine bir şekilde sahipti fakat bu sınavların bu şekilde çalınmasıyla
dejenere oldu. Yani toplumsal olarak baktığımız vakit bir taraftan merkezî
sınavların toplumun vicdanında, insanların objektif, nesnel bir şekilde işte
devlet kademelerine yerleşmede veyahut da üniversitelerde pozisyonlarla
yerleşmede insanların prim verdiği ve takdir ettiği bir yöntem olduğunu
görüyoruz. Avrupa’da, Amerika’da, pek çok ülkede bu yöntem kullanılmıyor.
Mesela Amerika’da bazı kişilerin size referans olmasıyla üniv ersiteye
başlayabiliyorsunuz veyahut da sırf bir eyalette oturmuş olmaktan dolayı o
üniversitede iş bulabilme şansınız olabiliyor. Türkiye’de ise ta 1970’li
yıllardan beri bu merkezî yerleştirme sınavları yapılıyor üniversiteye girmek
için ve KPSS icat edildikten sonra devlet kademelerine yerleşme için bu şey
yapılıyor. Ben, bu merkezî sınavları toplum vicdanında nesnel olarak kabul
edilmiş bir mekanizma oldukları için iyi olarak değerlendiriyorum fakat diğer
taraftan gerekli tedbirlerin ve bunlarla ilgili, yani dışarıya sızmaması için
alınacak tedbirlerin artırılarak yani hem şeffaf bir şekilde hem de sağlıklı bir
şekilde bu süreçlerin yönetilmesinin daha sağlıklı olduğunu düşünüyorum
çünkü öbür türlü insanlarda sürekli işte kişi ideolojik olarak şu işe alı ndı, şu
partiye yakın olduğu için bu işe alındı, şurası şöyle oldu, böyle oldu. Bunların
getireceği negatiflikler merkezî sınavın sıkıntıları izale edilerek
düzeltilmesinin şeyiyle ifna edilebilir diye düşünüyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Sayın Ravza Kavakçı, buyurun efendim.
RAVZA KAVAKÇI KAN (İstanbul) – Hoş geldiniz. Teşekkür ederiz
verdiğiniz bilgiler için.
Ben de bilgisayar mühendisliği lisansı okudum, gerçi sonradan siyaset
bilimine geçiş yaptım ama şunu sormak istiyorum: Özel kullandıkları kripto lu
telefonlar için ya da kendi aralarındaki yazışmalarla alakalı, özel kullandıkları
bir programlama dili var mıydı? Bunu merak ediyorum. Hani mühendis
olmanız hasebiyle soruyorum. Belki buradaki sunumunuzla doğrudan alakalı
olmayabilir.
Onun haricinde, Hasan Palaz’a en son ne oldu? Tutuklandı mı? Sizin
demin bahsettiğiniz rapora “Zorla işte tarihini değiştirmesini istedikleri” gibi
bir beyanatı olmuş ama siz de zaten yetkisi olmadığını ifade etmiştiniz, Silikonla alakalı mevzuyu kastediyorum. Sonradan ne oldu? Onu ben
kaçırdım, bulamadım da şimdi baktığımda.
FETÖ örgütünün eğitimle beraber en çok istihbarat için de önemli bir
altyapı teşkil eden bilişim konusunda çalıştığını biliyoruz. İşte TİB’de çok
büyük bir temizleme yapıldı, 15 Temmuzun akabinde sizin TÜBİTAK’ı zaten
biliyoruz. Siz ilk olarak ne zaman fark ettiniz? Bu sunumunuzda bahsettiniz,
TÜBİTAK’ta 2014 müydü? Zannediyorum…
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – 2014 başı, evet.
RAVZA KAVAKÇI KAN (İstanbul) – 2014’te. Ondan evvel de bu sahaya
yönlenmeleri dikkatinizi çekti mi? Onu sormak istiyorum.
Son olarak da YÖK’le alakalı bir sorum var. YÖK bu 15 Temmuz
sonrasında gerekli tedbirleri aldı mı? Daha doğrusu bu FET֒cü
yapılanmanın, akademideki FET֒cü yapılanmanın temizlenmesi için yeterli
adımlar atıldı mı YÖK çerçevesinde? Bunu sormak istiyorum.
Çok teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkürler.
Buyurun Çavuşoğlu.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Ben teşekkür ederim.
Şimdi, Hasan Palaz’ın tutuklu olup olmadığını emin olun ben de takip
edemedim. Fakat, biraz önce de söylediğim gibi, bu kriptolu telefonların
dinlenmesiyle ilgili savunmada… Şimdi, bizim elimizde şöyle bir veri vardı:
150 küsur tane telefondan bahsediyoruz. Bunların hepsinin IMEI numarası
TİB’e gönderilmiş, yani TİB’de bir kişi oturuyor bilgisayarın başına. Şu, şu, şu
numaraları dinleyelim. Tabii bunu gayriresmî olarak yapıyor, herhangi bir
savcılık yazısı, vesaire olmadan. “Şu, şu, şu numaralar dinlensin ve
dinlemeler emniyetteki şu bilgisayara aktarılsın.” diye bir talimat giriyor
bilgisayara, TİB’deki ana bilgisayara böyle bir talimat giriyor. Şimdi, bu
talimatı girmek için ne lazım? IMEI numaraları lazım. Siz TİB’de çalışan bir
mühendissiniz. Yani 150 tane telefonun IMEI’sini nereden bileceksiniz?
Bunun toplu olarak bir yerden gelmesi lazım. Toplu olarak bu TÜBİTAK’ta
vardı. Biz bunu bildirdiğimiz vakit, Hasan Palaz o zaman “Bunu üretici firma
da bilebilir.” diye savunmasını yaptı. Bu arada ilginç bir şey daha var. Şimdi
herhangi bir telefonun Türkiye’de kullanılabilmesi için IMEI numaralarının,
biliyorsunuz, bir IMEI havuzuna kaydedilmesi gerekiyor. Yurt dışından bir
telefon getiriyorsunuz, işte BTK’ya gidiyorsunuz “Ben işte yurt dışından
telefon getirdim.” Vergisini ödüyorsunuz, oraya, o havuza kaydediliyor.
Dolayısıyla sizin o telefon Türkiye’de kullanıldığı vakit o havuzda var olan
telefonlar Türkiye’nin içindeki networkte kullanılabiliyor. Havuzda yoksa size
önce “Bir ay sonra kapatılacak.” bilmem ne diye bir şey geliyor. Siz de
anlıyorsunuz ki havuzda yoksunuz. Şimdi, bu telefonların da havuz a
kaydedilmiş olması gerektiğinden hareketle, ben -çünkü Hasan Palaz “Benim
haberim yok.” diye şey yapınca- BTK’ya başvurup oradaki yazıyı arattım ve
bulamadık yazıları. Yani TÜBİTAK’taki yazı da kayıp, BTK’daki yazı da kayıp.
Yani o kadar profesyonel, o kadar ilginç bir şeyleri var ki size bir örnek
daha vereyim. Hani bunların bilişim konusundaki şeyini siz de söylediniz.
Şimdi, bu “imaj alma” diye bir kavramdan bahsediyoruz, “İmaj alınıyor,
bilgisayarın imajı alındı.” vesaire falan diye. “İmaj” dediğimiz şey şu: Bir
bilgisayarın sabit diskini alıyorsunuz, yani bilginin saklandığı hard disk
dediğimiz sabit diskini alıyorsunuz, şöyle bir makineye takıyorsunuz. Bir tane de boş bir disk getiriyorsunuz, onu da alıyorsunuz makineye takıyorsunuz,
makinenin düğmesine basıyorsunuz “Bunun içerisinde ne varsa şuraya
kaydet.” diyorsunuz. İmaj alma işi böyledir. Bu işlem bittiği vakit elinizde iki
tane disk olur, şu diskin aynısı. Dolayısıyla bu diski yerine geri verirsiniz,
elinizde bu imaj olur ve bu imajda bu diskin o anki resmini bire bir şey yapar.
Yani o andan sonra buna bir şey kaydetseniz bu imaj farklı hâle gelir. Yani
bunun kontrol mekanizmaları var. Şimdi, gelelim bu imajı aldığımız cihaza. Bu
cihazın bir özelliği var. Çok insan bunu bilmez. Cihazı aldığınız tarihten
itibaren yapmış olduğunuz imajların kaydını tutar. Yani şu tarihte şu seri
numaralı hard diskin şu seri numaralı hard diske kopyası yapıldı, şu tarihte şu
yapıldı, bu tarihte bu yapıldı diye işte yüzlerce işlem yaptıysanız…
ZEKERİYA BİRKAN (Bursa) – Pardon, tamamını mı tutuyor?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Tamamını.
ZEKERİYA BİRKAN (Bursa) – Yani bilgi olarak da tamamını tutuyor
mu?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Hayır, bilgi değil. Sadece seri
numaralar, şunlar bunlar, şu büyüklükte, şu seri numaralı, bilmem şu marka
hard disk şuraya kopyalandı diye tutuyor. Ha, bu bir Emniyette var, bir
TÜBİTAK’ta var. TÜBİTAK’ta iki tane cihaz vardı.
Bu kozmik odayla ilgili soruşturma gündeme gelince ben hemen şey
yaptım. TÜBİTAK’taki cihazın birisi bizdeydi, diğer cihazı da istettim. Diğer
cihazda o log kayıtlarının da silindiğini gördüm. Yani takip edemiyorsunuz.
Yani o kadar sağlam çalışmışlar ki.
Şimdi “FET֒nün eğitimle ilgisini, istihbaratla ilgisini, bilişimle ilgisini
ne zaman fark ettiniz?” sorusunun cevabı: Doğrusu bilişimle ilgisinin ben
TÜBİTAK’a başlayıncaya kadar farkında değildim. TÜBİTAK’a başladıktan
sonra anladım bilişimle bu kadar ilgili olduklarını. TÜBİTAK’ta birazcık bu
işlerle uğraştığımız vakit şöyle ilginç bir şey çıktı. Bir gün şey yaparken,
Trabzon’da yapılacak uluslararası bir konferansa TÜBİTAK’ta bir kişinin bir
sunum yolladığını gördüm, bir makale göndermiş. Konu ne? Konu ses
değiştirme. Bu ilgimi çekince o kişinin geçmişe yönelik bütün şeylerine
baktım, yani ne tür konular çalışmış ve ses değiştirmeyle ilgili bu kişinin ve
TÜBİTAK’ta bir grubun 1996 yılından beri çalıştığını fark ettik. Bu çok önemli,
yani ses değiştirme konusu çok önemli. Niye derseniz, mesela ses
değiştirmeyle bir erkeğin sesini bayana, bayanın sesini erkeğe
dönüştürebilirsiniz. Ses değiştirmeyle bir kişinin ses özelliklerini öğretip bir
sisteme, siz konuşup sanki o kişi konuşuyormuş gibi konuşturabilirsiniz. Yani
bilişimle ilgili olduklarını bu tarz makaleleri, vesaireleri falan yazmaları
vasıtasıyla tespit ettik. Orada mesela yeri gelmişken şunu da söyleyebilirim:
Biliyorsunuz Cumhurbaşkanımızın bir konuşması İnternet’e düşmüştü. İşte
oğluyla bir konuşma var, işte birazcık kısık sesli, birazcık yüksek sesli
kısımları, vesaireleri falan var. Bu, TÜBİTAK’ta incelendi. O inceleyen grubun
içerisinde ben de vardım mesleğim itibarıyla. Gerçi idareci olduğum için ben
imza atmadım ama bizzat o süreci gözlemledim. Orada incelediğimiz vakit
şöyle ilginç bir durum ortaya çıktı. Değişik telefon konuşmalarından alınmış
kısımlar var ve bu kısımları bir araya getirmişler fakat…
RAVZA KAVAKÇI KAN (İstanbul) – Kopyalayıp yapıştırmışlar mı?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Evet, evet yapıştırmışlar. Şimdi, şöyle bir şey söyleyeyim: Herhangi bir telefonda iki kişi birbiriyle
konuşurken bant genişliği çok daralmasın diye, yani şeyin istiap haddi
dolmasın diye telefonlarda 4 kilohertzlik bir şey kullanılır. Önce şeyi
söyleyeyim de, şimdi insanın kulağının duyma frekansı aralığı 20 hertz ile 20
kilohertz arasında değişir. Yani bir ses, duyduğumuz sıradan bir ses 20
hertzden başlar, 20 kilohertze kadar gider.
BAŞKAN – Hocam, çok teknik detay olunca mühendislik alanında bilgisi
olmayanlar ve tutanaklarda zorlanabiliriz. Yani müdahale etmek istemedim
ama bunu da dikkate almanızı rica ediyorum.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Burada bunu söylemem lazım
diye düşünüyorum.
BAŞKAN – Peki, buyurun.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – 20 hertz ile 20 kilohertz
arasındaki sesleri duyabilir insan, hayvanlar daha yükseklerini duyar, vesaire.
Telefonlardaysa sadece 4 kilohertz kullanılır. Mesela telefonda kaliteli bir
müzik dinleyemezsiniz çünkü dinlediğiniz aralığı kısıtlıyorsunuz. O telefon
görüşmesinde, mesela “Tamamen sıfırlandı mı?” ibaresinin dışarıdaki
konuşmalardan hece hece alınıp oraya yapıştırıldığını o frekans
spektrumunda biz gördük. Yani 4 kilohertz olması gereken telefon
konuşmasının içerisinde 7, 8, 10 kilohertzlik kısımlar vardı. Yani siz telefonda
konuştuğunuz vakit öyle bir şey olamaz ve bu konuşmaları birleştirdiğiniz
yerlerde böyle -biz “speik” deriz ona- atlamalar vardı. Onu da şöyle
yapabilirlerdi esasında. Hani bilişimle ilgili usta olduklarını siz söylediniz. Ben
olsaydım, onu bir filtreden geçirip tırpanlardım, yani olmaması gereken
yerden tırpanlar öyle yapardım. Ama kendilerine o kadar güveniyorlar ki böyle
bir şey yapma ihtiyacı bile hissetmemişler. Yani 2014 öncesi, dediğim gibi,
çok farkında değildim bilişimle bu kadar ilintili olduklarının.
Yani YÖK’le ilgili sorduğunuz soruyla ilgili olarak da bunu YÖK’ün
yetkililerine sorsak daha iyi olur.
BAŞKAN – Orada ilginç bir şey söylediniz tabii Sayın Çavuşoğlu.
Tırnak içinde o “Tamamen sıfırlandı mı?” söylemini yapılan bu incelemede
“kes-kopyala-yapıştır” mı diyelim, yani o metot…
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Dışarıdan, telefon görüşmesi
dahi değil, yani normal, dışarıdan yapılan bir konuşmanın şeyi. Yani mesela
diğerleri dört-beş konuşmanın kesilip yapıştırılmasıyla oluşturulmuş ama o
“Tamamen sıfırlandı mı?” ibaresi dışarıdaki herhangi bir konuşmada işte
Cumhurbaşkanımız “Tam” derken “Ta-ma-men sı-fır-lan-dı-mı” ibarelerinin…
Artık miting de mi söylemiştir… Ha şöyle bir şey de var: TÜBİTAK’ın Mecliste,
onunla ilgili de ilginç bir şey fark ettim. TÜTİBAK, Mecliste konuşmaların
otomatik olarak yazıya dökülmesine dair bir proje yapmı ş. Yani ne demek?
Diyelim ki siz konuşuyorsunuz…
BAŞKAN – Telefonlarda var, dikte programı, onun gibi mi?
Konuşuyoruz, yazıyor.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Evet, onun gibi. Konuşuluyor,
yazıyor.
Öyle bir proje yapılmış Mecliste. Şu anda kullanılıyor mu, bilmiyorum.
Yani TÜBİTAK’taki o bahsettiğim elemanların yaptığı bir proje. Dolayısıyla
şey arşivi sıkıntılı değil.
BAŞKAN – Meclis arşivi ellerinde yani. YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Ellerinde. Yani o örneklemeler
alınmıştır veyahut da miting meydanından alın, televizyondan alın, nereden
alırsanız alın ama şey farklı.
BAŞKAN – Peki, teşekkür ediyorum.
Tamam, değil mi Ravza Hanım, sorular.
RAVZA KAVAKÇI KAN (İstanbul) – Tamam.
BAŞKAN – Mehmet Bey, buyurun.
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Hoş geldiniz Hocam.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Hoş bulduk.
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Tabii CV’nizi okuduk, sunumunuzu da
dinledik. Siz hem hocasınız, bir bilişimcisiniz hem de bir yöneticisiniz.
Şimdi, 2009 ile 2010’daki sınav yolsuzluklarıyla ilgili o dönem ÖSYM’de
Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yaptığınızı ve bu konuyla ilgili olarak savcı
Şadan Sakınan’a gerekli bilgileri verdiğinizi söylediniz. Pekâlâ, kurumun
amirlerine bu bilgiyi vermediniz mi? Şimdi, bu önemli bir konu. Şunun için
önemli bir konu: Ben de yıllarca yöneticilik yapmış bir insanım. İdare, önüne
bir olay geldiği zaman iki tane soruşturma yapar; bir adli soruşturma olur, bir
de idari soruşturma olur. Adli soruşturmayı savcı akamete uğrattı. İdari
soruşturma bu işin neresinde? Birinci merak ettiğim konu bu.
İkincisi…
İsterseniz soruları tek tek de sorabilirim, biraz farklı konularda oldu.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – O zaman ben cevaplayayım,
ondan sonra şey yapın isterseniz. Böylece unutmamış, atlamamış oluruz.
Biraz önce de söylediğim gibi, ÖSYM’yle ilgili şöyle bir algı vardı:
ÖSYM çok sağlam, çok iyi çalışan bir kurum ve zannediyorum, o zamanki
yönetim de “Ya, burası iyi kötü çalışıyor, buraya dokunuldu imajı vermeyelim.”
diye… Hatta bana orayı beni bir bilişimci olarak gönderdikleri vakit, şimdi ben
süreçleri bilmiyorum, tamam, bilgisayarcıyım falan ama ÖSYM’de ne oluyor,
ne bitiyor veyahut da süreçler nasıl şey yapıyor, yani bilgim çerçevesinde ne
biliyorsam o kadarını biliyorum yani özel bir bilgim yok orayla ilinti li. Yani,
benim için esasında o iki buçuk yıllık dönem bir öğrenme dönemi oldu. Yani,
nasıl oluyor, hangi sistemde, hangi…
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Benim burada sormak istediğim konu
şu: Savcıya aktardığınız bilgileri kendi ÖSYM yönetimine aktarmadınız mı?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Şimdi oraya gelmeye
çalışıyorum.
Şimdi, Yönetim Kurulu üyesi olarak bizim pozisyonumuz şuydu: Ayda
bir ÖSYM’nin Yönetim Kurulu toplantılarına gidiyoruz, bazı kararlar alıyoruz.
İşte, şu sınavı ne zaman yapalım, şu sınavda şu kişi kopya çekmiş, sınavını
iptal edelim mi, etmeyelim mi, buna benzer kararlar alıyoruz. Orada benim
gözlemlediğim şöyle bir şey var. Ünal Hoca o zaman Başkanımız:. Ünal Hoca
mümkün mertebe bizimle verileri paylaşmıyordu. Yani, mesela şöyle bir şey
yoktu: Mesela, ben biraz önce ne dedim? 2009 yılında yapılan sınavın
verilerini alıp baktım ve 2008’de iptal ettiğimiz şeyin aynısının tekrar
olduğunu gördüm dedim ya, onu o zaman görme şansım yoktu. Bir, o tecrübe
ve bilgi birikimim yoktu; iki, Ünal Hoca -bunları kendileri görüyor mu görmüyor
mu kendisine sormak lazım- bunları görüyor idiyse niye bununla ilgili bir şey
yapmadı veyahut da bizimle niye paylaşmadı, onu bilmiyorum ama bizim şu
anki rahatlıkta o bilgilere erişme şansımız yoktu. Yalnız şunu ben bili yorum:
Ünal Hoca’yı güvenlikle ilgili pek çok konuda uyardım. O zamanki YÖK
Başkanına, başkan vekillerine falan aktardığım hususlar oldu. Mesela, ne
konusunda? Bir gün bir sınav kâğıdı kaybolmuş, bu çok stratejik, kritik bir
şeydir. Ne esnasında? Kutular açılıyor, şeyler derleniyor, evraklar
toparlanıyor, bir gün sonra bir kişi geliyor, çalışanlardan bir tanesi, diyor
ki:“Ben şu kâğıdı yerde buldum.” Bir kişiye ait bir cevap kâğıdı. Hocam bu ne
demek ya, böyle bir şey olabilir mi? Hemen kamera kayıtlarını g etirin bakalım,
ne olmuş ne bitmiş?” Ve ne dediler biliyor musunuz? “Ya, bizim oradaki
sistem çalışmıyor.” dediler. Ben dedim ki “Hocam, siz ne yapıyorsunuz?” “Ya,
Hoca, hırsıza kilit mi olur, bir şey olmaz.” dedi. Yani, Hocanın, yaşlılıktan mı
diyeceksiniz, artık teknolojiden uzak kaldığından mı diyeceksiniz böyle bir
rahat şeyi vardı. Ben bunu şeye de yormuyorum yani, bunun arkasında bir şey
vardır anlamında şey yapmıyorum ama maalesef böyle bir şey vardı. Yani,
Hocayla bu konuda çok şeyimiz oldu. Ve size şu ilginç şeyi söyleyeyim:
ÖSYM’de son zamanlara kadar bilgisayarda yapılan işlerin “log”lanması söz
konusu değildi. Yani ben burada açıkça söylemekte bir beis görmüyorum.
Yani, diyelim ki siz ÖSYM’deki kişilerin cevaplarına ve şeylerine erişen bir
kişi olun, o salahiyeti olan bir kişi olun. Mesela, ben sınava girdim, 40 tane
yanlış, 20 tane doğru yaptım. Siz bilgisayara girip o 40’ı 20, 20’yi de 40
yapsanız bunu kaydedip, bununla ilgili “Ya, bunu kim yapmış?” diye
bakılabilecek bir mekanizma yoktu. Yani, dolayısıyla, istismara çok açıktı. Ha,
bunların hepsini ben o süreçte yaşayarak, sorgulayarak öğrendim, uyarılarımı
da zaman zaman yaptım Hocaya ama yani iş, o bahsettiğim 2010 süreci
patladıktan sonra yaşadıklarımızı yaşadık.
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Hocam, benim burada sorduğum ne
soru şu: Siz savcıya anlattıklarınızı Başkana anlattınız mı, anlatmadınız mı?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Tabii ki anlattım canım.
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Anlattınız.
O zaman Sayın Başkanım, tutanaklara geçsin: O sınavdan s onra ÖSYM
kendi içerisinde bir idari soruşturma yapmış mı? Yapmışsa sonucu ne olmuş?
Bunu isteyelim yazılı olarak. Bu önemli bir konu. Yani, şimdi, adli kısmı ayrı
bir şey bunun, idari kısmı ayrı bir şey. Bu kısmı bence çok önemli.
BAŞKAN – İsteyelim, tamam.
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Şimdi, gene Türkiye’de çok önemli bir
konu. Siz YÖK’te hem kendiniz de öğretim üyesisiniz hem de YÖK üyesi
olarak hâlâ çalışmaktasınız. Akademik unvanlar konusu var. Şimdi, YÖK’ün,
bir, kendi üniversiteleri için personel alımı konusunda uyguladığı, merkezî
personel alımı araştırma görevlisi alımı meselesi var. İkincisi de FET֒nün
yaptığı çok önemli bir başka bir operasyon var kamu ayağında. Kamudaki
birçok terfi yönetmeliğinde alınan akademik unvanlar akademik unvan elde
eden kişiyi eşitlerinin önüne geçiriyor. Bu manada da çok sayıda insana belki
kamuda tarihin… Bunların sayılarını da aslında araştırıp öğrenmek lazım, bu
bilgileri de istemek lazım YÖK’ten. Kamu personelinin herhâlde bu on -on beş
yıl içerisinde olağanüstü bir şek ilde, eskiden görmediğimiz, aklımıza
gelmeyen şekilde akademik unvan temini var. Bunlar içerisinde cemaatin, bu
FET֒nün nasıl bir yapılanması var? Bununla ilgili bize verebileceğiniz,
söyleyebileceğiniz bir şey var mı? YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Şöyle söyleyeyim: Bu konu
savcılıkta ve araştırılıyor. Yani o kadar bir bilgim var.
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Ama idari tahkikat gene yok burada
öyle mi_
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU - Efendim?
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – İdari tahkikat yine yok.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Yani idari olarak şöyle bir
zorluk var: Yani genelde yani üniversitelerin içerisinde olan biteni
üniversiteler kendi içerisinde tahkikat yaparak… Yani diyelim ki şöyle… Şöyle
bir örnek hatırladım siz söyleyince: Bu Isparta Süleyman Demirel
Üniversitesinin Rektörü olarak yeni atanan rektör arkadaşımız bana vermişti
bu örneği. Bir o şehirdeki Sürat Kargonun Müdürünü doktoraya alıyorlar,
Sürat Kargonun Müdürünü ve iki sene içerisinde -yani akademik jargona vâkıf
olanlar bunu rahat anlayacaklar- 50-60 makalesi olan bir doçente dönüşüyor
kişi. Yani ne oluyor? Hızlı bir şekilde doktorasını bitirtiyorlar, doçentlik
mekanizmasını yani üyelerin yani FET֒ye üye kişilerin jüriye denk
gelmesiyle veyahut da denk getirilmesiyle şey yapıyorlar, sağlıyorlar ve belki
çeşitli şehirlerdeki elemanlarına “Şu arkadaşımıza bir makale yazın.” diyerek,
işte, onlarca makale yazdırıyorlar ve adam bir anda Türkiye'nin en parlak
doçenti, akademisyenlerinden birisi hâline geliyor.
Bunu ancak o… Şimdi, YÖK’ün yani 200 tane üniversitede kim kime
doktora veriyor, hangi yüksek lisans programına kaç kişi kayıtlı gibi bir şeyi
takip edebilecek bir şeyi yok. Biz bir taraftan şeyi diyoruz: Ya, bu
ademimerkeziyetçilik, YÖK bu kadar merkezî, niye bu kadar şey, bunu
kaldıralım.” vesaire falan tarzı şeyler söyleniyor, diğer taraftan da ya YÖK
Türkiye’deki 200 üniversitenin içerisine FET֒ler ne kadar adamı doktor
yaptılar, ne kadar adamı yükselterek devlet mekanizmalarında yükselmelerini
sağladılar, YÖK’ün bundan haberi yok mu diye yan i bence haksız bir soruya
muhatap oluyor YÖK. Orada öyle bir sıkıntı var…
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Olur mu canım.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Ben öyle anladım, öyle
cevapladım yani.
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Şimdi, YÖK Denetleme Kurulu diye bir
şey var.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Evet.
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – YÖK Denetleme Kurulu bu konu artık
öncesinde atıyorum 2007’de, 2006’da, 2005’te, kimsenin aklında yoktu ama
17-25 Aralıktan sonra da YÖK’te kimsenin aklına gelmedi mi “Arkadaş, bu
işler nasıl yapılıyor?” Bu YÖK Denetleme Kurulu üniversitelere gidip bu
manada bir çalışma yapılmadı mı şu ana kadar? İdari tahkikat olmadan,
savcılar bu işin ne kadarını çözebilirler? Allah aşkına, Hocam yani burada
birbirimizi birazcık daha açık ifade edelim. Yani bu idare devreye girmeden
burada savcı bunu nasıl yapacak?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – İdari olarak bir şeyler yapıldı
mı?
BAŞKAN – Yani Mehmet Bey bunu soruyor yani idari olarak sizin
bilginiz var mı, idari soruşturma… Bu konuda bilginiz varsa verin.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Benim bildiğim şu var: YÖK
Denetleme Kuruluna gelen bütün ihbarlar değerlendiriliyor yani bunu net olarak biliyorum ve bunlarla ilgili soruşturmalar yapılıyor. Fakat biraz önce de
söylediğim gibi, ya, bu işin boyutu nesnel olarak ve gerçekçi olarak
baktığımız vakit yani o kadar kolay, basitçe halledilebilecek bir şey değil.
Fakat savcılığa intikal eden hususlarda ben sonuç çıkacağı kanaatindeyim.
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Şimdi bakın, 200 tane üniversite var.
Savcıların her birisinin görevi, sorumluluğu, her bölgedeki savcı ayrı ama
sonuçta, bazıları tartışabilir YÖK’ün varlığını ama şimdi 200 tane
üniversitenin olduğu bir yerde devletin merkezî sistemin bu üniversiteleri
denetleme esas fonksiyonu. Şimdi bunları burada…
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU -10 kişi denetliyor.
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – 10 kişi… Kendi üniversitelere talimat
verir, der ki bu konuda yapılanlarla ilgili her üniversite kendisi YÖK bir talimat
verir üniversitelere, rektörlere, rektör bu araştırmaları yapar, bu araştırmalar
üzerinden gerekli görülenlere Denetleme Kurulundan da o denetlemeciler
gider. Yani bununla ilgili yapılmış bir şey anlaşıldığı kadarıyla?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Yok, benim haberim yok.
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – “Haberim yok.”
Gene, araştırma görevlisi kadrolarında bu yurt dışında
görevlendirmelerle ilgili olarak YÖK’ün fonksiyonu nedir?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Yurt dışına YÖK şu anda
araştırma görevlisi görevlendirmiyor, yapmıyor.
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Üniversitelerin görevlendirmesi… Her
üniversite kendisi mi yapıyor bu işi?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Şu anda çok nadir hatta.
Onların oluru da YÖK’e geliyor ama YÖK şu anda 1416’yla Millî Eğitim
bursuyla gidenler dışında kendisi çok araştırma görevlisi göndermiyor. Ben
onu biliyorum.
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Bu biraz önce bahsettiğiniz
dinlemelerle ilgili olarak, tabii ki Türkiye’de haklı haksız bir sürü dinlemenin
yapıldığı artık ortada. Ancak bu çok önemli bir şeyden bahsettiniz, işte, 150
küsur tane kriptolu telefondan 76 tanesinin dinlendiği. Ki bu çok önemli bir
iddia.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – İddia değil, ispatlanmış bir
şey.
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – İspatlanmışsa da şimdi bu kriptolu
telefonların kriptosunun 15-20 saniyede kırılabildiğini söylediniz.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Evet.
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Şimdi, pekâlâ bu kadar basit kriptolu
cihazları Başbakanlık, Genelkurmay gibi devletin en önemli noktalarına
alımını yapan kim? Yani niye bu dünyadaki başka kriptolu telefonlar
dinlenmiyor da bizimki dinleniyor? Bunları kim almış, nasıl almış, nereden
almış?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Şimdi, şöyle bir durum var.
Yani hani bunlar, alımdan ziyade şöyle düşünün: Yani Meclisin içerisinde işte
çalışan diyelim ki bilişimciler var. Siz bilişimcilere diyorsun uz ki ya, çocuklar,
bize bir program yazın, bu programda biz mesela günlük randevularımızı takip
edelim, işte gelen gidenleri onun üzerinden şey yapalım, randevu verelim,
işte günlük işlerimizi, notlarımızı oraya alalım.” Ve bu sizin bilişimci kişi böyle
bir program yapsa, bu programı da öyle bir akortlasa ki sizin bütün randevularınız, bütün görüşmeleriniz aynı zamanda işte dışarıda filancaya
gönderilse ne yapacaksınız?
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Pensilvanya’ya…
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Devlet, bir devlet kurumuna
demiş ki bize şöyle sağlam bir şey yap yani bize bir silah yap.” Silah yapmış
ama bir bakıyorsunuz, silah sizi vuruyor. Yani şey bu.
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Yani bunu yapanlarla ilgili savcılık
soruşturması dışında bir idari soruşturma yap ıldı mı? Bu adamlar hâlihazırda
şimdi…
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Hayır, idari soruşturma
yapılmadı, onları biz derhâl savcılığa bildirdik yani idari soruşturma
yapılmadı. İdari soruşturma yapmak o işlemi geciktirir.
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Niye?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Şimdi siz kişi çalıştırıyorsunuz.
En stratejik, en hassas noktalarda… Yani bilmiyorum hiç TÜBİTAK’a girdiniz
mi? Bazı birimlere böyle zor giriliyor hani kartlar, kimlikler, özel şeyler.
Mesela TÜBİTAK’ın SAGE diye bir birimi var, Türkiye'nin bütün füze
teknolojileri orada geliştiriliyor. Yani oraya siz mesela elinizi kolunuzu sallaya
sallaya giremezsiniz. Yani şimdi böyle bir kritik yerde çalışan bir kişi, sizin o
yaptığınız füzenin bir kenarına yazılımında bir yerine bir harf fa zladan eklese,
sizin o füze şeyden sapar, uçarken hedefini vurmaz.
Şimdi, böyle kritik işi yapan, bir pozisyonla muhatap olduğunuz kişiyi,
ya, ben soruşturma yapayım şeyi değil, ben derhâl savcılığa…
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Efendim, savcılığın adli soruşturmayla
idari soruşturma zaten eş zamanlı yürür. Bunları savcılığa bildirmek, idari
soruşturma yapmaya engel olmaz ki.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Yok, idari soruşturmalar da
yapıldı, o dönemde yapıldı.
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Şimdi, TÜBİTAK’ın personel alım
politikasıyla ilgili daha önce konuşmanız sırasında Başkanım, verdiğiniz
bilgiler var. Yani keyfî olarak istenilen projede, istenilen kişilerin alınabildiği.
Şimdi de hâlihazırda da sanıyorum TÜBİTAK’ın yaptığı birtakım
sözleşmelerle, işlerle ilgili olarak onu uygulayacak personeli bir sınavla
vesaireyle değil de gene o projede hizmet alımı olarak çalıştırdığını biliyorum
şu anda da. Dolayısıyla, bu TÜBİTAK’ın personel alımı konusunda da şu anda
ciddi politika var mı?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Var.
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Aynı usul devam ediyor mu?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Yok. Biz o dönemde şöyle bir
mekanizma geliştirdik: Kişilerin diploma puanları, diploma notları ve ÖSS
sınavına girip aldıkları yani sıralamada girdikleri pozisyonla sıralamalarını
şey yaptık. Şöyle bir örnek vereyim, daha iyi anlarsınız: Şimdi, biliyorsunuz
diploma notları 4 üzerinden şeyleniyor. Şimdi diyelim ki siz ODTÜ elektrik
mühendisliğine girdiniz ve 8 bininci oldunuz veya 10 bininci oldunuz. Biz
şöyle bir formül geliştirdik: 10.000 bölü 1 yani eğer ilk 10 bine girdiyseniz 1
puanınız oluyor, 1 alıyorsunuz. Diploma notunuz kaç? 2,5. ODTÜ mezunu,
2,5’la mezun bir kişisiniz. 2,5 artı 1, 3,5 yapıyor. Sizin puanınızı bir kenara
yazdık.
Diyelim ki başka bir aday da Erc iyes Üniversitesinden geldi, diyelim ki
80 binle geldi veyahut da 100 binle geldi -hesap kolay olsun diye bir örnek
vereyim- 100 bininci olarak yerleşti oraya. Bu kişi 3,2’yle mezun olsun yani
yüksek bir skorla mezun olsun. 10 binin dilimleri itibarıyla şe y hesaplandığı
için, 100 binden dolayı onun şeyi 0,1 olacak, o eklenecek puan 0,1 olacak.
3,2; 0,1 daha 3,3. ODTܒlü 2,5’la mezun olmasına rağmen, bu Erciyes
Üniversitesinden mezun olanın önüne geçiyor. Yani olayı biraz abartarak
anlattım ki rahat şey edilsin.
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Anladım.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Teknik personel böyle bir
mekanizmayla ve daha önce de söylediğim gibi, gönderilen pek çok kişiyi
tekrar geri alma yoluna gittim, dönenler döndükleri takdirde. Yani öyle bir
şeyim oldu o zaman.
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Yani TÜBİTAK gibi, efendime
söyleyeyim, ÖSYM gibi kimsenin elini kolunu sallayarak giremeyeceği
kurumlarda çalıştınız ama oralarda gördünüz ki FETÖ buralara elini kolunu
sallayarak girmiş, durum onu gösteriyor yani.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Yani neyi sallayarak
girdiklerini tam şey yapamayacağım ama yani ÖSYM’de normal devlete giriş
mekanizmaları geçerli. Yani TÜBİTAK’ta farklı. TÜBİTAK’ta, biraz önce
söylediğim gibi, SGK’ya bağlı olarak çalışıyorsunuz fakat ÖSYM’de şu nu da
söylemeden geçemeyeceğim: TÜBİTAK’dayken bilirkişiliklerden bahsettim,
ÖSYM’deki çalışanların diskleri de incelemeye geldi TÜBİTAK’ta bize diskleri
de geldi. Orada şunu fark ettim, tabii orada özeline şey oluyoruz, o disklere
göre o çalışanların özel ine de birazcık girmiş oluyoruz: Çalışanlarla ilgili bazı
yukarı pozisyonu şey yapan insanların işte aralarındaki gönül ilişkileri, ondan
sonra bazılarının her hafta poker oynadıkları, hatta bir kısmının Las Vegas’a
kumar oynamaya gittikleri detaylarına vâkıf oldum yani o şeyleri incelerken.
Şimdi bir taraftan da şöyle düşünüyorum: Yani böyle şeyleri olan,
defoları olan -tırnak içerisinde- kişilerin telefonlarının dinlendiğini farz edin.
Bu kişilerin gizli hayatlarının hani bu işlere meraklı olan bir grupça
gözetlendiğini… O kişilere her şeyi yaptırırsınız ya. Yani illa oraya FET֒cü
tıkmanıza da gerek yok yani o kişilere “Getir bakayım, yoksa senin şu şeyini
ortaya koyarız.” dendiği vakit ne demiştir o kişiler, bilmiyorum yani.
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – 2008’de, 2009’da polis meslek yüksek
okulu giriş sınavının iptal edildiği ortada. Pekâlâ bundan sonraki sınavda da
sonradan şimdi vâkıf olduğum “Gene yolsuzluk yapılmış.” dediniz. Yani hiçbir
ilave tedbir alınmamış mı yeniden bir sınav yolsuzluğu yapılmamasıyl a ilgili?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Yani o tarihte alındığını
bilmiyorum.
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Bilmiyorsunuz.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – O tarihte bilmiyorum.
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Şimdi, merkezî sınav konusu, tabii
Türkiye’de çok önemli. 1981’de ben de üniversite sınavına girdim, Ankara
Siyasala geldim. O zaman sokakta çıksaydık, Türkiye'nin her yerinde,
Anadolu’nun her yerinde herhangi bir kişinin Türkiye’de üniversite sınavında
yolsuzluk yapılacağına ilişkin bir şeyi aklına getirmesi mümk ün değildi. Yani
sınavı kazanan da ben kazandım diyordu, kaybeden de ben kaybettim
diyordu. Yani bir yolsuzluk aklına gelmiyordu. Şimdi bu artık birkaç türlü aklımızda şu anda. İşte bir tanesi, elbette ki belki şu anda Türkiye gibi
ülkelerde en önemli ölçü yine merkezî sınav. Bunun bir şekilde arızalarının
giderek devam ettirilmesi lazım ama burada iki tane risk var. Birisini biraz
önce söylediniz, merkezin ele geçirilmesi. İkincisi de Türkiye’de, Türkiye'nin
belli bölgelerindeki uygulama alanlarının ele geçirilmesi. Mesela, tam yıllarını
hatırlamıyorum ama 2007-2008 olabilir, o tarihlerde üç yıl üst üste üniversite
sınavında Bitlis ili Türkçede Türkiye 3’üncüsü oldu. Yani bir de bu tip
örneklemeleri var.
Siz Türkiye'nin her yerinde merkezî sınavın sağlıklı uygulandığına
inanıyor musunuz bu işin içinde olan birisi olarak?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Ben, yani sadece bu ÖSYM ve
YÖK geçmişimde değil, üniversite öğretim üyesi olduğumdan beri yani 1985,
1986 yılından beri ve hâlen Türkiye'nin her yerine ÖSYM’n in gönderdiği
gözlemciler, ÖSYM temsilcileri yani oradaki olayları gözetleyen kişi
pozisyonunda gittim. En kritik bölgelerine de gittim. Hatta öyle ilginç bir şey
oldu ki yani bu TÜBİTAK’taki bu 2010 KPSS’yle ilgili benim girişimleri işte
FET֒yü o kadar rahatsız etti ki beni 2 defa Zaman gazetesine manşet
yaptılar “ÖSYM’de sınavın güvenliğinden o sorumluymuş, o çaldırmış
soruları.” diye. Yani ben bir iki “tveet” atmıştım işte “Ben Diyarbakır Bismil’de
şunları yaşadım, bilmem Şırnak’ta şöyle şeyler geldi ba şıma.” diye güvenlikle
ilgili birkaç olayı aktarmıştım orada çünkü silahlı şeylerle karşılaştım yani
silahlı kişilerle karşılaştım, tehditlerle falan karşılaştım yani ÖSYM temsilcisi
olarak.
2 defa Zaman gazetesine manşet oldum, hatta birinde şöyle bir ma nşet
attılar: “ÖSYM sınavlarını Meteksan’a ihale ederek devleti 157 milyon lira
zarara uğrattı.” diye.
İşin ilginç tarafı, ÖSYM’nin şu anda ana taşeronu kırk yıldır falan
Meteksan, şu anda hâlâ Meteksan ve bu süreçlerin hiçbirinde ben ne oldum
ne imzam var, hiç haberim bile yok yani bu olan şeylerden ama yani toplumu
yönlendirme konusunda bu kişiler çok usta oldukları için, yalnızca bilişim,
istihbarattır, eğitim falan değil, toplumu yönlendirmede de çok usta oldukları
için öyle bir yönlendirme yapmışlardı.
Sorunuzun esas unsuruna gelecek olursak yani şu anda güvenli
yapılıyor mu?” sorusunun cevabı, kritik olan yerlerin hepsinde şu anda
sınavlarda kamera var ve bu kameralarla sınav başından sonuna kadar
çekiliyor. Mesela buraya hâkim, şu hoparlörün olduğu yere bir kamera
konuluyor ve bu kameralardaki görüntülerin hepsi baştan sona kadar
inceleniyor. Bazen sınavdan dokuz ay sonra, diyelim ki burada sınavda kopya
çektiğini kamerayla tespit ettiğimiz bir kişinin sınavı tak diye iptal ediliyor
dokuz ay sonra. Yani siz hatta üniversiteye yerleşmiş oluyorsunuz, bilmem ne
oluyorsunuz, bir bakıyorsunuz, sınavınız iptal edilmiş.
Ben eskiye nazaran şu anki uygulanan tedbirlerle sınavın…
BAŞKAN – Güvenliğinin…
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU - …güvenliği konusunda daha
güvenli olduğu kanaati var bende.
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Kamera uygulaması ne zamandan beri
var Hocam?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Önce pilot olarak başladı, şu
anda yani 80-100 bin tane toplam sınıf var şeyin yapıldığı. Yani şu anda yarısı kadar kamera var. Kamera uygulaması yani pilot olarak da sayarsanız
üç seneyi aşkın bir süredir var.
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Yeni yani?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Yeni daha, evet yeni.
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Teşekkür ediyorum Hocam.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Ben teşekkür ederim.
BAŞKAN – Peki, teşekkür ediyorum.
Tabii, teknik bilgiler de olunca Mehmet Bey önemli şeyler sordu,
cevaplar da kayıtlara geçti.
Mehmet Bey’in sorusuyla ilgili hani 1981 mi sizin giriş?
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Evet.
BAŞKAN – 1973’te üniversite sınavına girdim. Ne gelecek diye
bakarken “iptal” geldi. 1973 yılında da üniversite sınavları, sorular çalındığı
için iptal edildi.
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – O zaman merkezî yapılmıyordu, o
zaman okullar kendileri yapıyordu.
BAŞKAN – Yok, merkeziydi. 1973, girenler varsa hatırlar. Tabii,
şaşırdık yani biz de o zaman, yeni bitirdik liseyi. İptal oldu, yeniden, tümden
merkezî bir sınav daha yapıldı. Herhâlde bu konunun tarihi böyle biraz var.
Ben 1973’e şahit olduğum için onu ifade edeyim dedim.
Buyurun Belma Hanım.
MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Hocam, teşekkür ederiz, bize
açıklamalarda bulundunuz.
FETÖ grubu sizinle de çok uğraşmış, Zaman gazetesinde manşetler
altmış, sonra siz açıklamalar yapmışsınız, ben bunların hepsini okudum.
Birkaç şapkanız var, TÜBİTAK var, ÖSYM var, YÖK var. Benim
sorularım üçüyle de bağlantılı. Biraz evvel dediniz ki TÜBİTAK üzerine vazife
olmamasına rağmen sistem kurularak devlet kurumlarına yazılım yapmışlar.
Yüksek Seçim Kuruluna da yazılım yaptılar mı? Yaptıkları bu yazılımdan
dolayı herhangi bir sıkıntı, mağduriyet, usulsüzlük vesaire, bu YÖK 15
Temmuzdan sonra tespit edildi mi? Bununla ilgili bir bilginiz var mı, bunu
öğrenmek istiyorum.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Ondan haberim yok, öyle bir
yazılım…
MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Yüksek Seçim Kuruluna yaptı
mı, onu da bilmiyorsunuz.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Bilmiyorum, yok.
MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Hâlâ yazılım yapmaya devam
ediyor mu TÜBİTAK?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Yani yürüttükleri bazı yazılım
projeleri var.
MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Ama oradaki zaten bürokratların
yani elemanların çoğu değişti.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Epey değişim oldu oralarda,
evet.
MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Birinci sorum buydu.
İkincisi: Yine ÖSYM’yle mi yapılıyor o sınav, çok emin değilim,
akademik bir çalışmam yok benim. 2013-2015 yılları arasında doçentlik
sınavına geçmek için yapılan İngilizce sınavının sisteminin değiştirildiği söyleniyor. İsmi IELTS. Bu sınavın sistemi değiştirilere k veya puanlama
sistemi değiştirilerek on yıl İngilizce sınavına veya yabancı dil sınavına girip
doçentliği hak etmemiş insanlar bu sınav değişikliğiyle birlikte ciddi oranda
doçentliği geçip zaten doçentliği aldıktan sonra, beş sene sonra otomatik
olarak kadro açılıyor, profesör oluyorlar galiba. Böyle bir sistem değişikliği
veya sınav neticelerinin tespiti sistemini değiştirerek üniversiteye ciddi sayıda
FETÖ mensubu akademisyenin girdiği söyleniyor. Böyle bir tespitiniz var mı?
Bir de Anadolu üniversitelerinden İstanbul’daki üniversitelere,
Marmara, Yıldız Teknik, İstanbul Üniversitesine geçişler yapıldığı ve bunların
direkt dekan olduğu veya daha üst kadrolarda görev aldığı, bölüm başkanı
olduğu şeklinde konuşmalar var, bilgiler var. YÖK’ün bu konuda bir çalışması
var mı, bunlar doğru mudur? Bunu öğrenmek istiyorum. İkinci sorum da bu.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Üçüncü bir sorum daha var.
Buna cevap verirseniz.
BAŞKAN – Sayın Çavuşoğlu, buyurun.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Şimdi, IELTS sınavı, şöyle
söyleyeyim: Şimdi, bir kişi, biliyorsunuz üniversitede akademik olarak
doktoranızı yaptıktan sonra yardımcı doçent olabiliyorsunuz, ardından doçent,
ardından profesör oluyorsunuz. Yardımcı doçentlikten doçentliğe geçiş bir
imtihan sürecine tabi. Yani bir dil sınavı oluyor, arkasından da bir bilimsel
sınav oluyor, yaptığınız yayınlar, vesaireler. Doçentlikten profesörlüğe
geçmekse biraz prosedürel bir şey çok şey değil, orada çok sınav falan yok.
Şimdi, dolayısıyla, yardımcı doçentlikten doçentliğe geçmek için iki
husus var. Birisi, İngilizce sınavı, diğer bilim sınavı. Bilim zaten işte makale
falan yazıyorsunuz. Şimdi, TÜBİTAK’ta başladıktan sonra ben YÖK’te aynı
zamanda bir doçentlik jürisi belirleme komisyonunda görevliydim. Yani mesela
işte 50 diyelim ki elektrik mühendisliğinden doçent olarak başvuruda
bulunuyor. Birdenbire IELTS normalde ÖSYM’nin yaptığı ÜDS, KPDS sınavları
var, Amerika’nın yaptığı Toefl sınavı var, bir de İngilizlerin yaptığı IELTS
sınavı var. Birdenbire IELTS’le başvuranların çoğaldığını fark ettim yani o
dosyaları inceleme aşamasında. Bunu fark edince, o zaman ben ÖSYM’de
değilim, bu IELTS’le ilintili olarak kişiler, mesela sınava giriyor, aldığı sınav
sonucunu ÖSYM’de onaylatıyor. Diyor ki mesela “Ben IELTS’den 5,5 aldım.”
Diyelim ki bu 70’e denk geliyor. Bu 70’e denk gelir diye bir yazı alıyorlar. O
zaman ÖSYM’de çalışan bir arkadaşa sordum “Ya, böyle bir artış var, nedir
bu, senim bir bilgin var mı?” falan. “Hocam, yılda 10 -15 kişi gelirken bu yıl
denklik başvurusu 800 oldu.” dedi. O zaman ben bu işten biraz işkillendim işin
doğrusu ve bu IELTS nerelerde yapılıyor diye İnternet’te araştırma yaptım, bir
şey bulamadım. Yalnız, ben şeyi duymuştum, o zaman işte FET֒nün
üniversitelerinden bir tanesi olan Kayseri’deki Melikşah Üniversitesinde bu
sınavın yapıldığını duymuştum. Bir şey bulamayınca daha da işkillendim,
devletin bütün vakıf üniversitelerinin listesini çıkardım yani Türkiye’deki bütün
vakıf üniversitelerinin listesini çıkardım, teker teker hepsini İnternet’te
araştırdım “Acaba, bu üniversitelerin IELTS’le bir ilişkisi var mıdır?” diye.
Şöyle ilginç bir şey çıktı: IELTS sınavını yapıldığı 5 vakıf üniversitesi çıktı. 5’i
de şu anda kapatılan cemaat üniversiteleri. Melikşah, Ankara’da İpek ve
Turgut Özal, Antep’te Zirve, Konya’da Mevlana. Bunu fark edince işi anladım
ve birkaç tane de hani bu işi geçemeyecek kişilerin orada geçtiğini falan tespit edince… Bu arada benim bir tespitim daha olmuştu. TÜBİTAK’ın 12
tane bilimsel olarak uluslararası kalsifikas yonlara giren, uluslararası
literatürde geçerliliği teyit edilmiş dergisi vardı. Biz “science citation index”
diyoruz buna, uluslararası indeks. 12 tane dergi vardı. Yani mesela mühendis
olarak doçent olmak istiyorsanız, o dergilerde 3 yayın yapmanız yeterlidir.
Bazı adaylarda şunu fark ettim: Bir kişi doktorayı yeni bitirmiş, 3 tane yayınla
başvuruyor minimum şey- 3 yayını da TÜBİTAK’ın bir dergisinde -mesela
elektrik dergisinde- ve 3’ü de o derginin aynı sayısında ve bu kişi de IELTS’le
gelmiş. O zaman benim…
MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Sistem kurulmuş yani.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Sistem şey…
Ve işin ilginci, ben yurt dışında doktora yapıp döndükten sonra hemen
doçent olmuştum, kendi kendime de övünüyordum “Ben 35 yaşımda
profesörlüğü hak ettim, işte en genç profesör.” falan diyerek. Ama bu
mekanizmayla sisteme dâhil olan kişileri incelediğim vakit şunu gördüm: 21
yaşında üniversiteyi bitiriyor, üç senede doktor oluyor, 24 yaşında doçent
oluyor, 29 yaşında profesör oluyor. Şu anda Türkiye’de b öyle çok insan var.
29 yaşında profesörlüğü hak etmiş oluyor.
Bir tanıdığım vasıtasıyla o ara bir gazeteci bu işi fark etmiş, “Uçan
profesörler” diye, işte “Paralel zıplama tahtası” diye basında bir haber çıktı,
işte “IELTS’den böyle böyle” diye ve arkasından IELTS iptal edildi yani
IELTS’in denkliği iptal edildi. İşin böyle bir hikâyesi var.
MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Hocam, ne zaman iptal edildi
biliyor musunuz?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – 2014 olsa gerek.
MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Şimdi, Sayın Başkanım, ben
önerge vermiştim, haklı olduğu ortaya çıkıyor Hocamızın anlattıklarından,
YÖK bu konuda, o tarihlerde doçent olanların listesini çıkarıp onunla ilgili
işlem yapmamız lazım veya araştırma yapılması lazım.
Teşekkür ediyorum açıklamalarınız için.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Ha, onunla ilgili şöyle bir
girişimiz oldu, onu da söyleyeyim.
İngilizler “Ya, bizim bu sınavımızı niye şey yapmıyorsunuz?” diye
sürekli girişimde bulundular, hatta yani geçen yıl içerisinde yine bir ziyarete
gelmişlerdi, Başkan Bey Yekta Hocanın da olduğu bir platformda. “İşte biz
şöyle güvenlikliyiz, böyle…” Ben Hocaya dedim ki: Hocam, ben şeyi bir
kenara bırakıp bunlarla direkt konuşmak istiyorum. Yani açık söylemek
gerekirse o sınavı iptal ettiren benim yani o gazetede o haberi yaptıran da
benim yani ona sebep olan benim.
Şimdi, Yekta Hoca’ya “Diplomasiyi bir kenara bırakıp şunlarla açık
konuşayım dedim eğer şeyse…” Dedim ki: “Hak etmeyen bazı kişilerin sizin
sınavınızdan geçip doçent olduğu kanaati var bizde, bize yardımcı olun, bu
kişilerin cevap örüntülerini, nasıl cevaplamışlar -çünkü hepsi onların kayıt
altına alınıyor- bize verin, biz de sizin sınavınızı tekrar geçerli yapalım, siz
daha güvenlikli bir şekilde sınavlarınızı yapmaya devam edin.” diye. Adamla r
yanaşmadılar.
Hukuken şöyle bir şeyi de biliyorum: Hani, siz yani böyle incelenmesi,
vesaire diyorsunuz ya, yani onunla ilgili de yürüyen süreçler var da şunu
söyleyeyim size: Bir gün o 2008-2010 döneminde ÖSYM’de çalıştığım, Yönetim Kurulu üyesi olduğum dönemde bir arkadaşım –bu da doçent olmak
için sınavı geçemeyen birisiydi- bana dedi ki: “Ya, Hocam birisi bana geldi, 10
bin lira karşılığında İngilizce sınavını hallederiz dediler dedi. Ben de dedim
ki: “Ya, git çaktırmadan bu şahısla görüşürken telefon unu aç, sesini kaydet
dedim ve bu kişi gidip yarım saat bu kişiyi kaydetti, bütün şeylerini, işte sınav
nasıl yapılıyor, kim yapıyor, sorular nasıl geliyor, cep telefon numaralarıyla,
bütün mekanizmayı vesaireleriyle anlattı. Bu arkadaş bana getirdi bu şeyi
“Böyle böyle yapılıyor.” diye bana detayları getirdi. İki şey yaptık sizin
dediğiniz gibi: Bir, Şadan Sakınan’a gidip bu dokümanları, ses kayıtlarını
vesairelerini hepsini verin, illegal de olsa en azından bir soruşturma
yapabilecek veri vardı.
MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – “Delil başlangıcı” deriz.
Hukukçular bu tip delillere… Kesin delil değil de delil başlangıcı…
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Ha, onları verdim, onlarla ilgili
bir şey olmadı, onu söylemeye gerek yok.
İkincil olarak da ÖSYM Yönetim Kurulunda bunu dile getirdim, şöyle bir
araştırma yaptırdım, dedim ki: Bu çocuk, bu 10 bin liraya sınavı pazarlayan
çocuk şöyle bir itirafta bulundu, dedi ki: “Ya ben ilk müşterisiydim, bu şeyde
ben müşteriydim, şimdi de paramı çıkarmak için pazarlıyorum bu şeyi. Bu
ekibe çalışmaya başladım.” Onu da itiraf etmiş şeyinde. Şey böyle olunca bu
kişi… Biz normalde herhangi bir sınıfta sınava giren kişilerin çapraz
sorgulamasını yaparız. Mesela, benim cevap kâğıdım ile bu sınıftaki herkesin
cevap kâğıdının örüntüsü birbiriyle örtüşürse yüzde 80’in üzerinde, biz deriz
ki, Abdullah ile filanca kopya çekmiş. Niye? Çünkü yanlışları da aynı. Yani
birbirlerine bakmışlar, doğruları hadi aynı ama yanlışları da aynı. Biz o kişinin
sınavını iptal ederiz. O sınavı pazarlayan çocuğun girdiği sınavı buldum,
Türkiye’deki –çünkü cep telefonu marifetiyle soruları aldıkları için - bütün
herkesin o sınava giren -acaba başka müşteri var mıydı o çocukla beraber
diye- şeyine baktık. Isparta’da o çocukla aynı puanı alan bir kişi bulduk. Bir
de örgüt şöyle şey yapıyor: “Kaç istiyorsun?” “82,5” “Tamam, sen git biz sana
82,5’luk cevap göndeririz.” diyor. 82,5 alacak doğru cevap var ama yanlış
cevapların hepsi de aynı geliyor. Yani dolayısıyla diyelim ki sizinle biz kopya
çekiyor olalım. Benim 3’üncü sorum yanlış, (e), sizinki de (e), benim 27’nci
sorum yanlış (d), sizinki de (d), benim 51’inci sorum yanlış (a), sizinki de (a)
Böyle bir örüntüyü trilyonlarca ihtimal şey yapsanız bir araya gelmez,
yapamazsınız ya.
Bunu iptal ettik, kişiler mahkemeye gitti, mahkemeden geri döndü ve
şeyleri iade edildi. Yani böyle bir şeyden elinizde veri olmadan… Diyor ki:
”Yok.” Ya, istatistik bilimi yani…
MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Hocam, şu veri olabilir: 10 kere
sınava girmiş, bitirmemiş, sistem değişmiş ve geçmiş. Bu, bence direkt bir
veridir yani.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Var, onların hepsi var. Hiç de
öyle değil.
Yani siz hukukçu musunuz, bilmiyorum ama hukukçular öyle
düşünmüyor, keşke öyle olsa. Elimizde o zaman…
BAŞKAN – Buyurun Belma Hanım.
MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – 2 sorum daha var.
Anadolu Üniversitesinden İstanbul, Marmara, İTܒye gelenlerle ilgili… YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Şimdi, şöyle…
MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Boğaziçi bunların hep dışında
kalmış. Boğaziçi zaten onların özel bir sistemleri, galiba sınav sistemleri,
onlarda hiç yok ama İstanbul, İTÜ ve Marmara’da var.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Şöyle söyleyeyim: Yani biz bu
akademik camia olarak kıymetimiz vakıf üniversiteleri açılınca o dönemde
çok arttı, çok kıymetlendik. Yani eskiden işte diyelim ki 3 liraya çalışırken
vakıf üniversitelerinde 5 liraya, 8 liraya çalışabilme imkânları çıktı ve
akademisyen ve öğretim üyesi piyasası çok dinamik bir piyasa olmaya
başladı. Yani buradan gidiyor, devletin bir başka üniversitesine gidiyor. İşte,
devlet her tarafta üniversite açınca… Mesela, burada sıradan bir öğretim
üyesi, Şırnak’taki birisi diyor ki: “Gel, seni rektör yardımcısı yapayım.” Veya
Ağrı’dan bir hoca diyor ki: “Gel, seni dekan yapalım.” Böyle şeyler… Ora ya
gidişler oluyor, oradan geliyor yani bunu takip etmek çok mümkün değil yani.
MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Hocam, 3’üncü sorum YÖK’le
ilgili.
Şimdi, malum Adil Öksüz bir akademisyen, bir yıl içinde 100 kere yurt
dışına çıkıyor. YÖK’ün bundan hiç haberi var mı, yok mu? Bunun büyük bir
eksiklik ve idari sıkıntı olduğunu düşünüyorum. Geldiğimiz bu noktada YÖK
kendinde sorumluluk hissediyor mu? Bunu sormak istiyorum.
Bir de mesela -Adil Öksüz yargılanıyor tabii, neticesini bekleyip
göreceğiz- Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı Türkiye'nin her yerinde,
özellikle doğuda üniversiteler açtı. Bunu açarken amacımız oradaki gençlerin,
özellikle orada kız çocuklarının okullaşma oranı daha doğrusu üniversiteye
gitme oranını artırmak, ekonomik nedenlerle veya sos yal, ailevi nedenlerle
batıya gelemeyen kızların orada okuması için birçok yerde üniversite açtık.
Bunu, hem sosyal yapının değişmesi için, gençlerin birbirlerine doğu ve
batının tanıması için hem de orada ekonomik bir hareket olması için yaptık.
Ben Hakkâri fahri milletvekiliyim. Hakkâri’de bir üniversite açtık. Oraya
gönderdiğimiz rektör bu olayda tutuklandı, sonra serbest yargılanıyor şu
anda. Hakkâri’deki binayı, inşaatı bitirmemiş. Hakkâri’de hiç öğrenci sayısı
artmadığı gibi var olan öğrenciler Çukurova Üniversitesine kaymışlar. Bir yıl
içinde 50 kere yurt dışına çıkmış. Bunun gibi bir sürü bir sürü nedenler. YÖK
ciddi bir kuruluş, üzerinde çok tartışmalar var. 12 Eylülün bize bıraktığı bir
emanet ama görevde olan YÖK üyeleri, değerli akademisyenler, d eğerli
iradeciler hiç bunları takip etmezler mi? Bu insanlar, görevlendirdiğiniz bu
insanlar hakkıyla vazifesini yapmıyor, idari işlem yapıyor musunuz? Adil
Öksüz ve bu Hakkâri olayıyla ilgili örnek veriyorum. YÖK bugün geldiğimiz
noktada kendine de bir fatura çıkarıyor mu?
Çok teşekkür ediyorum.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Ben teşekkür ediyorum.
Şimdi, Adil Öksüz’den bahsettiniz. Adil Öksüz’ün uçağı düşseydi
YÖK’ün haberi olurdu yani Adil Öksüz’ün işe gelmediğinden. Yani akademik
camiayı bildiğiniz vakit niye böyle dediğimi anlarsınız. Şöyle: Yani hocalar
derslerini üç dört güne toplar, hatta öğretmenler de öyledir. “Ya, üç dört güne
dersini topla…” Hele Adil Öksüz zannediyorum İstanbul’da oturuyor,
Sakarya’ya gidip geliyormuş yani benim tespit ettiğim ş ey.
Benim şeyim şu: Muhtemelen çarşamba, perşembe, cumaya veyahut da
salı, çarşamba perşembeye derslerini yığmıştır çünkü bölüm başkanına rica edersiniz “Ya, benim derslerimi birkaç güne toparlayın…” Bu da rutin bir
şeydir. Kimi hoca sıkça çarşamba, perşembe, cumaya yığar, kimi haftanın ön
tarafına yığar, kimi ortasına yığar. Bu benim tamamen tahminim, Adil Öksüz
ortasına koymuştur, perşembe akşamından uçağa binmiştir, gitmiştir, salı
akşamı gelmiştir –zaten çok kısa seyahatler yaptığı söyleniyor ve belki d e en
devamlı kişi bile addedilebilir orada. Uçağı düşseydi meydana çıkardı. Onun
dışında, kimsenin bu adamın okula gelmediğinden ruhu duymaz. Yani şöyle
bir mekanizma da yok: Ya, işte Abdullah Çavuşoğlu öğretim üyesi, bu adam
yurt dışına çıkmış, işte pasaport çıkışlarından emniyet bir sinyal gönderip
rektöre “Ey rektör, senin bu adam dışarı çıkıyor, haberin var mı?” deme gibi
bir mekanizma yok yani öyle bir mekanizma yok. Zaten olması da
beklenemez. Benim kanaatim, uçağı düşseydi şey olurdu ama… Hayat böyle .
Şimdi, Hakkâri’ye gelelim. Şimdi, şöyle bir şey yaşıyoruz. Bilmiyorum
Hakkâri’ye hiç gittiniz mi?
MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Ben Hakkâri fahri milletvekiliyim,
gittim tabii, çok güzel bir yer.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Ben Türkiye'nin her tarafını
dolaştım yani bu sınavlar vesilesiyle hem şey oluyor. Bir taraftan iyi bir görev
yaptığım kanaatiyle bir taraftan da yani memleketin neresinde ne oluyor
görmek için.
Şimdi, şöyle bir sıkıntı var: Hakkâri’nin ilk rektörü biliyorsunuz,
Oxford’lu rektör atadık diye şeylerini gördünüz. Şimdi, Oxford mezunuydu,
doktorasını oradan yapmış bir arkadaştı. Şimdi, bizde şöyle bir yanılsama
var. Yani bir kişi çok iyi bir üniversiteden mezunsa veyahut da çok iyi bir
akademisyense “Bundan çok iyi bir yönetici olur.” yanılsaması var. Bu yanlış
bir şey. Yani bir bakıyorsunuz, sıradan bir üniversiteden mezundur, çok iyi bir
idareci olabilir kişi. Oxford, Harvard, MIT’den mezun olur ama yöneticilik
yapamaz. Ben birinci rektörün, ilk atanan rektörün orada başarılı bir sı nav
veremediği kanaatindeyim. Niye? Üniversitenin yeri belli edilemedi, şeyi bir
kenara bırakın. Bir sürü sıkıntılı süreçler yaşandı. İki, bu mevcut rektörle
ilgili, biraz yakından tanıdığım birisi. FET֒yle ilgisi olan birisi değil. Ben
yakinen tanıyorum. Hatta rektör olmadan önce…
MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Şu an açığa alınan değil mi?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Bahsettiğim rektör o.
Şey olmadan önce bana geldi, ben emin misin, senin ne işin var orada?
Eşi de doktor…
MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Davası devam ediyor. İyi bir
insan olabilir ama iyi bir yönetici ve akademisyen değil.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Değil, değil, çok rektörümüz
var böyle yurt dışına bolca giden yani çok rektörümüz var maalesef.
Ama bazen de şöyle bir şey var: Ben mesela onun yaşadığı bazı şeyleri
de biliyorum. Şeydeyken saldırıya uğramalar, camların şeylerin indirilmesi, bir
sürü sıkıntılar. Belki bunlar uzun şeyler de…
Yani şu anda sıkıntı yaşanan birkaç yer var, Şırnak, Hakkâri. Hakkâri
de bunlardan bir tanesi.
MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Bir şey soracağım: Devlet
memurları genelde yurt dışına çıkarken bir izin istiyor, benim ablam devlet…
Ben hiç devlette çalışmadım Allah’a çok şükür, hep kendim çalıştım. YÖK ve
üyeleri veya hocalar izin almazlar mı?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Şu anda alıyor rektörler.
MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Veya gidip geldikten sonra ne
yaptın, ne başarı elde ettin, ne gördün, bize ne anlatacaksın? Bunun hesabı
sorulmaz mı?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – O pek sorulmuyor yani siz bir
akademisyensiniz, bir yere konferansa gidiyorsunuz…
MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – O zaman herkesin gözünde niye
parlamenterleri yerden… Aşağıda Genel Kurul boş olduğu zaman bütün bizim
şeyler işte bazı medya organları veya halk işte “Salon boş…” Hâlbuki
buralarda çalışıyoruz. Kaç tane komisyon… Ama biz sürekli çuvalın üstünde,
herkes bize vuruyor. YÖK üyesi gidiyor, geliyor, hiç kimsenin haberi yok.
Şahsınızla ilgisi yok, genel şeyler.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Bizim böyle şanslı bir tarafımız
var, keşke siz de akademisyen olsaydınız, o şansı siz de yaşardınız.
MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Yıllarca vergi verdim. Yine
kendim kazanıp, kendim yiyip devlete de vergi veririm, çok da memnunum.
Ben hep serbest avukatlık yaptım. Bu isteğimden de çok memnunum.
BAŞKAN – Peki, teşekkür ediyoruz.
Sayın Aytun Çıray, buyurun.
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Hoş geldiniz Hocam.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Hoş bulduk.
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Bütün bu dinlediklerimizden bizim bilim
adamlarının bilim dışında her şeyle meşgul olduklarını anladım. Sizi tenzih
ederek söylüyorum tabii ama gerçekten Hocam…
MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Genelleştirmeyin…
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Şu söylediğiniz bir felaket. Adam gidiyor
geliyor şimdi fotoğraflarını görüyoruz. İzlemişler ha, bir de öyle bir garabet
var. Yani Adil Öksüz izlenmiş, öyle kendi keyfine de gidip gelmemiş. Devletin
bazı kurumları bunu izlemiş. İzlenmiyor olsa o gidiş geliş şeyleri bu kadar net
çıkmazdı piyasaya şimdi.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Onunla ilgili bir şey
söyleyebilir miyim? Hani, sözünüzü kesmek gibi olmasın da.
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Tabii, buyurun.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Ben mesela, biraz önce şey
dedim, YÖK’ün denklik biriminden sorumluyum dedim. Biz mesela, YÖK’ün
denklik biriminde şöyle bir şey yapıyoruz. Siz diyelim ki diyorsunuz ki: “Ben
gittim, İtalya’da şu üniversiteyi okudum geldim.” Biz diyoruz ki, yurt dışına
giriş çıkış kayıtlarını git emniyetten al gel bakalım. Yani 1990’lı yılların
sonundan itibaren muntazam tutuluyor bu veriler. Şunu al gel bakalım
diyoruz. Siz getiriyorsunuz. Biz diyoruz ki, ha, sen dört sene değil de orada
bir buçuk sene kalmışsın, senin bu okuman çok düzgün değil veyahut da evet,
tam dört sene kalmışsın diye teyit edebiliyoruz. Yani o mekanizma biraz farklı
işliyor. Adil Öksüz değil 2000 yılından sonra kim ne kadar çıktıysa hepsinin
dökümünü alabilirsiniz. Yani öyle bir şey var.
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Öyle çıkış değil, fotoğraflarıyla, kamera
kayıtlarıyla izlenmiş yani bir istihbarat kurumu bu adamı izl emiş, o anlaşılıyor,
şimdi görüyoruz. Yani bunu size bir soru olarak sormuyorum bunu, sizi
ilgilendiren bir şey değil.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Tamam. AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Beni üzen şey şu: Hakikaten bu ülkenin pırıl
pırıl bilim adamları var ve bunlar kenarda köşede itilip kakılırken böyle
kumpaslar, komplolar, 29 yaşında profesör olmalar, bilmem 15 yaşında… Bu
nasıl bir bilim dünyası hâline gelmiş ve Akit gazetesinin haberine göre
Türkiye dünyadaki bilimsel yayınların çok altında. Yani bütün bunları tartışan
bilim adamları… Bilim adamları rejimle meşgul, bilim adamları, tabii,
profesyonel, doğrudur, devletin sorunlarıyla ilgilenecekler ama bir tek işleriyle
ilgilenmemişler yani Türkiye’de bilimsel seviyede geldiğimiz yer konusunda
üzüntülerimi ifade etmek için söylüyorum bu vesileyle Hocam.
Şimdi, burada konuşma yaparken Sayın Gülerce “Bu FETÖ deniler
örgüt üçayak üzerine duruyor, birisi taban. Tabanı çözmenin yolu sınav
yolsuzluklarının üzerine gitmektir.” demişti. Çünkü bu millet kul hakkı üzerine
çok hassas. Hakikaten yani Akşam gazetesinde Levent Albayrak’ın haberi
muazzam bir haber. Her yıl onlarca yolsuzluk, sınav yolsuzluğunun haberini
yapmışlar. Bu ne demektir? Memleketin bir evladının hakkını yiyip haksız yere
bir başkasını onun yerine ikame etmek demektir. Bu hakikaten en büyük kul
hakkı çünkü istikbalini yok ediyor, bir ümit, bir mücadele, bir kavga…
Çalışıyor, sınava gidiyor, sınav sorusunu çalan birisi gelmiş onu geçmiş.
Şimdi, bu da az buz değil, “2006, 2007, 2008, 2009, 2010, 2011” diye
Akşam gazetesi vermiş. Haber 10’da var, Akitte var, bütün gazetelerde
bununla ilgili haberler var Hocam.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Bugün mü çıkmış?
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Her zaman çıkmış. Keşke bugün çıksa, derdik
ki, dünden haberimiz yoktu ama çoktan beri çıkmış bunlar.
Şimdi, dolayısıyla, sınav yolsuzluklarının tüm kamu kurum ve
kuruluşları itibarıyla hangi hangi tarihlerde yapıldığı ve kapsamları ortaya
çıkarılsa, bugün aynı zamanda devlete girmiş olan bu FETÖ elemanlarını
veya onlarla başka türlü bağı olanları da tespit etmiş olmaz mıyız?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Olur.
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Onun için, Sayın Başkanım -biz daha sonra bu
önergemizi size arz edeceğiz- bakınız, bir teknik şahıs da, bir hocamız da
diyor ki: “Bu sınav sonuçlarında yapılan işler çok şeyi ortaya çıkarır…
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Ama onlarla ilgili yürüyen
soruşturmalar var.
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Şimdi, Hocam, bir başka mesele şu: Sanki 2
tane devlet var. Burada hep bunu yaşıyoruz, arkadaşlarımız da bundan
şikâyetçi. Geliyor herkes, sanki biz devletin içinde görev almışız, onlar hiç
görev almamış, o hatalı, bu hatalı, şu hatalı, biz hatasız… Yani bu nasıl
olacak, ben anlayabilmiş değilim. Yani herkes sorumluluğu bir dönem
başkasının üzerine atmış, ister korku deyin -sizi kastetmiyorum, tenzih
ederim- ister çıkar ilişkisi ister mevki, makam isterseniz başka şey deyin, ama
Türkiye'de olağanüstü, devleti bugün yıkılacak noktaya getiren birçok konu
göz ardı edilmiş, ortalık ayağa kaldırılmamış, kıyamet koparılmamış. Kim ne
derse desin, ben, bu denli büyük yolsuzluklar meselesinde zamanın
Başbakanının önüne gidilseydi, bunlarla ilgileneceğini düşünüyorum, kimse
gidip yakasına yapışmamış. Söylemiştir, ama söylemekle olmaz, gidip
kapısına bunları… Bürokrasiden geldik, geç tik hepimiz, ısrarla anlatacaksınız,
ona anlatamıyorsanız Ravza Hanımı bulacaksınız, “Ben çıkamıyorum, siz
çıkın.” diyeceksiniz, yani meselenin sahibi olmak gerekiyormuş. Buraya gelen bürokrat ya da siyasi, oraya oturan herkes “Ben elimden geleni yaptım am a
başka hiç kimse bir şey yapmadı.” demekle… Ama bunu kim yapmış, şeyi
bulamıyoruz.
Şimdi, bir başka sorum şu…
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Şu ana kadar soru yoktu değil
mi?
(Oturum Başkanlığına Sözcü Mihrimah Belma Satır geçti)
BAŞKAN – Evet, şimdi soru geliyor.
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Evet, soru yoktu, görüşlerimi söyledim.
Hocam, tabii, TÜBİTAK gibi bir kurumla ilgili anlattıklarınız içimi
acıtıyor, yani gerçekten. Çünkü neden? Yazık, günah bu ülkeye, bu ülkenin
evlatlarına günah.
Şimdi, konuşmanızın bir yerinde -yanlış söylüyorsam düzeltin, ben o
sırada yoktum- 17-25 Aralık konuşmalarının montaj olduğu kanaati mi var
sizde.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Evet.
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Tamam.
Şimdi, bu olabilir, olmayabilir. O zaman ne yapmak lazım? Bir k ere
Türk milletinin… Ben bunu içtenlikle söylüyorum, o şeyler ilk İnternet’e
düştüğünde, içimden “Bunun gerçek olduğuna inanmak istemiyorum.” dedim,
çünkü benim ülkem bunu hak etmez, ama birtakım insanların da bakanlıkları,
siyasi hayatları, aile hayatları mahvoldu bu işten. Dolayısıyla, bunun çok
netlikle ortaya konulması gerektiği kanaatindeyim ben. Neden? Çünkü hâlâ
eşit sayıda çok güçlü farklı görüşler var. Bunun için, bir zamanlar -rahmetli
oldu şimdi- Türkiye'nin önemli ses uzmanlarından Atilla Özdemiroğlu’nun
iddiaları vardı. Bir başka yabancı uluslararası şirketin raporu var.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – O raporu ben okudum.
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Yani demek istediğim şey şu: “Doğru” diyen
raporlar var, “Hayır, bu yok.” diyen raporlar var. Bu iş bu hâldeyse, hâlâ
muallaktaysa, hâlâ tartışmalıysa, uluslararası kabul görmüş…
TÜBİTAK’tan birileri çıkmış, konuşmuş, demiş ki: “Bu vardır, biz aksi
rapor vermeyiz.” Bir başka grup çıkmış, “Hayır, bu montajdır, biz böyle rapor
veririz.” demiş.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Öyle bir grup yok yalnız.
BAŞKAN – Sorunuzu sorarsanız cevabı alalım.
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Diyorum ki: “Bize öyle bir uluslararası kuruluş
gösterin ki dünyada hiç kimsenin onun objektifliğine, bilimsel meselesine
itirazı olmasın, bana bunu Türkiye'den söylemeyin, çünkü Türkiye'de bilimin
siyasallaştığını görüyorum ben artık, ben ona güvenemem.”
HASAN TURAN (İstanbul) – Dünyanın her yerinde böyle, bütün
kuruluşlar siyasidir.
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Vardır.
Yani objektif, bize düşman olmayan… Yani değil mi? Türkiye üzerinde
her şirketin siyasi hesabı yok ya dünyada. Türkiye üzerinde böyle bir hesabı
olmayan bir grup vardır, bunu araştırın, bu konunun gönderilmesini uygun
görür müsünüz?
BAŞKAN – Tamam, bitti mi, başka sorunuz var mı?
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Yok, başka sorum yok.
BAŞKAN – Buyurun Hocam.YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Şimdi, şöyle diyeyim: O zaman
o raporla ilgili, bu TÜBİTAK’ta hazırlanan rapora…
Öncelikle şunu söyleyeyim: TÜBİTAK’ta “Bu şey gerçektir.” diye
inceleyip, söyleyen başka bir grup yoktu. Sadece bize şey olarak geldi, yani
“İnceleyin, kanaatiniz nedir, ifade edin, resmî, teknik bir rapor yazın. diye
geldi, orada teknik bir rapor yazıldı.
Şu anda kimin girişimiyle oldu hatırlamıyorum ama iki değişik girişimle,
bir İngiltere’de, bir de başka bir yerde iki ayrı kuruluşa incelettirilerek rapor
düzenlettirildiği basına yansıdı, hatta orijinal raporlar o zaman benim de
elime geçmişti. O orijinal raporlarda, bizim TÜBİTAK’taki tespitlerimizin aynısı
vardı, fakat, hani, siz diyorsunuz ya, “İdeoloji midir, şu mudur, bu mudur,
ondan dolayı farklı yönleri ön plana çıkarılıyor bazı hususların.” diye, o
raporlarda TÜBİTAK’ın tespit ettikleri değil de başka hususlar ön plana
çıkarıldı. Mesela, biraz önce benim söylediğim, yani orada ekl emelerin
yapıldığı, farklı telefon görüşmelerinin birleştirilerek şey oluşturduğu net bir
şekilde yazıyordu, yani İngilizce bilenler bulsun raporu baksın.
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Atilla Özdemiroğlu sağken diyor ki… Bunu bir
başka da söyleyecek adam vardır Türkiye'de…
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Yalnız Atilla Özdemiroğlu
teknik birisi değil, yani ses olarak, müzisyendir…
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Atilla Özdemiroğlu diyor ki: “Gelsin,
televizyonda, otuz saniye Türkiye'nin önünde böyle bir montaj hazırlasın.”
Şimdi, bakın, demek ki tartışıyoruz. Yani ben “Sen haksızsın, ben
haklıyım.” demiyorum, emin olun.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Ben zaten gördüğümü
söylüyorum, ben haklılık iddiasından ziyade…
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – İsim vermek istemiyorum, uluslararası firmanın
olumlu bir raporu da var, yani “Montaj değildir.” raporu da var.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Şimdi, siz o şeyi getirirseniz
bana, ben üzerine konuşabilirim. Ben 2 rapor gördüm, o raporlarda da bizim
bulgularımıza aykırı, yani onların hilafına bir beyan olmadığını net bir şekilde
gördüm, fakat basında bu iş ideolojik olarak değerlendirildiği için farklı
şekilde değerlendirmeler gördük.
Dediğim gibi, eğer getirirseniz ben tekrar şey yapabilirim, o zamanki
raporları karşılaştırıp…
BAŞKAN – Sayın vekilimizin kısa bir sorusu daha var herhâlde,
buyurun.
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Bu konuda fazla bir şey söyleyecek durumda
da değilim zaten.
Şimdi, şunu söylemek istiyorum: Hocam, siz ne zaman ÖSYM’de görev
aldınız? Başkan danışmanı mıydınız?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Ben Yusuf Ziya Özcan
atandıktan sonra…
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Kaç yılıydı Hocam?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – 2008 yılıydı.
Zannediyorum mart, nisan gibi, bir arkadaşım, “Ankara’da ikamet eden,
bilgisayarcı, bilişim konularında hocaya destek ve recek bir tane danışman
aranıyor.” dedi bana. Ben de Yusuf Hocayı falan tanımam, üniversiteden bir
arkadaşım söyledi, “O zaman ben danışman olabilirim.” dedim. AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Kaç yıl görev yaptınız Hocam orada?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Esasında çok bir fasıla yok,
2008’den sonra neredeyse sonuna kadar, yani bugüne kadar danışman,
ardından da YÖK’te üyelik şeklinde…
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Sizin bulunduğunuz bütün dönemlerde sınav
yolsuzluğu olmuş. Buradaki Akşam gazetesinin haberi bu, Akit gazete sinin
haberi bu. Yani bir dönemin sorumlusunuz, kabul ediyor musunuz bu
sorumluluğu? Kastınız yok ama sorumlu musunuz?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Hayır, şöyle cevaplayayım:
Ben, 2008, 2009 ve 2010’un yarısı, yani iki buçuk yıl kadar ÖSYM’de yönetim
kurulu üyeliği yaptım.
Şimdi, YÖK ile ÖSYM farklı kurumlar, yani onları birbirinden ayıralım.
Bahsettiğim iki buçuk yıllık dönem içerisinde bir 2009’daki polis meslek
yüksekokulu sınavındaki şeyi fark ettim, o sınavı iptal ettirdim, yani bizzat
kendi girişimimle iptal ettirdim yönetimde ağırlığımı koyarak, 2010 KPSS
soruşturması ortaya çıkıp, yani daha doğrusu o skandal patladıktan sonra da
yönetimden istifa ettim ve üç beş ay öncesine kadar da ÖSYM’yle bir irtibatım
yoktu, şu anda ÖSYM’deyim.
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Şimdi, sizin bulunduğunuz dönemde Sayıştay
denetçiliği sınavları usulsüzlüğü çıkmış sonra…
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Hangi dönem?
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – İşte, sayıyor burada: “2007, 2008, 2009, 2010,
2011 yıllarında hâkim ve savcı adaylarının seçme sınavı.”
BAŞKAN – Aytun Bey, çok özür diliyorum.
Emine Hocam ayrılacakmış, ona bir söz hakkı verelim, sorusunu en
azından sorsun…
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Ama ben sonra devam edebilir miyim kaldığım
yerden?
BAŞKAN – Tabii, tabii.
Kusura bakmayın, diğer komisyona gideceği için.
Eskişehir Milletvekili Emine Hocamız, buyurun.
EMİNE NUR GÜNAY (Eskişehir) – Çok teşekkür ederim Başkanım,
Aytun Bey size de çok teşekkür ederim, diğer bir komisyona geçmem gerektiği
için kusura bakmayın, tekrar verdiğiniz değerli bilgiler için teşekkür ediyorum.
TÜBİTAK, bence Türkiye'nin en önemli kurumlarından bir tanesi,
teknoloji geliştiren ve stratejik konularda Türkiye'nin önünü açan bir kurum,
yani gerçekten işlevi çok çok önemli, ama çok da büyük bir darbe geçirdi,
2012 yılı itibarıyla bir sarsıntı geçirdi. Şu andaki işlevi ve misyonuna uygun
çalışıyor mu? Bu tahribat nasıl giderilir? Duyduğumuza göre hâlâ içeride, iç
yapılanmada bu işlevsellik yerine gelmiş değil. Birinci sorum bu.
İsterseniz…
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Birinci sorunuzu hemen
cevaplayayım isterseniz.
Onu şu anki TÜBİTAK yöneticilerine sormak lazım, yani ben çalıştığım
bir yıllık döneme ait ifademi vermiş oldum tabiri caizse.
EMİNE NUR GÜNAY (Eskişehir) – O dönemde…
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – O dönemde şöyle bir şey
olmuştur, şu yanlıştır, şu doğrudur veyahut da şu sizin sorumluluğunuzda
mıydı gibi…
Yani ben, mesela bazı duyumları alıyorum TÜBİTAK’la ilgili, sizin de
bahsettiğiniz kaygılar ama bunu teyit edecek veyahut da “Hayır, böyle
değildir.” diyebilecek şeyim yok.
EMİNE NUR GÜNAY (Eskişehir) – Peki, teşekkür ederim.
Diğer sorum da FET֒nün üniversitelerdeki ağırlığı nedir, devlet ve
vakıf olarak böyle yaklaşık bir şey var mı? İşte, “TSK’da yüzde şu kadar.”
deniliyor veya başka kurumlarda, siz YÖK olarak böyle bir tespit yaptınız mı?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Bu soruya cevap vermeyeyim.
EMİNE NUR GÜNAY (Eskişehir) – Peki.
Diğer bir sorum da FET֒nün olduğu bilinen pek çok vakıf üniversitesi
-ki bunların tamamı 15 Temmuz sonrası kapatıldı- ilk açılırken YÖK bu
üniversitelerin bu yapısını biliyor muydu? Özellikle vakıf üniversitelerinin
kimin tarafından finanse edildiğini biliyor muydu ve bu izinler nasıl verildi?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Şimdi, şöyle: Bu kapatılan
üniversitelerle beraber 1.060 tane de orta dereceli okul kapatıldı. Yani onların
izinleri nasıl verildiyse o da öyle verilmiştir diye düşünüyorum.
EMİNE NUR GÜNAY (Eskişehir) – Peki, YÖK bünyesinde, kurum içinde
FET֒yle ilgili mücadelede nasıl bir yol izleniyor? Bunu bizimle pay laşabilir
misiniz?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Onu da Başkan ve başkan
vekilleri cevaplayabilir.
EMİNE NUR GÜNAY (Eskişehir) – Peki, teşekkür ederim.
Aytuğ Bey, tekrar teşekkürler.
BAŞKAN – Buyurun, devam edin.
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Peki, bu kadar, işte… Bunların çoğu da yazılıp
çizildi.
Tabii, aynı zamanda, burada sizin şahsınızı suçlamak ya da böyle bir
şeyi söylemek…
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Hayır, suçlayabilirsiniz de.
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Ayrıca, Komisyonumuzun hem böyle bir görevi
yok hem de bizim burada gelen misafirlere karşı belli bir üslupla götürmek
gibi bir hassasiyetimiz var, ama yine, burada, sayın vekilimin sorusundan
çıkardığım şey şu: Aşağı yukarı hiç idari soruşturma yapılmamış. Yani bu
kadar yolsuzluk lafı var, basın yazıyor, çiziyor, aşağı yukarı hiç idari
soruşturma yok. O zaman, yine, bir en azından, en hafifinden görevi ihmal
söz konusu değil mi? En hafifi.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Ben, Cumhurbaşkanlığı Devlet
Denetleme Kurulunun, o dönemde, o 2010 olayı ortaya çıktı ktan sonra detaylı
bir soruşturma yaptıklarını biliyorum. Yani sonuçları ne oldu ne bitti
bilmiyorum da öyle bir soruşturma yapıldığını biliyorum. Yani gelip uzunca bir
süre çalıştılar o zaman.
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Yani ben iktidar milletvekillerimizden rica
ediyorum, çünkü bütün bu yaşadığımız ağır kalkışma girişimi ve felaketin
altında, bu sınavlar kullanıldığı, devletin içine çoğunlukla bunlarla girildiği
için, bunların aydınlanması gerçekten birçok konuyu halledecektir.
Hocamın sorduğu soru çok önemli, evet, bu örgüte bağlı üniversiteler
kapatıldı, bugün devlet üniversitelerinin içinde durum ne, bunu bilmiyoruz.
Şimdi, Hocam size yine YÖK’le ilgili… Selçuk Bey burada yok herhâlde,
Selçuk Bey çok önemli bir şeyi söyledi geçen akşam, ben de önemsiyorum ve kendisiyle bu konunun araştırılması konusunda mutabıkım, o da bundan
önceki Hacettepe Üniversitesi rektörünün direkt karıştığı iddia edilen
Fethullah Gülen’in yurt dışına çıkışıyla ilgili rapor meselesi.
Burası sizinle ilgili değil, şimdi sizinle ilgil i bölümü sormak istiyorum.
Bu hocamız daha sonra Sağlık Bakanlığında Kanser Dairesi Başkanlığı
yapıyor.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Bu Rektör mü yapıyor?
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Murat Tuncer.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Yani Rektörlükten sonra mı
yapıyor?
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Hayır, önce yapıyor.
Daha sonra da Rektörlüğe atanıyor. Kaç yılında Hoca Rektörlüğe
atandı?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Hoca bir dönem Rektörlük
yaptı yani öbür rektör geleli bir yıl olmadı daha, muhtemelen 2011 -2015 arası
falan.
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Hep bir görevi ihmal var. Şimdi, bu Hocanın
-bizim değerli arkadaşımız Selçuk Bey’in iddiası- Gülen’in çıkışıyla ilgili bir
rapora karıştığı. Herhâlde 1999 yılı kastediliyor çünkü çıkış o zaman.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Onun için rapora gerek yok ki
adam pasaportunu alır gider, ne olacak.
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Şimdi, tedavi ihtiyacıyla çıktı, belki de bir
pasaport için gerekti ya da başka bir şey, bilmiyorum. Ama Selçuk Bey bunu
söylüyor, bu önemli bir iddia ve bunu önemsiyorum. Selçuk Bey’in bu lafını
hiç yabana atmıyor, önemsiyorum.
Benim anlamak istediğim şey şu: İyi kötü, hocalık olsun, başka idari
görevlerde bulunan arkadaşlarımız bilirler; özel sektörde dahi olsa şeceresi
vardır adamın. Hele rektör atayacak sanız, yine hepimiz biliyoruz ki rektör
atanacakların kişilerin çoğu hakkında Millî İstihbarattan rapor istenir Hocam
yani Cumhurbaşkanlığından isterler. Eskiden öyleydi, ben şimdi de öyle
olduğu kanaatindeyim. Buna itibar eder ya da etmez ama bu kadar öne mli
makama… Rektörlük, dekanlık makamları benim gözümde çok büyük
makamlar çünkü istikbalimiz oradan geçiyor. Bu şahıs böyle bir işe
karışmışsa bunun dosyasında olmaması mümkün değil. Peki, nasıl YÖK bunu
-rektör olmasına, atanmasına- aday olarak gösterdi? Cumhurbaşkanının
önüne 3 aday gidiyor çünkü aynı zamanda, bunu da YÖK belirliyor. Yanlış
değil bilgim değil mi Hocam. Peki, bu durumda Yükseköğretim Kurulu nasıl
olur da bu tür işlere karışmış bir insanı hem de yakın zamanda böyle bir
göreve atıyor?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – 2011 yılında ben YÖK’te
görevli değildim, hani YÖK Genel Kurul üyesi olarak görevim yoktu. 2015’te
bu şahıs 2’nci sırada olmasına rağmen YÖK tarafından şey yapılmadı,
yukarıya önerilmedi. Ben şu kadarını söyleyeyim: Bu şahısın ya ptıklarıyla
ilgili tekrar atanmamasını temin noktasında epey katkım oldu, o kadar
söyleyeyim.
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Peki, bunun dışında idari ya da adli bir
soruşturma açıldı mı Hocam?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Onu bilmiyorum. Biraz önce de söylediğim gibi, hani evraklar benim elimden geçmediği
için soruşturma açma mercisi veyahut da şeyi… Ancak duyum olursa haberim
olabilir böyle bir şeyden, haberim yok yani.
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Yani 2011’de zaten bu konu bilinseydi
atanmasına bir olumlu referans mı olurdu yoksa olumsuz bir şey mi olurdu?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Ben size şu kadarını
söyleyeyim: Ben 2010 yılında Yıldırım Beyazıt Üniversitesinde Rektör
Yardımcısı ve Dekan olarak göreve başladım. Bu yapıyla ilgili referansın
olumsuz olarak değerlendirilme noktasında telkinler aldım o tarihte ve buna
da uydum.
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Sizin için söylemiyorum. Yani 2011’deki
YÖK yapısı içerisinde o Hacette Üniversitesi Rektörünün durumu bilinseydi
onun için iyi bir referans mı olurdu, kötü bir referans mı olurdu?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Ben de aynı şekilde diyorum ki
YÖK yapısı içerisinde değerlendirebilirsiniz Yıldırım Beyazıt Üniversitesini.
Yıldırım Beyazıt Üniversitesinde Rektör Yardımcısı olarak bu referansın
olumlu olmadığı noktasında telkinler aldım diyorum.
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Aile şirketleri olduğunu biliyor musunuz?
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Efendim?
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Aile şirketleri, ticari şirketleri olduğunu biliyor
musunuz? Yaptığı işlerle ilgili…
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Bu şahsın mı?
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Evet.
YÖK ÜYESİ ABDULLAH ÇAVUŞOĞLU – Öyle şeyler duydum ama çok
şey değilim yani çok detayına vâkıf değilim.
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Benim yine sizden iktidar milletvekili olarak
ricam şu… Buradan bir sonuç da çıkarıyoruz ya aynı zamanda, ders
çıkarıyoruz: Bu üniversitelere artık bir standart getirmek lazım. Yani
üniversiteyi açtık demekle üniversite açılmıyor. Bunlara eğitim verme
yetkisi… Üniversite açalım, bu memleketin üniversiteye ihtiyacı var ama
eğitim verme yetkisini belli standartları yerine getiren üniversitelere verelim.
Bakın, ben tıp doktoruyum. Bugün çocukların günahı yok ama bazı
diplomalara baktığım zaman yavaşça oradan kaçıyorum. Çünkü başhekimlik
de yaptım, iğne bilmeden doktorlar gelmeye başladı.
Teşekkür ederim.
Başka sorum yok.
(Oturum Başkanlığına Başkan Reşat Petek geçti)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Tutanaklara geçmesi için söyleyeyim.
BAŞKAN – Buyurun Mehmet Bey.
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Yani, ben bir şeyden üzüldüm: Tabii,
hakikaten YÖK konusu Türkiye’de çok tartışılan bir konu. Ama ben
zannediyordum ki şimdiye kadar, YÖK hakikaten üniversiteler arasında bir
koordinasyon sağlıyor, bu yapıyı denetliyor, bu yapıya bir standart getiriyor.
Ama bugün sizin anlattığınız bilgilerle YÖK’ün yok olduğunu ben anladım.
BAŞKAN – Noktaları yok muymuş?
MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Yok yani yok böyle bir şey.
Çünkü denetim yoksa bir yerde o kurum yoktur yani bizim için en
önemli konu bu. Ben buna çok üzüldüm ülkem adına. Eğer YÖK konusu bundan sonra yeni yapılacak anayasada vesairede tekrar gündeme gelecekse
ya YÖK’ü tamamen yok etmek lazım ya da YÖK’ü YÖK etmek, gerçekten
üniversiteleri denetleyen bir yapıya kavuşturmak lazım. Böyle bir şey olamaz.
BAŞKAN – Çok teşekkürler.
Değerli Komisyon üyeleri, bugün ikinci konuğumuzun, Sayın Abdullah
Çavuşoğlu’nun bilgi verme süreci burada sona erdi.
Komisyonumuz adına size çok teşekkür ediyoruz. Geldiniz,
sorularımıza cevap verdiniz, katkı verdiniz, çok teşekkürler.
Arkadaşlar, yarın sabah 11.00’de toplanmak üzere oturumu
kapatıyorum.
Kapanma Saati:17.07 T B M M
Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : FETÖ
Tarih : 16/11/2016 Saat :11.00 Kayıt: FETÖ Stenograf : Uzman : ………………. Sayfa: 91
bu işler hoca çözebilri
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 12-24-2016, 06:57   #20
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Toggle navigation
turkiyegazetesi.com.tr
15 Temmuz Darbe Girişimi
Ana Sayfa / Fuat Uğur
YÖK FETÖ’nün neresinde?

Fuat Uğur
Tüm Yazıları

15 Temmuz Darbesinden sonra kamudan yaklaşık 100 bin kişi uzaklaştırıldı. YÖK ve ÖSYM’den bugüne kadar kaç kişi görevden alındı biliyor musunuz? YÖK (SIFIR)
ÖSYM (SIFIR)
Meğer YÖK ve ÖSYM ne kadar temiz kurumlarmış da haberimiz yokmuş!
Birileri! Türk halkını çok saf zannediyor.
Devletin hemen her kurumuna binlerce on binlerce cemaat mensubunun sızmasına ve yerleşmesine imkân sağlayan kurumların başında hiç şüphesiz ÖSYM ve YÖK geliyor.
Yukarıdaki satırlar “Bu kadar FETÖ’cüyü kamu kurumlarına benim dedem yerleştirmedi” başlıklı yazının sahibi Dr. Mehmet Hakan Sağlam’a ait. Ve aşağıdaki sorular da:
1-FETÖ üniversiteleri kurulup yapılanırken, cemaatçi rektör, dekan ve öğretim elemanları atanırken YÖK üyelerinin aklı neredeydi? On binlerce “cemaatçi hoca” tayfasına kim unvan dağıttı?
3-Doçentlik sınav jürilerini belirleyen Üniversitelerarası Kurul üyelerini kim atadı?
4-Yakalanan FETÖ’cüler bülbül gibi öttü ve sınav sorularının kendilerine önceden verildiğini anlattı. Peki, bu sorular vahiy(!) yoluyla mı geldi?
5-LYS, LGS, ÖSS ve hatta KPSS sınavlarını bile ÖSYM’nin bizzat kendisi hazırlamıyor mu?
Ve can alıcı soru:
YÖK üyelerinin içerisinde cemaate mensup kişiler yok mu?
Var kardeşim! Hem de öyle bir var ki YÖK’ü tümüyle ele geçirmiş durumdalar.
O hâlde?
Yapılması gerekeni biz mi söyleyeceğiz?
YÖK ve üniversitelerdeki FETÖ yapılanması yerle yeksan edilmediği sürece FETÖ’cüler, bugün boşaltılan devlet kurumlarına bir iki sene sonra tekrardan yerleşecektir.
Haberiniz olsun.
24.12.2016
YORUMLAR


Alıntı:
ağaçlı´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
ÖSYM BAŞKANLIĞINA,





27 Ekim 2011 tarihli aşağıdaki başkanlık Basın Açıklamanızda belirtildiği gibi ÖSYM ile ilgili çok sayıda kötü niyetli yıpratıcı ve haber çıkmaktadır. Özellikle TUS sınavı ile ilgili YALAN ve YANILTICI haberlerin tamamı aynı yerde çıkmakta ve YILLARDIR her TUS döneminde





TAMAMINA yakını doktor olmayan ve





SINAVA GİRMEYEN kişiler tarafından





mağduruz şeklinde ORGANİZE kampanya düzenlenmektedir.





Organize Kampanya Başlıkları:





TÜM BU KAMPANYALAR: SINAVA GİRMEYEN MENFAAT ŞEBEKESİ TARAFINDAN YAPILMIŞTIR






1- Sınavda 20-30 hatta 35 net eksiğim geldi mağdurum kampanyası
2- ÖSYM cevap kağıdımla oynamış, Şerefsiz ÖSYM organize kampanyası
3- Soru hazırlama ekibinin değişmesinden duyulan rahatsızlık ve güvenlik tedbirleri artırıldıktan sonra soruların kendi yayınlarından çıkması için yapılan kampanya
4- ÖSYM yi ellerinde oynattıklarına dair algı yönetimi kampanyası

5- Mali güç karşılığı içeriden bilgi aldıkları iddiaları
6- Klasik kopya metodlarından olan tuvalete gidişin yasaklanmasına karşı organize yıpratma kampanyası
7- Sınavda “salon buz gibiydi, donduk” türü organize yıpratma kampanyası
8- Sınavda ÖSYM’nin dağıttığı “silgi silmiyordu” organize kampanyası
9- Sorular kendi kitaplarından çıkmayınca yürütülen “ösym bu işi eline yüzüne bulaştırdı” organize kampanyası

10- Tüm gazetelere ÖSYM yi karalama için ilan verme organize kampanyası

11- “Tüm Hekimler Adına ÖSYM Başkanına” yazılan mesajlar
12- ÖSYM binası önünde yapılan organize eylem kampanyası

13- Başbakanlığa maillerle mağduruz organize yıpratma kampanyası

14- Cumhurbaşkanlığına yönelik mailler ve randevular ile mağduruz organize kampanyası
15- Tüm gazetecilere mağduruz diye “MAİL BOMBARDIMANI” organize kampanyası

16- Tüm gazete haberlerinin altına “mağduruz feryadı” organize kampanyası

17- Tüm televizyon kanallarına mağduruz diye organize kampanya
18- YÖK başkanına yönelik organize kampanya

19- Tüm milletvekilleri ve siyasetçilere yönelik mağduruz organize kampanyası

20- Tüm ÖSYM çalışanlarına “çok ağır küfür ve hakaret” organize kampanyası
TÜM BUNLAR YAKLAŞIK AYNI KİŞİLER TARAFINDAN YAPILMAKTADIR VE TAMAMINA YAKINININ SINAVLA İLGİLERİ YOKTUR: TEK GÖREVLERİ SINAVLA İLGİLİ ŞAİBE OLUŞTURMAKTIR. İncelendiğinde GÖRÜLECEKTİR Kİ AŞAĞIDAKİ HABER NE KADAR MASUM KALIYOR.


BASIN AÇIKLAMASI


(27 Ekim 2011)





Cumhuriyet Gazetesi’nde ‘Ortaokuldan terkti, ÖSYM Üniversiteli yaptı’ başlığı ile yer alan haberle ilgili olarak aşağıdaki açıklama yapılmıştır; Haberde ÖSYM’nin, ortaokuldan sonra okumayan Erdem Adıgözel adlı bir vatandaşa tebligat gönderdiği, tebligatla adayı 17-27 Ekim tarihleri arasında Anadolu Üniversitesi’ne kayıt yaptırmaya çağırdığı iddia edilmekte, hatta ÖSYM’nin adı geçen şahsı ‘Öncelikle sizi kutlar, başarınızın devamını dileriz’ şeklinde bir metinle tebrik ettiği söylenmektedir. Ancak bu haber yalan ve iftiradan öte hiçbir anlam taşımamaktadır. ÖSYM’nin ortaokuldan terk bir adaya üniversite kayıtları için gönderdiği herhangi bir evrak kesinlikle söz konusu değildir. Bunun da ötesinde aday 2011 YGS’ye girmiştir ve Zonguldak İmam Hatip Lisesi mezunudur. Aday Diploma Tarihi 02.07.2011, Diploma Numarası ise 2830’dur. Haberle ilgili hukuki süreç tarafımızdan başlatılmış olup, iddia sahiplerini iddialarını ispatlamaya davet ediyoruz. Kamuoyunun ve basının bilgisine sunulur.


ÖSYM BAŞKANLIĞI



<HR style="COLOR: #d1d1e1" SIZE=1><!-- / icon and title --><!-- message -->FLAŞ. Türkiye'nin en ileri görüşlü doktoru
ÖSYM nin büyük hainliği
ÖSYM'den Bilgi Sızması- Moderatörler<?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-comDr TUS hakkında Savcılığa Suç Duyurusu
Yöneticinin imanı.. ÖSYM, Hak Arama, Organize guruplar
Dr. Rıza Eröksüz: Provakatörleri açıklıyorum<o:p></o:p>

Tüm Hekimler Adına ÖSYM Başkanına<o:p></o:p>
ŞOK! ŞOK! ŞOK! Tusdata’ya Kapatma Davası<o:p></o:p>
Yeter artık ösym yeterrrrrrrrr adam ol!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!<o:p></o:p>
Drasc ÖSYM başkanına meydan okuyor
Dr Tus sitesindeki nöbetçi silgi provakatörü ve tesadüfler zinciri
Pis kokular gelen tuvalet dosyası ve tesadüfler zinciri
Dr TUS ta nöbetçi kaloriferci ve tesadüfler zinciri-3
Dr Tus sitesindeki Erikli su provakatörü ve tesadüfler zinciri-2
Rızanın iki yüzü... Yumuşaklığı-Sertliği
ÖSYM Başkanına sesleniyorum, plansız hareket ediyorsun
Yancaksın Ali Demir- Mustafa'nın Canbaza bak oyunu
Konuyla ilgili vatandaşın iyiniyetini anlamayan gerikafalılar
Olmazboletus örneği
Ateşli meslektaş
Silgin Silmiyor İşte ÖSYM!!!
Atma Recep... <o:p></o:p>

Kaşarlanmış Dr TUS.com provakatörü: Başocak
TUSDATA'nın sponsoru olduğu Dr tus'taki şizofren<o:p></o:p>
Sami selçukbiriick Bey ÖSYM'yi elinde oynatıyor (du)<o:p></o:p>
Sami Selçuk Biricik Bey sadece ÖSYM yi mi elinde oynatıyor?<o:p></o:p>
Tusdatayı aradım uz.dr.Sami selçukbiricik Bey ÖSYM de dediler...
ÖSYM açıklamalarından sonra kimler yurtdışına kaçma hazırlığı...
Prof.Dr. İdris Şahin mikrobiyoloji, Doç.Dr.Kemal GÖL kadın doğum, nlp Eftal ORHAN TUStime'da. Neler oluyor?<o:p></o:p>

<o:p></o:p>
Tıp Öğrencileri Nasıl Fişleniyor? Özel Dosya<o:p></o:p>
Genç Klinisyenlere katılmadı sebebi: KOMİNİST<o:p></o:p>
Hocaefendi Cemaati-Alevi,Sol Kesim içinde sözü geçen fişlemeleri<o:p></o:p>
Samimi güler yüzlü sempatik fişleme<o:p></o:p>
Genç Klinisyenlere Verilen Gizli ve Çok Gizli Görevler<o:p></o:p>
Vır Vır Vır En Geveze GKK Fişlemecisi...<o:p></o:p>
Tusdata tus dersanesi hocalarının genç klinisyenler prosedürlerine bakışı:<o:p></o:p>
GKK dan sonra özel GKK... daha neler çıkacak<o:p></o:p>
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Genç Klinisyenleri<o:p></o:p>
Dönem 2 Öğrencilerine de bulaştırılan Genç Klinisyenler virüsü<o:p></o:p>
Aşırı Heyecanlı Genç Klinisyen<o:p></o:p>
Genç klinisyenler Klübü Uygulama Prosedürleri<o:p></o:p>
Kocaeli Genç Klinisyenleri<o:p></o:p>
Sizce Genç Klinisyenlerde İndirim Oranını Ne Belirliyor?<o:p></o:p>
Genç Klinisyenler Kulübü iyilik hareketimi yoksa fişleme mi?
Alıntı:
dahiliyenezareti´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sami Selçukbiricik'ten ÖSYM'ye "ATEŞLE OYNAMAK"
(5 Ekim 2012)

ÖSYM yine ateşle oynuyor.

Onlar; bu ülkede, adaletli ve güvenli sınav yapmak için varlar ve bunun
için para alıyorlar devletten ve dolayısıyla milletten...

Bulundukları mekan ve makamlar; babalarının çiftliği ya da mirası
olmadığına göre sorumluluklar bilinciyle adil davranmak ZORUNDALAR.

İşleri sınav yapmaksa; önce adam gibi soru hazırlayacak, sonra güvenli bir
şekilde sınav yapacak, sonra hatalı sorular varsa bunları iptal edecek ve
yerleştirmeleri yapacaklardır.

Eylül 2012 TUS için adam gibi soru hazırlayamadılar, bu açık... Branş
profesörlerinin dahi bilemediği soruları sormak marifet mi? Diyelim ki
sordular: Hatalı soruları neden inceleyip iptal etmiyorlar? Binlerce
insanın itirazlarına, neden tek bir satır dahi açıklama yapmaktan
kaçınıyorlar?

Bunun tek sebebi olacaktır: İTİBAR KAYBI KORKUSU...

Adalet kaybolduğunda; işte asıl o zaman, İTİBAR gerçekten KAYBOLMUŞTUR.

Şimdi herkese, adaletin tesisi için görevler düşmektedir:

1. Sınava giren herkes; ÖSYM'yi mail, faks, tweet... vs. yağmuruna tutmalı,
doyurucu bir açıklama yapmaları istenmelidir.
2. Türk Tabipleri Birliği harekete geçirilmelidir.
3. Siyaset ve bürokrasi de kulisler yapılmalı, olayın farkındalığı siyaset
boyutunda da sağlanmalıdır.
4. Basın harekete geçirilmelidir.
5. Gerekirse gazete ilanları ile olay tüm kamuoyunun dikkatine sunulmalıdır.
6. Herkesin; siyasette ve basında olan yakınları ve tanıdıkları iyi birer
tetikleyici rol oynayabilir, bu tanışıklıklar harekete geçirilmelidir.
7. ÖSYM Başkanı; direk Cumhurbaşkanı'na bağlı olduğu için olayı
Cumhurbaşkanı'na mutlaka iletmek gerekir.
8. Kısa sürede sonuç alınamazsa, acilen yargı yoluna gidilmelidir.


Son Sözümüz ÖSYM yetkililerine:

Ey ÖSYM yetkilileri,

Allahtan korkun. Bir gün, sakladıklarınızın açığa çıkacağını bilmiyor
musunuz? Burası babanızın çiftliği değil ki, komplekslerinizle ve
despotlukla hareket edemezsiniz. Bugüne kadar yaptıklarınızdan hesap
vermemiş olmanız, bundan sonra hesabı toptan vermeyeceğiniz anlamına gelmez.

Aynı despotizmi Aralık 2010 TUS'unda yapmadınız mı? Binlerce kişinin
hakkına - BİLEREK ve İSTEYEREK - girmediniz mi? 1,5 yıl sonra gelen yargı
cevabı hala sizi uyandırmadı mı?

Yarın, yargı bu soruları iptal edip de hatalarınız bir kez daha açığa
çıktığında sokağa nasıl çıkacak, çocuklarınızın yüzüne nasıl bakacaksınız?

Bu ülkenin adil bir ÖSYM'ye daima ihtiyacı var. Lütfen, Allahtan korkun ve
adil olun ki itibarınızın iadesine bir yol açılsın

ATEŞLE OYNAMAK (5 Ekim 2012)ÖSYM yine ateşle oynuyor. Onlar; bu ülkede, adaletli ve güvenli sınav yapmak için varlar ve bunun için para alıyorlar devletten ve dolayısıyla milletten… Bulundukları mekan ve makamlar; babalarının çiftliği ya da mirası olmadığına göre sorumluluklar bilinciyle adil davranmak ZORUNDALAR. İşleri sınav yapmaksa; önce adam gibi devamı

http://www.facebook.com/************...92254577460688
Alıntı:
dahiliyenezareti´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sami Selçukbiricik'ten ÖSYM'ye "ATEŞLE OYNAMAK"
(5 Ekim 2012)

ÖSYM yine ateşle oynuyor.

Onlar; bu ülkede, adaletli ve güvenli sınav yapmak için varlar ve bunun için para alıyorlar devletten ve dolayısıyla milletten...

Bulundukları mekan ve makamlar; babalarının çiftliği ya da mirası olmadığına göre sorumluluklar bilinciyle adil davranmak ZORUNDALAR.

İşleri sınav yapmaksa; önce adam gibi soru hazırlayacak, sonra güvenli bir şekilde sınav yapacak, sonra hatalı sorular varsa bunları iptal edecek ve yerleştirmeleri yapacaklardır.

Eylül 2012 TUS için adam gibi soru hazırlayamadılar, bu açık... Branş profesörlerinin dahi bilemediği soruları sormak marifet mi? Diyelim ki sordular: Hatalı soruları neden inceleyip iptal etmiyorlar? Binlerce insanın itirazlarına, neden tek bir satır dahi açıklama yapmaktan kaçınıyorlar?

Bunun tek sebebi olacaktır: İTİBAR KAYBI KORKUSU...

Adalet kaybolduğunda; işte asıl o zaman, İTİBAR gerçekten KAYBOLMUŞTUR.

Şimdi herkese, adaletin tesisi için görevler düşmektedir:

1. Sınava giren herkes; ÖSYM'yi mail, faks, tweet... vs. yağmuruna tutmalı, doyurucu bir açıklama yapmaları istenmelidir.
2. Türk Tabipleri Birliği harekete geçirilmelidir.
3. Siyaset ve bürokrasi de kulisler yapılmalı, olayın farkındalığı siyaset boyutunda da sağlanmalıdır.
4. Basın harekete geçirilmelidir.
5. Gerekirse gazete ilanları ile olay tüm kamuoyunun dikkatine sunulmalıdır.
6. Herkesin; siyasette ve basında olan yakınları ve tanıdıkları iyi birer tetikleyici rol oynayabilir, bu tanışıklıklar harekete geçirilmelidir.
7. ÖSYM Başkanı; direk Cumhurbaşkanı'na bağlı olduğu için olayı Cumhurbaşkanı'na mutlaka iletmek gerekir.
8. Kısa sürede sonuç alınamazsa, acilen yargı yoluna gidilmelidir.


Son Sözümüz ÖSYM yetkililerine:

Ey ÖSYM yetkilileri,

Allahtan korkun. Bir gün, sakladıklarınızın açığa çıkacağını bilmiyor musunuz? Burası babanızın çiftliği değil ki, komplekslerinizle ve
despotlukla hareket edemezsiniz. Bugüne kadar yaptıklarınızdan hesap vermemiş olmanız, bundan sonra hesabı toptan vermeyeceğiniz anlamına gelmez.

Aynı despotizmi Aralık 2010 TUS'unda yapmadınız mı? Binlerce kişinin hakkına - BİLEREK ve İSTEYEREK - girmediniz mi? 1,5 yıl sonra gelen yargı cevabı hala sizi uyandırmadı mı?

Yarın, yargı bu soruları iptal edip de hatalarınız bir kez daha açığa çıktığında sokağa nasıl çıkacak, çocuklarınızın yüzüne nasıl bakacaksınız?

Bu ülkenin adil bir ÖSYM'ye daima ihtiyacı var. Lütfen, Allahtan korkun ve adil olun ki itibarınızın iadesine bir yol açılsın

ATEŞLE OYNAMAK (5 Ekim 2012)ÖSYM yine ateşle oynuyor. Onlar; bu ülkede, adaletli ve güvenli sınav yapmak için varlar ve bunun için para alıyorlar devletten ve dolayısıyla milletten… Bulundukları mekan ve makamlar; babalarının çiftliği ya da mirası olmadığına göre sorumluluklar bilinciyle adil davranmak ZORUNDALAR. İşleri sınav yapmaksa; önce adam gibi devamı

http://www.facebook.com/************...92254577460688







TARİHLERE DİKKAT DR. RIZA ERÖKSÜZ



2009- 2010-2011-2012

"""aşağıdaki iki yazıyı yazan aynı kişidir.
ve tüm organizasyonların menfaat şebekesinin başıdır.
Bir cerrahi asistanının girmediği sınavla ilgili menfaat kaybı olmayacağına göre aynı nick i kullanan ikinci bir kişi vardır.
Tüm bağlantılar, duyumlar, bilgi sızdırılmaları, telefon trafiği, sınava girmeyen kişilerin, ortaokul ilkokul mezunlarının 25 netim eksik diye ortaya çıkması her yerde yaygaralar organize tabloyu ortaya çıkaracaktır.
İki yıla yakın arayla yazılan bu yazılar aynı kişi tarafından yazılmıştır. Konu, vs kısmı, konsept, hedef, ... lar, her meslekten sonra olanlar kelimesi bile aynıdır.
Sizce bu bir asistan yazısı mı dersane sahibi yazısı mı?









"""
neler neler

Bu ne yaaaaâ


Alıntı:
Kayıtsız Üye´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
BAŞKA BİR TUS FORUMUNDAKİ YORUMU BURAYA AKTARAYIM


ÖSYM TUS DAVALARI HİÇ BİTMEYECEK!!!! Çünkü ;
Bu işten yararlanan ve yararlandırılan “organize menfaat çeteleri” nin sosyal medyada kanıtlı bağlantıları çökertilmedi
1- Sürekli yanlış TUS sorusu, iptal, soru açıklamama türü mahkemede %100 kaybedeceği kesin davalık durum oluşturarak her sınav sonrası kaosa neden olan ve devlet kurumu …….. ?
2- Her sınav sonrası hakkımızı arayan dersane ………. ?
3- Her sınav sonrası hatalı sorular üzerinden hakkımızı arayan tus forum sitesi ………. ?
4- Her sınav sonrası hatalı sorular üzerinden hakkımızı arayan avukatlar ………. ?
5- Her sınav sonrası hatalı sorular üzerinden ÖSYM ‘ye dava açılmasını tek gündem yapan dersane ve tus forum sitesi ………. ?
6- ÖSYM’ye dava için dersane ve tus forum sitesi tarafından yönlendirildiğimiz avukat……. ?
7- Biyologların TUS’a girebilmesi davasında yönlendirildiğimiz avukat…. ?
8- Biyologların TUS’a girebilmesi davasında davacıların tüm dava masraflarını karşılayacağını açıklayan ve karşılayan dersane…… ?
9- Hürriyet- Milliyet vs gazetelerine verilen ÖSYM gazete ilanlarını fonlayan dersane…….?
10- ÖSYM-YÖK yetkilileri ile yakın hemşehrililik irtibatı olan dersane sahibi……?
11- 15 dakikada bir mahkemeyi aramak için “TUS TELEFON TİMİ” kuran Tus forumu …?
12- Mahkemeye baskı için “ORGANİZE OLUP MAHKEME BAŞKANINA GİTME“etkinliği yapan Tus forumu …?
13- Bilirkişilere baskı yapmak için “BİLİRKİŞİ İLE GÖRÜŞME GURUBU” oluşturan Tus forumu…?
14- ÖSYM Hukuk Müşavirliğine baskı için” TUS ÖSYM HUKUK TİMİ” oluşturan Tus forumu…?
15- Bahse konu Tus forum sitesini yüksek rakamlarla fonlayan dersane…….?
16- ÖSYM Başkanının avukatı…..?
17- Dersane sahibinin avukatları…..?
18- ÖSYM davalarında tus forumlarından yönlendirildiğimiz avukatlar… ?
19- Tüm bu ÖSYM avukatları aynı adresteki aynı hukuk bürosunun avukatı mı…..?
20- ÖSYM Başkanının avukatı, ÖSYM davalarının avukatları yakınlığı …..?
21- Hukuk bürosunda çalışan avukatlar ile ÖSYM ve YÖK üyeleri arasında ticari ortaklık bağlantısı …. ?
22- Hukuk bürosunda çalışan avukatlar ile dersane sahipleri arasında ticari ortaklık bağlantısı ……?
23- Hukuk bürosunda çalışan avukatlar, ÖSYM ve YÖK üyeleri ve dersane sahipleri arasında ticari ortaklık bağlantısı …..?
24- Dersane sahibiyle ortaklık bağlantısı olan ÖSYM ve YÖK üyeleri…..?
25- Hukuk bürosunda çalışan avukatlar ile ÖSYM ve YÖK üyeleri arasında kankalık bağlantısı …..?
26- Hukuk bürosunda çalışan avukatların dersane ve forum yönlendirmesiyle açtığı ÖSYM davaların sonucu……..?
27- ÖSYM’nin 7 Ocak 2011 tarihli Basın Duyurusunda bahsettiği “herkesi ÖSYM karşıtı faaliyete sevk eden menfaat grupları” ile yakın irtibatlı ÖSYM-YÖK üyeleri var mıdır?
28- Herkesi ÖSYM karşıtı faaliyete sevk eden menfaat gruplarının davetine icabet eden ÖSYM-YÖK üyeleri ……?
29- ÖSYM’nin 16.09.2014 tarihli Basın Duyurusunda “bir hazırlık dersanesinin forumlardaki organizasyonundan bahsedilmekte ve başkasının yerine sınava girdiği tespit edilen malum dershane sahibi olarak tanınan kişi” diye bahsettiği organize yapı ile çok yakın irtibatlı ÖSYM-YÖK üyeleri ……?
30- ÖSYM karşıtı faaliyetleri organize eden ve başkasının yerine sınava giren dersane sahiplerinin davetine icabet eden ÖSYM-YÖK üyeleri ……. ?

netice her sınav sonrası çok beklersiniz

Last edited by Kayıtsız Üye; 02-05-2017 at 07:24.
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
osym, savcılık, soru çalınması, tusdata, yök, yolsuzluk

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Tusdata Ösym savaşı benzebubi Tusdata 37 10-01-2017 08:11
ÖSYM DEN TUSDATA ya cevap var dafura TUS Dersaneleri 12 09-20-2014 08:48
Savaşın kirli yüzü: Eşekler katlediliyor aerol Aktüel / Gündem / Haberler 0 09-19-2011 21:24
TUSDATA sponsoru aracılığıyla ÖSYM'yi yıpratma nedeni? drerk Tusdata 29 02-18-2011 21:38
Cep telefonları ne kadar kirli? medihaber Türkiye ve Dünyadan Sağlık Haberleri 0 07-28-2010 16:37


Şu Anki Saat: 06:03


Powered by vBulletin
Copyright © 2000-2009 Jelsoft Enterprises Limited.
www.stetuskop.com