www.steTUSkop.com ; TIP ve TUS'un MERKEZi ! Doğruların TEK Adresi !

Geri git   www.steTUSkop.com ; TIP ve TUS'un MERKEZi ! Doğruların TEK Adresi ! > PARAMEDİKAL DÜNYA > Sosyal Hayatımız > Edebiyat Şiir Kitap

3198 (2 Kayıtlı Ve 3196 Misafir Üye Bulunmaktadır.)
Anasayfa İletişim TUS Güncel TUS Dersaneleri TUS Hazırlık Yabancı Dil ve TUS Mecburi Hizmet YDUS Tus Rehberi DUS
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 07-08-2013, 11:22   #1
drenes
Aktif Üye
 
drenes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03.06.13
Nerden: Konya
Mesajlar: 124
Tecrübe Puanı: 0
drenes is an unknown quantity at this point
Standart Bir Hekim, Bir Hayat

Bir Hekim, Bir Hayat

Gözyaşlarını siliyordu mendiliyle, yaşama gücünü kaybetmiş solgun bir ifadesi vardı. Birkaç günlük varlığında yaşadığı mutluluğu gitmiş, yeri doldurulamaz bir acı çökmüştü yüreğine. Elini yumruk yapıp vurduğu göğsü artık dayanamaz olmuştu buna. Her şey birkaç gün önce başlamıştı. Birazdan yapayalnız çıkmak zorunda olduğu bu kapıdan, büyük ümitlerle ve yaptığı sayısız planla beraber girmişti on gün önce. Ona vereceği adı bile düşünmüştü oysa. Renkli patikler çoktan yapılmıştı, mendillerin her oyasını gönlüyle, yüreğiyle, bebeğine duyduğu sonsuz aşkla yapmıştı. Şuan içinde ufak bir bedenin yattığı kundağı, çapa yaparak kazandığı parayla almıştı.

Yeter teyze on gün önce sancılar içinde gelmişti, umutlarını soğuk duvarların yuttuğu hastaneye. Hemen doğum çalışmalarına başlamıştı köyün doktoru. Kaza geçirdiği yeri kan içindeydi Yeter teyzenin, merdivenden düşmüş ve sol yanına darbe almıştı, bu sebeple artık vaktinin geldiğini de düşünen komşuları alelacele sağlık ocağına getirmişlerdi onu. Doktor epey ter dökmüş ve başarılı bir doğum yaptırmıştı. Ama bir huzursuzluk vardı. Birkaç saat sonra kendine gelen Yeter teyze, içinde garip bir hissin olduğunu söylemişti. Belki de bir rüya görmüştü ve hala onun etkisindeydi. Sanki ayrılması kolay olsun diye sürekli bebeğini öpüp kokluyor, sıkı sıkıya göğsüne bastırıyordu.

Dayanamamıştı yeter teyze, duyduğu şüpheleriyle bir anda soruvermişti doktora: ‘‘İyi değil mi doktor, bir sıkıntı yok değil mi?’’ demişti. Düşünceli gözleri yorgunluktan çökmüştü doktorun, bu soru hiç sorulmamış olsaydı keşke, umutların biteceği bir yerde olmasaydı keşke… ‘‘Yaşayacak inşallah.’’ dedi doktor, ‘‘Yaşayacak inşallah...’’ dedi titrek, kendine güveni olmayan bir ses tonuyla.

Sırtını döndü ve odasına gitti doktor, yaşlı gözlerini bu şekilde gizlemişti. Kendini koltuğuna attı. Masasında duran bir fotoğrafa bakıyordu, birkaç yıl önce çekilmiş evlilik fotoğrafıydı bu. Bu çerçeveye her baktığında yaptığı şeyi yaptı yine, çekmeceyi açtı ve bir yüzük çıkardı. Parmağındaki yüzüğün eşiydi bu. Sahibi şuan karşısında duruyordu, bir fotoğraftan kendisine bakıyordu. Kim bilir, belki de cennetten bakıyordu, kendisine el sallıyordu, ne olur ağlama diyordu…

Oysa ne çareydi. Giden gidiyordu işte. Ardına bakmadan, kim bilir belki de ardına bakamadan. Ne sual olur gidene ne de gitmek isteyene. Yürek bu, kimi barındıracağı alın yazısıysa boşunaymış ağlamak bir yokluğun ardından. ‘‘Sen şimdi gittin ya…’’ dedi doktor. Hıçkırıklar boğazına düğümlenmişti. Tamamladı sözünü ve belki duyan olur diye haykırdı sahipsiz bir yüzüğe: ‘‘Sen şimdi gittin ya, seni kaybettiğimi sanıyorken anlıyorum ki kaybolan benim. Hasretinde yatan bir sahipsiz cenazeyim. Bari sen oku dualarımı ta cennetten, belki duyan olur beni bugün yüreğimden. Ey gidenim; ben kalanım senin ardından, tüm yaşanmamış ve yarınsız umutlara…’’

Enes Başak
drenes isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

     

Alt 09-23-2017, 08:01   #2
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Alıntı:
drenes´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bir Hekim, Bir Hayat

Gözyaşlarını siliyordu mendiliyle, yaşama gücünü kaybetmiş solgun bir ifadesi vardı. Birkaç günlük varlığında yaşadığı mutluluğu gitmiş, yeri doldurulamaz bir acı çökmüştü yüreğine. Elini yumruk yapıp vurduğu göğsü artık dayanamaz olmuştu buna. Her şey birkaç gün önce başlamıştı. Birazdan yapayalnız çıkmak zorunda olduğu bu kapıdan, büyük ümitlerle ve yaptığı sayısız planla beraber girmişti on gün önce. Ona vereceği adı bile düşünmüştü oysa. Renkli patikler çoktan yapılmıştı, mendillerin her oyasını gönlüyle, yüreğiyle, bebeğine duyduğu sonsuz aşkla yapmıştı. Şuan içinde ufak bir bedenin yattığı kundağı, çapa yaparak kazandığı parayla almıştı.

Yeter teyze on gün önce sancılar içinde gelmişti, umutlarını soğuk duvarların yuttuğu hastaneye. Hemen doğum çalışmalarına başlamıştı köyün doktoru. Kaza geçirdiği yeri kan içindeydi Yeter teyzenin, merdivenden düşmüş ve sol yanına darbe almıştı, bu sebeple artık vaktinin geldiğini de düşünen komşuları alelacele sağlık ocağına getirmişlerdi onu. Doktor epey ter dökmüş ve başarılı bir doğum yaptırmıştı. Ama bir huzursuzluk vardı. Birkaç saat sonra kendine gelen Yeter teyze, içinde garip bir hissin olduğunu söylemişti. Belki de bir rüya görmüştü ve hala onun etkisindeydi. Sanki ayrılması kolay olsun diye sürekli bebeğini öpüp kokluyor, sıkı sıkıya göğsüne bastırıyordu.

Dayanamamıştı yeter teyze, duyduğu şüpheleriyle bir anda soruvermişti doktora: ‘‘İyi değil mi doktor, bir sıkıntı yok değil mi?’’ demişti. Düşünceli gözleri yorgunluktan çökmüştü doktorun, bu soru hiç sorulmamış olsaydı keşke, umutların biteceği bir yerde olmasaydı keşke… ‘‘Yaşayacak inşallah.’’ dedi doktor, ‘‘Yaşayacak inşallah...’’ dedi titrek, kendine güveni olmayan bir ses tonuyla.

Sırtını döndü ve odasına gitti doktor, yaşlı gözlerini bu şekilde gizlemişti. Kendini koltuğuna attı. Masasında duran bir fotoğrafa bakıyordu, birkaç yıl önce çekilmiş evlilik fotoğrafıydı bu. Bu çerçeveye her baktığında yaptığı şeyi yaptı yine, çekmeceyi açtı ve bir yüzük çıkardı. Parmağındaki yüzüğün eşiydi bu. Sahibi şuan karşısında duruyordu, bir fotoğraftan kendisine bakıyordu. Kim bilir, belki de cennetten bakıyordu, kendisine el sallıyordu, ne olur ağlama diyordu…

Oysa ne çareydi. Giden gidiyordu işte. Ardına bakmadan, kim bilir belki de ardına bakamadan. Ne sual olur gidene ne de gitmek isteyene. Yürek bu, kimi barındıracağı alın yazısıysa boşunaymış ağlamak bir yokluğun ardından. ‘‘Sen şimdi gittin ya…’’ dedi doktor. Hıçkırıklar boğazına düğümlenmişti. Tamamladı sözünü ve belki duyan olur diye haykırdı sahipsiz bir yüzüğe: ‘‘Sen şimdi gittin ya, seni kaybettiğimi sanıyorken anlıyorum ki kaybolan benim. Hasretinde yatan bir sahipsiz cenazeyim. Bari sen oku dualarımı ta cennetten, belki duyan olur beni bugün yüreğimden. Ey gidenim; ben kalanım senin ardından, tüm yaşanmamış ve yarınsız umutlara…’’

Enes Başak
Enes abi Allah yardımcın olsun. Zor dostum zor
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
özel hekim-memur hekim hukuk önünde eşit mi? aerol TIP Etiği ve Hukuku 0 03-08-2011 13:33
Tus ve hayat timeistus Motivasyon - Danışmanlık 0 06-26-2010 20:22
...hayat ... prisca STETUSKOP Kulisleri / Muhabbet 11 06-10-2010 15:36
Hayat bir nakış tuszede Edebiyat Şiir Kitap 0 01-25-2010 16:34
Hayat Treni... tuszede Edebiyat Şiir Kitap 0 12-03-2009 19:00


Şu Anki Saat: 06:31


Powered by vBulletin
Copyright © 2000-2009 Jelsoft Enterprises Limited.
www.stetuskop.com