www.steTUSkop.com ; TIP ve TUS'un MERKEZi ! Doğruların TEK Adresi !

Geri git   www.steTUSkop.com ; TIP ve TUS'un MERKEZi ! Doğruların TEK Adresi ! > TUS (TIPTA UZMANLIK SINAVI) , Yan Dal Uzmanlık Sınavı (YDUS) ve USMLE PLATFORMU > TUS Dersaneleri > Tusdata

3190 (2 Kayıtlı Ve 3188 Misafir Üye Bulunmaktadır.)
Anasayfa İletişim TUS Güncel TUS Dersaneleri TUS Hazırlık Yabancı Dil ve TUS Mecburi Hizmet YDUS Tus Rehberi DUS
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 10-19-2016, 14:18   #441
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

ZAFER FATİH BEYAZ

Adnan Menderes Üniversitesi Öğretim Görevlisi Hasan Can Oktaylar, 2007-2013 yılları arasında yoğun ve sistemli bir şekilde hemen hemen tüm merkezi sınavlarda kopya çekildiğini iddia etti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında görevli Cumhuriyet Savcısı Yücel Erkman'ın 2010 KPSS ile 2009, 2012 KPSS, 2013 ALES, 2013 YDS ve İç Denetçilik Sınavı'nın mercek altına alınacağı yönündeki açıklamaları, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) değişik sınavlarda da soruları önceden ele geçirdiği ve bu sınavlarda kopya çekildiği iddialarını güçlendirdi.

Konuya ilişkin AA muhabirine açıklama yapan Adnan Menderes Üniversitesi Öğretim Görevlisi Oktaylar, 2010 KPSS'ye ilişkin yaptığı istatistiki çalışmalar ve analizlerin, kopyanın Eğitim Bilimleri oturumunun yanı sıra Genel Kültür, Genel Yetenek oturumlarında da çekildiğini gösterdiğini bildirdi.

Buna bağlı olarak 3 bine yakın öğretmen adayının ve sadece Genel Kültür ve Genel Yetenek oturumundan gelen KPSS3 puanıyla B grubu kadrolara 6 bin adayın kopya çekerek yerleştiğini hesaplamalardan tahmin ettiklerini dile getiren Oktaylar, "2010'daki kopyanın çok geniş kitlelere ulaştığı istatistiksel olarak da görünüyor. Ancak tahminlerimiz, ÖSYM'nin yaptığı diğer başka sınavlarda, 2010 KPSS kadar kapsamlı olmasa da daha dar sayıda olmak üzere 2013 yılına kadar sürekli olarak kopya çekildiği yönünde." diye konuştu.

"Deliller yok edildi"

Hasan Can Oktaylar, soruların sızdırıldığı yıllarda FETÖ'cü savcılar tarafından mevcut delillerin de yok edildiğinden kopyanın ispatlanamadığını, sürecin bu yıla kadar geldiğini ifade etti.

"2007-2013 yılları arasında yoğun ve sistemli bir şekilde hemen hemen tüm merkezi sınavlarda dar veya geniş kapsamlı şekilde kopya çekildiğini iddia ediyorum." diyen Oktaylar, şöyle devam etti:

"Tahminlerimiz odur ki 2007 itibarıyla ÖSYM'nin soru bankası FETÖ'cülerin eline geçti. Yani çalışanların soru bankasından dışarı soru sızdırma imkanları arttı. 2010'da bu soru sızdırmayı fütursuzca yaptılar. Pek çok kurumun kritik merkezlerine bu sınavlarla atamalar oldu. Bu sınav dikkat çekti, çünkü kopya çeken kişi sayısı 9-10 bindi. İddiamız 2007-2013 yılları arasında özellikle FETÖ ile irtibatlı akademisyenler için Tıpta Uzmanlık Sınavından (TUS) tutun yabancı dil barajının aşılması için yeni adıyla Yabancı Dil Sınavı (YDS) eski adıyla Üniversitelerarası Kurul Yabancı Dil Sınavı'na (ÜDS) kadar birçok sınavda kopya çekildiğidir.

Ancak bu sınavlarda kopya için soruların verildiği kişi sayısı binleri bulmuyordu. TUS'ta tahminimize göre sorular 40-50 kişiye, ÜDS'de en fazla 100-150 kişiye sızdırılmıştır. Bu rakamlar istatistiklerde çok oynama yapmaz. Bu terör örgütüne ait akademisyenlerin en az yarısının bu şekilde barajları geçtiğini düşünüyoruz."

2012'de de kopya olduğu iddiası

2010 KPSS'deki kopya iddialarının basında geniş şekilde yer almasının ardından 2011 KPSS'de kopya çekilmediğini düşündüğünü dile getiren Oktaylar, "Ancak 2012 KPSS'de de yine kopya çekildiğini iddia edebiliriz. Belki yoğunluğu 10 bini bulmadı ama en az 100-200 kişiye soruların sızdırıldığını düşünebiliriz." diye konuştu.

Oktaylar, alınan önlemler sayesinde ÖSYM merkezli sınavlarda 2013 KPSS'den itibaren kopya çekilmediğini tahmin ettiğini, bu dönemde kopya bulgusuna rastlamadığını söyledi.

Soru kitapçığının kullanım biçimi, cevap anahtarlarının incelenmesi halinde kopyaya ilişkin yüzde 20-30 oranında hata payıyla bir kanaat oluşturulabileceğinin altını çizen Oktaylar, "Bunlar çıkarılabilir ancak tahminim bu soru kitapçıklarının ve cevap anahtarlarının imha edildiği yönünde." dedi.

"Kopya reel veriler üzerinden takip edilmeli"

Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Vekili Latif Selvi ise FETÖ'nün çok geniş alanda yanlış iş yaptığının bir bir ortaya çıktığını ifade etti.

Merkezi sınavlarda geniş ya da dar kapsamlı kopya çekilip çekilmediğinin reel veriler üzerinden takip edilmesi gerektiğine işaret eden Selvi, "Bu yapının devlet içerisinde sınavlara müdahale edebilecek ortam oluşturduğu, buralarda bir düzenbazlık çevirdiğine yönelik bir kanaat var. Bu kanaat bizde de var. TUS, ALES, üniversiteye giriş, yabancı dil sınavlarında, polisliğe, askeri okullara giriş sınavlarında birtakım yanlış işler yaptıkları yönünde bizde de bir kanaat var." diye konuştu.

Sınavlara yönelik iddiaların yargı birimleri ve bilirkişi incelemeleriyle tespit edilmesi gerektiğine işaret eden Selvi, "Bu tartışmalar, herhangi bir kişinin yetkisi ve görevi ne olursa olsun keyfi bir açıklama üzerinden yapılmamalı. Şu da incelensin bu da incelensin yaklaşımlarıyla hedef saptırılıyor denebilir. Bunlara da fırsat vermeden ciddi bir şekilde incelenmeli. Her türlü adaletin tesisi için desteğimizi de veririz." değerlendirmesinde bulund
  Alıntı ile Cevapla

     

Alt 10-24-2016, 18:32   #442
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Anadolu Ajansı

KPSS soruları hediye olarak gelmiş
KPSS sorularının sızdırılması davasının sanıklarından Saçı, "Soruları, ortaokul ve liseden sınıf arkadaşım Berat Koşucu, 'hediye göndereceğim' diyerek yollamıştı." dedi.

24.10.2016 Türkiye
KPSS soruları hediye olarak gelmiş
ANKARA

KPSS Eğitim Bilimleri, Genel Kültür ve Genel Yetenek alanlarında gerçekleştirilen 3 sınavın sorularının sızdırılmasına ilişkin ilk davanın görülmesine devam ediliyor.

Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, sanık Baki Saçı savunmasını yaptı.

"Önceki ifadelerini tekrarladığını" bildiren Saçı, mahkeme heyetinin soruları üzerine, bilgisayarından alınan imajlarda, sınav sorularının bulunduğunu kabul etti ve şunları söyledi:

"Daha önce ifade ettiğim gibi soruları, ortaokul ve liseden sınıf arkadaşım Berat Koşucu, 'hediye göndereceğim' diyerek yollamıştı. O an, 'soruların çıkıp çıkmayacağını bilmiyorum. Açsam, belki deneme olur ama sınavda çıkarsa kul hakkıdır' diye düşündüm. Bu sorulara hiçbir şekilde bakmadım. Berat soruları nereden temin etmiş, tam bilmiyorum. Çalıştığı kurumlardan olabilir. Bunu daha önce savcıya da ifade ettim. Berat bu olaydan bir hafta sonra memlekete gelmişti. Bana, 'sorulara baktın mı, kullandın mı' dedi. 'Kullanmadım' dedim. Nereden temin ettiğini sormadım. Tasvip etmediğim bir şey olduğu için konuyu kapatmak istedim."

Saçı, iptal edilenden bir önce girdiği sınavda atanmayı 0.1 puanla kaçırdığını anlatarak, "6 yıldır davanın açılmasını ve karara çıkmasını hep bekledim. Sanki soruları ben çalmış, dağıtmış, onlarla menfaat elde etmişim gibi gazetelerde boy boy resmim, boy boy ifadelerim çıktı. Berat keşke firarda olmasaydı da açıklasaydı." diye konuştu.

"2008'de bu yapıdan ayrıldım"
Başka soru üzerine Saçı, çiftçi çocuğu olduğunu, 2008'e kadar FETÖ evlerinde kaldığını, 2008'de bu yapıdan ayrıldığını söyledi.

"Dönemin savcısı bunu hep savsakladı"
Saçı'nın avukatı Mustafa Derin de duruşmada herkesin "pirüpak" gibi göründüğünü ancak bir "organizasyon" olduğunu ifade etti.

Adil bir yargılama için 2010'dan beri uğraştıklarını kaydeden Derin, şöyle devam etti:

"2010'da savcıya 'Turgut Özal Düşünce ve Hamle Derneğine gidilsin' dedik. Fakat o dönemin savcısı bunu hep savsakladı, hep erteledi. Bizim dosyayla ilgilenmemizi, delil almamızı, tavır almamızı engelledi.

'ÖSYM'ye operasyon yapılsın' diye dilekçe verdik. 'Bu sınav kitapçıklarının üzerinde işlem olmalı, işlemsiz kitapçıklar mevcut olabilir' dedik. 3 bin 227 kitapçıkta hiçbir işaret yoktu. Süper zeka olan arkadaşlar, matematik, genel kültür sorularını işlemsiz yapmıştı. Bu kitapçıklar dosyaya alındıktan sonra, maalesef, teker teker, yıllar geçtikte yok edildi. Sayısı en son 280'e düştü. Dedik ki 'bu iş müvekkile yıkılmak isteniyor. Bu bir organizasyon işi'. Bu örgütün soru çaldığını, hırsızlık yaptığını, organizasyon içinde olduğunu belirttik. Hem müvekkilim hem ben bunun ceremesini de çektik. 3 gün Fuat Avni şahsımı yazdı. Madem herkes ayrı, hiçbir kimse birbirini tanımıyor, o zaman Fuat Avni bizi niye yazdı? O dönemki gazeteler bunu niye yazdı? Müvekkilime sorular gelmiş. Ama sadece Baki Saçı'ya gelmiş değil ki, bir organizasyonla yıllarca yayılmış. 6 yıldır bu dosyanın peşindeyiz. Deliller karartılmaya, dosya bizden gizlenmeye çalışıldı. İnşallah adalet ortaya çıkar. Burada bir organizasyon olduğu kanaatindeyiz. Müvekkilim, adalete yardımcı olduğundan gerekli maddelerden yararlanmasını talep ediyoruz."

Muhabir: Barış Kılıç
  Alıntı ile Cevapla
Alt 10-24-2016, 18:34   #443
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Anadolu Ajansı

KPSS soruşturmasında FETÖ bağlantılı deliller artıyor
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 10 Temmuz 2010'daki KPSS sorularının sızdırılmasına ilişkin soruşturmasında bin 350 şüphelinin, FETÖ mensuplarının haberleştiği ByLock programını kullandığı belirlendi.

24.10.2016 Türkiye
KPSS soruşturmasında FETÖ bağlantılı deliller artıyor
ANKARA

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 10 Temmuz 2010'daki KPSS sorularının sızdırılmasına ilişkin soruşturmasında bin 350 şüphelinin, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensuplarının haberleştiği ByLock programını kullandığı belirlendi.

KPSS'de usulsüzlük iddiaları üzerine, Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçları Soruşturma Bürosu Cumhuriyet Savcısı Yücel Erkman'ın başlattığı soruşturma kapsamında 4 iddianame hazırlandı ve 384 sanık hakkında dava açıldı. Davalar, FETÖ'nün darbe girişiminin ardından yeni boyut kazanmaya başladı.

Darbe girişiminin ardından gözaltına alınan bazı şüphelilerden 2010'da yapılan KPSS sorularının nasıl sızdırıldığına ilişkin itiraflar gelmesiyle 13 bin 51 şüphelinin durumu mercek altına alındı.

Yürütülen soruşturmalarda, FETÖ mensuplarının haberleşmek için kullandıkları ByLock uygulamasını, KPSS soruşturması şüphelilerinin de kullandığı ortaya çıktı.

Soruşturma kapsamında bin 350 şüphelinin, FETÖ'nün şifreli yazışma uygulaması ByLock programını kullandığı belirlendi.

Dosyada adı geçen şüpheli 488 kadının eşlerinin asker olduğu ve bunlardan 111'inin 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında tutuklandıkları da tespit edildi.

Adil Öksüz'ün bacanağı KPSS şüphelisi
Bu arada, FETÖ'nün darbe girişimine yönelik soruşturmada Akıncı Üssü'nde gözaltına alındıktan sonra salıverilen, girişimin kilit ismi firari Adil Öksüz'ün bacanağı Ökkeş Tetik'in, KPSS dosyasının şüphelileri arasında olduğu ortaya çıktı.

Darbe girişimine katılan helikopter pilotu Binbaşı Sadullah Abra'nın eşi ve kız kardeşi ile KPSS soruşturma Savcısı Erkman'ı tehdit ettiği iddiasıyla yargılanan Nuri Öztürk'ün kız kardeşinin KPSS dosyasında şüpheli oldukları öğrenildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Marmaris'te kaldığı otele saldırı düzenleyen askerler arasında bulunan, üzerinde Erdoğan'a ve hükümete yönelik beddua çıkan Deniz Yüzbaşı Haldun Gülmez'in eşi Kübra Gülmez de 2010 soruşturmasının şüphelileri arasında yer alıyor.

İzmir'deki askeri casusluk soruşturması kapsamında, hakkında yakalama kararı çıkarılan Binbaşı Recep Zafer'in eşi Zeynep Afra Zafer de 2010 KPSS sorularının sızdırılması davasındaki şüpheliler arasında bulunuyor.

Sınav iptal edilmişti
Kamuya yerleşmek isteyen yaklaşık 800 bin adayın katıldığı 2010 KPSS'de soruların sızdırıldığı iddialarının ortaya atılması üzerine, ÖSYM Yürütme Kurulu, 17 Eylül 2010'da toplanarak, "Eğitim Bilimleri" testinin iptaline karar vermişti.

"Eğitim Bilimleri" testinin yanı sıra sınavın "Genel Yetenek ve Genel Kültür" bölümündeki soru ve cevapların da iptali istemiyle açılan davada, 19 Temmuz 2016'da 2010 KPSS'nin "Genel Yetenek ve Genel Kültür" kısımları da oy birliğiyle iptal edilmişti.

4 dava açıldı
Soruların sızdırılmasına ilişkin, Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçları Soruşturma Bürosu Cumhuriyet Savcısı Yücel Erkman'ın yürüttüğü soruşturma kapsamında, bugüne kadar 384 sanığın yargılandığı 4 dava açıldı.

Savcı Erkman, sınav sorularını önceden elde ettiğine dair kuvvetli suç şüphesi oluşan, aralarında kamuya yerleştirilenlerin de bulunduğu 13 bin 51 şüphelinin listesini de Devlet Personel Başkanlığına gönderdi.

Bu kişilerin, Aile ve Sosyal Politikalar, Bilim, Sanayi ve Teknoloji, Gençlik ve Spor, Milli Eğitim, Sağlık ve Maliye Bakanlıkları ile TBMM, TRT ve MİT'in de aralarında bulunduğu kurum ve kuruluşlara yerleştirildiği tespit edildi.

Yaklaşık 800 bin kişinin girdiği sınavda, usulsüzlük yaptıkları belirlenen 13 bin 51 kişinin durumu Devlet Personel Başkanlığınca ele alınacak.

Atamaları iptal edilecek
FETÖ'nün darbe girişiminin ardından olağanüstü hal kapsamda hazırlanan ve 17 Ağustos 2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede, 2010 KPSS ile ilgili iddialara ilişkin düzenlemelere de yer verildi. Bu KHK ile 10-11 Temmuz 2010'da yapılan KPSS genel yetenek ve genel kültür test sonuçlarına göre veya bu sonuçlar esas alınarak atanan personelin atama işlemlerinin geçerliliği devam edecek ancak bu sınav sorularını veya cevaplarını hukuka aykırı şekilde sınav öncesinde veya sırasında elde ettiği tespit edilen kişilerin atamaları iptal edilecek.

Aynı sınava giren ve soruşturma sonucunda hakkıyla devlet memuriyetine girdiği tespit edilenlerin görevleri ise devam edecek.

"Devlet için büyük tehlike"
Cumhuriyet Savcısı Erkman'ın, Aralık 2015'te açtığı davaya ilişkin iddianamede, sanıklar arasında "cemaat bağı" olduğu, soruların sınavdan önce genellikle bu bağa uygun dağıtıldığına işaret edilerek, profilleri, iş yerleri, aralarındaki mali ve sosyal irtibatları incelendiğinde, sanıkların FETÖ/PDY içinde yer aldıkları kaydedildi.

Fetullah Gülen'in, örgüt mensuplarına yurt dışından medya üzerinden talimat verdiği ifade edilen iddianamede, Gülen'in, devlete sızmayı esas alan bir konuşması hatırlatılarak, "Gülen'in, geçmiş yıllardaki konuşma kayıtlarında, devletin yasama, yürütme ve yargı erklerinin ele geçirilmesine ilişkin talimatlar verildiği, örgütün gerçek amacına ulaşmak maksadıyla ve örgüte bağlı kadroları kamu kurumlarına yerleştirmek suretiyle devleti ele geçirmeyi hedeflediği görülmektedir." ifadeleri yer aldı.

"FETÖ/PDY Örgütü"nün, ÖSYM ve kurumların yaptığı tüm sınav sorularını önceden elde ettiğine dair deliller bulunduğu, bu faaliyetlerin cumhuriyet ve topluma yönelik bir eylem olduğu" belirtilen iddianamede, şunlar kaydedilmişti:

"Aralarında mali-himmet, sosyal, iş yeri, HTS vesaire bağı olan, emir komuta zinciri altında çalışan örgütün kamu görevine atanmada sınav sorularını elde etmek suretiyle diğer kesimlere nazaran öncelik kazanması, kendi mensuplarını, sınav sorularını dağıtıp sınav kazandırarak devlet kurumlarına yerleştirmesi ve memur olanların da himmet adı altında örgüte finansal destek sağlaması rejim için büyük tehlike oluşturan, anayasal ilkelerimize, kamu görevine atanmada eşitlik ve liyakat ilkelerine aykırı, toplum değerlerini, barışını, huzurunu, devlete olan güveni zedeleyen, kul hakkına giren, aileleriyle, yakınlarıyla beraber milyonlarca insanı derinden üzen bir durumdur."

Muhabir: Barış Kılıç, Serdar Açıl
  Alıntı ile Cevapla
Alt 10-24-2016, 19:00   #444
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

COMUHABER.COM - Çanakkale'nin En Güncel Haber Sitesi ÇOMÜ Haber
Şaibeli sınavlarda FETÖ izleri
Whatsapp
Facebook Twitter Google+ Linkedin Email 24 Ekim 2016 0
Şaibeli sınavlarda FETÖ izleri
Adnan Menderes Üniversitesi Öğretim Görevlisi Hasan Can Oktaylar, 2007-2013 yılları arasında yoğun ve sistemli bir şekilde hemen hemen tüm merkezisınavlarda kopya çekildiğini iddia etti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında görevli Cumhuriyet Savcısı Yücel Erkman’ın 2010 KPSS ile 2009, 2012 KPSS, 2013 ALES, 2013 YDS ve İç Denetçilik Sınavı’nın mercek altına alınacağı yönündeki açıklamaları, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) değişik sınavlarda da soruları önceden ele geçirdiği ve bu sınavlarda kopya çekildiği iddialarını güçlendirdi.

Konuya ilişkin AA muhabirine açıklama yapan Adnan Menderes Üniversitesi Öğretim Görevlisi Oktaylar, 2010 KPSS’ye ilişkin yaptığı istatistiki çalışmalar ve analizlerin, kopyanın Eğitim Bilimleri oturumunun yanı sıra Genel Kültür, Genel Yetenek oturumlarında da çekildiğini gösterdiğini bildirdi.

Buna bağlı olarak 3 bine yakın öğretmen adayının ve sadece Genel Kültür ve Genel Yetenek oturumundan gelen KPSS3 puanıyla B grubu kadrolara 6 bin adayın kopya çekerek yerleştiğini hesaplamalardan tahmin ettiklerini dile getiren Oktaylar, “2010’daki kopyanın çok geniş kitlelere ulaştığı istatistiksel olarak da görünüyor. Ancak tahminlerimiz, ÖSYM’nin yaptığı diğer başka sınavlarda, 2010 KPSS kadar kapsamlı olmasa da daha dar sayıda olmak üzere 2013 yılına kadar sürekli olarak kopya çekildiği yönünde.” diye konuştu.

“Deliller yok edildi”
Hasan Can Oktaylar, soruların sızdırıldığı yıllarda FET֒cü savcılar tarafından mevcut delillerin de yok edildiğinden kopyanın ispatlanamadığını, sürecin bu yıla kadar geldiğini ifade etti.

“2007-2013 yılları arasında yoğun ve sistemli bir şekilde hemen hemen tüm merkezi sınavlarda dar veya geniş kapsamlı şekilde kopya çekildiğini iddia ediyorum.” diyen Oktaylar, şöyle devam etti:

“Tahminlerimiz odur ki 2007 itibarıyla ÖSYM’nin soru bankası FET֒cülerin eline geçti. Yani çalışanların soru bankasından dışarı soru sızdırma imkanları arttı. 2010’da bu soru sızdırmayı fütursuzca yaptılar. Pek çok kurumun kritik merkezlerine bu sınavlarla atamalar oldu. Bu sınav dikkat çekti, çünkü kopya çeken kişi sayısı 9-10 bindi. İddiamız 2007-2013 yılları arasında özellikle FETÖ ile irtibatlı akademisyenler için Tıpta Uzmanlık Sınavından (TUS) tutun yabancı dil barajının aşılması için yeni adıyla Yabancı Dil Sınavı (YDS) eski adıyla Üniversitelerarası Kurul Yabancı Dil Sınavı’na (ÜDS) kadar birçok sınavda kopya çekildiğidir.

Ancak bu sınavlarda kopya için soruların verildiği kişi sayısı binleri bulmuyordu. TUS’ta tahminimize göre sorular 40-50 kişiye, ÜDS’de en fazla 100-150 kişiye sızdırılmıştır. Bu rakamlar istatistiklerde çok oynama yapmaz. Bu terör örgütüne ait akademisyenlerin en az yarısının bu şekilde barajları geçtiğini düşünüyoruz.”

2012’de de kopya olduğu iddiası
2010 KPSS’deki kopya iddialarının basında geniş şekilde yer almasının ardından 2011 KPSS’de kopya çekilmediğini düşündüğünü dile getiren Oktaylar, “Ancak 2012 KPSS’de de yine kopya çekildiğini iddia edebiliriz. Belki yoğunluğu 10 bini bulmadı ama en az 100-200 kişiye soruların sızdırıldığını düşünebiliriz.” diye konuştu.

Oktaylar, alınan önlemler sayesinde ÖSYM merkezli sınavlarda 2013 KPSS’den itibaren kopya çekilmediğini tahmin ettiğini, bu dönemde kopya bulgusuna rastlamadığını söyledi.

Soru kitapçığının kullanım biçimi, cevap anahtarlarının incelenmesi halinde kopyaya ilişkin yüzde 20-30 oranında hata payıyla bir kanaat oluşturulabileceğinin altını çizen Oktaylar, “Bunlar çıkarılabilir ancak tahminim bu soru kitapçıklarının ve cevap anahtarlarının imha edildiği yönünde.” dedi.

“Kopya reel veriler üzerinden takip edilmeli”
Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Vekili Latif Selvi ise FET֒nün çok geniş alanda yanlış iş yaptığının bir bir ortaya çıktığını ifade etti.

Merkezi sınavlarda geniş ya da dar kapsamlı kopya çekilip çekilmediğinin reel veriler üzerinden takip edilmesi gerektiğine işaret eden Selvi, “Bu yapının devlet içerisinde sınavlara müdahale edebilecek ortam oluşturduğu, buralarda bir düzenbazlık çevirdiğine yönelik bir kanaat var. Bu kanaat bizde de var. TUS, ALES, üniversiteye giriş, yabancı dil sınavlarında, polisliğe, askeri okullara giriş sınavlarında birtakım yanlış işler yaptıkları yönünde bizde de bir kanaat var.” diye konuştu.

Sınavlara yönelik iddiaların yargı birimleri ve bilirkişi incelemeleriyle tespit edilmesi gerektiğine işaret eden Selvi, “Bu tartışmalar, herhangi bir kişinin yetkisi ve görevi ne olursa olsun keyfi bir açıklama üzerinden yapılmamalı. Şu da incelensin bu da incelensin yaklaşımlarıyla hedef saptırılıyor denebilir. Bunlara da fırsat vermeden ciddi bir şekilde incelenmeli. Her türlü adaletin tesisi için desteğimizi de veririz.” değerlendirmesinde bulundu.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 10-26-2016, 18:29   #445
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

29 Temmuz 2016, 16:00
İzmir Gizli Belge Davasında Sahte Delil Üreten 28 Kişi Adliyeye Gönderildi
İzmir'de gizli bilgi ve belge davası soruşturmasında sahte delil ürettikleri ve Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki yapılanmada yer aldıkları iddia edilen, aralarında generallerinde bulunduğu 20'si muvazzaf asker ile akademisyenlerinde olduğu 8 sivil toplam 28 kişi adliyeye sevk edildi.

İzmir'de gizli bilgi ve belge davası soruşturmasında sahte delil ürettikleri ve Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki yapılanmada yer aldıkları iddia edilen, aralarında generallerinde bulunduğu 20'si muvazzaf asker ile akademisyenlerinde olduğu 8 sivil toplam 28 kişi adliyeye sevk edildi. İzmir Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosundan sorumlu İzmir Cumhuriyet Başsavcıvekili Okan Bato'nun, "FETÖ/PDY'nin Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki yapılanması'na yönelik soruşturma kapsamında aralarında rütbeli subayların da bulunduğu 70 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Gözaltı kararı ardından İzmir Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince İzmir'in yanısıra İstanbul, Ankara, Konya ve Eskişehir'in de bulunduğu 22 ilde gizli bilgi ve belge davasında sahte delil üreten kişilere yönelik 4'üncü dalga operasyon kapsamında 20'si asker toplam 28 kişi gözaltına aldı. Emniyetteki sorguları tamamlanan 28 kişi bu sabah adliyeye sevk edildi. Bazı şüphelilerin ellerinde bavul olması dikkat çekti. Şüphelilerin suçlamaları kabul etmedikleri ve bazılarının da susma haklarını kullandıkları belirtildi. Gözaltı kararı verilen 83 kişiden 55'inin asker olduğu, aralarında Tümgeneral Hamza Koçyiğit ile Tuğgeneraller Şener Topçu, Uğur Buldu, eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın yaveri emekli Albay Gürsel Yüce, ayrıca darbe girişimi sonrası tutuklanan ya da halen gözaltında olan Tuğgeneraller Mehmet Nuri Başol, Fatih Celaleddin Sağır, Murat Aygün ve Hidayet Arı, Tuğamiral Nejat Atilla Demirhan'ın da yer aldığı 17 askerin bulunduğu öğrenilmişti.

ÜÇÜNCÜ DALGA DA YAPILMIŞTI

İzmir Cumhuriyet Başsavcıvekili Bato, İzmir'deki askeri casusluk soruşturmasındaki usulsüzlükler ile bazı bilgilerin sızdırılmasına ilişkin inceleme ve elde edilen belgeler doğrultusunda "FETÖ/PDY'nin Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki yapılanması"na yönelik soruşturma başlatmış, aralarında Fethullah Gülen, gazeteci Tarık Toros ve FETÖ/PDY'nin üst düzey yöneticilerinin de yer aldığı 24 kişi hakkında gözaltı kararı vermiş, 2'si amiral 6 muvazzaf askerin de savcılığa getirilmesi için Genelkurmay Başkanlığı'na talimat göndermişti.

İzmir merkezli Aydın, Denizli, Balıkesir, Gaziantep, Adana, Trabzon, Samsun, Afyonkarahisar, Mersin'de yürütülen operasyonda 8 zanlı gözaltına alınmış, 12 kişinin önceki operasyonlar kapsamında arandıkları ve yurt dışında oldukları belirtilmişti. Genelkurmay Başkanlığına gönderilen yazı doğrultusunda muvazzaf askerlerden Binbaşı Habil Özcan, Merkez Komutanlığına bağlı askeri inzibatlarca İstanbul'dan İzmir'e götürülmüş, Tümamiral Mustafa Zeki Uğurlu ve Tuğamiral Ali Suat Aktürk ile Binbaşılar Korkmaz Mermer, Recep Zafer ve Özgür Gün'ün ise sağlık gerekçeleriyle rapor aldıkları için talimat doğrultusunda adliyeye götürülemedikleri öğrenilmişti. Savcılık, gözaltındaki 8 kişi ile Binbaşı Habil Özcan'ı tutuklanmaları talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk ederken, 5 muvazzaf asker ile 16 firari hakkında "yakalanmalarına yönelik gözaltı kararı" çıkarılmasını talep etmişti. İfadelerinin ardından Binbaşı Özcan ile Mehmet Kerem Ceylan, Halil Kıyıcı, Yılmaz Şen Hasan Toğal, Şadi Yıldız ve Fatih Dikbaş'ın tutuklanmasına karar verilirken, Recai Adalı ve Zafer Denli yurt dışı çıkış yasağı getirilerek serbest bırakılmıştı.Daha sonra da haklarında yakalama kararı bulunanBinbaşı Özgür Gün ve Recep Zafer yakalanarak getirildikleri İzmir'de tutuklanmış, teslim olan Sahil Güvenlik Komutanlığında görevli Binbaşı Korkmaz Mermer ile Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Personel Başkanı Tümamiral Macit Arslan da Ankara'da gözaltına alınarak İzmir'e getirilmiş, ifadesinin ardından serbest bırakılmıştı.
29 Temmuz 2016 Cuma 16:00
  Alıntı ile Cevapla
Alt 10-26-2016, 18:32   #446
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Alıntı:
Kayıtsız Üye´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
29 Temmuz 2016, 16:00
İzmir Gizli Belge Davasında Sahte Delil Üreten 28 Kişi Adliyeye Gönderildi
İzmir'de gizli bilgi ve belge davası soruşturmasında sahte delil ürettikleri ve Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki yapılanmada yer aldıkları iddia edilen, aralarında generallerinde bulunduğu 20'si muvazzaf asker ile akademisyenlerinde olduğu 8 sivil toplam 28 kişi adliyeye sevk edildi.

İzmir'de gizli bilgi ve belge davası soruşturmasında sahte delil ürettikleri ve Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki yapılanmada yer aldıkları iddia edilen, aralarında generallerinde bulunduğu 20'si muvazzaf asker ile akademisyenlerinde olduğu 8 sivil toplam 28 kişi adliyeye sevk edildi. İzmir Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosundan sorumlu İzmir Cumhuriyet Başsavcıvekili Okan Bato'nun, "FETÖ/PDY'nin Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki yapılanması'na yönelik soruşturma kapsamında aralarında rütbeli subayların da bulunduğu 70 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Gözaltı kararı ardından İzmir Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince İzmir'in yanısıra İstanbul, Ankara, Konya ve Eskişehir'in de bulunduğu 22 ilde gizli bilgi ve belge davasında sahte delil üreten kişilere yönelik 4'üncü dalga operasyon kapsamında 20'si asker toplam 28 kişi gözaltına aldı. Emniyetteki sorguları tamamlanan 28 kişi bu sabah adliyeye sevk edildi. Bazı şüphelilerin ellerinde bavul olması dikkat çekti. Şüphelilerin suçlamaları kabul etmedikleri ve bazılarının da susma haklarını kullandıkları belirtildi. Gözaltı kararı verilen 83 kişiden 55'inin asker olduğu, aralarında Tümgeneral Hamza Koçyiğit ile Tuğgeneraller Şener Topçu, Uğur Buldu, eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın yaveri emekli Albay Gürsel Yüce, ayrıca darbe girişimi sonrası tutuklanan ya da halen gözaltında olan Tuğgeneraller Mehmet Nuri Başol, Fatih Celaleddin Sağır, Murat Aygün ve Hidayet Arı, Tuğamiral Nejat Atilla Demirhan'ın da yer aldığı 17 askerin bulunduğu öğrenilmişti.

ÜÇÜNCÜ DALGA DA YAPILMIŞTI

İzmir Cumhuriyet Başsavcıvekili Bato, İzmir'deki askeri casusluk soruşturmasındaki usulsüzlükler ile bazı bilgilerin sızdırılmasına ilişkin inceleme ve elde edilen belgeler doğrultusunda "FETÖ/PDY'nin Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki yapılanması"na yönelik soruşturma başlatmış, aralarında Fethullah Gülen, gazeteci Tarık Toros ve FETÖ/PDY'nin üst düzey yöneticilerinin de yer aldığı 24 kişi hakkında gözaltı kararı vermiş, 2'si amiral 6 muvazzaf askerin de savcılığa getirilmesi için Genelkurmay Başkanlığı'na talimat göndermişti.

İzmir merkezli Aydın, Denizli, Balıkesir, Gaziantep, Adana, Trabzon, Samsun, Afyonkarahisar, Mersin'de yürütülen operasyonda 8 zanlı gözaltına alınmış, 12 kişinin önceki operasyonlar kapsamında arandıkları ve yurt dışında oldukları belirtilmişti. Genelkurmay Başkanlığına gönderilen yazı doğrultusunda muvazzaf askerlerden Binbaşı Habil Özcan, Merkez Komutanlığına bağlı askeri inzibatlarca İstanbul'dan İzmir'e götürülmüş, Tümamiral Mustafa Zeki Uğurlu ve Tuğamiral Ali Suat Aktürk ile Binbaşılar Korkmaz Mermer, Recep Zafer ve Özgür Gün'ün ise sağlık gerekçeleriyle rapor aldıkları için talimat doğrultusunda adliyeye götürülemedikleri öğrenilmişti. Savcılık, gözaltındaki 8 kişi ile Binbaşı Habil Özcan'ı tutuklanmaları talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk ederken, 5 muvazzaf asker ile 16 firari hakkında "yakalanmalarına yönelik gözaltı kararı" çıkarılmasını talep etmişti. İfadelerinin ardından Binbaşı Özcan ile Mehmet Kerem Ceylan, Halil Kıyıcı, Yılmaz Şen Hasan Toğal, Şadi Yıldız ve Fatih Dikbaş'ın tutuklanmasına karar verilirken, Recai Adalı ve Zafer Denli yurt dışı çıkış yasağı getirilerek serbest bırakılmıştı.Daha sonra da haklarında yakalama kararı bulunanBinbaşı Özgür Gün ve Recep Zafer yakalanarak getirildikleri İzmir'de tutuklanmış, teslim olan Sahil Güvenlik Komutanlığında görevli Binbaşı Korkmaz Mermer ile Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Personel Başkanı Tümamiral Macit Arslan da Ankara'da gözaltına alınarak İzmir'e getirilmiş, ifadesinin ardından serbest bırakılmıştı.
29 Temmuz 2016 Cuma 16:00

Alıntı:
Kayıtsız Üye´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
BASIN DUYURUSU

(23 Mart 2011)

ÖSYM Çalışanları Hakkında Basında Yer Alan Haberler

Son zamanlarda bazı basın-yayın organlarında, ÖSYM’de çalışan personel ile ilgili bazı *haberler yer almaktadır. Bu kapsamda aşağıdaki açıklamayı yapma zorunluluğu doğmuştur.

Çalışanlarımızdan Dr. Mustafa Asil, 1416 sayılı Kanun kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ÖSYM’nin uzman personel ihtiyacının karşılanması amacıyla resmi-burslu statüde 2002 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ne*****yüksek lisans eğitimi*****için gönderilmiştir. Yüksek lisans eğitimini başarıyla tamamladıktan sonra yurda dönmüş ve mecburi hizmetinin karşılığı olarak 15.02.2005 tarihinde Merkezimizde testlerin hazırlandığı birimde Araştırmacı kadrosunda görevine başlamıştır.

Dr. Asil, Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme alanında 2010 yılı Ocak ayında Hacettepe Üniversitesi’nde doktora eğitimini tamamlamış ve devamında TÜBİTAK’a doktora sonrası çalışmalar yapmak üzere burs başvurusunda bulunmuştur. TÜBİTAK’tan kazandığı 2219 kodlu “Yurtdışı Doktora Sonrası Araştırma Bursu” kapsamında Merkezimizin izniyle Kanada’ya giderek 4 ay süre ile akademik çalışmalar ve projeler yürütmüştür. Uzmanlık alanındaki ihtiyaç nedeniyle Merkezimiz tarafından burs süresi tamamlanmadan geri çağırılmıştır.

Tüm ilgililer gibi Dr. Asil’in de, yürütülen soruşturma kapsamında YÖK Denetleme Kurulu ve Ankara Cumhuriyet Savcılığı tarafından ifadesi alınmıştır.

İptal edilen 2010-KPSS Eğitim Bilimleri Sınavında soruların tamamının sadece ilgili tarafından görüldüğüne ilişkin bir tespit söz konusu değildir. Basında yer aldığı şekliyle sadece ilgilinin tek başına soruların tamamına erişebilmesi için kendisine özel bir şifre verilmesi söz konusu olmamıştır.

Merkezimiz ve çalışanları ile ilgili doğruluğu teyid edilmemiş bu türden haberler, hem merkezimizin toplumsal imajına zarar vermekte hem de kişisel hakları ihlal edici nitelik arz etmektedir. Merkezimize yıllardır başarı ile hizmet etmiş, alanında bilgi, birikim, deneyim sahibi personelimizin de suçluluğu ispat edilmeden toplum nezdinde zan altında bırakılması kendisi kadar kurumumuzu da rencide etmektedir. Tüm çalışanlarıyla ÖSYM, yeniden yapılanma sürecinde kamuoyunda güven sağlamaya yönelik olağanüstü gayret göstermekte, bu konuda değerli basınımızın desteğini yanıda görmek istemektedir. Her türlü haberi yayınlama konusunda özenli davranan basınımızın bu konuda da aynı özeni göstermesi beklenilmektedir.

Kamuoyuna ve basına duyurulur.

ÖSYM BAŞKANLIĞI


gizli bilgi ve belge davası soruşturmasında sahte delil üreten ÖSYM çalışanı soruları almamistir

Konu Kayıtsız Üye tarafından (11-25-2016 Saat 19:51 ) değiştirilmiştir.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 11-09-2016, 22:00   #447
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Sorularının sızdırılması soruşturmasında 9 kişi tutuklandı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 2012'deki Polis Akademisi sınav sorularının sızdırılmasına ilişkin soruşturması kapsamında gözaltına alınan 33 kişiden 9'u tutuklandı
09 Kasım 2016 20:48
Sorularının sızdırılması soruşturmasında 9 kişi tutuklandı


Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2012'deki Polis Akademisi sınav sorularının sızdırılmasına ilişkin soruşturması kapsamında gözaltına alınan 33 kişiden 9'u tutuklandı.

Ankara Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince geçen hafta gözaltına alınan 33 kişi, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye getirildi.

Soruşturmayı yürüten Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçları Soruşturma Bürosunda görevli cumhuriyet savcısı, şüphelilerin durumlarını emniyetteki ifadeleri ve dosyadaki diğer deliller üzerinden değerlendirdikten sonra, 12'sini tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk etti.



Sulh ceza hakimliklerince sorgulanan şüphelilerden 9'u tutuklandı, 3'ü adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcısı, suçlamalara ilişkin, emniyetteki ifadelerinde "itiraflarda bulunduğu" belirtilen diğer 21 kişi için ise sulh ceza hakimliğinden adli kontrol uygulanmasını talep etmişti.

Hakimlik, şüphelilerin adli kontrolle serbest bırakılmasına karar vermişti

----------------------
Fetullahçı Terör Örgütü'nün kriptolu haberleşme programı "ByLock"u kullananlara yönelik İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, cep telefonlarında bu programın yüklü olduğu kişilerin FETÖ'ye üyeliği konusunda kesin bir kabul oluştuğu belirtildi.

ÜYELİKTE REFERANS KABUL EDİLİYOR

Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu Savcısı Ayhan Yılmaz tarafından hazırlanan ve İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede, FETÖ'nün kriptolu haberleşme programı 'ByLock'la ilgili detaylı bilgilere yer verildi.

İddianamede, yapı olarak açık ve şeffaf olması gereken FETÖ'nün istihbarat örgütü gibi kodlar, özel haberleşme yöntemleri ve kaynağı bilinmeyen paralar kullanması, yönetim kadrosunun faaliyetleri yurt dışından idare etmesi ve Türkiye'ye gelmekten ısrarla kaçması, kendisi gibi düşünmeyenleri saf dışı etmek için her türlü baskı, şantaj ve yasa dışı faaliyetlerde bulunması, çeşitli yabancı misyon temsilcileriyle içeriği bilinmeyen görüşmelerde bulunması, diğer terör örgütleriyle temas kurması, örgütün casusluk faaliyetlerini de kapsayan organize bir terör örgütü olduğuna vurgu yapılırken, FETÖ mensuplarının kullandığı şifreli haberleşme programı "ByLock"un örgüte üyelikte referans gibi kabul edildiği kaydedildi.

YANLIŞLIKLA İNDİRMEK MÜMKÜN DEĞİL

Programın tamamen gizlilik amacıyla kullanıldığı, hata marjının yüzde 1 olduğu, yanlışlıkla telefona veya bilgisayara indirilip kullanmanın mümkün olmadığı, özel bir sunucudan sadece örgüt mensupları tarafından indirilip kullanıldığına dair bilgilerin yer aldığı iddianamede, ByLock'un Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunda (TÜBİTAK) çalışan örgüt mensubu mühendislerce 24 Aralık 2014'ten sonra "Turkuaz" isimli bir yazılımla güncellenerek örgütün kullanımına uygun hale getirildiği, doğrudan erişimin engellendiği programın kriptolu haberleşme programı olarak kullanıldığı, kullanıcıların rumuz aldığı ve programı kullanabilmek için karşılıklı onay koduna ihtiyaç duyulduğu, karşılıklı onay verilmeden görüşmenin gerçekleşmediği gibi detaylara da yer verildi.

MİT, 18 MİLYON MESAJIN 17 MİLYONUNU ÇÖZDÜ

İddianamede, şimdiye kadar yapılan tespitlerde toplam 215 bin kişinin "ByLock" kullandığının belirlendiği, MİT tarafından yapılan çalışmalarda toplam 18 milyon mesaj içeriğinin 17 milyonunun çözüldüğü, 3,5 milyon e-posta içeriğinden 2,5 milyonunun çözümlendiği, 2010 KPSS soruşturmasında 100 ve üzeri soruya doğru cevap veren 3 bin 227 şüpheliden 700'ünün aktif şekilde "ByLock" kullandığı tespitleri de yer aldı.

KIRMIZI, TURUNCU VE MAVİ 'BYLOCK'ÇULAR

İddianamede, kırmızı kategorideki kullanıcıların uygulamayı indirip sistem üzerinde sık kullananlar, turuncu kategorideki kullanıcıların uygulamayı indiren ancak sistem üzerinde belirli aralıklarla kullananlar, mavi kategorideki kullanıcıların uygulamayı indiren ancak sık kullanmayanlar olduğu belirtildi.

İddianamede şu değerlendirmede bulunuldu:

"Programın kuruluş ve kullanılış amacının örgüt üyelerinin deşifre olmasını ve yakalanmalarını önlemeye yönelik olduğu, programın kuruluşundaki gizlilik ve zorluk, program listesini kuran örgüt yöneticisinin bilgisi ve rızası dışında yeni kişi bile eklenememesi, ByLock listesinde kayıtlı kişilerin isimlerle değil kod numaraları ile kayıtlı olması, programdan örgütsel talimatlar ve örgüt içi görüşme dışında herhangi bir nedenle yararlanılamayacak olması, ByLock programının örgütün üst düzey yöneticileri tarafından örgüte giriş ve örgüt üyeliğinin referansı gibi kabul edildiği de göz önüne alınarak, ByLock programının cep telefonlarında kurulu bulunduğu kişilerin FETÖ'ye üye oldukları konusunda kesin bir kabul oluşmuştur."

KIBRIS'A KAÇARKEN YAKALANDILAR

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında, İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekiplerinin 3 Eylül'de düzenlediği operasyonda Adnan Menderes Havalimanı'ndan Kıbrıs'a gitmeye çalışan Fatih S. ve Okan M. gözaltına alınmış, "ByLock" kullandıkları tespit edilen iki şüpheli tutuklanmıştı. Soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcısı, tutuklu yargılanacak 2 sanık hakkında "Silahlı terör örgütü üyesi olmak" suçlamasıyla 5 ila 10 arasında hapis cezası istemiyle dava açmıştı.

Konu Kayıtsız Üye tarafından (11-10-2016 Saat 12:37 ) değiştirilmiştir.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 11-14-2016, 05:11   #448
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Askeri sorular 13 yıl dijital ortamda dağıtıldı
paylaş
Askeri sorular 13 yıl dijital ortamda dağıtıldı
FETÖ jandarma imamı itiraf etti: Jandarma yükselme sınav soruları 2000’den 2013’e kadar dijital ortamda dağıtıldı. Bu yöntemle askeri okullara sokulan öğrenci oranı yüzde 100’ü buldu
Gündem
FATİH ULAŞ
Pazartesi 14.11.2016
FETÖ'nün İstanbul'daki jandarma imamlarından itirafçı Ö.B., savcılığa verdiği ifadede, örgütün jandarma yükselme sınav sorularının 2000'den 2013'e kadar dijital ortamda bölge temsilciliklerine ulaştığını söyledi. Soruların çalındığının anlaşılmaması için örgüt üyelerine "çok ders çalışan görüntüsü verin" diye talimat verildiğini anlatan Ö.B., örgütün TSK'daki korkunç yapılanmasını şu ifadelerle gözler önüne serdi: "2000-2015 arasında askeri okullara sokulan öğrenci oranı yüzde 100'ü bulmuştur." Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimine yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında yürütülen soruşturmada itirafçı olan örgütün jandarma imamı Ö.B., örgütün Türk Silahlı Kuvvetleri'ndeki yapılanmasına ilişkin yeni bilgiler verdi. FETÖ'nün İstanbul'daki astsubay ve uzman çavuşlarından sorumlu olan öğretmen Ö.B., askeri sınav sorularını hangi yollarla örgüt üyelerine aktarıldığını anlattı. Jandarma personelinin yükselme sınav sorularının 2000'den 2013'e kadar dijital ortamda bölge temsilciliklerine iletildiğini söyleyen Ö.B., 2013'ten sonra ise soruların personel bölge temsilciliklerinin onayıyla listeler üzerinden gönderildiği bilgisini verdi. Soruların tespit edilen uygun adaya, sorumlu imam ya da yardımcısının evinde, bilgisayar ortamında, bir yemin metni okutulup verildiğini anlatan Ö.B., "Sınavlarda başarılı olması istenilen seçilmiş personelin listeleri, bölge temsilcisinin onayıyla Ankara'daki okullardan sorumlu şahsa iletiliyordu" dedi.
FETÖ'CÜ OLMAYANLAR MÜLAKATTA ELENDİ
Sınavlara hazırlatılan personele çok ders çalışıyor görüntüsü vermelerinin tembihlendiğini anlatan Ö.B., ayrıca şu itiraflarda bulundu: "Sınavlara hazırlandırılan personele sınav öncesi 2 veya 3 kez deneme sınavı adı altında uygulamalar yapılmaktadır. 2000 ve 2015 arasında tahminime göre ilgili okullara bu yapı tarafından sokulan öğrenci oranı yüzde 100'ü bulmuştur. Bir personele 100 sorudan 70'i verilirken, bir başka personele 75 verilirdi ancak farklı sorular verilirdi. Mülakat sınavlarında da sınav komisyonları tarafından yardımcı olunurdu. Kazara yapı dışında yazılı sınavda başarılı olanlar mülakatta elenirdi
  Alıntı ile Cevapla
Alt 11-17-2016, 15:18   #449
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

KPSS sorularının sızdırılmasında beşinci iddianame
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 10 Temmuz 2010'da yapılan KPSS'de soruların sızdırılmasına ilişkin 91 şüpheli hakkında daha iddianame düzenledi. Devam eden soruşturma sırasında FETÖ'nün, 2009, 2012 KPSS soruları, 2013 Yabancı Dil Sınavı, ALES ve İç Denetçilik sorularını da sınavdan önce elde ettiği belirlendi.



Kopyala 17 Kasım 2016 15:09
Yazdır
KPSS sorularının sızdırılmasında beşinci iddianame
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 2010 KPSS sorularının sızdırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında "FETÖ/PDY üyesi olmak", "resmi belgede sahtecilik" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından hazırladığı beşinci iddianamedeki 91 şüphelinin 34'ünün ByLock kullanıcısı olduğu, 21'inin FETÖ tepe yönetimi ile HTS kayıtlarına göre irtibatı bulunduğu, 51'inin Bank Asya'yı kurtarma faaliyeti yapılan tarihlerde bankadaki hesaplarında para artışı hareketliliği tespit edildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 10 Temmuz 2010'da yapılan KPSS'de soruların sızdırılmasına ilişkin 91 şüpheli hakkında daha iddianame düzenledi.

Cumhuriyet Savcısı Yücel Erkman'ın hazırlayarak Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderdiği iddianamenin kabulü halinde şüpheliler, daha önce açılan davalarda olduğu gibi "FETÖ/PDY üyesi olmak", "resmi belgede zincirleme sahtecilik" ve "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına zincirleme dolandırıcılık" suçlarından yargılanacak ve daha önce 2010 KPSS'ye ilişkin açılan dava sayısı 5'e, bu davalardaki sanıkların sayısı ise 475'e yükselecek.

İddianamede yer alan 91 şüphelinin 49'u bu dosyadan, 11'i ise başka dosyadan tutuklu bulunuyor. Soruları kimden, nasıl aldığını ayrıntısıyla anlatan ve samimi ikrarda bulunan şüphelilerin adli kontrol şartıyla serbest bırakılması, 8 şüpheli hakkında da ikrarda bulunmaları nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması talep edildi.

Soruları sınavdan önce dağıttığı ve FETÖ'nün haksız şekilde kadrolaşma faaliyetini düzenlediği tespit edilen şüpheliler Muharrem Var, Özcan Solmaz, Yalçın Baransu, Fatih Hayal, Polat Orak ve Önder Kavakoğlu hakkında terör örgütü yöneticiliği, nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kamu davası açıldı.

FETÖ'nün tepe yönetimiyle irtibatlı, ByLock ve Bank Asya kayıtları bulunan şüphelilerle ilgili ayrıntıların yer aldığı iddianamede, 91 şüphelinin 34'ünün ByLock kullanıcısı olduğu, 91 şüpheliden 21'inin FETÖ tepe yönetimi ile HTS kayıtlarına göre irtibatının bulunduğu, 51'inin Bank Asya'yı kurtarma faaliyeti yapılan tarihlerde bankadaki hesaplarında para artışı hareketliliği tespit edildi.

Devam eden soruşturma sırasında FETÖ'nün, 2009, 2012 KPSS soruları, 2013 Yabancı Dil Sınavı, ALES ve İç Denetçilik sorularını da sınavdan önce elde ettiği belirlendi.

İddianamede ayrıca, sınavın "P10" puan türünde tercih yapan 488 kadın şüphelinin eşlerinin subay olduğu, bu subaylardan 111'inin darbe girişimi sonrası tutuklandığı, toplamda eşleri KPSS şüphelisi 174 subaya darbe girişimi sonrası adli işlem yapıldığı tespit edildi.

Öte yandan, 2010 KPSS'nin "P10" ve "P3" puan türünde yaklaşık 13 bin şüpheliyle ilgili inceleme yapıldığı, kamu davası açılmayan diğer şüphelilerle ilgili FETÖ üyesi olup olmadıkları, soruları alıp almadıklarına dair tahkikatın devam ettiği öğrenildi.

- Yanlış soruda birleştiler

İddianameye göre, şüpheli Baki Saçı'dan elde edilen bilgisayarda bulunan bir soru, 2010 KPSS'de Genel Kültür Testinin 9. sorusu olarak aynen çıktı. "Aşağıdakilerden hangisi Birinci Meşrutiyet döneminin özelliklerinden değildir" şeklindeki sorunun doğru cevabı ÖSYM tarafından "E" seçeneği olarak belirtildi. Ancak elde edilen kitapçıkta "C" seçeneğinin koyu renkte gösterildiği belirlendi. Eğitim Bilimleri Testinden 100 ve üzeri net yapan 3 bin 227 adayın yüzde 0,38'inin test kitapçığında yanlış olduğu halde, koyu renkte belirtilen cevabı işaretlediği aktarılan iddianamede, "bu adayların soruyu çabasıyla çözme girişimi içine girmeyip, daha önceden görüp ezberlediği seçeneği işaretlemeyi tercih edip, yanlışta birleştikleri" tespiti yapıldı.

Şüphelilerin, sızdırılan yanlış işaretlenmiş soruları sınavda da yanlış yaptığı belirtilen iddianamede, bu durumun "hiç sorgulamadan, koyulaştırılan seçeneği işaretleyen bir grubun bulunduğu"nun ortaya çıkması açısından önemli olduğu vurgulandı.

İddianameye konu 53. soru için de bilirkişi raporunda şöyle denildi:

"Elde edilen soru ile ÖSYM'nin KPSS 2010'da uyguladığı soru birbirinin aynısı olarak görülmektedir. Sorunun doğru cevabı ÖSYM tarafından 'D' seçeneği olarak belirtilmiştir. Ancak elde edilen kitapçıkta 'A' seçeneği koyu renkte gösterilmiştir. Durumu şüpheli olarak görülen ve testlerden yüksek puan alan 3 bin 227 adayın 0,11'i elde edilen test kitapçığında yanlış olduğu halde koyu renkte belirtilen cevabı işaretlemişlerdir."

- Mehmet Baransu'nun kardeşi Yalçın Baransu hakkındaki iddialar

İddianamede, gazeteci Mehmet Baransu'nun ağabeyi Yalçın Baransu'nun sınavdan önce soruları verdiği iki şüphelinin ifadesi de yer aldı. Buna göre, sınavda 100 ve üzeri doğru yapıp 3 bin 227 şüpheli arasında yer alan Denizhan Özcan, ifadesinde, Baransu'nun sınavdan 3-4 gün önce evine gelerek, sınavda çıkabileceğini söyleyerek Eğitim Bilimleri, Genel Kültür ve Genel Yetenek sorularını verdiğini söyledi.

Baransu'nun, bunu kimseye söylememeleri konusunda kendisi ve eşine Kur'an-ı Kerim üzerine yemin ettirdiğini anlatan Özcan, şahsi dizüstü bilgisayarı ile içinde soruların bulunduğu flash belleği bırakarak, sorulara çalışmalarını istediğini aktardı. Özcan, flash belleği başka bir bilgisayara takmamalarını da isteyen Baransu'nun, hiçbir şekilde çıktı almamaları uyarısında bulunduğunu ifade etti.

Yaklaşık 2 gün sorulara çalıştıklarını ifade eden Özcan, "Bu soruların bir kısmının üzerinde doğru cevap şıkları koyu olarak işaretlenmişti. Bir kısmında ise işaretleme yoktu, hatta işaretli olan bazı soruların yanlış olduğunu eşim ile fark ettik. Sınava girdiğimizde soruların bire bir aynı olduğunu gördüm." açıklamasında bulundu.

Denizhan Özcan'ın eşi Dilek Özcan da 2010 KPSS sınavına girdiğinde, soruların Eğitim Bilimleri testi ile Genel Yetenek ve Genel Kültür testleri ile birebir aynı olduğunu gördüğünde çok korktuğunu, bu durumdan rahatsız olduğunu söyledi.

Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı (MASAK) tarafından hazırlanan raporda da sınavda 100 ve üzeri net yapan 3 şüphelinin, Yalçın Baransu'ya toplam 13 bin 875 lira para transfer ettiği belirtildi. Raporda, söz konusu 3 şüpheliden 2'sine ise 100 ve üzeri net yapan 9 şüpheli tarafından toplam 53 bin 920 lira para gönderildiği aktarıldı.

Bu arada, Yalçın Baransu'nun eşi Aygün Baransu ise sınavda 120 soruda 120 doğru yaparken, ikinci sınava girmedi.

- Muhammet Sait Gülen'in ifadesi

İddianameye göre bir numaralı şüpheli konumunda bulunan terör örgütü FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in yeğeni Atatürk Üniversitesi Matematik Öğretmenliği Bölümü mezunu Muhammet Sait Gülen, 10 Temmuz 2010'da düzenlenen ve iptal edilen KPSS Eğitim Bilimleri Testinde 120 sorudan 119'una doğru cevap verdi. Gülen, 31 Ekim'de tekrarlanan ve daha kolay olduğu bilirkişi raporlarıyla tespit edilen ikinci sınavdan ise 120 sorudan 87'sini doğru cevaplayabildi.

Genel Kültür Testinin sınavdan önce sızdırılan, ancak yanlış cevap şık işaretlenen 9 numaralı sorusunda, 3 bin 227 adaydan bin 211'inin yanlışta birleştiğinin belirtildiği iddianamede, yanlışta birleşen bu adaylar arasında Muhammet Sait Gülen'in de yer aldığı kaydedildi.

İddianamede yer verilen Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporunda, Gülen'in sınava girerek 100 ve üzeri net yapan 3 bin 227 kişi içerisinde yer alan bir şüpheli adaya 2 bin 999 lira gönderdiği, Gülen'in dosyada şüphelisi konumunda bulunmayan 3 kişiye de toplamda 11 bin 39 lira transfer ettiği, bu 3 kişiden 2'sine, 3 bin 227 şüpheli aday içerisinde yer alan 7 kişinin de toplamda 14 bin 956 lira gönderdiği belirtildi. İddianamede Gülen'in telefon irtibatının bulunduğu şüphelilere ilişkin de bilgiler yer aldı.

Muhammet Sait Gülen, savcılığa verdiği ifadede itirafçı olmuştu.

- İki numaralı şüpheli Süleyman Yörük

İddianamede iki numaralı şüpheli konumunda bulunan Süleyman Yörük'ün, 2005-2010 yılları arasında 3 kez KPSS sınavına girdiği, bu sınavlarda, Eğitim Bilimleri Testinde 2008 yılında 120 sorudan 39 soruyu, 2009'da 120 sorudan 51'ini ve 10 Temmuz 2010'da düzenlenen ve iptal edilen KPSS Eğitim Bilimleri Testinde ise 120 sorudan 105'ini doğru cevapladığı tespit edildi. Yörük'ün tekrarlanan Eğitim Bilimleri Testine girdiği ve aynı başarılı performansı gösteremeyerek, 120 sorudan 49'unu doğru cevapladığı ortaya çıktı.

İddianameye göre Yörük, ÖSYM tarafından 2010'da düzenlenen ve iptal edilen KPSS Eğitim Bilimleri Testinde 100 ve üzeri net yapan 5 şahısla 2008 yılında İrfan Özel Eğitim Kurumu adlı firmada aynı yıllarda çalıştı.

İddianamede üç numaralı şüpheli Muharrem Var ise 2005-2010 yılları arasında 2 kez KPSS sınavına girdi, bu sınavlarda, Eğitim Bilimleri Testine 2006'da 120 sorudan 73'üne, iptal edilen KPSS Eğitim Bilimleri Testinde ise 120 sorudan 112'sine doğra cevap verdi. Var, 31 Ekim'de tekrarlanan sınavın Eğitim Bilimleri Testine ise girmedi.

Muharrem Var, Genel Yetenek Testine 2006'da 60 sorudan 29'unu, 2010 yılında 60 sorudan 50'sini doğru cevaplarken, Genel Kültür Testine, 2006'da 60 sorudan 30'una, 2010'da da 60 sorudan 47'sine doğru cevap verdi.

- 2009 soruları da dağıtılmış

İddianameye göre, sınavda 100 ve üzeri net yapan 3 bin 227 şüpheli arasında yer alan ve itirafçı olan Dudu Çetin'in, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında tutuklanan eşi Jandarma Yüzbaşı Cemil Çetin ise ifadesinde, 2009 yılında yapılan KPSS sorularının da önceden dağıtıldığını anlattı.

Çetin, İstanbul'dan Karabük Safranbolu'ya atandığı 2008 yılında, askerlerle ilgilenen örgüt imamının kendisini Hakan Aytekin isimli abiyle tanıştırdığını söyledi.

Eşinin 2009 KPSS sınavına Adana'da gireceğini aktaran Çetin, Aytekin'in sınavdan bir gün önce kendisini aradığını, nerede olduğunu sorduğunu, "Adana" yanıtını alınca "tamam" deyip telefonu kapattığını belirtti. Çetin, Safranbolu'ya dönünce kendisini neden aradığını sorduğu Aytekin'in, "2009 KPSS sınav sorularının geldiğini ve eşi için kendisine vereceğini" söylediğini kaydetti.

Aytekin'in, bu konudan eşine bahsetmemesini, eşinin 2010'da yapılacak KPSS'ye tekrar iyi çalışmasını, bir daha sınav soruları gelirse vereceğini, yalnız bu kez sınav merkezinin Karabük olarak seçilmesini istediğini belirten Çetin, 2010 KPSS'den 2-3 gün önce kedisini Hakan Aytekin ile tanıştıran kişinin, Aytekin'e ve kendisine soruları verdiğini bildirdi.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 11-20-2016, 07:55   #450
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Tarihin en büyük soru hırsızlığının yaşandığı 2010 yılındaki Kamu Personeli Seçme Sınavı'na (KPSS) ilişkin hazırlanan 5'inci iddianamenin detayları ortaya çıkıyor. Ankara Cumhuriyet Savcısı Yücel Erkman'ın 91 şüpheli hakkında hazırladığı iddianamede, önemli tespitler yer aldı. 2010 KPSS Eğitim Bilimleri alanında 488 subayın eşinin şüpheli olduğu belirtildi. Bu subaylardan 111'inin de 15 Temmuz darbe girişimi soruşturmasında tutuklandığı, toplamda ise eşleri KPSS şüphelisi olan 174 subaya darbe girişimi sonrası adli işlem yapıldığı kaydedildi.
KAVAKOĞLU DA SANIK
İddianamenin şüphelileri arasında, dosyada ismi “tanık” olarak geçen ancak darbe girişimi soruşturmasında tutuklanan Yüzbaşı Cemil Çetin'in eşi Dudu Çetin, Cemil Çetin'in ağabeyi öğretmen Hakan Aytekin ve eşi Hüsne Yeter Aytekin ile o dönem örgütün Batı Karadeniz Bölgesi askerlerinden sorumlu imamı Önder Kavakoğlu da yer aldı. Bu şüphelilerin ifadeleri, darbe girişimine karışan ve örgüt mensubu olan askerlerin eşlerine de soruların dağıtıldığını ve bunun da “mahrem imamlar” üzerinden gerçekleştirildiğini ortaya koydu. İddianamede ayrıca, 2010 KPSS'ye girdiği belirlenen Dudu Çetin, Hakan Aytekin ve eşi Hüsne Yeter Aytekin'in ifadeleri doğrultusunda ve yapılan fotoğraf teşhisiyle örgütün mahrem yapılanmasında üst sıralarda yer alan Kavakoğlu'na ulaşıldığı belirtildi.
AYNI SORULAR ÇIKTI
Tanık Cemil Çetin ve şüphelilerin ifadeleri de iddianamede yer aldı. Cemil Çetin, şunları anlattı: “2008'de göreve başladıktan kısa bir süre Batı Karadeniz Bölgesinde askerlerle ilgilenen imam olduğunu düşündüğüm 40 yaşlarında, 1.70-75 cm. boylarında, kumral tenli, siyah saçlı, sürekli gülümseyen ve kendisini görse tanıyacağı bir erkek şahıs, bana 'bundan sonra Karabük ilinde seninle ilgilenecek kişiyle tanıştıracağım' dedi ve beni Hakan Aytekin ile tanıştırdı. Aytekin 2010 KPSS'den 2-3 gün önce ikindi vakti beni evine çağırdı. Eve gittiğimde yanında beni Aytekin ile tanıştıran kişi bulunuyordu. Bu şahıs yanında bulunan dizüstü bilgisayarını açtı, bana ve Hakan Aytekin'e yemin ettirdikten sonra flash bellek içerisinde 2010 KPSS sorularını verdi. Sınav sonrası eşime soruların sınavda çıkıp çıkmadığını sorduğumda eşim tamamının çıktığını söyledi” ifadelerini kullandı.
2009'U DA DAĞITMIŞ
O dönem Karabük jandarmada görevli 3 subayla ilgilendiğini söyleyen Hakan Aytekin ise, 2009 KPSS sorularını da Ramazan kod adlı Önder Kavakoğlu'nun dağıttığını, ancak kendisinin bu sınava girmediğini kaydetti. Önder Kavakoğlu'nun “2010 KPSS'ye eşin ve sen de gir” demesi üzerine müracaat yaptıklarını anlatan Aytekin, “Sınavdan 2-3 gün önce beraberindeki sınav sorularıyla geldi. Jandarma subay Cemil Çetin'in de bulunduğu sırada yemin metnini okuduktan sonra soruları flash bellek içerisinde bize verdi” dedi.
BYLOCK KULLANICISI ÇIKTI
İddianamede, son olarak Denizli'de öğretmen olarak çalışan Önder Kavakoğlu'nun söz konusu itiraflara rağmen örgütsel tavır takınarak hakkındaki tüm iddialarla ilgili susma hakkını kullandığı belirtildi. İddianamede ayrıca, Hakan Aytekin ve örgüt hiyerarşisinde daha üst sırada yer alan Kavakoğlu'nun örgütün kriptolu haberleşme programı ByLock'u kullandığı tespit edildi.
Cemil Çetin2010 KPSSEğitim BilimleriÖnder Kavakoğlu

Kripto çocuklar
-/-
Terör örgütü FET֒nün kendilerinden olan bin 598 çocuğu, kripto olarak askeri okullara yerleştirmek için yurt dışında gösterip Türkiye’de eğittiği ortaya çıktı. Bu çocukların FETÖ okullarında bulunan gizli odalarda eğitim aldığı tespit edildi. Askeri liselerde her 4 çocuktan birinin bu yöntemle eğitim aldığı belirlendi.
KİYMET SEZER
19 KASIM 2016, 04:00
YENİ ŞAFAK

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ), Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) başta olmak üzere kritik yerlere sızmak için çocuk yaşındaki öğrencileri yurt dışındaki okullarda eğitim görmüş gibi gösterdiği ancak çocukları kendi özel okullarında kaçak eğittiği ortaya çıktı. Milli Savunma Bakanı Fikri Işık'ın, “Biz yaptığımız çalışmalarda şunu gördük: Askeri liselere giden öğrencilerin 2000 - 2007 arasında bin 598'inin orta 1'inci sınıf kaydı Türkiye'de gözükmüyor” şeklindeki açıklamalarının detaylarına Yeni Şafak ulaştı. FETÖ'nün sınav sorularını çalarak kamuya yerleşmek amacıyla yürüttüğü faaliyetlerle ilgili geniş kapsamlı araştırmalar, örgütün başta TSK olmak üzere devlette kritik kadrolara kendi elemanlarını yerleştirmek üzere başvurduğu yöntemi daha deşifre etti.
YURT DIŞINDA GÖSTERİP KAMPA ALDILAR
Buna göre FETÖ, kripto eleman olarak seçtiği öğrencileri, resmi kayıtlarda yurt dışındaki okullarda eğitim alıyormuş gibi gösterdi. Ancak FETÖ, resmi kayıtlarda yurt dışında okuyor görünen çocukları, Türkiye'deki kamplarında özel olarak eğitti. Yurt dışındaki FETÖ okullarında okuyormuş gibi gösterilen bu gençlerin sadece pasaportlarına giriş-çıkış damgası vurulduğu, bu sürede yurt içinde eğitime tabi tutulduğu belirlendi. Örgütün devlette kritik kademelere yerleştirmek üzere yetiştirdiği belirtilen bu gençlerin, FETÖ okullarında yapılan aramalarda ortaya çıkan gizli bölmelerde kamplara alındıkları değerlendiriliyor.
ÜSTÜN NİTELİKLİ SERVİS
Askeri liselerde, her 4 öğrenciden birinin, bu yöntemle eğitim sürecini tamamladığı belirtiliyor. Bu şekilde eğitilen çocukların, çalınan sınav soruları verilerek istenen okulları veya sınavları kazanmaları sağlandı. Yurt dışında eğitimde gösterilmek suretiyle de SBS, TEOG gibi sınav kıstaslarını sorunsuz atlayan FETÖ'nün kriptoları, abi ve ablalarının da yardımıyla eğitimlerinin tüm safhalarını önlerine hiç engel çıkmadan ve üstün başarıyla tamamladılar. Üstün niteliklerle donatılan bu gençler, başta TSK olmak üzere devletin kritik noktalarında üst düzey görevler üstlendiler. Bu yönteme, yurt dışından öğrenci alımında titizlik gösteren Askeri liselere girişlerde, Ortaokul 1. sınıfı yurt dışındaymış gibi kamplarda eğitilip Orta 2 ve 3. sınıflarda TSK'nın tercih ettiği okullara kanalize edilen gençlerin yerleştirilmesi suretiyle başvurulduğu belirtiliyor.
FETÖ ile bağlantısı olduğu gerekçesiyle kapatılan birçok okulda kütüphanelerin arkasına saklanmış gizli odalar bulunduğu tespit edilmişti.
FETÖ ile bağlantısı olduğu gerekçesiyle kapatılan birçok okulda kütüphanelerin arkasına saklanmış gizli odalar bulunduğu tespit edilmişti.
AİLELERİ ARAŞTIRILIYOR
Halen bu çocukların ailelerine ilişkin araştırmalar sürüyor. Bu çocukların neden yurt dışında okudukları, ailelerinin görevlendirmesi nedeniyle mi bu ülkelerde bulundukları, gurbetçi ailelerin çocukları olup olmadıkları, ailelerinden koparılarak örgütün kucağında büyüyen çocuklar olup olmadıkları detaylı olarak araştırılıyor.
İkametgahlar sorgulandı
2010 yılı KPSS'ye ilişkin araştırmalarda da ilginç bir bulguya rastlandı. Çalışma kapsamında 2010 yılı KPSS'de tam puan veya tam puana yakın puan alan kız çocuklarının 2009 ve 2014 yerel seçimlerindeki sandık seçmen listeleri üzerinden ikametleri sorgulandı. 2009 yılında 3'erli ya da 5'erli gruplar halinde aynı evlerde oturdukları tespit edilen kız çocuklarının çok büyük kısmının 2014'te subay lojmanlarında ikamet ettiği ortaya çıktı.
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıAçık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
ÖSYM'den sınavlara yeni güvenlik tedbirleri aerol ÖSYM 2 01-20-2019 08:12
ÖSYM'den 'güvenlik' ilanı aerol ÖSYM 0 10-21-2010 12:52
ÖSYM'den sınavlara yeni güvenlik tedbirleri medihaber TIP Tercih Edecek Adaylar 0 10-05-2010 19:09
ÖSYM'den ÜDS'ye gireceklere uyarı aerol Genel Mesleki Konular 0 10-03-2010 13:30
Tumer'den ÖSYM ve tusdataya!! steTUSkop Tusdata 4 05-07-2010 16:34


Şu Anki Saat: 16:06


Powered by vBulletin
Copyright © 2000-2009 Jelsoft Enterprises Limited.
www.stetuskop.com