www.steTUSkop.com ; TIP ve TUS'un MERKEZi ! Doğruların TEK Adresi !

Geri git   www.steTUSkop.com ; TIP ve TUS'un MERKEZi ! Doğruların TEK Adresi ! > TUS (TIPTA UZMANLIK SINAVI) , Yan Dal Uzmanlık Sınavı (YDUS) ve USMLE PLATFORMU > TUS Dersaneleri > Tusdata

2973 (0 Kayıtlı Ve 2973 Misafir Üye Bulunmaktadır.)
Anasayfa İletişim TUS Güncel TUS Dersaneleri TUS Hazırlık Yabancı Dil ve TUS Mecburi Hizmet YDUS Tus Rehberi DUS
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 01-16-2015, 22:10   #231
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Alıntı:
Kayıtsız Üye´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
BAŞKA BİR TUS FORUMUNDAKİ YORUMU BURAYA AKTARAYIM


ÖSYM TUS DAVALARI HİÇ BİTMEYECEK!!!! Çünkü ;
Bu işten yararlanan ve yararlandırılan “organize menfaat çeteleri” nin sosyal medyada kanıtlı bağlantıları çökertilmedi
1- Sürekli yanlış TUS sorusu, iptal, soru açıklamama türü mahkemede %100 kaybedeceği kesin davalık durum oluşturarak her sınav sonrası kaosa neden olan ve devlet kurumu …….. ?
2- Her sınav sonrası hakkımızı arayan dersane ………. ?
3- Her sınav sonrası hatalı sorular üzerinden hakkımızı arayan tus forum sitesi ………. ?
4- Her sınav sonrası hatalı sorular üzerinden hakkımızı arayan avukatlar ………. ?
5- Her sınav sonrası hatalı sorular üzerinden ÖSYM ‘ye dava açılmasını tek gündem yapan dersane ve tus forum sitesi ………. ?
6- ÖSYM’ye dava için dersane ve tus forum sitesi tarafından yönlendirildiğimiz avukat……. ?
7- Biyologların TUS’a girebilmesi davasında yönlendirildiğimiz avukat…. ?
8- Biyologların TUS’a girebilmesi davasında davacıların tüm dava masraflarını karşılayacağını açıklayan ve karşılayan dersane…… ?
9- Hürriyet- Milliyet vs gazetelerine verilen ÖSYM gazete ilanlarını fonlayan dersane…….?
10- ÖSYM-YÖK yetkilileri ile yakın hemşehrililik irtibatı olan dersane sahibi……?
11- 15 dakikada bir mahkemeyi aramak için “TUS TELEFON TİMİ” kuran Tus forumu …?
12- Mahkemeye baskı için “ORGANİZE OLUP MAHKEME BAŞKANINA GİTME“etkinliği yapan Tus forumu …?
13- Bilirkişilere baskı yapmak için “BİLİRKİŞİ İLE GÖRÜŞME GURUBU” oluşturan Tus forumu…?
14- ÖSYM Hukuk Müşavirliğine baskı için” TUS ÖSYM HUKUK TİMİ” oluşturan Tus forumu…?
15- Bahse konu Tus forum sitesini yüksek rakamlarla fonlayan dersane…….?
16- ÖSYM Başkanının avukatı…..?
17- Dersane sahibinin avukatları…..?
18- ÖSYM davalarında tus forumlarından yönlendirildiğimiz avukatlar… ?
19- Tüm bu ÖSYM avukatları aynı adresteki aynı hukuk bürosunun avukatı mı…..?
20- ÖSYM Başkanının avukatı, ÖSYM davalarının avukatları yakınlığı …..?
21- Hukuk bürosunda çalışan avukatlar ile ÖSYM ve YÖK üyeleri arasında ticari ortaklık bağlantısı …. ?
22- Hukuk bürosunda çalışan avukatlar ile dersane sahipleri arasında ticari ortaklık bağlantısı ……?
23- Hukuk bürosunda çalışan avukatlar, ÖSYM ve YÖK üyeleri ve dersane sahipleri arasında ticari ortaklık bağlantısı …..?
24- Dersane sahibiyle ortaklık bağlantısı olan ÖSYM ve YÖK üyeleri…..?
25- Hukuk bürosunda çalışan avukatlar ile ÖSYM ve YÖK üyeleri arasında kankalık bağlantısı …..?
26- Hukuk bürosunda çalışan avukatların dersane ve forum yönlendirmesiyle açtığı ÖSYM davaların sonucu……..?
27- ÖSYM’nin 7 Ocak 2011 tarihli Basın Duyurusunda bahsettiği “herkesi ÖSYM karşıtı faaliyete sevk eden menfaat grupları” ile yakın irtibatlı ÖSYM-YÖK üyeleri var mıdır?
28- Herkesi ÖSYM karşıtı faaliyete sevk eden menfaat gruplarının davetine icabet eden ÖSYM-YÖK üyeleri ……?
29- ÖSYM’nin 16.09.2014 tarihli Basın Duyurusunda “bir hazırlık dersanesinin forumlardaki organizasyonundan bahsedilmekte ve başkasının yerine sınava girdiği tespit edilen malum dershane sahibi olarak tanınan kişi” diye bahsettiği organize yapı ile çok yakın irtibatlı ÖSYM-YÖK üyeleri ……?
30- ÖSYM karşıtı faaliyetleri organize eden ve başkasının yerine sınava giren dersane sahiplerinin davetine icabet eden ÖSYM-YÖK üyeleri ……. ?

netice her sınav sonrası çok beklersiniz





Alıntı:
mecburi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
2010 yılında yapılmış bir röportaj kırmızı kısma dikkat



Prof. Özcan, sistemin Almanya'dan transfer edileceğini belirterek "Öğrenci Seçme Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) dijital matbaaya geçecek, kişiye özel çipli-hologramlı sınav kağıtları basılacak, sınav salonlarına kamera yerleştirilecek ve farklı illerde sınava girişler yasaklanacak.

Sınav paketlerinin üzerine çip yerleştirilecek ve sınav öncesinde paketler açılmaya çalışılırsa çip anında ÖSYM'ye mesaj atacak" dedi. Yeni model için teknolojiye ihtiyaç duyduklarını belirten Özcan, ileride de herkese laptop alabilecek kadar para olursa sınavları bilgisayarla yapacaklarını açıkladı.

Özcan, "Herkesin resmi, soruları, cevap anahtarı ayrı ayrı ekranda olacak. Hadi çekebiliyorsanız çekin diyeceğiz. Tabii o zaman da bunlar bilgisayar programını yapan çocukların başına musallat olacaklar, para teklif edecekler. Ahlaksız bir insansan yapabileceklerinin sınırı yok" diye konuştu.

'SINIFTA HOCA KOPYA VERİYOR'

Prof. Dr.Yusuf Ziya Özcan, KPSS'de ortaya çıkan kopya olayına da değinerek, "Kopyacılar bulunmazsa kimse bize güvenmez, herkes yapanın yanında kar kalıyor diye düşünür. O nedenle kopyacıları derhal bulmayız" dedi. Kopya çekmenin iki yaygın yöntemi olduğunu açıklayan Özcan, soruların ya depolardan çalındığını ya da sınıfın içinde olduğunu söyledi.

"Yerel hoca, yerel talebeler, birbirlerini tanıyorlar, kapıyı kapatıyorlar, hoca soruları çözüyor, öğrencilere veriyor" diyen Özcan, kapının kapanmasına izin vermeyeceklerini, sınıflara kamera yerleştirileceğini bildirdi. Ayrıca ikamet yeri örneğin İstanbul, Ankara olan kişilerin Mardin'de, Şırnak'ta sınava girmesinin de önünü keseceklerini bildiren Prof. Dr. Özcan, "Neden ikameti İstanbul'da olan kişi Mardin'de sınava girer, ben anlamıyorum. KPSS döneminde bunların memleket aşkı mı depreşiyor?" diye konuştu.
"ADİ DEĞİL ORGANİZE İŞLER"

Tüm bunların çok ciddi sorunlar olduğunu belirten YÖK Başkanı Özcan, şunları kaydetti: "Bu çok ciddi bir sorun. Bu öğrencilerin karıştığı adi kopya çekme meselesi değil, organize! Piyasada rayiç bedeller oluşmuş. KPSS soruları 20 bin dolara, TUS 70 bin liraya satılıyor.

Bunlar organize şirket işi. Siz bunun önüne geçemezseniz devletin en iyi yerleri başarısı itibariyle bunu hak etmeyen bir sürü ideolojik nedenlerle hareket eden insanlarla dolar. Ülkenin 20-30 yılını karartırsınız. Kopyaya benim isyanım bu yüzdendir. Yoksa her imtihanda üç- beş öğrenci birbirine bakar, kopya çeker, çeksinler. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da işin içine siyaset karışıp karışmadığı ilişkin ciddi endişelerim var."
ÖSYM laçkalaşmış
YÖK Başkanı Prof. Dr. Özcan, kopya öncesi dönemde ÖSYM'de yaşananları tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. "ÖSYM'nin içi tam anlamıyla laçkalaşmış" diyen Başkan Özcan, şunları kaydetti: "Biz hiç ÖSYM'ye bakmadık, sağ olsun Ünal Hoca da (Eski ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan) bakmamış. Biz biliyorduk, korkuyorduk, bir gün patlayacak, hepimiz onun altında kalacağız diye... Ve sonunda patladı. Bu herkesin beklediği bir durumdu. Onun için biz 9 ay önce ÖSYM yasa taslağını bitirip Milli Eğitim Bakanlığı'na gönderdik. Önümüzde günlerde bu tasarı Meclis Genel Kurulu'na gelecek. "

YÖK Başkanı Özcan, ÖSYM'nin son dönemde sınav yükünün de çok arttığını belirterek, "Biz istiyoruz ki akademik sınavları ÖSYM yapsın. Biz niye yapalım Adalet Bakanlığı'nın sınavını...Devlet bunlar için ayrı bir sınav birimi kursun" dedi.


70.000 tl mi


motivasyon, konsantrasyon, özgüven, LYS, SBS, TUS

3 Ocak 2010 Pazar

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan ile ÖSS hakkında merak ettiğiniz her şeyi konuştuk.




Eftal Orhan öğrenciler adına sordu, ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan cevapladı.

ÖSS’nin arka planı

Sorular nasıl hazırlanıyor?
Soruları kimler hazırlıyor hazırlanıyor?
Sorular nasıl bir yerde hazırlanıyor?
Soruları hazırlayan kişiler nasıl tespit ediliyor?
Soruların güvenliği nasıl sağlanıyor?
Soruların zorlukları nasıl ayarlanıyor?
Sorular hangi aşamalardan geçiyor?
Soruları kimler inceliyor?
ÖSYM deneme sınavı yapar mı?
ÖSYM sınav teknikleri konusunda ne düşünüyor?
ÖSYM sınav psikolojisi hakkında neler düşünüyor?
ÖSS Milli Eğitim Müfredatına ne kadar uyuyor?

Ve yeni sistemle ilgili merak ettiğiniz her şey

Yeni sistem, neler getiriyor?
Yeni sistemin artıları neler?
Hangi alanlar, hangi testleri çözecek?
Süre baskısı kalkıyor mu?
Ek konu olacak mı?
ÖSS nereye doğru gidiyor?
İkinci aşamada kaç test yapılacak?
İkinci aşama testleri hangi günler yapılacak?


Öncelikle şunu öğrenmek istiyorum. Türkiye’de herhalde hayatını etkilemediğiniz kimse yoktur. İnsanlar sizin gönderdiğiniz bir belgeden ya bizzat sınava giren olarak ya da giren kişinin yakını olarak bir şekilde etkileniyor.
Çoğu kimsenin rüyalarını, hayallerini; gönderdiğiniz “Kazandınız” yazılı sonuç belgesi ya da sitenizden yayınladığınız “Kazandınız” açıklaması süsülüyor. İnsanların hayatlarında dönüm noktaları oluşturan bir kurumun başında bulunmak nasıl bir duygu?


1974’den beri, yani kurumun kuruluşundan beri kurumun içindeyim. En baştan itibaren sorumluluk ve ciddiyet duygusu hissederim. Başkan olduktan sonra da bu duygular değişmedi.
Ama tabii bizde ayrıca ciddi bir stres, sürekli bir tedirginlik var. Bir sorun olacak mı diye.

Şu an kaç sınav yapıyorsunuz?

30 ile 40 arasında.

ÖSYM’nin biraz tarihçesinden bahseder misiniz?

ÖSYM 1974’de kuruluyor.1960’lı yıllarda sınav başlıyor. Arz talep dengesi bu sınavları doğuruyor. Talep fazla olunca seçme zorunluluğu ortaya çıkıyor.
İlk başlarda lise bitirme puanları ölçü alınıyor. Bu da yetmiyor daha sonra üniversiteler kendileri böyle bir sınav yapıyor.
1975’den öncesi üniversiteler bu görevi yapıyordu. 1974’te en son Hacettepe üniversitesi bu sınavı yaptı. Daha sonraki yıllarda da ülke genelinde bu sınav ÖSYM ile kurumsallaştı.

ÖSYM’nin yaptığı ilk üniversite giriş sıvana kaç kişi girdi ve kontenjan ne kadardı?

1974’de 225 bin aday. Kontenjanlar 30 binlerdeydi…

Gelelim herkesin merak ettiği ÖSS’nin arka planına…
Bir yılık ÖSS serüveni nasıl yaşanıyor? Bu yıl ki süreç ne zaman başlar?

Eylül’de tam olarak yoğun bir şekilde başlar.

Soruları kimler hazırlıyor?

Biz de soruları hazırlayan iki grup uzman vardır. Bir grup, soruları hazırlar. Bunlar bizim kadrolu elemanlarımızdır.

Bunlar öğretmen midir?

Bunların içinde öğretmenlik yapanlar da var. Hiç öğretmenlik yapmamış, kendi alanlarında uzman olanla da var. Örneğin matematikçiler var. Matematik yüksel lisansını bitirmiş ve 10 yıldır bizde soru hazırlıyor.
Veya 30 yıl öğretmenlik yaptıktan sonra emekli olmuş öğretmenler var.
Bu iki grup bizim tam zamanlı elemanlarımızdır. Bunların başka bir görevi yoktur. Bütün zamanlarını soru hazırlamakla geçirirler.

Soruları hazırlayan kişiler kimler tarafından, nasıl tespit ediliyor ve ne gibi kriterler söz konusu?*****

Bizde güven esastır. Şimdi, biraz sıkıntılarımız var. Bu uzmanların da KPSS ile almamız isteniyor. O zaman güven sorunu olabilir. Biz özellikle tavsiyeyi çok önemsiyoruz. Çok güvendiğimiz birisinin önermesi lazım. Bu kişiler hem kendi alanında uzman olmalı, bu konuya yatkılığı olmalı; kişilik olarak da güvenilir olmalı.
Allah’a şükür, güven konusunda bizim gruptan bu konuda bir sorun çıkmadı şimdiye kadar.

Ne zaman sorular hazırlanmaya başlıyor?


Eylül ayında, soruları hazırlamaya başlarlar. Uzmanlar, soruları hazırlar biriktirir.
Bizim, ÖSS de 30 yıllık bir soru arşivimiz var. Ama özellikle, ÖSS’de eski soru kullanmıyoruz. İhtiyaçtan fazla hazırlanıyor ve onların arasından seçiyoruz. Daha sonra onların üzerinde ifadesinde, rakamlarında gerekli değişiklikler yapılıyor. Sorular ilk hazırlandığı ham haliyle de sorulmuyor.

Uzmanlar soruları hazırladıktan sonra onları kontrol eden bir sistem var mı?

Var, ikinci grubumuz da bunlar. Bunlar üniversite hocaları. Tabi bunlar, yakınlık nedeniyle, Anakara’daki üniversitelerden hocalarımız oluyor. Böyle diğer sınavlar da dâhil, toplamda 100 ün üzerinde hocamız var.


Peki, ayrıca dil açısından değerlendiren birileri var mı?

Tabii bütün soruları Türkçeciler de okuyor. Onlar tarafından bir edisyondan geçiyor.
Bilimsel açıdan, anlaşılırlık açısından ve ölçme değerlendirme açısından sorular inceleniyor. Ve seçile seçile sınav seti ortaya çıkıyor.

Soruları hazırlayan kişilerin soruları sızdırma riskini nasıl önlüyorsunuz?

Birinci önlemimiz; bu soruların hazırlandığı katımız, (bu odanın bir üst katı) sadece soru hazırlayan uzmanların girdiği bir kattır. Diğer birimde çalışanlar o kata ziyarete bile gidemez.
İkinci önlemimiz; o ortam dışında soru hazırlanmaz. Soru kesinlikle dışarı çıkmaz. Mesela; “Ben, bugün başladım, evde devam edeyim” olmaz. Ya da “Evde hazırladım, evde hazırladıklarımı buraya getireyim”, ya da üniversitede, bir hoca kendi ofisinde soru hazırlayıp buraya getirsin; bunları kesinlikle yapmıyoruz.
Bunların yanında; kişilere güvenmemizin dışında bir önlemimiz yok.

Bir de soru başına ne kadar ücret ödüyorsunuz, öğrenebilir miyiz?

Sadece maaş karşılığı yapıyoruz. Kadrolu elemanlarımızdır onlar. Soru hazırlatıp belli bir ücret ödemiyoruz.
Maaşları da son derece düşüktür; onu da söyleyeyim.

Buradan iletelim diyorsunuz yani.
Soruların basımı, dağıtımı ve geri gelişi aşamasında güvenliğini nasıl sağlıyorsunuz?

Sorular seçildikten sonra son bir kez daha gözden geçirilir. Çok güvendiğimiz birkaç kişiye okuturuz. Mesela; o aşamada ben de okurum. O noktadan sonra matbaaya götürülür.

Sizin kendi matbaanız mı?

Hayır, özel bir matbaa.
Matbaaya gönderilir ve kapalı dönem başlar. Büyük sınavlar da tam kapalı dönem olur. Sorular hazırlanırken bizim bu binada kapalı dönem yoktur ama basımı süresinde vardır. Bu süre 15-20 gündür. Bu sürede matbaada çalışanlar, kesinlikle dışarı ile irtibatlarını keserler. Orada yatarlar, çöpleri dışarı çıkmaz. Çevre jandarma denetimindedir. Çevresinde elektronik karartma yapılır. Cep telefonları çalışmaz.
O sürede basılır, mühürlenir. Baskıdan sonra polis eskortu eşliğinde sınav merkezlerine nakledilir.
Polisin dışında, gönderdiğimiz kamyonlara üniversite öğretim elemanlarından bir görevli veririz. Soruların saklandığı yerde, kapısında nöbet tutan yine iki görevli vardır.

Şimdiye kadar herhalde bir defa ÖSS’nin iptal edilme durumu oldu?

Evet, bir defa İstanbul’da sınav evrakının saklandığı spor salonunun bir ara kapısı varmış, o arka kapıdan birisi giriyor ve soru kitapçığını alıyor. O tespit edildiği için o yıl sınav tekrar yapılmıştı. Bu güvenlik konusu bizim uzmanlığımız da değil ve canımızı çok sıkan bir konu.

Sizce çoktan seçmeli sınavın öğrenci üzerinde ne gibi olumsuz etkileri olabilir?

Öğrenciyi, tek yönlü düşünmeye alışıyor. Hep hazır şıklardan birini seçiyor. Günlük hayatta hiçbir zaman sorunla birlikte cevapları gelmez. Sorun gelir ve önce analiz edilir; Gerçek sorun nedir? Onun parametreleri belirlenir. Gerçek sorunun çözümleri ne olabilir? Ve o çözümlerin içinden en iyisi bulunmaya çalışılır.
Böyle olması gerekirken, cevaplar hazır gelirse sentez yapamazsınız. Sentez çözüm üretmektir. Onlar gelişmediği için eğitim eksik kalıyor.
Belki bu kadar etkilenmeyebilir, ama bu sınava gereğinden fazla anlam yükleniyor. Mesela; biz çoktan seçmeli sınav yapıyoruz diye orta öğretim sınavları da çoktan seçmeli yapmaya başladılar. Biz önümüzdeki yıllarda yeni sistemde sınavı, sadece çoktan seçmeli olmaktan çıkartmayı düşünüyoruz.


Ben de dahil birçok kimsenin ÖSS için en büyük eleştirisi; ÖSS sorularının müfredatla uyumlu olmadığı. Siz ne düşünüyorsunuz. Bunun ölçüsü ne?

Ben buna katılmıyorum. Sürekli olarak Milli Eğitimden ders programlarını ve müfredatını alıyoruz. Bizim uzmanlarımız ilk önce onları inceliyorlar.

Mesela, okulda çok başarılı öğrencilerimiz, ÖSS’de aynı başarıyı gösteremiyor.

Okuldaki başarının nasıl ölçüldüğüne bağlı. O okulda, başarılı olabilir ama o okuldaki arkadaşlarına göre başarılıdır. O okul, genelde başarısız bir okulsa, o zaman bu sınavda diğer oklarla karşılaştırıldığında demek ki başarısız çıkıyor.

Buda dershane destek sistemini çok fazla körüklüyor. Mutlaka bir destek alma zorunluluğu doğuyor. Bir öğrenci ülkemizde, ÖSS’de iyi bir başarı istiyorsa 4 yıl boyunca iki tane okulda okumak zorunda kalıyor. Birincisi kendi okulu ikincisi dershane. Realite açısından bu bir gösterge değil mi?

Ben buna katılmıyorum. Bu konuda araştırmalar da yaptık.
Araştırmalar şunu gösteriyor.
Bu sınavda başarılı olmak için dershaneye de gitmek lazım.
Ama 4 yıl üst üste gitmek değil.
ÖSS birincileri çoğunlukla böyle yapıyorlar.

Biz şunu gördük; araştırmada dershaneye gitmeyenlerin başarısı gidenlere göre daha düşük ama belli bir süreden sonra dershane ek bir katkı getirmiyor.

Öyleyse şöyle söyleyelim. Öğrenciler ÖSS’de belli bir başarı için en az iki yıl dershaneye gitmek zorunda.

Bir yılda gitse olur, ama dershane eğitimi tamamlıyor. Dershanede eğitim yapıyor. Dershaneye gitmeyen bir aday, haftada 40 saat eğitim yapıyorsa giden 60 saat eğitim yapıyor.

Ben bunu dershane karşıtı bir söylemle sormamıştım. Sadece, şu açıdan bakıyorum:
Bizim çocuklarımız, hayatlarının en önemli çağında iki yıl dershaneye gittiğinde tamamen sosyal hayattan kopuyor. Ben bizzat onların içerisindeyim. Çalışma programları veriyorum. Çocuklarımız bu süreç içerisinde hem dershaneyi hem okulu birlikte götürmek zorunda oldukları için sosyal hayattan kopuk, sosyal ilişkileri bozuk bireyler haline geliyorlar.
Üniversiteye başladığında iki yıl boyunca sosyal hayattan kopmuş bir kişi olarak başlamış oluyor. Bu, kişilerin geleceği ile ilgi, iletişim becerileri ile ilgili ve hayata uyumla ilgili ciddi sorunların ortaya çıkmasına neden oluyor.
Oysa onların yaşıtları başka ülkelerde, hobileriyle uğraşıyor, spor yapıyor, müzik aleti çalmayı öğreniyor, kitap okuyor, kendini geliştiriyor. Bizim çocuklarımız iki okul birlikte okuyor. Buraya vurgu yapmak istiyorum. Bunun üzerinde hiç durulmuyor.

Doğru, doğru, doğru….
Ben de önce şuna değinmek istiyordum. Dershane iki şeyi sağlıyor. Bir; okuldaki eğitimi tamamlıyor.
İki; sınav için öğrencilere tecrübe kazandırıyor, yol gösteriyor.

Ben, burada öğrenciler adına bulunuyorum. Onlara uzun yıllardan beri sınav sürecini birlikte yaşıyoruz. Birlikte üzülüp, birlikte seviniyoruz. Onların psikolojilerini çok yakından biliyorum. Çocuklarımız tamamen hayattan koparak bir başarı elde etmek zorunda kalıyorlar. Bu çok acı bir durum.

Ona, ayrıca değineceğim. Bizim yaptığımız araştırmada ayrıca şunu gördük.
Belli bir süreden sonra başarı artmıyor. Yani 4 yıl üst üste dershaneye gidenler, iki yıl gidenlere göre daha başarılı olmuyor. Ama hiç gitmeyenler, daha az başarılı.

İşin adayı aşırı asosyalleştirmesine gelince; o biraz arz talep dengesinden kaynaklanıyor. Türkiye’de her bölüm, ekonomik durum nedeniyle insanlara mutlu bir hayat sunamıyor. Örneğin kişi herhangi bir konudan hoşlanıyor. O konuda eğitim yaptığında iş bulamıyor ve uygun bir gelir elde edemiyor. Onu elde edebilmesi için belirli alanlara yönelmesi gerekiyor. Sadece sınırlı alanlar, işsizlik sorunu olmayan ve iyi gelir elde etmenizi sağlıyor. Herkes oraya gitmek istiyor. Bu nedenle yarış kızışıyor. Yarış kızıştığı için, bu alanlara girmek için çalışma temposunu üst düzeye çıkartmak gerekiyor. Bu da çocukları asosyalleştiriyor.
Türkiye’nin ekonomik durumu daha iyi olsa, bu sorunlar çözümlenebilir. Herkes, belli programlara gitmek zorunda kalmaz. İş bulma sorunu olmasa başka alanlara da insanlar yönelir.

Hep ‘şartlar bunu gerektiriyor’ diyoruz, ama bizim, çocuklarımızı psikolojik yönden çok fazla ezdiğimizi düşünüyorum. Onları rahatlatan, onlara yol gösteren, yardımcı olan bir sistemimiz yok. Gelelim sıfır çekenlere.
Geçtiğimiz sınavda 30 bin öğrenci sıfır çekti. Bunu neye bağlıyorsunuz.

İşin doğrusu biz ona sıfır çekme demiyoruz. O basının ifadesi. Biz puanı hesaplanmayan adaylar diyoruz. 4 testli bir sınavda istiyoruz ki adaylar bu testlerin tümüne cevap versinler ve belli bir başarıyı elde etsinler. Bazı adaylar, sadece bir teste cevap veriyor. Böyle adayların biz üniversiteye girmesini istemiyoruz.
Mesela bir aday matematiğin 30 sorusundan 30’una cevap verse diğerlerini boş bıraksa, biz onun puanını hesaplamıyoruz. Yani, aday sıfır çekmiyor.
Bunlar 4 testin ikisinde 0,5 puan alamamış bir kitle. Bu kitlenin ben biraz bilinmeyen bir kitle olduğunu düşünüyorum. Zaten Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK bu konuda ortaklaşa bir çalışma başlattı.

Geçtiğimiz sınav; ÖSS için zorluk derecesi yüksek bir sınavdı. Sınavın zorluk ya da kolaylığını neye göre belirleniyor. Yani bu sınavı zor yapalım, bu kolay olsun diye bir karar mı alınıyor?

Hayır, öyle değil. Ama önceki yıllara göre küçük ayarlamalar yapıyoruz. Örneğin, önceki yıllarda bir test çok zor olmuşsa, biraz kolaylaştıralım diyoruz. Çok kolay olmuşsa, biraz zorlaştıralım diyoruz. Çünkü bu bir seviye sınavı değil; bir sıralama sınavı. Sıralama sınavında hiçbir zaman ortalama başarı % 80-90 olmamalı. Aksi takdirde adayları sıralayamazsınız. Hem üst grubu birbirinden ayıracaksınız hem alt grubu. Onun için zor sorular da kolay sorular da olacak. Tabi bütün derslerde aynı kolaylıkla hazırlanamıyor..

Zor soruların psikolojik yönetimi de zor oluyor. Bu sorular adeta kişinin moralini bozmak için hazırlanmış. Dolayısıyla, böyle bir sınavda kişi, psikolojik olarak çöktüğü için bilgisini de tam olarak sınava yansıtamıyor.

Ama bir aday sınava gelirken de daha önce böyle sorular görmüştür. Soruların ne kadarını çözeceğini; ne kadarını çözemeyeceğini bilir.


Ama son sınav soruları, çok fazla görülen soru tarzı değildi. Sınav dereceleri de böyle değerlendirdiler. Önceki sınavlara göre, çok farklı soru tarzı olduğu şeklinde değerlendirildi.

Sanmıyorum. Ben o izlenimi edinmedim. Ben de soruları okuduğumda öyle farklılıklar görmedim.

Ama bu görüş ÖSS dereceler tarafından da belirtildi.

Bir de belki şundan oluyor. Soru hazırlayan arkadaşlarımızın sorunun zorluk derecesini iyi ölçme güçlüğü oluyor. Bizim şansızlığımız şu: bu tip sınavlarda bir ön test uygulanması lazım.

Tam da ben o noktaya gelecektim.

Biz bunu yapamıyoruz maalesef, gizlilik dolayısıyla. Ön test yapamadığımız için soruların zorluk derecesini ayarlayamıyoruz.

Gerçekten çok iyi hazırlanmış ama soruların çok zor olmasından dolayı, psikolojisi bozulduğu için beyin gücünü tam olarak kullanamayan, konsantrasyonu bozulan çok sayıda öğrenci tanıyorum. Zaten birkaç soru kişini psikolojisini bozmaya yetiyor. Ben şunu merak ediyorum siz kurum olarak “Ben sorumu sorarım, elememi yaparım” mı diyorsunuz yoksa öğrenci açısından da değerlendiriyor musunuz?

Biz, öğrenciye hizmet ediyoruz. Başka türlü düşünmemiz mümkün değil. “Biz sorumuzu sorarız yapan yapar.” gibi bir anlayış içinde olmamız düşünülemez. Ama dediğim gibi, biz soruları hazırlarken belli bir zorluk düzeyinde olsun, mesela ben; “Sorular geçen senekinden biraz daha kolay olsun” diyorum. Ve emin olun bazı zor soruları benim değişdirttiğim de oluyor.

Öğrenciler adına teşekkür ediyoruz!

Bizim öğrencilerimiz nedense hep hazır kalıp sorulardan gelsin istiyorlar. Bizim hocalarımız da hep yeni ve özgün sorular hazırlamaya çalışıyorlar. Çünkü çok değişik yetenekleri ölçüyorsunuz. Öğrendiği bir kalıbı tekrarlamak iyi bir yetenektir ama bu yetenek sınırlı bir yetenektir. Değişik ortamlarda ilk defa karşılaştığı sorunlara çözüm bulma daha ileri bir yetenektir. Onun için biz özgün sorular sormaya çalışıyoruz.

Geçtiğimiz sınav için zor bir sınav olacak demiştiniz. Bu öğrencilerin psikolojileri üzerinde çok olumsuz etki yaptı. Böyle bir ifade de bulunduğunuz mu?


Ben öyle söylememişimdir.

Basından öyle okuduk.

“Geçen yılkinden daha zor olmayacak” demek istedim. Biz, bir önceki yıldan daha kolay olmasını sağlamaya çalıştık ama tabi kitle de değişiyor. Daha önceki yılın kitlesinin içinde eski mezun daha çoktu. Geçen senekinde son sınıf öğrencileri daha çoktu. Bu etkili oluyor.

Kendi çocuğunuz olsa, en az iki yıllık bir çalışmanın karşılığını 3 saatlik bir sınavda alma stresi karşısında bir baba olarak neler hissederdiniz? Bir empati yapar mısınız?

Ben bunu iki kere yaşadım. Diğer babaların yaşadığını yaşadım. Gerçi çocuklarımın başarıları yüksekti, birinci yılda girdiler ama birinci tercihlerine giremediler. Üzüldüler.
Ben de o stresi yaşadım. Ben de iki çocuğumu iki yıl Anadolu Lisesi sınavlarına, iki yıl da üniversite sınavlarına olmak üzere dershaneye taşıdım. Onlarla adım adım 8 yıl yaşadım. Bunun olumsuz yönlerini, çocuklar üzerindeki etkilerini gördüm. Ama biraz da olumlu yönlerine bakmak lazım. Eğitimciler, bu sınavlar olmasa yetişen gençlerimiz bilgi düzeyi açısından, daha yetersiz olacaklarını söylüyor.
Hatta, “Öğrenciler bir şeyler öğreniyorsa bu sınavlar sayesinde öğreniyor.” diyenler de var. Ben tabii o kadar ileri gitmek istemiyorum

ÖSYM olarak, bunca yıldır sınav yapıyorsunuz. Neden adaylara yönelik sınav teknikleri, sınavda psikolojik yönetim gibi bir destek çalışması yapmıyorsunuz? En azından kendi sitenizde. Bunu hiç düşündünüz mü?

Bir kere bu konuda uzman değiliz.

Mesela soruları hazırlayan uzmanlar bu soruların çözüm mantığı şöyle olabilir diye bir bilgilendirmede bulunabilir.

O biraz ileri gitmek olur. O zaman bizim o söylediklerimiz eleştirilir. Ya da o yetersiz kalırsa adayların hazırlıksız kalmalarının gerekçesi, bizim verdiğimiz bilginin yetersizliği olarak görülür.


Ya da uzman birilerini burada bulundurabilirsiniz.

Ben bu konuda reçete olduğunu da düşünmüyorum. Sitede, 5 sayfa soru nasıl çözülür gibi bilgiler vermek; dershaneler iki yıl eğitim yapıp bunu vermeye çalışıyorlar. Onların iki yılda yaptıklarını biz nasıl 5-10 sayfayla verebiliriz.

Bunun ipuçlarını verebilirsiniz. Çünkü gençlerimiz bu konuda yönlendirilmeye çok ihtiyaçları var.

Bunu yapacaksa Eğitim Fakülteleri yapsın. Bizim alanımız değil ve bizim görevimiz de değil.

O zaman sizin alanınız olan bir konu ile ilgili sorayım: ÖSYM olarak, mesela en azından online deneme yapamaz mısınız? ? Öğrenciler orada kendi performanslarını görürler. Mesela bu yıl olsaydı; öğrenciler ne tarzda sorular çıkacak bilirlerdi. Kendilerini ona göre hazırlarlardı.

Biz o konulara girmeyi hiç düşünmedik. Ben girmemizin doğru olamadığını düşünüyorum. Orada soracağınız sorular, öğrenciyi yönlendiriyor. Öğrenciler, ondan sonra o sorulara benzer sorular bekliyor. ÖSYM şu soruları sordu hemen o tür sorular üzerine çalışır. Ondan farklı sorular sorduğunuzda öğrenciyi yanlış yönlendirmiş olursunuz.


Bunu en sağlıklı yapacak kurum, sizsiniz ve bu öğrenciye çok büyük katkı sağlar.

Sizin söylediğiniz eski soruların öğrenciye sorulması ise bunu herkes yapıyor zaten.

Mesela bu yıl ki sınava benzer bir denemeyi, sınava 6 ay kala yapsanız bu öğrencilere büyük bir katkı olur.

Nerede yapacağız?

Online yapabilirsiniz. O tarzda sistemler var. Öğrenciye sınavdaki gibi süre veriliyor.

Bunu, internet üzerinden yapmak çok zor. Az sayıda kişiye yaparsınız da aynı anda bir milyon kişiye hizmet verecek bir site olamaz. Aynı anda 10 bin kişi geldiğinde siteler tıkanır.
Ancak kişiye soruları sunarsınız o zaman olabilir. Ama bunları bizim yapmamızın olumlu yönlerinin yanında olumsuz yönlerinin de olacağını düşünüyorum. Eski soruları zaten siteden eski soruları bulabilir.

Ama bu sene yeni tür sorular sordunuz. Bu tür sorular çıkacak diye bir ön sınav yapmış olursunuz.

Bizim bu sene soracağımız sorulara benzer sorularımı soralım. Ama o zaman, o soruların özgünlüğü kalmaz. Öğrenci, eğer bir konuyu iyi öğrendiyse, düşünme sistemini iyi gelişirdiyse, değişik sorular geldiğinde o öğrenci çözüm üretir.
Zaten çok farkı soru sormuyoruz ama aynı kalıbın içinde de kalmıyoruz. Sadece rakamları değiştirerek soru sormuyoruz.

Sonra ÖSYM’yi de çok büyültmeyin. ÖSYM, 300 personeli olan bir kurum. Burada akademisyenler yok. Üniversitelerden akademisyenler getirip onlardan katkı almaya çalışıyoruz.
Bu tür destekler verilirse bunu bizim vermemizin doğru olmadığını düşünüyorum. Ama sınavda psikolojik açıdan ya da bilimsel açıdan nelere dikkat etmek gerekiyor? Bunu eğitimciler yapsınlar. Onların kendi görüşü olarak olabilir. Biz oların görüşünü ÖSYM olarak sunarsak bu resmi bir yönlendirme olur. Onun dışında bir durum olduğunda biz eleştiriliriz. Öğrencileri olumsuz etkilediğimiz dile getirilir.

Böylelikle de öğrencilere katkı sağlama; onlara yardımcı olama, yönlendirme yolunu da kapatmış oluyoruz. Öğrenciler bu konuda ciddi bir kurumun; Milli eğitim Bakanlığı olabilir, ÖSYM olabilir desteğine ihtiyacı var.

Ama biz okuluna devam eden, orada verilen bilgileri iyi öğrenen öğrencilerin bu sınavda başarılı olabileceğini iddia ediyoruz.

Ama bu çok da realiteyle uygun bir değil.

Biraz da test alışkanlığı varsa başarılı olmalılar. Ayrıca öğrenciye soruyu çözerken, şöyle düşüneceksin gibi böyle bir kalıp da yok. Bizim böyle bir işe girmemizin olumlu katkılarından olumsuz katkılarının daha çok olacağını düşünüyorum.

Ben de öğrenciler açısından bunu çok faydalı olacağını düşünüyorum. Hiçbir okulda çocukların psikolojilerini nasıl yönetecekleri, duygusal zekâlarını nasıl kullanacakları öğretilmiyor. Bunu yıllardır sınav yapan kurum olan “ÖSYM yapabilir mi?” diye sormuştum. Siz bu bizim sorumluluğumuz alanında değil diyorsunuz.
Peki, gelelim yeni sisteme. Yeni sistemin eskisine göre ne gibi artıları var?

Aslında ben yani sistemin çok fazla yenilik içerdiğini düşünmüyorum. Mevcut sistemin birkaç eksikliğini gidermeye çalıyoruz.
Birincisi: Mevcut sistemde çok değişik öğrenci gruplarını sınava alıyoruz ve onların eşit sürede, değişik testleri çözmesini istiyoruz. En azından şöyle gruplandırabiliriz.
Sadece ilk dört testi cevaplayan bir grup var. 120 soru cevaplıyorlar ve biz onlara 195 dakika veriyoruz.
Bir de, 180 soru cevaplayan grup var ki bunlar da kendi içinde üçe ayrılır. Fenciler, Sosyal Bilimciler, Türkçe-Matematikçiler. Çünkü onların hangi iki testi cevapladığı değişiyor. Testlerin de zorluk dereceleri aynı değil.
Bir de 210 soru cevaplayan grup var. Biz, bütün bu grupları aynı sınava alıyorduk ve öğrenci taktik gütmek zorunda kalıyordu.
Süreyi nasıl planlayacak, hangi teste ne kadar zaman verecek gibi..
Bu ölçme değerlendirme açısından mahsurlu bir durum. Yeni sistem, bunu gidermeye çalışıyor.
Yeni sistemde, öğrencileri alacağız; bugün Fizik, Kimya, Biyoloji sınavı var. Bu sınava girenlerin hepsi Fizik, Kimya, Biyoloji cevaplayacak. Alternatifi yok. Kimisi Fizik cevaplayacak, kimisi Tarih cevaplayacak değil.

İkinci olarak: Mevcut sistemde, ölçme açısından soru sayılarımız yetersiz kalıyor. Değişik branşlardan gelen 4 yıllık eğitimi ölçmede yetersiz kalıyor. Örneğin Psikoloji’den 4-5 soru sorabiliyorduk. Bu kadar soru yetmiyor. Fizik’ten 10 soru soruyoruz. 4 yıllık eğitimi ölçmek için 10 soru yeterli olmayabiliyor.
Yeni sistemde daha çok soru sorarak ve herkese eşit sürede soruları yanıtlatarak, taktiği ortadan kaldırarak, ölçme değerlendirme açısından daha sağlıklı bire sistem getirmeye çalıştık.

Bir başka yenilik de açık uçlu sorular dışında soru tarzlarına bir altyapı hazırlamaya çalışıyoruz.
Bunun da ölçüsünü şöyle oluşturduk; açık uçlu sorular dışında soru sormak için aday sayısını sınırlamak gerekiyor. Biz bunun üst sınırını; 500 bin olarak koyduk.

Zaman açısından bir avantaj var mı?

Mevcut sistemde soru başına düşen süre 1 dakikayı biraz aşıyor. Biz mevcut sistemde büyük kitlenin 180 soruyu cevapladığını varsayıyoruz. 180 soru
195 dakika ediyor. Soru başına ortalama 1,1 dakika ediyor. Ama 120 soru çözenler için soru başına 1,5 dakikayı bile aşıyor.
Yeni sistemde birinci, aşamada soru başına 1 dakika, ikinci aşamada 1,5 dakika vereceğiz.
İkinci aşama sorularını birinciye göre zorluk derecelerinin biraz daha fazla olabileceği, metinlerin biraz daha uzun olabileceğini varsayarak öğrenciye biraz daha fazla zaman sağlamış olacağız.

Böylelikle öğrencinin üzerinden zaman baskısı da azalmış olacak. Çünkü geçen sınavda yetiştiremeyen kişi sayısı çoktu.

Evet. Geçen sınavda, şu eleştiriyi aldık, bu sınavda dikkate alacağız. Özellikle Türkçe sorularının uzun olduğu ve beklenenden fazla zaman aldığı eleştirileri aldık. Bunu dikkate alacağız.

Ek konu söz konusu mu?

Olmayacak. Milli Eğitim Bakanlığı, müfredatta değişiklik yapmazsa olamaz. Bizim rehberimiz, Mili Eğitim Bakanlığı’nın hazırladığı programlardır.

LYS’yi kaç oturumda yapmayı planlıyorsunuz?

Yabancı dille beraber 5 oturum olacak. Yani Matematik sınavı, Fen sınavı Sosyal Bilgiler sınavı, Edebiyat sınavı ve yabancı dil sınavı olmak üzere 5 ayrı sınav. Aday bulardan hangilerine gireceğini tespit edecek.
Bunlar ayrı ayrı günlerde yapılacak. Daha günleri tespit etmedik. Bir veya iki hafta sonu seçeneklerini inceliyoruz.
Ama biri cumartesi ise biri pazar ya da bir sonraki cumartesi ve pazar olabilecek.
Çok az ihtimal ama biri sabah biri öğleden sonra olabilir.

İkinci aşama için normalde öğrenciler kaç sınava girecek?

Öğrencilerin büyük çoğunluğu bu sınavın ikisine girecek.

Üçüne girme ihtimalide var?

Üçüne giren bir kaç bin öğrenci olabilir. Dördüne giren meraklı birkaç yüz öğrenci olabilir. Ama bunları, ben istisna olarak düşünüyorum. İsteyen aday hepsine bile girebilir zamanlamayı ona göre ayarlayacağız.

Birkaç örnek üzerinden giderek açalım: Örneğin Tıp fakültesini tercih edecek kişi, hangi puan türünde olacak ve hangi derslerin sorularını yapacak?

Daha önceki sitemdeki gibi aynı derslerden yine soru yapacak.
Matematik Geometri sınavı bir gün, başka bir günde Fizik Kimya Biyoloji olmak üzere Fen sınavına girecek.

Türkçe çözmesine gerek kalmayacak

Evet, Türkçe Tarih ve diğer derslere gerek kalmayacak. Çünkü birinci aşamada çözmüş oldu.

Mühendislik?

Aynı sınavlara girecek. Yalnız, Matematik ve Fen sınavına giren aday için dört tane puan hesaplayacağız.
Bu dört puandan biri Matematik veya Astronomi gibi lisans programına girerken
Biri, Biyoloji Fizik Kimya gibi Fen ağırlıklı programlara girerken kullanılacak.
Bir tanesi, mühendislikler için.
Bir diğeri de, sağlık bilimleri için puanlar hesaplanacak ama bunların hepsi aynı sınava girecek.

Sadece derslerin ağarlıkları mı değişecek?

Evet, birisinde Biyolojiyi biraz öne çıkaracağız. Diğerinde, Matematiği öne çıkaracağız.
Ama bütün bu alanları tercih edecekler, aynı sınavlara girecek ve hazırlıkları da aynı olacak. Yani tıp fakültesine gideceklerle mühendisliğe gideceklerin hazırlıkları farklı olamayacak.

Daha önceki sınavda bunlar aynı değere sahipti, sadece sayısal iki olarak. Şimdi tıpı tercih edenler için Biyoloji ve Kimyanın ağırlığı daha fazla olacak.

Evet, ama onlar küçük ayarlar. Bu ayarların adayların hazırlanmasını etkilemesini beklemiyoruz. Yine hepsini çalınmalılar.

Bir de TM’den örnek: Hukuk için?

Hukuk için de Edebiyat, Coğrafya sınavına ve Matematik Geometri sınavlarına girecek.

Bir örnek de TS için Türk Dili ve edebiyatı?

Edebiyat ve Sosyal Bilimler. Yani yine eskisi gibi olacak.
Mevcut sistemde öğrenci hesap yapıyordu. Bunu etkisi özellikle Fen’de görülüyordu. Şunun ağırlığı az oradan iki soru yapacağıma şu dersten bir soru yaparım diyordu. Zaten süre de fazla yetmiyor. Ben o zaman sadece şu dersleri çalışayım diye bazı dersleri bırakıyordu. Yani sitede Biyolojiye cevap vermiyorsa onun süresinde oturur. Her birine ayrı ayrı süre verdiğimiz için bunu yapmayacak. Biz istiyoruz k öğrenci çok yönlü olsun.

Son olarak şu an karşınızda kendi çocuğunuz olsa ve önümüzdeki yıl sınava girecek olsa, ona neler önerirdiniz?

Okunla düzenli gitmesini, okulu ön planda tutmasını öneririm. Çok aşırı boyutta olmasa da dershaneye giderek bilgilerini takviye etmesini. Ve düzenli çalışmasını ve düzenli yaşamasını. Bunu yaparkan de sevdiği şeyleri çok ihmal etmemesini; arada sinemaya da gitmesini, arada çıkıp top da oynamasını, arkadaş gruplarıyla eğlenmesini de öneririm. Her şeyi dengeli yapmasını öneririm.


Bunca yoğunluğunuz içerisinde tüm ÖSS adaylarına zaman ayırdığınız için çok teşekkürler.

eftal orhan*****zaman:*****06:18

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu yayına verilen bağlantılar

Bağlantı Oluştur





Ana Sayfa

Web sürümünü görüntüle

Hakkımda

eftal orhan

Powered by*****Blogger. http://motivasyoncu.blogspot.com.tr/...n-ile.html?m=1

Konu Kayıtsız Üye tarafından (11-23-2016 Saat 19:19 ) değiştirilmiştir.
  Alıntı ile Cevapla

     

Alt 01-16-2015, 22:15   #232
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Tesadüf :) her yol Roma ya çıkıyor


Alıntı:
Kayıtsız Üye´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
BAŞKA BİR TUS FORUMUNDAKİ YORUMU BURAYA AKTARAYIM


ÖSYM TUS DAVALARI HİÇ BİTMEYECEK!!!! Çünkü ;
Bu işten yararlanan ve yararlandırılan “organize menfaat çeteleri” nin sosyal medyada kanıtlı bağlantıları çökertilmedi
1- Sürekli yanlış TUS sorusu, iptal, soru açıklamama türü mahkemede %100 kaybedeceği kesin davalık durum oluşturarak her sınav sonrası kaosa neden olan ve devlet kurumu …….. ?
2- Her sınav sonrası hakkımızı arayan dersane ………. ?
3- Her sınav sonrası hatalı sorular üzerinden hakkımızı arayan tus forum sitesi ………. ?
4- Her sınav sonrası hatalı sorular üzerinden hakkımızı arayan avukatlar ………. ?
5- Her sınav sonrası hatalı sorular üzerinden ÖSYM ‘ye dava açılmasını tek gündem yapan dersane ve tus forum sitesi ………. ?
6- ÖSYM’ye dava için dersane ve tus forum sitesi tarafından yönlendirildiğimiz avukat……. ?
7- Biyologların TUS’a girebilmesi davasında yönlendirildiğimiz avukat…. ?
8- Biyologların TUS’a girebilmesi davasında davacıların tüm dava masraflarını karşılayacağını açıklayan ve karşılayan dersane…… ?
9- Hürriyet- Milliyet vs gazetelerine verilen ÖSYM gazete ilanlarını fonlayan dersane…….?
10- ÖSYM-YÖK yetkilileri ile yakın hemşehrililik irtibatı olan dersane sahibi……?
11- 15 dakikada bir mahkemeyi aramak için “TUS TELEFON TİMİ” kuran Tus forumu …?
12- Mahkemeye baskı için “ORGANİZE OLUP MAHKEME BAŞKANINA GİTME“etkinliği yapan Tus forumu …?
13- Bilirkişilere baskı yapmak için “BİLİRKİŞİ İLE GÖRÜŞME GURUBU” oluşturan Tus forumu…?
14- ÖSYM Hukuk Müşavirliğine baskı için” TUS ÖSYM HUKUK TİMİ” oluşturan Tus forumu…?
15- Bahse konu Tus forum sitesini yüksek rakamlarla fonlayan dersane…….?
16- ÖSYM Başkanının avukatı…..?
17- Dersane sahibinin avukatları…..?
18- ÖSYM davalarında tus forumlarından yönlendirildiğimiz avukatlar… ?
19- Tüm bu ÖSYM avukatları aynı adresteki aynı hukuk bürosunun avukatı mı…..?
20- ÖSYM Başkanının avukatı, ÖSYM davalarının avukatları yakınlığı …..?
21- Hukuk bürosunda çalışan avukatlar ile ÖSYM ve YÖK üyeleri arasında ticari ortaklık bağlantısı …. ?
22- Hukuk bürosunda çalışan avukatlar ile dersane sahipleri arasında ticari ortaklık bağlantısı ……?
23- Hukuk bürosunda çalışan avukatlar, ÖSYM ve YÖK üyeleri ve dersane sahipleri arasında ticari ortaklık bağlantısı …..?
24- Dersane sahibiyle ortaklık bağlantısı olan ÖSYM ve YÖK üyeleri…..?
25- Hukuk bürosunda çalışan avukatlar ile ÖSYM ve YÖK üyeleri arasında kankalık bağlantısı …..?
26- Hukuk bürosunda çalışan avukatların dersane ve forum yönlendirmesiyle açtığı ÖSYM davaların sonucu……..?
27- ÖSYM’nin 7 Ocak 2011 tarihli Basın Duyurusunda bahsettiği “herkesi ÖSYM karşıtı faaliyete sevk eden menfaat grupları” ile yakın irtibatlı ÖSYM-YÖK üyeleri var mıdır?
28- Herkesi ÖSYM karşıtı faaliyete sevk eden menfaat gruplarının davetine icabet eden ÖSYM-YÖK üyeleri ……?
29- ÖSYM’nin 16.09.2014 tarihli Basın Duyurusunda “bir hazırlık dersanesinin forumlardaki organizasyonundan bahsedilmekte ve başkasının yerine sınava girdiği tespit edilen malum dershane sahibi olarak tanınan kişi” diye bahsettiği organize yapı ile çok yakın irtibatlı ÖSYM-YÖK üyeleri ……?
30- ÖSYM karşıtı faaliyetleri organize eden ve başkasının yerine sınava giren dersane sahiplerinin davetine icabet eden ÖSYM-YÖK üyeleri ……. ?

netice her sınav sonrası çok beklersiniz


http://motivasyoncu.blogspot.com.tr/...n-ile.html?m=1



motivasyon, konsantrasyon, özgüven, LYS, SBS, TUS

3 Ocak 2010 Pazar

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan ile ÖSS hakkında merak ettiğiniz her şeyi konuştuk.




Eftal Orhan öğrenciler adına sordu, ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan cevapladı.

ÖSS’nin arka planı

Sorular nasıl hazırlanıyor?
Soruları kimler hazırlıyor hazırlanıyor?
Sorular nasıl bir yerde hazırlanıyor?
Soruları hazırlayan kişiler nasıl tespit ediliyor?
Soruların güvenliği nasıl sağlanıyor?
Soruların zorlukları nasıl ayarlanıyor?
Sorular hangi aşamalardan geçiyor?
Soruları kimler inceliyor?
ÖSYM deneme sınavı yapar mı?
ÖSYM sınav teknikleri konusunda ne düşünüyor?
ÖSYM sınav psikolojisi hakkında neler düşünüyor?
ÖSS Milli Eğitim Müfredatına ne kadar uyuyor?

Ve yeni sistemle ilgili merak ettiğiniz her şey

Yeni sistem, neler getiriyor?
Yeni sistemin artıları neler?
Hangi alanlar, hangi testleri çözecek?
Süre baskısı kalkıyor mu?
Ek konu olacak mı?
ÖSS nereye doğru gidiyor?
İkinci aşamada kaç test yapılacak?
İkinci aşama testleri hangi günler yapılacak?


Öncelikle şunu öğrenmek istiyorum. Türkiye’de herhalde hayatını etkilemediğiniz kimse yoktur. İnsanlar sizin gönderdiğiniz bir belgeden ya bizzat sınava giren olarak ya da giren kişinin yakını olarak bir şekilde etkileniyor.
Çoğu kimsenin rüyalarını, hayallerini; gönderdiğiniz “Kazandınız” yazılı sonuç belgesi ya da sitenizden yayınladığınız “Kazandınız” açıklaması süsülüyor. İnsanların hayatlarında dönüm noktaları oluşturan bir kurumun başında bulunmak nasıl bir duygu?


1974’den beri, yani kurumun kuruluşundan beri kurumun içindeyim. En baştan itibaren sorumluluk ve ciddiyet duygusu hissederim. Başkan olduktan sonra da bu duygular değişmedi.
Ama tabii bizde ayrıca ciddi bir stres, sürekli bir tedirginlik var. Bir sorun olacak mı diye.

Şu an kaç sınav yapıyorsunuz?

30 ile 40 arasında.

ÖSYM’nin biraz tarihçesinden bahseder misiniz?

ÖSYM 1974’de kuruluyor.1960’lı yıllarda sınav başlıyor. Arz talep dengesi bu sınavları doğuruyor. Talep fazla olunca seçme zorunluluğu ortaya çıkıyor.
İlk başlarda lise bitirme puanları ölçü alınıyor. Bu da yetmiyor daha sonra üniversiteler kendileri böyle bir sınav yapıyor.
1975’den öncesi üniversiteler bu görevi yapıyordu. 1974’te en son Hacettepe üniversitesi bu sınavı yaptı. Daha sonraki yıllarda da ülke genelinde bu sınav ÖSYM ile kurumsallaştı.

ÖSYM’nin yaptığı ilk üniversite giriş sıvana kaç kişi girdi ve kontenjan ne kadardı?

1974’de 225 bin aday. Kontenjanlar 30 binlerdeydi…

Gelelim herkesin merak ettiği ÖSS’nin arka planına…
Bir yılık ÖSS serüveni nasıl yaşanıyor? Bu yıl ki süreç ne zaman başlar?

Eylül’de tam olarak yoğun bir şekilde başlar.

Soruları kimler hazırlıyor?

Biz de soruları hazırlayan iki grup uzman vardır. Bir grup, soruları hazırlar. Bunlar bizim kadrolu elemanlarımızdır.

Bunlar öğretmen midir?

Bunların içinde öğretmenlik yapanlar da var. Hiç öğretmenlik yapmamış, kendi alanlarında uzman olanla da var. Örneğin matematikçiler var. Matematik yüksel lisansını bitirmiş ve 10 yıldır bizde soru hazırlıyor.
Veya 30 yıl öğretmenlik yaptıktan sonra emekli olmuş öğretmenler var.
Bu iki grup bizim tam zamanlı elemanlarımızdır. Bunların başka bir görevi yoktur. Bütün zamanlarını soru hazırlamakla geçirirler.

Soruları hazırlayan kişiler kimler tarafından, nasıl tespit ediliyor ve ne gibi kriterler söz konusu?*****

Bizde güven esastır. Şimdi, biraz sıkıntılarımız var. Bu uzmanların da KPSS ile almamız isteniyor. O zaman güven sorunu olabilir. Biz özellikle tavsiyeyi çok önemsiyoruz. Çok güvendiğimiz birisinin önermesi lazım. Bu kişiler hem kendi alanında uzman olmalı, bu konuya yatkılığı olmalı; kişilik olarak da güvenilir olmalı.
Allah’a şükür, güven konusunda bizim gruptan bu konuda bir sorun çıkmadı şimdiye kadar.

Ne zaman sorular hazırlanmaya başlıyor?


Eylül ayında, soruları hazırlamaya başlarlar. Uzmanlar, soruları hazırlar biriktirir.
Bizim, ÖSS de 30 yıllık bir soru arşivimiz var. Ama özellikle, ÖSS’de eski soru kullanmıyoruz. İhtiyaçtan fazla hazırlanıyor ve onların arasından seçiyoruz. Daha sonra onların üzerinde ifadesinde, rakamlarında gerekli değişiklikler yapılıyor. Sorular ilk hazırlandığı ham haliyle de sorulmuyor.

Uzmanlar soruları hazırladıktan sonra onları kontrol eden bir sistem var mı?

Var, ikinci grubumuz da bunlar. Bunlar üniversite hocaları. Tabi bunlar, yakınlık nedeniyle, Anakara’daki üniversitelerden hocalarımız oluyor. Böyle diğer sınavlar da dâhil, toplamda 100 ün üzerinde hocamız var.


Peki, ayrıca dil açısından değerlendiren birileri var mı?

Tabii bütün soruları Türkçeciler de okuyor. Onlar tarafından bir edisyondan geçiyor.
Bilimsel açıdan, anlaşılırlık açısından ve ölçme değerlendirme açısından sorular inceleniyor. Ve seçile seçile sınav seti ortaya çıkıyor.

Soruları hazırlayan kişilerin soruları sızdırma riskini nasıl önlüyorsunuz?

Birinci önlemimiz; bu soruların hazırlandığı katımız, (bu odanın bir üst katı) sadece soru hazırlayan uzmanların girdiği bir kattır. Diğer birimde çalışanlar o kata ziyarete bile gidemez.
İkinci önlemimiz; o ortam dışında soru hazırlanmaz. Soru kesinlikle dışarı çıkmaz. Mesela; “Ben, bugün başladım, evde devam edeyim” olmaz. Ya da “Evde hazırladım, evde hazırladıklarımı buraya getireyim”, ya da üniversitede, bir hoca kendi ofisinde soru hazırlayıp buraya getirsin; bunları kesinlikle yapmıyoruz.
Bunların yanında; kişilere güvenmemizin dışında bir önlemimiz yok.

Bir de soru başına ne kadar ücret ödüyorsunuz, öğrenebilir miyiz?

Sadece maaş karşılığı yapıyoruz. Kadrolu elemanlarımızdır onlar. Soru hazırlatıp belli bir ücret ödemiyoruz.
Maaşları da son derece düşüktür; onu da söyleyeyim.

Buradan iletelim diyorsunuz yani.
Soruların basımı, dağıtımı ve geri gelişi aşamasında güvenliğini nasıl sağlıyorsunuz?

Sorular seçildikten sonra son bir kez daha gözden geçirilir. Çok güvendiğimiz birkaç kişiye okuturuz. Mesela; o aşamada ben de okurum. O noktadan sonra matbaaya götürülür.

Sizin kendi matbaanız mı?

Hayır, özel bir matbaa.
Matbaaya gönderilir ve kapalı dönem başlar. Büyük sınavlar da tam kapalı dönem olur. Sorular hazırlanırken bizim bu binada kapalı dönem yoktur ama basımı süresinde vardır. Bu süre 15-20 gündür. Bu sürede matbaada çalışanlar, kesinlikle dışarı ile irtibatlarını keserler. Orada yatarlar, çöpleri dışarı çıkmaz. Çevre jandarma denetimindedir. Çevresinde elektronik karartma yapılır. Cep telefonları çalışmaz.
O sürede basılır, mühürlenir. Baskıdan sonra polis eskortu eşliğinde sınav merkezlerine nakledilir.
Polisin dışında, gönderdiğimiz kamyonlara üniversite öğretim elemanlarından bir görevli veririz. Soruların saklandığı yerde, kapısında nöbet tutan yine iki görevli vardır.

Şimdiye kadar herhalde bir defa ÖSS’nin iptal edilme durumu oldu?

Evet, bir defa İstanbul’da sınav evrakının saklandığı spor salonunun bir ara kapısı varmış, o arka kapıdan birisi giriyor ve soru kitapçığını alıyor. O tespit edildiği için o yıl sınav tekrar yapılmıştı. Bu güvenlik konusu bizim uzmanlığımız da değil ve canımızı çok sıkan bir konu.

Sizce çoktan seçmeli sınavın öğrenci üzerinde ne gibi olumsuz etkileri olabilir?

Öğrenciyi, tek yönlü düşünmeye alışıyor. Hep hazır şıklardan birini seçiyor. Günlük hayatta hiçbir zaman sorunla birlikte cevapları gelmez. Sorun gelir ve önce analiz edilir; Gerçek sorun nedir? Onun parametreleri belirlenir. Gerçek sorunun çözümleri ne olabilir? Ve o çözümlerin içinden en iyisi bulunmaya çalışılır.
Böyle olması gerekirken, cevaplar hazır gelirse sentez yapamazsınız. Sentez çözüm üretmektir. Onlar gelişmediği için eğitim eksik kalıyor.
Belki bu kadar etkilenmeyebilir, ama bu sınava gereğinden fazla anlam yükleniyor. Mesela; biz çoktan seçmeli sınav yapıyoruz diye orta öğretim sınavları da çoktan seçmeli yapmaya başladılar. Biz önümüzdeki yıllarda yeni sistemde sınavı, sadece çoktan seçmeli olmaktan çıkartmayı düşünüyoruz.


Ben de dahil birçok kimsenin ÖSS için en büyük eleştirisi; ÖSS sorularının müfredatla uyumlu olmadığı. Siz ne düşünüyorsunuz. Bunun ölçüsü ne?

Ben buna katılmıyorum. Sürekli olarak Milli Eğitimden ders programlarını ve müfredatını alıyoruz. Bizim uzmanlarımız ilk önce onları inceliyorlar.

Mesela, okulda çok başarılı öğrencilerimiz, ÖSS’de aynı başarıyı gösteremiyor.

Okuldaki başarının nasıl ölçüldüğüne bağlı. O okulda, başarılı olabilir ama o okuldaki arkadaşlarına göre başarılıdır. O okul, genelde başarısız bir okulsa, o zaman bu sınavda diğer oklarla karşılaştırıldığında demek ki başarısız çıkıyor.

Buda dershane destek sistemini çok fazla körüklüyor. Mutlaka bir destek alma zorunluluğu doğuyor. Bir öğrenci ülkemizde, ÖSS’de iyi bir başarı istiyorsa 4 yıl boyunca iki tane okulda okumak zorunda kalıyor. Birincisi kendi okulu ikincisi dershane. Realite açısından bu bir gösterge değil mi?

Ben buna katılmıyorum. Bu konuda araştırmalar da yaptık.
Araştırmalar şunu gösteriyor.
Bu sınavda başarılı olmak için dershaneye de gitmek lazım.
Ama 4 yıl üst üste gitmek değil.
ÖSS birincileri çoğunlukla böyle yapıyorlar.

Biz şunu gördük; araştırmada dershaneye gitmeyenlerin başarısı gidenlere göre daha düşük ama belli bir süreden sonra dershane ek bir katkı getirmiyor.

Öyleyse şöyle söyleyelim. Öğrenciler ÖSS’de belli bir başarı için en az iki yıl dershaneye gitmek zorunda.

Bir yılda gitse olur, ama dershane eğitimi tamamlıyor. Dershanede eğitim yapıyor. Dershaneye gitmeyen bir aday, haftada 40 saat eğitim yapıyorsa giden 60 saat eğitim yapıyor.

Ben bunu dershane karşıtı bir söylemle sormamıştım. Sadece, şu açıdan bakıyorum:
Bizim çocuklarımız, hayatlarının en önemli çağında iki yıl dershaneye gittiğinde tamamen sosyal hayattan kopuyor. Ben bizzat onların içerisindeyim. Çalışma programları veriyorum. Çocuklarımız bu süreç içerisinde hem dershaneyi hem okulu birlikte götürmek zorunda oldukları için sosyal hayattan kopuk, sosyal ilişkileri bozuk bireyler haline geliyorlar.
Üniversiteye başladığında iki yıl boyunca sosyal hayattan kopmuş bir kişi olarak başlamış oluyor. Bu, kişilerin geleceği ile ilgi, iletişim becerileri ile ilgili ve hayata uyumla ilgili ciddi sorunların ortaya çıkmasına neden oluyor.
Oysa onların yaşıtları başka ülkelerde, hobileriyle uğraşıyor, spor yapıyor, müzik aleti çalmayı öğreniyor, kitap okuyor, kendini geliştiriyor. Bizim çocuklarımız iki okul birlikte okuyor. Buraya vurgu yapmak istiyorum. Bunun üzerinde hiç durulmuyor.

Doğru, doğru, doğru….
Ben de önce şuna değinmek istiyordum. Dershane iki şeyi sağlıyor. Bir; okuldaki eğitimi tamamlıyor.
İki; sınav için öğrencilere tecrübe kazandırıyor, yol gösteriyor.

Ben, burada öğrenciler adına bulunuyorum. Onlara uzun yıllardan beri sınav sürecini birlikte yaşıyoruz. Birlikte üzülüp, birlikte seviniyoruz. Onların psikolojilerini çok yakından biliyorum. Çocuklarımız tamamen hayattan koparak bir başarı elde etmek zorunda kalıyorlar. Bu çok acı bir durum.

Ona, ayrıca değineceğim. Bizim yaptığımız araştırmada ayrıca şunu gördük.
Belli bir süreden sonra başarı artmıyor. Yani 4 yıl üst üste dershaneye gidenler, iki yıl gidenlere göre daha başarılı olmuyor. Ama hiç gitmeyenler, daha az başarılı.

İşin adayı aşırı asosyalleştirmesine gelince; o biraz arz talep dengesinden kaynaklanıyor. Türkiye’de her bölüm, ekonomik durum nedeniyle insanlara mutlu bir hayat sunamıyor. Örneğin kişi herhangi bir konudan hoşlanıyor. O konuda eğitim yaptığında iş bulamıyor ve uygun bir gelir elde edemiyor. Onu elde edebilmesi için belirli alanlara yönelmesi gerekiyor. Sadece sınırlı alanlar, işsizlik sorunu olmayan ve iyi gelir elde etmenizi sağlıyor. Herkes oraya gitmek istiyor. Bu nedenle yarış kızışıyor. Yarış kızıştığı için, bu alanlara girmek için çalışma temposunu üst düzeye çıkartmak gerekiyor. Bu da çocukları asosyalleştiriyor.
Türkiye’nin ekonomik durumu daha iyi olsa, bu sorunlar çözümlenebilir. Herkes, belli programlara gitmek zorunda kalmaz. İş bulma sorunu olmasa başka alanlara da insanlar yönelir.

Hep ‘şartlar bunu gerektiriyor’ diyoruz, ama bizim, çocuklarımızı psikolojik yönden çok fazla ezdiğimizi düşünüyorum. Onları rahatlatan, onlara yol gösteren, yardımcı olan bir sistemimiz yok. Gelelim sıfır çekenlere.
Geçtiğimiz sınavda 30 bin öğrenci sıfır çekti. Bunu neye bağlıyorsunuz.

İşin doğrusu biz ona sıfır çekme demiyoruz. O basının ifadesi. Biz puanı hesaplanmayan adaylar diyoruz. 4 testli bir sınavda istiyoruz ki adaylar bu testlerin tümüne cevap versinler ve belli bir başarıyı elde etsinler. Bazı adaylar, sadece bir teste cevap veriyor. Böyle adayların biz üniversiteye girmesini istemiyoruz.
Mesela bir aday matematiğin 30 sorusundan 30’una cevap verse diğerlerini boş bıraksa, biz onun puanını hesaplamıyoruz. Yani, aday sıfır çekmiyor.
Bunlar 4 testin ikisinde 0,5 puan alamamış bir kitle. Bu kitlenin ben biraz bilinmeyen bir kitle olduğunu düşünüyorum. Zaten Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK bu konuda ortaklaşa bir çalışma başlattı.

Geçtiğimiz sınav; ÖSS için zorluk derecesi yüksek bir sınavdı. Sınavın zorluk ya da kolaylığını neye göre belirleniyor. Yani bu sınavı zor yapalım, bu kolay olsun diye bir karar mı alınıyor?

Hayır, öyle değil. Ama önceki yıllara göre küçük ayarlamalar yapıyoruz. Örneğin, önceki yıllarda bir test çok zor olmuşsa, biraz kolaylaştıralım diyoruz. Çok kolay olmuşsa, biraz zorlaştıralım diyoruz. Çünkü bu bir seviye sınavı değil; bir sıralama sınavı. Sıralama sınavında hiçbir zaman ortalama başarı % 80-90 olmamalı. Aksi takdirde adayları sıralayamazsınız. Hem üst grubu birbirinden ayıracaksınız hem alt grubu. Onun için zor sorular da kolay sorular da olacak. Tabi bütün derslerde aynı kolaylıkla hazırlanamıyor..

Zor soruların psikolojik yönetimi de zor oluyor. Bu sorular adeta kişinin moralini bozmak için hazırlanmış. Dolayısıyla, böyle bir sınavda kişi, psikolojik olarak çöktüğü için bilgisini de tam olarak sınava yansıtamıyor.

Ama bir aday sınava gelirken de daha önce böyle sorular görmüştür. Soruların ne kadarını çözeceğini; ne kadarını çözemeyeceğini bilir.


Ama son sınav soruları, çok fazla görülen soru tarzı değildi. Sınav dereceleri de böyle değerlendirdiler. Önceki sınavlara göre, çok farklı soru tarzı olduğu şeklinde değerlendirildi.

Sanmıyorum. Ben o izlenimi edinmedim. Ben de soruları okuduğumda öyle farklılıklar görmedim.

Ama bu görüş ÖSS dereceler tarafından da belirtildi.

Bir de belki şundan oluyor. Soru hazırlayan arkadaşlarımızın sorunun zorluk derecesini iyi ölçme güçlüğü oluyor. Bizim şansızlığımız şu: bu tip sınavlarda bir ön test uygulanması lazım.

Tam da ben o noktaya gelecektim.

Biz bunu yapamıyoruz maalesef, gizlilik dolayısıyla. Ön test yapamadığımız için soruların zorluk derecesini ayarlayamıyoruz.

Gerçekten çok iyi hazırlanmış ama soruların çok zor olmasından dolayı, psikolojisi bozulduğu için beyin gücünü tam olarak kullanamayan, konsantrasyonu bozulan çok sayıda öğrenci tanıyorum. Zaten birkaç soru kişini psikolojisini bozmaya yetiyor. Ben şunu merak ediyorum siz kurum olarak “Ben sorumu sorarım, elememi yaparım” mı diyorsunuz yoksa öğrenci açısından da değerlendiriyor musunuz?

Biz, öğrenciye hizmet ediyoruz. Başka türlü düşünmemiz mümkün değil. “Biz sorumuzu sorarız yapan yapar.” gibi bir anlayış içinde olmamız düşünülemez. Ama dediğim gibi, biz soruları hazırlarken belli bir zorluk düzeyinde olsun, mesela ben; “Sorular geçen senekinden biraz daha kolay olsun” diyorum. Ve emin olun bazı zor soruları benim değişdirttiğim de oluyor.

Öğrenciler adına teşekkür ediyoruz!

Bizim öğrencilerimiz nedense hep hazır kalıp sorulardan gelsin istiyorlar. Bizim hocalarımız da hep yeni ve özgün sorular hazırlamaya çalışıyorlar. Çünkü çok değişik yetenekleri ölçüyorsunuz. Öğrendiği bir kalıbı tekrarlamak iyi bir yetenektir ama bu yetenek sınırlı bir yetenektir. Değişik ortamlarda ilk defa karşılaştığı sorunlara çözüm bulma daha ileri bir yetenektir. Onun için biz özgün sorular sormaya çalışıyoruz.

Geçtiğimiz sınav için zor bir sınav olacak demiştiniz. Bu öğrencilerin psikolojileri üzerinde çok olumsuz etki yaptı. Böyle bir ifade de bulunduğunuz mu?


Ben öyle söylememişimdir.

Basından öyle okuduk.

“Geçen yılkinden daha zor olmayacak” demek istedim. Biz, bir önceki yıldan daha kolay olmasını sağlamaya çalıştık ama tabi kitle de değişiyor. Daha önceki yılın kitlesinin içinde eski mezun daha çoktu. Geçen senekinde son sınıf öğrencileri daha çoktu. Bu etkili oluyor.

Kendi çocuğunuz olsa, en az iki yıllık bir çalışmanın karşılığını 3 saatlik bir sınavda alma stresi karşısında bir baba olarak neler hissederdiniz? Bir empati yapar mısınız?

Ben bunu iki kere yaşadım. Diğer babaların yaşadığını yaşadım. Gerçi çocuklarımın başarıları yüksekti, birinci yılda girdiler ama birinci tercihlerine giremediler. Üzüldüler.
Ben de o stresi yaşadım. Ben de iki çocuğumu iki yıl Anadolu Lisesi sınavlarına, iki yıl da üniversite sınavlarına olmak üzere dershaneye taşıdım. Onlarla adım adım 8 yıl yaşadım. Bunun olumsuz yönlerini, çocuklar üzerindeki etkilerini gördüm. Ama biraz da olumlu yönlerine bakmak lazım. Eğitimciler, bu sınavlar olmasa yetişen gençlerimiz bilgi düzeyi açısından, daha yetersiz olacaklarını söylüyor.
Hatta, “Öğrenciler bir şeyler öğreniyorsa bu sınavlar sayesinde öğreniyor.” diyenler de var. Ben tabii o kadar ileri gitmek istemiyorum

ÖSYM olarak, bunca yıldır sınav yapıyorsunuz. Neden adaylara yönelik sınav teknikleri, sınavda psikolojik yönetim gibi bir destek çalışması yapmıyorsunuz? En azından kendi sitenizde. Bunu hiç düşündünüz mü?

Bir kere bu konuda uzman değiliz.

Mesela soruları hazırlayan uzmanlar bu soruların çözüm mantığı şöyle olabilir diye bir bilgilendirmede bulunabilir.

O biraz ileri gitmek olur. O zaman bizim o söylediklerimiz eleştirilir. Ya da o yetersiz kalırsa adayların hazırlıksız kalmalarının gerekçesi, bizim verdiğimiz bilginin yetersizliği olarak görülür.


Ya da uzman birilerini burada bulundurabilirsiniz.

Ben bu konuda reçete olduğunu da düşünmüyorum. Sitede, 5 sayfa soru nasıl çözülür gibi bilgiler vermek; dershaneler iki yıl eğitim yapıp bunu vermeye çalışıyorlar. Onların iki yılda yaptıklarını biz nasıl 5-10 sayfayla verebiliriz.

Bunun ipuçlarını verebilirsiniz. Çünkü gençlerimiz bu konuda yönlendirilmeye çok ihtiyaçları var.

Bunu yapacaksa Eğitim Fakülteleri yapsın. Bizim alanımız değil ve bizim görevimiz de değil.

O zaman sizin alanınız olan bir konu ile ilgili sorayım: ÖSYM olarak, mesela en azından online deneme yapamaz mısınız? ? Öğrenciler orada kendi performanslarını görürler. Mesela bu yıl olsaydı; öğrenciler ne tarzda sorular çıkacak bilirlerdi. Kendilerini ona göre hazırlarlardı.

Biz o konulara girmeyi hiç düşünmedik. Ben girmemizin doğru olamadığını düşünüyorum. Orada soracağınız sorular, öğrenciyi yönlendiriyor. Öğrenciler, ondan sonra o sorulara benzer sorular bekliyor. ÖSYM şu soruları sordu hemen o tür sorular üzerine çalışır. Ondan farklı sorular sorduğunuzda öğrenciyi yanlış yönlendirmiş olursunuz.


Bunu en sağlıklı yapacak kurum, sizsiniz ve bu öğrenciye çok büyük katkı sağlar.

Sizin söylediğiniz eski soruların öğrenciye sorulması ise bunu herkes yapıyor zaten.

Mesela bu yıl ki sınava benzer bir denemeyi, sınava 6 ay kala yapsanız bu öğrencilere büyük bir katkı olur.

Nerede yapacağız?

Online yapabilirsiniz. O tarzda sistemler var. Öğrenciye sınavdaki gibi süre veriliyor.

Bunu, internet üzerinden yapmak çok zor. Az sayıda kişiye yaparsınız da aynı anda bir milyon kişiye hizmet verecek bir site olamaz. Aynı anda 10 bin kişi geldiğinde siteler tıkanır.
Ancak kişiye soruları sunarsınız o zaman olabilir. Ama bunları bizim yapmamızın olumlu yönlerinin yanında olumsuz yönlerinin de olacağını düşünüyorum. Eski soruları zaten siteden eski soruları bulabilir.

Ama bu sene yeni tür sorular sordunuz. Bu tür sorular çıkacak diye bir ön sınav yapmış olursunuz.

Bizim bu sene soracağımız sorulara benzer sorularımı soralım. Ama o zaman, o soruların özgünlüğü kalmaz. Öğrenci, eğer bir konuyu iyi öğrendiyse, düşünme sistemini iyi gelişirdiyse, değişik sorular geldiğinde o öğrenci çözüm üretir.
Zaten çok farkı soru sormuyoruz ama aynı kalıbın içinde de kalmıyoruz. Sadece rakamları değiştirerek soru sormuyoruz.

Sonra ÖSYM’yi de çok büyültmeyin. ÖSYM, 300 personeli olan bir kurum. Burada akademisyenler yok. Üniversitelerden akademisyenler getirip onlardan katkı almaya çalışıyoruz.
Bu tür destekler verilirse bunu bizim vermemizin doğru olmadığını düşünüyorum. Ama sınavda psikolojik açıdan ya da bilimsel açıdan nelere dikkat etmek gerekiyor? Bunu eğitimciler yapsınlar. Onların kendi görüşü olarak olabilir. Biz oların görüşünü ÖSYM olarak sunarsak bu resmi bir yönlendirme olur. Onun dışında bir durum olduğunda biz eleştiriliriz. Öğrencileri olumsuz etkilediğimiz dile getirilir.

Böylelikle de öğrencilere katkı sağlama; onlara yardımcı olama, yönlendirme yolunu da kapatmış oluyoruz. Öğrenciler bu konuda ciddi bir kurumun; Milli eğitim Bakanlığı olabilir, ÖSYM olabilir desteğine ihtiyacı var.

Ama biz okuluna devam eden, orada verilen bilgileri iyi öğrenen öğrencilerin bu sınavda başarılı olabileceğini iddia ediyoruz.

Ama bu çok da realiteyle uygun bir değil.

Biraz da test alışkanlığı varsa başarılı olmalılar. Ayrıca öğrenciye soruyu çözerken, şöyle düşüneceksin gibi böyle bir kalıp da yok. Bizim böyle bir işe girmemizin olumlu katkılarından olumsuz katkılarının daha çok olacağını düşünüyorum.

Ben de öğrenciler açısından bunu çok faydalı olacağını düşünüyorum. Hiçbir okulda çocukların psikolojilerini nasıl yönetecekleri, duygusal zekâlarını nasıl kullanacakları öğretilmiyor. Bunu yıllardır sınav yapan kurum olan “ÖSYM yapabilir mi?” diye sormuştum. Siz bu bizim sorumluluğumuz alanında değil diyorsunuz.
Peki, gelelim yeni sisteme. Yeni sistemin eskisine göre ne gibi artıları var?

Aslında ben yani sistemin çok fazla yenilik içerdiğini düşünmüyorum. Mevcut sistemin birkaç eksikliğini gidermeye çalıyoruz.
Birincisi: Mevcut sistemde çok değişik öğrenci gruplarını sınava alıyoruz ve onların eşit sürede, değişik testleri çözmesini istiyoruz. En azından şöyle gruplandırabiliriz.
Sadece ilk dört testi cevaplayan bir grup var. 120 soru cevaplıyorlar ve biz onlara 195 dakika veriyoruz.
Bir de, 180 soru cevaplayan grup var ki bunlar da kendi içinde üçe ayrılır. Fenciler, Sosyal Bilimciler, Türkçe-Matematikçiler. Çünkü onların hangi iki testi cevapladığı değişiyor. Testlerin de zorluk dereceleri aynı değil.
Bir de 210 soru cevaplayan grup var. Biz, bütün bu grupları aynı sınava alıyorduk ve öğrenci taktik gütmek zorunda kalıyordu.
Süreyi nasıl planlayacak, hangi teste ne kadar zaman verecek gibi..
Bu ölçme değerlendirme açısından mahsurlu bir durum. Yeni sistem, bunu gidermeye çalışıyor.
Yeni sistemde, öğrencileri alacağız; bugün Fizik, Kimya, Biyoloji sınavı var. Bu sınava girenlerin hepsi Fizik, Kimya, Biyoloji cevaplayacak. Alternatifi yok. Kimisi Fizik cevaplayacak, kimisi Tarih cevaplayacak değil.

İkinci olarak: Mevcut sistemde, ölçme açısından soru sayılarımız yetersiz kalıyor. Değişik branşlardan gelen 4 yıllık eğitimi ölçmede yetersiz kalıyor. Örneğin Psikoloji’den 4-5 soru sorabiliyorduk. Bu kadar soru yetmiyor. Fizik’ten 10 soru soruyoruz. 4 yıllık eğitimi ölçmek için 10 soru yeterli olmayabiliyor.
Yeni sistemde daha çok soru sorarak ve herkese eşit sürede soruları yanıtlatarak, taktiği ortadan kaldırarak, ölçme değerlendirme açısından daha sağlıklı bire sistem getirmeye çalıştık.

Bir başka yenilik de açık uçlu sorular dışında soru tarzlarına bir altyapı hazırlamaya çalışıyoruz.
Bunun da ölçüsünü şöyle oluşturduk; açık uçlu sorular dışında soru sormak için aday sayısını sınırlamak gerekiyor. Biz bunun üst sınırını; 500 bin olarak koyduk.

Zaman açısından bir avantaj var mı?

Mevcut sistemde soru başına düşen süre 1 dakikayı biraz aşıyor. Biz mevcut sistemde büyük kitlenin 180 soruyu cevapladığını varsayıyoruz. 180 soru
195 dakika ediyor. Soru başına ortalama 1,1 dakika ediyor. Ama 120 soru çözenler için soru başına 1,5 dakikayı bile aşıyor.
Yeni sistemde birinci, aşamada soru başına 1 dakika, ikinci aşamada 1,5 dakika vereceğiz.
İkinci aşama sorularını birinciye göre zorluk derecelerinin biraz daha fazla olabileceği, metinlerin biraz daha uzun olabileceğini varsayarak öğrenciye biraz daha fazla zaman sağlamış olacağız.

Böylelikle öğrencinin üzerinden zaman baskısı da azalmış olacak. Çünkü geçen sınavda yetiştiremeyen kişi sayısı çoktu.

Evet. Geçen sınavda, şu eleştiriyi aldık, bu sınavda dikkate alacağız. Özellikle Türkçe sorularının uzun olduğu ve beklenenden fazla zaman aldığı eleştirileri aldık. Bunu dikkate alacağız.

Ek konu söz konusu mu?

Olmayacak. Milli Eğitim Bakanlığı, müfredatta değişiklik yapmazsa olamaz. Bizim rehberimiz, Mili Eğitim Bakanlığı’nın hazırladığı programlardır.

LYS’yi kaç oturumda yapmayı planlıyorsunuz?

Yabancı dille beraber 5 oturum olacak. Yani Matematik sınavı, Fen sınavı Sosyal Bilgiler sınavı, Edebiyat sınavı ve yabancı dil sınavı olmak üzere 5 ayrı sınav. Aday bulardan hangilerine gireceğini tespit edecek.
Bunlar ayrı ayrı günlerde yapılacak. Daha günleri tespit etmedik. Bir veya iki hafta sonu seçeneklerini inceliyoruz.
Ama biri cumartesi ise biri pazar ya da bir sonraki cumartesi ve pazar olabilecek.
Çok az ihtimal ama biri sabah biri öğleden sonra olabilir.

İkinci aşama için normalde öğrenciler kaç sınava girecek?

Öğrencilerin büyük çoğunluğu bu sınavın ikisine girecek.

Üçüne girme ihtimalide var?

Üçüne giren bir kaç bin öğrenci olabilir. Dördüne giren meraklı birkaç yüz öğrenci olabilir. Ama bunları, ben istisna olarak düşünüyorum. İsteyen aday hepsine bile girebilir zamanlamayı ona göre ayarlayacağız.

Birkaç örnek üzerinden giderek açalım: Örneğin Tıp fakültesini tercih edecek kişi, hangi puan türünde olacak ve hangi derslerin sorularını yapacak?

Daha önceki sitemdeki gibi aynı derslerden yine soru yapacak.
Matematik Geometri sınavı bir gün, başka bir günde Fizik Kimya Biyoloji olmak üzere Fen sınavına girecek.

Türkçe çözmesine gerek kalmayacak

Evet, Türkçe Tarih ve diğer derslere gerek kalmayacak. Çünkü birinci aşamada çözmüş oldu.

Mühendislik?

Aynı sınavlara girecek. Yalnız, Matematik ve Fen sınavına giren aday için dört tane puan hesaplayacağız.
Bu dört puandan biri Matematik veya Astronomi gibi lisans programına girerken
Biri, Biyoloji Fizik Kimya gibi Fen ağırlıklı programlara girerken kullanılacak.
Bir tanesi, mühendislikler için.
Bir diğeri de, sağlık bilimleri için puanlar hesaplanacak ama bunların hepsi aynı sınava girecek.

Sadece derslerin ağarlıkları mı değişecek?

Evet, birisinde Biyolojiyi biraz öne çıkaracağız. Diğerinde, Matematiği öne çıkaracağız.
Ama bütün bu alanları tercih edecekler, aynı sınavlara girecek ve hazırlıkları da aynı olacak. Yani tıp fakültesine gideceklerle mühendisliğe gideceklerin hazırlıkları farklı olamayacak.

Daha önceki sınavda bunlar aynı değere sahipti, sadece sayısal iki olarak. Şimdi tıpı tercih edenler için Biyoloji ve Kimyanın ağırlığı daha fazla olacak.

Evet, ama onlar küçük ayarlar. Bu ayarların adayların hazırlanmasını etkilemesini beklemiyoruz. Yine hepsini çalınmalılar.

Bir de TM’den örnek: Hukuk için?

Hukuk için de Edebiyat, Coğrafya sınavına ve Matematik Geometri sınavlarına girecek.

Bir örnek de TS için Türk Dili ve edebiyatı?

Edebiyat ve Sosyal Bilimler. Yani yine eskisi gibi olacak.
Mevcut sistemde öğrenci hesap yapıyordu. Bunu etkisi özellikle Fen’de görülüyordu. Şunun ağırlığı az oradan iki soru yapacağıma şu dersten bir soru yaparım diyordu. Zaten süre de fazla yetmiyor. Ben o zaman sadece şu dersleri çalışayım diye bazı dersleri bırakıyordu. Yani sitede Biyolojiye cevap vermiyorsa onun süresinde oturur. Her birine ayrı ayrı süre verdiğimiz için bunu yapmayacak. Biz istiyoruz k öğrenci çok yönlü olsun.

Son olarak şu an karşınızda kendi çocuğunuz olsa ve önümüzdeki yıl sınava girecek olsa, ona neler önerirdiniz?

Okunla düzenli gitmesini, okulu ön planda tutmasını öneririm. Çok aşırı boyutta olmasa da dershaneye giderek bilgilerini takviye etmesini. Ve düzenli çalışmasını ve düzenli yaşamasını. Bunu yaparkan de sevdiği şeyleri çok ihmal etmemesini; arada sinemaya da gitmesini, arada çıkıp top da oynamasını, arkadaş gruplarıyla eğlenmesini de öneririm. Her şeyi dengeli yapmasını öneririm.


Bunca yoğunluğunuz içerisinde tüm ÖSS adaylarına zaman ayırdığınız için çok teşekkürler.

eftal orhan*****zaman:*****06:18

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu yayına verilen bağlantılar

Bağlantı Oluştur





Ana Sayfa

Web sürümünü görüntüle

Hakkımda

eftal orhan

Powered by*****Blogger.





Alıntı:
Kayıtsız Üye´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
ÖSYM'nin kamuoyuna özür veya kanıt sunma borcu var

ÖSYM BAŞKANLIĞI kanıta dayanmayan soruları gibi kanıta dayanmayan muğlak açık olmayan, her anlama gelebilen ağır suçlamalarla herkesi töhmet altında bırakacak ifadeler kullanmış ve doğru düzgün bir açıklama yapmayı bile becerememiştir. ÖSYM ağır ithamlarını ya belgelendirmeli yada hak arayan masum kişileri hedef gösterdiği için özür dilemelidir
ÖSYM'nin kamuoyuna özür veya kanıt sunma borcu var



BASIN AÇIKLAMASI
(16.09.2014)

Gazetelerde Yer Alan Asılsız İddialar

Bugün bazı günlük (MİLLİYET, AKİT) gazetelere ilan vererek, 2014-TUS/DUS Sonbahar Dönemi sınavı (SINAVLARI) ile ilgili asılsız iddialarla (SORULARIN DİKKATLİ HAZIRLANMADIĞI ve AÇIKLANMADIĞI) Sayın Cumhurbaşkanımızı ve Sayın Başbakanımızı yanıltıcı (?) mahiyette açık mektup yazan bir grup isim (Alp KARATAŞ Uz.Dr. Rıza ERÖKSÜZ Ahmet KANDEMİR Sancar VAROL Fatih KARAASLAN Bünyamin YILDIRIM Mahmut ÇELİKKANAT Uz.Dr.Uğur DEMİRCİ Osman GÜLSEVER Sinan TÜRKMEN Ayşe KARAGÜR Mustafa Kemal ŞAHİN İbrahim YAĞCI Taner ENGİN Emine AVCI HÜSEYİNOĞLU Seyran KÖKSAL Elif TEKE Ceylin KARA İsmail SANCAK Fatmagül SARI Erhan PARLAK Nilay KUZU Erdal KARACA Pınar SÖNMEZ Ahmet SANCAK Pervin SARACA Adil BOZPINAR Serkan VURAL Sönmez ERDOĞAN Yusuf DEMİR Aysun YILMAZ Lale DEMİRKAYA Sadi KORKMAZ Sedat ÖZKAN Beytullah KISA Emrah KESKİN Cenap KOÇTAŞ Fatma ÇELİK), ÖSYM'yi ağır suçlamalarla (SORULARIN DİKKATLİ HAZIRLANMADIĞI ve AÇIKLANMADIĞI) töhmet altında bırakacak ifadeler kullanmışlardır.

Son dört yıl içinde geliştirmiş olduğu sınav sistemi, güçlendirilmiş insan kaynağı ve günün koşullarında modernize edilmiş teknolojik altyapısı ile ÖSYM, yapmış olduğu her işlemi saniyesi saniyesine kontrol altına almış ve her saniyenin hesabını verebilecek duruma gelmiştir.

ÖSYM'nin sınavlarında sorduğu her bir soru farklı zamanlarda çok sayıda akademisyen tarafından titizlikle hazırlanmakta ve denetlenmektedir. Buna rağmen bazı sorular, ortaya çıkan ve çoğu zaman da esasa ilişkin olmayan ancak mutlak adalet bakımından gerekli olduğu düşünüldüğünden, sınav sonrasında adayların verdikleri cevapların analizi ve bilim kurullarının görüş ve tavsiyeleri ile ÖSYM Yönetim Kurulu tarafından iptal edilmektedir. Ancak, sürekli değişerek gelişen ve tıp gibi son derece geniş bir alanda farklı yorum ve bakışlara dayanılarak çoğu zamanda umulmadık biçimde (?) mahkemeler tarafından iptal edilen sorular da olmaktadır. Bu durumlar, ÖSYM tarafından adayları asla mağdur etmeyecek biçimde yönetilmektedir. (?)

İlanda yer alan ve iddiadan ibaret gerçek dışı(SORULARIN DİKKATLİ HAZIRLANMADIĞI ve AÇIKLANMADIĞI) bazı hususlara incelendiğinde;

ÖSYM sınavlarına giren ve isteyen her aday, sınavda kendi kullandığı soru kitapçığını, cevap kağıdını ve kendisine ait cevap anahtarını inceleyebilmektedir, ÖSYM hiç bir zaman adaylara, iddia edildiği gibi, "soruları ezberle" demez,Veri tabanında değişiklik yaparak herhangi bir kişiye sağlanacak haksız bir kazanç, karşılığında ağır cezaları gerektirmektedir. Bu ve benzeri düzenlemeler 6114 sayılı Kanunda açıkça yer almıştır, ÖSYM hiç bir adaya asla haksız kazanç temin etmez (? Kuruma mı adaya mı ?).

Söz konusu ilan, ticari malzemesi (?) giderek tükenen (?) bir TUS hazırlık dersanesinin (TUSDATA? TUSEM? TUSTİME? E-TUS? TUSWORLD?) organizasyonu (?)olup asla itibar edilmemelidir. Toplam 39 ismin yer aldığı ve bu isimlerden de sadece 13'ünün 2014 yılında TUS/DUS sınavlarına girdiği halde “Tüm adaylar adına” açıklama yapıldığı iddiası tam karşılığı ile gerçek dışı ve gülünçtür. Mezkur (?DAHA ÖNCE ZİKREDİLMEDİ, MEZKUR DEĞİL TUSDATA? TUSEM? TUSTİME? E-TUS? TUSWORLD?)) dershanenin (DERSANE) bu saldırılarını(?) yönetmekle görevli olduğu sosyal medya paylaşımlarından anlaşılan, listede ismi bulunan, dershane idarecisi kişinin (RIZA ABİ Mİ ? RIZA ERÖKSÜZ ABİ DERSANE İDARECİSİ DEĞİL ) , bu deshaneye (DERSANE) bir şekilde bağlı kişileri ( Alp KARATAŞ Uz.Dr.Rıza ERÖKSÜZ Ahmet KANDEMİR Sancar VAROL Fatih KARAASLAN Bünyamin YILDIRIM Mahmut ÇELİKKANAT Uz.Dr.Uğur DEMİRCİ Osman GÜLSEVER Sinan TÜRKMEN Ayşe KARAGÜR Mustafa Kemal ŞAHİN İbrahim YAĞCI Taner ENGİN Emine AVCI HÜSEYİNOĞLU Seyran KÖKSAL Elif TEKE Ceylin KARA İsmail SANCAK Fatmagül SARI Erhan PARLAK Nilay KUZU Erdal KARACA Pınar SÖNMEZ Ahmet SANCAK Pervin SARACA Adil BOZPINAR Serkan VURAL Sönmez ERDOĞAN Yusuf DEMİR Aysun YILMAZ Lale DEMİRKAYA Sadi KORKMAZ Sedat ÖZKAN Beytullah KISA Emrah KESKİN Cenap KOÇTAŞ Fatma ÇELİK ) organize etmek suretiyle infial ve aynı zamanda reklam amaçlı böylesi bir girişimde bulunduğu açıktır. Kaldı ki, ÖSYM’nin oluşturduğu teknik altyapı sayesinde (?) malum(?DAHA ÖNCE ZİKREDİLMEDİ, MALUM DEĞİL TUSDATA? TUSEM? TUSTİME? E-TUS? TUSWORLD?) )dershane (DERSANE) sahibi olarak tanınan diğer bir kişinin (Uz.Dr. Ahmet ERKEK ?, Uz.Dr.Sami SELÇUKBİRİCİK ?, Prof.Dr. Dr. Sema SELÇUKBİRİİCK, Dr. İdris ŞAHİN ? Dr. İlker Ulaş SUNGUR ?, Dr. Gökhan ERSOY, Fatih SELÇUKBİRİCİK?, Ercan ÖZTÜRK? Emrah KABATAŞ? Salih AYDIN? Osman ERER?, Tolga BİÇER? Mehmet Ali Gülçelik ? Anıl ÇUBUKÇU? Şadin Balsak?, Ahmet Cevdet Çitoğlu?, Murat Erkeçoğlu?) de eski bir tarihte (Tarihlerde?) başkasının (başkalarının?) yerine (?) sınava girdiği tespit edilmiş (?), ancak başlatılan soruşturma (?) zaman aşımı (?) dolayısıyla akim (?) kalmıştır.

ÖSYM, sadece hak edene hak ettiğinin verilmesini gerçekleştirmek amacıyla sınav güvenliğinden taviz vermeksizin ölçme kalitesini korumaya yönelik faaliyetlerinden asla vazgeçmeyecek ve Türkiye için olabilecek en güvenilir sınav sistemini sürdürmeye devam edecektir.

Adaylara ve kamuyouna (KAMUOYUNA) duyurulur.

Konu Kayıtsız Üye tarafından (12-19-2016 Saat 13:34 ) değiştirilmiştir.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 01-17-2015, 08:52   #233
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Alıntı:
drerk´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sami Bey ÖSYM'yi elinde oynatıyor (du)

ÖSYM'den Bilgi Sızması- Moderatörler

Nostalji.. Ali Demir gelmeden önce...

saatlere dikkat
sanki makam şöförü bildiriyor 7.39...
başkası 8.10 da tusdatayı arıyor sami bey ösym de diyorlar..
rıza beye göre tusdata kaçta açılıyor





Tusdatanin malum durumları



İşte KPSS tezgâhını çökerten belgeler BURAK KILIÇ - İstanbul17 Ocak 2015, Cumartesi

Zaman, masum insanları suçlu ilan etmek için kurulan KPSS kumpasının belgelerine ulaştı.

Soruları çalındığı iddia edilen ancak 5 yıldır tamamlanamayan KPSS soruşturmasında Ankara merkezli Turgut Özal Düşünce ve Hamle Derneği’nde çalışan Berat K.’nin***** sınavdan bir hafta önce Isparta Yalvaç’taki arkadaşı Baki S.’ya KPSS sorularını gönderdiği iddia edilmişti. Ancak Berat K., iddiaları kabul etmedi. Soruşturmanın devamında KPSS Eğitim Bilimleri Sınavı’nda 3 bin 227 adayın 100 net ve üzeri, 350 adayın da 120 sorunun tamamını doğru yaptığı açıklandı. İddialara göre ful yapanlar ile 100 net üzeri yapan şüpheli isimlerin bir kısmı akrabaydı. Bir kısmı ise sınava başvururken, adres olarak sınava hazırlandıkları dershaneleri göstermişti. Bu bilgiler kopyaya delil sayıldı. Ancak ne çalınan sorular bulundu ne de soruşturma tamamlanıp suçlular adalet karşısına çıkarıldı.

5 yıl sonra 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmalarından sonraki süreçte KPSS soruşturması, ‘paralel yapı soruları çaldı’ iddiasıyla bir kumpas girişimi olarak yeniden açıldı.***** Operasyonun ilk işaretini dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan verdi. Ardından hükümet çevrelerinden çeşitli açıklamalar yapıldı. Havuz medyası da bu kumpas iddialarına yer vererek muhtemel bir algı operasyonuna kamuoyunun alışmasını sağladı. Soruşturma kapsamında 2010 yılında incelenen deliller, tasfiyeler sonrası hükümet yanlısı bürokratların kadrolaştığı TÜBİTAK’ta tekrar incelendi ve büyük bir sürprizle (!) çalınan sorular Baki S.’nin bilgisayarında bulundu! KPSS soruşturmasında bilirkişi heyetinin sorumluluğu, böcek soruşturmasında hükümetin istediği raporu vermediği için TÜBİTAK başkan yardımcılığından alınan Hasan Palaz’ın yerine getirilen Abdullah Çavuşoğlu’na verildi. Çavuşoğlu ise sosyal medya hesabından, KPSS sorularının paralel yapı tarafından çalındığını ve yakında bir operasyon yapılacağını açıklayan isimdi.

[BELGEYİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ]

Jandarma Kriminal’in raporu, KPSS kumpasını ortaya çıkardı. Rapor, bir adayın bilgisayarında bulunduğu belirtilen sınav soruları dosyasının inceleme sonucuydu. Buna göre 3227.pdf. isimli dosya sınavdan 5 gün önce oluşturuldu. Dosyanın ismi, henüz yapılmamış sınavdaki soruların tamamını cevapladığı ileri sürülen kişi sayısıyla aynıydı.

SORULAR BİLGİSAYARA 2010’DA KONULDU, 5 YIL SONRA BULUNDU!

Zaman, kumpası daha başlamadan çökertecek şok belgelere ulaştı. Soruşturma sırasında ihbar üzerine soruları gönderdiği iddia edilen Ankara’da Turgut Özal Düşünce ve Hamle Derneği’nde çalışan Berat K. ile soruları aldığı iddia edilen Isparta Yalvaç’ta Baki.S. gözaltına alındı. Dernekteki bilgisayarlara el konularak incelemeye alındı. Derneğin bilgisayarlarında yapılan bilirkişi incelemesinde sorular bulunamadı. Baki S.’nin bilgisayarında ise soruların bulunduğu iddia edildi. Baki. S. ifadesinde soruların Berat K. tarafından gönderildiğini iddia etti. Ancak Berat K., iddiaları kabul etmedi. Soruların Baki. S.’nin bilgisayarında bulunduğu bilgisine rağmen soruşturma 5 yıl boyunca bekledi. TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Abdullah Çavuşoğlu’nun açıklamalarına göre, sorular 5 yıl sonra TÜBİTAK’ın yaptığı inceleme sonunda bulundu. Hatta TÜBİTAK uzmanları bir adım daha ileri giderek KPSS Eğitim Bilimleri Sınavı sorularının yanında bir de Genel Kültür Genel Yetenek Soruları’nı Baki S.’nin bilgisayarında bulduklarını ileri sürdü.

3 BİN 227 KİŞİ, KİLİT İSMİN BİLGİSAYARINDAN ÇIKTI!

KPSS sorularının 5 yıl sonra Hizmet’e yönelik kumpasların arttığı bir dönemde bulunmasının tesadüf olmadığı, 5 yıl önceki Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı’nın raporunda ortaya çıktı. Soruşturmanın temelini oluşturan soruların bulunduğu dosya ile ilgili hazırlanan rapor, kumpasın 2010’da tezgahlandığını ortaya koyuyor. Jandarma Kriminal Raporu’na göre, Baki S.’nin bilgisayarında ele geçen soru dosyası sınavdan 5 önce oluşturulmuş. 5 Temmuz 2010 tarihli belgenin adı ise bir hayli tanıdık: 3227. Kriminal raporda açıkça görülen 3227 numarası, kamuoyunun da yakından bildiği KPSS’de 100 net ve üzeri aldığı iddiasıyla şüphe altında olan 3 bin 227 kişiyle aynı. Bu sayının Baki S.’nin bilgisayarındaki soru dosyasının adını taşıması ve***** belgenin sınavdan önce kaydedildiğinin resmen tescil edilmesi kumpasa işaret ediyor. Jandarma Kriminal Raporu’nda, ‘03227 no’lu PDF dosyasının silindiği ve kurtarılan ‘eğitim son’ adlı PDF dosyasının bulunduğu vurgulanıyor. *****

[BELGEYİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ]

Soruşturma sırasında adaylardan Baki S.’nin ve akrabalarının evinde 2 adet flash bellek bulundu. Bunlar tutanaklara geçirildi. Ancak arama kayıtlarında görülmeyen 3. bir flash bellek ortaya çıktı. Bu bellek, ‘Baki S.’nin bilgisayarında bulundu’ denilerek sonradan tutanağa ilave edildi.

KİTAPÇIK VE CEVAP ANAHTARLARI ÜSTÜNDE OYNAMA MI YAPILDI?

Sınavdan yüksek puan alacak kişi sayısının sınavdan önce bilinmesi, bilişim uzmanlarını bile şaşırttı. Ancak soruşturma başladığında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nda ifadesine başvurulan birçok aday, “Sınavdan bu kadar yüksek net ve puan beklemiyordum. Şaşırdım.” diye ifade vermişti. Bu durum o tarihte, “Kitapçık ve cevap anahtarları***** üzerinde oynama mı yapıldı?” kuşkusuna yol açmıştı. Ancak bir türlü bitmeyen soruşturmanın ilerleyen yıllarında kitapçıkların ÖSYM’nin talebi üzerine savcılık tarafından imha edildiği ortaya çıkmıştı. 3227 numaralı belge, adayların kitapçıkları üzerinde oynama yapıldığı tezini doğruluyor. Başka türlü 3 bin 227 kişinin sınavdan 100 net ve üzeri yapmasının mümkün olmadığı belirtiliyor.

JANDARMA KRİMİNAL: SORU DOSYASI FLASH DİSKLE YÜKLENDİ

Jandarma Kriminal Raporu’nda dikkat çeken bir başka ayrıntı, KPSS soruşturmasında ortaya konulan iddialardan birini daha çürütüyor. İddialara göre, Berat K., soruları Baki S.’ye maille göndermişti. Ancak soruşturma sırasında Berat K.’nin bilgisayarında soruların izine dahi rastlanmamıştı. Jandarma Kriminal Raporu’nda ‘03227 No’lu soru dosyasının bilgisayara flash diskle girdiğini kaydediyor. Kriminal raporun 3. maddesi şöyle: “Eğitim son.pdf” isimli dosyanın; 2010 KPSS Eğitimi Bilimleri sorularını içerdiği değerlendirilen ve tarafımızdan silinmiş alandan kurtarılıp “2010_589” numaralı raporumuzun Lahika-1’inde gönderilen CD-R içerisindeki “KPSS Soru” klasöründe yer alan “03227.pdf” isimli dosya olduğu, bilgisayara “001CC0C60DDAC021542D07B3” seri numaralı “Kingston DataTraveler 2.0” marka bir flash disk ile geldiği değerlendirilmektedir.

BAKİ S.’NİN, “SORULAR MAİLLE GELDİ” İDDİASI ÇÜRÜDÜ

Jandarma raporunda soruların mail üzerinden gönderildiği iddiası tamamen çürüyor. Soruşturmada kilit isim olarak gözaltına alınan Baki S. soruların Berat K. tarafından kendisine maille gönderildiğini iddia etmişti. Jandarma Kriminal de, soruların Baki. S.’nin bilgisayarında ‘hotmail.zip’ içerisinde kayıtlı olduğunu tespit etti. Bunun üzerine savcılık Microsoft şirketine ait Hotmail’den şüphelilerin mail trafiğini istedi. Hotmail’den gelen cevapta Baki S. ile Berat K. arasında tek bir mail alışverişi bile olmadığını bildirdi. Jandarma Kriminal Raporu’nda bu durum teyit ediliyor. Raporun 2. maddesi “Hotmail.zip” arşiv dosyasının bilgisayara “001CC0C60DDAC021542D07B3” seri numaralı flash diskle aktarıldığını vurguluyor. *****

[BELGEYİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ]

KUMPAS BELGESİNİN BULUNDUĞU FLAHS DİSK BİR GÜN SONRA ORTAYA ÇIKTI

Soruşturma savcısı Yalvaç Cumhuriyet Başsavcısı Ayhan Gökalp’in emriyle operasyon yapan Jandarma ekipleri, Baki S.’nin evinde ve akrabalarının iskanlarında, arama yapmıştı. 2 Eylül 2010’da yapılan operasyona ait belgeler, içinde KPSS sorularının bulunduğu 3227 Nolu belgenin yer aldığı flash disk’in aramalarda bulunmadığını ortaya koyuyor. Jandarma aramalarında Baki S.’nin amcası Mevlüt S.’ye ait evde yapılan aramalarda bilgisayarın yanı sıra 1 adet flash bellek bulunuyor. Yine aynı gün yapılan operasyonda Baki. S’nin babası Mustafa S.’nin evinde yapılan aramada sarı-beyaz renkli 1 adet 4 cb’lik flash bellek bulunuyor. Baki S.’nin kardeşinde ise bir belge ya da diske rastlanmıyor. Olay yeri arama tutanaklarında Jandarma ekipleri tarafından kayıt altına alınan bu duruma rağmen, soruşturma savcısının bir gün sonra hazırlattığı tutanakta***** Mevlüt S.’nin evinde 3 adet flash bellek bulunduğu görülüyor. Üstelik aramalarda bulunmayan 3. Flash diskin tesadüfen (!) 3227 nolu soru dosyasının yer aldığı flash disk olduğu tutanaklarla görülüyor.

Skandallar bununla sınırlı değil. Operasyonda Baki S.’ye ait bilgisayara el konuluyor. Ancak kanuna göre, el konulan bilgisayarın imajı alınırken bir kopyası da bilgisayarın sahibine verilmesi gerekiyor. Ancak imaj alma işlemi hukuka aykırı olarak olaydan 24 saat sonra yapılmış. Ayrıca talebine rağmen, bilgisayarın hard diskinin kopyası Baki S.’ye verilmemiş.

Soruşturmanın neden 5 yılda bitmediği anlaşıldı

Yalvaç’ta başlayan soruşturma Ankara’daki KPSS soruşturmasıyla birleştirildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yalvaç’ta elde edilen bilgi ve belgeleri istedi. Ancak Yalvaç Başsavcısı Ayhan Gökalp’in neredeyse tüm soruşturmanın kaynağı olarak gösterilen Baki S.’ye ait bilgisayarın hard diskini, Ankara’ya belgeleri götüren polislere teslim etmediği ortaya çıktı. Buna anlam veremeyen polislerin durumu tutanakla kayıt altına aldığı tespit edildi. Polisler tutanağa şunları yazdı: “Jandarma görevlilerine adliyede görülen harici hard disk sorulduğunda Yalvaç C. başsavcısının talimatı ile harici hard disk’i Jandarma Kriminal Laboratuvarı’na gönderilmesi talimatını aldıklarını beyan ederek biz görevlilere sadece evrakların bulunduğu kapalı zarf ile ağzı mühürlü çuvalı teslim etmiştir.”

Jandarmaya: Cemaati tanımam, savcıya: Evlerde kaldım

2010’da başlayan KPSS Eğitim Bilimleri Soruşturmasındaki skandallar sadece kumpas dosyası 3227 ile sınırlı değil. Soruşturmanın her aşamasında kumpas ve kurgu göze çarpıyor. Soruşturmanın kilit ismi olan ve soruların bilgisayarında bulunduğu iddia edilen Baki S.’nin verdiği çelişkili ifadeler kumpas iddialarını güçlendiriyor. 2010 yılında gözaltına alındığında jandarma sorgusunda cemaat ya da tarikat bağlantısı olmadığını savunan Baki. S. 1 hafta sonra soruşturma savcısı Ayhan Gökalp’e cemaat evlerinde kaldığını ve KPSS sorularının da Berat üzerinden kendisine cemaat vesilesiyle geldiğini iddia etti.
http://mobil.zaman.com.tr/gundem_ist...r_2271582.html

Konu Kayıtsız Üye tarafından (11-23-2016 Saat 19:14 ) değiştirilmiştir.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 01-17-2015, 09:42   #234
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Alıntı:
tususev´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
ÖSYM, Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) sonrası, Merkez tarafından kamuoyuna açıklanan sorular haricindeki soruları "gizlilik kararına" rağmen paylaşan bazı kuruluşlar ve web siteleri hakkında suç duyurusunda bulundu.
ÖSYM yetkililerinden alınan bilgiye göre, geçen yıl 2 Ağustos 2013 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6495 sayılı Kanunu ile sınavlarda sorulan sorular Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamından çıkarıldı. Bunun üzerine ÖSYM, sınavda soruların bundan sonraki süreçte yüzde 10'luk kısmını açıklayacağını, açıklanmayan kısmının ise gizli tutulacağını duyurmuştu. Bu kapsamda, ÖSYM, 1 Eylül'de gerçekleştirilen 2013-YDS Sonbahar Dönemi sınavından itibaren, yaptığı tüm sınavlar sonrası soruların yüzde 10'luk dilimini internet sitesi üzerinden kamuoyunun bilgisine sunuyor.

ÖSYM, pazar günü gerçekleştirilen YGS sonrası da soruların yüzde 20'lik dilimini oluşturan 32 soruyu internet üzerinden yayınladı. Merkez sınav sonrasında yaptığı duyuruda da Merkezin internet sitesi üzerinden yayımlanan sorular dışında kalan ve artık ÖSYM'ye ait gizli bilgi olarak nitelenecek tüm soruların yazılı, görsel veya işitsel olarak herhangi bir yolla bir bütün olarak veya kısmen paylaşılması halinde, paylaşan kişi ve kuruluşlar hakkında ilgili mevzuat çerçevesinde gerekli yasal işlemlerin başlatılacağını açıklamıştı.

HAPİS CEZASI VAR

Ancak sınav sonrası, bazı kuruluşlar ve web siteleri, ÖSYM'nin gizli tuttuğu soruları sosyal medya ve internet siteleri üzerinden paylaşmaya başladı. Bu durumun suç olduğunu belirten ÖSYM yetkilileri, 6114 sayılı Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının Teşkilat, Görev ve Yetkilerini Hakkındaki Kanunda "Bu Kanun hükümlerine göre gizli olan bilgileri, hukuka aykırı olarak elde eden veya elinde bulunduran kişi, fiili daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu bilgileri ifşa eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır" hükmünün bulunduğunu anımsattı.

Yetkililer, soruların internet üzerinden paylaşılmasının telif haklarına tecavüz olduğunu da belirterek, ÖSYM'nin internet sitesi üzerinden yayımladığı yüzde 20'lik kısım dışında kalan soruları sosyal medyada ya da web sitelerinde paylaşanlar hakkında savcılıklara suç duyurusunda bulunmaya başladıklarını kaydetti. http://haber.rotahaber.com/osymden-s...va_447414.html
Gülen’in haramzadeleriGazetemiz; “Haram lokma yemedik” diyen paralel devlet yapılanmasının geleceğimizi nasıl çaldıklarının belgelerini yayınlıyor. 10 Temmuz 2010 tarihinde gerçekleşen Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) Eğitim Bilimleri Sınavı sorularının sınavdan 3 gün önce Turgut Özal Düşünce ve Hamle Derneği Bilgi İşlem Sorumlusu Berat Koşucu tarafından öğretmen Baki Saçı’ya gönderildiğinin belgelenmesinin ardından açılan soruşturmada çarpıcı sonuçlara ulaşıldı.17 Ocak 2015 Cumartesi 08:06

10 Temmuz 2010 tarihinde gerçekleşen Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) Eğitim Bilimleri Sınavı sorularının sınavdan 3 gün önce Turgut Özal Düşünce ve Hamle Derneği Bilgi İşlem Sorumlusu Berat Koşucu tarafından öğretmen Baki Saçı’ya gönderildiğinin belgelenmesinin ardından açılan soruşturmada çarpıcı sonuçlara ulaşıldı.

Soruşturma kapsamında ham puanı 100 ve üzeri olan adayların bilgileri incelendi. Paralel devlet yapılanmasına yakın olan okullarda okuyan karı-koca ve yakın akrabalar ile kardeşlerin sorularının tamamını doğru yapmaları dikkat çekiyor. Mezun olduktan 16 sene sonra sınava giren karı ve kocalar ile kardeşlerin 120 sorunun tamamını cevapladığı tespit edildi. Gülen Cemaati’ne yakın okullarda okuduğu iddia edilen adayların, ülkenin çeşitli illerinde girdiği sınavlarda 120.000 puan almalarının kopyanın ülke genelinde yayıldığını gösteriyor.********************

Soruşturma kapsamında adayların paralel devlet yapılanmasının eğitim ayağında yer alan yönetici kadrosuyla bağlantısı araştırılıyor. Savcılığın önümüzdeki günlerde yüksek puan alan adayları ifadeye çağırması ve gözaltına alınması bekleniyor.*****

KARI-KOCA FUL ÇEKMİŞ, KARDEŞ 115 PUAN ALMIŞ

Zekai Yolaçan, Zekai Yolaçan’ın karısı Reyhan Yolaçan ve Zekai Yolaçan’ın kardeşi Vahide Yolaçan, 2010 KPSS soruşturmasının sembol isimleri… 3 isim Kayseri Merkez ilçesinde sınava girmiş.*****

Zekai Yolaçan, 38 yaşında sınava girmiş! İstanbul Marmara Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü’nden 1994 yılında mezun olan Zekai Yolaçan, mezun oluktan 16 yıl sonra girdiği Kamu Personel Seçme Sınavı’nda sorulan 120 sorunun tamamını cevaplamış ve 120.000 puan almış!

Reyhan Yolaçan eşinin sınavda gösterdiği başarıyı tekrarlamış. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tarih Bölümü’nden mezun olan Reyhan Yolaçan 120 sorunun tamamını cevaplamış. Kocası gibi 120.000 puan alma başarısını göstermiş!

Zekai Yolaçan’ın kardeşi Vahide Yolaçan ise, Erzurum Atatürk Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği Bölümü’nden 2007 yılında mezun olmuş. Vahide Yolaçan, 115.000 puan almış. Zekai Yolaçan ve Reyhan Yolaçan, Gülen Cemaati’ne yakın olduğu iddia edilen Özel Kayseri Yelkenoğlu Lisesi’nde görev yaptığı ifade ediliyor.

13 SENE SONRA GİRDİĞİ SINAVDA 120.000 PUAN ALDI

Ayla Ceviz ve Oktay Ceviz adlı karı-kocalar da, 2010 KPSS’nin dikkat çekici isimleri… Ayla Ceviz ve Oktay Ceviz, 120 sorunun tamamını doğru cevaplayarak 120.000 puan almış! Ayla Ceviz, Balıkesir Üniversitesi Fizik Öğretmenliği Bölümü’nden 1998 yılında, Oktay Ceviz İzmir Ege Üniversitesi Matematik Bölümü’nden 1997 yılında mezun oldu. Oktay Ceviz, 13 yıl sonra girdiği sınavda büyük başarıya imza attı (!) ve 120 sorunun***** tamamını doğru işaretledi. Ayla Ceviz de, 12 sene sonra girdiği sınavda 120.000 puan aldı. Ayla ve Oktay Ceviz kardeşler, Gülen Cemaati’ne yakın olduğu iddia ediliyor.

10 SENE SONRA SINAVA GİRMİŞ, 120.000 PUAN ALMIŞ

Selahattin Demirci ve Aydoğan Demirci, 2010 KPSS’de sınav sorularının tamamını doğru cevaplayan iki kardeş. Sınava Ankara Kuzey’de girmişler.*****
Selahattin Demirci, Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden 2003, Aydoğan Demirci Afyon Kocatepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden 2000 yılında mezun olmuş. Mezun olduktan 10 sene sonra sınava giren Aydoğan Demirci 120.000 puan almış. Selahattin Demirci’nin de aldığı puan***** da 120.000.

İKİ KARDEŞ 120 SORUNUN TAMAMINI CEVAPLAMIŞ!

Zeynep Ceran ve Kürşad Selçuk adlı kardeşler de, 2010 KPSS sınavında 120 sorunun tamamını doğru cevaplamış. 2 kardeş Ankara Altındağ/Mamak’ta sınava girmiş. Zeynep Ceran, Erzurum Atatürk Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü’nden 2006, Kürşad Selçuk Ankara Gazi Üniversitesi Elektronik Öğretmenliği Bölümü’nden 2005 yılında mezun olmuş. Zeynep ve Kürşad kardeşler 120.000 puan almış.

KARI-KOCANIN 13 SENE SONRA GELEN BAŞARISI!

Yasemin Avşar ve Mustafa Avşar adlı karı-koca da; 2010 KPSS’nin dikkat çekici isimlerinden… 1997 ve 1998 yılında mezun olan karı-koca 2010 yılında girdikleri sınavda müthiş bir başarıya imza atmış! İki isim Antalya Merkez ilçesinde sınava girmiş.

Mustafa Avşar, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Matematik Bölümü’nden 1997 yılında, Yasemin Avşar Ankara Gazi Üniversitesi Tarih Bölümü’nden 1998 yılında mezun olmuş. Yasemin Avşar, mezun olduktan 12 yıl sonra girdiği sınavda büyük başarıya imza atmış ve 120 sorunun tamamını cevaplamış ve 120.000 puan almış! Mustafa Avşar, mezun olduktan 13 yıl sonra girdiği sınavda 118.750 puan almış.

13 SENE SINAVA GİR, 118.500 PUAN AL!

Neslihan Çabuk ve Yüksel Çabuk kardeşler, KPSS’den aynı puan almış. Isparta Merkez ilçesinde sınava giren kardeşler, 118.500 puan almış.
Neslihan Çabuk, Bursa Uludağ Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nden 1998 yılında mezun olmuş. Yüksel Çabuk da, aynı üniversitenin Fizik Bölümü’nden mezun olmuş. İkili; 12-13 sene sonra girilen sınavda 118.500 puan alarak büyük başarıya imza atmış!

İKİ KARDEŞİN PUANI DA 117.500

Nilay Yavaşoğlu ve Hilal Şenel adlı kardeşler de, KPSS’de aynı puanı alanlardan… Eskişehir Merkez ilçesinde sınava giren ikili, 117.500 puan almış! Nilay Yavaşoğlu, Eskişehir Anadolu Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği Bölümü’nden 2009, Hilal Şenel Kırıkkale Üniversitesi Fizik Bölümü’nden 2004 yılında mezun olmuş. KPSS’de büyük başarı gösteren Nilay Yavaşoğlu, Eskişehir Askeri Lojmanları’nda kalıyor.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 01-17-2015, 21:03   #235
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Alıntı:
drerk´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
drerk´isimli üyeden Alıntı
bu baskıda samsanı ndediği güçlü yanlar ne derece etkili oldu?













hazır muhatap kabul edilmişken:





nasıl görüşme



nasıl yani???????????????????



mecburum















maddi güçle öylemi?




yargıya müdahale?



organize işler ?











drerk´isimli üyeden Alıntı





savcılık ?

komik bile deil

Tarhan: “Bu davalar neden açılmıyor?”

Yazı boyutu:

16 Mayıs 2011 - Pazartesi**********

Ankara 1. Bölge Milletvekili Adayı Emine Ülker Tarhan’ın, “Günlük Siyasi /Hukuksal Gelişmeler ve Açılmayan Davalar” konusundaki basın açıklaması:

Değerli basın mensupları,

Ülkemiz bugünlerde sıkı tezatlar yaşıyor.

Birileri halkın parasıyla, adının verileceğini umduğu bir kanalla −ki muhtemelen kanalın her bir başına bir deniz feneri de yerleştirilecektir− iki denizi birleştirmekten, aynı havayı paylaşmaktan hoşlanmadığı insanları yerleştirmek amacıyla şehirler kurmaktan bahsederek arazi spekülatörlerinin, paralarını nereye koyacaklarını bilemeyen ağaların ve oğullarının iştahını kabartırken ülkemizin küçük ama temiz hedefleri olan insanlarının yaşadığı asgari 1.700.000 mütevazı evde gündem çok farklı. *****Üniversite sınavı!!…

Yakın bir tarihte, Ankara’nın uzak ilçelerinden birinde karşılaştığım bir anne yanıma geldi ve bana şöyle dedi. “Oğlumu ben ev temizleyerek büyüttüm, yediğimizden kestim, çok zor koşullarda dersaneye gönderdim, yıl boyunca çalıştı, sınava girdi, başardığını düşünüp umutlanıyordu ama şimdi çocuk aklını yitirmek üzere. *****Emeklerim boşa gitti diyor. Çünkü herhalde sadece yandaş dersanelere gidenler bu sınavı kazanacakmış! Peki biz, biz ne olacağız? Bizim amerika’da çocuklarımızı okutacak dostlarımız yok.”

Takipsizlik kararı verildi YGS’deki şifre skandalına biliyorsunuz. Arkadaşlar, bu olay toplumda toplu bir güvensizlik, endişe ve kurumların güvenilirliğinde ciddi aşınma yaratmıştır. Ve biz cumhuriyet halk partisi olarak bundan, yurttaşlarımızın bu endişesinden, güvensizliğinden, huzursuzluk ve aldatılmışlık duygusundan üzüntü duyuyoruz. Ancak toplumsal bilgilendirme yükümlülüğümüzü yerine getirmeyi de bir görev saymaktayız.

Sayın basın mensupları, ceza soruşturması herşeyden önce bir bütündür. Bu soruşturmada da iddia olunan eylem ygs sınavında cevap anahtarında şifreleme vardır ve bu şifre el altından birilerine verilmiştir. Bu biçimdeki eylemin suç teşkil ettiği kuşkusuzdur. Takipsizlik kararında cevap anahtarında bir şifrenin varlığının saptandığı belirtilmektedir. Yani iddianın bir kısmı doğrulanmıştır. O halde bu noktada, soruşturma makamına düşen iş, soruşturmayı derinleştirmek, varlığı saptanan bu şifrenin ileri sürüldüğü şekilde birilerine sınavdan önce verilip verilmediğine ilişkin kanıtları toplamak,***** bunu kimin yahut kimlerin yaptığını ortaya çıkarmaktır. *****Bunu yapabilmek için tüm dış etkenlerden soyutlanmış, sağlıklı bir kanıt toplama ve değerlendirme süreci yaşanması, tüm emarelerin araştırılması, konuyla ilgili bilgisi olabilecek kişi ve kurumların bilgilerine başvurulması, olağan ve soruşturma sürecinde saptanacak şüphelilerin ifadelerinin alınması, ondan sonra oturup tüm bu malzemeyi harmanlayarak hukuki bir değerlendirme yapılması gerekir.

Oysa somut olayda, fiil ve faillere ulaşma konusunda yukarıda sıraladığım biçimde bir çaba gösterilmeden, yetersiz ve zanna dayalı bilirkişi raporu mesnet gösterilerek 26 günde alelacele takipsizlik kararı verilmiştir. Üstelik kurumun en üst yetkilisi hakkında görevi kötüye kullanmaktan, kimileri hakkında da görevi ihmal nedeniyle soruşturma izni istenirken, bu kişilerin sorumluluğu sadece bu olayın meydana gelmesinde kayıtsızlık göstermeleri olarak açıklanmıştır. Bu çok açık bir çelişki ve aynı zamanda soruşturmanın bütünlüğünün de ihlalidir.

Arkadaşlar, görevi kötüye kullanma ve ihmal suçlarının kurucu unsurları kamu zararı, haksız menfaat ve/veya kişi mağduriyetidir. Bunlardan hiçbiri somut olarak yoksa bu suçlar da yoktur. Takipsizlik kararında şifre var, kopya yok, o halde suç da, faili de yok denildiğine göre, ortada ne menfaat ne mağduriyet, ne de haksız kazanç söz konusu olmamalıdır. Hal böyle olunca da, o zaman, haklarında soruşturma izni istenen bu kişiler bakımından ihmal veya kötüye kullanma suçunun da oluşması da mümkün olmamalıdır ve soruşturma izni istenmesine de gerek yoktur. Ama soruşturma izni istendiğine göre o halde haksız menfaat, kamu zararı veya kişi mağduriyeti olasılığı söz konusudur ki o zaman şifrenin varlığı da saptanmışken, şifrenin birilerine verildiği konusunda ciddi ve henüz tümüyle giderilmemiş bir kuşkunun söz konusu olması gerekir ve soruşturma derinleştirilmelidir.

Böyle bir durumda, yani birilerine şifrenin servis edildiği sabit olsa bile bu suçun gerçek faillerine ulaşamamanız mümkündür. O zaman dersiniz ki, suç vardır ancak asli faillerini, yani şifreyi vereni de kullananı da tespit edemedim. Ya da bu işi yaptıklarından kuşkulandığınız kişiler hakkında dava açar yahut dava açılması için girişimde bulunursunuz. Soruşturmayı yürütenler bu basit matematiği bilmezler mi? Bilmeleri gerekir. O zaman kamuoyu adına soruyorum, neden soruşturma derinleştirilmeden, bütünlüğü de ihlal edilmek suretiyle ortada suç yoktur ama birileri görevini kötüye kullanmış, ihmal etmiş biçiminde çelişkili bir takipsizlik kararı verilmiştir? Değerli basın mensupları, hukuk adamları, freud’un deyişiyle, “bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun” anlayışıyla görev yapmak durumundadırlar. Verilen her karar belki herkesi değil ama mutlaka hukuk ve adalet duygusunu tatmin etmelidir. Ancak bu takipsizlik kararının buna hizmet ettiğini söylemek mümkün değildir.

Bu takipsizlik kararı, sınavdan önce sanal ortamda mod/medyan tıklanmasındaki patlamaya ilişkin dile getirilen kuşkuları gidermiş midir? .

Bu sınavda en az ilk 1.000’e giren öğrenciler bakımından hangi***** dershaneler ön plana çıkmıştır?

Bu dershanelerin dereceye girmiş öğrencileri sınavdan bir akşam önce bu dershanelere çağırılmış mıdır? Neden?

Her şeyde kişilerin nerede olduğunu, nereye gittiğini belirleyen yani teknik tabirle hts kaydı isteyen savcılık, bu konuda bu araştırmayı yapmış mıdır?

Bu karar, bazı dersanelerde öğrencilere sorulara değil, sadece yanıtların dizilişine ve dizgisine odaklanmalarına ilişkin öğütler verildiğine dair yaygın söylentiyi araştırmış, tatmin edici bir karşılık vermiş midir?

Bu takipsizlik kararı, utangaç bir edayla saptandığı anlaşılan şifrenin varlığına rağmen bu şifrenin bir şeye hizmet etmesi gerektiğine ilişkin olağan kuşkuyu tatmin edici biçimde yanıtlamış mıdır?

Yoksa bu soruşturmayı yürütenler, bu olayın siyasal faturası kendilerine kesilecek birilerinin, sürecin en başında, koro halinde ve neredeyse birbirinden kopya çeker gibi söyledikleri “tatmin olduk” söyleminden, ama sona doğru yine koro halinde “sürecin iyi yönetilemediği” biçiminde dillendirdikleri ve “ilahlar galiba kurban arıyor” yolunda da tercüme edilebilecek beyanlarından bir biçimde etkilenmişler ve bu birilerinin beklentilerine uygun bir sonuca varmak zorunluluğu mu hissetmişlerdir?

Değerli basın mensupları, artık ülkemizde hukukun üstünlüğü değil “üstünlerin ve ayrıcalıklıların, hem suçlu, hem güçlülerin tatmin hukuku” işliyor!.. *****Statüko diye diye kendi statükolarını yaratanlar beni yolda çeviren yoksul anneye ve çocuğuna ne cevap vermeyi düşünüyorlar? Bu skandalın doğrudan mağduru olan gençlerimizin şiddet içermeyen itirazlarını yasadışı örgüt faaliyeti olarak nitelendirenler, kardeşi kardeşe düşürmenin planlarını yapanlar, artık bu gençlerimizin karşısına yandaşı 5-10 bin kişiyi ellerine bu takipsizlik kararından birer örnek vererek meydanlara çıkarabilirler.

Değerli arkadaşlar, başta da söyledim, inancım odur ki, ülkemiz insanının birilerinin hissedemeyeceği türden yalın, mütevazi, insani bazı istekleri var. Onlar, çocuklarının, çocuklarımızın karnı tok, sırtı pek olsun, iyi eğitim görsünler, ülkelerine yararlı olsunlar, en önemlisi çocuklarımız hakettikleri neyse onu alsın isterler, fazlasını değil. Sadece kocaman, harç, kum, çimento ve demirden ibaret, insansız projeler, büyük paralar ve rant alanları değildir onları mutlu kılan… Hiçbirinin çocuklarını Amerikalarda okutacak zengin dostları yoktur ve bunun eksikliğini de duymazlar. Bize iç huzurunu yaşatan herkese eşit davranılması, yani adalettir. Adaletsizliğin, hakkını alamamanın cinayetten farkı yoktur ve en büyük suç budur.

İşte biz halkımızla birlikte bu endişeyi taşıyoruz. Bugün geriye doğru, KPSS skandalından da geriye doğru gidilmesi ve TUS, Hakimlik Sınavı, Kaymakamlık Sınavı gibi ÖSYM’nin dahli olan tüm sınavların mercek altına alınması gerektiğini düşünüyoruz. KPSS’ye ilişkin davanın da açılamayan davalar kategorisine gireceğinden endişeliyiz. O dosyada özellikle KPSS’den başka alanlardaki sınavları da sorgulatacak bilgi ve bulgular var mıdır? Varsa bu bilgi ve bulgulardan YGS soruşturmasında yararlanılması düşünülmüş müdür? Yoksa KPSS konusundaki dava da açılamayacak ya da her nedense o da deniz feneri soruşturması gibi ötelenecektir?

Özellikle kamuoyunun bu konulardaki toplumsal merakının köreltilmeye çalışıldığını, başka alanlara dikkat çekilerek, bu konuların unutturulmaya çalışıldığını düşünüyoruz. Yargı yolsuzlukların, usulsüzlüklerin üstünü örten bir örtü, ya da bunları temizlemekte kullanılan bir mekanizma olmamalıdır.

Ülkemiz bir türlü açılamayan yahut üzeri kapatılan ya da açılan ama onca mağduriyete rağmen bir türlü sonuçlanmayan davaların, soruşturmaların ülkesi haline geldi, değerli basın mensupları…

Açılamayan davalar kategorisine başka neler giriyor? Bir dosya daha açalım*****

Konu Kayıtsız Üye tarafından (01-24-2015 Saat 10:08 ) değiştirilmiştir.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 01-18-2015, 12:06   #236
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

KPSS’de suç diskini dosyaya savcı eklemiş BURAK KILIÇ -BURCU ÖZTÜRK - İstanbul 18 Ocak 2015, Pazar

2010 KPSS Eğitim Bilimleri sınavı üzerinden tezgâhlanan yeni algı operasyonu da tıpkı diğerleri gibi temelsiz. Soruşturmanın dayanağı olan ve içerisinde 3227 No’lu soru dosyasının bulunduğu öne sürülen 3. flash disk, arama tutanağına sonradan eklenmiş. Kopya çektiği iddia edilen Baki S.’nin adresinde 2 adet flash bellek bulunmuştu.

Soruların çalındığı iddia edilen ve 5 yıldır tamamlanamayan 2010 KPSS Eğitim Bilimleri sınavı soruşturmasıyla ilgili yeni belgeler gün yüzüne çıktı. 2010’daki KPSS soruşturmasını yürüten dönemin Yalvaç Cumhuriyet Başsavcısı Ayhan Gökalp’in emriyle 2 Eylül 2010’da yapılan operasyonda jandarma ekipleri, kopya çektiği iddia edilen Baki S.’nin ve akrabalarının evlerinde yaptığı aramada 2 flash bellek bulmuştu. Ancak olaydan 2 gün sonra 4 Eylül 2010’da savcı Gökalp’in yazdığı tutanakta, 3 adet flash belleğin kayıtlara geçirildiği görülüyor. Sonradan eklenen flash bellekte ise 3227 No’lu soru dosyası yer alıyor. Savcının soruların bulunduğu 3. flash belleğe nasıl ulaştığı ise muamma.

[BELGEYİ BÜYÜTMEK İÇİN TIKLAYINIZ]

2010 KPSS Eğitim Bilimleri sınavıyla ilgili soruşturmayı yürüten Yalvaç Cumhuriyet Başsavcısı Ayhan Gökalp’in emriyle operasyon yapan Jandarma ekipleri, Baki S.’nin evinde ve akrabalarının iskanlarında arama yaptı. 2 Eylül 2010’da düzenlenen operasyona ait belgeler, KPSS sorularının bulunduğu 3227 No’lu belgenin yer aldığı flash disk’in bulunmadığını ortaya koyuyor. Jandarmanın, Baki S.’nin amcası Mevlüt S.’ye ait evde yaptığı aramalarda bilgisayarın yanı sıra 1 adet flash bellek bulunuyor. Yine aynı gün yapılan operasyonda Baki. S’nin babası Mustafa S.’nin evindeki aramada ise sarı-beyaz renkli 1 adet 4 cb’lik flash bellek çıkıyor. Baki S.’nin kardeşinde ise herhangi bir belge ya da diske rastlanmıyor. Olay yeri arama tutanaklarında Jandarma ekipleri tarafından bu durum kayıt altına alınıyor. Fakat buna rağmen soruşturma savcısının 2 gün sonra evlerde ele geçirilen bilgisayar ve bilgisayar programlarında inceleme amacıyla yazdığı talep yazısında, Mevlüt S.’nin evinde fazladan bir flash bellek daha çıktığını kayda geçiriyor. Jandarma kayıtlarında 2 olan flash bellek sayısı savcının tutanağında 3’e çıkıyor. Üstelik aramalarda bulunmayan fakat savcının kayıt altına aldığı 3. flash diskin 3227 No’lu soru dosyasının yer aldığı flash disk olduğu tutanaklarla görülüyor. *****

[ERDOĞAN KPSS'Yİ BÖYLE SAVUNMUŞTU]

SAVCININ, ‘SORULAR MAİLLE GİTTİ’ ISRARI

Savcı Ayhan Gökalp, 4 Eylül 2010’da hazırladığı ve bilgisayarlar ile flash diskler için inceleme talebi yaptığı tutanakta soruşturmanın tutarsızlığı ile ilgili bir başka delil daha olduğu görülüyor. Savcının tutanağında soruların e-mail üzerinden gönderildiği vurgulanıyor. İddiaya göre, Ankara’daki şüpheli Berat K., Manisa Yalvaç’taki Baki S.’ye soruları mail üzerinden gönderdi. Tutanakta da bu iddia destekleniyor. Tutanağa geçirilen, “Cumhuriyet Başsavcılığımızın 2010/1410 soruşturma sayılı dosyasında 10-11/07/2010 tarihinde yapılan KPSS sınavına ilişkin sınav sorularının daha önceden bir şekilde elde edilip, çalınıp e-mail yoluyla internet üzerinden birtakım kimselere gönderilmesi, e-mail yoluyla gönderilen ve gönderen kişiler arasında Yalvaç ilçesinden de birtakım şüpheli şahısların bulunup...” ifadeleri dikkat çekici. Tutanağın devamında mail iddiasının sürdüğü görülüyor: “İşlenen suçun özelliği, olayın oluş ve gelişini, KPSS sınav sorularının bilgisayar ve internet üzerinden e mail, posta yoluyla gönderilmiş olması nedeniyle…” Oysa Jandarma Kriminal raporu ve Hotmail’in cevabı savcının iddialarının tam tersini gösteriyor.

Soruşturmada kilit isim olarak gözaltına alınan Baki S., soruların Berat K. tarafından kendisine maille gönderildiğini iddia etmişti. Jandarma Kriminal de, soruların Baki. S.’nin bilgisayarında ‘hotmail.zip’ içerisinde kayıtlı olduğunu tespit etti. Bunun üzerine savcılık Microsoft şirketine ait Hotmail’den şüphelilerin mail trafiğini istedi. Hotmail’den gelen cevapta Baki S. ile Berat K. arasında tek bir mail alışverişi bile olmadığı bildirildi. Öte yandan 3227 No’lu dosyanın bilgisayara yüklendiğini kanıtlayan Jandarma Kriminal raporunda, soruların bilgisayara mail yoluyla değil flash disk ile girdiği belirtilmişti.

GÜNDEM

Hükümet yanlısı medyanın KPSS çelişkisiİntihar edeceğine ihtimal vermiyorumSuriye’de başlayıp Türkiye’ye sirayet eden terör tezgâhını açığa çıkardıkKazada LPG tankı patladı, 6 kişi yanarak can verdiParayla iftiracılık sistemi A Haber’de deşifre oldu

Daha Fazla
  Alıntı ile Cevapla
Alt 01-18-2015, 12:13   #237
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Sınav sorularını hocalar vermiş

Komiser Yardımcılığı sınavlarındaki kopya organizasyonunda soruları hazırlayan komisyonda yer alan hocaların başrolü oynadığı ortaya çıktı. Paralel yapıya mensup hocaların hazırladıkları soruları komisyona sunmadan önce belirledikleri adaylara verdiği tespit edildi.

18 Ocak 2015 08:25

Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başlattığı 2012 yılı Polis Akademisi giriş sınavlarına yönelik soruşturmada paralel kumpas deşifre oldu. 2012 yılında Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültesi Komiser Yardımcılığı Sınavı'nı paralel kumpasla kazanan bir öğrencinin yazılı ihbarıyla başlatılan soruşturmada ilginç bilgilere ulaşıldı. Paralel yapının Akademi'de öğretim üyeleri, sınav hazırlama komisyonuna kadar organize bir şekilde hareket ettiğini ortaya koydu.

SAVCILIK TALİMAT VERDİ

Savcılık ihbar mektubu üzerine harekete geçerek Polis Akademisinin 2009-2013 yılları arasında yaptığı sınavların araştırılması talimatı verdi. Bunun üzerine 2009-2013 yılları arasında yapılan sınavlar incelenerek raporlaştırılıp Savcılığa sunuldu. Rapor son 4 yılda Akademi sınavlarında yapılan büyük bir kumpası ortaya çıkardı.

SINAV KOMİSYONU PARALEL YAPIDA

Rapora göre paralel yapı Polis Akademesi'ne giriş sınavı soruları Polis Kolejindeki branş hocaları tarafından hazırlanıyor. Polis Kolejinde görev yapan branş hocalarından oluşan sınav sorularını hazırlama komisyonu soruları sınavda çıkacak adet kadar hazırlıyor. Böylece paralel yapı işini hiç şansa bırakmadan tüm kadroları kendisi dolduruyor. Böylece paralel yapıya yalnızca hangi öğrencilerin Akademiye gireceğini belirlemek düşüyor.

HOCALAR SORULARI ÖNCEDEN SIZDIRDI

Rapora göre; Polis Akademisi'ndeki kumpas Polis Koleji'nde branş hocaları etkin bir rol üstleniyor. Bu hocalar komisyonda hazırlamış gibi gösterdikleri soruları aslında daha önceden paralel yapının elemanlarına veriyor. Böylece sorular daha hazırlanmadan bu öğretim hocalarca seçilmiş öğrencilere verilerek sınava hazırlanmaları sağlanıyor.

BAŞKASI KAZANAMASIN DİYE ZOR SORU

Paralel yapı işi şansa bırakmıyor. Raporda; sınavda çıkan soruların üniversite sınavlarına nispeten zorluğu da dikkat çekiyor. Burada da yine kumpasın bir diğer boyutu devreye giriyor. Üniversite sınavlarında başarılı olan öğrencilerin Akademi sınavlarında başarı gösterememesinin sebebi bu zor sorulardan kaynaklanıyor. Üniversite giriş sınavından belli bir taban puan alan öğrencilerin girebildiği Akademi sınavında zor sorular sorularak başarılı öğrencilerin önü kapatılırken, önceden soruları verdikleri başarı durumu düşük kendi adamları sınavları kazanıyor.

TEZGAH 81-90 PUAN ÜZERİNE KURULDU

Üniversite giriş sınavlarında taban puan olarak genelde 350 benimsenirken, 350 ve üzeri puan alan öğrencilerin Akademi sınavlarında 26, 29 gibi puanlar alması da rapora yansıdı. Rapora göre paralel yapı sınavda dikkat çekmemek için elemanlarının 81-90 bandında puan almalarına yetecek şekilde soruları dağıtıyor. 2009 yılında yapılan Akademi sınavına giren şehit çocukları hariç 568 adaydan başarılı olan 200 asil adayın 140 aday 81-90 puan alırken, 100 adayda 91-100 puan aldı. 2011 yılında yapılan sınava şehit çocukları hariç giren 473 adaydan 103'ü 81-90 puan, 28'i ise 91-100 puan aldı. 2012 yılında yapılan ve şehit çocukları hariç sınava 668 aday girerken bunlardan 81-90 puan arası puan alanların sayısı 161 iken 91-100 puan alanların sayısı 23 olarak ortaya çıkıyor.

2010 YILINDA İSTİSNA YAŞANDI

Savcılığa sunulan raporda 4 yıllık incelemede 2010 yılında yapılan sınavdaki veriler dikkat çekiyor. Her yıl yaklaşık 200 kişinin Polis Akademisine alındığı bu sınavlarda 2010 yılındaki puanlama dikkat çekiyor. Sınav komisyonunu istediği gibi oluşturamayan paralel yapı bazı branş hocalarından soruları alamadığı için en başarılı aday ancak 84 puan alıyor. Bu yılda şehit çocukları hariç sınava giren 502 adaydan hiçbiri 91-100 puan alamıyor. 81-90 alan adayların sayısı 46'da kalıyor.

İstatistik bilimi yerle bir

Akadami'ye kabul edilen paralel yapının mensubu öğrencilerin üniversite giriş sınavında branşlarından aldıkları puanlarla ters orantısı da dikkat çekiyor. Rapora göre Akademi sınavına girebilmek için üniversite giriş sınavından alınacak taban puanı (genelde 350 olarak belirlenen) Türkçe Sosyal branşından alan öğrencilerin matematik-fen ağırlıklı Akademi sınavından 80 ve üzerinde puan aldığı ortaya çıktı. Buna karşılık üniversite giriş sınavından taban puanı matematik-fen alanından alan öğrencilerin aynı başarıyı matematik fen ağırlıklı Akademi sınavında gösterememesi de kumpası deşifre ediyor.

ÇELİŞKİLER RAPORDA

Savcılığın talimatıyla hazırlanan raporda Akademi sınavlarına ilişkin veriler istatistik bilimini yerle bir etti. Temelde benzer özellikler gösteren üniversite giriş sınavı ve Akademi sınavı sonuç bakımından çok çelişkili bir durum ortaya koyuyor. Üniversite giriş sınavında başarılı adayların Akademi sınavında da başarılı olması gerekirken bu durumun aksi bir tablo ortaya çıkıyor. Normal dağılımlı bir sınavda adayların çoğununu orta seviyede puan alması gerekirken düşük ve yüksek puan alan adayların az alması gerekirken bu durum Akademi sınavlarında tam tersine yaşandı.(Yenişafak<)

SAHTE NOTLA AKADEMİ

Paralel yapının polis akademilerindeki kirli oyunu gün yüzüne çıktı. Usulsüzlük sınavlara giren bir adayın şikayeti üzerine ortaya çıktı. Hazırlanan raporda puanlarla nasıl oynandığı detaylı şekilde anlatılıyor.

2012 yılında Polis Akademisi giriş sınavına katılan bir aday, Polis Akademisi sınavlarında usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla yazılı şikayette bulundu. Bunun üzerine Başbakanlık tarafından inceleme başlatıldı. İnceleme kapsamında Güvenlik Bilimleri Fakültesi Eğitim Şube Müdürlüğü tarafından 2009-2013 yılları arasında yapılmış olan Eğitim Şube Müdürlüğü ekipleri, Polis Akademisi giriş sınavlarının sonuçlarını incelenerek bir rapor hazırladı.

PUANLAR DENK OLDU

Raporda yer alan bilgilere göre, akademi sınavlarının ÖSYM tarafından yapılmadığı 2009-2010-2011-2012 yıllarında adayların katsayıları eksi değerlerde yer almış. Raporda, sonuçların önceki yıllardan hatırı sayılı ölçüde farklı olduğu da vurgulanıyor. Sınavlarda yapılan bir diğer usulsüzlük de 'sınav notlarının dağılımı ve frekans grafiği'nde ortaya çıktı. 2009-2012 arasında yapılan sınavlarda 80 ve üzeri alan öğrencilerin sayısı daha fazla tespit edildi. 2013'te ÖSYM tarafından yapılan sınavda ise orta düzeyde not alan adayların sayısı daha fazla.

BİRBİRİNE YAKIN OLMALI

Raporda "ÖSS'de başarılı olan adayların akademi sınavında da benzer bir başarı göstermesi beklenir" denilerek iki sınavda da benzer puanlar alınmalı denildi.(Akşam)
  Alıntı ile Cevapla
Alt 01-18-2015, 12:15   #238
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

GündemKategorilerGündem




İşte hırsızlığın BELGESİFetullah Gülen’in okul ve dersanelerine gidenlerden 25 kişinin 2010 KPSS’de sorulan 120 sorunun tamamını doğru cevaplayarak 120 puan aldığı tespit edildi.29 Ocak 2015 Perşembe 15:18




Gazetemiz; 2010 Kamu Personel Seçme Sınavı(KPSS) Eğitim Bilimleri Sınavı sorularının, paralel devlet yapılanmasının lideri olduğu iddia edilen Fetullah Gülen’e yakın okul ve dersanelere giden kişilere verildiği belgelendi. Gülen Cemaati’ne yakın olduğu ifade edilen ve aralarında FEM Dershanesi, Özel Yamanlar Lisesi, Körfez Dersanesi, Fatih Koleji, Anafen Dersanesi’nin de bulunduğu okul ve dersanelere giden 25 kişinin 120 sorunun tamamını cevaplayarak 120 puan aldığı bildirildi.




241 KİŞİ 100 PUANIN ÜZERİNDE ALMIŞ!




2010 KPSS sorularının çalınmasına yönelik açılan soruşturmada; ÖSYM tarafından iptal edilen 2010 KPSS’de ham puanı 100 ve üzeri olan adayların bilgileri incelendi. 2010 KPSS sınavında Fetullah Gülen’e yakın olduğu ifade edilen dersane ve okullara giden 241 kişinin 100 puanın üzerinde aldığı tespit edildi. 241 kişi arasında bulunan ve Gülen Cemaati’ne yakın olduğu ifade edilen okul ve dersanelere giden25 kişi 120 sorunun tamamını cevaplamış.




FEM DERSANESİNE GİTTİ...




Aykut Örs, 2009 yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen Bilgisi Öğretmenliği’nden mezun oldu. Ağrı FEM Dersanesi’ne giden Aydın Örs, 2010 KPSS’da soruların tamamını cevapladı!




MEZUN OLDUKTAN 4 SENE SONRA..




İzmir Özel Yamanlar Malhun Hatun Lisesi’nde okuyan Yusuf Atmaca da, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi’nden 2006 yılında mezun oldu.Yusuf Atmaca, mezun olduktan 4 sene sonra girdiği sınavda ful çekti ve 120 sorunun tamamını cevapladı!




İstanbul Bahçelievler Fatih Koleji’nde okuyanSongül Eriş, Bursa Uludağ Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden 2003 yılında mezun olmuş. Songül Eriş, 7 sene sonra girdiği sınavda, 120 sorunun tamamını cevaplayarak 120 puan almış.




Songül Eriş’in eşi Bekir Eriş de, Bahçelievler Fatih Koleji’nde okudu ve İstanbul Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nden 2001 yılında mezun olmuş. Bekir Eriş, 9 sene sonra girdiği sınavda 115 puan almış. Songül ve Bekir Eriş çiftinin yıllar sonra gelen başarısı dikkat çekici..




Yahya Koç, Afyon Kocatepe Üniversitesi Matematik Bölümü’nden 2010 yılında mezun oldu ve Körfez Dersanesi’ne gitti. Yahya Koç da, sınavda 120 puan aldı!




2010 KPSS’de 120 puan alanlar*****




Alper Cihat Aşkın, İstanbul Üniversitesi Fizik Bölümü’nden 2009 tarihinde mezun oldu ve Kayışdağı Asiye Durmaz Dersanesi’ne gitti, sınavda soruların tamamını cevaplandırdı!




Erkan Abal, Marmara Üniversitesi Fen Bilgisi Öğretmenliği Bölümü’nden 2009 yılında mezun oldu, sınavda 120 puan aldı. Erkan Abal’ın, Gülen Cemaati’ne yakın Özel İlkbahar Koleji’ne gittiği öğrenildi.




Gülen Cemaatine yakın okul ve dersanelerde görev yapan yada okuyan Cihad BacanakSerpil Bektaş, Mehmet Emre Birdal, Sedat Çakır, Veysi Ertuğrul, Raşit KanyurtDilek Mekan, Tamer Taşkent, Mehmet Belikbaşı, Ayla Ceviz ve eşi Oktay Ceviz, Emine Çınar, Mehmet Şirin Çoban ve Mehmet Fatih Karatoprak sınavda 120 sorunun tamamını cevapladı.




16 yıl sonra 120 tam puan




Gülen Cemaati’ne yakın olduğu iddia edilen Kayseri Özel Kayseri Yelkenoğlu Lisesi’nde görev yapan Zekai Yolaçan ve eşi Reyhan Yolaçan da, sınavda sorulan 120 sorunun tamamını cevaplamış. Zekai Yolaçan, 38 yaşında sınava girmiş! İstanbul Marmara Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü’nden 1994 yılında mezun olan Zekai Yolaçan, mezun oluktan 16 yıl sonra girdiği Kamu Personel Seçme Sınavı’nda sorulan 120 sorunun tamamını cevaplamış ve 120 puan almış! Zekai Yolaçan’ın kardeşi Vahide Yolaçan ise, Erzurum Atatürk Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği Bölümü’nden 2007 yılında mezun olmuş. Vahide Yolaçan da sınavda, 115 puan alma başarısını göstermiş! Kayseri Özel Kayseri Yelkenoğlu Lisesi’nde görev yapan Yaşar Çetiner de, sınavda 120 puan almış.




Paylaş




Haber Yorumları (17)mehmet altun




01 Şubat 2015 Pazar 19:49




Sayim yazar bu bilgiler kwsinlikle dogrdudur ayrica bende 2010 yilinda kpss sinavina girenlerdenim ve sinav full yapildigi icin benimde artitmetik ortalamadan bana bayagi az puan geldi ve atanamadim.. amaaaaa isin su gercek yonude var sen bu yaziyi ismarlama sekilde yazMissin nereden anladin dersen kpss sinavi hakkinda hic bir fikrin yokmus kpss 120 paun uzerinden degerlendirilmeZ




Ejder Kızıl




01 Şubat 2015 Pazar 01:53




Sayın Kenan Kıran, verdiğiniz bilgilerde yanlışlıklar var lütfen düzeltiniz...Çünkü o sınavdan 120 puan gibi bir puan alınması mümkün değildir...120 doğru yapmış olabilir ama puan asla alamaz çünkü en yüksek 100 tam puan alınabilir insanları yanlış yönlendiriyorsunuz...Bakın o dönemde sayın İsmail KONCUK bu konuyu ortaya çıkardığında o zaman ki hükümetin başındakiler çığırtkanlık yapıyorsunuz demişti... Hatta o sınavda 120 sorunun tam olarak yapıldığı kısım eğitim bilimleri kısmıdır ama hükümet tarafından o sınav iptal edilmeyip sadece genel yetenek genel kültür sınavı iptal edilmiştir...Böylelikle bir sürü insan haksızca atanmıştır... Tabi ki bunun bir sebebi var o dönemde akp hükümeti ve cemaat kuzu sarmasıydılar...İnşallah bu mesajımı da yayınlarsınız..




ercihan mahmutluoğlu




31 Ocak 2015 Cumartesi 22:31




Evet bu 6 senelik bir olay ve o zaman zaten söylendi. De bu adamlar gerçekten salak. Lan bari aldınız soruları bari full yapmayın.. gerçi o yıl sınav iptal olmuştu




ABDULLAH




31 Ocak 2015 Cumartesi 19:25




ulan abdulhamiti indirdiniz adnan menderes i indirdiniz turgut özal muhsin yazıcıoğlı türkeş ve daha niceleri hadi boşverin bunları madem dindarsınız ulan şeriatta halifeye başkaldırılmaz bunu bilionuzdur ozaman niye islam halifesi ABDULHAMİTHAN a karsıayaklandınız şerefsiz ittihat terakkiciler




Murat göçer




31 Ocak 2015 Cumartesi 15:48




herşey yavaş yavaş gün yüzüne çıkıyor içimizde bu yapılanmanın büyüklüğünü ve tehlikesini farkedemeyenler var. Süleyman bey ben de 2010 KPSS ye girdim.. geçin bu zeki ayaklarını.. çok yakınım olup ta cemaat evlerinde polis meslek yüksek okulu sınav sorularının birebir aynısını ezberleyerek polis olanlar... siz hala yalan diyorsunuz... ispat istersen numaramı yazayım.. seni o polislerle tanıştırayım.. burda yalan dolan diyerek, atıp tutmaya benzemez




mehmet




31 Ocak 2015 Cumartesi 13:37




Akp madem bılıyordu alsaydı ozaman herkesı içeri ama yok ozaman ortagınızdı şimdi düşmanınız ...




Mahmut




31 Ocak 2015 Cumartesi 12:19




Adam mezuniyetinden 10 yıl sonra karısıyla beraber Fuul çekiyor; 120 soruda! Bizim ŞAKİRT belge nerede diyiyor




oguzhan




31 Ocak 2015 Cumartesi 11:18




Hani belge. Belge deyipde insanları kandirmayin. Algı operasyonunu iyi yapıyorsunuz. Hani belge. Belge nerde. *****




kul hakkı yemek caiz mi kıl bıyıklılar




31 Ocak 2015 Cumartesi 11:13




fetoşçu arkadaşlara sorsan kul hakkı yemek caiz midir envai çeşit sınavda soru dağıttınız yandaşlarınız devlet kadrolarını doldurdu buna karşılık olarak komik bile denemeyecek aciziyette bir savunma yaptınız ki akıllara zarar komünisti dinsizi yerleşeceğine bizim çocuklar yerleşsin vay vay şimdi yukarıda adı zikredilen 3-5 kişi de dahil olmak üzere savcı,hakim,polis vs kadrolara yapışan arkadaşlar bu toprağın altına girdiğimizde ne yapacaksınız ??




Abdullah




31 Ocak 2015 Cumartesi 09:13




Yani bunlar mı şimdi delil. Zan üzere hareketi Allah yasaklamıyormu.Tamam bazı şüphelerimizvar ama insanları yanıltacakzannada sevketmemek lazım




İsmail




30 Ocak 2015 Cuma 17:09




Başarılı çocukları da transfer edip; reklam yapıyorlardı. Onları özel sınıflarda hazırlarken; diğerlerinin parasını alıyorlardı sadece.




nuhuta




29 Ocak 2015 Perşembe 23:13




Cemaat-cemaat dedikleri sosyal yardımlaşma - eğitim ve inancı araç olarak kullanan bir çeşit ticari yapılanmadır.




Serkan KAYA




29 Ocak 2015 Perşembe 20:26




Elbette haklısınız bu istatistikleri paylaşmakta ama neden bugün? Bereber yürüdük biz bu yollarda derkenyollar aşılırken de birçok kişinin hakkı bu yolla gasp edilmedi mi? Aman şucular bucular mı iş sahibi olacak bizim kadrolar olsun zihniyeti ile 2002'den beri bu ve benzeri guruplarla kol kola gitmedi mi? Neden hakkaniyetli olup herkese eşit fırsatlar tanısaydık da insanlarımıza güvenseydik işi gerçek liyakat sahibi kim olursa olsun onlara verseydik bugün bunları konuşuyor olurmuyduk? İğne ve çuvaldız...




Süleyman




29 Ocak 2015 Perşembe 19:54




Ya ALLAH aşkınabuadamlarsalak mı .Dersaneye giden o kadar kişi var sadece 25 kişiye mi soruları vermiş.Akıl var mantık var .Bir dersanedebaşarılı öğrenci sayısıçoksasoruları tam yapan sayısıelbette çok olur. İşinizi gücünüz yalan dolan .Bir kere demantıklı bir haber yazın.




ilhan55




29 Ocak 2015 Perşembe 18:18




kardeşim herkesi kötülüyorsunuz.şunu soracam bu adamlar 120 puan aldıklarında bu adamları gazeteler yazdı.bu zamana hiç çıtınız çıkmadı da bu paralel olayları çıkıncamı bunları yazmak aklınıza geldi.o zaman bu olayı yapanların üstüne neden gidilmedi.bu kadar ders çalışan atanmayı bekleyen ve atanamyan bu insanların bu hakkını kim verecek.dün adalet bakanı bir şey söyledi.fethullan gülen eğer sessiz sakin türkiyeye dönseydi sahne arkasında yapılan oynanan btün oyunların hepsi gözardı edilecekti bu zamana kadar 14 yıldır iktidarda olup bunların hakkı niye sorulmadı.kendilerine dokunana kadar.




ferhat28@hotmail.com




29 Ocak 2015 Perşembe 17:38




Aman bunlar niye delil sayılsın ki o kadar tape delil sayılmadı bunlarda sayılmaz çünkü artık bu davadan yargılanacak kişilerin elindeböyle bir gerekçe olacaktır. Adam diyecekti onları bile delil saymadınız bunlarımı delil sayacaksınız deyip sıyrılacak işin içinden




mehmet




29 Ocak 2015 Perşembe 16:06




sizin şu takiyeciliğiniz de hiç bitmedi.VIP torpil listesini de yayınlayın, onları da görelim




Yorum Yazın




Ad Soyad:




E-posta:




Mesaj:




Yorum Gönder




En Çok OkunanlarErdoğan’ın geçiş güzergahında patlama!'Sarıgül olayı büyüyor'Verdiği sözden döndüSatılık ilanında karısına ateş püskürdü!'IMF borç isterse...'Kara ile deniz birleştiSeçimde kaybeden...En Çok Yorumlananlar




KPSS'de şüpheli sayısı 4 kat arttı

Karı, koca, akraba, komşu olanların yüksek başarı gösterdiği ortaya çıkınca iptal edilen 2010'daki KPSS Eğitim Bilimleri sınavında kopya çekildiği iddiasıyla 5 yıldır yürütülen soruşturmaya, ÖSYM tarafından iptal edilmeyen Genel Yetenek ve Genel Kültür sınavlarının da dahil edildiği ortaya çıktı.

18 Ocak 2015 09:58

TÜRKER KARAPINAR Ankara

2010'daki kamu kurum ve kuruluşları ile öğretmenlik kadroları için KPSS'ye toplam 1 milyon 370 bin 565 aday katıldı. Sınavdan sonra Genel Yetenek'te bin 29, eğitim Bilimleri'nde ise 350 adayın 120 sorunun tamamını doğru yanıtladığının ortaya çıkması, kopya iddialarına neden oldu. YÖK Denetleme Kurulu ve bilirkişi raporlarına göre, Eğitim Bilimleri'nde 120 sorunun hepsine doğru cevap veren 350 adayın akrabalık ilişkilerine bakıldı ve 70 adayın karı-koca, 23 adayın da akraba olduğu ortaya çıktı.

Eğitim Bilimleri'nde 100 ve üzerinde doğru soru cevaplayan 3 bin 227 adayın da 579'unun birinci derece akraba oldukları, bunlardan 446'sının karı-koca olduğu belirlendi.

101'i karı-koca çıktı

Genel Yetenek alanında ise 60 sorunun tamamını doğru yapan bin 29 adayın 101'inin karı-koca, 139'unun ise akraba olduğu tespit edildi. Genel Yetenek alanında 55 ve üzeri soruya doğru cevap veren 27 bin 284 adaydan ise 328'sinin karı-koca, 470'inin akraba olduğu belirlendi. YÖK Denetleme Kurulu raporuna göre, akrabaların dışında komşuların da ilginç bir şekilde aynı yüksek başarıyı gösterdikleri tespit edildi. Buna göre; Eğitim Bilimleri'nde 100 ve üzeri soruya doğru cevap veren 980 adayın aynı adreste, aynı apartman, aynı sitede ya da sokakta ikamet ettiği belirlendi.

Genel Yetenek alanında ise 55 ve üzeri soruya doğru cevap veren 27 bin 284 adayın 3 bin 221'inin aynı dış kapı numarasına sahip adreslerde ikamet ettiği bilgisine ulaşıldı.

ÖSYM Yürütme Kurulu, 17 Eylül 2010 tarihli toplantısında, KPSS Eğitim Bilimleri sınavında bir takım usulsüzlüklerin meydana geldiği kanaatine vararak, Eğitim Bilimleri testini iptal etti. Genel Yetenek ve Genel Kültür sınavı sonuçları ise geçerli sayıldı ve bu sınavlardan yüksek puan alanlar kamu kurum ve kuruluşlarına atandı. İptal edilen Eğitim Bilimleri sınavı, 31 Ekim 2010'da tekrarlandı. Bu sınava giren 235 bin 134 adaydan tüm sorulara doğru cevap vererek 120 net yapanın çıkmaması kopya iddialarını güçlendirdi.

Soruşturma 4 yıl boyunca ilerlemedi

KPSS soruşturmasını 2014 yılına kadar eski Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekili Şadan Sakınan yürüttü. Soruşturmayı Ankara Cumhuriyet Savcısı Yücel Erkman devraldı. Sakınan'ın 4 yıl yürütüp mesafe alamadığı soruşturma dosyasını büyük bir titizlilikle inceleyen Erkman, ÖSYM'nin iptal etmediği Genel Yetenek ve Genel Kültür sınavında da kopya çekildiği iddialarını soruşturmaya dahil etti. İki sınavın da soruşturmaya dahil edilmesi şüpheli sayısının üç veya dört kat artmasına neden olabilecek.

Milliyet

Konu Kayıtsız Üye tarafından (02-02-2015 Saat 09:00 ) değiştirilmiştir.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 01-19-2015, 19:12   #239
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Metni KüçültMetni BüyütReset

KPSS’DE 3. FLASH DİSK'İ TUTANAĞA SONRADAN SAVCI EKLEMİŞ

Gündem*****-*****19 Ocak 2015 10:59

Soruların çalındığı iddia edilen ve 5 yıldır tamamlanamayan 2010 KPSS Eğitim Bilimleri sınavı soruşturmasıyla ilgili yeni belgeler gün yüzüne çıktı.

2010 KPSS Eğitim Bilimleri sınavı üzerinden tezgâhlanan yeni algı operasyonu da tıpkı diğerleri gibi temelsiz.*****Soruşturmanın dayanağı olan ve içerisinde 3227 No’lu soru dosyasının bulunduğu öne sürülen 3. flash disk, arama tutanağına sonradan eklenmiş.

Kopya çektiği iddia edilen Baki S.’nin adresinde 2 adet flash bellek bulunmuştu.
Soruların çalındığı iddia edilen ve 5 yıldır tamamlanamayan 2010 KPSS Eğitim Bilimleri sınavı soruşturmasıyla ilgili yeni belgeler gün yüzüne çıktı.

2010’daki KPSS soruşturmasını yürüten dönemin Yalvaç Cumhuriyet Başsavcısı Ayhan Gökalp’in emriyle 2 Eylül 2010’da yapılan operasyonda jandarma ekipleri, kopya çektiği iddia edilen Baki S.’nin ve akrabalarının evlerinde yaptığı aramada 2 flash bellek bulmuştu.*****Ancak olaydan 2 gün sonra 4 Eylül 2010’da savcı Gökalp’in yazdığı tutanakta, 3 adet flash belleğin kayıtlara geçirildiği görülüyor. Sonradan eklenen flash bellekte ise 3227 No’lu soru dosyası yer alıyor. Savcının soruların bulunduğu 3. flash belleğe nasıl ulaştığı ise muamma.

BELGEYİ BÜYÜTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

2010 KPSS Eğitim Bilimleri sınavıyla ilgili soruşturmayı yürüten Yalvaç Cumhuriyet Başsavcısı Ayhan Gökalp’in emriyle operasyon yapan Jandarma ekipleri, Baki S.’nin evinde ve akrabalarının iskanlarında arama yaptı. 2 Eylül 2010’da düzenlenen operasyona ait belgeler, KPSS sorularının bulunduğu 3227 No’lu belgenin yer aldığı flash disk’in bulunmadığını ortaya koyuyor. Jandarmanın, Baki S.’nin amcası Mevlüt S.’ye ait evde yaptığı aramalarda bilgisayarın yanı sıra 1 adet flash bellek bulunuyor. Yine aynı gün yapılan operasyonda Baki. S’nin babası Mustafa S.’nin evindeki aramada ise sarı-beyaz renkli 1 adet 4 cb’lik flash bellek çıkıyor. Baki S.’nin kardeşinde ise herhangi bir belge ya da diske rastlanmıyor. Olay yeri arama tutanaklarında Jandarma ekipleri tarafından bu durum kayıt altına alınıyor. Fakat buna rağmen soruşturma savcısının 2 gün sonra evlerde ele geçirilen bilgisayar ve bilgisayar programlarında inceleme amacıyla yazdığı talep yazısında, Mevlüt S.’nin evinde fazladan bir flash bellek daha çıktığını kayda geçiriyor. Jandarma kayıtlarında 2 olan flash bellek sayısı savcının tutanağında 3’e çıkıyor. Üstelik aramalarda bulunmayan fakat savcının kayıt altına aldığı 3. flash diskin 3227 No’lu soru dosyasının yer aldığı flash disk olduğu tutanaklarla görülüyor.

SAVCININ, ‘SORULAR MAİLLE GİTTİ’ ISRARI

Savcı Ayhan Gökalp, 4 Eylül 2010’da hazırladığı ve bilgisayarlar ile flash diskler için inceleme talebi yaptığı tutanakta soruşturmanın tutarsızlığı ile ilgili bir başka delil daha olduğu görülüyor.

Savcının tutanağında soruların e-mail üzerinden gönderildiği vurgulanıyor. İddiaya göre,*****Ankara’daki şüpheli Berat K., Manisa Yalvaç’taki Baki S.’ye soruları mail üzerinden gönderdi. Tutanakta da bu iddia destekleniyor.

Tutanağa geçirilen, “Cumhuriyet Başsavcılığımızın 2010/1410 soruşturma sayılı dosyasında 10-11/07/2010 tarihinde yapılan KPSS sınavına ilişkin sınav sorularının daha önceden bir şekilde elde edilip, çalınıp e-mail yoluyla internet üzerinden birtakım kimselere gönderilmesi, e-mail yoluyla gönderilen ve gönderen kişiler arasında Yalvaç ilçesinden de birtakım şüpheli şahısların bulunup...” ifadeleri dikkat çekici.

HOTMAİL, MAİL İLE GİTTİ İDDİASINI YALANLADI

Tutanağın devamında mail iddiasının sürdüğü görülüyor: “İşlenen suçun özelliği, olayın oluş ve gelişini, KPSS sınav sorularının bilgisayar ve internet üzerinden e mail, posta yoluyla gönderilmiş olması nedeniyle…”*****Oysa Jandarma Kriminal raporu ve Hotmail’in cevabı savcının iddialarının tam tersini gösteriyor.

Zaman'ın haberine göre,*****soruşturmada kilit isim olarak gözaltına alınan Baki S., soruların Berat K. tarafından kendisine maille gönderildiğini iddia etmişti. Jandarma Kriminal de, soruların Baki. S.’nin bilgisayarında ‘hotmail.zip’ içerisinde kayıtlı olduğunu tespit etti.*****Bunun üzerine savcılık Microsoft şirketine ait Hotmail’den şüphelilerin mail trafiğini istedi. Hotmail’den gelen cevapta Baki S. ile Berat K. arasında tek bir mail alışverişi bile olmadığı bildirildi. Öte yandan 3227 No’lu dosyanın bilgisayara yüklendiğini kanıtlayan Jandarma Kriminal raporunda, soruların bilgisayara mail yoluyla değil flash disk ile girdiği belirtilmişti.

Zaman

Etiketler:*****KPSS,*****haberler,*****kpss kumpas haberi
  Alıntı ile Cevapla
Alt 01-19-2015, 19:15   #240
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

2010 yılındaki skandal KPSS’ye ilişkin soruşturmada şok bilgilere ulaşıldı. 120 soruluk sınavda 110 ve üzerinde net bırakanların 249’unun asker eşi olduğu belirlendi.

2010’da yapılan KPSS Eğitim Bilimleri ve Genel Yetenek sınavı sorularının çalındığı iddiaları üzerine başlatılan soruşma derinleşiyor. Kopyacıların tespiti için 120 soruluk sınavda 110 ve üzeri soruya doğru cevap veren adayları incelemeye alan savcılık çarpıcı detaylara ulaştı. 110’un üzerinde net yapanların sayısının 3 bin 230 olduğu belirlendi.

Cemaatle bağlantıları çıktı

Bu adaylar arasındaki 249 kişinin asker eşi olması dikkat çekti. Yine 237 kişinin cemaate ait Maltepe ve FEM dershaneleri ile cemaate ait kolejlerle ilişkide olduğu görüldü.

353 kişi 120 soruda 120 doğru yaptı

2010 yılı KPSS’de sınavda sorulardan 120’sinin tamamını 353 kişinin çözdüğü belirlendi. 37 kişi ise 119 net yaparken, 388 kişi ise 118.75 nete, 34 kişi 118 nete, 90 kişi 117.75 nete ulaşmış. Aynı sınavda 369 kişi sorulardan 117.50 net yaparken, 17 kişi 117 net yaptı.

İşte diğer dahiler

45 kişinin ise 116.75 net yaptığı sınavda, 88 kişi 116.50 net soru yaparken, 251 kişi 116.25 net soruyu doğru bildi. Sınavda 15 kişi de 116, 21 kişi de 115.75 net puan aldı. Soruları çözen adaylar incelendiğinde, sadece 100 net yapan kişi sayısı 84 oldu.

(YENİ ŞAFAK)
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıAçık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
ÖSYM'den sınavlara yeni güvenlik tedbirleri aerol ÖSYM 2 01-20-2019 08:12
ÖSYM'den 'güvenlik' ilanı aerol ÖSYM 0 10-21-2010 12:52
ÖSYM'den sınavlara yeni güvenlik tedbirleri medihaber TIP Tercih Edecek Adaylar 0 10-05-2010 19:09
ÖSYM'den ÜDS'ye gireceklere uyarı aerol Genel Mesleki Konular 0 10-03-2010 13:30
Tumer'den ÖSYM ve tusdataya!! steTUSkop Tusdata 4 05-07-2010 16:34


Şu Anki Saat: 18:13


Powered by vBulletin
Copyright © 2000-2009 Jelsoft Enterprises Limited.
www.stetuskop.com