www.steTUSkop.com ; TIP ve TUS'un MERKEZi ! Doğruların TEK Adresi !

Geri git   www.steTUSkop.com ; TIP ve TUS'un MERKEZi ! Doğruların TEK Adresi ! > TUS (TIPTA UZMANLIK SINAVI) , Yan Dal Uzmanlık Sınavı (YDUS) ve USMLE PLATFORMU > TUS Dersaneleri > Tusdata

2192 (0 Kayıtlı Ve 2192 Misafir Üye Bulunmaktadır.)
Anasayfa İletişim TUS Güncel TUS Dersaneleri TUS Hazırlık Yabancı Dil ve TUS Mecburi Hizmet YDUS Tus Rehberi DUS
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 06-17-2012, 18:43   #471
vagus
Normal Üye
 
Üyelik tarihi: 08.06.10
Mesajlar: 37
Tecrübe Puanı: 0
vagus is on a distinguished road
Standart

Alıntı:
tususev´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster




Ajan, haberci, mutemet ve yardımcı unsurlar şeklinde tasnif edilen eleman kategorileri görev alanı, hedef durum ve faaliyetleri ile kullanıldıkları alanlara göre isimlendiriliyor. Ajanlar, baş ajan, faal aşan, destek aşan; angaje ajanı, mimleme ajanı, ara ajan, ikmal ajanı, uyuyan ajan, saldırı ajanı ve etki ajanı şeklinde tasnif ediliyor.

Hedef durum ve faaliyetine göre de iç hulul ajanı, dış hulul ajanı, ikili ajan, yerli ajan, haber simsarı ve piston ajan yanında askeri istihbarat ajanı ve İKK ajanı gibi isimlerler isimlendiriliyor. Her bir yapı kendi içinde örgütlenmiş ve görevi ile münhasır donanıma sahip.

Şantajla eleman yap!

İNİS elemanın güvenliğinin belirlenmesinde kullanılan ilginç bir yöntemler dikkat çekiyor. En dikkat çekicisi ise ”Motif” başlığı altında anlatılıyor. Motif, eleman adayının gizli faaliyete katılmasını sağlayan neden olarak tanımlanıyor. Talimnamede aynı zamanda ’baskı ve şantaj’ da bir motif olarak tarif ediliyor. Yurt içinde kullanılması hukuka aykırı olan baskı ve şantaj motifi talimnamede menfi kontrol unsuru olarak nitelendirilirken, şunlar anlatılıyor: ”Nitelikleri uygun olduğu halde görevi kabul etmekten kaçınan bir kişinin zayıf taraflarını bularak baskı yapılmak suretiyle göreve sevki de baskı ve şantaj motifi özelliği taşır.

Bu güdüye esas olabilecek faktörler..

♦ Evililik dışı ilişkiler

♦ Yasa veya geleneklere uygun olmayan yaşam cinsi anormallikler (homoseksüellik vs.)

♦ Uyuşturucu maddelere düşkünlük

♦ Geçmişiyle ilgili olumsuz durumlar

♦ Yasa dışı faaliyetler

♦ Ahlak ve töre dışı yaşam biçimi

♦ Kendisi veya ailesindeki bireylerin uygunsuz davranışları..

Bu güdüye uygun adaylara geçici ve kısa süreli görevler verilebilir. Menfi kontrol unsurunun kalkması durumunda elemanın ihanet etmesi sıkça rastlanan bir durumdur.”


Bir eskort kızın gözaltına alınmasıyla başlayan ...
Ajan, haberci, mutemet ve yardımcı unsurlar şeklinde tasnif edilen eleman kategorileri görev alanı, hedef durum ve faaliyetleri ile kullanıldıkları alanlara göre isimlendiriliyor. Ajanlar, baş ajan, faal aşan, destek ajan; angaje ajanı, mimleme ajanı, ara ajan, ikmal ajanı, uyuyan ajan, saldırı ajanı ve etki ajanı şeklinde tasnif ediliyor

başajan uyuyan ajan çok komik
vagus isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

     

Alt 06-18-2012, 20:30   #472
tususev
Popüler Üye
 
Üyelik tarihi: 13.12.10
Mesajlar: 3.170
Tecrübe Puanı: 0
tususev is on a distinguished road
Standart

Gazeteci Cüneyt Özdemir, RedHack grubunun TSK'yı hacklediğinde kendisinin ve Can Ataklı'nın fişlendiğini gösteren belgeler bulduğunu ileri sürdü.

İşte o yazı:

Cüneyt Özdemir / Radikal


’Pandora’, Türk ordusunda geçen bir casusluk filmi

Vizyona giren son casusluk filmini seyrettiniz mi? Adı Pandora olan filmde askeri casusluk için eskort kızlar kullanılıyor. Gözlerine kestirdikleri subayların arabalarını takip eden bu kızlar trafiğin içinde güya yanlışlıkla bu subayların arabalarına çarpıyorlar. Kaza sonrası telefon alışverişiyle başlayan görüşmeler eskort kızların subayları tuzağa düşürmeleri ile devam ediyor. Gizli çekilen görüntülerle bu subaylardan şantajla önemli bilgiler alınıp yabancı ülkenin istihbarat birimine satılıyor.

Casusluk şebekesi işleri öylesine büyütüyor ki eskort kızların sayısı 52’yi buluyor. Neredeyse kadınlardan oluşan bir casusluk tümeni kuruluyor. Aralarında albay düzeyinde subayların da bulunduğu bu örgüt, ordunun bütün sırlarını yabancı ülkelere sistemli olarak satmaya başlıyor. Donanmanın durumu, gemilerin savunma sistemleri, savaş uçaklarının pilotları hakkında özel bilgiler...

Casusluk şebekesi o kadar rahat çalışıyor ki eskort kızlar teğmen elbiseleriyle karargâhların içinde dolaşıyor. Müthiş bir film... Daha doğrusu ne yazık ki film değil gerçek. Olaylar Türkiye’de geçiyor. Başrolde ise ne yazık ki Türk ordusu var. Son yılların dünya çapında benzeri görülmeyen en büyük organize casusluk olayı ile karşı karşıyayız. Olayı ortaya çıkartan Türk ordusu içindeki karşı istihbarat birimi değil İzmir’deki özel yetkili bir savcı!

Tam da bu olayın ortaya çıktığı şu günlerde internette bir efsaneye dönüşen Redhack grubu askeriyenin sitelerini hack’ledi. Ne kadar doğru bilmiyorum ama buldukları belgeler arasında benim ve Can Ataklı’nın ’sürekli izlenecek gazeteciler’ olarak fişlendiğini iddia ediyorlar. Casuslar ordunun içinde nerede ise eskort tümeni kurmuşken ordunun derdi birkaç gazeteciyle ise kötü alışkanlıklar aynen devam ediyor demektir.

Son yıllarda dünyanın hiçbir ordusunda görülemeyecek bu çapta bir casusluk skandalı hakkında ya da en azından biz gazeteciler hakkında herhalde birkaç satır söyleyecek sözleri vardır. Bildiğiniz gibi ben ketum gazeteci profilinin oldukça dışındayım.

Haftada 5 gün CNNTÜRK’te canlı program yapan, haftada 4 gün Radikal’de yazı yazan, kendi internet sitesinde düzenli haber yayımlayan, Twitter’da yaklaşık 700 bin kişiye her gün onlarca şey twitleyen ve instagram’da binlerce kişiyle fotoğraf paylaşan bir gazeteciyi neden izliyorlar inanın ben de merak ettim! Sorular çok basit: Casusluk soruşturması sonrası TSK içinde bir soruşturma başladı mı, Redhack TSK’nın sitelerini hack’ledi mi, gazeteciler izleniyor mu? Söz TSK’da

http://www.muhalifgazete.com/40622-C...islendi-mi.htm
tususev isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-20-2012, 08:43   #473
mecburi
Aktif Üye
 
Üyelik tarihi: 08.10.10
Mesajlar: 161
Tecrübe Puanı: 0
mecburi is an unknown quantity at this point
Standart

Pişmanlık güzeldir EFTAL ORHAN

Pişmanlığın neresi güzel?
İnsan, hiç bir konuda pişman olduğuna sevinir mi?
Pişmanlığın ne faydası olabilir ki?
Kim pişman olmayı ister?
Hemen zihnimize bu tür ezber sorular gelebilir.
Hatta “Pişman olmak da bir erdemdir.” dersem herhalde, çoğu insanın tepkisi daha fazla artacak ve belki de; “Yok artık, daha neler!” kıvamında burun kıvıracaktır.
Oysa pişmanlık, sizi onaran bir duydur.
Çünkü ancak hatasını görebilen kişi pişman olur.
Ve hatadan dönmenin ön şartı pişmanlıktır.
Ancak pişman olduğumuz hatalarımızı düzeltiriz.
Pişman olmadıklarımızı yapmaya devam ederiz.
Bunun sebebi; ya hatalarımızı göremememizdir ki bu en masum olan seçenektir.
İkincisi ise yaşamımız boyunca bize en çok zarar veren ve tehlikeli olan seçenektir.
O da yaptığımız yanlışı “normal” görmemizdir.
Durun, daha burada bitmedi.
Bu “normal görme” tutumundan daha tehlikelisi var.
O da; o yanlışı yapmayı, “hak” olarak görmek.
Böylelerinin, artık çoğu insani duyguları yok olmuş demektir.
Bir kaç örnekle açıklayalım meramımızı…
Çok yakın bir arkadaşınıza, eşinize ya da annenize karşı önemli bir hata yaptınız ve onu üzdünüz.
Eğer hatanızı görüp fark ederseniz, pişman olup özür dilersiniz ve ilişkilerinizi onarırsınız. Pişman olmak, burada sizin özür dilemenizi sağlar ve bir daha o yanlışı yapmanızı engelleyen bir “sigorta” görevi görür.
Hatanızı gördünüz ve pişman olmadıysanız, aynı yanlışı yapmaya devam edersiniz. Bu ilişkilerinizin kangren olması demektir. Hatalar büyüyecek ve sonuç travmatik olacaktır. Oysa uygun zamanda bir miktar pişmanlık duygusu, sizi bu acı sonuçtan kurtarıcı görevi görecekti.
Gelelim daha tehlikelisine…
Bir evi soyan hırsız; yaptığı hırsızlığın yanlış olduğu ve bundan pişman olması gerektiğini değil de;” Bu yaptığım normal bir iş çünkü bunu yapmak benim hakkım.” diyorsa artık o kişinin bütün mantık örgüsü çökmüş, insani duyguları yok olmuş demektir.
İşte cani insanların mantığı da budur.
Bu tür örnekleri daha olumsuz olaylara kadar uzatabilirim.
Ama yapmayacağım.
Şimdi, pişmanlık duygusu ne kadar güzelmiş diyebiliriz, sanırım.
Pişmanlık, acıdır ama aynı zamanda hatanızı onaracak ateşin kıvılcımıdır.
İnsanı “insan yapan” her duygu, güzeldir.
Elbette ki asıl önemli olan; pişman olmayacağımız doğru işler yapmak, onun için de “öngörü” yani basiret sahibi olmaktır.
Her insan hata yapar, hata yapanların en akıllısı hatasını düzeltendir.
Son sözü Konfüçyüs’e bırakalım:
Bir işi doğru yapmanın üç yolu vardır.
Birincisi; "akıl yürüterek" ki en saygı değeridir.
İkincisi; "benzeterek" ki en kolayıdır.
Üçüncüsü; "tecrübeyle" ki en
acısıdır.


Kaynak : http://www.internethaber.com/pismanl...#ixzz1yJFNjb6E
mecburi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-20-2012, 20:45   #474
drterr
Normal Üye
 
Üyelik tarihi: 24.10.11
Mesajlar: 63
Tecrübe Puanı: 0
drterr is an unknown quantity at this point
Standart

Alıntı:
mecburi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Pişmanlık güzeldir EFTAL ORHAN

Pişmanlığın neresi güzel?
İnsan, hiç bir konuda pişman olduğuna sevinir mi?
Pişmanlığın ne faydası olabilir ki?
Kim pişman olmayı ister?
Hemen zihnimize bu tür ezber sorular gelebilir.
Hatta “Pişman olmak da bir erdemdir.” dersem herhalde, çoğu insanın tepkisi daha fazla artacak ve belki de; “Yok artık, daha neler!” kıvamında burun kıvıracaktır.
Oysa pişmanlık, sizi onaran bir duydur.
Çünkü ancak hatasını görebilen kişi pişman olur.
Ve hatadan dönmenin ön şartı pişmanlıktır.
Ancak pişman olduğumuz hatalarımızı düzeltiriz.
Pişman olmadıklarımızı yapmaya devam ederiz.
Bunun sebebi; ya hatalarımızı göremememizdir ki bu en masum olan seçenektir.
İkincisi ise yaşamımız boyunca bize en çok zarar veren ve tehlikeli olan seçenektir.
O da yaptığımız yanlışı “normal” görmemizdir.
Durun, daha burada bitmedi.
Bu “normal görme” tutumundan daha tehlikelisi var.
O da; o yanlışı yapmayı, “hak” olarak görmek.
Böylelerinin, artık çoğu insani duyguları yok olmuş demektir.
Bir kaç örnekle açıklayalım meramımızı…
Çok yakın bir arkadaşınıza, eşinize ya da annenize karşı önemli bir hata yaptınız ve onu üzdünüz.
Eğer hatanızı görüp fark ederseniz, pişman olup özür dilersiniz ve ilişkilerinizi onarırsınız. Pişman olmak, burada sizin özür dilemenizi sağlar ve bir daha o yanlışı yapmanızı engelleyen bir “sigorta” görevi görür.
Hatanızı gördünüz ve pişman olmadıysanız, aynı yanlışı yapmaya devam edersiniz. Bu ilişkilerinizin kangren olması demektir. Hatalar büyüyecek ve sonuç travmatik olacaktır. Oysa uygun zamanda bir miktar pişmanlık duygusu, sizi bu acı sonuçtan kurtarıcı görevi görecekti.
Gelelim daha tehlikelisine…
Bir evi soyan hırsız; yaptığı hırsızlığın yanlış olduğu ve bundan pişman olması gerektiğini değil de;” Bu yaptığım normal bir iş çünkü bunu yapmak benim hakkım.” diyorsa artık o kişinin bütün mantık örgüsü çökmüş, insani duyguları yok olmuş demektir.
İşte cani insanların mantığı da budur.
Bu tür örnekleri daha olumsuz olaylara kadar uzatabilirim.
Ama yapmayacağım.
Şimdi, pişmanlık duygusu ne kadar güzelmiş diyebiliriz, sanırım.
Pişmanlık, acıdır ama aynı zamanda hatanızı onaracak ateşin kıvılcımıdır.
İnsanı “insan yapan” her duygu, güzeldir.
Elbette ki asıl önemli olan; pişman olmayacağımız doğru işler yapmak, onun için de “öngörü” yani basiret sahibi olmaktır.
Her insan hata yapar, hata yapanların en akıllısı hatasını düzeltendir.
Son sözü Konfüçyüs’e bırakalım:
Bir işi doğru yapmanın üç yolu vardır.
Birincisi; "akıl yürüterek" ki en saygı değeridir.
İkincisi; "benzeterek" ki en kolayıdır.
Üçüncüsü; "tecrübeyle" ki en acısıdır.


Kaynak : http://www.internethaber.com/pismanl...#ixzz1yJFNjb6E

inandırıcı değil
drterr isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-24-2012, 19:09   #475
tususev
Popüler Üye
 
Üyelik tarihi: 13.12.10
Mesajlar: 3.170
Tecrübe Puanı: 0
tususev is on a distinguished road
Standart

28 Şubat soruşturmasında 6. dalga. Operasyon askerlerden sonra akademi dünyasına uzandı.


Özel yetkili Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilliği'nin yürüttüğü 28 Şubat Soruşturması kapsamında aralarında eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz'ün de bulunduğu 4 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarttı.

GÜRÜZ VE ÖZMAL BULUNAMADI

Gözaltılar için eve giden polisler, Kemal Gürüz ve Erdoğan Özmal'ı adreslerinde bulamadı. Prof. Kemal Gürüz'ün yurtdışından Pazar günü Türkiye'ye döneceği öğrenildi.

Serdar Arıtürk ve Kenan Demir ise Ankara Adliyesi'ne getirildi

GÜRÜZ VE EŞİ GEMİ SEYAHATİNDE

Özel Yetkili Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilliği'nin yürüttüğü 28 Şubat soruşturması kapsamında ifadeye çağrılan eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz'ün avukatı Sedat Aksakallı, eşiyle birlikte gemi seyahatine çıkan Gürüz'ün pazar günü sabah saatlerinde İzmir'de olacağını belirtti.
PAZAR SABAHI İZMİR'DE OLACAK

Gemi seyahatinde olduğu için Türkiye'ye gelmesinin zaman alacağını belirten Aksakallı, Gürüz'ün İzmir'den polis nezaretinde gelip gelmeyeceğinin pazar günü belli olacağını kaydetti. Aksakallı, gelmesinin ardından Gürüz'le birlikte savcılığa gideceklerini kaydetti.
DALGA İLK KEZ SİVİLLERE UZANDI

Operasyonun 6. dalgasında ilk kez siviller hakkında gözaltı kararı çıkmış oldu. Dönemin YÖK Başkanı Kemal Gürüz ile birlikte 3 eski YÖK yönetim kurulu üyesi Serdar Arıtürk, Erdoğan Özmal ve Kenan Demir için savcılık gözaltı kararı çıkarıldı.
28 Şubat soruşturması kapsamında bugüne kadar yapılan 5 operasyonda aralarında emekli Org. Çevik Bir, emekli Tümg. Erol Özkasnak, Fevzi Türkeri gibi askerler gözaltına alınmıştı.
ERGENEKON DAVASININ TUTUKSUZ SANIĞI
6 Aralık 1995 tarihinde YÖK Başkanı seçildi. Daha sonra aynı göreve, Cumhurbaşkanı tarafından ikinci kere atandı. 7 Ocak 2009 tarihinde Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınmıştı. Ergenekon soruşturmasının tutuksuz sanığıdır. Gürüz Kadir Has Üniversitesi Uluslararası Danışma Kurulu üyeliği görevini sürdürüyor.
FİŞLEME MERKEZİ GÜRÜZ'ÜN DÖNEMİNDE KURULMUŞTU

Yüksek Öğretim Kurumu’nda (YÖK) 28 Şubat sürecinin son izi olan “Toplumsal Faaliyet Birimi” geçtiğimiz aylarda kaldırılmıştı. YÖK Başkanlığı, 29 Şubat 2012'de “İrtica ile Mücadele” konusunda alınan kararları üniversitelere bildiren “Toplumsal Faaliyet Birimi”ni kaldırdı.
“Toplumsal Faaliyet Birimi”, 14 yıl önce Kemal Gürüz'ün başkanlığı döneminde kurulmuştu.Bu birim, akademisyenlenin atama ve terfi süreçlerini idelojik gerekçelerle yönlendirdiği, bir nevi fişleme yaptığı iddiasıyla tartışmaların odağındaydı.
SAVCILIK YÖK'TEN BİLGİ İSTEMİŞTİ
Sözkonusu birim son 5 yıldır etkin değildi. 28 Şubat soruşturması kapsamında savcılık YÖK’ten bilgi isteyince yeniden gündeme geldi. Kurul da birimin faaliyette olmadığını bildirmişti.

http://www.internethaber.com/kema-gu...t--436772h.htm

3. Ergenekon İddianamesi/SORUŞTURMA EVRAKI İNCELENDİ V-ŞÜPHELİLERİN BİREYSEL DURUMLARI 7- Şüpheli Halil Kemal GÜRÜZ

< 3. Ergenekon İddianamesi
Atla: kullan, ara
Konu başlıkları


a-Savunmaları,

Emniyet ifadesi
Meslek hayatı boyuncu üniversitelerde görev yaptığını, üniversiteden izinli olarak TÜBİTAK başkanlığı ve Birleşmiş Milletler Sinayi Kalkınma örgütünde görev aldığını, 1985-1990 yıllarında Karadeniz Teknik Üniversitesi rektörlüğü, 1995-2003 yılları arasında da YÖK başkanlığı görevinde bulunduğunu,
Kemal ALEMDAROĞLU'nu ilk defa Karadeniz Teknik Üniversitesi rektörü olduğu dönemde Trabzon lisesi 100. yılı münasebetiyle yapılan toplantıda tanıdığını, Kemal ALEMDAROĞLU İstanbul Üniversitesi rektörü olarak atandıktan sonra da aralarındaki mesleki ilişkinin sürdüğünü, bunun dışında hiçbir ilişkisi olmadığını, YÖK başkanlığı görevinde bulunduğu dönem de Kemal ALEMDAROĞLU'nun iki defa rektör olarak seçilip atandığını, bu atamalarda hiçbir müdahalesi olmadığını,
Mehmet Şener ERUYGUR' u YÖK başkanı iken tanıdığını, hatırladığı kadarıyla M. Şener ERUYGUR'un Milli Savunma Bakanlığı Müsteşarlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı görevlerinde bulunduğunu, görevi gereği tanıştığını, bir veya iki defa konuştuğunu, Ankara da 2007 yılında düzenlenen Cumhuriyet Mitinginde karşılaşıp tokalaştıklarını, bundan sonra hatırladığı tek telefon görüşmesinin, Atatürkçü Düşünce Derneği başkan yardımcısı ve Uludağ Üniversitesi rektörü olan Mustafa YURTKURAN'ın eşinin kendisinden sonra rektör olabilmesi için uygunsuz iki yüzlü davranış içinde olduğunu üzülerek öğrendiğini, Şener ERUYGUR'un telefonunu Prof. Dr. Alparlan IŞIKLI' dan alarak bu durumu Şener ERUYGUR'a ADD başkanı olduğu ve Mustafa YURTKURAN ile birlikte çalıştığı için bildirdiğini, hatırladığı kadarıyla Şener ERUYGUR'la tüm telefon görüşmesinin bundan ibaret olduğunu, kendisinin ADD üyesi olmadığını,
Ahmet Hurşit TOLON ile YÖK başkanlığı döneminde görevi icabı tanıştığını, YÖK başkanı olarak İzmir'i ziyaret ettiğinde Ege Ordu Komutanı olarak nezaket ziyaretinde bulunduğunu, zaman zaman resmi davetler de karşılaştıklarını, daha sonra YÖK başkanlığından ayrıldıktan sonra Urfa Harran üniversitesi eski rektörü Uğur B.'nin Ankara' daki evinde bir aile toplantısında görüştüklerini, Hurşit TOLON ile bundan başka ilişkisinin olmadığını,
Mustafa Ali BALBAY'ı YÖK başkanı olduğu dönemde gazeteci olarak tanıdığını, Mustafa BALBAY ile Mustafa YURTKURAN'ın rektörlük seçimi konusunu konuşup gazete de yazmasını istediğini, ayrıca aynı görüşmede Cumhuriyet gazetesinin kuruluş yıldönümü kokteyline davet edilmediği için sitemde bulunduğunu, Cumhuriyet Gazetesi okuru olmadığını, Atatürkçü düşüncesinin Cumhuriyet gazetesi ve ADD doğrultusunda olmadığını,
Sinan AYGÜN'ü YÖK başkanı sıfatıyla tanıdığını, Abbas G.'nin Tekirdağ da yaptığı bir programa ayrı ayrı davet edilerek katıldıklarını, bu programın sonucunda İstanbul'a aynı oto ile beraber döndüklerini,
Tuncay ÖZKAN' ı Tübitak başkanı olduğu 1990-92 yılları arasında Tuncay ÖZKAN'ın eşinin TÜBİTAK da çalışması ve Cumhuriyet gazetesi muhabiri olması nedeniyle tanıdığını, herhangi bir ilişkileri olmadığını, zaman zaman karşılaştıklarını,
Adil Serdar SAÇAN ile bir defa Türk milli eğitim sistemi üzerine yayınlanan kitabıyla ilgili Yeditepe üniversitesinde verdiği konferans da, Yeditepe üniversitesi öğretim görevlisi sıfatıyla Adil Serdar SAÇAN'ın kendisine soru sorduğunu, başka herhangi bir ilişkisi olmadığını, Tunçer KILINÇ'ı YÖK başkanı olduğu dönemde görevi gereği tanıdığını, Bedrettin DALAN'ı YÖK başkanı olduktan sonra Yeditepe Üniversitesi mütevelli heyet başkanı olduğu için iyi tanıdığını, arkadaş ve dost ilişkileri olduğunu, bunun haricinde başka bir ilişkisi olmadığını, Ergenekon silahlı terör örgütü nün adını operasyonlar başladığında basından duyduğunu, başkaca hiçbir ilişkisinin olmadığını, faaliyetleri hakkında da bilgisinin olmadığını, örgüte ait Ergenekon, Lobi ve Devletin Yeniden Yapılanması Üzerine isimli dokümanlar hakkında bir bilgisi olmadığını, tüm askeri darbeler ve devlet içinde çete oluşumlarına şiddetle karşı olduğunu, Doğu PERİNÇEK ve Veli KÜÇÜK ile hiçbir zaman görüşmediğini, bir araya gelmediğini, Sanık Veli KÜÇÜK' ün ikametinde yapılan aramada ele geçirilen, kendisinin Yök Başkanlığı Dönemine ait, üzerinde imzası bulunan 15 Kasım 1996 tarihli Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Servet ARMAĞAN hakkında yüksek Disiplin Kurulu kararı ile ilgili olarak; bu belgeyi kendisinin vermediğini,
İşçi Partisi İstanbul İl Başkanlığında yapılan aramada ele geçirilen İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu PERİNÇEK tarafından kendisine hitaben yazılmış mektup ile ilgili olarak; Doğu PERİNÇEK'den bu şekilde bir mektup geldiğini hatırlamadığını, geldiyse bile ciddiye almadığını,
Tape No:3804, 22.12.2007 tarihinde Kemal ALEMDAROĞLU ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; Kemal ALEMDAROĞLU'nun rektörlük görevinden alınmasının haksız ve hukuka uygun olmayan bir uygulama olduğunu, görüşmede Kemal ALEMDAROGLU'nun mahkeme de yapacağı müdafaa ile ilgili girişimlerde bilgi desteği sağladığını,
22.09.2004 tarihinde Kemal ALEMDAROĞLU' nun İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü görevinden alınması sonrası rektörlüğe geri dönebilmesi için Danıştay'a başvurusu ile ilgili olarak; Kemal ALEMDAROĞLU' nun rektör olarak icraatlarının genel hatları itibarıyla 2547 Yüksek Öğretim Kanunun temel ilkelerine ve çağdaş yüksek öğretim anlayışına uygun olduğunu, Kemal ALEMDAROĞLU' na bu konuda bilgi desteği sağlamayı uygun gördüğünü, bu konuyla ilgili herhangi bir mahkemenin herhangi bir üyesiyle görüşmesi olmadığını ve bu konuda girişimde bulunmadığını,
Tape No: 3698, 28.12.007 tarihinde Kemal ALEMDAROĞLU ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; Kemal ALEMDAROGLU'nun görevden alınması ile ilgili davanın görüldüğü Danıştay üyeleriyle herhangi bir görüşme, temas ve girişiminin olmadığını,
Tape No:3702, 29.12.007 tarihinde Kemal ALEMDAROĞLU ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; Rüştü A.'nın Danıştay 8. Dairesinin eski başkanlarından biri olduğunu, YÖK başkanı olduğu dönemde YÖK ile ilgili davalar münasebetiyle bu şahsı tanıdığını, emekli olunca dostluk ilişkilerinin devam ettiğini, Kemal ALEMDAROĞLU' nun ne gibi hukuki haklara sahip olduğu konusunda Rüştü A.'dan bilgi aldığını ve bu bilgileri Kemal ALEMDAROĞLU' na ilettiğini,
Tape No:4367, 03.03.2008 tarihinde M. Şener ERUYGUR ile Mustafa YURTKURAN arasında yaptıkları telefon görüşmesiyle ilgili olarak; Mustafa YURTKURAN'in kendisi ile birlikte olduğu bir esnada müsaade isteyip Şener ERUYGUR ile telefon görüşmesi yaptığını, kendisinin de saygılarını iletmesini istediğini,
ADD tarafından düzenlenen mitingde rol almadığını, sadece izleyici olarak katıldığını, Şener ERUYGUR' dan da bu şekilde bir talimat almadığını, hatta hiç konuşmadığını,
Cumhuriyet mitinglerine katılarak "ORDU GÖREVE" pankartları altında Kemal ALEMDAROĞLU ile birlikte yer aldıkları görüntülerle ilgili olarak; söz konusu miting de hiçbir rolünün olmadığını, bu pankartı bir gün sonra gazete de gördüğünü,
Tape No:8936, 17.05.2008 tarihinde Mehmet A. B. ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; YÖK başkanı olduğu dönemde Mehmet A. B.'nin Cumhurbaşkanlığı uluslar arası ilişkiler danışmanı olduğunu, dost olduklarını, görüşmede memleket meseleleri üzerinde izlenimlerini ve görüşlerini paylaşıp kanaatlerini birbirlerine açıkladıklarını,
Tape No:8944, 22.05.2008 tarihinde Mustafa YURTKURAN ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; YÖK başkanlığından ayrıldıktan sonra Yüksek Öğretim ve Milli Eğitim üzerinde biri ABD de biri İtalya da ikisi Türkiye de dört (4) tane kitap yayınladığını, yegâne uğraş alanının yüksek öğrenim bilim ve teknoloji ve eğitim olduğunu, yapılan bu görüşmenin bu çerçevede değerlendirilmesini, bu sözleri üniversiteler ve yargı anlamında söylemiş olabileceğini, askeri darbelerin ülkeye hiçbir yarar getirmediği düşüncesine kanıt olarak değerlendirilmesini istediğini, burada savaşı mecazi anlamda söylediğini, fikirlerini, görüşlerini açıklayarak demokrasinin evrensel normlarına katkıda bulunmasını kast ettiğini,
Atatürkçü Düşünce Derneği üyelerinin ve Tuncay ÖZKAN'm vermiş oldukları mücadeleden kastının, bütün yaptıkları mitingler, organizasyonlar, açıklamalar ve söylemlerinin olduğunu, Türk yüksek öğretim sistemi, anayasanın 130. ve 131. ve 2547 sayılı yüksek öğretim kanunu 4 ve 5. maddelerinde açıkça ifade edildiği üzere evrensel bilimsel normlar ve laiklik ve üniter devlet yapısı başta olmak üzere Atatürk İlkeleri doğrultusunda şekülendirildiğini, YÖK başkanı olarak daima bu doğrultuda icraat yaptığını,
Tape No:8966, 01.07.2008 tarihinde Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; görüşmeyi yaptığı kişinin dostu olan ve 1996 yılında YÖK'e üye olarak atanan emekli Hava Korgeneral Erdoğan Ö. olduğunu, görüşmede Ahmet Hurşit TOLON ile ilgili sözlerinin tanıyan bir kişi olarak üzüntü ifadesi olduğunu, Erzurum Atatürk Üniversitesinde çok ciddi bir radikal dinci akım bulunduğunu, YÖK başkanlığı döneminde bu üniversitedeki yapının büyük ölçüde değiştirildiğini, "eski ekip" diye kast ettiğinin radikal dinci gruplar olduğunu, Tape No:8972, 09.07.2008 tarihinde Ahmet A. ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; Ahmet A.'nm rektör arkadaşı olduğunu, görüşmede bahsettiği kişinin Hilmi Ö. olduğunu, O beyanatı fevkalede yadırgadığını,
Tape No:8974, 12.07.2008 tarihinde Öner ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; görüşmeyi yaptığı kişiyi hatırlamadığını, memleket meseleleriyle yakından ilgilendiği için önemli olaylar hakkında izlenimlerine dayalı bir kanaati olduğunu, YÖK başkanlarını zavallı olarak görmesinin sebebinin ise yüksek öğretim sistemi yönetimi konusunda yaptıkları yanlış uygulamalar olduğunu, konuştuğu kişinin YÖK eski genel sekreter yardımcısı ve hukuk müşaviri Hasan S. olduğunu, görüşmede Yüksek Öğretim Kurulundaki uygulamalar hakkında mecazi anlamda bir görüş bildirdiğini, YÖK yönetimi ile ilgili hiçbir plan ve beklentisinin olmadığını,
Tape No:9878, 17.07.2008 tarihinde Barboros ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; görüşmeyi yaptığı kişinin Yüksek Öğrenim Kurulunda yürütme kurulu üyesi olarak görev yapmış yakın arkadaşı Barbaros D. olduğunu, görüşmenin iki arkadaş arasında yüksek öğretim ve memleket meseleleri üzerine olduğunu, Doğan grubunun tavır aldığı kişilerin kimler olduğunu hatırlamadığını, ancak Yüksek Öğretim Kurumu olabileceğini, DOĞAN grubunun köşe yazarlarının YÖK' ün yeni yönetiminin icraatlarını haklı olarak beğenmeyip yazdıkları yazılar olduğunu, Görüşmede "Tek Başıma İyi Götürmüşüm İşi" sözünden ne kast ettiği sorulduğunda; üniversiteler üzerinde oynanan oyunlar, kadrolaşma girişimleri ve bunun ülkeye yansımalarından bahsettiğini, "memlekette bi sivil şey... olabilirdi yani memlekette' derken siyasi oluşumu kast ettiğini,
Tape No:8990, 23.07.2008 tarihinde Mustafa YURTKURAN ile yaptığı görüşmeyle ilgili olarak; görüşmede Mustafa YURTKURAN'm Eski YÖK başkanı Erdoğan T.' den bahsettiğini, "İçeriye alınacak bir komutan varsa Hilmi ÖZKÖK'tür" demesinin sebebinin yapılan muameleyi yadırgadığından dolayı olduğunu, "Sinan AYGÜN ortalıkta bir oraya bir buraya konuşan adam" sözünü mecazi anlamda ve net fikirleri belli olmadığı için böyle söylediğini,
Tape No:9004, 05.08.2008 tarihinde Barbaros ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; ifadenin önceki bölümünde Veli KÜÇÜK'ü tanımadığını söylediği ancak bu telefon görüşmesinde Veli KÜÇÜK' ün parasız pulsuz olduğundan bahsetmesi ile ilgili olarak; gazetelerdeki haberlerden dolayı kendisinde uyanan bir intiba olduğunu,
Tape No:9042, 24.12.2008 tarihinde Barbaros ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; görüşmeyi yaptığı kişinin Yeditepe üniversitesinde öğretim üyesi olan eski YÖK üyesi Barbaros G. olduğunu, Bedrettin DALAN' ı 1-1,5 yıldır görmediğini, o günlerde şoförü Coşkun UMUR' un veya sekreterinden telefonuna mesaj geldiğini, yeni bir telefon numarası bildirdiğini, hatırını sormak için aradığını, telefona Coşkun UMUR'un çıktığını ve Bedrettin DALAN' m sağlık nedeniyle ABD' de olduğunu söylediğini, Barbaros'u arayıp bu konuda herhangi bir bilgisi olup olmadığını sorduğunu, onunda kendisine bu cevabı verdiğini, Bedrettin DALAN' in yurt dışına ne zaman çıktığını bilmediğini, görüşme sırasında yurt dışında olduğunu öğrendiğini,
2003-2004 yıllarında Ergenekon silahlı terör örgütü tarafından planlanan ve bir kısmını uygulamaya koydukları darbe planlarıyla ilgili hiçbir fikri olmadığını, Bu çerçevede kurulan Cumhuriyet Çalışma Grubu hakkında bir bilgisi ve faaliyetinin olmadığını,
3 Mart 2004 tarihinde Sinan AYGÜN'ün başkanlığını yaptığı ATO'ya ait tesislerde düzenlenen panele hatırladığı kadarıyla katılmadığını,
Soruşturma kapsamında değişik şüphelilerden ele geçirilen darbe planlarında; üniversite öğrencilerinin sokağa dökülmesi eylemlerinin planlandığı görülmüştür. Konuyla ilgili yapılan araştırmalarda da 25 Ekim 2003 tarihinde Ankara'da bir gösteri ve yürüyüş düzenlendiği yürüyüşe çok sayıda üniversite öğrencisinin katıldığı, öğrencilerin başında da bizzat kendisinin Kemal ALEMDAROĞLU ile birlikte bulunması ile ilgili olarak; bu yürüyüşün Atatürkçü Düşünce Derneği tarafından ve bilmediği başka kuruluşlar tarafından yapılmış olabileceğini, organizasyona hiçbir şekilde katılmadığım, finansmanı hakkında hiçbir bilgisi olmadığını, yürüyüşe rektör arkadaşlarının ısrarları üzerine katıldığını, en önde yürümediğini, Anıtkabire çelenk'in ADD başkanı ile Ankara Üniversitesi rektörü tarafından konduğunu, çelenk koymaya kendisinin katılmadığını, Karadeniz Teknik üniversitesi rektörü iken Baki K.' nin Tıp Fakültesinde öğretim üyesi olduğunu, aralarında meslektaş ilişkisi olduğunu, Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden ÖRNEK'in günlüğünde 10 Eylül 2003 günü başlığı altındaki adının geçtiği bölümler ile ilgili olarak; 5 Aralık 2003 de YÖK başkanlığı görevinden ayrıldığını, son aylarda rektör arkadaşlarının bazılarının yeni bir üniversite düzeni ve yasası üzerine çalışmak istediklerini, bu amaçla aralarında komisyon kurmalarına yardımcı olduğunu, arkadaşlarının yaptıkları çalışmaları zaman zaman birlikte değerlendirdiklerini, zaman zaman fikirlerini ilettiğini, Ayhan A.'nm belirtilen tarihte ÜAK Başkanı olduğunu ve komisyona başkanlık yaptığını, Baki K.'nin de raportör olduğunu, dolayısıyla kendileriyle bu konuları konuşmasının doğal olduğunu, Baki K.'nun vefat ettiğini, bu konuların gıyabında geçtiğini, bu konular hakkında hiçbir fikri olmadığını, bir şey söylemesinin de doğru olmayacağını, üniversitelerde bahsedildiği şekilde bir gücü olmadığını, Tape No: 1569, 06.02.2008 tarihinde Emin GÜRSES ile Şener' in yaptıkları telefon görüşmesiyle ilgili olarak; derin devlet ve Ergenekon silahlı terör örgütü ile uzaktan yakından hiçbir ilişkisi olmadığını, Anayasal kurumun bir başkanı olarak sekiz yıl süreyle anayasa ve yasalar doğrultusunda icraat yaptığını, görüşmenin gıyabında yapılan bir görüşme olduğundan dolayı hiçbir fikri olmadığını, Yeniçağ gazete ve televizyonu ile bir ilişkisi olmadığını, 2003 yılı içersinde YÖK başkanı olarak dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç YALMAN ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden ÖRNEK' ten hiçbir destek almadığını, Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden ÖRNEK' in günlüğünde 07 Kasım 2003 başlığı bulunan, şüphelinin adının da geçtiği sayfada Özden ÖRNEK'in YÖK ve Üniversitelerdeki yapılanmalara çok açık şekilde destek verdiği görülmüştür. İfadesinin önceki kısmında Özden ÖRNEK ve Aytaç YALMAN'ın YÖK'e veya kendisine destek vermediğini beyan ettiği hatırlatılarak, ifadesi ile Özden ÖRNEK'e ait günlük arasındaki çelişkiyi açıklaması istenildiğinde; Özden ÖRNEK'in YÖK ve Üniversitelerdeki yapılanmalara verdiği destek hakkında bir bilgisi olmadığı, Özden ÖRNEK' in günlüğünde "İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu YÖK başkanı Kemal Gürüz ile birlikte bu tutucu ve dinci iktidara karşı tam bir kurtuluş savaşı veriyorlar" diye geçen bölüm ile ilgili olarak; Hükümete karşı yüksek öğretim konuları dışında hiçbir faaliyeti olmadığını, Ergenekon adlı örgüt ile uzaktan yakından bir ilişkisi olmadığını, Rektörlük ve Yök Başkanlığı yaptığı dönemde üniversitelerde hiçbir şekilde yapılanma girişimi ve çabası olmadığını, Yök Başkanlığının sona ermesinden sonraki süreç de YÖK genel kurulu üyelerinin ve YÖK üyelerinin seçilmeleri sürecine herhangi bir müdahalesi olup olmadığı ile ilgili olarak; Bütün mesleki faaliyet alanının Türkiye de eğitimi, yüksek öğretim bilim ve teknolojiyi en iyi seviyelere ulaştırmak olduğunu, bu konuların her cephesiyle sürekli olarak kendi başına ilgilendiğini, hiçbir kişi kurum kuruluş ve herhangi bir örgüt ile bağlantısı olmaksızın bu çabalarını sürdürdüğünü, sürdürmeye de devam edeceğini, Tape No:3723, 09.01.2008 günü Kemal ALEMDAROĞLU ile yaptığı görüşmeyle ilgili olarak; Celal Ş.'nin dünyanın en önde gelen bilim adamlarından olması sebebiyle Türk yüksek öğretimine büyük katkıları olacağını düşündüğü için Celal Ş.'nin aday olmasını istediğini, Üniversitede görev yapan öğretim görevlilerini İnançlarına Göre sınıflandırarak neyi amaçladığı sorulduğunda; Türk Yüksek öğretim sisteminin evrensel bilimsel normlar ve Cumhuriyetin temel ilkeleri konusunda yapılandırılıp yönetilmesinin anayasal bir sorumluluk

olduğunu, bütün icraatının bundan ibaret olduğunu, yüksek öğretim, eğitim, bilim ve teknolojiyle kanunlara ve hukuka bağlı bir çizgide ilgilenmeye devam edeceğini, Tape No:3724, 09.01.2008 tarihinde K.ALEMDAROĞLU' nun Fatma N. S. ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; Fatma N. S.'nin İstanbul Üniversitesinin eski rektör yardımcısı şu anda milletvekili olduğunu, ara sıra görüştüklerini, Tape No:3742, 24.01.2008 tarihinde Kemal ALEMDAROĞLU ile yaptığı görüşmeyle ilgili olarak; görüşmede geçen konunun Celal Ş.' nin YÖK üyeliğine seçimi ile ilgili olduğunu, görüşmede "54 köpek çıkmış ordari" demesi ile ilgili olarak; bu konuya girmek istemediğini, Tape No:6172, 26.06.2008 tarihinde Mehmet Şener ERUYGUR ile yaptığı görüşmeyle ilgili olarak; Mutafa YURTKURAN'ın Muhittin Ş.'yi aday göstererek eşinin kendisinden sonra Uludağ Üniversitesi rektörü olmasını amaçladığını, Mustafa YURTKURAN'ın bu davranışının aday gösterdiği kişinin niteliği ve kendisinin ADD Başkan yardımcısı olması nedeniyle bu davranışı Mustafa YURTKURAN'a yakıştıramadığını, Şener ERUYGUR'un ADD Başkanı olması nedeniyle bu görüşmeyi yaptığını, Tape No:8942, 22.05.2008 tarihinde Gülsüm ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; görüşmeyi yaptığı kişinin Prof. Dr. Gülsüm B. olduğunu, aralarında meslektaş ilişkisi bulunduğunu, YÖK yönetim kurulu üyeleri Atilla E. ve Ali E. Ö. ile aralarında herhangi bir husumet olmadığını, "Tosun" diye bahsettiği kişinin eski ODTÜ öğretim üyesi Tosun T. olduğunu, kimseyi ahlaksızlıkla itham etmediğini, Tosun T. ve Türker G. ile aralarında herhangi bir husumet olmadığını, Yüksek öğretimdeki fikirlerinin ayrı olduğu için mecazi anlamda Tosun ve Burhan'a "hain" dediğini, Akdeniz üniversitesi rektörlük seçimlerine müdahale etmek istemesi ile ilgili olarak; hiçbir üniversite seçimine müdahale etmediğini, o kurumu başarılı yöneteceğine inandığı kişilerin gelmeleri konusunda yardımcı olmaya çalıştığını, görüşmelerin güncel olan rektörlük seçimleri ile ilgili olduğunu, kesinlikle müdahale olarak değerlendirilemeyeceğini, Tape No:8944, 22.05.2008 tarihinde Mustafa YURTKURAN ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; görüşmede Atilla E. ve Ekrem Ö.'yü diğer üniversite görevlilerine karşı kötüleme gibi bir maksadı olmadığını, Mustafa YURTKURAN ile birlikte kimseye karşı savaş vermediklerini, savaş kelimesini mecazi anlamda söylediğini, görüşmede kast edilenin Yüksek Öğretimin çağdaş düzeyde yönetilmesi ile ilgili gayretler olduğunu, "Bir Hakimler Kadar Olamadınız'" diyerek üniversitelerin çağdaş ilkelere göre yönetilmesi konusunda açık ve net tavır almaları gerektiğini anlatmak istediğini, Tape No:8945, 22.05.2008 tarihinde Fatih HİLMİOĞLU ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; herhangi bir şekilde talimat verilmesinin söz konusu olmadığını, görüşmenin yüksek öğretim konusunda üst düzey görev yapmış iki meslektaş arasında yüksek öğretim ile ilgili o günkü güncel konularda görüş alışverişinden ibaret olduğunu, görüşmede YÖK üyelerine hakarette bulunmasının sebebinin Kemal ALEMDAROĞLU'nun görevden alınması için yaptıkları katkılardan dolayı olduğunu, Tape No:8953, 23.05.2008 tarihinde Mustafa A. ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; Hiç kimseye karşı hakaretin söz konusu olmadığını, sadece kınama olduğunu, görüşmede kimleri kast ettiğini hatırlamadığını, hiç kimseyi inanç ve görüşlerine göre ayırmadığım, Amerika'dan döndükten sonra rektörlük seçimleriyle uğraşacağını söylemesinin amacının; genel manada üniversite rektörlük seçimlerini kast ettiğini, Tape No:8949, 23.05.2008 tarihinde Mustafa İ. ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; Mustafa İ. ile TÜBİTAK başkanlığından itibaren arkadaş ve meslektaş olduğunu, Rıza A.'nm bir önceki rektörlük döneminde başarılı bir rektörlük yapmasına rağmen dönemin Cumhurbaşkanı tarafından haksız bir tutumla rektör olarak atanmadığını, konunu bundan ibaret olduğunu, rektörlük seçimlerine her hangi bir müdahalenin söz konusu olmadığını, Gazi Üniversitesindeki rektörlük seçimlerinde Mustafa I’ın YÖK üyesi olarak oylamaya katılması haricinde bir müdahalesinin olmasının söz konusu olmadığını,
Tape No:8951, 23.05.2008 tarihinde Mustafa YURTKURAN ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; ÜAK toplantısına katılmasının söz konusu olmadığını, Mustafa YURTKURAN'ı ÜAK toplantısına çağırmasının sebebinin Mustafa YURTKURAN' m kurulun doğal üyesi olmasına rağmen toplantıya katılmaktan kaçınması olduğunu,
Tape No: 8954, 23.05.2008 tarihinde Metin A. ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; Üniversiteler Arası Kurulun ne şekilde bir mücadele içine girdiği sorulduğunda; Konunun gayet açık olduğunu, laiklik karşıtı eylemler hususunda üniversitelerin açık seçik bir tavır almalarının anayasa mahkemesi kararlarıyla anayasal bir zorunluluk olduğunu, Tape No:8960, 01.07.2008 tarihinde X Şahıs ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; görüşme yaptığı kişiyi hatırlamadığını, Mustafa İ'nin YÖK üyesi olarak seçilmesinde tüm tanıdıklarına Mustafa İ.'nin bilimsel ve akademik üstün niteliklerini anlattığını, katkısının bu olduğunu,
Tape No:8961, 01.07.2008 tarihinde Tunç Ö. ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; Tunç Ö.'nün meslektaş ve arkadaşı olduğunu, Mustafa İ.'nin YÖK üyesi seçilmesinde Tunç Ö.'nün herhangi bir çıkarı olmadığını, küçük çıkarlar uğruna ilkelerini hiçe saydığı için Atilla'ya güvenmemelerini söylediğini,
Tape No:8963, 01.07.2008 tarihinde Fatih HİLMİOĞLU ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; Fatih HİLMİOĞLU' nun kurul üyesi olduğundan dolayı kurul üyeleri nezdinde çalışmalar yapmasının gayet doğal olduğunu,
Mustafa İ.'nin YÖK üyeliğine seçilmesi sürecinde karşı oy kullananları 'KÖPEK' diye niteleyerek Abbas G. adlı köşe yazarı aracılığıyla aleyhlerinde karalama kampanyası yapmayı planlaması ile ilgili olarak; Üniversite Rektörlerinin YÖK başkanından talimat alarak muhtemelen hiç tanımadıkları kişileri aday göstermelerinin akademik terbiyeyle bağdaşmayan bir tutum olduğunu, bu tür davranışların gizli kalmayıp kamuoyunca bilinmesinde bu tür davranışların tekrarlanmaması açısından fayda gördüğünü, bu nedenle konuyu Abbas G. İle görüştüğünü, başkada kimse ile görüşmediğini,
Tape No:8964, 01.07.2008 tarihinde Mustafa A. ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; Mustafa A.'nın örgütlenmeden kast ettiğinin oy sayısını artırmak için kurul üyeleri nezdinde aldığı sonuç olduğunu, Mustafa İ.'nin seçilmesi konusunda Mustafa A.'ya herhangi bir talimat vermesinin söz konusu olmadığını,
Tape No:8965, 01.07.2008 tarihinde Engin A. ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; Engin A.'nm Anadolu Üniversitesinin eski rektörü olduğunu, Görüşmede 100 kişilik listenin Türkiye de yüksek öğretimi iyi bilen, yüksek öğretimin evrensel değerlerini iyi anlamış, yönetim kabiliyeti olan ve bu nedenlerle YÖK üyeliği ve rektörlük yapabilecek kişiler olduğunu, bunların arasında Mustafa YURTKURAN'in da olduğunu,
Yapılan soruşturma kapsamında tutuklanan Sevgi ERENEROL da Selçuk Üniversitesindeki öğretim görevlilerinin kişisel verileri ile ilgili bilgiler bulunarak el konulmuştur. Bu Bilgileri Sevgi ERENEROL'a kendisinin verip vermediği sorulduğunda; Sevgi ERENEROL ile hiçbir zaman telefon ve yüz yüze görüşmediğini, böyle bir şeyin söz konusu olmayacağını,
YÖK başkanı olduğu dönemde Profesör Didar E.'nin YÖK üyesi olduğunu, Uğur B.'nin ise Urfa Harran Üniversitesi rektörü olduğunu, Didar E. ile Ahmet Hurşit TOLON'un ve Uğur B.'nin tanıştıklarını, Uğur B.'nin de bir akşam aile yemeğine davet ettiğini, böyle bir ortamda güncel meselelerin konuşulduğunu,
Muhittin Ş.'nin YÖK üyesi olarak atanmasından rahatsızlık duymasının sebebi ile ilgili olarak; Muhittin Ş.'nin YÖK üyesi olmak için bilimsel ve akademik niteliklere haiz olmadığını düşündüğünü,
Hiç kimse hakkında bilgi toplayıp fişleme yapmadığını, kişilerin akademik geçmişlerinin, görev yerlerinin ortada olduğunu, keskin görüşlere sahip olan ve üniversiteleri kendi görüşlerinde şekillendirmek isteyen insanların hangi görüşte olduklarının herkes tarafından bilindiğini,
"Şener Paşa hapiste ızdırap çekiyor olucak adam sen gidip Yusuf ZİYA'nm k. yalayacaksın" derken Mustafa YURTKURAN' ı kast ettiğini,
Tape No:8980, 20.07.2008 tarihinde Ferit ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; görüşmeyi yaptığı kişinin Samsun 19 Mayıs Üniversite rektörü Ferit BERNAY olduğunu, aralarındaki ilişkinin mesleki olduğunu, Yalçın B.'nin hangi konuda yazı yazdığını bilmediğini, bu konuda Yalçın B.'den bir isteği olmadığını,
Hayatında hiç kimseyi fişlemediğini, ancak rektör adayları hakkında zaman zaman devletin yetkili kurumlarından bilgilerin YÖK' e geldiğini, bunlardan diğer üyeler ile birlikte haberdar olduğunu, ayrıca yine devletin yetkili kurumlarından üniversitelerdeki anayasa dışı faaliyetler ve oluşumlar hakkında zaman zaman YÖK' e bilgi geldiğini,
Tape No:8989, 22.07.2008 tarihinde Mustafa A. ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; Osman Ç.'nin 19 Mayıs üniversitesi eski rektörü olduğunu, akademisyen olan Ferit BERNAY ile Osman Ç.'nin birbirleriyle çatışmalarından çok üzüntü duyduğunu, görüşmenin mahiyetinin bu olduğunu,
Tape No: 8993, 25.07.2008 tarihinde Musatafa YURTKURAN ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; Yusuf Z. Ö.'nün anayasa da YÖK başkanlığı için zimni olarak ön görülmüş olan şartları taşımadığı kanaatinde olduğunu, ayrıca Ahmet Necdet SEZER tarafından atanmış olan bazı üyelerinin konumlarının hukuka aykırı olduğunu, bir çok kez açık bir şekilde kamu oyuna duyurduğunu, konunun bu olduğunu, Yusuf Z. Ö.' yü hedef olarak göstermediğini,
Tape No:9003, 04.08.2008 tarihinde Mustafa A. ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; Bilgi toplama ve fişlemenin söz konusu olmadığını, Anayasayla bağdaşmayan görüş ve tutumların en önemli göstergesinin kişilerin türban meselesindeki tutumları olduğunu, bu tutumların çoğu zaman açık bir şekilde ortada olduğunu, bunları görmemenin mümkün olmadığını, ayrıca bu tutumların aşırı durumlara gelmesi halinde devletin kurumlarından YÖK' e bilgi geldiğini, bunun normal olduğunu,
Ergenekon silahlı terör örgütü nü gazeteler den gördüğünü, hayatı boyunca hiçbir örgüte üye olmadığını, devlet içersindeki bu tür çeteleşmiş yapılardan oluşan bu tür örgütlere şiddetle karşı olduğunu,
Ergenekon silahlı terör örgütü ne yönelik yapılan çalışmalarda, Doğu PERİNÇEK, Mehmet Şener ERUYGUR, Ahmet Hurşit TOLON, Sevgi ERENEROL, Er gün POYRAZ'dan ülkemizdeki çeşitli üniversitelerde görev yapan rektör, profesör, doçent ve öğretim görevlileri hakkında halk arasında fişleme tabir edilen kişisel verilerin bulunduğu dokümanlar elde edilmiştir. Bu dokümanlar ile ilgili olarak; dokümanlardan haberi olmadığını, kesinlikle kendisinin vermediğini,
Tape No:8941, 22.05.2008 tarihinde Mustafa A. ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; Türban meselesinin 1987 yılından beri anayasa mahkemesinin aldığı kararlarla ve en son parti kapatma konusundaki kararıyla Cumhuriyet rejiminin en temel niteliklerinden birinin simgesi olduğunu, açık bir hukuki bağlayıcı durum olarak ortaya konduğunu, bu konuda ikircikli bir tutum takınan kişilerin kanaatince Türk üniversitelerinde rektör olarak görev yaptıkları takdirde anayasayla bağdaşmayan bir durumun ortaya çıkacağını, görüşmenin bundan ibaret olduğunu, gizlilik ile hiçbir şekilde ilişkisi olmadığını,
Tape No:8970, 07.07.2008 tarihinde Engin A. ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; Rıza A.' ya bir önceki dönemde haksız bir uygulama yapıldığını, en çok oyu aldığı halde geçerli bir sebep olmaksızın atanmadığını, bu kez ondan daha çok oy alan ancak başarılı bir icraat yapamayan bir rektörün yerine Rıza A.' nın atanacağını tahmin ettiğini,
Tape No:8958, 30.06.2008 tarihinde Mustafa BALBAY ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; Mustafa BALBAY ve Şener ERUYGUR ile hiçbir ortak ilişkisi olmadığını, Mustafa BALBAY ve Şener ERUYGUR arasında bir ilişki olup olmadığını bilmediğini, Mustafa BALBAY' dan Mustafa YURTKURAN ve eşini teşhir etmesini istemesinin, söz konusu rektörlük seçimi ile ilgili olduğunu"
Tape No:8972, 09.07.2008 tarihinde Ahmet A. ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; Fatoş'un ODTÜ rektör adayı olduğunu, görüşmedeki konunun seçimden önce rektör adaylarının birinci olmadıkları takdirde rektör olmaları teklif edilse bile kabul etmeyeceklerini taahhüt ettiklerini, seçimden sonra bunlardan bir tanesi hariç dört (4) tanesinin buna uymadığını, bu davranışı içine sindiremediğini,
"Memleket Kan gövdeyi götürüyor" derken Güneydoğudaki olayları kast ettiğini, Tape No:8973, 09.07.2008 tarihinde Abbas G. ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; "ben bi daha gelirsem 5 dakka da bunların hepsini temizlerim o mesele değil" derken bir kez daha YÖK Başkanı olduğu takdirde evrensel ve akademik normlar dışında hareket edenlere asla taviz vermeyeceğinden bahsettiğini,
Tape No:8991, 23.07.2008 tarihinde Ural A. ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; Ankara Üniversitesi rektörü Nusret A.'nın YÖK üyesi seçilmesini istemesinin sebebinin anayasaya göre rektörlük yapmış kişilerin YÖK üyesi olmasının öncelikli bir konu olduğunu, deneyimli kişilerin kuruldaki varlıklarının fevkalade önemli olduğunu, Şener ERUYGUR ve gazetecileri, Mustafa YURTKURAN konusu ile ilgili aradığını, Yalçın B.'den herhangi bir talepte bulunmadığını, Yalçın B.'nin başka kanallardan bulup yazdığını, "Bir oku orda samsundaki ikinciyi ben vaktiyle almışım tedbirini" derken kurallarına devletin yetkili organlarından gelen bilgileri resmi bir yazıyla üniversiteye bildirdiğini kast ettiğini, "Kemal ALEMDAROĞLU ulusalcıdan solcuya bilmem ne kadar bir sürü adam vardı hepsi birlik içindeydi" derken üniversite üst yönetimlerinde her türlü görüşten insan olduğunu, ancak bunların Türk yüksek öğretiminin genel işleyişi ve hedefleri doğrultusunda, Türkiye Cumhuriyetinin ve Türk milletinin ilerlemesi yönündeki çalışmalar hususunda birlik içinde olduklarım kast ettiğini,
Tape No:9044, 30.12.2008 tarihinde Esra ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; görüşmeyi yaptığı Esra'nın kim olduğunu hatırlamadığını, "Bi resmini çekin koyun karısını manşete bakalım" derken Kırıkkale Üniversitesinden kılık kıyafeti uymadığı için üniversiten ayrılmak zorunda kalan bir öğretim elemanını kast ettiğini, bu bayanın YÖK başkan vekili Ömer D. 'nin eşi olduğunu, böyle bir zihniyetin Türk Yüksek öğretimine hakim olmasının anayasaya aykırı olduğunu,
Tape No:8945, 22.05.2008 tarihinde Fatih HİLMİOĞLU ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; görüşmede siyaset alanında yarışacak, halkın huzuruna çıkacak, demokratik yöntemlerle iktidara talip olan bir siyasi partiyi kast ettiğini, ayrıca görüşmede üniversitelerin anayasamızın en temel ilkesi olan laiklik ile barışık olmayan kişilere teslim olduğunu kast ettiğini,
Tape No:8985, 21.07.2008 tarihinde Osman Ç. ile yaptığı telefon gröüşmesiyle ilgili olarak; görüşmede geçen yazının kendisinin YÖK başkanı olarak Samsun 19 Mayıs Rektörü olan Prof. Dr. Osman Ç.'ye gönderdiği resmi yazı olduğunu, Osman Ç.'ye gönderdiği yazıyı gazeteye aksettirmek istemesinin nedeninin o nitelikte bir kişinin rektör olmasının anayasanın yüksek öğretim konusundaki temel ilkeleriyle bağdaşmadığını,
Tape No:8987, 21.07.2008 tarihinde Ferit BERNAY ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; Osman Ç. ile Ferit BERNAY'm halef selef rektörler olduklarını, YÖK başkanı olması dışında bu şahıslarla her hangi bir ilişkisi olmadığını,
Ulusal Cepheden kastının ne olduğu, Ulusal Cepheyi kimlerin oluşturduğu sorulduğunda; bunların kendi beyanları olmadığını,
Tape No: 8941, 22.05.2008 tarihinde Mustafa A. ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; görüşmede Aksaray daki köylüler diyerek Aksaray da köylerde yaşayan vatandaşları değil Aksaray üniversitesinde görev yapan birkaç kendini bilmez öğretim üyesini kast ettiğini,
İkametinde yapılan aramalarda Heybeliada Ruhban okulu konulu GİZLİ ve ÇOK GİZLİ dereceli belgeler ile ilgili olarak; bu belgeleri 2000 yılının bahar aylarında dönemin Cumhurbaşkanı tarafından Heybeli Ada Ruhban Okulunun anayasaya uygun bir biçimde Türk Yüksek Öğretim Sistemi bünyesinde İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesine bağlı bir birim
olarak faaliyete geçirilmesi hususunda Patrik Barthelemeos la görüşmelere başlamasının kendisine bir görev olarak verildiğini, bu görevi hakkıyla yerine getirebilmek için Cumhurbaşkanı Uluslar Arası İlişkiler danışmanları, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği ve Dış İşleri Bakanlığı ile geniş kapsamlı görüşmeler yaptığını, söz konusu dokümanların bilgilenmesi ve yeterli şekilde hazırlanması için adı geçen kurumlarca kendisine verildiğini, bu belgeleri kendisinden başka kimsenin görmediğini, bu belgelerin kendisinde kalmasının sebebinin de bu konunun halen gündemde bulunması olduğunu beyan etmiştir. Savcılık ifadesi 1984 yılında Ankara Üniversitesi Fen Fakültesinde Kimya Mühendisliği alanında profesörlüğe yükseldiğini, aynı yıl Eczacılık Fakültesi Dekanlığına atandığını, 1985 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi rektörlüğüne atandığını, 1990 yılında görev süresini tamamlayarak ODTÜ'ye profesör olarak döndüğünü, aynı yıl TÜBİTAK başkanlığına atandığım, 1992 yılında ODTÜ'ye profesör olarak döndüğünü, 1995 yılında YÖK başkanlığına atandığını, 2003 yılında görev süresi dolunca emekli olduğunu, 2004-2005 yılında araştırmalar yapmak üzere Amerika Birleşik Devletlerinde Harvard Üniversitesi ile New York Eyalet Üniversitesine davet edildiğini, bu üniversitede konferanslar verdiğini, araştırmalar yaptığını, bunların sonuçlarını kitap olarak yayınladığını, en son olarak yayınladığı kitabının İş Bankası Kültür yaymlarmca basılan 21. Yüzyılda Türk Milli Eğitim Sistemi, Tarihsel Bir Perspektif içinde Sorunlar, Uluslararası Karşılaştırmalar ve Çözüm Önerileri başlıklı kitabı olduğunu, YÖK başkanlığından ayrıldıktan sonra her hangi bir üniversitede görev almadığını, Ergenekon yapılanması ile ilgili bilgileri ilk kez medyadan öğrendiğini, çok detaylı bilgiye sahip olmadığını, yaşamı boyunca yasadışı her türlü örgütlenmenin her türlü çetenin karşısında olduğunu, Susurluk olayı gündeme geldiğinde Rektörler Kurulu Başkanı olduğu için kendisinin önderliğinde hazırlanan bildiriyi kamuoyuna açıkladığını, ülkede bu tür çetelerin menfaat gruplarının yasadışı oluşumların yaşamaması için her türlü mücadelenin yapılması gerektiğini düşündüğünü, görev yaptığı dönemde ve sonrasında hiç bir şekilde böyle bir yapılanma içerisinde yer almadığını, böyle bir yapılanma ile irtibatlı kişilerden hiç bir talimat almadığını, görev yaptığı dönemde kanunlara bağlı olarak devlete ve millete hizmet ettiğini, kendisine ana hatları ile anlatılan örgütsel yapılanmadan ve bunların dokümanlarından bilgisi olmadığını, Güler KÖMÜRCÜ' yü Yeditepe Üniversitesinde düzenlenen bir konferansta yemek sırasında gazeteci olarak tanıdığını, Emin GÜRSES'i YÖK başkanı olduğu dönemde Sakarya Üniversitesini ziyareti sırasında tanıdığını, Kemal ALEMDAROGLU'nu KTÜ de görev yaptığı sırada bir toplantıda ilk kez gördüğünü ve tanıdığını, Mehmet Şener ERUYGUR'u YÖK başkanı olduğu dönemde MSB Müsteşarı ve sonrasında Jandarma Genel Başkanı olarak tanıdığını, Ahmet Hurşit TOLON'u Ege ordu komutanı olduğu dönemde tanıdığını, Mustafa Ali BALBAY'ı Cumhuriyet Gazetesi yazarı olarak, gazeteci kimliği ile tanıdığını, Erol MÜTERCİMLER'i televizyondaki programlarından tanıdığını, Sinan AYGÜN ü Ankara Ticaret Odası Başkanı olması sebebiyle tanıdığını, değişik toplantılarda ve konferanslarda bir araya geldiklerini, Ahmet Tuncay ÖZKAN'ı TÜBİTAK başkanı olduğu dönemde bu kurumda çalışan bir kişinin eşi olarak tanıdığını, Adil Serdar SAÇAN'ı Yeditepe Üniversitesi Eğitim Fakültesinde ders verdiğini öğrendiği bir arkadaşından dolayı tanıdığım, Tuncer KILINÇ'ı MSB Müsteşarı, daha sonra 3 Ordu Komutanı ve daha sonrada Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri olarak tanıdığını, Münür Kemal YAVUZ'u televizyonlarda yaptığı programlardan tanıdığını,
Coşkun UMUR'u Bedrettin DALAN'ın yardımcısı ve şoförü olduğunu, Barış DALAN'ı Bedrettin DALAN'ın oğlu olarak uzaktan tanıdığım, Muhittin Erdal ŞENEL'i YÖK başkanı olarak görev yaptığı dönemde Genel Kurmay Başkanlığı Hukuk Müşaviri olarak tanıdığını, Yalçın KÜÇÜK'ü televizyonlardan tanıdığını, Bedrettin DALAN'ı İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı olduğu dönemde basından tanıdığını, Bedrettin DALAN'ın daha sonra Yeditepe Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı olduğunu, aralarında dostluk ilişkisi bulunduğunu, bu kişilerin dışında ismi okunan kişilerden bazılarını basından tanıdığını, diğer kişileri hiç tanımadığını, isimlerini ilk kez duyduğunu, Tape No:8939, 21.05.2008 tarihinde Engin A. ile yapmış olduğu telefon görüşmesindeki "İsparta'nın rektörlük şeyi dinci diyorlar, o dinciliği varmış onun" şeklinde sözleri ile ilgili olarak; görüşme yaptığı Engin A.'nın Anadolu Üniversitesi rektörü ve YÖK üyesi olduğunu, YÖK başkanlığı yaptığı dönemden beri Üniversite rektörleri ve öğretim üyeleri ile değişik konularda fikir alış verişinde bulunduğunu, amacının Üniversitelerde sahip olduğu görüşü işine karıştıranların kadrolaşmasını engellemek olduğunu, mevzuata göre YÖK başkanının üniversitelerde idareci konumunda bulunan kişilerin sicil amiri olduğunu, görev yaptığı dönemde sicil amiri olduğu kişilerin sicillerini doldurduğunda bu kişilerin görüşlerini icraatlarına yansıtıp yansıtmadıklarına dikkat ettiklerini, bu sebeple yapmış olduğu bu görüşmede geçen tabirlerin şahısları siyasi görüşlerine göre kategorize ettiği anlamına gelmeyeceğim, Tape No:8941, 21.05.2008 tarihli Mustafa A. isimli şahıs ile yapmış olduğu telefon görüşmesin de geçen "bizimkiler" sözüyle kimleri kastettiği "büyük mücadele yürüyor şeklindeki" sözlerle hangi mücadelenden bahsettiği sorulduğunda; bizimkilerden kast ettiği kişilerin üniversitelerde görevli üst düzey yönetici ve akademisyenler olduğunu, büyük mücadeleden kastının Türk Üniversitelerinin evrensel mücadelede yükselmesi ve öne çıkması olduğunu, ayrıca üniversitelerde bölücü ve irticai unsurların tehdidinin söz konusu olduğunu, büyük mücadeleden kastının bu yapılanmalar ve bu görüşü benimseyen kişilerin Üniversitelere hakim olmasını engellemek olduğunu,
Aynı görüşmenin devamında "MUSTAFA yi biliyormusun şu resmi gören adam Aksaray da ne yapar Aksaray daki köylüler hepsi y...k şeye hazır, domalmaya hazır" şeklinde sözleriyle ilgili olarak; görüşmede geçen sözlerin mecazi anlamda kullanıldığını, Aksaraylıları kast etmediğini, görüşmede geçen ve kastedilen kişinin Aksaray Üniversitesi rektörü ve üniversitedeki bir kaç üst düzey yönetici olduğunu,
Tape No:8944, 22.05.2008 tarihinde Mustafa YURTKURAN ile yapmış olduğu görüşmede Mustafa YURTKURAN'm "her nevi savaşı vereceğiz" dediği, kendisinin de "ADD den bi b.k olmaz, askerle Üniversite, hakimler verecek savaşı, askerleri kattığın anda b.k olur" şeklinde sözleri ile ilgili olarak; askeri darbelerin 27 Mayıstan beri Türkiye yi geriye götürdüğünü, mücadelenin sivil unsurlar tarafından askerler katılmadan yapılması taraftarı olduğunu, ADD nin benimsediği milliyetçiliğin, içine kapanık ulusalcılıktan ibaret olduğunu, bu milliyetçilik anlayışını benimsemediğim, uluslararası rekabet gücümüzü artırmaya yönelik anlayışı milliyetçilik olarak anladığını,
Tape No:8945, 22.05.2008 tarihinde FATİH HİLMİOĞLU ile yapmış olduğu görüşmede geçen "bir iki tane köpek bitirdi biliyor musun bütün kararlarını iptal ettireceğim hakimler kadar olamadı Üniversitelere yazıklar olsun, ömrümü verdim bu işe, şu anda rezil olmuş durumdayız, maalesef Üniversiteler teslim oldu. Böyle üstüne üstüne gitmiş sindirmiştik. İki tane köpeğin şeyiyle fatih bitti". Şeklindeki sözleri ile ilgili olarak; kullandığı kelimelerin mecazi anlamda olduğunu, bazı üniversitelerde görevli öğretim üyelerinin karakter zaafını kastettiğini, Tape No;4367, 03.03.2008 tarihinde M Şener ERUYGUR ile Mustafa YURTKURAN arasındaki telefon görüşmesiyle ilgili olarak; Mustafa YURTKURAN ile Şener ERUYGUR'un ADD içerisinde başkan ve başkan yardımcısı olarak görev alan kişiler olduklarını, şahısların kendi etkinlikleri hakkında konuştuklarını, kendisinin sadece Şener ERUYGUR'a selam

gönderme sadedinde olaya dahil olduğunu, bu etkinlik için veya bir başka nedenle Şener ERUYGUR dan talimat almadığını, ADD üyesi olmadığını, şahısların arasındaki ilişkiye müdahil olamayacağını, Farklı iletişim tespit tutanaklarında görüşmüş olduğu muhatabı ile çeşitli üniversitelerin rektör, dekan seçimleri ve kurul üyeliği seçimlerinde aday olan kişilerle ilgili nitelemeler sırasında "bizimkiler" şeklindeki ifadeler kullandığı, görüşmelerinde genellikle kendisine bu seçimler konusunda fikir danışıldığı, kendisinin de görüşlerini paylaştığı, ifadesinin başlangıcında 2003 yılında emekli olduktan sonra üniversiteler bünyesinde çalışmayı prensip olarak yanlış bulduğunu ifade ettiği hususu da hatırlatılarak sorulduğunda; hayatını eğitime adamış bir insan olduğunu, bu nedenle kendisini tanıyan arkadaşlarının dostlarının değişik vesilelerle kendisini arayarak fikrini aldıklarını, bilimsel yönü konusunda şüphe duymadığı kişilerin seçilmesi gerektiğini düşündüğü için görüşlerini ilettiğini, özel görüşmelerinde bir kısım ifadeler kullanmış olabileceğini, ancak bunda hakaret kastının olmadığını, ayrıca gruplaşmayı hizipleşmeyi tasvip etmediğini, görev yaptığı dönemde objektif olarak kanunları uyguladığını, kimseye haksızlık yapmadığını, her hangi bir ekibin, oluşumun parçası olmadığını, hiç kimseden talimat alacak, yönlendirme ile işlem yapacak bir insan olmadığını, her hangi bir kişiyi yada kurumu yönlendirmesinin söz konusu olmadığını, Sanık Veli KÜÇÜK'te ele geçen YÖK başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 15 Kasım 1996 tarihli kararının bu şahsa kim tarafından verildiğini bilmediğini, kendisinin vermediğini, Yüksek Öğretim Kurumunda evrak gizliliğinin tam olarak sağlanmadığını, kamuoyunu da ilgilendiren bir kısım kararların medya tarafından da takip edildiğini, bu şekilde Veli KÜÇÜK'ün eline geçmiş olabileceğini, İkametinde yapılan aramada ele geçen Heybeli Ada Ruhban Okulu ile ilgili "GİZLİ" ve "ÇOK GİZLİ" ibareli belgelerin tamamen resmi olduğunu, resmi kanallardan yasal düzenlemeler çerçevesinde kendisine ulaştığını, 2000 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman DEMİREL'in kendisine Heybeli Ada da bulunan Ruhban Okulunun bir sorun olmaktan çıkarılması yönünde talimat verdiğini, gerekli çalışmalar yapıp bu konuyu çözmesini, yabancı devletler nezdinde itiraz edilemeyecek bir formüle bağlanmasını istediğini, Devletin ilgili birimlerinden, Dış İşleri Bakanlığından, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinden yetkililerle gerekli görüşmeleri yaptığını, bir kısım dokümanların kendisine resmi olarak teslim edildiğim, İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Mukayeseli Dinler bölümü içerisinde Ortadoks Anabilim Dalı Başkanlığının kurulmasını planladığını, Heybeli Adadaki Ruhban Okulu Ortadoks Anabilim Dalının Araştırma Uygulama Merkezi olarak faaliyet yürüteceğini, yapmış olduğu hazırlığın Cumhurbaşkanının görev süresinin dolması, siyasi gelişmeler ve o dönem yetkililerinin destek vermemesi sebebiyle bu hazırlığın hayata geçmediğini, şimdiye kadar hiç kimseye göstermediğini ve yayınlamadığını, bu belgelerin kendisine resmi yazı ile ulaşmadığını, rapor şeklinde belgeler olduğunu, Tape No:8958, 30.06.2008 tarihli Mustafa BALBAY ile yapmış olduğu telefon görüşmesi "karısını seçtirmek için mustafacım bunları biz teşhir etmemiz lazım" dediği ve Tape No: 9044, 30.12.2008 tarihinde Esra ile yapmış olduğu telefon görüşmesinde" bi resmini çekin koyun karısını manşete bakalım" şeklinde sözleri ile ilgili olarak; Mustafa YURTKURAN'm Uludağ Üniversitesinde iki dönem rektörlük yaptığını, halen ADD de başkan vekili konumunda olduğunu, öğrendiği kadarıyla Mustafa YURTKURAN'm yeniden aday olamadığı için eşini rektör adayı gösterdiğini, bu durumdan rahatsız olduğunu, bu sebeple bu konunun gazetede işlenmesi için adı geçen şahısla görüştüğünü, Tape No;9013 12.08.2008 tarihli görüşmede geçen Ömer D. isimli şahsın Doçent unvanlı olduğunu, Kırıkkale Üniversitesinden Devlet istatistik Enstitüsüne geçtiğini, şahsın eşinin aynı üniversitede akademik personel olduğunu, şahsın eşinin mevzuata aykırı kıyafetinden dolayı Üniversiteden ihraç edildiğini, adı geçen bu şahsın daha sonra YÖK başkan vekili olarak atandığını, bu sebeple bu durumun gazetede haber olarak yapılmasını istediğini, Tape No:9043, 25.12.2008 tarihinde İsmet ile yapmış olduğu telefon görüşmesinde "Türkiye neyi arıyor biliyor musun NAZMİ abinin ofisinde toplanan babanın ekibini arıyor"

şeklindeki sözlerle neyi kastettiği, ekibin kimlerden oluştuğu sorulduğunda; görüşmede adı geçen İsmet isimli kişinin yakın arkadaşı Nazmi K.'nin oğlu İsmet K. olduğunu, Nazmi beyin Ankara daki ofisine Süleyman DEMİREL zamanında bakanlık yapmış kişilerin zaman zaman toplanıp sohbet ettiklerini, kendisinin de Ankara ya geldiğinde bu toplantılara katıldığını, bu kişilerin ortak özelliğinin dini inançlarının çok güçlü olması ve bunun yanında modern ve çağdaş bir hayat yaşamaları olduğunu, bu kişilerin kendisini çok etkilediğini, ekipten kastının bu olduğunu,
Tape No;6172, 26.06.2008 tarihli Mehmet Şener ERUYGUR ile yapmış olduğu görüşmeyle ilgili olarak; bu görüşmede onaylamadığı bir kararla beğenmediği bir kişiyi ADD nin Genel Başkan yardımcısı olan Mustafa YURTKURAN'm YÖK'e seçmesi konusunu ADD nin Genel Başkanı olan Mehmet Şener ERUYGUR'a aktardığını, Genel Başkanın bu durumu bilmesini istediğini, Mehmet Şener ERUYGUR ile yukarıda açıkladığı çerçeve dışında başka bir ilişkisinin olmadığını, Mehmet Şener ERUYGUR ile sadece dostluk çerçevesinde irtibatının olduğunu, bu irtibatın örgütsel bir irtibat olarak nitelenemeyeceğini, Tape No;9047, 31.12.2008 tarihinde Yaşar ile yaptığı telefon görüşmesinde "yaşar bunları temizleyeceğiz hiç merak etme sıkı dur" sözleriyle kimleri kast ettiği sorulduğunda; görüşme yaptığı kişinin Erzurum Atatürk Üniversitesinde iki dönem rektörlük yapan Yaşar S. olduğunu, Atatürk Üniversitesinin laiklik ilkesi ile bağdaşmayan kurumların hedefi olduğunu, Yaşar S.'nin rektörlüğü döneminde bu alanda büyük reformlar gerçekleştirildiğini, üniversitenin çağdaş bir yapıya kavuşturulduğunu, Yaşar S.'nin görevinin sona ermesinden sonra Üniversitenin eski yapısına döndüğünü, Yaşar S.'ye biraz sabretmesini orada sağlam durmasını tavsiye ettiğini, 25.10.2003 tarihinde Ankara Tandoğanda yapılan "ordu göreve" şeklinde pankartların açıldığı miting ile ilgili fotoğraf ve haberler sorulduğunda; o tarihte YÖK başkanı olduğunu, Ankara Üniversitesi Rektörü Nusret A.'nın ADD'nin Tandoğan da bir miting tertip edeceğini, bu mitinge katılmadığı takdirde yanlış anlaşılacağını söylediğini ve daveti ilettiğini, kendisinin orada YÖK başkanı sıfatıyla değil, sadece Kemal GÜRÜZ olarak yer aldığını, mitingin düzenlenmesinde, "ordu göreve" şeklindeki pankartların hazırlanmasında herhangi bir katkısının olmadığını, bu mitingi ADD'nin tertip ettiğini, davet üzerine şahsi olarak katıldığını, bu katılım yönünde kimseden talimat almadığını ve birilerini yönlendirmediğini, tamamen doğal çerçevede gerçekleşmiş bir katılım olduğunu, Görev süresi boyunca yalnızca bilime ve yasalara uygun olarak hareket ettiğini, hiç kimseden talimat almadığını, yasadışı hiç bir oluşumun parçası olmadığını, Ergenekon silahlı terör örgütü ile irtibatlı olma iddiasını kesinlikle reddettiğini ve kendisi için büyük bir leke olduğunu beyan etmiştir.
b-Elde Edilen Dokümanlar,

Şüpheli Halil Kemal GÜRÜZ'ün Ankara ili Çankaya İlçesi Hilal Mahallesi R.Tapore Caddesi No.60/8 sayılı adresinde yapılan aramada;
-(1) adet Canon marka 0526316813 seri no'lu fotoğraf makinesi, bu makineye takılı vaziyette 512 mb Sandisk marka hafıza kartı,
-(23) adet teyp kaseti,
-(12)adetCD/DVD,
-(27) adet disket,
-(4) adet video kaset,
-(3) adet Compac hafıza kartı,
-(4) adet flash bellek,
-(1) adet Dell marka GRNFW0J seri no’lu bilgisayar kasası,
-(1) adet Toshiba marka 74219687 seri no’lu diz üstü bilgisayar,
-(1) adet hard disk, 2 adet cep telefonu, 2 adet simkart ve dokümanlara el konulmuştur.
Şüpheli Halil Kemal GÜRÜZ'ün ikametinde yapılan aramada el konulan dokümanların yapılan incelemesinde;
(1) adet kahve renkli, kapak sayfasında "OPET" ibaresi bulunan telefon fihristinin içeriğinde; Telefon Fihristinin (A) bölümünde, Sanık Kemal Yalçın ALEMDAROĞLU'nun adı ve telefonunun "ALEMDAROĞLU KEMAL: 212 25 şeklinde kayıtlı olduğu, Telefon Fihristinin (D) bölümünde, firari şüpheli Bedrettin DALAN'm adının "DALAN BEDRETTİN: 532 2....şeklinde kayıtlı olduğu, Telefon Fihristinin (OÖ) bölümünde, Sanık Tuncay ÖZKAN'ın adı ve telefonunun "ÖZKAN TUNCAY: 0212 şeklinde kayıtlı olduğu, (1) adet, (53) sayfadan oluşan "isim adres 19.11.2003" ibaresi ile başlayıp "Zvi ELPELEG» ibaresi ile biten, telefon fihristi şeklinde hazırlanmış bilgisayar çıktısı dokümanın içeriğinde; Telefon fihristinin (3) ile numaralandırılmış sayfasında, Atatürkçü Düşünce Derneğinin (ADD) adı ve telefonunun, "Atatürkçü Düşünce Derneği 232 kayıtlı olduğu, Telefon fihristinin (13) ile numaralandırılmış sayfasında, Şüpheli Muhittin Erdal ŞENEL'in adı ve telefonunun "Erdal ŞENEL (Tümgeneral) Genel Kurmay Adli Müşaviri 418 .. .şeklinde kayıtlı olduğu, Telefon fihristinin (14) ile numaralandırılmış sayfasında, Şüpheli Erol MANİSALI'nın adının ve telefonunun "Erol MANİSALI 0212 ..." şeklinde kayıtlı olduğu, Telefon fihristinin (20) ile numaralandırılmış sayfasında, Sanık Ahmet Hurşit TOLON'un adı ve telefonunun "Hurşit TOLON (Ege Ordu Komutanı) 0232 - 21" şeklinde kayıtlı olduğu, Telefon fihristinin (46) ile numaralandırılmış sayfasında, Sanık Tuncay ÖZKAN'ın adı ve telefonunun "Tuncay ÖZKAN 466 " şeklinde kayıtlı olduğu, Telefon fihristinin (44) ile numaralandırılmış sayfasında, Sanık Mehmet Şener ERUYGUR'un adı ve telefonunun "Şener ERUYGUR (Jandarma Genel Kom.) 419..." şeklinde kayıtlı olduğu, Bazı öğretim görevlileri , milletvekili ve bakanlar hakkında felsefi düşünce ve dini inanışlarına göre kişisel verilerinin kaydedildiği, (1) adet (72) sayfadan oluşan (1) den (72) ye kadar numaralandırılmış beyaz renkli "Fethullah GÜLEN" ibaresi ile başlayıp, "Dil Merkezi" ibaresi ile biten kitap şeklinde hazırlanmış dokümanın içeriğinde; Dokümanın (1) den (16) ya kadar numaralandırılmış sayfalarında, "Nurculuk" hakkında bilgilerin, Fethullah GÜLEN biyografisi, şeriat esaslarına dayalı bir devletin kurulmasının hedeflendiği, Yurt içi ve Yurt Dışı faaliyetlerinin yazıldığı, "Sonuçlar ve Teklifler" başlığının altında çeşitli maddeler halinde tekliflerin yazıldığı, Dokümanın (18) den (20) ye kadar numaralandırılmış sayfalarında, "Fethullah GÜLEN Grubuna Ait Vakıflar" başlığının altında (85) vakfın isminin ve bulunduğu ilin adının liste şeklinde yazılı olduğu, Dokümanın (21) ile numaralandırılmış sayfasında, "Fethullah GÜLEN Grubu Nurcu Kesime ait Dernekler" başlığının altında (18) adet derneğin isminin ve bulunduğu ilin adının liste şeklinde yazılı olduğu, Dokümanın (22) den (24) e kadar numaralandırılmış sayfalarında, "Fethullah GÜLEN Grubu Nurculara Ait Özel Okullar" başlığının altında (89) adet okulun adının ve bulunduğu ilin adının liste şeklinde yazılı olduğu, Dokümanın (25) den (32) ye kadar numaralandırılmış sayfalarında, "Fethullah GÜLEN Grubu Nurcu Kesime Ait Şirketler" başlığının altında (208) adet şirketin isim ve bulundukları il/ülke adının liste şeklinde yazılı olduğu,
Dokümanın (33) ten (35) e kadar numaralandırılmış sayfalarında, "Fethullah GÜLEN'e Bağlı Şirketler ve Kuruluşlara Ait Bilgiler" başlığının altında bazı şirketler hakkında kuruluşu, mevcut durumu gibi bilgilerin yanı sıra F. GÜLEN grubu ile bağlantılı olduklarının yazdığı, Dokümanın (36) dan (45) e kadar numaralandırılmış sayfalarında, "Fethullah GÜLEN Grubu Nurcu Kesime Ait Dersaneler" başlığının altında, (372) adet Dersane adı ve Dersane Adresinin karşılarına bulundukları ilin adının liste şeklinde yazılı olduğu, Dokümanın (46) dan (64) e kadar numaralandırılmış sayfalarında, "Fethullah GÜLEN Grubuna Ait Öğrenci Yurtları" başlığının altında (495) adet öğrenci yurdunun adı ile bulundukları illerin adının liste şeklinde yazılı olduğu, Dokümanın (65) ile numaralandırılmış sayfasında, "Akyazı Vakfı mal Varlığı" başlığı altında, Akyazı Vakfının (23) ilde bulunan mal varlıklarının yazılı olduğu, Dokümanın (66) ile numaralandırılmış sayfasında, "Akyazılı Vakfı'nm Yurt Listesi" başlığının altında, (45) adet Öğrenci Yurdunun adının ve bulundukları illerin adlarının liste şeklinde yazılı olduğu, Dokümanın (67) ile numaralandırılmış sayfasında, "Akyazılı Vakft'na Gelir Getiren Kuruluşlar" başlığının altında, (8) adet Eğitim Kurumunun adının yazılı olduğu, Dokümanın (68) ile numaralandırılmış sayfasında, "Fethullah GÜLEN Grubu Nurcu Kesime Ait Yayınlar" başlığının altında (15) adet yayın adının ve yayın yaptığı ilin adının liste şeklinde yazılı olduğu, Dokümanın (69) ile numaralandırılmış sayfasında, "Fethullah GÜLEN Grubu Yurt Dışı Eğitim Kuruluşları" başlığının altında (32) Ülkenin karşılarına Üniversite, Lise, İlkokul ve Dil Merkezi sayılarının yazılı olduğu, Dokümanın (70) den (72) ye kadar numaralandırılmış sayfalarında, (155) adet Eğitim Kurumunun adının, bulunduğu ilin adının, Kurucu Şirket/Vakıf adının, Türünün, Açılış tarihinin, Öğrenci sayısının ve personel sayısının yazılı olduğu, (2) Adet birbirinin aynı olan ve (20) sayfadan oluşan "Siyasal İslamm Yayılması" adlı kitapçığın içeriğinde; Türkiye'deki İmam-Hatip okulları, Yaz Kuran Kursları ve İlahiyat Fakültelerinde okuyan öğrencilerin ülke genelindeki sayısı, diğer okullara göre oranı, buralarda eğitim gören öğrencilerin hangi yıllarda, Hangi okullarda ve ülkelerde mastır, doktora gördükleri, öğrencilerin ve kuran kurslarında eğitim görenlerin seçmen sayısı olarak hangi yıllarda ne kadar etki edecekleri hakkında toplanmış bilgilerin bulunduğu, (1) adet, (89) sayfadan oluşan, "Sayın Başkanım" ibaresi ile başlayıp, "... İslami yayın" ibaresi ile biten, sayfaları (l)'den (89)'a kadar numaralandırılmış, kitap şeklinde hazırlanmış doküman içeriğinde; Kitabın üzerinde bulunan ve (1) ile numaralandırılmış sayfada; "10 Ekim 1997" tarihinin altında, "Siyasi İslam" ile mücadelenin ve yapılması planlanan bu mücadelenin temel felsefesini ortaya koymak amacıyla hazırlandığı belirtilen bu kitabın, "Siyasi İslam" konusundaki birikimlerin derli, toplu ve sistematik bir şekilde sunulmaya çalışılmasının anlatıldığı, yazının altında Erdoğan Ö Emekli Hava Orgeneral isim ve imzası bulunan bilgisayar çıktısı yazı olduğu, Kitabın kapak kısmında "GİZLİ" ibaresi ve "SİYASİ İSLAMLA MÜCADELE YÖNTEMLERİ EYLÜL 1997" ibarelerinin olduğu, Sunuş bölümünde; "Ülkemizin son yıllarda karşılaştığı en ciddi sorunlardan birinin Siyasi İslam'ın yayılması ve geniş halk kitleleri tarafından benimsenmesi olduğu, önemli olanın bu problemin tanımının iyi yapılması olduğu, yapılmış olan "BU ÇALIŞMA'nm", ülkemizi ve insanlarını çağdışı ve totaliter bir zihniyet içinde yönetmek iddiasıyla ortaya çıkan Siyasi İslam'la, demokrasi kuralları içerisinde verilmesi gereken topyekün mücadelenin esas ve usullerini içerdiği",
Kitap içerisinde; Refah Partisi ve bu parti mensuplarının; Türkiye'de "Siyasi İslam'ı kurmaya" yönelik faaliyetlerinin olduğu, bu faaliyetlerle mücadele edilmesi gerektiği, Refah Partisine mensup birçok bakan, milletvekili, il ve ilçe başkanlarının isim ve konumları


belirtilerek faaliyetlerinin anlatıldığı, bu kişilerin Türkiye Cumhuriyeti Devletini yıkarak yerine Totaliter bir rejim kurmayı, Devleti şeriatla yönetmeyi, Türkiye'de "Siyasi İslam'ı" kurmaya çalıştıklarının anlatıldığı, Sonuç bölümünde ise; Siyasi İslam olarak tanımlanan sorunun çok yönlü olduğu, bu sorunla ilgili olarak organize bir şekilde mücadele edilmesi gerektiği, Siyasi İslam'ın çok tehlikeli olduğu, demokrasiyi yıkarak yerine İran tipi, Suudi Arabistan tipi, Cezayir tipi bir Siyasi İslam'ı, şiddete dayalı olarak getirmek istediği, yaşam tarzımızı tamamen değiştireceği, bütün temel değerlerimizi yok edeceği, temiz saf vatandaşlarımızın bu konu hakkında bilgiye sahip olmadıkları, birçok üst düzey yöneticinin dahi bu tehlike hakkında yeteri kadar bilgiye sahip olmadığı, mücadele de devamlılığın esas olması gerektiği, bunun içinde Laik güçlerin organize olmalarının gerektiğinin anlatıldığı tespit edilmiştir.
c-Telefon Görüşmeleri

Tape No:3685, 25.12.2007 tarihinde Kemal ALEMDAROĞLU ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal ALEMDAROĞLU'nun "Kemal'ciğim nasılsın?" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Sağolasın patronum saygılar sunuyorum. Sen nassm" dediği, Tape No: 3702, 29.12.2007 tarihinde Kemal ALEMDAROĞLU ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal ALEMDAROĞLU'nun "Git ama Rüştü abi biraz daha açıkça ne bileyim yani baskılı mı konuşsun rica edercemi konuşsun yani bunu yaparsa zaten o yapacak artık" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Evet başka" dediği, Kemal ALEMDAROĞLU'nun "Başkada bir çıkarı kalmadı" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Başkada çıkarı siz buna itiraz mı ettiniz Karar düzeltme aşamasında mı ne aşamada" "Yani bu Türkiye tarihin en büyük alçaklıklarından biridir sana yapılan" dediği, Kemal ALEMDAROĞLU'nun "Çok büyük alçaklık çok büyük alçaklık adam konuşmaya başlıyor büyük yolsuzlukların olduğu sonuçta açılan dava hiçbir tane Antalya'daki dava ile ilgili yok on dört ay gecikmiş yok bilmem ne olmuş davası düşüne biliyor musun konuşmak büyük yolsuzlukların olduğu diye başlıyor" dediği, Tape No: 3723, 09.01.2008 tarihinde Kemal ALEMDAROĞLU ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "Fakat İstanbul Teknik'in O., çocuğu rektörü" dediği, Kemal ALEMDAROĞLU'nun "Evet" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Ondan sonra, Yönetim Kurulundan karar almış olmaz diye" dediği, Kemal ALEMDAROĞLU'nun "Ya nasıl o böyle bir karar alır" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Fatih HİLMİOĞLU'nu kafaya almışlar. Kimi öneriyor biliyormusun Fatih'e, haldır haldır çalışıyor şimdi. Boğacaktım herifi. Tayfun A " dediği, Kemal ALEMDAROĞLU'nun "Biliyorum biliyorum. Duydum ee.. hayretler içersindeyim." dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Şunu Fatih'i bi ara da şunu bi anlat ya" dediği, Kemal ALEMDAROĞLU'nun "İstifa ediyomuş, etmiş ıı.. Üniversiteler Arası Kuruldan ben" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Dinciyi seçin, bu herifi seçmeyin. Bu kadar ayağa düşürülmez Türk Üniversitesi" "Onun hırsız olduğunu anlat lütfen Fatih'e seni dinler. Bu da bir manyak da bu çıktı başımıza Kemalciğim." dediği,
Tape No: 3742, 24.01.2008 tarihinde Kemal ALEMDAROĞLU ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "Kemal'ciğim duydun mu haberleri" dediği, Kemal ALEMDAROĞLU'nun "Cerip seçilmiş" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Evet" dediği, Kemal ALEMDAROĞLU'nun "Değil mi ?" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Bütün Tosun efendi buraya gelip çadır kurmasına rağmen 83'e - 54 oldu ama 54 tane köpek çıkmış oradan" "Sen dedim kimsin lan tanımadığım adamı aday gösteriyorsun utanmaz herif ya Rektör müsvetesi yıkıl karşımdan bir gidişi var ki" "Hayret dimi Tayfun A.... çekildi Allah'tan" dediği, Kemal ALEMDAROĞLU'nun "biliyorum" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Ama süper" dediği, Kemal ALEMDAROĞLU'nun "Ona biraz Erdoğan biz hazırlattık" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "iyi oldu iyi oldu" dediği, Tape No:3798, 02.02.2008 tarihinde Kemal ALEMDAROĞLU ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRUZ'ün "Musaidim canım müsaidim ıı yani olay iştigal etti
üniversiteler iyi iyi direndiler" dediği, Kemal ALEMDAROĞLU'nun "çok güzel çok güzel" dediği, Tape No:8363, 20.04.2008 tarihinde Bedrettin DALAN ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "Sen bu Rektörler filan duruyor ya sen bi de bana sor gel çektiğimi bi Allah biliyo bi ben biliyorum ha" dediği, Bedrettin DALAN'm "Memleket gidiyor değil gitti" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Valla hala bi tutulacak tarafı var" dediği, Bedrettin DALAN'in "Var mı" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Var bu istanbul istanbul bunların elinden alınabilirse Bedrettin abi şayet sen benden daha görürsün düşün taşın bana de gel şunu yap de yanımda şey ol de ben senin emrinde olurum yani" "Yani şey yani ne yapayım ben kenarda durdum baktım ki ben laf yetiştiremiyorum köpek dolu etrafta geçen gün bi tanesi görev kabul etmiş YÖK'te masada ulan köpeksin sen dedim be sırf neye kabul ediyor biliyor musun emekli maaşı artsın diye" dediği, Bedrettin DALAN'm "Kim o ya" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Atilla diye bi köpek" dediği, Bedrettin DALAN'm "Duydum ismini" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Köpek yalvardım altı aydır yapma Atillacım bu adama şey vermeyin meşruiyet vermeyin diye bana diyor ki ama emekli maaşım artıcak ulan köpek dedim ben dörtyüz milyar lirayı bıraktım be laf gelmesin diye 8 sene emekli maaşı almadım" "Bunlar adam değil onun için bak ben valla senin adını söyleyecem bazı yerlere bedrettin abiden başkası bunu kurtaramaz diye" dediği, Tape No:8939, 21.05.2008 tarihinde Engin A. ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "Bunlardan Rektör Mektör olmaz ya., böyle bir akil adamlar gurubunun kim rektör olacağına onların karar vermesi lazım türkiye çapında" dediği, Engin A.'nm "Öyle adamda bula bilirsen iyi yani" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "bulursun niye bak öyle bir bulursunki ya yeterki siyasi ortam ona elversin" "Ha bak biraz yaptık kendi aramızda danışaraktan ederekten bulmadıkmı bir sürü şahsiyetli adam onlar iyi kötü iyi imtahan verdiler" "ama ben sana söyleyim şey olsaydı bir dönem daha kalsayıdı bu son fırsatı ben elime geçire bilseydim 50-60 tane rektör adamı anadoluda olurdu orda .." dediği, Engin A.'nm "tabi şuan şuanda mesela korkunç adamların eline korkunç bir fırsat geçti ya e göreceğiz tabi ne olduğunu ne edeceğini" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Yarın varmı Ispartanm şeyi Rektörlük şeyi" dediği, Engin A.'nın "var yazın" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün ".. DÎNCİ DİYORLAR" dediği, Engin A.'nın "Evet üçüncüde MHP li MHP belediye başkan adayıymış" "Daha öncede" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "O DİNCİLİĞİ VARMIYMIŞ ONUN DA" dediği, Engin A.'nın "Valla o MHP li dediler daha önce başkan adayı oldu dediler yani öyle bir bileşim kombinasyon var orda yani" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "İKİNCİSİ DİNCİMİ" dediği, Engin A.'nın "İKİNCİSİ DİNCİYMİŞ" dediği,
Tape No: 8941, 22.05.2008 tarihinde Mustafa A. ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "Bu çok tehlikeli işler yapıyorlar Mustafa çok bunlar Ali Ekrem bir de şeye dikkat edin o adamı hiç gözüm tutmamaya başladı" "Eskişehirinkini" dediği, Mustafa A.'nın "Osmangazi mi Anadolu mu?" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Hayır Hayır" dediği, Mustafa A.'nm "Yoksa Anadolu mu?" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Osman sana bir şey söylüyeyim mi onu Osmangazininkinden korkma ne olduğu belli" dediği, Mustafa A.'nm "Belli evet" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Ben onlara hiç şey yapmıyorum yani fazla da BİR DİNCİ DEĞİLDİR işte onlarla idare ediyorlar ama öbür tarafta laik görünüp bunlarla şey yapanlar çok tehlikeli" dediği, Mustafa A.'nm "Hocam tabi aynen bizim Baykara da ona uyuyor şimdi Akp lilerle aram çok iyidir falan" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Benim görebildiğim kadarı ile benim tahminim bunlar her üniversitede şey yapmazlar mesela İstanbul Teknikte üçüncü sıradan bir adamı yapsalar ne işine yarayacak bunun" "Dimi bence bunlar bir kaç yerde yapacaklar bak mühim olan bunlar için Erzurum" "Anadoluda Erzurum u yaparlar ondan sonra İsparta yi kesin yapacaklar çünkü Metin orada" dediği, Mustafa A. 'mn "Yalnız İsparta nın bir kötü tarafı olur hocam moral bozar diğer seçimlerde" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Bak Lütfü de çok aşağılık bir heriftir" dediği Mustafa A'nın "Evet öyle çıktı" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Abi öyle çıkmadı ben Tubitak siz onu bilmezsiniz 1990 da ben Tubitak ta işine son verdim onun" dediği, Muslala A"nın “Bilmiyorum nerden bileyim" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Uludağ üniversitesi orada başbakanla bir resim var" dediği, Mustafa A. 'nın "Ha
öyle şeyler yaptı o" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Bir resmi var sırıtarak şey yapmış gülümseyerek" "Abi bu olmaz ulan bunu ben yapmazısını bilmiyormuydum" dediği, Mustafa A.'nm "evet" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "bak abi büyük mücadele yürüyor" dediği, Mustafa A.'nın "Evet" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Şu yargının dünkü bildirisi öyle kolay bir şey değil" dediği, Mustafa A.'nın "Değil son derece de haklı tabii gene çıldırdı herifler" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Son derece de haklı "Abi şimdi orada Mustafa bak şimdi ben sana söyliyeyim ben Mustafanın sapıttığı kanaatmdayım karısı rektör adayı ya" "Şu anadolu da işini gücünü bırakıp büyük bir fırsat geldi ellerine Mustafa" "Ulan oraya zımba gibi rektörleri koysanıza ya hepsi fire veriyor" "Hiç birine güvenmiyorum ben onların ha hiç birtanesine güvenmiyorum" dediği, Mustafa A.'nın "Evet haklısınız" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "bunlar şimdi böyle ama bak Mustafa ya niye kızıyorum Mustafa ya biliyormusun şu resmi gören bir adam Aksarayda ki ne yapar Mustafa bak düşün ne yapar AKSARAY DAKİ KÖYLÜLER HEPSİ Y...K ŞEYE HAZIR DOMALMAYA HAZIR" dediği, Mustafa A.'nm "Evet" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Diyecek ki ulan Atatürkçü Düşünce derneğinin bilmem ne başkanı böyle gülücükler dağıtıyorsa başbakanla ben ne yapayım diyecek herif bunları düşünmüyorlar ya sen bir gün benim bunlara çok sert hakaretler dışında konuştuğumu gördünmü duydunmu kamuoyu önünde" dediği, Mustafa A. 'nm "Hayır hayır" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "neyse ağustosta Demirel bana sormuştu ne kadar dayanabilirler diye ağustosa kadar dayanırlar demiştim" "pek ağustosu bulamadık ama"dediği, Mehmet A.'nm "Gitti gene iş hürmetler.." dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Hadi bir de şeye bir gün Ahmet Necdet aramadı Demirel her gün telefon her gün telefon açtı" dediği,
Tape no: 8942, 22.05.2008 tarihinde Gülsün ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Gülsün 'ün "Tamam şey YÖK Yasasında şöye bir değişiklik öngörülüyormuş üniversitelerde doçentlik profösörlük kriterleri yeniden düzenleniyor 67" "72 yaş profösörlükte uluslararası yayın şartı ararımı" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Müstehak ya bunlara işte bu Türkiye işi böyle başa böyle tıraş" dediği, Gülsün 'ün "Ondan sonra bide şey YÖK bu yeni üniversitelerde rektör seçimi için rektör ataması için daha doğrusu Profösörler arası 3 adayı ama hangi profösör o belle değil Türkiyenin herhangi bir yerinden herhangi pofösöler başvuracak YÖK te onu değerlendirecek" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Müstehaktır Atilla E gibi şey gibi Ali E gibi köpekler olduğu müddetçe etrafta müstehaktır" "olacak şey değil ya gitti bitti iş yani yeniden toparlamak lazım çok radikal bir yazık günah bu Anadoluya tayin ettikleri rektörleriin içinde adam yok ya hepsi yumuşadı" dediği, Gülsün 'ün "Yumuşadı mı diyorsun" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Tabi ben burda bu kadar sert durmasam gene bişey olacağı yok ben sana söylim iki üç kişi vardır yumuşamayan bak bir tanesi Nusrettir bir tanesi Engin dir Fatih HİLMİOĞLU Ferit BERNAY bizim Mustafa bile bunlarla şey yapıyor vıt vıt..."dediği, Tape No: 8943, 22.05.2008 tarihinde Namık K. P. ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "Senin Türker e destek olman demen Tosun a destek olman demendir doğal vasıtası ile bunu unutma bu iki o. çocuğunu ben bunları dünya ahiret bir yerde soracağım bunlardan hesabını" dediği, Namık K. P.'nin "bu çok doğru değil ya en azından öbürü doğru da" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "bunu benden iyi bilmene imkan yok bunu olacak şey değil bunların yaptığı ya" "Tosunla Burhan ... g.. bunlar hain bunlar" "Süha nın bu üniversiteden ayağının kırılması lazım onun için Ural a hep destek ol samimi davran o konularda senin konunda çok hata etti seninde hatan büyük hataların var neyse onlar geride kaldı ama bunlar içerisinde benim görebildiğim kadarıyla Ahmet ten başka bu üniversitede kötü gidişata dur diyecek adam yok" "Anladın mı üniversiteler arası kurul üye vermedi meşruyeti en azından meşruyet tartışması başlıyacaktı para için gitti köpekler" dediği, Namık K. P.'nin "Yazıklar olsun" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "ondan sonra kötü adam oluyorum köpek dedim diye bunlara bu köpeklik değilimdir" dediği, Namık K. P.'nin "Köpeklik olmaz mı bal gibi köpeklik" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "iyi köpeğe köpek demiyeceksen ne diyeceksin yani" "Hiç kimseyle konuşmadım senden başka bir rektörlük işini Ural la dahi konuşmadım" dediği,
Tape no:8944, 22.05.2008 tarihinde Mustafa YURTKURAN ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle: Kemal GÜRÜZ"ün, "Gördün mü köpeğin bana yazdıklarını" dediği,
Mustafa YURTKURAN 'nın "Sana cevap mı yazmış" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Hee bende ona yazdım ... almadın mı" dediği Mustafa YURTKURAN'nın "Senin yazdığın geldi bugün senin yazdığın geldi onun yazdığnıda okudum senin yazdığından sonra başka bir şey yok dimi" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Hayır yok onun yazdığım da okudun dimi o. çocuğunun" dediği Mustafa YURTKURAN'nın "okudum ve ... yeni öğrendim" "Benim birazcık sabretmem lazım" "Biraz tarafsız bi gözle sabret dışarda durmam lazım" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Neden" dediği Mustafa YURTKURAN'nın "Abi bitireyim bitirdikten sonra her nevi savaşı vercez tabi yani semdi" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Ama bitirince... yapacaksınız abi herif sizden güç çalıyo bak konuşuyosunuz bunla sonra bana diyo ki beni destekliyo diyo arkadaşlarımız" dediği Mustafa YURTKURAN'nın "Yani şimdi bi operasyorum var ADD de onu bitireyim ondan sonra bunu da opera edeceğim merak etme şimdi bi daha seçilebilecek mi" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Bi hakimler kadar olamadınız ya 3 kişinin sırtında gitti Mustafa valla sana kırgınım ha buna söyledim yüz vermeyin bu herife diye" dediği, Mustafa YURTKURAN'nın "Abi vermiyorum zaten kestim ilişkiyi benden de gitti ne arıyorum ne soruyorum ya daha ne yapacam" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Köpek bu hayır s. git diyeceksin ya köpek diyeceksin ya bu kavga böyle gelir abi ya bunun şakası yok siz bu işlerde pişmiş adamlarsınız ... Mustafa Kemalin tek askeri ben miyim" dediği, Mustafa YURTKURAN'nın "Olur mu öyle şey tabi değilsin ya yani" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "ADD madede geçin abi ADD den bi b.k olmaz askerlerlen üniversiteli hakimler verecek savaşı askerleri kattığın anda b.k oluyo" "Bi b. olmaz abi ADD den madede den solculuk molculuk filan yerdendi bu üniversitenin haysiyetli mücadelesi bitti bitti" "iki tane köpek bitirdi herif s., kanun çıkartıyo lan çıtınız çıkmıyo bana kalkıyo öyle s., herkesin" "Yalnız bu i..e yi masanıza almıcaktınız" dediği, Mustafa YURTKURAN'nın "İşte alındı ne yapayım" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Bak bana sen allah allah mısın diyo sen bana ben senin ananı avradını s., boynumun borcu oldu bak" dediği Mustafa YURTKURAN'nın "Dur abicim" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "O ikisini" dediği, Mustafa YURTKURAN'nın "Hepsini halledicez" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Benim anam ağladı bunlar birader tek başıma şu son olaylarda arkanızda ben durmasaydım gene Mustafa tesadüfen şey olmasaydı yine bi b.k yapamıcaktınız" dediği,
Tape No: 8945, 22.05.2008 tarihinde Fatih HİLMİOĞLU ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Fatih HİLMİOĞLU'nun "Hocam hakkaten yani çok yani kutluyorum da hocam işte böyle Türkiye böyle ne yapalım ya" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Bitmiş lan bu iş Fatih" dediği, Fatih HİLMİOĞLU'nun "Vallahi öyle" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "1-2 tane köpek bitirdi biliyo musun" "ulan hakimler kadar olamadı üniversite yazıklar olsun lan ömrümü verdim bu işe" dediği, Fatih HİLMİOĞLU'nun "Demek ki sizde bir hayli yanlış at a oynamışınız yani" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "... şunlara bi iyice geydirin ya bu ikisine ya son gider ayak bu şeye neydi bu Atilla le EL 2 köpek" "Allahtan dün Hakimler sağ şey çıktı ..." dediği, Fatih HİLMİOĞLU'nun "öyle hocam helal olsun adamlara yani" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Ya hepsi ... Fatih bir gün şur ... gülücük... dağıttın mı benim bunlara ya bizim rektörlerin hepsi Bakanlarla makanlarla enseye tokat 3 kuruş alıcam diye" "Bunlar içinde atanması bence garanti olan" "Bi tek Mustafa AKAYDIN var sağlam durduğu için diğer bu diğer y...lık yapanların çoğu gidebeler ha" "Kıvırtmaya çalışanların filan" dediği, Fatih HİLMİOĞLU' nun "Mustafa AKAYDIN niye o kadar emin bakıyosunuz ki AKAYDIN a" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "ama Mustafa iyi durdu iyi mücadele verdi" "ben de laiğim Mustafa nasıl atanmaz ben atanırım ulan Mustafa orda şey vermiş bihaysiyet mücadelesi vermiş" dediği, Fatih HİLMİOĞLU' nun "Evet doğru" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "sen onu 1. çıkar onlar düşünsün atayıp atamicağını" dediği, Fatih HİLMİOĞLU' nun "Evet doğru aynen" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Hem de büyük farkla birinci çıkar" dediği,
Tape No: 8946, 22.05.2008 tarihinde Ural ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Ural'ın "Tabi şimdi esas bende elebaşılık yaptım bi bakıma yani" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Yani" dediği, Ural'm "Adama garanti verdim bu çocuk iyi çocuktur güvenilir çocuktur dedim yani" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün “Köpek öbür öbürüne ne diyosun öbür köpeğe" dediği, Ural'in "Kim" dediği, Kemal GÜRÜZ" üri “Eskişehirdeki" dediği, Ural'ın "Ha o ayrı bir şey" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Ya ayrı işte yani benim kazığım oda şeye" dediği, Ural'ın "Evet" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Türkiyeye hediyem" "Yani çok Kemal ALEMDAROĞLU da onun oyuyla gitti biliyorsun bir oyla" "12 şey bir oyla gitti" dediği, Ural'ın "Onu bilmiyorduk öylemi" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Bir rektör hakkında işlem yapılabilmesi için toplantı kaç kişiyle toplanırsa 11 tane oyla 12 tane oy lazım" "yargı kadar olamadı üniversite Ural" dediği, Ural'ın "Doğru işte bizde yalnız kalıyoruz Kemalm ya görüyosun" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "3 KİŞİ KALDINIZ" dediği, Ural'ın "Evet" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "3 kişi 4 kişi kaldınız" "İstanbuldaki herifin o Faruk K m ne b. yediği belli değil" "Zaten aptal beyin yok herifte" dediği, Ural'ın "Doğru doğru" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Öbür Mesut mudur nedir o yani o anlamadım ben o" "Faruk ... dedim bugün söyledim dayanamadım artık dedim yakışıyo mu sana ya bi yandan Atatürkçü Düşünce Derneği askerlerlen g.t. g..te askerlerden de bi b.. olmaz dedim" dediği, Ural'ın "Evet" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Kendi bileğine güvenemeyen adam hiç bi şey yapamaz Türkiye de" dediği,
Tape No: 8947, 22.05.2008 tarihinde Atilla S. ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "bu köpeklerin lütfen köpek muamalesi yapın buna" dediği, Atilla S.'nin "Evet evet ne oldu gene ondan sonra yeniden birşey mi oldu" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Hayır bana cevaplar yazdı.. ben zaten Ahmet Necdet'le de kavga etmişim" "Mustafa dağıtmış vaziyette" "Karısını rektör yapacağım diye ben olsaydım ... bu gün .. sana Mustafa dedim sana kırgınım demeye yüreğim varmıyor ama buruğum dedim sana karşı buruğum" dediği, Atilla S.'nin "Ulan bu da bu da evet bu bir gelenek oldu ya bu rahmetli şeyin Kocaeli rektörü ne Baki den sonra hanımlar rektör oluyor" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Daha kötü Diyarbakır da da aynı şey olacak" dediği, Atilla S.'nin "Ulan ne doyumsuz insanlar bunlar yav vallahi billahi" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Çok varda" dediği, Atilla S.'nin "Şey var heralde çok mu mama var ne b. yiyorlarsa bilmiyorum" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Atilla biz haysiyetimizi iyi korumuşuz ya" dediği, Atilla S.'nin "dur bakalım şu kapatma işi bir bitsinde ondan sonra inşallah" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "İzmirde nasıl şuan" dediği, Atilla S.'nin "İzmir karışık ya bu gün 9 Eylülde bir tören vardı oraya gittim Emin şey diyor orda biz diyor 750 falan oy alacağız diyor" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Atilla sen bu herife" dediği, Atilla S.'nin "Hayırlısı olsun hocam" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Köpek muamelesi yap" dediği, Atilla S.'nin "tamam hocam" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Bunu da ulan adam zannettim kalıp kıyafetlerinde işte mason derneği ulan bunlardan kötü adam çıkmaz işte dinci çıkmaz çıktı daha kötüsü çıktı" dediği,
Tape No: 8948, 22.05.2008 tarihinde Tunçalp Ö. ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "Bu köpek Atilla ya ya bu Ali E e lütfen köpek muamelesi yapın" dediği, Tunçalp Ö.'nün "ben konu kişiyle de konuşmuyorum" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Özellikle rica ediyorum tam bir" dediği, Tunçalp Ö.'nün "Hakaten de konuşmuyorum ve ben odalarına da gitmedim ne tebrik ettim ne hayırlı olsun dedim hiç konuşmadım" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Yav ne aşağılık herifmiş bunlar be" "Bi de şu Fevzi Sürmeli varya bi köpek te odur bak" dediği, Tunçalp Ö.'nün "Yav ne yapmış o da biliyormusun yani o da bir kontenjanlar istemiş yani Engin düzeltecem diye Salı ya kaldı kontenjan lar İlahiyatta hır çıktı yani" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Ama bu iki köpek onlarla hareket ediyor değil mi" "O. çocuğu burayı ben ona dediğim sana dar getireceğim Türkiye yi..." "Bi ona şöyle bi şey söyle merak etme kim birinci çıkarsa onu destekleyecem Ankara Üniversitesinden " dediği, Tunçalp Ö.'nün "Hiç ben aksi söz konusu değil" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Ama sen söyle diyorum ya bi şey biliyorum da ..." dediği, Tunçalp Ö.'nün "Ben ne oldu Türkan Saylan dedi ki efendim 3.kere dedi dekan olunuyor dedi başka adam yok mu dedi bende dedim ki" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Hep oluyor" dediği,
Tape No:8949, 23.05.2008 tarihinde Mustafa İ. İle yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "Bu Atilla ... öbür köpek tam ikis tam köpek çıktı Mustafa" dediği, Mustafa İ'nin "İşte ne yapalım yani tablo bu yani” dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Valla bu adamlar nasıl şey dimi ya aynı onlarla beraber hareket ediyolar böyle" dediği, Mustafa İ'nin "Tabi şimdi yani" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Köpek ne dicem seni ben niçin aradım" dediği, Mustafa İ'nin "Söyle canım" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün ' Gazi de çok enterasan işler oluyomuş" dediği,
Tape No:8951, 23.05.2008 tarihinde Mustafa YURTKURAN ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "Niye Gelmiyon abi üniversiteler arası kurul var ..." dediği, Mustafa YURTKURAN'm "Yarın Süleyman beyi karşılıcam ya hazırlak yapıyorum" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Sen görürsün bak Yusuf ZİYA köpeği seni ne yapacak" dediği, Mustafa YURTKURAN'm "Oyacaklar beni dimi" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "He tabi bende onlarla beraber olcam ulan Erdoğana karşı iki sıfır mağlubuz farkında mısın" dediği, Mustafa YURTKURAN'm "Biz her şeyde mağlubuz" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Bitti bu iş" dediği, Mustafa YURTKURAN'm "Şu anda her şeyde mağlubuz" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Yaz bi tarafa onun o i..e nin anasından emdiği sütü burnundan getirmessem bak sokak da dolaşamaz hale geliyo yavaş yavaş" dediği, Mustafa YURTKURAN'm "Zaten şey dün akşam telefon etti bana istifa edeceğim diyo bütün öğretim üyeliğinden herşeyden" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Çok iyi olur bi mikroptan kurtulur şey bi köpekten kurtulur şey Türkiye bunalıma girdi dimi" dediği, Mustafa YURTKURAN'm "Bunalımda" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Ben bunların karılarına filan acıyorum" dediği, Mustafa YURTKURAN'm "Bunların hepsinin içinde bi rektörlük duygusu var şeysi hırsı" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Ben bunların karılarına acıyorum böyle bi köpeğin altına yatılırını be vallahi öyle çok acırım ben bunların karılarına" dediği, Mustafa YURTKURAN'm "Sen oraya da karışma artık boşver" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Hayır bak böyle aklıma geliyo" dediği, Mustafa YURTKURAN'm "Boşver boşver" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Akşam böyle bi köpeğin altına nasıl yatar lan o karı" "Mustafa şu şeyle özel ilgilenin Diyarbakırla ordaki rektörün karısı aday çok pis şeyler oluyo" dediği, Mustafa YURTKURAN'm "Pis .... aday kötü mü" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "... kötü diyarbakırla özel ilgilenmeniz lazım" dediği, Mustafa YURTKURAN'm "onun karısı mı oluyomuş şimdi" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Öyle duyuyorum" dediği, Mustafa YURTKURAN'm "Ben de duydum o işi de yani seçilebilecekmiymiş diye soruyorum" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Bilir orda adam kalmadı ki Türk kalmadı orda" "Oğlum s., et YÖK kurulunu bilmem neyi onların şeyi bu herif yapıyo bunu bu i..e o Halis A da bi köpek de odur önada yüz vermeyin ha çok tehlikeli heriftir onlar yani Türkiye abi şu yargı ulan yargı kadar olamıyo üniversite ya lan tek başıma bunu Mustafa Kemalin tek neferi ben miyim ben şimdi orda olsan bunlar nefes alabilir miydi ya ya yargı kadar omllamıyo üniversite ya" "Mehmede söyle köpeğe yüz vermesin oda" dediği, Mustafa YURTKURAN'm "Tamam önada söyliyeyim 3 rektör yardımcım da burda hemen söylüyorum 3 üne de" dediği,
Tape No:8952, 23.05.2008 tarihinde İsmet B. ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "Üniversitler Arası Kurulun seçtiği üyelerden iki tanesi malesef yürütme kurulunda görev kabul etmiştir bu çok nahoş olmuştur" dediği, İsmet B.'nin "Buna da değinin" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Kabul etmemeleri gerekirdi" dediği, Tape No: 8953, 23.05.2008 tarihinde Mustafa A. ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "Farkındamısın Mustafa 3-5 kişi kaldık" dediği, Mustafa A.'nın "Farkında olmaz olurmuyum ama genede Üniversiteler arası kurul oy birliğiyle arkamdaydı." dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Aman aa Mustafayı bir kez daha seçmemiz çok önemli aa" dediği, Mustafa A.'nın "Kimi" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Mustafa İlhanı şeyi .." dediği, Mustafa A.'nın "O şuandaki ilk gündemimiz zaten" dediği,
Tape No: 8954, 23.05.2008 tarihinde X Şahıs ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; X Şahsın "nasıl buldunuz rektör arkadaşlarınızın üniversiteler arası kurul başkanının yaptığı değerlendirmeyi" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Fevkalede gurur verici buldum Türk milletinin bi ferdi olarak içim rahatladı kendileriyle zaten gurur duyuyodum bu gurur duygum bir kez daha arttı çok değerli bilim adamı sayın Mustafa AKAYDIN m şahsında tüm üniversiteler arası kurul üyelerine en içten saygılarımı sunuyorum ve iki hususu dile getirmek istiyorum" "İkincisi bi kaç defa daha dile getirdim bir daha dile getiriyorum YÖK başkanı olarak atanan Yusuf Ziya ÖZCAN anayasanın YÖK başkanı için öngördüğü şartları taşımamaktadır dolayısıyla ataması tartışmalıdır bence meşru değildir anayasaya aykırıdır başkan vekili olarak atanan bi kişi daha da ilginç Doçent unvanlı kişi üniversite profösörlüğe yükselememiş" "Bir kişi eşi cumhuriyetin kılık kıyafet kanunlarına aykırı bi şekilde üniversiteye gelmekte ısrar ettiğinden dolayı üniversiteyle ilişkisi kesilmiş bir kişi daha böyle buna benzer başka üyelerde var rektör yardımcılığından gelmiş bence hukuka aykırı üyeler var vesayire şimdi bunlarla birlikte çalışmayı kabul eden insanlar iyi düşünmelidirler kimlere çalışıyorum ben yarın öbür gün dostlarınım arkadaşlarımın yüzüne nasıl bakacağım diye ortada fevkalade tartışmalı meşruyeti fevkalede tartışmalı bi durum vardır Yusuf Ziya ön görülen şartları taşımamaktadır başkan vekillerini" dediği,
Tape No: 6172, 26.06.2008 tarihinde Mehmet Şener ERUYGUR ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "Sizin çok üzücü bir konu için rahatsız ediyorum yüreğimden yaralanmış vaziyetteyim" dediği, Mehmet Şener ERUYGUR'un "Buyurunuz efendim" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Çok samimi bir arkadaşımızı çok yakın bir arkadaşımın ihanetini size açıklamak mecburiyetindeyim onun için arıyorum üzüleceğinizi bile bile mecbur yapmak zorundayım" dediği, Mehmet Şener ERUYGUR'un "Buyurunuz efendim" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "YÖK e bir üye seçilecek" dediği, Mehmet Şener ERUYGUR'un "Evet" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Yusuf Ziya Özcan" dediği, Mehmet Şener ERUYGUR'un "Evet efendim" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Muhittin Ş adlı bir kişinin seçilmesini istiyor" dediği, Mehmet Şener ERUYGUR'un "Evet" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Bu kişi Milli Eğitim Bakanı tarafından YÖK e atanmış Hüseyin Çelik tarafından" dediği, Mehmet Şener ERUYGUR'un "Evet efendim" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "AKP den milletvekili aday adayı olmuş seçilememiş" dediği, Mehmet Şener ERUYGUR'un "Evet" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Daha sonra Cumhurbaşkanı bunu Ahmet Yesevi Üniversitesine mütevelli heyeti olarak atamış" dediği, Mehmet Şener ERUYGUR'un "Evet" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Bu kişiyi öne sürenlerden bi tanesi bizim canımız ciğerimiz benim kardeş gibi bildiğim Mustafa YURTKURAN" dediği, Mehmet Şener ERUYGUR'un "Yapmayın ya" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Kendisine dedim ki sen benim için bittin sen insan biyolojik olarak varsın ama artık yoksun Türkiye'de" dediği, Mehmet Şener ERUYGUR'un "Yapmayın yapmayın ya" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Bunu maalesef size söylemek durumundayım ve maalesef karısının rektörlüğü için yapıyor bunların gözü dönmüş vaziyette paşam ben Atatürk'ün bu savaşı nasıl başarıp kazandığına giderek şaşırmaya başladım yani" dediği, Mehmet Şener ERUYGUR'un "Di mi di mi" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Bu bilgiyi size maalesef üzülerek vermek durumundayım" dediği, Mehmet Şener ERUYGUR'un "Anlıyorum" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Ya özür dileyecek hepimizden ben hata ettim çekiliyorum bu işlerden diyecek veyahut ta gereği bu olmaz ya"dediği, Mehmet Şener ERUYGUR'un "Ne dediniz ismini efendim" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Muhittin Ş " "Marmara Teknik Eğitim Fakültesinde profesörmüş zaten bu onların yuvalandığı yerlerden biridir" dediği, Mehmet Şener ERUYGUR'un "Anladım anladım" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Paşam bakın şeyde" dediği, Mehmet Şener ERUYGUR'un "...yani evet" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Evet ben bunu tanıyorum diyor yıllardır tanıyorum bu adamı ne var bunda diyor" dediği, Mehmet Şener ERUYGUR'un "İyidir diyor di mi tamam" "Tabi yani bole kendi kendine yani siz konuyu açtığınız için arz etmek isterim" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "A iyi estağfurullah tabi paşam içimizi döküyoruz" dediği, Mehmet Şener ERUYGUR'un "Efendim iki tane şey var orada iki tane hırsız fitne adam onlarla iş birliği yapıyor beni devirmeye çalışıyor beni efendim işte eylemsizlikle filan suçluyor aklıyla ondan sonra her halde hırsıyla şimdi CHP ye genel başkanı mı olmak istedi ne yaptı yani yüreğimden yaraladı beni yüreğimden yaraladı" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Paşam 8 sene neler çektiğimi şimdi hatırlıyor musunuz görüyor musunuz" "Ya o kadar çok bi şey oldu ki ben sesimi çıkarmadım 2 sene önce bi Devlet meselesi için Yaşar paşadan hayatımda ilk defa randevu istedim" "Bana cevap dahi vermediler biliyor musunuz" "Paşam şu olacak şey mi Mustafa'nın yaptığı diyelim sen hem bunu yapıp hem de Atatürkçü Düşünce Derneğinde olamazsın birinden birini tercih etmek zorundasın ikisi birden olursa iki birden olursa ben çok ağıı konuşurum dedim" "Ben 1998'de kamuda görev yapamaz diye rapor verdim 2 defa mahkum oldum 10 küsur milyar lira ödedim sonra geri aldım dün daha Yargıtay da tekrar kazandım davayı” dediği, Mehmet Şener ERUYGUR'un "Evet" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Bu mücadele böyle yapılır ben emekli maaşımla geçinen bi adamım hiç kimseye şey yapmadım şu kadarcık dönseydim büyükelçiydim paşam" "Adamın karısı birinci sırada rektör adayı" dediği, Mehmet Şener ERUYGUR'un "Efendim ben biliyorum o üniversitenin nasıl çalıştığını bugün biliyorum ve içim yanıyor içim yanıyor" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Mersini kurtardık" "Ben Yaşar paşadan randevu aman paşam dikkat edin Mersinde çok iyi bi adam birinci oldu ona destek olun BAŞKA KULİSLER DÖNMESİN DEMEK İÇİN RANDEVU İSTİYORUM ADAM CEVAP VERMİYOR bana ben YÖK başkanıyım emekli yani ben gelip kimseyle kahve içip vakit vaktini alıp sigara içip lak lak edecek bi adam değilim ki bişi var siz beni arasanız iki elim kanda olsa" "döner sizi ararım o anda çıkamamışsam bile Yaşar paşa arasa döner ararım bu bole şey olur mu bu ne biçim ülke burası Afrika ülkesine döndürdüler burayı" dediği, Mehmet Şener ERUYGUR'un "Evet" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Maalesef durum o paşam bunu size söylemek mecburiyetindeydim" dediği,
Tape No: 8958, 30.06.2008 tarihinde Mustafa BALBAY ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "Yarın Üniversiteler Arası Kurul YÖK e bir üye seçecek" "Adaylardan biri Mustafa İ dört dörtlük bir adamdır eski üye zaten " "Bir yeni aday çıkarttılar ortaya Muhittin D mı öyle birşey galiba Muhittin D "bu Milli Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK tarafından Denetleme Kuruluna atanmış" "Onun özel danışmanı Marmara Teknik Eğitim Fakültesinden bir profesör" "Ve AKP den aday adayıymış seçilememiş tekrar dönmüş bunu öneren kim biliyor musun" "Mustafa YURTKURAN" dediği, Mustafa BALBAY'nm "İnanmıyorum hocam" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "karısını seçtirmek için Mustafacım bunları bir teşhir etmeniz lazım" dediği, Mustafa BALBAY'nm "Evet hocam" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Ben ... telefon açtım ŞENER PAŞAYA lütfen bu adamı atın dedim Atatürkçü Düşünce Derneğinden bu adam bana kardeşimden yakındı biliyormusun" "Bi baktır ona gözünü seveyim birde bu Mustafa yi bir teşhir edin ya yani Atatürkçülük yani bu olmaz" dediği, Mustafa BALBAY'nm "Fazla oldu artık evet hocam" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Bu kaçıncı oluyor bu" dediği, Mustafa BALBAY'nm "Fazla oldu hocam fazla oldu hocam" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Bir Atilla E denen bir adamı YÖK e seçtirdiler o da gene yürütme kuruluna girdi Üniversiteler Arası Kuruluna filan" "Sen onu köpek diye masadan kovdun biliyor musun" dediği, Mustafa BALBAY'nm "Anladım" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Ondan sonra bana ... efendim Mustafa diyor ki Kemal hala YÖK ü idare etmeye çalışıyor ya ben ömür boyu ilgileneceğim bu işlen" dediği, Mustafa BALBAY'nm "Tabi hocam" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Benim işim o" "Ben ömrümü vermişim buna bu arada bi de sana sitemim var Cumhuriyet Gazetesinin hiçbir etkinliğine bana davetiye gelmiyor" dediği, Mustafa BALBAY'nm "Haklısınız hocam tamam mesaj alınmıştır ikinci cümleyi kurmayın hocam" dediği,
Tape No: 8959, 01.07.2008 tarihinde Fatma N. S. ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Fatma N. S'nin "Tam tam faşizm bu tam dehşet içindeyim yani şimdi bi daha haber geçti onu da kimseye ulaşamıyorum Atatürkçü Düşünce Derneğinden 17 kişi daha gözaltına alındı filan diye çıldırmışlar artık yani buna söylenecek birşey yok gözü dönmüşler şu an saldırıyorlar ordan Nazlı ILICAKı filan görüyorsunuz ağzından salyalar akıyor kadının nereye saldıracağını şaşırmış" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Vah vahlar bize her sabah gece uyuyamıyacağız artık sabah bize de gelecekler mi diye" dediği, Fatma N. S'nin "Evet" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Hitler zamanındaki gibi tam aynı" dediği, Fatma N. S'nin "Öyle öyle" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Valla bu ama bu şey olabilir yani milleti galeyana getirebilir bu" dediği,
Tape No: 8960, 01.07.2008 tarihinde X Şahıs ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; X Şahsın "Tamam Mustafa İLHAN" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Seçildi büyük fark oldu mu" dediği, X Şahsın "100 e 59"dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "iyi 59 tane köpek var demek orda" dediği, Tape No:8961, 01.07.2008 talihinde Tunçalp O ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "Atilla matillayada güvenmeyin köpeğin biri laf taşıyo bu onun arasında şey" dediği, Tunçalp Ö.'nün "Hiç tabi” dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Buna oy moy vermeyin ya bunun burnunu sürttürmek lazım kim olursa olsun bunun karısı olmasında kim olursa olsun abi zaten biter üniversite yani" dediği, Tunçalp Ö.'nün "bencede biter" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Hayır kaldımı dostluk şu yapılan yani benim buna mesele etmem benim için bi şeref meselesi benim ne menfaatime üstelik ME.. oraya rektör olsa benim menfaatime ne dersem yaptırırım çünkü kadın aptal aptalın teki" dediği,
Tape No:8962, 01.07.2008 tarihinde Abbas G. ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "Hayatımda ikinci defa Şener Paşayla iki gün önce konuştum Mustafa yi şikayet etmek için atın bu adamı demek için" dediği, Abbas G.'nin "Hakkatten mi" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Hayatımda ikinci defa Mustafa Balbay la dün akşam konuştum gene bu Mustafa yi anlatmak için ikisi de bugün tutuklandı iyi mi" dediği, Abbas G.'nin "Valla senden korkulur kiminle konuşsan gidiyo" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Ne diyecem ama bu Mustafa olayını iyi bi yazın ya yani bu çok vahim bi şey" dediği, Abbas G.'nin "yok yazıcam yani yapmaması gereken bi bişey di..." dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Hocaların elinden bırakılmaması bu seçimin kaldırılması lazım mutlaka" "Hayır sandık değil yani de Amerika da sandığa oy atmıyo Hollanda da atmıyo da orda demokrasi mi yok İsveç te mi demokrasi yok" "Toplumun kalbur üstü insanlarından oluşan bir milli mütevelli heyeti diye bişey bunun çaresi benim tecrübem bunu gösteriyo ama bu" dediği, Tape No:8963, 01.07.2008^ tarihinde Fatih HİLMİOĞLU ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Fatih HİLMİOĞLU'nun "Hocam seçtirdik 100 e 59 haber almışınızdır" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Aldım Fatihcim orda 59 tane köpek var" dediği, Fatih HİLMİOĞLU'nun "Aynen öyle hocam" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Ve bu gün bu oyu veriyorlar kim bunların başını çeken" dediği, Fatih HİLMİOĞLU'nun "Hocam bilmiyorum ya Mustafa YURTKURAN dır ne olucak" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Hayır Mustafa YURTKURAN yok burda gelemez" "Köpeğin şeyi ya yani dur bakalım allah bi daha nasip edecek mi bakalım şu işlerin başına" dediği, Fatih HİLMİOĞLU'nun "Hocam şu gözaltına almalara ne diyorsunuz yani iyice karışıyor" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Faşizm bu" "Tarihinde ilk defa faşizmi yaşıyor Türkiye" dediği, Fatih HİLMİOĞLU'nun "Evet çok doğru" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Yani buna sessiz kalınamaz ya böyle paldır küldür" "Ama 59 tane köpeği teşhir etmek lazım" dediği, Fatih HİLMİOĞLU'nun "Evet bir beyanat verin hocam 59 köpek diye tamam" "Samsun biliyorsunuz zaten beton gibi adam yani benim şeyler var Kırşehir beton gibi adam hocam" "Ama hocam bir 15 20 tane kadar çok iyi adam var ben size söylim" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "İyi" dediği, Fatih HİLMİOĞLU'nun "Yani kendisini yani" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Onları dinlemek istiyorum bir ara ya şimdi..." dediği,
Tape No:8964, 01.07.2008 tarihinde Mustafa A. ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "Mustafacım tebrik ederim seni" dediği, Mustafa A.'nın "Meraba hocam teşekkür ediyorum hocam iyi örgütledik bende sizi tebrik ederim" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Neden" dediği, Mustafa A.'nm "sizde iyi gayret gösterdiniz hocam" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Ellidokuz tane köpeğin bulunması çok üzücü ama biliyormusun hele bugün" dediği, Mustafa A.'nm "Ayni şeyi biraz önce şimdi Havalanmdayım yolda Mehmet ile konuşuyordum benim rektör yardımcım aynı lafı ettim" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Bugün bi faşist bir darbe gibi bişey var bugün ya" dediği, Mustafa A.'nın "Evet evet" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Rezalet bir durum var" "Buna yüz verme ya bu herif ..ben Şener Paşa yi aradım hayatımda ikinci .. Tutuklanmadan önce evvelki gün yani aslında ikinci defa telefonda konuşuyom atın bu adamı diye" "Şener Paşaya...Paşam bu adamolmaz Atatürk Düşünce Derneği böyle dernek olmaz yani bu adam başkan yardımcısı bilmem ne" "Bigün ABBAS a benim için şey diyor Hala kendini Yök Başkanı zannediyor bak salağa bak ya söylediği lafa bak" "Ömür boyu bunla ilgilenecem bu işlen yaşadığım müddetçe" "Valla sen büyük iş yaptın Allah razı olsun" dediği, Mustafa A.'nın "Hocam elimizden geleni yaptık" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Onun şerefi sana ömür boyu yeter" dediği,
Tape No: 8965, 01.07.2008 tarihinjie Engin A. ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "ellidokuz tane köpek var demek ordaya bunlar yapılırını ya" dediği, Engin A.'nın "ellidokuz tane de ona oy çıkmış yani" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Vallaha billaha Engin bunu ne yapıp yapıp bu kadınları eşleri ilk üç dışında bırakın ya şeyde" "hayır var onlar yani benim kafamda yani en az yüz kişilik bir liste var" dediği, Engin A.'nm "..Tabi tabi çok şey yaparsın" dediği,
Tape No: 8966, 01.07.2008 tarihinde Erdoğan Ö. ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "Hurşit paşa darbeciyse bunlar hepte yani hayret birşey" dediği, Erdoğan Ö.'nün "Yazık günah o Şeneri de tanırım ben ya bunlar Jandarma genel komutanı adam ya" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Ve iki ... önce telefonla konuştum onla" dediği, Erdoğan Ö.'nün "Şenerle mi" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Ha şener paşayla" dediği, Erdoğan Ö.'nün "Atatürkçü Düşünce Derneği başkanı yani" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Sen ne köpekmisin sen hem Atatürkçü düşünce derneği hem o olmaz seni attıracağım ordan başkan yardımcısı oluyormuş az daha" dediği, Erdoğan Ö.'nün "Öyle mi" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Ha Şener paşayı aradım onun için aradım adam da şaşırdı ertesi günde tutuklandı bugün" dediği,
Tape No: 8967, 05.07.2008 tarihinde Aylin C. ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "Bu Özden ÖRNEK in AKP ile ilişkileri hakkında" "Onu bi indir de sayın Cumhurbaşkanıma bi arz et çok enterasan" dediği,
Tape No: 8968, 07.07.2008 tarihinde Mehmet N. ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Mehmet N.'nin "Bu Karaman Üniversitesi rektörlüğüne yeni kurulan üniversite olarak bir müracat etsem nasıl olur hocam ..." dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Çok iyi olur" dediği, Mehmet N.'nin "Bilmiyorum" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Ben tanıdığım yani arkadaşlara söylerim" dediği, Mehmet N.'nin "Şimdi burda şeyi ta oranın ilk alt yapısını biz kurmuştuk sonra ayrı bir üniversite oldu bilemiyorum tabi bi hizmet..." dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Çok iyi olur Mehmetçiğim çok iyi düşünmüşsün" dediği, Mehmet N.'nin "İyi bir iyi bir çağdaş iyi bir ünivevsite kurarız diye düşünüyorum ama tabi ne olur ne kalır bilmiyorum işte" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Çok iyi olur ... yap müracaatını ben elimde geleni yaparım" dediği,
Tape No: 8969, 07.07.2008 tarihinde Engin A. ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "Bursada vaziyetler nasıl" dediği, Engin A.'nm "Hiç bilmiyorum hiç haberim yok hiç bir şey konuşmadım aramadım da sonradan şey yapmış o bütün sizi aramış ta ben tamam yaptık ama şeyi destekledik biz Mustafayı destekledik diye herkesi" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "İş mi bu ya Yani bu iş mi" dediği, Engin A.'nm "Hiç gereksiz kendi kendini şey yaptı ya bence" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Bitirdi kendi kendini" dediği, Engin A.'nm "Ha yazık etti yani" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Kardeşinin Rektör olma şansını da sıfıra indirdi" "Mustafa Balbayıda aradım biliyormusun ondan sonra yazıcaktı çocuk tam bu olaylar çıktı" "İnsanın tüyüleri ürperiyor ya yani buna insan cevap mevap da veremez git ulan sana ne dersin yani sen ne karışıyorsun benim ne dediğime örgütmüş mörgütmüş Ya Hurşit paşayla biz bir buçuk seneye bir sene kadar önce Uğur Büyükburç varya bizim Didar abla" dediği, Engin A.'nın "Evet" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Onlar işte bi evlerine davet ettiler orda gördüm ben Hurşit Paşayı uzun zamandır görmemiştim" dediği, Tape No: 8970, 07.07.2008 tarihinde Engin A. ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "bunların ömrü yetmiyebilir o kadar kanunları çıkartmaya" dediği, Engin A.'nın "Ya belli olmaz" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "bu Anayasa Mahkemesine yapacak" dediği, Engin A.'nın "şeyden dolayı diyorsun sen" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Bu ERGENEKON işleri nereye varacak bunun" "Oda üfürük peki şeye ne diyorsun Hilmi ÖZKÖK ün konuşmasına ne başı belli ne sonu belli" dediği,
Tape No: 8973, 09.07.2008 tarihinde Abbas G. ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "Sen şimdi Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı olucaksm şener paşa hapiste ızdırap çekiyor olucak adam sen gidip yusuf ziyanın k.. yalayacaksın böyle şey olur mu ya ondan sonra Muhittin ŞİMŞEK i aday göstericeksin Ankara da ben ona dedim ki bak karın birinci oldu tamam dur ağır dur ağır olda molla desinler g.. yalamayın dedim ulan bu kadar ahlaksızlık olur mu" "Yani geldi mi ben bi daha gelirsem 5 dakka da bunların hepsini temizlerim o mesele değil" dediği,
Tape No: 8974, 12.07.2008 tarihinde Öner ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "Yani yazık günah ya adamları içeri alıyorsun içerde öldü bi adam ... bi


436

< kadında ölmek üzere herhalde kim verecek bunun hesabını" "Olsun yine sert çıktı yani ama ya bu bu hukuk cinayeti bu faşizm ya başka bişey değil bu yani bu adamların yeri belli yurdu belli sen bunları nasıl içeri alırsın ya dünyada görülmüş şey değil" dediği, Tape No: 8982, 21.07.2008 tarihinde Ural ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Ural'ın "Gazi sarsıntı yaşamayacaktı şimdi oraylada konuşuyorduk bak Bursa ile Diyarbakır öyle yapmasaydı iki tane iyi rektör kazanabilirdik" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Evet ..." dediği, Tape No: 8984, 21.07.2008 tarihinde Ural A. ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "Samsunda ne olmuş" dediği, Ural A.'nm "Samsunu değişiklik olsa söylerlerdi zannetmiyorum bir şey olduğunu Feriti de ararım şimdi şey" "Yani köşk yani bütün şeyi manikılasyonu bunlara yaptırdı bence bir daha yapmasına gerek yok" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Ben devam bir iki tane daha olacağı kanatindeyim" dediği, Ural A.'nın "İhtiyaç yok ki" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Var Samsun da var Bursa da var" dediği, Tape No: 8985, 21.07.2008 tarihinde Osman Ç. ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "benim sana böyle bir yazı gönderdiğimi sızdırın bir şekilde" dediği, Osman Ç.'nin "Yani gazetelerde bu aynı bu şekilde şeyler çıktı" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "biraz daha ciddi bunu şeyapın sızdırın yani çok vahim yani orası öyle birisi olmasın orda" dediği, Osman Ç.'nin "Yani o Yök'ten geçmemesi lazım geliyor" "Ferit değilde üyelerinden biri bilir ancak Tuncal bilir" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Ya onlar beni aramazsa ben onları aramam FERİTİ ararım şimdi" dediği, Tape No: 8987, 21.07.2008 tarihinde Ferit BERNAY ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "Zaten gazetelere aksetdirdik dediniz onu" dediği, Ferit BERNAY'ın "Ama gazetele öyle aksetmedi gazatelere şöyle aksetti gazetelere bunun bir ara İran a gidip Kumkentinde eğitim gördüğü tarzında bir laf aksetti ama şahsın ismini yazmadan ve o adaylardan biri tarzında ama böyle bir şey aksetmedi yani" "E o zaman ama istihbarata gitmiştir zaten MİT e gitmiştir yani artık" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Ben yalnız sesini iyi duymuyurom sesini Ferit" dediği, Ferit BERNAY'ın "Mit e gitmiştir o zaman hocam onlar vermişlerdir herhalde böyle bir şey varsa" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Sizin birinci gittiğine memnun oldum ama daha onu garanti görme" dediği, Ferit BERNAY'ın "Yok görmüyorum" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "İkincisi için ben Osmana da söyledim bastırın diye olmadı" dediği, Ferit BERNAY'ın "Evet ama böyle bir şey varsa o kanaldan bir şeyler uçurursa çok iyi olur tabi" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Uçurduk dedi bana" dediği, Ferit BERNAY'ın "Ama bilmiyorum nereye uçurdu çünkü gazetede sadece" "Bir tek yeni çağ gazetesinde" "Evet Aslan Bulutta şöyle bir yazı çıktı Samsun da Humeyni zihniyeti mi oluyor diye onun üzerine Yalçın B aldı bunu Yalçın B ile görüştük bizde Yalçın B de aldı o da güzel bir şekilde yazdı tekrar" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "şimdi orda onu işlemek lazım devamlı" dediği, Ferit BERNAY'ın "Evet" "İnşallah hocam vallahi çok güzel olur inşallah bakalım hiç değilse buraları bir iki yer hiç değilse kurtulsun yani çünkü çoğu yer gidiyor" "Yani inşallah ulusal cephe tekrar teşkil edebilirse işte yani" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Hayır sizdekinde eli bağlanmış arkadaki adam onu emici falan diye yazı çıkınca birde Yeniçağda çıkan yazılar onlar için önemlidir" dediği, Ferit BERNAY'ın "Yeni Çağın ama gitti mi o yazı onların önüne" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Mesela Yeni Çağa en çok okudukları gazete" dediği, Ferit BERNAY'ın "Yani Yeniçağdan gittiyse şeyden gitti o zaman Aslan Bulutun yazısıydı bu Yalçın B 'de alıp onu örnek gösterdi Yalçın ...." "hocam ulusalcı o da hep ulusalcıydık hep ulusalcıyız" dediği, Tape No: 8990, 23.07.2008 tarihinde Mustafa YURTKURAN ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Mustafa YURTKURAN'm "Neyse bizim arkadaşlarımızda bizi sattı bakma sen abi yani" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Ya bende olsam bende satardım" dediği, Mustafa YURTKURAN'm "savaşa devam ediyorum" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Ben bana ne bugün ne dediler biliyor musun" "Ahmet beyde benle uğraşacağına beni dinleseydi ünivesiteler bu hale gelmezdi şu an üniversite müniversite diye bişey yok ha benim elime fırsat geçerse yeniden sil baştan yapacam böyle bi seçim sistemi oy ..." "hayatımda iki defa Şener



437
ERUYGUR la konuştum iki defa" dediği, Mustafa YURTKURAN'ın "Evet beni Şener ERUYGUR a telefon etmişsin Alparslan I ya telefon etmişsin" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Alparslan, Mustafa BALBAY'a telefon ettim ..." dediği, Mustafa YURTKURAN'ın "Evet hepsine telefon etmişsin hepsi bana söyledi" "Neyse abi yani sonuç olarak ben Erdoğan'a karşı büyük savaş verdim ben bu adama karşı çok ciddi savaş verdim bu adamın suratına bakar bakmaz bakar olmadık laf söyledim ben bi savaşın içindeydim ama bu savaş tek kişiyle yapılmıyor ben bu hükümet zamanında kalkıp gittim ADD de ikinci başkanlığı kabul ettim ikinci başkan oldum bak ... başkan tutuklu içerde yatıyor bu kadar göğüs göğüse savaşın içine girip de ondan sonra da bizim bildiğimiz arkadaşların ve anlattım dedim ki bakın arkadaşlar bu birkaç yıllık ..." dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Dün akşam ... Şener PAŞA'ya yapılan olacak şey değil içeri alınacak bi tane komutan varsa bi tanesi hilmi özkök tür... darbe var diyorsan niye gereğini yapmadı ondan sonra haberin yoktuysa ... ikincisi Deniz Kuvvetleri Komutanı her gün yazıyorlar .. gariban Hurşit paşayı almışlar olacak iş mi bu Sinan AYGÜN'ü ... Sinan AYGÜN ortalıkta bir oraya bi buraya konuşan bi adam bu memleket malesef bu hale geldi" dediği, Mustafa YURTKURAN'ın "Onu biliyorum onu bilmez olur muyum" dediği, Tape No: 8991, 23.07.2008 tarihinde Ural ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "Yüzüne ben çok açık net yaptım dedim Şener paşayı aradım gazetecileri aradım anlattım sen karar ver ama kabahat benim zamanında mani olmam lazımdı" dediği, Tape No:8993, 25.07.2008 tarihinde Mustafa YURTKURAN ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "yalnız direk Yusuf ZİYA yi hedef alırsanız onu bi konuş bi üyelerin kanunsuzluğu kurulun kanunsuzluğunu o ayrı aykırı ayrı bi şey ya bu çok zamandır söylüyorum ben bunu..." "Çok daha kötü etki ama Yusuf ZÎYA yi direk hedef alırsanız hizmet edersiniz memlekete" dediği, Tape No: 8995, 25.07.2008 tarihinde Ural ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "Şimdi bu Yusuf Ziya bunların hiçbir şartını taşımıyor ben bir uğraşıyorum birine bir dava açtırıp bunların bütün karalarını iptal ettirip önlerini kesmek için" dediği, Tape No: 9003, 04.08.2008 tarihinde Mustafa A. ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "Mustafacığım senin arkandan gelen nasıl bir adam bunlardan mı o" dediği, Mustafa A.'nın "şaibeli hocam" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Yani koskoca Antalya Üniversitesine kurulduğu günden beri bir tane bırak dinciyi sağcı rektör gelmemiştir" dediği, Mustafa A.'nın "Evet tabiki" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Bu kadar oy çıkıyor ya" dediği, Mustafa A.'nm "Tabi siz haklısınız" dediği, Tape No: 9018, 10.09.2008 tarihinde Gülsün ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "Bunlar tecrübesizlik değil bunlar köylü ben bunları bu tipleri biliyorum Trabzonda böyle yev yev konuşan ondan sonra şey ben bunu anadoluda gördüm bej rengi b.. rengi bir elbise giyen beyaz çorap giyen bir de ramazanda ağzı kokan filan adamlar ben biliyorum" dediği, Gülsün'ün "Yok bu oruç tutmaz yav zavallı zaten iğne iplik duran bir adam bu oruçtan namazlan işi olan adam değil yani değil ve" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Ama" dediği, Gülsün'ün "O kadar da kötü giyinmiyor o katagoriden değil yan değil bunun karısı moda tasarımcısı" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Evet" dediği, Gülsün'ün "Yani düzgün bir karısı var çok hoş biri" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Yok mu mimarlıkta doğru düzgün bir adam ya" dediği, Gülsün'ün "Yav çıkaramadık birini ne yapalım yani yok tabi" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "inşaatta minşaatta yokmuydu bir tane doğru dürüst adam" dediği, Tape No:9019, 14.09.2008 tarihinde Engin A. ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "Engin biraz şerh merh koyun" dediği, Engin A.'nm "Konuyor zaten" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Şu Rektör atamaları" dediği, Engin A.'nm "Koyduya hepsine koy Rektör atamaları filan yapıldı" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Bir basın toplantısı filan yapıp bilmem ne yani bu ölü toprağı gibi ya herifler aldı başını gidiyor" dediği, Engin A.'nm "Yani biz bütün hepisine gereken yerlere şerh konuyor zaten benim en son Rektör şeylerinde ben burdada yoktum zaten yani Yirmibir kişinin şeyinde burdada yoktum yani" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Ama bir toplantı yapsanız iki üç kişi kaldınız zaten" dediği,
Tape No: 9029, 13.10.2008 tarihinde Mustafa YURTKURAN ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "İlahiyatta Yobazlar kazandı Mualla SELÇUK kaybetti .... ya bu soytarılık nerden çıktı neyin seçimini yapıyorsun kimin ya kardeşim bunlar sözde Cumhuriyetçi Atatürkçü adamlar biliyormusun" dediği, Mustafa YURTKURAN'm "Abi bunlar sana bi şey söyleyeyim mi bunlar AKP nin rektörü olduklarının bilincindeler sana söyleyeyim bak samimiyetle söylüyorum hiç bi abartı yoktur bunlar kesinlikle ADD nin rektörü olduğunu biliyorlar abi ve olaya o gözle bakıyorlar" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "AKP nin ADD nin değil" dediği, Mustafa YURTKURAN'in "AKP nin işte ADD nin değil sabahtan beri ADD ile uğraşıyorum onun toplantı üstüne toplantı" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Şener Paşanın durumu nasıl" dediği, Mustafa YURTKURAN'm "Kötü" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı ikinci Başkanısın Şener Paşanın en yakın arkadaşısın" dediği, Mustafa YURTKURAN'm "Evet şimdi vekaletten bakıyorum ADD ye" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Ben senin yerinde olsam şimdi sen Yusuf ZİYA mn Abdullah GÜL ün yerine koy kendini" dediği, Mustafa YURTKURAN'm "Yahu beni atamayacaklardı ben bilmiyormuydum ben aptalmıyım" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "O zaman neye gittin şeye" dediği, Mustafa YURTKURAN'm "Ben hayır ben Cumhurbaşkanın önüne çıksmda o atamasın istedim bütün çabam oydu o bana bur da çok büyük puan katacaktı YÖK harcayınca bi b.. yaramadı bütün çabamız" "İşte bu ADD yi ele alma hareketi var şimdi ya şimdi akışına vereceğiz yada genel başkanlığını ben alacam" dediği,
Tape No: 9032, 03.11.2008 tarihinde Abdurrahman K. ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "Birinci sıradaki bunlar dincilerin adamı mı" dediği, Abdurrahman K.'nin "Valla onlar onlar ortak aday çıkardılar bi de" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Valla siz de aslın da sizin de Muallaya destek olsaydınız çok iyi olacaktı" dediği, Abdurrahman K.'nin "Aynen öyle neyse işte olmadı öyle bi şeyi oldu üç aday çıktı" dediği,
Tape No: 9036, 14.11.2008 tarihinde Kemal ALEMDAROĞLU ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "Bunları ot., ayrı bir seans yapmamız lazım senle" dediği, Kemal ALEMDAROĞLU'nun "Yani bizim bizim evet oturup ne bileyim sen emret geleyim Ankara ya" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Estağfırullah ben gelecem sana" dediği, Kemal ALEMDAROĞLU'nun "Babayı da babayı da görerek ondan da fikir alarak yani" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Şimdi ...kafamda ne planlıyorum biliyor musun" dediği, Kemal ALEMDAROĞLU'nun "Yani bak üç beş kişi kaldık ya yani hakikaten" dediği,
Tape No: 9040, 16.12.2008 tarihinde Mustafa YURTKURAN ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "Memleketi bitirdiler" dediği, Mustafa YURTKURAN'm "Üniversitenin yıkılışını seyrediyoz" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Ahmet Necdet SEZER le Erdoğan TEZİÇ in büyük eseri" dediği, Mustafa YURTKURAN'm "Yani nasıl bitiriş" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Bütün olay Kemal ALEMDAROĞLU yla başlamıştır" dediği,
Tape No: 9041, 18.12.2008 tarihinde Ali K. ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "İstanbul üniversitesinde olanlara bak" dediği, Ali K.'nin "Yav inanılır gibi değil ya yani göz göre göre yaptılar bunu bunlar bunlar okumuşu" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Evet ben bıraktığımda nasıldı şimdi ne hale geldi" dediği, Ali K.'nin "Tamam bunlar" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Köpek köpek bunlar köpek" "Köpek ya bunlara birakılır mı ya üniversitelerin yönetimi" "O İstanbul ..." dediği, Ali K.'nin "İstanbula gidelim zaten gitmemiz lazım" "Artık geldi" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Zamanı geldi" dediği,
Tape No: 9042, 24.12.2008 tarihinde Barbaros ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "Vallaha billaha Bedrettin abi döndü mü hala şeyde mi" dediği, Babaros'un "Dönmedi abi dönmedi dönmedi orda vaziyet sakat ben sana söyleyeyim" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Ciddi mi" dediği, Babaros'un "Hee şey yapıyolarmış devamlı peşindelermiş anladın mı" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Ulan böyle de bu faşist bunlar ya" "Yani ne yaptıki o adam hayret bir şey ya" dediği, Babaros’un yani epey bir şey var yani ornda anladınmı onun için dönmedi daha şey senin şey geldi bana ya dediği
Tape No: 9043, 25.12.2008 tarihinde İsmet K. ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "Bu Ermeni şeyine imza atan bu köpeklerin şeylerini bak dedim bi tanesi girdi İstanbul Üniversitesinde seçime Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı kaç oy aldı biliyor musun İsmet 14, 2500 de ya bu kadar dedim çarpıklık olur mu ya Anayasa Mahkemesi dedim karar veriyor rejimi kurtarmak için AKP yi kapatmak için iki tane gerekçeye dayanıyor kat sayı ve türban ikisini de Kemal GÜRÜZ yaptı" dediği, İsmet'in "Evet" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Türkiye neyi arıyor biliyor musun Nazmi abinin ofisinde toplanan Babanın ekibini arıyor" "İki defa ihtilal yap., askerlerin haline bak ya şu birbirlerine söylediklerine bak İsmet" dediği,
Tape No: 9044, 30.12.2008 tarihinde Esra ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "İstatistikten gelen doçent profösörlüğü kabul edilmedi şey de Kırıkkale de karısı çarşafla dolaştığı için üniversiteden atıldı" dediği, Esra'nın "Evet evet" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Beşir ATALAYIN ama yani bunların hiç birisi yazılmıyo" dediği, Esra'nın "Onu yazdık biz de çıktı o" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Bi resmini çekin koyun karısını manşete bakalım" dediği, Esra'nın "O şey" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Yusuf ZİYA nm Ahmet" dediği, Esra'nın "O Kırıkkale üniversitesinden atıldığı haberimizde çıktı" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Evet Ahmet DAVUTOĞLU yla ilişkilerini yazın Yusuf ZİYA nm Malezya da bir tek Oran yayın yazıyo ya hakketen yazık ya" "Yok canım adam bu ülkede at oynatıyo yani Yunus S... in atanması bilmem ne bunlar detay tabiki Yunus S dinci kızının başı bağlı 13 yaşında kızının başı bağlı" dediği, Esra'nın "İstanbul da olduğu için göremiyoruz" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Görünmüyo yani bunların 467 tane oy veriyo İstanbul üniversitesi nerden çıktı bu adamlar Öğretim üyeleri derneği başkanı 14 oy alıyo utanmadan Kadir ERDİN" "Dünyada böyle sistem yok yani şimdi Amerika demokrat değil İngiltere Demokrat değil Avusturalya demokrat değil İsveç demokrat değil Hollanda demokrat değil Norveç Danimarka Avusturya demokrat değil Almanyanın bazı Eyaletleri Demokrat değil Türkiye mi demokrat oluyo Ali AKYÜZ ü rektör atayacak diye part time ... gelecek" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Neye peki neye oldu benden sonra Erdoğan TEZİÇ geldi Ahmet Necdet SEZER vardı neye oldu" dediği, Esra'nın "Evet" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Demirelle benim zamanımda oldu da onların zamanında olmadı" "Ya ne olur yazın tabi yaz ya ama şeyi de konuşun lütfen Nusret ARAŞ la Mustafa YURTKURANLA" dediği,
Tape No: 9047, 31.12.2008 tarihinde Yaşar S. ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "Bizde öyle nasıl yobazlık diz boyu demi Erzurum'da" dediği, Yaşar S.'nin "Elbette elbette ama biz gemiyi terk etmiyoruz evet" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Yaşar bunları temizleyeceğiz hiç merak etme sıkı dur sen orda şaka etmiyorum şeyini koru bak sana söz veriyorum 15-6 dakka sürmez bak" dediği, Yaşar S.'nin "İnşallah sayın başkanım" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Orda ki şeyi aman kaybetmeyin Erzurum çok önemli" dediği, Yaşar S.'nin "Evet evet... biz burdayız hep burdayız ..." dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Yaşar hiç önemli değil bu oylama öyle demo sandıkla mandıkla seçimle de olacak rektörle de olacak iş" dediği, Yaşar S.'nin "Evet" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Değil bu yani aman orayı bi boş bırakma sana emanet" dediği,
Tape No: 9051, 31.12.2008 tarihinde Fatih HİLMİOĞLU ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "Yılbaşından sonra konuştuk Nusret'le konuştuk böyle düzenli bir yemekler tertipleyeceğiz" dediği, Fatih HİLMİOĞLU'nun "Ee sevinirim hocam çok iyi olur" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "He onu ... bi yerde tutmak lazım bu iş böyle gitmez" dediği, Fatih HİLMİOĞLU'nun "evet iyi olur hocam iyi olur tabi..." dediği,
Tape No: 9053, 03.01.2009 tarihinde Osman Ç. ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Kemal GÜRÜZ'ün "O böyle rezillik olmaz diye beyanat verdi, bu Yusuf Ziya ÖZCAN ı şeye götürmek lazım Yüce Divana mı artık neresi bilemiyorum" dediği, Osman Ç. 'nin "Böyle bir politikası var mı Devletin ben merak ettim sizin zamanınızda falan" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Yok efendim olur mu canım adam attık lan üniversiteden bu yüzden Kürtçe eğitim istiyorlar en çok da atan kimdi biliyor musun o Rıza miza utansınlar hepsi onlar MHP'li geçinenler Yücel AŞKIN canını dişine taktı orada biliyor musun Van'da" ... "Ama bu yani Yusuf Ziya ÖZCAN a" "Olacak iş değil bu herif kendi başına böyle serserilikler yapıyor sen İstanbul üniversitesinin haberi var mı Ankara nın haberi var mı rektörlerle oturdun konuştun mu YÖK le oturup konuştun mu" dediği, Osman Ç.nin "İstanbul Üniversitesini fethettiler zaten" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "He vallahi öyle Samsun da nasıl durum" dediği, Osman Ç. 'nin "Samsun da da bir benzeri var ama bu akıllı gidiyor yani fazla şey etmiyor belli etmiyor böyle kendi kimliğini öne çıkartmıyor" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "...bunları işe alanda kabahat seninde kabahatin var bunları ...serseriyi sağcı diye işe aldınız" dediği, Osman Ç. 'nin "Ben almadım ki benden çok önce alınmış benim aldığım bir tane böyle adam yoktur sayın başkanım inanmazsınız ama üzerinde böyle" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Mehmet mi yaptı bunları" dediği, Osman Ç. 'nin "Mehmet bey zamanında oldu ondan önce de oldu yani benim şimdi bakıyorum da o listem var kimi almışım kimi almamışım bir tane fire vermedim yani bunu tabii size söylersem siz inanmazsınız ama diyorum ki bütün şartlara rağmen epey bunlardan korunmuşum ama herhalde diyorum GÜRÜZ bey epey etkili olmuş" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "E o devir güzel bir devirdi yani bir daha da öyle bir devir bulunmaz şeyde üniversitelerde" dediği, Osman Ç. 'nin "Evet" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Onüç tane rek bir defa bu seçim saçmalığını bir saçmalık olduğunu söylemek lazım artık" "Bu onüç tane adayı dinledim ben on üçünü topla çarp çıkar yarım tane rektör çıkmaz içinde be beyanatlarına bir bak" ... "Ben YÖK ün güçlendirilmesini savunuyorum YÖK ün üyelerinin çoğunluğunun ben YÖK üyelerinin" dediği, Osman Ç.'nin "İşadamlarından" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "İşadamlarından olmasını ve iş adamlarına da tarafsız bir kurul olarak Tuba'nın seçmesini öneriyorum" dediği, Osman Ç.'nin "Mütevelli heyeti gibi bir şey yani" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Ha işadamları beş tanede eski rektörlük yapmış Cumhurbaşkanının atayacağı tercihan emekli olmuş yani ununu elemiş tecrübesiyle böyle akil adam artık böyle yok üniversite menfaatlarını küçük hesapların içinde olmayan adam rektörlük yapmış beş tane adam" dediği, Osman Ç.'nin "Biz sürekli böyle bu kanunun değiştirilmesini artık gündeme getiriyoruz çünkü bu kanun bunlara yönelik oldu" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "Ama şeyi aman ha seçim falan demeyin bırakın aralarında..." dediği, Osman Ç.'nin "yok seçimle olmaz seçimle olmaz bu iş" dediği, Kemal GÜRÜZ'ün "mesela DALAN ben çok severim canım ciğerimdir ama tek kişi yönetiyor ya" dediği tespit edilmiştir.
d-Örgütsel İrtibatlar

Tape No:3721, 09.01.2008 tarihinde Kemal ALEMDAROĞLU ile Fatih HİLMİOĞLU arasındaki telefon görüşmesinde özetle; Fatih HİLMİOGLU'nun "İTÜ'nün rektörü İTÜ'nün bak o o ismi de ilk önce ben attım ortaya" "Kemal GÜRÜZle konuştum çok iyi olur dedi kendisi" "Kemal GÜRÜZ İTÜ'nün rektörüyle konuşmuş, o da olur dedi. Ondan sonra İTÜ'nün rektörü sen durma, git yönetim kurulu kararı al "olamaz" diye." dediği, Kemal ALEMDAROĞLU'nun "Ben Celal Ş.' ye "Hocam böyle bir şey olur mu" dedim ya. Ya bi tarafta sizin İTÜ duruyo. Ben diyo işte "İTÜ rektörünü aşamam" diyo. Dedim ki yani "bi tarafa sizin İTÜ duruyo öbür tarafta Ünivesiteler bile değil, Cumhuriyet duruyo" dedim ya. "siz bunları nasıl tartabilirsiniz" dedim ya. "Böyle şey olur mu" dedim. Ondan sonra ıı.. TEZİÇ devreye girdi. Şey devreye girdi. Iıı... GÜRÜZ devreye girdi... adamı ikna edemedik hocam" "Kemal GÜRÜZTe, TEZİÇTe her gün 3-4 defa konuşuyorum" "dün işte bu şey olunca Celal Ş. olayı olmayınca TEZİÇ hocam bakın Hem Kemal GÜRÜZ hem TEZİÇ hem İsa A. nasıl desteklediler adamı ve nasıl İTÜ rektörüne baskı yaptılar bilemezsiniz. Fakat adama geri adım attıramadılar" dediği,
Tape No: 3724, 09.01.2008 tarihinde Kemal ALEMDAROĞLU ile Fatma N. S. arasındaki telefon görüşmesinde özetle; Kemal ALEMDAROĞLU'nun "İşte Celal ŞENGÖR'ü ikna etmişler" "GÜRÜZ de dahil. İkna etmişler fakat Teknik Üniversitenin rektörü bi oyun oynamış. Üniversite Yönetim kurulunda Celal'in aday olmaması gibi bir karar çıkartmış" dediği,
Tape No: 1569, 06.02.2008 tarihinde Emin GÜRSES ile Şener arasındaki telefon görüşmesinde özetle; Şener'in "Abi sana bi bomba gibi haberim var Kemal GÜRÜZ'ün konuşmasından haberin var mı?" dediği, Emin GÜRSES'in "Davut DURSUN'un demi"
dediği, Şener'in "Davut'u değil Musa'yı da söylemiş" "o caminin duvarına s.. Kemal GÜRÜZ onun a., koyacak" dediği, Emin GÜRSES'in "Kemal GÜRÜZ gücü yok ama daha" dediği, Şener'in "Nasıl gücü yok abi ya onlar derin devlettir ya"dediği, Emin GÜRSES'in "Mason..." dediği, Şener'in "Kemal GÜRÜZ bi zaman Ülkücüydü, bi zaman Mason, Demirel'in sağ kolu" "O bunları diline sardı mı var ya da bunlar iflah olmaz" dediği, Tape No: 4367, 03.03.2008 tarihinde Mehmet Şener ERUYGUR ile Mustafa YURTKURAN arasında yapılan telefon görüşmesinde özetle; Mustafa YURTKURAN'm "Kemal GÜRÜZ hocam yanımda şu anda" dediği, Mehmet Şener ERUYGUR'un "Efendim ona ona özel sevgi ve saygılar sunuyorum" dediği, Mustafa YURTKURAN'ın "Aynen oda saygılarını iletiyor Merih in de size ve hanım efendiye saygıları var" dediği,
Şüpheli Mustafa Abbas YURTKURAN emniyet ifadesinde; Halil Kemal GÜRÜZ' ü YÖK başkanı olması nedeni ile tanıdığını, Halil Kemal GÜRÜZ'ün emekli olduktan sonra bir iki sefer rektörlüğünü yaptığı Uludağ Üniversitesine konferansa ve ziyarete geldiğini, 2008 yılı içerisinde YÖK Başkanı Yusuf Ziya ÖZCAN'm AKP' den Milletvekili aday olup kazanamayan bir profesör'ü YÖK üyeliğine aday göstermesini istediğini, Yusuf Ziya ÖZCAN' m önerdiği aday hakkında da çok müspet kanaati olduğu için resmen YÖK üyeliğine aday gösterdiğini,
Tape No:8944, 22.05.2008 tarihinde Kemal GÜRÜZ ile yaptığı telefon görüşmesi ile ilgili olarak; Ali E.'nin muhtemelen YÖK üyesi olduğunu, buradaki her nevi savaştan kastının mecazi anlamda, YÖK üyesi olan Prof. Atilla E.'ye ve kendisine karşı olan saldırıları önlemek ve yumuşatmak için olduğunu, operasyondan kastının ise ADD' de Tuncay ÖZKAN' in dernek seçimlerindeki girişimlerini önlemek ve şubelerde çeşitli partilere bulaşmış, ADD' yi arka bahçe yapmaya çalışan kişilerle yasalar ve tüzük çerçevesinde vereceği mücadeleden bahsettiğini, Tape No:8993, 25.07.2008 Kemal GÜRÜZ ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; Kemal GÜRÜZ' ün YÖK üyeliği seçimleri ile ilgili bir görüşme olduğunu, bu konuşmaların Kemal GÜRÜZ' ün kişisel görüşleri olduğunu, son kısmının ise eşinin rektörlük seçimini mahkeme kararı ile iptal ettirme hakkındaki Kemal GÜRÜZ' ün şahsi görüşleri olduğunu, YÖK başkanı Yusuf Ziya ÖZCAN'm başkanlığını iptal ettirmek için bir girişimde bulunmadığını, Şüpheli Muhittin Erdal ŞENEL emniyet ifadesinde; Eski YÖK Kanununa göre YÖK denetçilerinden birinin asker olduğunu, Halil Kemal GÜRÜZ ile bu nedenle telefon görüşmelerinin olduğunu, Şüpheli Mehmet HABERAL emniyet ifadesinde; Halil Kemal GÜRÜZ'ü, Karadeniz Teknik Üniversitesi rektörlüğünden bu yana tanıdığını, YÖK Başkanı olması nedeniyle resmi birçok toplantıda beraber olduklarını,
Şüpheli Fatih HİLMİOĞLU emniyet ifadesinde; Halil Kemal GÜRÜZ'ü YÖK başkanı olması sebebi ile tanıdığını, Tape No:9051, 31.12.2008 tarihinde Kemal GÜRÜZ ile yaptığı telefon görüşmesiyle ilgili olarak; birlikte olmak amacıyla yemek tertiplemeyi düşündüklerini ancak düzenleyenıediklerini,
Şüpheli Coşkun UMUR savcılık ifadesinde; Halil KEMAL GÜRÜZ'ü tanıdığını, YÖK başkanı olduğu zaman Bedrettin DALAN ile birlikte bir defa yanına gittiklerini, görüşme sırasında orada olmadığını,
Şüpheli İlhami Ümit HANDAN emniyet ifadesinde; Halil Kemal GÜRÜZ'ü YÖK Başkanlığı yaptığı dönemde Yeditepe Ünivesitesine konuşmacı olarak katılmasından dolayı tanıdığı, İstanbul'a geldiği dönemlerde patronu Bedrettin DALAN'ın yanma uğrayıp görüştüklerini bildiğini, Halil Kemal GÜRÜZ ile aralarında herhangi bir ilişki olmadığını,

Şüpheli Yalçın KÜÇÜK'ün Emniyet ifadesinde; Halil Kemal GÜRÜZ ile aynı üniversitede hocalık yaptıklarını, yakalandıktan sonra uçak ile gelirken şahsen tanıştıklarını, kendisi ile herhangi bir irtibatı olmadığını,
Sanık Erol MÜTERCİMLER 10.02.2009 tarihli ek savcılık ifadesinde; Halil Kemal GÜRÜZ ile telefon ile görüşmediğini ancak bir kere kendisi ile görüştüğünü, Şüpheli Hüseyin Vural VURAL'ın ikametinden ele geçirilen dokümanında "Prof Dr Kemal GÜRÜZ 0532 " şeklinde yazılı olduğu, Şüpheli Tuncer KILINÇ'dan elde edilen dokümanında "Kemal Gürüz İş:0312 266 .... Cep: 0532 " şeklinde yazılı olduğu,
Sanık Murat AĞIREL'in Crea marka dizüstü bilgisayarının seri numarası S10UJD0PB34635 olan hard disk üzerinde yer alan "contact" isimli dosyaların yapılan incelemesinde; 8879 kişinin telefon ve adres bilgilerini bulunduğu liste olduğu, Ayrıca bahse konu listede operasyon kapsamında gözaltına alınan Adnan BULUT, Adil Serdar SAÇAN, Adnan AKFIRAT, Doğu PERİNÇEK, Duygu DÎKMENOĞLU, Erdal ŞENEL, Erhan GÖKSEL, Güler KÖMÜRCÜ, Gürbüz ÇAPAN, Kemal ALEMDAROĞLU, Kemal YAVUZ, Mesut ÖZCAN, Tanju GÜVENDİREN, Vedat YENERER, İlhan SELÇUK, Mustafa ÖZBEK, Şener ERUYGUR, Yalçın KÜÇÜK, Kemal AYDIN, Birol BAŞARAN, Evrim BAYKARA, Serhan BOLLUK, Kahraman ŞAHİN, Mustafa Hüseyin BUZOĞLU, İlker GÜVEN, Barış DALAN, Bedrettin DALAN, Coşkun UMUR, Hurşit TOLON, Mustafa BALBAY, Sinan AYGÜN, Turhan ÇÖMEZ ve Halil Kemal GÜRÜZ isimli şahısların olduğu tespit edilmiştir.
Sanık Mustafa Ali BALBAY'ın "deniz.doc" isimli dijital verilerinde "5 Kasım 2003" başlığı altında ve Sanık Mehmet Şener ERUYGUR'un "2003-2005.doc" isimli dijital verilerinde "07 Ocak 2003" başlığı altında aynen yer alan yazının yapılan incelemesinde; 14:00 - 14:30 - Kemal Alemdaroğlu'nun Ziyareti; İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu YÖK başkanı Kemal Gürüz ile birlikte bu tutucu ve dinci iktidara karşı tam bir kurtuluş savaşı veriyorlar. Adamların bütün derdi iki Kemal'i halletmek. Kendisi ile bu mevzuları konuştuk. Bana "Artık sizinde biraz sesinizin çıkması lazım. Çok yanlız kalıyoruz "dedi. Kendisine " Öyle değil.. Bizler sesimizi açamaz hale getirildik. Açsak bir türlü açmasak bir türlü. Ama sizlere el altından her türlü desteği veriyoruz. Sıkılmadan ve çekinmeden devam edin gerektiğinde arkanızda bizlerin olduğunu daima hatırlayın. Biz lazım olduğumuzda sizlerin yanınızda olacağız." şeklinde ifadelerin yer aldığı tespit edilmiştir. Şüpheli Halil Kemal GÜRÜZ'ün telefon irtibatları ile ilgili yapılan çalışmalar sonucunda
1 Erol MÜTERCİMLER 2 Mehmet Şener ERUYGUR 3 Fatih HİLMİOĞLU 4 Ahmet Hurşit TOLON 5 Rıza Ferit BERNAY 6 Coşkun UMUR 7 Mustafa Abbas YURTKURAN 8 Mustafa Ali BALBAY 9 Kemal Yalçın ALEMDAROĞLU 10 Mehmet HABERAL 11 Ayşe YÜKSEL

1 2 139 2 70 32 766 8 217 3 1 kez görüştüğü tespit edilmiştir. e-Delillerin Ve Hukuki Durumunun Değerlendirilmesi

Şüpheli HALİL KEMAL GÜRÜZ'den ele geçirilen "Azınlık Tali Komisyonu Kararı" isimli belge, EGM Güvenlik Dairesi Başkanlığı tarafından YÖK'e hitaben yazılan GİZLİ ibareli belge ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından Dış İşleri Bakanlığı'na hitaben yazılan GİZLİ ibareli belgelerin "Devletin iç ve dış siyasal yararlarına ilişkin TCK 327 maddesi kapsamındaki" belgeler olduğu, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün B.05.1.EGM.0.61.31 sayılı cevabi yazılarından anlaşılmıştır.Söz konusu gizli belgeler ,sadece mahkeme heyetinin incelemesine sunulmak üzere adli emanete aldırılmıştır.
Şüphelinin, askeri müdahaleye zemin oluşturmak amacı ile Cumhuriyet Çalışma grubunun 19 Eylül 2003 tarihinde Jandarma Genel Komutanlığında bazı rektörlerle yapılan toplantıda planladığı ve 25 Ekim 2003 tarihinde gerçekleştirilen "Ordu Göreve" pankartlarının asıldığı "Cumhuriyet'e Saygı Mitingi"ne YÖK başkanı sıfatı ile iştirak ettiği, örgüt yöneticisi ve üyeleri olan KEMAL ALEMDAROĞLU, MUSTAFA YURTKURAN, ŞENER ERUYGUR, MUSTAFA BALBAY, EMİN GÜRSES, TUNCAY KILINÇ, BEDRETTİN DALAN, FATİH HİLMİOĞLU, MUHİTTİN ERDAL ŞENEL, FERİT BERNAY ile örgütsel irtibatının olduğu görülmüştür.
Sanıklar Muzaffer TEKİN, Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK ve soruşturma aşamasında ölen Kuddusi OKKIR' dan ele geçirilen 23 sayfadan oluşan "Devletin yeniden yapılanması için öneriler (Mastır plan ön çalışması)" isimli örgütsel dokümanda "Sızma ve denetim süreci" başlığı altında; "...Mevcut devlet işleyişinin analizini yapmak, Mevcut kadrolara alternatif adaylar belirlemek ve eğitmek, Sızma stratejileri geliştirmek (Yargı, Emniyet, Eğitim, Sağlık, İstihbarat, Ordu, Sivil yer altı örgütleri (mafya), sivil toplum örgütleri ve meslek odaları, kooperatifler ve birlikler, medya, camiler ve tarikatlar), Denetleme mekanizmaları oluşturmak..." yazdığı tespit edilmiştir. Yukarıda detaylı olarak belirtilen iletişim tespit tutanaklarının içeriğinden ve "Devletin yeniden yapılanması için öneriler"isimli örgütsel dokümandan,şüphelinin YÖK başkanlığından emekli olduğu halde, örgütün talimatı ile YÖK üyeliği ve üniversitelerdeki rektörlük seçimlerine müdahale ettiği, bu amaçla seçime iştirak eden kişilerle görüşmeler yaptığı ve örgütün ileride kullanabileceğini düşündüğü şahısların üniversite yönetimlerine seçilmelerini sağlamak ve üniversitelerde kadrolaşmak amacıyla, bu kişilere oy verilmesi yönünde baskı uyguladığı, seçilmesini istemediği kişiler hakkında asılsız söylentiler ve haberleri yayarak onları yıpratmaya ve böylece üniversite yönetimlerine örgütün belirlediği strateji doğrultusunda yönlendirmeyi amaçladıkları kişilerin seçilmesini sağlamaya çalıştığı, yapılan çalışmalar ile ilgili örgüt yöneticisi ŞENER ERUYGUR'a düzenli bilgi verdiği ve ondan bazı şahıslara baskı uygulaması için taleplerde bulunduğu, ayrıca bazı medya mensupları ile görüşerek rektörlük seçimlerinde desteklediği kişilerin muhalifleri aleyhine yazı yazılmasını sağladığı ve örgüt üyesi MUSTAFA BALBAY ile de bu yönde birçok görüşmesinin bulunduğu, görev sırasında temin ettiği devletin iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin GİZLİ belgeleri sakladığı, Ergenekon silahlı terör örgütü nün ara yönetici olarak emekli olduktan sonra da eylem ve faaliyetlerini sürdürdüğü anlaşılmakla,
Şüpheli Halil Kemal Gürüz'ün eylemlerine uyan TCK'nun 314/1, 327, 3713 sayılı Kanunun 5.maddesi gereğince cezalandırılması ve hakkında TCK. 53, 58/9 ve 63 maddelerinin uygulanması talep edilmiştir
http://tr.wikisource.org/wiki/3._Erg...%C3%9CR%C3%9CZ

Konu tususev tarafından (06-24-2012 Saat 22:26 ) değiştirilmiştir.
tususev isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-24-2012, 19:12   #476
tususev
Popüler Üye
 
Üyelik tarihi: 13.12.10
Mesajlar: 3.170
Tecrübe Puanı: 0
tususev is on a distinguished road
Standart

YÖK eski Başkanı Kemal Gürüz, Emekli Tuğgeneral Kenan Deniz, YÖK eski Denetim Kurulu Başkanı Sedat Arıtürk ve YÖK eski üyesi Erdoğan Öznal hakkında gözaltı kararı çıktı. Gürüz'ün Akdeniz'de tatilde Öznal'ın yurtdışında olduğu belirlendi. Diğer iki isim ise gözaltına alındı
28 Şubat soruşturması emekli ve muvazzaf askerlerin ardından sivil isimlere uzandı. Soruşturma kapsamında YÖK eski Başkanı Kemal Gürüz, Emekli Tuğgeneral Kenan Deniz, YÖK eski Denetim Kurulu Başkanı Sedat Arıtürk, YÖK eski üyesi Erdoğan Öznal hakkında gözaltı kararı çıktı. Gürüz'ün Akdeniz'de tatilde yaptığı Öznal'ın yurtdışında olduğu öğrenilirken diğer iki isim gözaltına alındı.
Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği'nce yürütülen 28 Şubat soruşturması kapsamında sürpriz bir operasyon yapıldı. Özel Yetkili Savcı Mustafa Bilgili operasyonun yönünü bu kez YÖK'e kaydırdı. Bilgili, daha önce YÖK'te arama gerçekleştirmiş ve 28 Şubat dönemine ilişkin fişleme dosyalarına el koymuştu. Bu belgelerde Genelkurmay Karargahı'ndan gönderilen talimat üzerine öğretim üyelerinin fişleme emri yer alıyordu.
ARAMA KARARI YOK
28 Şubat soruşturması kapsamında Kemal Gürüz, Emekli Tümgeneral Kenan Deniz, YÖK eski Denetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Sedat Arıtürk ile YÖK eski üyesi Emekli Hava Korgeneral Erdoğan Öznal hakkında gözaltı kararı çıktı. Savcılık şüphelilerin adreslerinde arama ve inceleme kararı aldırmadı.
İKİ İSİM GÖZALTINDA
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri emekli Tümgeneral Kenan Deniz ile eski YÖK Denetleme Kurulu Başkanı emekli Tümgeneral Prof. Dr. Sedat Arıtürk'ü ifadelerinin alınması için adreslerinde gözaltına aldı. YÖK eski Başkanı Kemal Gürüz ile Emekli Hava Korgeneral Erdoğan Öznal'ın Ankara'daki adreslerine giden Ankara Terörle Mücadele polisi ise iki ismi bulamadı. Şüphelilerden birinin yurtıdışında diğerinin tatilde olduğu belirlendi. Bunun üzerine ekipler, şüphelilerin evlerinde bulunmadığına dair bir tutanak tutarak olay yerinden ayrıldı. Soruşturma sürecinde 75 asker gözaltına alınmış, 58 asker tutuklanmıştı.
Suçlama: Darbeye teşebbüs
Soruşturma kapsamında gözaltına alınan, emekli Tümgeneral Kenan Deniz ile BÇG’nin koordinatörü olarak bilinen Serdar Arıtürk, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ndeki işlemlerinin ardından hava yoluyla Ankara’ya gönderildi. Ankara’da sağlık kontrolünden geçirilecek zanlıların, bugün adliyeye sevk edileceği öğrenildi. Mahkeme kararına dayanılarak hazırlanan arama ve gözaltı müzekkeresinde “hükümetinin görevini yapmasını engellemek ve darbeye teşebbüs” suçlaması yer aldı. Öte yandan zanlılar hakkındaki suçlamalardan ilkini, 28 Şubat sürecinde kurulduğu iddia edilen Batı Çalışma Grubu’nun (BÇG) talimatları doğrultusunda Türkiye genelindeki öğretim görevlilerini fişlemek oluşturuyor. Soruşturma kapsamında elde edilen belgelerde Kemal Gürüz’ün bilgisi dahilinde YÖK’ün bazı öğretim görevlilerini fişlediği ortaya çıkmıştı. Diğer iddialar arasında ise BÇG’nin yasa dışı uygulamalarını üniversiteler bünyesinde koordine etmek ve uygulamak yer alıyor.
KİM KİMDİR?
Öğretim görevlilerini de fişledi
Kemal Gürüz: 1947 yılında İzmir'de doğdu. Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) mühendislik bölümünü bitirdi. ODTÜ Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü başta olmak üzere, Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanlığı, Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörlüğü ve Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı ve TÜBİTAK Başkanlığı yaptı. 6 Aralık 1995'te YÖK'te başkanlığına seçildi. Görev süresinin bitmesinin ardından Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Gürüz'ü aynı göreve ikinci defa atadı. Gürüz'ün icraatları arasında üniversiteye giriş sınav sistemini değiştirmek, ÖSS sorularının çalınması, üniversitelere başörtüsü ile girilmesinin engellenmesi, öğretim görevlilerinin fişlenmesi ve Yüksek Öğretim Kurumları Öğretim Elemanları ve Personeli Disiplin Yönetmeliği'nde değişiklik gibi kararlar yer alıyor.
BÇG'yi yönetti
Emekli Tümgeneral Kenan Deniz: Tuğgeneral rütbesiyle eski Başbakanlardan Necmettin Erbakan'ın Başbakanlık Askeri Danışmanlığını yaptı. Başbakan Erbakan'ın başta olaylı Libya gezisi olmak üzere birçok yurtdışı programına katıldı. Buradaki görevini tamamladıktan sonra Genelkurmay Başkanlığı'nın irticai olayları takip için kurduğu Batı Çalışma Grubu'nun (BÇG) başkanlığı görevine getirildi. Deniz'in ismi Gölcük Donanma Komutanlığı'nda çıkan birçok belgede yer alıyor. İmzasının bulunduğu bir belgede belediye başkanları, vali, kaymakam, hâkim, savcı, emniyet görevlileri ve öğretmenlerin fişleme kayıtları yer alıyor. Deniz, Tümgeneral rütbesiyle emekli olduktan sonra YÖK yönetim kuruluna seçildi.
Gürüz YÖK'e aldı
Tümgeneral Erdoğan Öznal: 1938 yılında Tekirdağ'da doğdu. 1955 yılında Kuleli Askeri Lisesini bitirdi. Bir dönem Hava Kuvvetleri Personel Başkanı olarak görev yaptı. Daha sonra Hava Harp Okulu Komutanlığı'na atandı. Ordudan ayrıldıktan sonra Kemal Gürüz'ün ricasıyla YÖK yönetim kurula girdi. Öznal'ın ismi son olarak Mersin Üniversitesi'nde iptal edilen 'torpilli sınav' ile gündeme gelmişti.
YÖK tasarısını protesto gerekçesiyle 25 Ekim 2003'te Ankara Tandoğan Meydanı'nda gerçekleştirilen gösteride darbe çağrısı yapılmıştı. Ankara Üniversitesi ile Atatürkçü Düşünce Derneği'nin organize ettiği mitinge Kemal Gürüz, emekli Tümgeneral Osman Özbek ve dönemin İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu gibi isimler de katılmıştı. Türksolu dergisi mitingden önce 'Ordu göreve' kapağıyla çıkmış ve 'darbeden başka çare kalmadığını' ileri sürmüştü

http://www.memleket.com.tr/kemal-gur...lu-140126h.htm
tususev isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-24-2012, 19:14   #477
tususev
Popüler Üye
 
Üyelik tarihi: 13.12.10
Mesajlar: 3.170
Tecrübe Puanı: 0
tususev is on a distinguished road
Standart

Fişleme emri için Karadayı'yı ima etti
28 Şubat soruşturması kapsamında gözaltına alınan Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) eski üyesi emekli Tümgeneral Kenan Deniz, tutuklanarak ceza evine gönderilirken, emekli Tümgeneral Sedat Arıtürk ise mahkemece serbest bırakıldı.

Deniz ile Arıtürk’ü yaklaşık 3 saat boyunca sorgulayan Özel Yetkili Ankara Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili tarafından zanlılara Batı Çalışma Grubu’nun (BÇG) faaliyetleri, ülke genelindeki uygulamaları ve ıslak imzalar soruldu. Alınan bilgiye göre Tümgeneral Kenan Deniz, savcılık sorgusunda TSK İç Hizmet Kanunu’na sığındı. Ancak Deniz, diğer askerlerin dayanak gösterdiği 35.madde yerine TSK İç Hizmet Kanunu’nda ‘askeri emirlere mutlak itaat edilir’ maddesiyle kendisini savundu. Deniz, “Emirler sorgulanamaz hükmü var, ben emirleri yerine getirdim” diyerek de dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı’yı işaret etti. Deniz, BÇG’nin üçüncü ismi olarak görüldüğü ve BÇG Koordinatörü olarak bulunduğu şema konusunda ise ‘şeklen vardım’ ifadesini kullandı. Ancak diğer askerler gibi ıslak imzalı belgeleri kabul etti.
Resmi belgeleri yalanlayamadı
BÇG faaliyetlerini de emir komuta zinciri içerisinde olduğunu ifade ederek, doğruladı. Deniz’e ayrıca asker kökenli olmasına karşın YÖK üyeliğine Çevik Bir’in emriyle mi atandığı da sorulan sorular arasında yer aldı. Kenan Deniz, imzasının bulunduğu Mayıs 1997 tarihli sürekli giriş kartı konulu personel isim listesi bulunan ve ekinde İdris Koralp adına açılan Batı Çalışma Grubu (BÇG) alanına giriş yetkisi verilen personel başlıklı iki sayfadan oluşan belge gösterildi. Deniz’in bu belgeleri yalanlamadığı ve BÇG’nin faaliyetleri kapsamında hazırlandığını belirttiği öğrenildi

http://www.haber10.com/haber/284003/

Aynur Ekiz'in haberi:
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından 1995 yılında YÖK Başkanı olarak atanan Kemal Gürüz, üniversitelere getirdiği haksız uygulamalarla biliniyor. Gürüz, Türkiye siyasi tarihinin kara lekesi olan 28 Şubat sürecinde üniversitelerde ideolojik kutuplaşmaya neden olan isimlerin başında geliyor. Üniversitede başörtülü öğrencilerin eğitim alma hakkını elinden alan uygulamalara imza atan Gürüz, başörtüsünün yasaklanması için üniversitelere genelge göndermişti. Kemal Gürüz'ün hayata geçirdiği bu uygulamalar nedeniyle birçok başörtülü öğrenci, başörtülerini çıkarmak istemedikleri için üniversiteden ayrıldı.
Gürüz, aynı zamanda İmam-Hatip okullarında okuyan öğrencilerin üniversite sınavında istedikleri alanları tercih edememelerinin sebebi olan "katsayı uygulaması"nın mimarlarından. Dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı emekli Orgeneral Çevik Bir ile Gürüz arasında geçen görüşmeler neticesinde İmam-Hatip lisesi mezunlarının üniversitelere girme hakkı ellerinden alınmış oldu. Çevik Bir'in Gürüz'e telefon açarak "İmam-Hatip lisesi mezunları üniveresiteye girmeyecek" şeklinde talimat verdiği söylenmişti.
ÖĞRETİM ÜYELERİ FİŞLENDİ
Sadece öğrenciler değil aynı zamanda öğretim üyeleri için de haksız uygulamalara imza atan Kemal Gürüz, öğretim üyelerini de başörtülü öğrencilere müsamaha gösterdiği ve irticai faliyette bulunduğu gerekçesiyle fişleyerek işlerine son verdi. Gürüz zamanında 35 öğretim üyesi görevden ihraç edilirken, yüze yakın kişinin maaşları kesildi, kınama ve uyarı cezası aldılar. "İrtica ile mücadele" kapsamında alınan karaları üniversitelere bildiren 'Toplumsal Faaliyet Birimi' Gürüz döneminde kurulmuştu. Birim fişleme faaliyetlerinin yanı sıra öğretim üyelerinin atama ve terfilerinde de belirleyici rol oynuyordu. Birim, 28 Şubat sürecinde öğretim üyeleri, rektör ve dekanları irticayla suçlayıp işlem yapılması için YÖK'e sunuyordu.
Birim ayrıca 'irtica ile mücadele' konusunda alınan kararları da üniversitelere bildiriyordu. YÖK'ün resmî internet sitesinde bu birimin görevine ilişkin olarak, "Devletimizin çeşitli kurumları ile stratejik konularda koordineli olarak çalışan birim, çeşitli kurum ve kuruluşların talepleri doğrultusunda öğretim üyesi görevlendirmesi işlerini yürütmektedir." ifadeleri yer alıyordu. Bu birim daha sonra Yürütme Kurulu'nun kararı ve YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya'nın imzasıyla bu yılın mart ayında tamamen kaldırıldı.
Ergenekon soruşturması kapsamında 2009 yılında gözaltına alınan Gürüz, davanın tutuksuz sanığı olarak yargılanıyor.
Demirel göreve getirmişti
1995 yılında YÖK Başkanı olarak atanan Gürüz için Eski Milli Eğitim Bakanı ve YÖK Başkanı Mehmet Sağlam, Demirel'i uyarmış. Ancak Demirel, kendi görev süresinin uzatılması Meclis gündemindeyken Gürüz'ü YÖK Başkanı olarak atayarak Necmettin Erbakan'dan alabileceği desteği kendi eliyle itmiş oldu. Demirel böylelikle kendi görev süresinin uzatılmasındansa, Gürüz'ün Başkan olmasını tercih etti. Demirel'in Gürüz için yaptığı bu fedakarlık soru işaretlerine neden olmuştu.

http://www.risalehaber.com/news_detail.php?id=147869
tususev isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-24-2012, 19:16   #478
tususev
Popüler Üye
 
Üyelik tarihi: 13.12.10
Mesajlar: 3.170
Tecrübe Puanı: 0
tususev is on a distinguished road
Standart

28 Şubat döneminde YÖK Başkanlığı görevini yürüten Prof. Dr. Kemal Gürüz, “28 Şubat süreci ile alakamız yok” dedi. YÖK’te fişleme yapmadıklarını söyleyen Gürüz, “Fişleme dedikleri YÖK’e gelen ve arşivlenen ihbarlardır. Bunlar halen gelir“ diye konuştu.

Geçen hafta savcılığın 28 Şubat soruşturması çerçevesinde kendisinin görev yaptığı döneme ilişkin YÖK’teki belgelere el koymasıyla ismi gündeme gelen Gürüz, o dönemde yaşadıklarını anlattı. 6 Aralık 1995’den 5 Aralık 2003 tarihine kadar iki dönem YÖK Başkanlığı yapan Gürüz, VATAN’a şunları söyledi:

MGK’DAN HEP YAZI GELİR: Bizim, YÖK’ün 28 Şubat ile alakamız yok. Alaka kuranlara sormak gerekiyor. MGK’dan YÖK’e her dönem yazı gelir. YÖK kurulduğu günden bu yana gelir. Hala da geliyordur. İhsan Doğramacı varken de, Mehmet Sağlam YÖK başkanıyken de MGK’dan yazılar gelmiştir.

FİŞLEME DEDİKLERİ...: ‘Fişleme belgeleri çıktı’ deniliyor. ‘Akademisyenlerle ilgili bilgiler var’ deniliyor. Fişleme dedikleri şeyler akademisyenlerden gelen ihbarlar. Bir sürü akademisyen ihbar eder. Bir sürü yerden gelir. YÖK’e gelir, rektörlüğe gelir. Bu tür ihbarlar halen gelir. Örneğin aklımda kalan bir ihbar var. O dönem bir rektör adayının diğer rakibini trafik kazası süsü vererek öldüreceğini iddia edenler oldu. Gelen ihbaları dikkata almak zorundasın. Gerektiğinde üniversiteye soruyorduk. Sonuçta rektörün, akademisyenin sicil amirisin ve dosyasına imza atıyorsun. Resmi evrakta suç unsuru olur mu?

DİDİK DİDİK ETTİLER: Evimi geldiler aradılar. YÖK’ten belgeler alındı. Didik didik edildi, çıkan birşey yok. Bir tane belge sızdırıldı. O da Çevik Bir’in Ortaöğretim Başarı Puanı’nda düzenleme yapılmasını isteyen ve katsayının minimize edilmesini isteyen yazısı var. 16 Mayıs 1997 tarihinde Milliyet gazetesinde yeni sınav sistemi haberi çıktı. O haberden 2 ay sonra söz konusu yazı geldi. O yazıda ‘katsayı minimize edilsin’ diyor, biz farkı açmışız. Dediklerini yapmamışız. Bu mektubun sızdırılmasının amacı, ‘Genelkurmay’dan emir geldi, onun üzerine değişiklik yapıldı’ diye lanse edilmek istenmesindendir. Ama hiç alakası yok. Bu yazının üstüne Çevik Bir’e gittim. Kendisine kibarca bu yazıyı dikkate almayacağımızı söyledim. Mektupta istenilenin tam tersini yaptık.

OLAĞANÜSTÜ BİR ŞEY YOK: MGK toplantısı olduğu gün ben ABD’deydim. O dönemde hatırladığım olağan dışı, olağanüstü bir yazı veya hatırladığım birşey yok. YÖK’te de olağanüstü birşey yaşanmadı. Askerden gelen bir talep de olmadı. MGK kararlarını ABD’de duyduk.

MAHKEME KARARI: Türban ile ilgili eleştiriliyorum ama Anayasa Mahkemesi’nin kararları vardı. O kararlar hala var. Bunları uyguladım, suç mu? Mahkeme kararı uygulamak suç mu

http://haber.gazetevatan.com/cevik-b...433569/1/Haber


YÖK'ün 'Kozmik odası'ndan çıkan belgeler sonrası Kemal Gürüz ve Kemal Alemdaroğlu'nun Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilliği tarafından ifadeye çağrılması bekleniyor. 28 Şubat soruşturması çerçevesinde YÖK'te yapılan aramalarda 15 bin belgeye el konulmuştu. Fişleme ile MGK'nın YÖK ile yaptığı yazışmaların yanı sıra Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir'in YÖK Başkanlığı'na verdiği talimatlara ulaşılmıştı.

Aslan Değirmanci'nin haberi
YÖK'ün 'Kozmik odası'ndan çıkan belgeler sonrası Kemal Gürüz ve Kemal Alemdaroğlu'nun Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilliği tarafından ifadeye çağrılması bekleniyor. 28 Şubat soruşturması çerçevesinde YÖK'te yapılan aramalarda 15 bin belgeye el koyulmuştu. Fişleme ile MGK'nın YÖK ile yaptığı yazışmaların yanı sıra Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir'in YÖK Başkanlığı'na verdiği talimatlara ulaşılmıştı.
Asker selamı çakan Kemaller

28 Şubat sürecinde üniversitelerin hizaya getirilmesi için Kemal Gürüz, görevlendirilmişti. Gürüz talimatıyla Şubat 98′de toplanan YÖK Genel Kurulu, "kılık kıyafet genelgesi"ne göre başörtülü öğrencilerin üniversitelere sokulmaması konusunda tüm rektörleri uyarmıştı. YÖK'ün bu kararına en hızlı destek İstanbul Üniversitesi (İÜ) Rektörü Kemal Alemdaroğlu'ndan gelmişti. Tüm üniversiteler YÖK'ün talimatını değerlendirmeye alırken Alemdaroğlu, dekanlarını toplayarak "Örtü yasağını uygulamak için gerekirse bilime ara verin" talimatı vermişti. Ve zulüm resmen başlamıştı.
Her taşın altından Demirel çıkıyor!

Ergenekon sanıkları olan Kemal Gürüz'ü YÖK Başkanlığı'na, bir başka Ergenekon sanığı olan Kemal Alemdaroğlu'nu da 1997′de İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü'ne atayan ismin Süleyman Demirel olması derin ilişkinin kodlarını deşifre etmeye yetiyor.
Demirel uyarıldı ama…

Dönemin Milli Eğitim Eski Bakanı ve DYP Kahramanmaraş Milletvekili Prof. Dr Mehmet Sağlam, DYP'den politikaya atılmak üzere YÖK başkanlığından istifa eder etmez, teşekkür ve veda için, kendisini o önemli göreve getiren Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e çıkar. Uzun süren bir görüşmenin ardından Profesör Mehmet Sağlam, "Efendim" der, "Benden sonra kimi atarsanız atayın YÖK istikametten sapmaz; bu yüzden Kemal Gürüz hariç 63 rektörden herhangi birini yerime düşünebilirsiniz…" Süleyman Demirel bu tavsiyeden fazla mutlu görünmez ve "Merak etme Hoca" demekle yetinir. Sonrası malum: Cumhurbaşkanı anayasanın kendisine verdiği yetkiyi kullanarak yüksek öğretimin başına birini atar; o kişi, Prof. Sağlam'ın 'atamaması' tavsiyesinde bulunduğu Kemal Gürüz olur.
Askerden tam destek

Gürüz'ün YÖK Başkanlığı'na atanmasının asker desteğiyle olduğunu belirten Prof. Dr. Tahir Hatipoğlu, "Gürüz'ün dört yıl sonra yeniden atanması zamanın Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun gece saat 23.00′te Demirel'e açtığı telefonla gerçekleşmiştir. Asker destekli başkandır. Gürüz'ün asker yakınlığı aleni olmuştur ve başı sıkıştıkça, rektörleri toplayıp paşalara gitmiştir. Paşaların seveceği sözleri söylemesiyle ün yapmıştır" diyor.
Adrese teslim atama

Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, 1994 yılında başlayan İstanbul Üniversitesi Rektör danışmanlığı'nın ardından 97'de Yüksek Öğretim Kurulu'nca rektörlüğe aday gösterilmiş ve 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından atanarak 31 Aralık 1997′de İstanbul Üniversitesi Rektörü olarak göreve başladı.
Darbe özlemleri hiç bitmedi

YÖK eski Başkanı Kemal Gürüz ile İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Kemal Alemdaroğlu, 2002 yılında 'Ordu Göreve' pankartlarının açıldığı Ankara'daki mitinge yan yana katılmışlardı. Ordu göreve pankartı açılan gösteriler Ergenekon iddianamesine 'Ergenekon terör örgütünün yönlendirdiği eylemler'den birisi olarak girmişti.
Demirel onları hiç yalnız bırakmadı

Gürüz ile Alemdaroğlu, Ergenekon Soruşturması kapsamında gözaltına alındı. İlk ses Demirel'den geldi. Demirel, "Ergenekon davası Türkiye'de büyük bir belirsizlik meydana getirmiştir. Suç nedir? Bu suç nerede işlenmiştir? Bundan kim zarar görmüştür? Bu suçun suçluları ile irtibatı nedir? Eğer iddianamede zikredilen herkes, telefon konuşmalarına atıfta bulunulan herkes suçlu ise, o zaman Türkiye'de devlet ve toplum suçludur" dedi.
Gizli tanıktan şok ifşaat

Üçüncü Ergenekon İddianamesi'nin ek klasörlerinde yer alan 'Anadolu' kod adlı gizli tanık ifadesinde, İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Kemal Alemdaroğlu'nun da 2004 Mayıs-Haziran aylarında TSK içindeki yapılanmadan bahsederek üniversite yapılanmasında görevli olduğunu anlattığını kaydetti. Gizli tanık şunları anlattı: "Görevi kabul etmedim. Yaşar Hacı Salihoğlu'nun bu yapılanma içinde üniversitede askerler ile irtibat sağlayan kişi olduğunu, Jeopolitik Dergisi'ni çıkardığını, askerler ile toplantılar yaptığını emekli askerlerin yazılarının bu dergide yayımlandığını söyledi. Yaşar Hacı Salihoğlu'nu tanımam ancak 2003 yılında Tandoğan'da yapılan 'Cumhuriyet'e Saygı' adlı mitingin askerlerin kordinesinde yapıldığını, 'Ordu Göreve' pankartlarının da aynı kapsamda yapıldığını ve bu pankartları aynı mitingte Atatürkçü Düşünce Derneği Konfederasyonu tarafından yapıldığı bu derneğin Türk Solu Dergisi ve İleri Dergisi ile irtibatlı olduğunu bana söyledi. Ayrıca Kemal Alemdaroğlu 'Taksim Toplantıları' adı altında yemekli toplatılar düzenliyordu. Bir seferde bu toplantılara Süleyman Demirel katıldı. Bu toplantıda Süleyman Demirel Türkiye'nin kötüye gittiğini ve değişmesi gerektiğini anlatıyordu."
Paşaların desteği kabul edildi

Ergenekon sanığı emekli Orgeneral Şener Eruygur`un evinden çıkan bir gizli belgede İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Kemal Alemdaroğlu`nun ilginç itirafları yer aldı. Belgeye göre, 1998 yılında başörtüsüne yasak getirildiği zaman İl Emniyet Koordinasyon Kurulu`nda sorgulandığına dikkat çeken Alemdaroğlu, `O gün taviz verilseydi türban ve üniversite konusunda cephe kaybedilirdi` diyerek endişelerini dile getiriyor. Alemdaroğlu şöyle devam ediyor: `Dönemin Genelkurmay başkanı 3 kez telefonla aradı ve destek verdi. Vali, hoşgörülü olun imasında bulundu. O dönemde TSK arkamda olmasaydı ben ne yapardım? Olaylar haftasında resmî kıyafetle 3 korgeneral beni ziyaret etti. Askerler her vesile ile desteklerini göstermeliler.'
Alemdaroğlu'na özel görev!

"Ergenekon, Analiz, Yeni Yapılanma Yönetim ve Geliştirme Projesi" başlıklı doküman Ergenekon operasyonlarında ele geçen en önemli belgeler arasında. 25 sayfalık belgede medyanın Ergenekon için önemi ve yapılması gerekenler anlatılıyor. Ergenekon sanığı İlhan Selçuk ile Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Yıldız 2 Temmuz 2008 tarihli konuşmalarında 4 kanalın birleştirilmesinden söz ediyor. Kemal Alemdaroğlu da Ergenekon'un medya operasyonunu teşvik edenler arasında sayılıyor.
Ergenekon Davası`nda kendini savunan eski rektör Kemal Alemdaroğlu, `Evet darbe yaptım; üniversitede türban darbesi` dedi. `1997`de İstanbul Üniversitesi İran gibiydi` diyen Alemdaroğlu`na göre savcılar da örtüyle mücadelesi yüzünden kendisini hedef aldı. Her şey açık aslında
İddianamede, Ergenekon'un üniversite yapılanmasını yürüttüğü ileri sürülen eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu'nun yaptığı telefon görüşmelerine yer veriliyor. Alemdaroğlu, eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz, İnönü Üniversitesi Rektörü Fatih Hilmioğlu ve eski Trakya Üniversitesi Rektörü Osman İnci ile irtibata geçerek Celal Şengör'ün YÖK üyesi yapılmasını istiyor. Hilmioğlu, seçim için 30 rektörü ayarladığını ifade ediyor. Alemdaroğlu'nun görevden ayrılmasına rağmen üniversite yapılanmasındaki faaliyetlerini sürdürdüğüne dair delillerden biri de eski YÖK Başkanı ile yaptığı görüşme. İddianamede yer alan konuşma, Üniversitelerarası Kurul'da Şengör için yapılan seçimden sonra gerçekleşiyor. Gürüz, "Kemal'ciğim duydun mu haberleri, Cerip seçilmiş. Bütün Tosun efendi buraya gelip çadır kurmasına rağmen 83′e 54 oldu; ama 54 tane köpek çıkmış oradan. Bunlar Ortadoğu'dan bir kadını aday gösterdiler. Bana geldi hocam saygılar sevgiler s. lan dedim köpek, sen dedim kimsin lan tanımadığım adamı aday gösteriyorsun. Utanmaz herif ya rektör müsvettesi yıkıl karşımdan ha ha bir gidişi var idi." ifadelerini kullanıyor. Alemdaroğlu da "İyi demişsin" diyor.
"Darbe lazım"

Darbe beklentisi içinde olduğu tespit edilen İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Kemal Alemdaroğlu`nun teknik takibe takılan telefon görüşmelerinde AK Parti`ye kapatma davası açılacağından ve sonunda AK Parti için kapatma kararı çıkacağından emin olarak söz ettiği belirlendi. Kapatma davasının sonucunu dava açılmadan bilen Alemdaroğlu`nun bir görüşmesinde `Kansız olmaz. Darbe lazım. Öncelikle de bu davanın açılması lazım` dediği öğrenildi.
Encümen-i Daniş ve Alemdaroğlu

Prof. Dr. Alemdaroğlu, ETÖ soruşturmasında tutuksuz yargılanmak üzere gözaltından serbest bırakıldıktan sonra Hürriyet gazetesinin 19 Nisan 2008 tarihli nüshasına bir teşekkür ilan verdi. Söz konusu ilanda Alemdaroğlu`nun teşekkür ettiği isimler arasında Encümen-i Daniş Başkanı Necmettin Karaduman`un olması dikkat çekti. Hatırlanacağı gibi Karaduman`ın `Derin devlet bütün dünya devletlerinde vardır. Bizi ve devletimizi korumaya yönelik. Bu dış tehlikelere karşı alınan tedbirlerin toplamıdır` diye konuşmuştu.
Ergenekon davası sanıkları arasında yer alan ve 4 gün gözaltında kalan Kemal Gürüz, yaklaşık iki hafta Amerika`nın değişik üniversitelerinde `laiklik` konferansları verdi.
Demirel'e ahde vefa

Ergenekon terör örgütü soruşturması kapsamında gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan Kemal Gürüz, ilginç açıklamalar yaptı. Gürüz, darbelere karşı olduğunu; ancak 28 Şubat`ın bir darbe değil, anayasal süreç içinde yapılmış bir işlem olduğunu savundu. Milliyetçi olduğunu anlatan eski YÖK Başkanı, Türkiye`nin çıkarlarının da ABD çıkarlarıyla örtüştüğünü savundu. Süleyman Demirel`e büyük saygı duyduğunun altını çizen ve `Demirelciyim` diyen Gürüz, `Ama son seçimde oyumu CHP`ye verdim. Yine vereceğim.` ifadesini kullandı.
Bu görüşmeye dikkat!

HSYK üyesi Ali Suat Ertosun ve YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu ile görüntüleri ortaya çıkan Ergenekon sanıklarından Engin Aydın ile Gürüz arasında geçen telefon görüşmeleri üçüncü iddianamede yer aldı. Gürüz`ün 21 Mayıs 2008`de Engin Aydın ile yaptığı görüşmede son dönemde yapılan rektör atamalarından hayli sıkıntılı olduğu görülüyor. Yeni atanan rektörler için `bunlardan `rektör -mektör` olmaz` diyen Gürüz, kimin rektör olmasına `Türkiye çapında akil adamlar grubu`nun karar vermesi gerektiğini anlatıyordu. Gürüz, 20 Nisan 2008 tarihinde Dalan ile yaptığı telefon görüşmesinde `Sen bu rektörlerden ne çektiğimi bana bir sor. Bir Allah bilir bir ben` diyor. Dalan`ın `Memleket gidiyor değil gitti` yorumuna Gürüz, `Valla hala tutulacak bir tarafı var` sözleriyle karşılık veriyor. Dalan`ın `Var mı?` sorusuna Gürüz, `Var. Bu İstanbul bunların elinden alınabilirse Bedrettin abi şayet, sen benden daha görürsün, düşün taşın, bana de `gel şunu yap de yanımda şey ol de` ben senin emrinde olurum yani` diyerek cevap veriyor.
Eruygur ile dertleşme

Yine Ergenekon`un üçüncü iddianamesinde, Gürüz`ün Eruygur`un gözaltına alınmasından birkaç gün öne yaptığı telefon görüşmesine yer verildi. Eruygur`a `Sizi çok üzücü bir konu için rahatsız ediyorum yüreğimden yaralanmış vaziyetteyim` diyerek telefon açan Gürüz, `Çok samimi bir arkadaşımızı çok yakın bir arkadaşımın ihanetini size açıklamak mecburiyetindeyim onun için arıyorum üzüleceğinizi bile bile mecbur yapmak zorundayım` diyor. Prof. Dr. Muhittin Şimşek`e YÖK`e Başkanvekili olarak önerilmesinden büyük rahatsızlık duyduğunu aktaran Gürüz, kendisini en çok yaralayanın ise Şimşek`e Uludağ Üniversitesi`nin eski Rektörü Mustafa Yurtkuran`ın da destek çıkması olduğunu belirtiyor. Gürüz`ün bu sözlerine Eruygur `Yapmayın ya` diye tepki gösteriyor. Gürüz, Yurtkuran`ı aradığını ve `Kendisine dedim ki sen benim için bittin` dediği anlatıyor. Yurtkuran`ın Şimşek`e destek vermesinin nedeni olarak da karısını kendisinden sonra üniversiteye rektör olarak seçtirmek olduğunu Eruygur`a bildiren Gürüz, Yurtkuran`ın `Yıllardır tanıyorum bu adamı ne var bunda` şeklinde savunmasına da ateş püskürüyor.
Kaynak: MİLAT

Konu tususev tarafından (06-24-2012 Saat 22:20 ) değiştirilmiştir.
tususev isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-24-2012, 20:00   #479
musculus
Popüler Üye
 
Üyelik tarihi: 12.12.10
Mesajlar: 297
Tecrübe Puanı: 320
musculus is just really nicemusculus is just really nicemusculus is just really nicemusculus is just really nice
Standart

Alıntı:
mecburi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Pişmanlık güzeldir NLP Master PractitionerEFTAL ORHAN

Pişmanlığın neresi güzel?
İnsan, hiç bir konuda pişman olduğuna sevinir mi?
Pişmanlığın ne faydası olabilir ki?
Kim pişman olmayı ister?
Hemen zihnimize bu tür ezber sorular gelebilir.
Hatta “Pişman olmak da bir erdemdir.” dersem herhalde, çoğu insanın tepkisi daha fazla artacak ve belki de; “Yok artık, daha neler!” kıvamında burun kıvıracaktır.
Oysa pişmanlık, sizi onaran bir duydur.
Çünkü ancak hatasını görebilen kişi pişman olur.
Ve hatadan dönmenin ön şartı pişmanlıktır.
Ancak pişman olduğumuz hatalarımızı düzeltiriz.
Pişman olmadıklarımızı yapmaya devam ederiz.
Bunun sebebi; ya hatalarımızı göremememizdir ki bu en masum olan seçenektir.
İkincisi ise yaşamımız boyunca bize en çok zarar veren ve tehlikeli olan seçenektir.
O da yaptığımız yanlışı “normal” görmemizdir.
Durun, daha burada bitmedi.
Bu “normal görme” tutumundan daha tehlikelisi var.
O da; o yanlışı yapmayı, “hak” olarak görmek.
Böylelerinin, artık çoğu insani duyguları yok olmuş demektir.
Bir kaç örnekle açıklayalım meramımızı…
Çok yakın bir arkadaşınıza, eşinize ya da annenize karşı önemli bir hata yaptınız ve onu üzdünüz.
Eğer hatanızı görüp fark ederseniz, pişman olup özür dilersiniz ve ilişkilerinizi onarırsınız. Pişman olmak, burada sizin özür dilemenizi sağlar ve bir daha o yanlışı yapmanızı engelleyen bir “sigorta” görevi görür.
Hatanızı gördünüz ve pişman olmadıysanız, aynı yanlışı yapmaya devam edersiniz. Bu ilişkilerinizin kangren olması demektir. Hatalar büyüyecek ve sonuç travmatik olacaktır. Oysa uygun zamanda bir miktar pişmanlık duygusu, sizi bu acı sonuçtan kurtarıcı görevi görecekti.
Gelelim daha tehlikelisine…
Bir evi soyan hırsız; yaptığı hırsızlığın yanlış olduğu ve bundan pişman olması gerektiğini değil de;” Bu yaptığım normal bir iş çünkü bunu yapmak benim hakkım.” diyorsa artık o kişinin bütün mantık örgüsü çökmüş, insani duyguları yok olmuş demektir.
İşte cani insanların mantığı da budur.
Bu tür örnekleri daha olumsuz olaylara kadar uzatabilirim.
Ama yapmayacağım.
Şimdi, pişmanlık duygusu ne kadar güzelmiş diyebiliriz, sanırım.
Pişmanlık, acıdır ama aynı zamanda hatanızı onaracak ateşin kıvılcımıdır.
İnsanı “insan yapan” her duygu, güzeldir.
Elbette ki asıl önemli olan; pişman olmayacağımız doğru işler yapmak, onun için de “öngörü” yani basiret sahibi olmaktır.
Her insan hata yapar, hata yapanların en akıllısı hatasını düzeltendir.
Son sözü Konfüçyüs’e bırakalım:
Bir işi doğru yapmanın üç yolu vardır.
Birincisi; "akıl yürüterek" ki en saygı değeridir.
İkincisi; "benzeterek" ki en kolayıdır.
Üçüncüsü; "tecrübeyle" ki en
acısıdır.


Kaynak : http://www.internethaber.com/pismanl...#ixzz1yJFNjb6E

OMO reklamı kirlenmek güzeldir o tür geyik muhabbeti
musculus isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-24-2012, 20:19   #480
derldr
Normal Üye
 
Üyelik tarihi: 05.10.11
Mesajlar: 63
Tecrübe Puanı: 0
derldr is an unknown quantity at this point
Standart

Alıntı:
mecburi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Pişmanlık güzeldir EFTAL ORHAN

Pişmanlığın neresi güzel?
İnsan, hiç bir konuda pişman olduğuna sevinir mi?
Pişmanlığın ne faydası olabilir ki?
Kim pişman olmayı ister?
Hemen zihnimize bu tür ezber sorular gelebilir.
Hatta “Pişman olmak da bir erdemdir.” dersem herhalde, çoğu insanın tepkisi daha fazla artacak ve belki de; “Yok artık, daha neler!” kıvamında burun kıvıracaktır.
Oysa pişmanlık, sizi onaran bir duydur.
Çünkü ancak hatasını görebilen kişi pişman olur.
Ve hatadan dönmenin ön şartı pişmanlıktır.
Ancak pişman olduğumuz hatalarımızı düzeltiriz.
Pişman olmadıklarımızı yapmaya devam ederiz.
Bunun sebebi; ya hatalarımızı göremememizdir ki bu en masum olan seçenektir.
İkincisi ise yaşamımız boyunca bize en çok zarar veren ve tehlikeli olan seçenektir.
O da yaptığımız yanlışı “normal” görmemizdir.
Durun, daha burada bitmedi.
Bu “normal görme” tutumundan daha tehlikelisi var.
O da; o yanlışı yapmayı, “hak” olarak görmek.
Böylelerinin, artık çoğu insani duyguları yok olmuş demektir.
Bir kaç örnekle açıklayalım meramımızı…
Çok yakın bir arkadaşınıza, eşinize ya da annenize karşı önemli bir hata yaptınız ve onu üzdünüz.
Eğer hatanızı görüp fark ederseniz, pişman olup özür dilersiniz ve ilişkilerinizi onarırsınız. Pişman olmak, burada sizin özür dilemenizi sağlar ve bir daha o yanlışı yapmanızı engelleyen bir “sigorta” görevi görür.
Hatanızı gördünüz ve pişman olmadıysanız, aynı yanlışı yapmaya devam edersiniz. Bu ilişkilerinizin kangren olması demektir. Hatalar büyüyecek ve sonuç travmatik olacaktır. Oysa uygun zamanda bir miktar pişmanlık duygusu, sizi bu acı sonuçtan kurtarıcı görevi görecekti.
Gelelim daha tehlikelisine…
Bir evi soyan hırsız; yaptığı hırsızlığın yanlış olduğu ve bundan pişman olması gerektiğini değil de;” Bu yaptığım normal bir iş çünkü bunu yapmak benim hakkım.” diyorsa artık o kişinin bütün mantık örgüsü çökmüş, insani duyguları yok olmuş demektir.
İşte cani insanların mantığı da budur.
Bu tür örnekleri daha olumsuz olaylara kadar uzatabilirim.
Ama yapmayacağım.
Şimdi, pişmanlık duygusu ne kadar güzelmiş diyebiliriz, sanırım.
Pişmanlık, acıdır ama aynı zamanda hatanızı onaracak ateşin kıvılcımıdır.
İnsanı “insan yapan” her duygu, güzeldir.
Elbette ki asıl önemli olan; pişman olmayacağımız doğru işler yapmak, onun için de “öngörü” yani basiret sahibi olmaktır.
Her insan hata yapar, hata yapanların en akıllısı hatasını düzeltendir.
Son sözü Konfüçyüs’e bırakalım:
Bir işi doğru yapmanın üç yolu vardır.
Birincisi; "akıl yürüterek" ki en saygı değeridir.
İkincisi; "benzeterek" ki en kolayıdır.
Üçüncüsü; "tecrübeyle" ki en acısıdır.


Kaynak : http://www.internethaber.com/pismanlik-guzeldir-11363y.htm#ixzz1yJFNjb6E

Alıntı:
musculus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
OMO reklamı kirlenmek güzeldir o tür geyik muhabbeti

neden öyle olsun

yazıda tusdata nlp uzmanı eftal orhan ın bir pişmanlık sonrası arayış içinde olduğu çok açık
derldr isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıAçık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Uludağ ün. Tıp fak. Uzmanlık öğrencileri temsil kurulu aerol Asistan Dr. / Araştırma Grv. 0 02-26-2011 10:21
Tıp öğrencileri, kadavra görmeden mezun oluyor! houseMD TIP Öğrencileri 2 02-01-2011 15:36
4.sınıf tıp öğrencileri steTUSkop TIP ÖĞRENCİLERİ 0 09-24-2009 14:19
Tıp öğrencileri kongrede buluştu steTUSkop TIP ÖĞRENCİLERİ 4 08-22-2009 01:40
Tıp fakültesi öğrencileri de bu konuda bilgisiz! steTUSkop TIP ÖĞRENCİLERİ 3 05-30-2009 19:58


Şu Anki Saat: 21:37


Powered by vBulletin
Copyright © 2000-2009 Jelsoft Enterprises Limited.
www.stetuskop.com