www.steTUSkop.com ; TIP ve TUS'un MERKEZi ! Doğruların TEK Adresi !

Geri git   www.steTUSkop.com ; TIP ve TUS'un MERKEZi ! Doğruların TEK Adresi ! > PARAMEDİKAL DÜNYA > Sosyal Hayatımız > Siyaset / Politika

7973 (0 Kayıtlı Ve 7973 Misafir Üye Bulunmaktadır.)
Anasayfa İletişim TUS Güncel TUS Dersaneleri TUS Hazırlık Yabancı Dil ve TUS Mecburi Hizmet YDUS Tus Rehberi DUS
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 12-04-2018, 07:13   #1721
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Toggle navigation

Ana Sayfa*****/*****Fuat Uğur

UBER’e vay vay, CAREEM’e hay hay!

04.12.2018

Fuat Uğur

Tüm Yazıları

İstanbul Taksiciler Odası Başkanı*****Eyüp Aksu*****önceki gün*****Cem Küçük*****ile benim de aralarında bulunduğumuz bir grup gazeteci hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunmuş.

Kendisini kutlarız. Turistleri dolandıran, içi kirden pastan geçilmeyen, yüksek sesle at yarışı ve maç dinleyip insanı leş gibi sigara kokan araçlara mahkûm eden taksi sahiplerini ve sürücülerini töhmet altında kalmaktan kurtarmış oldu. Böylece gelecek kongrede yapılacak seçimde de*****başkanlığı garantilediğini*****düşünüyor olmalı.

Efendim bizlerin Uber araçları savunduğumuzu söylüyor kendileri. Bu yasa dışı, korsan araçları nasıl savunurlar, diyor.

Âleme verir talkını kendi yutar salkımı*****derler ya tam o hesap.

Eyüp Aksu meğer*****UBER benzeri bir başka korsan şirket CAREEM’in davetlisi*****olarak*****Birleşik Arap Emirlikleri başkenti Dubai’ye gitmiş.

Bilet ve konaklama gibi tüm masrafların Dubai merkezli şirket tarafından üstlenildiği toplantıda*****CAREEM'in taksicilere vereceği hizmetin konuşulup mutabık kalındığı öne sürüldü.

Dubai seyahatine ilişkin*****İstanbul Taksiciler Birliği*****tüm üyelerine mesaj gönderdi. 'Böyle ihanet görülmedi'*****ifadeleri ile başlanan mesajda*****"Uber'i bitireceğini söyleyen*****Oda Başkanı ve yönetimi mesleği global hırsızlara satmak için Dubai'de" denildi. Mesajı alan yüzlerce taksici ise yapılan görüşmeye tepki gösterdi.

Ee, şimdi bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. Tutmuş “Bu Dubaili şirketten para alan şerefsizdir”*****diyor. Sanki mesele bununla sınırlıymış gibi. E sen tutup UBER için demediğini bırakmıyorsun, CAREEM ile al takke ver külahsın. Ne iş bu sayın Başkan?

İsteyen taksicinin Careem’in kurduğu sisteme kayıt yaptırabileceğini*****de söylemişsin üstelik. Peki İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü’nden gelen*****“Careem adlı şirket de Uber gibi korsan ve yasa dışıdır”*****yazılarından haberdar değil misin?

Değilsen bizden duy, durum senin için ciddi, haberin olsun.

Konforlu koltuğundan kımıldamadan başkanlık yapacağını sanma yanılgısına düşmeseydin keşke Sayın Başkan. Eğer*****vatandaşın şikâyet ettiği sorunları giderebilme konusunda başarılı olsaydın*****bugün tarihe geçerdin. Ama bugün artık adın UBER yerine ne yazık ki CAREEM ile anılıyor.

*****

FUAT UĞUR'UN DİĞER YAZISI İÇİN TIKLAYINIZ

********************
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla

     

Alt 12-04-2018, 07:17   #1722
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Toggle navigation

Ana Sayfa*****/*****Fuat Uğur

Madalyonun iki yüzü; FETÖ ve Kemalist askerî vesayet

04.12.2018

Fuat Uğur

Tüm Yazıları

Birden*****sütten çıkmış ak kaşık*****oluverdiler.

Neden o? Çünkü duruşma savcısı*****Abdurrahman Hacısalihoğlu*****Ergenekon adlı terör örgütünün varlığının kesin delillerle tespit edilemediğine dair mütalaa vermiş.

Olabilir, mütalaa bu.

Ergenekon adlı örgütün varlığını bizler bugün*****Kemalistlerin çok sevdiği Can Dündar ile Celal Kazdağlı’nın yazdığı ERGENEKON adlı kitaptan*****öğrendik ilk kez. Sonra kendisi de Ergenekon davasından yargılanan*****Erol Mütercimler*****ve pek çok asker, yazar bu örgütün varlığını doğruladı.

Ergenekon adlı örgütün asıl adı aslında*****Darbeci Kemalist Askerî Vesayet*****idi.

Bu vesayet Türkiye Cumhuriyeti’nin çok partili sisteme geçtiği yıldan itibaren ülkenin başına bela oldu.

1960 darbesiyle bir Başbakan, iki Bakan’ı astılar.

1971 darbesini onlar yaptı. 12 Eylül 1980 darbesini de. Darbeyi yapabilmenin “meşru” şartlarını hazırlamak için kardeşi kardeşe vurduran da onlardı. 1971 ve 1980 sonrasında binlerce insanı işkenceden geçirdiler, yüzlercesini öldürdüler, sakat bıraktılar, yüz binlerce insan cezaevlerine tıkıldı.

Susurluk çetesini onlar kurdurdu ve onlar tasfiye etti.

1990’lı yıllar*****faili meçhul cinayetlerin*****yıllarıydı. Başını darbeci Kemalist askerî vesayet çekiyordu.*****28 Şubat darbesini*****yapıp seçilmiş hükûmeti tasfiye edip yüzlerce insanı hapse atan, başörtülü kızlara işkence yapan, okuma haklarını ellerinden alan ve bunu da yaltakçısı medyayla yapan onlardı.

AK Parti’nin 2002’de seçilmesinden hemen sonra*****da darbe hazırlıklarına başladılar.*****Sarıkız ve Ayışığı darbe planları*****gerçekti. Keza darbenin nasıl yapılacağını anlatan*****Özden Örnek’in anıları da. Daha doğrusu herkesin bildiği bir sırdı.

367 garabetine, AK Parti’yi gazete kupürleriyle kapatma soytarılığına kalkışan onlardı. 27 Nisan muhtırasını onlar verdi. Ve*****sadece*****CHP’lilerle Cumhuriyet benzeri gazetelerin yazarları değil, Ahmet Hakan ve Ertuğrul Özkök*****gibiler de tam tekmil bu darbe muhtırasına destek verdiler.

Darbeye altlık olsun diye bugün CHP içinde siyaset yapan bir meczup ve darbeci generallerle uçtum akıllı hempaları Cumhuriyet mitingleri düzenlediler büyük illerde.

*****

ONLAR DARBECİLİKLE UĞRAŞIRKEN FETօ

*****

Ama onların ahmaklıkları bir başka örgüte yarıyordu. Adı daha sonra FETÖ olacak Cemaat, ta 1980’li yıllardan başlayarak TSK içine öbek öbek sızmıştı.

Ergenekon ve Balyoz davalarını açtıkları zaman Türkiye’de herkes “Vay be” dedi. Yüklenen suçlamalar akıl alır gibi değildi. İlk kez Kemalist askerî vesayet hukuk önünde hesap verecekti.

Ama bunu yapan*****emniyete, TSK’ya, yargıya sızmış olan*****ve koordineli biçimde çalışan çok tehlikeli bir örgüttü. Onlar bu davalardan yola çıkarak*****kendilerine alan açmak üzere*****suçlamaların yöneltildiği kişilere ek olarak yüzlerce masum insanı daha açılan davaların içine tıkıştırıp mağduriyetlere ve dramlara sebep oldular.

Yargılamalar iyice çığırından çıktı ve ilk kez Kemalist askerî vesayetle hesaplaşma fırsatı çıkmışken bu, FETÖ sayesinde yok edildi.

Çünkü*****FETÖ adlı tehlikeli örgüt, bir diğer darbeci yapıyı tasfiye edip yerine geçmek için son dokunuşları*****yapıyordu. Amaçları ülkeyi ellerine geçirmekti.

O vakitler bu işin ardında “cemaat yapılanması” olduğunu söyleyen CHP’liler ve Kemalistler ise ne enteresandır ki; AK Parti bu örgütle mücadeleye başlayınca*****FETÖ saflarına geçtiler. Öyle ki*****2016 yılının başlarına dek FETÖ yayın organlarında*****boy gösterdiler. O kadarla da kalmadılar,*****Kılıçdaroğlu’nun emriyle*****bu gazete ve televizyonların kapatılmaması için devlet güçlerinin önüne bariyer oldular.

Kısacası biz darbeci*****KEMALİST ASKERÎ VESAYET İLE FETÖ BİR MADOLYONUN İKİ YÜZÜDÜR*****derken yanlış bir şey söylemiyorduk. Nitekim kolayca yeniden bir araya geliverdiler.

Bu yüzden önce FET֒cü polislerin provokasyonuyla soslandırılmış Gezi Vandalizmi’nin amacı*****“Kontrol edilemez”*****hâle gelen*****Başbakan Tayyip Erdoğan’ı devirmekti. Senaryoyu*****Küresel Çete*****hazırlamış, onlar uygulamıştı.

Beceremediler, ardından 17-25 Aralık yargı darbesi başlatıldı. CHP, Aydın Doğan medyası, Sözcü, HDP hep birlikte FETÖ argümanlarıyla, onlarla iş birliği yaparak Başbakan Erdoğan’a ve AK Parti’ye korkunç bir saldırı başlattı. 30 Mart seçimlerinde yeneceklerini sandılar böylece. Ama umdukları olmadı.

Ve 15 Temmuz 2016 darbe girişimi. Ardından yine FETÖ iblisinin*****“kontrollü darbe”*****iftirası Kılıçdaroğlu’nun dilinde hayat buldu.

Şimdi darbeci Kemalist askerî vesayetçiler kendilerini Ergenekon üzerinden temize çıkarmak istiyorlar.

Ahmet Hakan Coşkun*****gibileri de tüm oportünizmleriyle buradan nasıl ekmek yiyebilirim fikriyle, nefret ettiği bazı gazete yazarlarını*****“Ergenekon davasını destekleyen gazeteci kılıklı soytarılar”*****diye adlandırarak*****“Onlar ellerini kollarını sallayarak gezecekler mi?”*****sorusunu yöneltiyor muhbirlik yaparak. Savcılar ne güne duruyor tiz yakalasınlar hepsini,*****“Vay sen misin Ergenekon davasına destek veren gazeteci, gel bakalım tutuklusun”*****desinler.

Oysa kendi adlandırdığı üzere bu*****kumpas davasını destekleyen yazarların çoğunluğu yurt dışında ve firari.*****Asıl ilginç olan ise o FET֒cü “gazeteciler”in hepsi 2016’ya kadar*****Ahmet Hakan Coşkun’un CNN Türk’teki Tarafsız Bölge programının şaşmaz konuklarıydı*****ve el üstünde tutuluyorlardı.

Belli ki o zamanlar kendisinin de*****Ahmet İnsel’e atıfta*****bulunarak “Ergenekon davası ülkenin demokratikleşmesi için en önemli davadır”*****diye yazdığını unutmuştu…

*****

FUAT UĞUR'UN DİĞER YAZISI İÇİN TIKLAYIN

********************
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 12-04-2018, 19:11   #1723
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

gölge
Anasayfa > Yazarlar
Yazar fotoğrafı
Bartu Soral
Tüm Yazıları
Çizgi nedir?
25 Kasım 2018 Pazar

İlk yazıda Cumhuriyet gazetesinde neden yazmayı kabul ettiğimi anlatırken; “Cumhuriyet gazetesinin isim babası ve kurucu aklı Mustafa Kemal Atatürk’tür. 1924 yılında kurulan gazetenin kuruluş amacı; Cumhuriyeti ve onun devrimlerini anlatmak, açıklamak, yaymak ve benimsetmektir” demiştim.
Evet Cumhuriyet gazetesi ideolojik bir gazetedir. İdeolojisi Kemalizmdir. Sözde her fikre açık olduğu iddiasında ama özde kapitalizmin çizdiği çerçevede demokrasicilik oynayan, tek sesliliğin temsilcisi olan bir gazete değildir. 300 bin satmaz ama 50 bin tirajla onun iki misli ses getirir... Cumhuriyet devrimleri, Avrupa’nın o tarihlerde tanımadığı hak ve özgürlükleri en başta kadınlarına tanımayı bilen bir aydınlanma, kalkınma hamlesidir. Bu sebeple Atatürk’ün kurdurduğu Cumhuriyet gazetesi, anayasal hak ve özgürlüklerin, evrensel değerlerin ve devrimlerin bekçisidir.

Yayın çizgisi
Bir süredir gazetedeki yayın çizgisi dikkatimi çekiyor. Basılı gazetenin bir yerlerinde, internet sayfasında, sık sık; ya Kavala, ya “Başkan Apo’nun heykelini dikeceğiz” diyen Selahattin Demirtaş, ya üst perdeden bir HDP haberi/röportajı, ya bir köşe yazısına rastlıyorum. Gazetenin bu konudaki genel yayın tutumu ve kimi yazarların köşelerinde yargı kararları ile Demirtaş, Kavala, HDP’yi bir arada, sürekli işlemeleri beni düşündürdü... Olay yargıdaki sıkıntıları ve mağduriyetleri vurgulamaktan öte bir hale geçer, bunun üstünden terörle ilişkili olanları masum gösterme lobisine dönüşürse soru işaretleri oluşur. Hukukun üstünlüğünü savunmak, temel hak ve özgürlükleri korumak, evrensel değerlere sahip çıkmak ile emperyalizmin aparatı olduğunu 40 senedir Türk halkının kalbine sokanları savunur duruma düşmek arasında kalın bir çizgi var.


AİHM ve Balyoz davası
Geçen hafta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bir karar verdi; HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın başvurusunu kabul ederek; “makul sürede yargılanmadığını” belirtti ve serbest bırakılmasını istedi. Peki… Ama aynı AİHM, “FETÖ tarafından tezgâhlanan, delillerin sahteliği defalarca kanıtlanmış, tutukluluk süreleri 3-5 yıl süren Balyoz davası” için, o davada yaşadıkları yüzünden hayatını kaybeden Cem Aziz Çakmak’ın yaptığı başvuruyu ret ederek; “darbe için ikna edici delillerin bulunduğuna” hükmetmiş ve “Tutuklama süresi normal, tutuklamalar da keyfi değil” kararını vermişti. Bunu nereye koyacağız?.. O halde soralım; yargının kutsalı AİHM midir? Her kararı hukuki midir? Yoksa her kararın içinde siyaset de var mıdır? Bitmedi; lobisi yapılan bu isimler, Balyoz davasına alkış tutuyor, genişletilmesini istiyor, ordunun dağıtılmasından büyük memnuniyet duyuyordu. Bunu nereye koyacaksınız?..
Şimdi bu durumda Cumhuriyet gazetesi bu haberi nasıl görecek, yazarları ne yapacak? AİHM kararı üstünden Demirtaş çok mağdur diyerek, günlerce bunu işleyerek, mağdurdan masum mu çıkarılacak? Kararı verenin sicili görmezden mi gelinecek? Yoksa tarihsel süreçleri de içine alan bir gözlem ve anti-emperyalizm bilinciyle mi bu kararlar ve gelişmeler değerlendirilecek? Acaba yarın AİHM’den örneğin Apo için, Nazlı Ilıcak için de bir karar çıkarsa; “diren Apo, diren Nazlı” mı denilecek?

Kasap mısın hırdavatçı mı?
Büyük kurumları yönettim. Yöneticilik nedir, işletme nedir bilirim. Bir dükkân ya kasaptır, ya manavdır, ya hırdavatçıdır, ya tuhafiyedir. Yani ne sattığı bellidir. Uzmanlığı açıktır. Sattığı ürün iyiyse, rakiplerini geride bırakır. Ben akıllıyım; aynı dükkân içinde hem hırdavat satarım, hem tuhafiye, hem et, hem sebze... Böylece daha çok müşteri gelir dersen... Hiçbirisini satamazsın! Herkes almak istediği malı uzmanından alır. CHP’nin durumu da buna benziyor. Her bir şeyi satarsam çok oy alırım diye düşünüyor. Gel vatandaş bizde Seyid Rızacı var, Amerikan gizli servisinin yan örgütü Stratfor ajanı var, kefere Kemal diyen var, sağcı ağız da var... Bir Kemalist yok ama mühim değil, onu da CHP adıyla alıyoruz zaten, hesabı yapılıyor. Güzel. Ama adı dışında diğerleri oy getirmiyor, götürüyor... Özellikle PKK bağlantısı aleni olan HDP tutkusu... Düşünce zenginliği ile emperyalizm sözcülüğü arasında koca bir fark var.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin de, Cumhuriyet gazetesinin de alıcısı bellidir, ideolojisi bellidir. Bundan saptıkça batarsın...
Salı günü Osman Kavala olayını inceleyeceğim
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 12-04-2018, 19:14   #1724
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Menü butonu
Arama butonu
Cumhuriyet logogölge
Anasayfa > Yazarlar
Yazar fotoğrafı
Bartu Soral
Tüm Yazıları
Karagöz ile Hacivat
02 Aralık 2018 Pazar

Geçen yazılarımdaki vurguları, yazılardan alıntılayarak, bir daha belirteyim; 1) “Cumhuriyet gazetesi, anayasal hak ve özgürlüklerin, evrensel değerlerin ve devrimlerin bekçisidir”. 2) “Esasen bir tedbir mahiyetinde olan tutuklamanın ölçüsüz uygulanması ile şüpheliler açıkça hüküm giymeden cezalandırılıyor. Ve en temel anayasal haklarımız ihlal ediliyor. Bu kesinlikle kabul edemeyeceğimiz bir uygulama. Herkes için süratle düzeltilmeli”. 3) “Hukukun üstünlüğünü savunmak, temel hak ve özgürlükleri korumak, evrensel değerlere sahip çıkmak ile emperyalizmin aparatı olduğunu 40 senedir Türk halkının kalbine sokanları savunur duruma düşmek arasında kalın bir çizgi var”.
Şimdi, bunlardan hangisi rahatsız etti?.. Hangisine katılmadınız?.. Biz Kavala adil yargılanmasın mı dedik? Deliller eksik mi toplansın dedik? İçeride yıllarca iddianame mi beklesin dedik?.. Siz yazının başındaki “hukuki boyut” kısmını okumadan atladınız mı yoksa okudunuz da anlamadınız mı?
Kimisi kusuyor, kimisi cilalı lafları bırakmış; ustura-maymun diye içindekileri döküyor...Ötekisi, kafan basmıyor diyor... İçeriğe giren; emperyalizmi, Soros’u konuşan yok.
Geçen gün CIA’nın ünlü istasyon şefi Henri Barkey, Cumhuriyet gazetesinden B. Doster’e “ilkel insan” diye saldırdı, “Kavala hassasiyeti gösterenlerden” hiç ses çıkmadı!.. Acaba neden?..
Son yazımda bir Osman Kavala profili çizdim. Ama o profili dün çizmedim ki!.. BM’de yaşanan bir olaydan başladım... 2009’da Kurt Kapanı, 2014’te Paralel Kürdistan Kumpası kitaplarımda, belgeleri ile yazdım... Televizyonlarda, gazetelerde konu oldu... “Hapisteki birisi için yazmak utanç verici” denmiş... Ben Kavala hapisteyken değil, Ergenekon davasının savcısıyım diyen Tayyip Erdoğan ile açılım süreci yürütürken yazdım
o kitapları... Belgelerini de koydum. O gün hiçbir cevap gelmedi... Dün de bu konu hakkında hiçbir yanıt göremedim... Bu durumda “utanç verici” yazanlara biz de “utanmaz” mı diyelim?.. Elbette hayır, biz sadece bu sözleri aynen iade edelim...
Soros’un kim olduğunu bir daha yazalım mı? Ülkeleri nasıl parçaladığını anlatalım mı? Fonlarından bahsedelim mi? Gerek yok, zaten bu konuda binlerce kaynak var. Osman Kavala dünkü açıklamasında, evet, demiş. Ben Soros’tan fon aldım. Ama “akil adam değilim” demiş Osman Kavala. Benim bilgilendirmem hatalı... Peki, açılım konusundaki rolünü tekrar hatırlayalım mı? PKK’nın başı Apo bana mı selam söyledi? Ergenekon davasını genişletelim bildirilerini nereye koyalım?.. Bunların tamamı belgeleriyle kitaplarda, gazetelerde, internette duruyor...

Ben yargının üstünlüğünü savunurken Soros fonlarını kahramanlaştırma yanlışına düşülmesin dedim. Birçoğu da “herkes için adalet” kalıbının arkasına sığınarak, sanki biz insanların hukuki haklarına itiraz etmişiz gibi demagoji yaptı...
Karagöz ve Hacivat, malumunuz... Zevkle seyrederdik. Beyaz perdenin önünde Hacivat, Karagöz’e kızar... O, ona vurur, bu buna. Bir kavgadır gider... Ama perdenin arkasına bakınca bir el görürsünüz. Her ikisini de bir el oynatıyor, her ikisini de bir ağız konuşturuyor...
Emperyalizm de Türkiye’ye bunu yapıyor!.. Türk milleti kavramını tartışırsan, etnik kimlik siyaseti yaparsan, “Başkan Apo’nun heykelini dikeceğiz” sözünü duymaz, ne güzel saz çalıyor dersen, Soros’çu olursan, fonlarından beslenirsen; demokratsın, ilericisin. Nazlı Ilıcak, Selahattin Demirtaş, Osman Kavala’cı olursan insan hakları şampiyonusun, aydınsın!.. “Ama” dersen; faşistsin, ırkçısın, AKP’lisin, MHP’lisin... Bu ikisinin dışında kalamazsın. Ya Hacivat olacaksın ya Karagöz!.. Kemalist olma da!..
4 Kasım’da “Doğu Anadolu, PKK ve HDP” başlıklı bir yazı yazdım. İlk iki paragraf şöyleydi:
“Uzun bir süredir çözüm konuşuluyor. Ama aslında ne sorun, ne de çözüm konuşulmuyor! AKP ile MHP ittifakı biter gibi olunca HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan hemen bir davet yapmış, diyor ki; ‘hepimizi mutlu eden süreç (PKK’nın hendeklere bombalar yerleştirdiği süreç - B.S.) bir kez daha başlamalı, Sayın Öcalan üzerindeki tecrit kaldırılmalı ve bu sürece dahil edilmelidir’. Daha önceki Genel Başkan Selahattin Demirtaş da; ‘başkan Apo’nun heykelini dikeceğiz’ diyordu! Anlaşılan HDP’nin sorun çözme, bölgesel kalkınma vizyonu Apo’dan, PKK’dan öteye gidemiyor!..
AKP de farklı değil… Onlar da çözümü Habur’dan terörist geçirmekte, PKK ile açılım yapmakta, Andımız’ı kaldırmakta,Öcalan’dan din âlimi, Rönesans aydını çıkartmakta aradı!..
Bunların hepsini gördük ama henüz bölge için bütüncül kalkınma planı hazırlayanı, sanayi yatırımlarını konuşanı, tarım ve hayvancılığın canlandırılması için alınacak önlemleri ele alanı görmedik. Toprak ağalarını, aşiretleri temizleyelim, toprak reformu yapalım, bu reformu şu model ile gerçekleştirelim diyeni de duymadık.”
Bir meslektaşımla yazı üstüne tartışırken; ne güzel kamuoyu bunu tartışsın, dedi. Birbirimize baktık, güldük... Kamuoyu bunu tartışıyor olsaydı, gazeteler, köşe yazarları bu konuları kamuoyunun önüne getirseydi, nasıl oynayacaktı Karagöz ile Hacivat...
Tümü Son yazıları
Karagöz ile Hacivat
2 Aralık 2018 Pazar
Osman Kavala olayı
27 Kasım 2018 Salı
Çizgi nedir?
25 Kasım 2018 Pazar

© 2018 www.yaynet.com.tr
İletişim | RSS | Kaydettiklerim
Uygulamalar: iPhone / iPad / Android
Masaüstü sürümüne geç
Yukarı
Masaüstü
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 12-04-2018, 19:17   #1725
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Menü butonu
Arama butonu
Cumhuriyet logogölge
Anasayfa > Yazarlar
Yazar fotoğrafı
Bartu Soral
Tüm Yazıları
Osman Kavala olayı
27 Kasım 2018 Salı

İşaret fişeğini; 29 Eylül’de “Osman Kavala ve Nazlı Ilıcak serbest kalsa dolar 5 liranın bile altına düşmez mi” diyerek Ertuğrul Özkök çaktı. Bu fevkalade tehlikeli ilişkiyi nasıl kurdu, ona sormak lazım…12 aydır iddianamesi yazılmadan tutuklu olan Osman Kavala için o tarihten sonra basında tabiri caizse bir kampanya, bir lobi faaliyeti başladı.
Hukuki boyut
Osman Kavala; iddianamesi henüz yazılmayan on binlerce mağdurdan birisi. Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 100. maddesi, terör dahil belli başlı suçlarda, kuvvetli suç şüphesinin var olması halinde tutuklama kararı verilebileceğini öngörüyor. Bu durumda suç şüphesinin oluşması ile tutuklama bir adli kontrol olarak uygulanıyor; yapılacak soruşturma neticesinde savcılık tarafından toplanan deliller ile iddianame hazırlanarak dava açılıyor. Bu düzenleme içerisinde esas hak ihlalleri, soruşturma aşamasının ağır aksak işletilmesinden ve delillerin eksik ve taraflı toplanmasından kaynaklanıyor. Esasen bir tedbir mahiyetinde olan tutuklamanın ölçüsüz uygulanması ile şüpheliler açıkça hüküm giymeden cezalandırılıyor. Ve en temel anayasal haklarımız ihlal ediliyor. Bu kesinlikle kabul edemeyeceğimiz bir uygulama. Herkes için süratle düzeltilmeli.
Kimdir Osman Kavala?
Birleşmiş Milletler’de yaşanan bir olaya kadar tanımıyordum… Sonra tanıdım… Sene 2008, Birleşmiş Milletler’de yöneticiyim. Diyarbakır’da uygulanacak 37 milyon dolarlık bir kalkınma projesi hazırlandı. Dönem de tam açılım dönemi... İşin başına bir proje müdürü seçeceğiz. İlan verdik, Diyarbakır’da yaşayan pek çok vatandaş başvurdu. Bir heyet kurduk, başvuruları değerlendirsin diye. Heyet bir adayı göreve uygun buldu. Diyarbakır’da oturan, Kürt kökenli bir yurttaşımız. Meğer Osman Kavala ve 41 tane sivil toplum örgütü, 37 milyon dolarlık projenin başına Nurcan Baysal isimli bir kişi geçsin istiyorlarmış!.. Heyetin seçmediği bu kişi için BM Genel Sekreteri’ne mektup yazdılar. Seçilmeyen aday “Kürt olduğu için seçilmedi”, bu “insan haklarına ve demokrasiye” aykırıdır diyerek, hem yalan söylediler, hem de üstüne titrediğimiz evrensel değerleri şahsi çıkarları için paravan olarak kullanmaktan imtina etmediler. Çünkü göreve seçilen de Kürt kökenli bir yurttaşımızdı! Bunu bilmiyorlar mı?.. Bilmiyorsanız, bilmeden ne mektup yazıyorsunuz? Biliyorsanız, zaten rezalet!.. Etnik kimlik üstünden mağduriyet yaratarak kendi istedikleri kişiyi 37 milyon doların başına geçirmeye çalışıyorlar. Diğer başvuranların hakkı ne olacak?.. Uzatmayalım, detaylar “Paralel Kürdistan Kumpası” kitabımda var.

Akil adam
Akil adamları hatırlıyorsunuz. PKK’nin hendeklere bombalar doldurduğu ve bu sebeple 532 güvenlik görevlimizi şehit verdiğimiz süreci Türk halkına yutturmaya çalışan grup. Osman Kavala da bir “akil adam”, yani AKP’nin seçtiği akil adamlardan birisi.
Ergenekon davası
Ergenekon davası… Yarası derin... Pek çok insan uğradığı haksızlıklar sonucu hayatını, sağlığını, canından çok sevdiği evladını kaybetti… Bütün maddi imkânlarından oldu… Her gün yazsak acısı dinmez… Osman Kavala ve geçen gün gözaltına alınan akademisyenlerden bazıları, “sahte ve düzmece belgeleri sebebiyle tarihe geçen, Amerika’nın piyonu FET֒nün tertiplediği Ergenekon davası” için; “çok önemli suç iddiaları ve belgeleri içermektedir” diyerek DERİNLEŞTİRİLMESİ talebinde bulunmuşlardı…
Öcalan’la muhabbet
Basında yer aldığı ve tarafların da tekzip etmediği bir muhabbetin tarafı. PKK terör örgütü başı Öcalan, açılım sürecinde kendisiyle görüşmeye giden heyete; “Kavala’ya sevgilerimi iletin” diyor. Kavala da ona selamlarını yolluyor. Açılım döneminde İmralı’da Öcalan ile görüşen Ahmet Türk’ün yeni sürece “rehberlik” edecek üç isim arasında saydığı Osman Kavala, PKK ile çözüm sürecinde tespit edilen “Temas ve Diyalog Grubu” üyesi. PKK lideri Öcalan’ın doğrudan seçtiği bir isim.
Soros ve Açık Toplum Vakfı
George Soros. Amerikalı dolar milyarderi. Amerika’nın hedefindeki ülkelere demokrasi götüreceğiz adı altında, parçalama faaliyetleri yürütüyor. Ukrayna’daki çalışmalarına şahit olmuştum… Osman Kavala, işte bu George Soros’un fonladığı Açık Toplum Vakfı’nda yönetici.
Bize demokrasi, insan hakları ve sivil toplum kahramanı olarak sunulan Kavala hakkında ortaya çıkan profil bu… Hukukun üstünlüğünü savunmak ve mağduriyetleri herkes için dile getirmek başka, Osman Kavala gibi bir profili yargı hatasından ötürü sürekli gündeme taşıyarak masum göstermek başka!..
Tümü Son yazıları
Karagöz ile Hacivat
2 Aralık 2018 Pazar
Osman Kavala olayı
27 Kasım 2018 Salı
Çizgi nedir?
25 Kasım 2018 Pazar
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 12-06-2018, 06:17   #1726
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Toggle navigation

Ana Sayfa*****/*****Fuat Uğur

Yargıyı küçümseyen siyaset çuvallar

06.12.2018

Fuat Uğur

Tüm Yazıları

Hatırlayacaksınız 15 Temmuz öncesinde yargıyı*****FET֒nün tasallutundan kurtarabilmek için*****o zamanki adıyla*****HSYK’yı yurtsever insanların kontrol altına alması*****gerekiyordu. Çünkü ülkeyi ele geçirmeye kararlı olduğu anlaşılan*****FETÖ,*****yargıdaki örgütlenmesini tamamlamak üzereydi.

Bu yüzden sosyal demokratlar, muhafazakârlar ve milliyetçiler bir araya gelip*****YARGIDA BİRLİK*****plâtformunu kurdular. Çok başarılı ve göz alıcı bir çalışmaydı. İlk kez*****vatan için özlenen bir tablo*****ortaya çıkmış,*****farklı görüşteki yargı mensupları*****o zamanki adıyla Cemaat adlı yapının karşısında örgütlenmişlerdi.

İlk kurucuları ortaya çıktığında gazeteler bu haberi*****“Paralel isyanı yargıda birlik getirdi”*****diye vermişti. Kurucuları ilk toplantılarını*****Konya’da 22 Nisan 2014 tarihinde*****yapan platform büyük ilgi gördü ve 300’den fazla yargı mensubu katıldı. İlk kurucuları içinde Ankara Başsavcı*****Vekilleri Ramazan Kaya ve Harun Kodalak, Ankara 5. İş Mahkemesi Hâkimi*****Gülsün Mısır,*****Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimi*****Hayri Keskin, İstanbul Anadolu Başsavcı Vekili*****Ömür Topaç, Yargıtay Tetkik Hâkimi*****Erkan Özkaya,*****Gölbaşı Başsavcısı*****Ali Çalık, HSYK Başmüfettişi*****Mehmet Yılmaz*****bulunuyordu. Platforma daha sonra HSYK Genel Sekreteri*****Bilgin Başaran, Genel Sekreter Yardımcısı*****Musa Kanıcı, Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı*****Selahattin Menteş,*****Basri Bağcı,*****Hukuk İşleri Genel Müdür Yardımcısı*****Feyzullah Taşkın*****da dâhil oldu.

Bu çalışmalar ilerletildi ve bir güç olarak ortaya çıkıp*****HSYK seçimlerine*****katıldıklarında tarih*****12 Ekim 2014’ü gösteriyordu. Seçimlerin sonucunda 15 üyeli HSYK seçimlerinde*****Yargıda Birlik Platformu 8 üyelik, Cemaat yanlıları da 2 üye*****kazandı. Ama az bir oy farkıyla.*****Durumun vahameti*****bu sonuçla ortaya çıkmış,*****Cemaat yapılanması içindeki 5 bine yakın örgüt üyesinin hâkim ve savcı unvanıyla yargıya sızdığı*****ortaya çıkmıştı kabak gibi. Yargıtay ve Danıştay’dan seçilen üyeler de hesaba katıldığında seçimle gelen 15 HSYK üyesinin siyasi yelpazesi “4 sosyal demokrat, 4 ülkücü, 4 cemaat ve 3 hükûmete yakın”*****olarak gerçekleşti. Cemaat karşıtı oluşumu temsil eden YBP’nin listesinden seçimi kazanan 8 üyeden 3’ü ülkücü kökenli*****(Metin Yandırmaz, Ramazan Kaya, Mehmet Durgun), 3’ü AK Parti’ye yakın*****(Halil Koç, İsa Çelik, Turgay Ateş)*****ve 2’si de sosyal demokrat*****(Mehmet Yılmaz, Ömür Topaç)*****oldu.

Bu büyük mücadele*****15 Temmuz’a kadar*****güçlü biçimde sürdü. Ama sonrasında*****tavsamaya*****başladı. Yeni adıyla HSK ve hükûmet, yargının FET֒den kurtarılmasında birlikte hareket eden ve FETÖ dışındaki tüm unsurları içinde barındıran*****Yargıda Birlik Platformu’nun bu onurlu ve liyakatli temsilcilerini*****15 Temmuz sonrasında yeterince değerlendiremedi. Öncelikle çıkan ilk kararnamede âdeta sıfırlandılar. Örneğin başsavcı vekillerini aldılar bir ilçeye savcı olarak tayin ettiler. Ödüllendirilmesi ve daha kritik mevkilere atanması gerekenler umduklarını bulamadılar ve hatta tenzili rütbeye uğrayanlar bile vardı aralarında. Bu yüzden ciddi bir kırgınlık oluştu. Pek çoğu*****“FET֒ye karşı en güçlü macadeleyi verirken el üstünde tutulduk ama ilk fırsatta itildik”*****diyor şimdi. Hatta*****muhafazakâr kanadın*****alt kademelerinde de benzer hoşnutsuzluklar ve kırgınlıklar meydana geldi.

Sonuçta 15 Temmuz’un iki yıl öncesinde bir araya getirilen bu*****GENİŞ TABAN*****bozuldu. Oysa korunabilirdi.*****Liyakat ve temsil esası gözetilseydi*****bu yaşananlar yaşanmazdı.

Her gün haykırarak dillendirdiğimiz o abuk subuk kararların altında biraz da bunları aramak mı gerekir acaba diye insan sormadan edemiyor. Kaldı ki bir yararı daha vardı liyakat, temsil ve mücadeleye verilecek ödülün; yargıda bugün en çok ihtiyacı olan şey, yani*****oto kontrol*****sağlanırdı.

Tüm*****BUNLARI AKLIMA GETİREN SEBEBİ*****de açıklayayım.

Bu yazının nedeni,*****FET֒cü, kripto bir yargı mensubunun attığı tweetler.*****FET֒cü tahmin edeceğiniz tarzda*****tehditlerini ve hakaretlerini*****sıralıyor ama bir yandan da HSK, Hükûmet ve Adalet Bakanlığı’na*****ne yapılması gerektiğinin de ipuçlarını*****veriyordu.

Çakma bir fotoğrafın yanına*****sözde isim*****ve*****Lawyer*****yazan bu FET֒cü, Cumhurbaşkanı Yardımcısı*****Fuat Oktay’ın*****“4 bin FETÖ üyesi hâkim ve savcı tasfiye edildi”*****sözlerine atıfta bulunarak şöyle diyor:

“Yıllarca yasa dışı yaptıkları fişlemeler olmasa daha kumpas darbe girişimi devam ederken kumpasçı hâkim*****Mehmet Yılmaz*****evinde gecenin saat 3’ünde nasıl isimleri tespit edip kullanıldıktan sonra*****tekmeyi yiyen tetikçi savcı Necip Cem İşçimen’e*****verecekti? Kullanıldıktan sonra tekmeyi yiyen*****İşçimen’e.

Bir de*****Gölbaşı eski Başsavcısı Ali Çalık*****vardı. Daha 2013 yılında elinde hâkim savcı listeleri*****renk cümbüşü*****yapıyordu. Adliyeler küçük yerler. Şimdi diğer tetikçi gibi kullanıldıktan sonra tekmeyi yiyen*****Ali Çalık*****Ankara’da adliyede Yargıtay’da Bakanlık’ta elinde listeler,*****fişleme*****yapıyordu.”

Böyle devam ediyor tweetler. İsimler, tehditler vs...

DIŞİŞLERİ’NDEKİ DİNLEMEYLE ADINI DUYDUK O SAVCININ

Hemen bu tweetlerde ismi geçenlerden*****Ali Çalık*****hakkında bir araştırma yaptım.*****Yargı’da Birlik Platformu’nun kurucularından*****ve*****Konya’daki ilk toplantıya*****katılan*****kurucu üyelerden*****biri. Yani elini taşın altına koyanlardan. Merak ettim, bu FET֒cünün yazdıkları ne kadar doğruydu?

Sorularımın cevaplarına epey araştırma ve konuşmadan sonra ulaştım.

Hani şu ünlü bir*****FETÖ dinlemesi*****vardı,*****Dışişleri Bakanlığı’nda yapılan toplantıya ait. Dışişleri Bakanı*****Ahmet Davutoğlu, Genelkurmay 2. Başkanı*****Yaşar Güler,*****MİT Müsteşarı*****Hakan Fidan*****ve Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı*****Feridun Sinirlioğlu’nun Suriye ile ilgili yaptığı toplantı.

O toplantıyla ilgili*****dinleme tapeleri FET֒cüler tarafından sosyal medyaya sızdırılınca kamuoyu işitti*****Ali Çalık’ın adını.

Kimsenin elini taşın altına koymadığı zor zamanlardı ve o*****Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığı’na*****atanmıştı.

Çünkü*****FET֒cülerin en yoğun oldukları Gölbaşı’nda kurulu TİB’de*****(Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı-Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) soruşturma başlatılması gerekiyordu.

Ama önce*****bu ihanet paylaşımının sosyal medyadan kaldırılması*****gerekmekteydi.*****Ali Çalık*****bunu yapmak istiyordu ama asıl yetkili olanın*****Ankara Cumhuriyet Başsavcısı*****olduğu belirtildi kendisine. Bunun üzerine Savcı*****Fethi Şimşek’i aradı. Çekingen davrandı Fethi Şimşek.

Düşünün 30 Mart 2014 yerel seçimlerinden hemen üç gün önceydi. Bakanlığa gitti ama bugün hâlâ anlı şanlı görevlerde olan bürokratlar ona*****“Çok sert girme, seçim var”*****diyerek engel olmaya çalıştılar.

YOU TUBE’A ERİŞİM YASAĞI VE MEDYANIN İHANET ÇEMBERİ

Ali Çalık yılmadı, kendi yaptı işi. Aynı gün*****You Tube’dan erişime engel getirilmesini*****talep etti önce. Ret*****cevabını alınca söz konusu dinleme içeriğinin başkalaştırılmış ve montajlanmış olarak*****devletin gizli bilgilerine*****ait olduğunu belirterek hemen*****mahkeme kararı*****çıkarttı. TİB başkanlığına da bu mahkeme kararını iletti. TİB de bunun üzerine*****You Tube internet sitesine, yayınlamaları halinde diğer internet sitelerine*****doğrudan erişim yasağı getirdi. Ayrıca konu hakkında basın yayın yasağı da kondu.

Her şey bir gün içinde olup bitti.

FET֒cü ve destekçisi basın;*****Hürriyet, Milliyet, Sözcü, Cumhuriyet*****vb.leri kıyameti kopardı bu kararlar üzerine, hatırlayacaksınız.

Ali Çalık hemen bunun ardından için*****FET֒cü kaynayan*****TİB’e operasyon için*****düğmeye bastı. Düşünün sanıklarından biri de*****azılı FET֒cü Harun Biniş.

ALİ ÇALIK’IN SONRASI VE YARGIDA BİRLİK’İN AKIBETİ

Peki,*****“işler yoluna girince”*****Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcısı*****Ali Çalık’ın durumu*****ne oldu?

Hemen söyleyelim.*****Önce Yargıtay’a tayin ettiler Savcı olarak. Bu bir*****tenzili rütbeydi*****onun için. Yargıtay savcılığı aslında biraz da*****tetkik hâkimliği*****gibidir. O orada savcılık yaparken en kritik zamanlarda önünden*****köşe bucak kaçanlar*****Yargıtay üyesi*****seçildiler.

FET֒cüler tarafından*****tehdit edilen*****oydu. Yargıdaki FETÖ hâkimiyetini bitiren süreçte*****kilometre taşı olan Yargıda Birlik Platformu’nun ilk tohumlarının o ve birkaç kişinin evinde atıldığı ise bir başka gerçekti.

Hatta daha fazlasını söyleyelim, Ali Çalık Gölbaşı’nda, TİB’deki*****“Cemaat yapılanması”yla ilgili soruşturmasını açtığı sırada kendisine*****“Bir gün gelir bunun hesabını verirsiniz, Erdoğan’ın tetikçisi olmayın”*****diyen İ…, bugün başkentin önemli savcılarından biri.

Sadece Ali Çalık örneğini seçtim ama onun gibi pek çok isim var FET֒cülerin**********“Kullanıldıktan sonra tekmeyi yiyen”*****diye adlandırdığı.

Bunları neden yazdım söyleyeyim:

FETÖ İLE MÜCADELE EDENLER KÜSTÜRÜLMEMELİ

Yargıyı küçümseyen siyaset çuvallar.*****Bu kesin. Aynını şimdiki hükûmet de yaşayacak eğer uykudan uyanmazsa. Bu yüzden*****Adalet Bakanlığı HSK tabanını genişletmek için*****yeni çalışmalar yapabilir.

FETÖ ile mücadele edenler küstürülmemeli. Ama görüyoruz ki devlette bu konuda*****korkunç bir umursamazlık*****hissediliyor.

Yargıda Birlik Platformu kurulduğu sıradaki*****heyecan*****kaldı mı? Ara ki bulasın.*****Peki, Türkiye tehlikeyi atlatabildi mi?

Edindiğim bilgi şu; yargıda hâlâ*****en az 1500 FET֒cü*****inlerinde sinsice bekliyor.

Sürekli olarak*****yargıya güveni törpüleyen, aşındıran, yok eden*****de onlar. Sorarım, milleti ayağa kaldıran o*****abuk subuk yargı kararları*****ne ifade ediyor sizce?

YARGIDA GÜÇLÜ TEFTİŞ SİSTEMİ GEREKLİ

Buna karşı ne yapılıyor?

Türkiye’de*****18 bin hâkim ve savcı*****var.

Onlar hakkında gelen*****şikâyet sayısı*****ne kadar biliyor musunuz?*****Tam 20 bin.

Adalet Bakanlığı ve HSK bünyesinde ise yalnızca*****250 müfettiş*****var. O müfettişler ne yapsın? Denetime kalksa yıllar sürer. O yüzden herkes*****koyver rahvan gitsin*****modunda.

Oysa hâkim ve savcılar*****kamu gücü kullanan*****kişiler. Hızlı ve doğru kararlar verilebilmesi için*****güçlü bir teftiş sisteminin kurulması*****gerekir. Bir önemli söz var adliyelerde:

“Hâkim ve savcılar teftiş görmezlerse mesleğin kokusunu alamazlar.”

Eğitim, iş yeri eğitimi desen keza hiç yok.

Bir yanda küstürülmüş yargı mensupları, diğer yanda kripto FET֒cüler, öte yanda da hiçbir deneyimden, eğitimden geçmeden kura ile hâkim ve savcı yapılmış çoluk çocuk.

Bu nedenle Beykoz’daki değnekçiyle ilgili karara da, karısını sakat bırakan adama verilen bir ay cezaya da,*****Ahmet Küçükbay, Ömer Faruk Kavurmacı, Abdülhakim Coşkun, Zindaşti*****gibi onlarca FET֒cünün serbest bırakılmasına da şaşırmamalı.

Erzurum’a göndermek ceza mı ödül mü?

Adliyelerdeki yolsuzlukların bahsini bile açmadım farkındaysanız.

O ayrı bir fasıl...

********************

*****

  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 12-08-2018, 10:20   #1727
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Toggle navigation

Ana Sayfa*****/*****Fuat Uğur

Davutoğlu’nun aklı "Pelikan"da kalmış

08.12.2018

Fuat Uğur

Tüm Yazıları

Vidout

Sezonun en trendleri!

Bu kış moda Collezione'de. Sepette Ek %25 İndirim

Hemen Tıkla Satın Al

Açık konuşalım. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan*****eski Başbakan Ahmet Davutoğlu*****ile çalışmayı bırakmaya karar verdiğinde ilk olarak*****MKYK kararı*****alındı.

Kararın özü şuydu:

Teşkilat yapısıyla ilgili*****tüm yetkiler Başbakan’ın elinden alındı.*****2016 yılının Nisan ayı sonlarıydı. Şöyle deniyordu:

“Başbakan Ahmet Davutoğlu AK*****Parti MKYK toplantısında teşkilat başkanı tarafından kullanılan il, ilçe başkanlarının atama yetkisini MKYK'ya devretti.”

İstikamet belliydi, Davutoğlu istifa etti.

Tam o sırada sosyal medya üzerinden*****“Pelikan Dosyası”*****adıyla kimliği belli olmayan kişi ya da kişiler tarafından*****Ahmet Davutoğlu’nun neden istenmediğine dair*****gerekçeler sıralayan bir yazı yayınlandı.

Nedense o yazı MKYK kararından daha çok ilgi topladı ve ortalığı karıştırdı.

Kim hazırlamış bilemiyorum o dosyayı. Hatta pek çok kişiye sordum, bazı isimler verip ağız yoklayarak. Net cevap alamadım. Ama bana göre ahım şahım bir dosya değildi.*****Malumun ilâmı gibiydi.*****Davutoğlu ve ekibi o paylaşımı çok abarttılar çünkü*****MKYK kararını unutturarak*****bu dosyanın üzerinden mağduriyet üretmek*****daha işlerine geldi.

Davutoğlu*****önceki gün*****Karabük Millî*****Türk Talebe Birliği öğrenci merkezinde*****yaptığı konuşmada*****Pelikan Dosyası’na değinmiş. Besbelli kendisini hâlâ acıtıyor olmalı ki*****“Çete, şahsiyetsizler, troller”*****filan gibi epey bir hakaret döktürmüş o dosyayı hazırlayanlara.

Sayın Davutoğlu bence karanlıkta yumruk sallıyor.

Ama*****benim asıl dikkat çekmek istediğim*****kendisinin diğer sözleriyle ilgili.*****Demokrat bir fotoğraf veriyor da ondan. Diyor ki:

“Çık ortaya, eleştireceğin şeyi eleştir, söyleyeceğin sözü söyle, vereceğin kavgayı ver.”**********

Duralım biraz.

Ben Pelikanı melikanı bilmem.

Ama böyle demokrat edalarla*****“Çık ortaya, eleştireceğin şeyi eleştir, söyleyeceğin sözü söyle, vereceğin kavgayı ver”*****demekle olmuyor bu işler. Söylendiğinde, eleştirildiğinde, tartışıldığında da tahammül etmeyi bileceksin.*****Beni tanıyanlar, dinleyenler, okuyanlar bilir.*****Sözüm varsa esirgemem, doğrudan,*****pat diye*****söylerim. Nitekim Davutoğlu için de ta başından beri, daha ortada*****Pelikan*****hikâyeleri yokken tavrım buydu.*****Ama kendisi ne yaptı?*****Hakkında yazdığım her yazının ardından, bazen yanındaki elemanları vasıtasıyla, bazen bizzat,*****beni defalarca şikâyet etti.

Onun tek lafıyla işten çıkarıldığını ileri süren gazeteciler ve yazarlardan söz etmiyorum bile.

Kısaca*****lafla demokratlık gemisi*****yürümüyor.

*****

FUAT UĞUR'UN DİĞER YAZISI İÇİN TIKLAYIN
Gideceksen sen git!

*****

*****


*****

********************
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 12-08-2018, 10:21   #1728
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Toggle navigation

Ana Sayfa*****/*****Fuat Uğur

Gideceksen sen git!

08.12.2018

Fuat Uğur

Tüm Yazıları

Vidout

Sezonun en trendleri!

Bu kış moda Collezione'de. Sepette Ek %25 İndirim

Hemen Tıkla Satın Al

Binali Bey'in can dostu vatandaş, ırkçılığın dibini bulmuş döktürüyor:

“Buraya gelenler, sanki buranın şeyiymiş gibi geliyor, sonra benim haklarım filan demeye başlıyor. Ne bileyim işte*****bazı Çerkesler var toplanıyorlar moplanıyorlar filan*****haklarım*****diye. Kardeşim*****Çerkes'sen git Çerkesistan’da*****iste haklarını.*****Buraya geldin hoş geldin de…”

Karşısında da*****GENAR Başkanı İhsan Aktaş, CHP’li*****Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı*****ile adını bilemediğim bir hanımefendi var. Sanki dünyanın en normal sözcüklerini işitiyorlarmış gibi dinliyorlar ve tek bir kelimeyle dahi tepki vermiyorlar.

Ne kadar haklı değil mi Fatih Altaylı?

Madem geldin yaklaşık 200 yıl önce bu topraklara, o zaman*****“Benim bir dilim, kültürüm var, onu kaybetmek istemiyorum. Vergi ödediğim, askerlik yapıp uğruna canımı verdiğim vatanımın kendi oylarımla seçtiğim yöneticileri ve devletim bana, çocuklarıma bu konuda yardımcı olsun”*****dememelisin.

Madem geldin, otur oturduğun yerde.*****Çerkes'sen*****saraylarda cariye,*****Kürt'sen*****Cumhuriyetimizin*****asil*****kurucularından*****Mahmut Esat Bozkurt’un da buyurduğu gibi*****hizmetkâr*****olabilirsin ancak. Roman'san zaten yerin göbek atmakla sınırlı. Lazları ve Gürcüleri boş ver. Biri Rum diğeri de Gregoryen artığıdır. En hakiki, özbeöz hakiki Türkler kendileridir, herkesin efendileridir. Öyle dilmiş kültürmüş vb. konularla kafa ütüleme. Bazıları gibi siz de*****kılıç artığı*****olmayın.

Günümüzde*****kelimeler ve tanımlamalar değişse de*****mantık bu.

Hoş geldin faşizm!

Eğer*****Fatih Altaylı*****gibilerin mantığıyla hareket edilecek olursa, örneğin Almanya’daki Türkler*****“Devlet Türkçe eğitimine yeterince ödenek ayırmıyor, okullarda Türkçe dersleri azaldı, Türkçe televizyon istiyoruz”*****talebinde bulunduğunda Alman devleti “Türkçe öğrenmek istiyorsan ülkene git, burada Almanca konuşulur”*****demekte haklı olacak. Irkçı parti AfD’nin*****“Türken Raus”*****diye duvar yazıları döktürmesi de. Öyle ya, Türkler de oraya gitmedi buradan kalkıp. Gittiysen otur oturduğun yerde, ne öyle hak mak!..

O vakit*****Bulgaristan’ın sosyalist ama gerçekte faşist lideri Todor Jivkov’un Bulgaristan Türklerine yaptığı zulüm*****haklıydı. Nedir o öyle Türklük vs.? Herkes Bulgar, bitti.

*****

AMA YOK ÖYLE YAĞMA!

*****

Bizler*****Türk, Kürt, Çerkes, Arnavut, Laz, Roman, Gürcü, Pomaklar…*****Bu toprakların ayrılmaz bir parçasıyız. Biriz, beraberiz; hep birlikte milletiz. Bayrağımız, devletimiz, marşımız aynı. Bu topraklar için bir ölür, bin diriliz.

Bu ülkenin sahibi ve âşığıyız.

Gideceksen sen git!

Zaten*****senin gibiler*****gidiyor öbek öbek yurt dışına. Geçen yıl itibarıyla*****253 bin kişi*****olmuş zihinsel akrabalarının sayısı. Ailelerinin ve dedelerinin onlara kazandırdığı avantajlarla, servetle en iyi eğitimleri aldılar, en çok parayı kazandılar ama şimdi*****“Neden biz yönetemiyoruz”*****diye*****fareler gibi*****sıvışıyorlar. Çünkü aşağıladıkları kesimlerin seçtiği yöneticilere tahammülleri yok.

Evet,*****bizler gidenlerden değil, gelenlerdeniz*****ve buraya aitiz.

*****

FUAT UĞUR'UN DİĞER YAZISI İÇİN TIKLAYIN

Davutoğlu’nun aklı "Pelikan"da kalmış

*****

*****

********************

*****

  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 12-09-2018, 17:01   #1729
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Ahmet Şükrü KILIÇ Mimar adayı kızımın Harita Mühendisi Meram Başkanına isyanı!

Ahmet Şükrü KILIÇE-posta: ahmetsukrukilic@gmail.com

Yazarın Tüm Yazıları >

13:0409 Aralık 2018

Mimar adayı kızımın Harita Mühendisi Meram Başkanına isyanı!

A+A-

“Bir şehir taş binalardan örülmüşse, orası yaşayan insanlar mezarlığıdır. Bir şehre ruh veren insandır, insan kendi elleriyle ruhunu öldürdüğünde her şey taşlaşır.”********************

Zeynep Betül Kılıç

Üç çocuğu Meram’da doğmuş bir babayım ben.

Meram doğumlu mimar*****adayı kızım, Harita ve Kadastro Mühendisi Meram Belediye Başkanı Fatma Toru’ya isyan ediyor.

İnşaat Mühendisi Karatay Belediye Başkanı Mehmet Hançerli’ye isyan ediyor.

İnşaat Mühendisi Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’a isyan ediyor.

Sadece belediye başkanlarına değil, mimarlar odasına, inşaat mühendisleri odasına, şehir plancıları odasına, Konya milletvekillerine, siyasi partilere, üniversitelere, sivil toplum örgütlerine, bütün bir Konya halkına isyan ediyor.

Meram’da işlenen katliama şeref konuğu olarak katılan, 10 katlı binaların temel atma töreninde dikey yapılaşmayı meşrulaştıran Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’a da isyan ediyor.

"Herkesin gözünden kaçabilir, bir belediye başkanı Çevre ve Şehircilik Bakanı duymasın, değilse yanarız demiyor, bir şehrin beton yığınlarıyla kundaklanmasında benzini bakana döktürüyorsa, zihinlerimizdeki ve şehirlerimizdeki yangının sönmesi mümkün değildir.” diyor.

Dikey yapılaşmaya karşı çıkan, yatay yapılaşmayı her uygun platformda dillendiren Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a rağmen bu işlerin nasıl hoyratça yapılabildiğini anlamakta da zorlanıyor.

“Bir şehir taş binalardan örülmüşse, orası yaşayan insanlar mezarlığıdır. Bir şehre ruh veren insandır, insan kendi elleriyle ruhunu öldürdüğünde her şey taşlaşır.” diyor.

Bu cümle, mıh gibi beynime çakılıyor, taş gibi yüreğime oturuyor.

Her şeye rağmen genç bir mimarın isyanı gururlandırıyor.

İhanetlere isyanını sıralıyor.

“Selçuklu’ya ihanet edildi.

Osmanlı’ya ihanet edildi.

Cumhuriyet’in Konya mimarisine de ihanet edildi.*****

Postane’ye, Valiliğe,*****Ziraat Anıtı’na, Gazi Lisesi’ne*****bir baksınlar…” diyor.

“Bunların Meram’da*****yatay mimari diye temelini*****Çevre Bakanına artırdıkları ucubelere mimarlık öğrencileri bile gülüyor.*****Çin’den gelen toplu konut kitaplarındaki mimari kopyaları Meram’a layık görüyorlar” diyor.

Meram’ın Karatay ve Selçuklu yapılmasının önüne geçilmeli, Meram denildiğinde nelerle anılıyordu, şimdi ne duruma geldi.

Not: Kızımla olan konuşmaya devam edeceğiz

Kaynak: Mimar adayı kızımın Harita Mühendisi Meram Başkanına isyanı! - Ahmet Şükrü KILIÇ
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
arsivlemesem olmazdi, arşiv, arşivlemesem olmazdı, blog, blogspot, sitesi

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı



Şu Anki Saat: 23:39


Powered by vBulletin
Copyright © 2000-2009 Jelsoft Enterprises Limited.
www.stetuskop.com