www.steTUSkop.com ; TIP ve TUS'un MERKEZi ! Doğruların TEK Adresi !

Geri git   www.steTUSkop.com ; TIP ve TUS'un MERKEZi ! Doğruların TEK Adresi ! > PARAMEDİKAL DÜNYA > Sosyal Hayatımız > Siyaset / Politika

2847 (0 Kayıtlı Ve 2847 Misafir Üye Bulunmaktadır.)
Anasayfa İletişim TUS Güncel TUS Dersaneleri TUS Hazırlık Yabancı Dil ve TUS Mecburi Hizmet YDUS Tus Rehberi DUS
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 11-15-2018, 07:12   #1681
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Toggle navigation

Ana Sayfa*****/*****Fuat Uğur

10 Kasım kıyafeti altında ezilen aileler ve Bakan Selçuk’a bir öneri

15.11.2018

Fuat Uğur

Tüm Yazıları

Vidout

Aktim'de Yüksek karlılık!

İstanbul Kıraç'ta 700.000₺'den başlayan fiyatlarla

sanayi ruhsatlı depolar

Anlatacağım olay İstanbul’daki bir okulda geçti. Aktaran da eski*****Orta Öğretim genel müdürlerinden*****biri. Torununun gittiği okulda 10 Kasım öncesi*****sınıf öğretmenleri*****bir mecburiyet getirmişler. Tüm öğrenciler 10 Kasım günü*****siyah kıyafetlerle ve ayakkabılarla*****okula gelecekler. Ceketlerin içine giyilecek*****tişört de*****Atatürk fotoğrafı baskılı*****olacak. Öğrenciler bu talebi ailelerine iletince anne babaları almış bir düşünce. Olan var, olmayan var. Emekli müdür bile az çok durumları iyi olduğu hâlde*****“Şimdi durup dururken bir siyah iskarpine para vermeyelim”*****diye çocuğa kendisine hayli bol gelen*****babasının ayakkabısını*****giydirmişler.

Millî Eğitim okullara*****böyle bir*****mecburiyet*****getiriyor mu?*****Hayır!

Peki, bunu yapan sınıf öğretmenleri bu*****cüreti*****nasıl bulabiliyor?

Yine Millî Eğitim Bakanlığı ve il müdürlüklerinin*****demokrat tutumlarındanaldığı cesaretle.

Bu okulda dar gelirli ailelerin içine düştüğü durumu düşünebiliyor musunuz?

Allah’tan*****“Çocuğuma Atatürk baskılı tişört ve siyah elbiseyle iskarpin alamadım”*****diye intihar eden bir baba olmadı.

İroni yapıyorum. Hani bir yalan üzerine*****“Oğluna okulun istediği formayı alamadığı için intihar eden adam”*****dramının üzerinde tepinmişlerdi ya onu hatırladım.

Böyle olaylar ve başıbozukluklar bir hayli çok. Kendi kızımdan biliyorum. İlkokulda en az 10 adet “Atam” şiiri ezberletildi ama bir tane bile çevre, yaşlılara saygı, yardımlaşma gibi konuları içeren şiirler yoktu. Müdürlerin ve Millî Eğitim’in okullara hâkim olamadıklarının göstergesi bu.

Maalesef konuştuğum öğretmenler*****“Bugünden yarına kökten bir değişiklik beklemiyoruz ama misal gelecek yılın kitaplarının yeniden yazılması için bir komisyon kurulduğu ve çalışmalara başlanıldığı haberini de duymak istiyoruz”*****diyorlar.

Bakan*****Ziya Selçuk’un insanda bıraktığı izlenim çok olumlu.

Ama kendisine*****naçizane bir önerim*****var.*****İş yaptıkça konuşursa çok daha iyi olur.

Örnek olarak*****Berat Albayrak’ı göstereceğim.

O, Bakan Selçuk gibi muhalefetin avans verdiği bir isim değil. Aksine başından beri yoğun saldırıların hedefi. Sürekli alay edildi.*****Damat olması zaten işe 1-0 yenik başlamasının sebebiydi.*****Bazı eleştiriler de haksız değildi ve Berat Albayrak çok fazla konferansa veya toplantıya katılıp uzun uzun konuşmaktaydı.

Berat Bey bunu son aylarda değiştirdi*****iş bazlı konuşmaya*****başladı. Örneğin*****ekonomik bir gelişme varsa ya da bir karar alınmışsa*****onun haberini verdi.

Optimar’ın son yaptığı araştırmaya bakıyorum. Vatandaşlara yöneltilen “Doların 7,2’den 5,43’e inmesinde kim etkili?”*****sorusuna verilen cevaplardan*****yüzde 40,5’i Erdoğan’ı gösterdi. Çok doğal bu. Ama arkasından gelen isim*****yüzde 30 ile Berat Albayrak.

Sayın*****Ziya Selçuk’a bir mukayese olsun diye değil misal olsun diye bu örneği verdim. Umarım bundan olumsuz anlam çıkarmaz.

*****

FUAT UĞUR'UN DİĞER YAZISI İÇİN*****TIKLAYIN

********************
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla

     

Alt 11-15-2018, 07:27   #1682
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Yazarlar

Bugün YazanlarTüm Yazarlar

Ahmet KEKEÇakekec@stargazete.comAtatürkçü terörü...

Ahmet KEKEÇ tüm yazıları14 Kasım 2018 Çarşamba

Başlık,*****Cumhuriyet*****gazetesi yazarı*****Orhan Bursalı’ya ait...*****

Bursalı’nın eski bir yazısından...*****

Olay şu:*****

Bundan 17 ya da 18 yıl önce,*****İstanbul Üniversitesi*****öğrencileri, bir yazarı konferansa davet ediyor.*****

Hadi yazarın ismini de söyleyelim:*****

Ahmet Altan...*****

Altan konuşmaya başlayacak ama konuşamıyor... Çünkü saldırıya uğruyor...*****

Hatırlatalım:“İkinci cumhuriyet”*****fikriyatının mümessillerinden biri olan Ahmet Altan, o günlerde, kardeşi*****Mehmet Altan’la birlikte Atatürkçü çevrelerin ortak düşmanıydı.*****

Yazısına*****“Atatürkçü terörü”*****başlığını koyan Orhan Bursalı, Altan’ın uğradığı saldırıyı şöyle değerlendiriyor köşesinde:*****

“Örgütlü, kovalamacalı bir saldırıydı izlediğim. Saldırılan, üzerine gelen şiddet dalgası karşısında doğal olarak şaşırıyor; bir yandan kaçmaya ve öte yandan da kolları ve elleriyle kafasını korumaya çalışıyor. (...) Kanal D 'amatör kamera' çekimlerini müthiş montajlamış; hız var, 'korkak' bir Ahmet Altan var, saldırganın vahşi eylemi var, aptal ve geri zekâlılar için filmin üstelik üç kez üst üste tekrarı var. 'Etki' yaratıyor yayıncı...”

Peki, saldıranlar?*****

Onlar yok.*****

Çünkü film montajlanmış.*****

Yani makaslanmış.*****

Yüreksiz yazar kaçıyor, görünmeyen planda*****“delikanlı protestocular”*****kovalıyor.*****

Haber, neredeyse “ders olsun” mantığıyla verilmiş.*****

O günlerde*****Kanal D*****Genel Yayın Yönetmenliğini*****Fatih Altaylı’nın deruhte ettiğini hatırlatalım... Altaylı’nın eli değmiş olabilir mi montajlanmış görüntülere?*****

Bursalı yazısında değinmiyor ama olayın bir de*****“hazırlık”*****boyutu var.*****

Saldırganlar, konferanstan önce*****“Fransız Ahmet”*****diye slogan atmışlar.*****

Bu sloganı, biliyorsunuz,*****Mehmet Yakup Yılmaz'ın yönettiği*****Milliyet*****gazetesi kamuoyuna armağan etmişti.*****

Hürriyet’ten kovulan Mehmet Yakup Yılmaz, şu sıralarda,*****“Fransız Ahmet’in koruyuculuğuna”*****soyunmuş*****T24*****sitesinde yazıyor... Neredeyse Atatürk karşıtlarıyla aralarında su sızmıyor.*****

Bursalı’nın eleştirileri bununla sınırlı değil...*****

Ertesi gün gazetelerde*****“Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu”na ait olduğu belirtilen bir açıklama yayınlanıyor ve eylemin (yani saldırının)*****“tüm ikinci cumhuriyetçilere ve Atatürk karşıtlarına ders olması”*****bildiriliyor.*****

Bu davranışların toplumda*****“Atatürk düşmanlığını körüklediğini”*****belirten Bursalı, şöyle bir öneride bulunuyor:*****

“Milletvekilleri, dernek veya kurumlarda Atatürk ve Mustafa Kemal adının kullanılmasını yasaklayan bir yasa çıkarabilirler: Böylece Mustafa Kemal'in ölümünden bugüne, onun adına yapılan kepazeliklerin önüne geçilmiş olur...”

Bugün aynı düşüncede olup olmadığını bilmediğim Bursalı haklı ama*****“istismarı”önleyecek yeni bir yasaya ihtiyaç var mı?*****

Bence yok.*****

5816 sayılı*****“Atatürk'ü Koruma Kanunu”, istenirse pekâlâ istismarcılar ve Mustafa Kemal ismini (bu ismin masuniyetini) kullanarak*****“şiddet”*****çağrısı yapan Atatürkçüler için de kullanılabilir.*****

Yüce yargımız*****“Atatürk ilah değildir”diyenleri (ki, değildir) gözaltına alıyor ama*****“Mustafa Kemal Paşam, ne istersen iste benden, / İstersen ayıralım dinle devlet işlerini, / İstersen asalım bütün hoca ve müridleri, / İstersen kapatalım bütün İmam Hatipleri”*****diye slogan atıp şiddet çağrısı yapanları seyrediyor.*****

Madem kimse*****5816*****sayılı yasadan rahatsız değil,*****“Atatürkçü terörü”*****de bu kapsama dâhil edilmelidir
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 11-16-2018, 19:58   #1683
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Ahmet Şükrü KILIÇ Elit kesim okuyormuş!

Ahmet Şükrü KILIÇE-posta: ahmetsukrukilic@gmail.com

Yazarın Tüm Yazıları >

18:0216 Kasım 2018

Elit kesim okuyormuş!

A+A-

Bir arkadaşımla muhabbet ediyoruz, hınzır bir gülüş ifadesi var yüzünde, “Sen elit bir yazarsın, seni elit kesim okuyor; milletvekilleri, belediye başkanları, siyasiler, bürokratlar, akademisyenler, avukatlar, hakimler, savcılar, iş adamları, gazete patronları, hatta yazarlar” diyor.

“Onların gadrine uğrayanlar daha çok okuyor” demiyorum.

Anlıyorum ne demek istediğini.

Bir başka arkadaşın bürosunda, tanıdığım bir arkadaş, birlikte geldikleri arkadaşına tanıştırırken, “Siyasilerin korkusu rüyasıdır” diye tanıştırıyor.

Her gün bir sürü e-posta gönderileri oluyor, bazılarını ciddiye alıyorum, bazılarını silip atıyorum, aradan bir süre geçtikten sonra, gönderdiği e-postayla beni vazifelendiren kişi, “Ne zaman yayınlayacaksın söylediklerimi” diyor.

Bir bayramlaşmaya ya da açılışa katılıyorum, insan öbeklerinin içinde*****tanıdıklarım varsa selamlaşıyor, el sıkıyorum, elini sıktıklarımdan biri hakkında yazı yazdığım ya da sahiplendiklerinden birini yazdığım biri olabiliyor, “Bir de elini sıkmak zorunda kaldık” demeleri de geliyor bir süre sonra kulağıma. Kirlidir ellerim, vebalıdır, biat ettikleri kişi görecek olsa ya da birileri duyursa, kemoterapi seansları başlatırlar adamlara.

Hep böyle değil elbette.

Konya'da gecenin ikisinde oğlumla bir kokoreççiye gidiyoruz, birkaç kişi oluyor içeride, “Baba Ahmet Şükrü diyen oldu” diyor oğlum.*****“Açlık başına vurmuş, burada kim tanır beni” diyorum. Hesap ödemeye geçtiğimizde, işletme sahibi, “Yazılarınızı okuyorum” diyor.

Bir başka lokantada yemek yiyorum, kasada oturan kişi, “Hesabınız ödendi” diyor. Etrafıma bakıyorum, masalarda hiç tanıdık yüz göremiyorum, “Kim ödedi” diyorum, tembihlendiği belli, söylemiyor. “En azından teşekkür edeyim” diyorum, “Ben iletirim” diyor.

Bankamatikten maaş çekerken de yaşadığım oluyor; hiç tanımadığım biri nasıl oluyor da sadece site profilindeki resimden tanıyor, bir türlü anlamıyorum.

Bazen de bir berber dükkanında ya da çay ocağında yazdığım yazılardan biri konuşuluyor, onlardan tanıyan çıkmıyor, “Adam her şeyi yazıyor” demeleri hoşuma gidiyor.

Tren yolculuklarında da yaşıyorum, yolda arkadaşlarımla yürürken durdurulduğum da oluyor.

Bütün bunları yazmama sebep olan şeyi de söyleyeceğim;*****asla gururumu okşaması değil, onurlandırdığını inkar edecek de değilim.

Karşıdan karşıya geçmeye hazırlanıyorum, karşıdan da bir aile benim bulunduğum tarafa geçiyor, evin babası olduğunu anladığım kişi beni işaret ediyor aile fertlerine, gözümü kaçıyorum, yan yana geliyoruz, birkaç adım uzaklaşıyoruz, “Ahmet Şükrü sen Konya’nın vicdanısın” diye sesleniyor arkamdan.

Dönüyorum, hepimizin dudaklarında bir tebessüm; onlar yoluna, ben yoluma devam ediyorum.

Kaynak: Elit kesim okuyormuş! - Ahmet Şükrü KILIÇ
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 11-16-2018, 20:01   #1684
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

ANASAYFAYAZARLARFOTO GALERİVİDEO GALERİSON DAKİKAGAZETE MANŞETLERİGÜNCELDÜNYAEKONOMİSPORAÇIK GÖRÜŞDİĞER

Yazarlar

Bugün YazanlarTüm Yazarlar

Ardan ZENTÜRKazenturk@stargazete.comSuriye-Libya hattını tutar, emperyaliste geçit vermeyiz

Ardan ZENTÜRK tüm yazıları15 Kasım 2018 Perşembe

Dünya,*****güçlü olanın sözünün hukuk kabul edildiği*****barbarlık çağından*****geçiyor. Amerika’nın İran’a karşı sürdürdüğü ambargocu politika açık örneğidir. Bir, İran’ın nükleer silahı yok, iki, üretmesi için yıllar geçmesi gerekiyor, üç, üretse bile Pakistan’ın durumundan farklı bir durumu olmayacak, 6 bin 500 nükleer silaha sahip Amerika’ya karşı kaç tane nükleer silah kullanabilirsiniz?*****

Ama Amerika, saçma bir bahaneyle İran halkının yaşam hakkına doğrudan saldırıyor.*****Bu barbarlıktır.*****Yarın İran halkı, yeterli gıda bulamaz, hastaları için ilaç arar, çocuklarını koruyamaz hale gelirse, kim mutlu olacak, tek başına İsrail! Çünkü*****İsrail barbarlığı kurumsallaştıran bir sözde devlet,*****2 milyon Gazzeli’ye yaptıklarının da*****Hitler’in*****1940’ta*****Varşova Yahudi gettosuna*****yaptıklarından ne farkı var?*****

Ne demişti, Siyonist*****Gregg Roman*****Middle East Forum*****toplantısının açılış konuşmasında:*****İsrail için İran bugünün, Türkiye yarının düşmanıdır.

Sözün bittiği yerdir, beka mücadelemiz uzun sürecek belli. Fırat’ın doğusunda şekillendirilen adı Kürt, aslı PKK terör ama esası Büyük İsrail devleti budur. Doğu Akdeniz’deki büyük enerji servetinden Türkiye’yi uzak tutma gayretleri, o bölgede yaşanılan gasp politikası da budur.*****

***** **********

Kararlılık esastır, gerisini onlar düşünsün**********

Milli Savunma Bakanı*****Akar*****ve Genelkurmay Başkanı*****Orgeneral Güler,*****son olarak Libya, Sudan ve Somali’ye askeri ağırlıklı çok önemli ziyaret gerçekleştirdiler. Ziyaret, emperyalizmin manevralarına net bir cevap niteliğindeydi.*****

FET֒cülerin açık tehdidi altında çalışmalarını sürdüren*****Tümamiral Cihat Yaycı’nın 2010’da kaleme aldığı bilimsel makalenin yaşama geçmesiydi Libya ziyareti. Libya Başkanlık Konseyi Başkanı*****Fayez Mustafa Al-Sarraj*****ile*****Yaycı’nın Yunanistan’ın Libya’nın 39 bin kilometrekarelik deniz alanını nasıl gasp ettiğini, Türkiye-Libya deniz irtibatını kesişini ve yasadışı hidrokarbon arama ihaleleri yaptığını gösteren harita paylaşıldı.*****

Al-Sarraj*****bu ziyaretten hemen sonra Türkiye’ye geldi,*****Erdoğan*****ile görüştü. Yunan basınına bakıyoruz, resmen*****‘ciyaklıyorlar.’Türkiye’nin haklı gerekçelerini saldırganlık ilan etmeler, Ankara’nın Doğu Akdeniz’de oldubittilere izin vermeyeceğini anlayarak hemen kapı bekçisi oldukları batılı emperyalistlerin koltuğunun altına sığınma manevraları yorumlara yansımış.*****

Özellikle son dönemlerde yaşadıklarımız, bize Yunanistan’ın da İsrail gibi bir vekil devlet*****(proxy state)olduğunu işaret ediyor.Güçlü emperyalist devletlerin bölgesel çıkarları için var ettikleri, yeri geldiğinde uluslarının varlığını zora sokarak emperyaliste hizmet eden devlet yapılanması.*****

Vekil devlet,*****Doğu Akdeniz’de güç devşirmek için*****Mobil Exxon’un ABD bayraklı sondaj gemisinin arkasına sığınıyor, normal devlet, Türkiye gibi, aynı bölgeye kendi bayrağını taşıyan Fatih sondaj gemisini güçlü donanmasıyla gönderip vekil olana değil, emperyaliste*****‘fazla yaklaşma’*****mesajı veriyor, aradaki fark bu.*****

Vekil devletler olarak İsrail ve Yunanistan’ın ABD bayrağı altındaki ittifakının hedefi Türkiye’yi bölgeden uzaklaştırmak, geçiniz.

***** **********

Hepsi hak ettiğini alıyor**********

Cumhurbaşkanı Yardımcısı*****Oktay’ın İtalya’daki Libya Konferansı’na*****“bakalım kim ne hesabın içinde”*****sorusuna bulmak için gittiği çok belli. Yoksa orada, İtalya*****ENI*****şirketinin gemisini Kıbrıs sularından kovalamış Türkiye’nin karşılaşacağı sorunları bilmez mi tabii ki bilir. Nitekim Doğu Akdeniz’de Türkiye karşıtı cephenin üyesi Mısır’daki*****Sisi*****diktatörlüğünün Bingazi’yi elinde tutan*****Haftar*****yönetimi eliyle Libya’yı bize kapatmaya çalıştığını, İtalya’nın da ortağı olduğunu öğrendik, konferanstan çekildik.*****

Kelimenin tam anlamıyla at izinin it izine karıştığı bir bölgede beka mücadelesi veriyoruz.*****Bu nedenle, denizaltı filomuzun güçlendirilmesi, TCG Anadolu ile deniz-hava kuvvetlerinin devreye girmesi, Kıbrıs’a orta menzilli füze sistemlerinin yerleştirilmesi ve hava kuvvetlerimizin F-35’lerin dışında da alternatif sistemlerle donatılması gereken dönemdeyiz.*****

Allah yar ve yardımcımız olsun
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 11-16-2018, 20:12   #1685
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

*****Aç

a {color:#000000}body {line-height:0;margin:0;background:transparent;}#google_image_div {overflow: hidden;position: absolute;}body{visibility:hidden}

" id="google_ads_iframe_1" style="box-sizing: border-box; font-family: pt_sansregular; margin: auto; padding: 0px !important; text-decoration: none; border: 0px !important; display: block; height: 250px; max-height: 100%; max-width: 100%; min-height: 0px; min-width: 0px; width: 300px; transform: translate(-50%, -50%); top: 0px; left: 0px; position: absolute; bottom: 0px; right: 0px;">ABD'den sınır dışı edilen FETÖ'cü Türkiye'ye getirildiFetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) ABD'deki çatı kuruluşlarından Raindrop Vakfında daha önce yönetim kurulu üyeliği yapan, "çocuk yaştakileri fuhşa sanal ortamda teşvik etmek" ve "çocuğa cinsel saldırı teşebbüsünden" suçlu bulunarak ABD'den sınır dışı edilen Mehmet Salih Gözegir, Türkiye'ye getirildi.

16.11.2018 - 19:51AA

ABD'deki yargılamasının ardından dün sınır dışı edilen Gözegir, emniyet görevlileri eşliğinde ABD'nin Houston kentinden THY'ye ait tarifeli uçakla Atatürk Havalimanı'na ulaştı.*****

Türk polisi tarafından uçağın kapısından teslim alınan Gözegir, işlemlerin ardından emniyete götürüldü.*****



NE OLMUŞTU?

2014'te FETÖ'nün ABD'deki çatı örgütlerinden Raindrop Vakfı'nın yönetim kurulu üyeleri arasında adı yer alan, bu ülkede tıp eğitimi için bulunduğu kaydedilen Gözegir, Teksas Tıp Merkezi bünyesindeki Baylor Tıp Kolejinde doktora eğitimi aldığı sırada Fort Bend kentinde 14-15 Mayıs 2015'teki polis operasyonuyla gözaltına alınmıştı.*****

Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ve İç Güvenlik Bakanlığı yetkililerinin de katıldığı kapsamlı operasyonda, Gözegir'in de aralarında olduğu 23 kişi, "çocuk yaştakileri fuhşa sanal ortamda teşvik etmek" ve "çocuğa cinsel saldırı teşebbüsünde bulunmak" suçlamasıyla gözaltına alındı.

50 BİN DOLARLIK KEFALET

Söz konusu suçlardan tutuklanan Gözegir, hakimin koyduğu 50 bin dolarlık kefaleti ödeyerek tutuksuz yargılanmaya devam etti.*****2015'te Raindrop Vakfı'nın yönetim kurulundan çıkarılan Gözegir'in, bu yıl haziran ayında sınır dışı edilmesine karar verildi.*****

ABD'li yetkili makamlarca sınır dışı işlemi dün tamamlanan Gözegir Türkiye'ye gönderildi. Özellikle Teksas bölgesinde etkin olan FETÖ'nün çatı kuruluşlarından Raindrop Vakfı, örgüte ait birçok okul ve derneğin üst kuruluşu olarak faaliyet gösteriyor.*****
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 11-17-2018, 07:53   #1686
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Ahmet KEKEÇakekec@stargazete.comBu çocuk aptal mı, bize numara mı yapıyor?

Ahmet KEKEÇ tüm yazıları16 Kasım 2018 Cuma

Hasta ziyaretine giden Diyanet İşleri Başkanı*****Prof. Ali Erbaş’ı neredeyse bitirdiler.*****

Bütün partiler kuyruğa girdi.*****

Bütün dernekler.*****

Bütün odalar.*****

Bütün*****Fetullahçı*****hesaplar.*****

Erbaş’ı istifaya davet ettiler.*****

İstifa davetçilerinden birinin (Kemal Kılıçdaroğlu’nun) hal-i pür melalini dün bu köşede okudunuz...*****

Bize*****“Atatürkçü ve Türkiye yanlısıymış gibi”yapan Kılıçdaroğlu’nun, Türkiye ve Atatürk’le meselesi olan kişileri nasıl korumaya aldığını tafsilatıyla öğrendiniz.*****

Sera Kadıgil,*****“Hayatta hiçbir laftan tiksinmedim, ‘şehitler ölmez vatan bölünmez’den tiksindiğim kadar”*****diye bir paylaşımda bulunmuş, hızı alamayıp*****“Bugün Suriye’ye savaş açsak banko Esad’ı tutarım”*****demişti...*****

Kılıçdaroğlu onu milletvekilliğiyle ödüllendirdi.*****

Eren Erdem,*****“Eğer İran-Türkiye karşı karşıya gelirse, Türkiye'ye karşı, İran safında olurum”*****diye bir tweet atmış, hızını alamayıp*****“Suriye’de kullanılan sarin gazı Türkiye’den gidiyor”*****iftirasında bulunmuştu.*****

Kılıçdaroğlu onu milletvekilliğiyle ödüllendirdi.*****

İstanbul İl Başkanı*****Canan Kaftancıoğlu,*****“Mustafa Kemal’in askeri olmayı içime sindiremiyorum”*****demişti.*****

Kılıçdaroğlu onu milletvekilliğiyle ödüllendirdi.*****

Mehmet Bekaroğlu, Kadir Mısıroğlu’na atfedilen cürümden daha ağırını işlemiş, Atatürk’e*****“kefere”*****demişti.*****

Kılıçdaroğlu onu milletvekilliğiyle ödüllendirdi.*****

İşbu Kılıçdaroğlu, kalkmış, hasta ziyaretine giden Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ı istifaya davet ediyor...*****“Aslında istifa etmesi gereken kişi benim... Kadir Mısıroğlu üzerinden Diyanet İşleri Başkanı’na etmedik lafı bırakmadım ama Atatürk’le meselesi olan ne kadar isim varsa tutup Meclis’e soktum... Benim yatacak yerim yok...”*****deme gereği bile duymuyor.*****

Hemen hatırlatalım:*****

Erbaş’ın bitirilmesi için sahneye konulan linç kampanyasında başı*****Demirören Medya Grubu*****çekiyor.*****

Daha doğrusu, Demirören grubunda çalışan ve teknede eski patronuna içki servisi yapmaktan sabık bir köşe yazarı.*****

İsmi*****Ahmet Hakan Coşkun...*****

Bu*****“Coşkun”*****öyle haksız, öyle utanç verici, öyle önyargılı, öyle terbiyesizce yazılar yazdı ki, Prof. Ali Erbaş açıklama yapmak zorunda kaldı:*****“Bu bir hasta ziyaretidir. Tamamen insani nedenlerle gerçekleştirilmiştir. Üstelik ziyaretin tarihi 10 Kasım değil, 9 Kasım’dır.”

Böyle bir açıklama tartışmayı bitirir, değil mi?*****

Hayır bitmiyor.*****

Devam ediyor Coşkun:*****“Bunun bir*****tesadüf*****olduğunu kamuoyuna çok net, çok açık, çok vurgulu bir şekilde açıklamak durumundasınız. Mesela ‘9 Kasım özenle seçilmiş bir tarih değildir’*****demelisiniz... Mesela, ‘Talihsiz bir tevafuk olmuştur’ demelisiniz... Mesela...*****‘9 Kasım’daki bu ziyaret herhangi bir ima içermemektedir’ demelisiniz.”

Bu çocuk ya aptal, ya da bize aptal numarası yapıyor...*****

Nasıl bir tevafuka işaret eder 9 Kasım?*****

Nasıl bir*****“ima”*****içerebilir?*****

Hadi 10 Kasım’ı anladık...*****

Ne olmuş 9 Kasım’da?*****

Bu tarihin özelliği nedir ki, kalkmış,*****“9 Kasım’daki bu ziyaretin herhangi bir ima içermediğini anlatmalısınız?”*****şeklinde aptalca cümleler kuruyor?*****

Prof. Ali Erbaş’ın ziyaretini mesele yaptığı anlaşılan bu çocuk, Kadir Mısıroğlu’nunkinden daha beter cürümlerin sahibi*****Mehmet Bekaroğlu’yla kaç yıldır*****“yarenliğe”*****doymuyor; oturup dedikodu bile yapıyorlar.*****

Kendisi niçin bu “yarenliğin” talihsiz bir tesadüf*****olduğunu*****“çok net, çok açık, çok vurgulu”*****bir şekilde kamuoyuna açıklamıyor?*****

Mustafa Kemal’e laf diyenlerle selamı sabahı kesen bu çocuk, neden Bekaroğlu gibi düşük karakterli adamlarla dostluğunu sürdürüyor?*****

Dostlarımız Mustafa Kemal’e*****“kefere”diyebilir ama başkaları “ima”da dahi bulunamaz.*****

Öyle mi
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 11-17-2018, 08:27   #1687
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

ah.com.trÜcretsiz - tr.sabah



geri

MAHMUT ÖVÜR“Yarışta ben de varım”

paylaştweetlepaylaşpaylaşAA

Önümüzdeki yerel seçimlerin kilit şehri hiç kuşkusuz İstanbul... Tek ölçü olmasa bile İstanbul genel siyaset açısından da önemli bir şehir. Bu yüzden "İstanbul'u kazanan*****Türkiye'yi kazanır" deniliyor. Gerçi daha önce*****Bedrettin Dalan*****ve*****Nurettin Sözen*****örneğinde olduğu gibi İstanbul'u kazandıkları halde siyasi varlıklarını sürdürmeyenler hatta*****Ali Müfit*****Gürtuna'vari esamisi okunmayanlar bile var. Bu da kazanan siyasi aktörün,*****Başkan Erdoğan*****örneğinde olduğu gibi başka siyasi özellikleri de olması gerektiğini gösteriyor. Önümüzdeki seçimleri de o şekillendirecek.
İstanbul seçimleri bu gerçeğe rağmen önemli ve zorlu geçecek. Bu yüzden de çok sayıda aday adayından söz ediliyor. Meclis Başkanı*****BinaliYıldırım, İçişleri Bakanı*****Süleyman*****Soylu, AK Parti Başkan vekili*****Numan*****Kurtulmuş*****gibi isimler sürekli gündemde. Ancak başka isimler de var. Onlardan biri de mevcut İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan*****Mevlüt Uysal. Uysal'ın sürpriz biçimde başkanlığa gelişi ve sessiz kalışı olası başkan adaylığına hazırlık yapmadığı anlamına gelmiyor. Birkaç gün önce bir grup gazeteciyle bir araya geldiğimizde açık açık söylemese de şu mesajı verdi: "Bu yarışta ben de varım."
Ve şu tespitin altını özellikle çizdi: "Bir kere en büyük şansımız Cumhurbaşkanımızın olması... Metrodan köprülere, kentsel dönüşümden çevreye, İstanbul'a çok yoğun hizmetlerimiz de sürüyor. Bu yüzden AK Parti olarak İstanbul'u kazanamama gibi bir sorunumuz olamaz. Kim aday olursa olsun, halkın ayağına gider ve birlik olursak sonuç alırız."
Gelelim açık "Aday mısınız?" sorumuza... Ona da şu cevabı veriyor: "Bir görevi*****ısrarla hiç talep etmedim.*****Görev verilirse en iyi*****şekilde yapma gayretinde*****olacağız. İstanbul halkının*****benimle ilgili düşüncesi*****önemli faktör olacak."*****
Peki, adı en çok geçen*****Meclis Başkanı*****BinaliYıldırım'ın adaylığına nasıl*****bakıyor? Hiç tereddüt etmeden cevap*****veriyor: "Kim aday gösterilirse gösterilsin*****nefer gibi çalışmak bizim görevimizdir.*****Aslolan partimizin başarısıdır*****ve İstanbul'un kazanmasıdır.*****AK Parti'nin bir geleneği var; liderimiz*****ve partimiz bir karar verirse bize*****çalışmak düşer."*****
O buluşmada Başkan*****Uysal'ın,*****Başakşehir'i geride bırakıp İstanbul'un*****temel sorunlarına yoğunlaştığına da tanık*****olduk. Özellikle İstanbul'u metro ağlarıyla*****örme konusunda ürettiği "Yap- kirala-*****devret" formülü ve kentsel dönüşüm*****konusunda "vatandaşı çözümekatma" modeli ile "yüksek yapılara*****izin vermeme kararı" dikkat çekiciydi.

***

Kılıçdaroğlu, "İstanbul'a gel Muharrem" der mi?

İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adaylığı için CHP'de henüz karar verilmedi. Çok sayıda aday adayı var ve kulisler kaynıyor. O adaylar arasında durumu en vahim olan ise*****Muharrem İnce... Genel merkezin ön seçim yapmayacağı anlaşılınca adı unutulmaya başlayan*****İnce, şimdi yeniden gündem olmak için yana yakıla ön seçim iddiasından vazgeçip "eğilim yoklamasına da razıyım" diyor. Oysa İstanbul CHP örgütüne göre "hiç şansı yok" ve kapıları zorlaması da işe yaramayacak.
CHP'lilerde Kılıçdaroğlu'nun bir kere daha "Gel Muharrem" demeyeceği görüşü ağır basıyor. Şu sıralarda şansı yükselen isim ise daha önce de yazdım; Beylikdüzü Belediye Başkanı*****Ekremİmamoğlu. İmamoğlu, CHP'li başkanlar arasında en başarılı görünen isim. Ancak büyükşehir için istekli değil çünkü İstanbul'u kazanamama ve Beylikdüzü'nü de kaybetme korkusu yaşıyor. İşaretler onu gösterse de korkusunda haklı.

Yasal Uyarı:*****Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.*****
Ayrıntılar için lütfen*****tıklayın.

paylaştweetlepaylaşpaylaş

Yazarın Önceki Yazıları

AK Parti’de adaylığın kritik ölçüsü*****(16.11.2018)Bunlar “meczup” mu operasyon mu?*****(15.11.2018)İstanbul’da Kürt seçmen hesabı*****(13.11.2018)

Tümü

MEHMET BARLASKaşıkçı ile FET֒yü ilişkilendirmek şeytanın bile aklına gelmezdi

paylaştweetlepaylaşpaylaşAA

Adam toplumun kabul etmeyeceği çok ayıp bir davranışta bulunmuş. "Neden böyle yaptın" diye hesap soranlara da "Şeytana uydum" diye cevap veriyormuş ki, ortalık aydınlanmış ve şeytan inmiş yere... Adama şöyle bir bakmış şeytan ve "Bu yaptığını ben 40 yıl düşünsem*****böyle yapmak aklıma gelmezdi.*****Utanmıyor musun ayıbını bana yüklemeye" demiş.

Kaşıkçı ve Gülen*****
Bazen bu çeşit şeytanın*****aklına gelmeyecekdurumları insanlar*****ve özellikle de medyasenaryolaştırabiliyor... Buna son örnek Amerikan NBC kanalının Cemal Kaşıkçı cinayeti ile Fetullah Gülen arasında kurduğu ilişki senaryosu değil midir? Buna göre Trump, Türkiye'nin Cemal Kaşıkçı nedeniyle Suudi Arabistan ve veliaht prens Muhammed bin Selman üzerinde kurduğu baskıyı kaldırması karşılığında Fetullah Gülen'i iade etmeyi planlıyormuş.

Keşke olabilse*****
Eğer Türkiye şeytanın bile aklına gelmeyecek*****bu senaryoyu sahneye koyduysa*****ve Fetullah Gülen'in Türkiye'ye teslimini*****bastırmak için Kaşıkçı cinayeti aracılığı ile*****Suudi Arabistan veliahdı Muhammed bin*****Selman'a ve Trump'a baskı yapıyorsa, bu*****planı yapana sadece "Aferin, amma da*****ustaca bir oyun kurmuşsun" denilmez*****mi?

Yalanlamalar*****
Ne var ki bu senaryoyu önce Amerika*****yalanladı. ABD Dışişleri Sözcüsü Heather*****Nauert, Kaşıkçı'nın öldürülmesi ile Gülen'in*****durumunun bağlantılı konular olmadığını*****söyledi; söz konusu haber hakkında Beyaz*****Saray'la görüştüğünü ve "Beyaz Saray'ın*****bu konuda Türkiye ile herhangi bir*****görüşme yapmadığını" belirtti. Reuters'a*****isim vermeden konuşan üst düzey bir Türk*****yetkili de iddiayı yalanlamış ve "Türkiye*****hiçbir noktada, Gülen'in iadesi karşılığında*****Kaşıkçı soruşturmasını engellemeyi*****önermemiştir" demiş.

Suudiler mutlu*****
Ama bu senaryo tabii ki Suudi veliahdı*****Kaşıkçı cinayetinden arındırmayı amaçlayanlarınhoşuna gitmiştir. Nitekim Suudi*****siyasi yorumcularından Abdülrahman el*****Raşid, Twitter hesabından yaptığı yorumda*****"Türkiye'nin Cemal Kaşıkçı'nın kanı*****üzerinden pazarlık yaptığından hiç*****şüphe duymadım" demiş...

FETÖ'nün kaderi*****
Muhammed bin Selman'ın Trump yönetimitarafından korunduğu kesindir. Ancak*****bu adamın Suudi Arabistan'daki her karanlık*****işte parmağının bulunduğu bilinirken,*****Trump bu adamı nasıl koruyacaktır? Buna*****karşı Fetullah Gülen'in Türkiye'de yaptığı*****yasadışı işler belgelenmişken, bu adamın*****ABD'de ikameti ne kadar süre ile daha*****devam edebilir? Bazı uzmanlara göre bir*****CIA ürünü olan Gülen sorununa çözümü*****de CIA'nın üretmesi bekleniyor. Bilindiği*****gibi ayartılmış CIA ajanları ülkelerine teslim*****edilmesin diye bazı insafsızca yöntemler de*****uygulanabiliyor.

Yasal Uyarı:*****Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.*****
Ayrıntılar için lütfen*****tıklayın.

paylaştweetlepaylaşpaylaş

Yazarın Önceki Yazıları

Veliaht Muhammed bin Selman ne kadar kolay aklandı*****(16.11.2018)Atatürk’ü herkesten daha fazla seven Bayar, Kemalist bir darbeyle devrilmişti*****(15.11.2018)“Ne doğan güne hükmüm geçer, ne halden anlayan bulunur”*****(14.11.2018)

Tümü

SALİH TUNAKadir Mısıroğlu'nun fesi, PKK'nın kalpağı

paylaştweetlepaylaşpaylaşAA

Lafını hiç eğip bükmez, bir gün öyle bir gün böyle konuşmaz; yani 19'unda ne söylediyse 85'inde de onu söyler.
Nefret etseniz bile sinsi ve gevşek olmadığını kabul etmek zorundasınız.
Nice mahpusluklar yatmış ama duruşundan, söyleminden zerre miskali taviz vermemiştir.
Ne övene aldırmış ne kınayana!
Zaten böyle olduğu için öve öve yere göğe sığdıramadığımız*****İlber Ortaylı'mız*****"Fetullah'ta boncuk ararken" o tee*****1995'te*****Fetullah hakkında şunu demiş adamdır:
"Bir müddet sonra, herkes ona hakaret edecek, onu tel'in edecek... Sen hoca değil 'papaz' bile olamazsın diyecek... Bunu bugün ben diyorsam, benim talihsizliğim bazı olacak şeyleri, tarih şuuruna istinaden evvelden görmektir... Hoca, Allah davasına ihanet ediyor, onu Allah yıkacak!.."
Dediği gibi de olmuştur...
Evet, bildiniz, "Fesli" diye linç edilen*****Kadir Mısıroğlu'ndan bahsediyorum.
Biliyorum, "Atatürkçüler" ondan nefret ediyor.
Ne ki, onun da umrunda değil. Hatta "Hiçbir Kemalist'i cenazemin arkasında görmek istemem. Akrabam olsa evladım olsa istemem..." diyor.
Söylediklerini de inkâr etmiyor.
Diyor ki: "Evet, ben Kemal Paşa'yı sevmiyorum. İstesem babamı bile sevmem. Bu benim hakkımdır (...) Bana zorla Müslüman ol deselerdi aynı isyanı yaşardım..."
Şayet Kemalist olsaydım...
Böyle dobra dobra konuşan adama değil, Mustafa Kemal'le kandırmak isteyen Can'cıklara veya müstevli işbirlikçiliğini "Atatürkçülük" diye pazarlayanlara kafayı takardım.

***

"Gerçek Müslüman Atatürk'ü sevemez. Niye sevsin ki, yaptığı hiçbir iş Müslümanların lehinde değildir. Seviyorsa ya ahmaktır ya sahtekâr..."
Hayır, bu sözler Kadir Mısıroğlu'nun değil,*****Aziz Nesin'in.
Şimdiye değin hiçbir "Atatürkçünün" bu sözlerinden dolayı Aziz Nesin'e tepki gösterdiğini duydunuz mu?
Aynı şekilde, "Fesli" diyerek Mısıroğlu'nu matine- suare linç edenler, "PKK'nın kalpaklısı" Yalçın Küçük'e tek laf ettiler mi?
Üstelik...
"Fesli" dediğiniz polisimize askerimize kurşun sıkanlara karşı dururken, "PKK'nın kalpaklısı"*****Öcalan'a methiyeler düzüyor, "PKK terör örgütü değil" diyordu.

***

"Hayatta hiçbir laftan tiksinmedim, 'şehitler ölmez vatan bölünmez'den tiksindiğim kadar" diyen o kadını milletvekili yapan*****Kılıçdaroğlu*****da kalkmış, Mısıroğlu'nu hasta yatağında ziyaret eden*****Diyanet İşleri Başkanı'na*****lagaluga ediyor.
İnsan biraz utanır!
"Biz hapiste hasta yatan PKK'lıya da gittik DHKP-C'liye de gittik..." diyen kimdi?
İmdi, askerimize polisimize kurşun sıkanları ziyaret etmek matah bir şey, bu örgütleri hayatı boyunca lanetleyen 85 yaşındaki ödüllü ("Macar İhtilali" eseriyle) bir tarihçiyi ziyaret etmek suç oluyor, he mi?
Bakınız...
Mısıroğlu'nun kimi görüşlerini beğenmeyebilir, dahası kızabiliriz.
Lakin adam odur ki nefret ettiğinin bile lafını çarpıtmaya tenezzül etmez. Mesela, "Keşke Yunan galip gelseydi..." lafını bağlamından koparmaz.
Linç ettiğiniz, tee 19 yaşında Milliyetçilerin şube başkanlığını yapan, Denktaş'tan Türkeş'e kadar birçok milliyetçi şahsiyetin övgülerine mazhar olan bir tarihçimizdir.
"Yunan Mezalimi"ni yazdığında bugün ona küfreden "genç çerilerin" babaları henüz doğmamıştı.
El insaf!
"Ege'deki adaları neden Yunan'a bıraktınız" diyerek kıyametleri kopartan adamdan bahsediyoruz...
Yani...
"Ey Türk genci!... Unutma ve affetme... Yunan hâlâ aynı alçak, aynı hırsız, aynı çapulcu ve eşkıyadır..." diyen adamdan
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 11-17-2018, 09:57   #1688
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

*****

Aydın Ünal : Kavala’ya devrimsel bir dokunuş

PAYLAŞ*****

*****

Manşet*****Gündem*****Dünya*****Spor*****Ekonomi*****Teknoloji*****Hayat*****Tarih*****Yazarlar*****Video*****Foto Galeri*****Bilgi Kartları*****İnfografik*****Son Dakika

Yazarlar*****Bugün Yazanlar*****Gazete Yazarları*****Spor Yazarları*****Arşiv Yazarları

GAZETE YAZARI

Kavala’ya devrimsel bir dokunuş

Aydın*****ÜnalGazete Yazarı

23 Eki 2017, Pazartesi

0}" style="box-sizing: border-box; vertical-align: top; display: flex; flex-flow: column wrap; -webkit-box-orient: vertical; -webkit-box-direction: normal; -webkit-box-align: center; align-items: center; cursor: pointer; position: relative; max-width: 3.2rem; margin-right: 1.2rem;">57 0}" style="box-sizing: border-box; vertical-align: top; display: flex; flex-flow: column wrap; -webkit-box-orient: vertical; -webkit-box-direction: normal; -webkit-box-align: center; align-items: center; cursor: pointer; position: relative; max-width: 3.2rem; margin-right: 1.2rem;">10 0}" style="box-sizing: border-box; vertical-align: top; display: flex; flex-flow: column wrap; -webkit-box-orient: vertical; -webkit-box-direction: normal; -webkit-box-align: center; align-items: center; cursor: pointer; position: relative; max-width: 3.2rem; margin-right: 1.2rem;">5 0}" style="box-sizing: border-box; vertical-align: top; display: flex; flex-flow: column wrap; -webkit-box-orient: vertical; -webkit-box-direction: normal; -webkit-box-align: center; align-items: center; cursor: pointer; position: relative; max-width: 3.2rem; margin-right: 1.2rem;">9 0}" style="box-sizing: border-box; vertical-align: top; display: flex; flex-flow: column wrap; -webkit-box-orient: vertical; -webkit-box-direction: normal; -webkit-box-align: center; align-items: center; cursor: pointer; position: relative; max-width: 3.2rem; margin-right: 1.2rem;">2 0}" style="box-sizing: border-box; vertical-align: top; display: flex; flex-flow: column wrap; -webkit-box-orient: vertical; -webkit-box-direction: normal; -webkit-box-align: center; align-items: center; cursor: pointer; position: relative; max-width: 3.2rem;">14

Temel ilkeyi en baştan hatırlatalım: Aksi ispatlanana kadar herkes masumdur. İşadamı*****Osman Kavala’nın hangi iddialarla gözaltına alındığını, kendisine neler sorulduğunu, neyle itham edildiğini ve elbette hakkındaki yargı kararının ne yönde tecelli edeceğini bilmiyoruz.

*****MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

Yargı süreci bir yana, Osman Kavala’ya dokunmak, dokunabilmek, başlı başına bir devrimdir.

Osman Kavala, adını çok sık duyduğumuz bir işadamı değil. Bildiğimiz kadarıyla Kavala Kürt değil, Alevi değil, Ermeni ya da Rum da değil. Savaş uçaklarının modernizasyonuyla iştigal eden, mafyayla iş tutan biri olarak öyle barış yanlısı filan da değil. Çok net görülüyor ki solcu hiç değil.

Ancak, Kavala’nın Türkiye’deki faaliyetlerine, yani desteklediği gazetelere, dergilere, yayınevlerine, radyolara, filmlere, kitaplara, sivil toplum örgütlerine baktığımızda, ayrılıkçı/faşizan Kürtçülük girişimleriyle, “Ali’siz” Alevilik projesi, Ermeni tezleri, azınlıkları tahrik eden faaliyetlerle pek içli dışlı olduğunu görüyoruz.

Türkiye solunun önemli bir entelektüel mecrası olan İletişim Yayınları ve Birikim Dergisi, Gezi olayları sonrasında Fetullahçı bir çizgiye evrildi. PKK yanlısı Birgün Gazetesi aynı şekilde, Zaman Gazetesi’nin yerini tutacak kadar Fetulahçı çizgiye geldi. Solun Fetullahçılık'la kurduğu anlamsız ve alakasız irtibatın arkasında, İletişim Yayınları'nın ve Birikim Dergisi’nin fonlayıcısı, Birgün Gazetesi’nin destekçisi kapitalist Osman Kavala’nın olduğunu görüyoruz.

Kavala’nın Gezi olaylarını fonlayıp fonlamadığını henüz bilmiyoruz. Bildiğimiz şu ki, Gezi olayları solun kendi dinamikleriyle ürettiği bir eylem değildi; Gezi, bizzat Fetullahçı çete tarafından kurgulanmış, üretilmiş, yönlendirilmiş, Fetullahçı polis ve yargı mensupları kadar başka bazı odaklar tarafından da tahrik edilmiş sokak olaylarıydı. İyi bir reklam ve finans desteğiyle icra edilen Gezi’nin arkasından Kavala’nın çıkması hiç sürpriz olmayacaktır.

Kavala bir “Soros” olabilir, ama “kızıl” olmadığı kesin. Kavala’nın ve onun işlerini yürüttüğü “dış mihrak”ın Kürtleri, Alevileri, Ermeni ve Rumları sevdiğini söylemek de komik duruyor.

Kavala’nın, tıpkı Fetullah Gülen gibi, Batı’nın Türkiye üzerine operasyonlarını yürütmek için içeriden devşirilmiş, “bebek yüzlü”, “barış yanlısı maskeli”, “insancıl görünümlü” maşalardan biri olduğu çok açık.

Batı, on yıllar boyunca yatırım yaptığı ajanlarının tek tek devre dışı kalması karşısında ciddi “kaygı” duyuyor.

PKK ile düşük yoğunluklu bir mücadeleye Batı ses çıkarmıyordu; ne zaman ki mücadele kararlı bir hal aldı, açıktan PKK’yı desteklemeye başladılar.

FET֒nün 15 Temmuz darbesini gerçekleştirememiş olması, en çok Batı’yı hayal kırıklığına uğrattı. Şimdi FET֒nün üzerine cesaretle gidilmesinden de en çok Batı rahatsız oluyor.

Türkiye yargısı Osman Kavala’ya dokunduğunda da ses yine Batı’dan, AB ve ABD’den geldi. On yıllardır besleyip büyüttükleri ve son derece başarılı biçimde kullandıkları bir ajanlarına daha dokunulması Batı’yı daha da tedirgin etti.

Evet… Kavala, en az PKK kadar, en az Fetullah Gülen kadar elverişli, işlevsel bir araçtı. Türkiye’yi istikrarsızlaştırmakta kullanılacak zayıf halkaları fonlamada iyi bir maşaydı. Kürtleri, Alevileri, Ermeni ve Rumları tahrik edecek, “solcu” görünümlü, “kızıl” görünümlü sadık bir kapitalistti. Türkiye solunu avucunun içine alıp istediği her kalıba sokacak, kimi zaman kapitalizmin lejyoneri, kimi zaman emperyalizmin yardakçısı, kimi zaman şiddetin kölesi, kimi zaman da Fetullah’ın yamağı yapacak becerikli bir sihirbazdı.

Şu kitapçılara girdiğinizde “en çok satılanlar” bölümünde gördüğünüz ve her biri diğerine benzeyen, aynı tezgahtan çıkmış kitaplar bir tesadüfün eseri değil. Beş para etmez sinema filmlerinde, dizilerde rastladığınız ahlaksızlık ya da ucuz muhalefet de tesadüf değil. En küçük bir yetenek kırıntısı taşımayan yazarların, yönetmenlerin, oyuncuların bu kadar öne çıkması, uluslararası kabul görmesi de tesadüf değil. Toplumsal karşılığı olmayan STK’ların, sendikaların bu kadar ses getirmesi, kimsenin okumadığı dergilerin, gazetelerin, radyoların bu kadar gürültü koparması da hiç tesadüf değil.

Osman Kavala’ya dokunmak, Türkiye’yi istikrarsızlaştırma operasyonlarına, algı operasyonlarına dokunmaktır. Osman Kavala’ya dokunmak, Batı’nın zorba ve emperyalist kültür iktidarına dokunmaktır. Osman Kavala’ya dokunmak, Türkiye düşmanları tarafından fonlanan ve sağlıksız yetişen muhalefeti zincirlerinden kurtarmaktır. Onun için de Osman Kavala’ya dokunmak başlı başına, apaçık bir devrimdir.

“Madem bu adam bu kadar tehlikeliydi, niye şimdiye kadar dokunmadınız?” diyenler var. Aynısını FETÖ için de, HDP için de söylediler. Oysa devrimler böyledir; gerçekleşmesi için, şartların oluşması gerekir. Aksi takdirde erken doğum olur ki, devrimcinin kellesini götürür.

#FETÖ*****#Osman Kavala#15 Temmuz

0
15 Kas 2018, Perşembe

Biz buraya nasıl geldik?

12 Kas 2018, Pazartesi

“Yakarsa dünyayı garipler yakar”

08 Kas 2018, Perşembe

Dikkat, PKK dönüşüyor

AYDIN ÜNAL TÜM YAZILARI

REKLAM

YUKARI

YENİ ŞAFAK MİKRO SİTELER

15 Temmuzyenisafak.com/15Temmuz

Kudüs : Bir Şehrin Hikayesigzt.com/kudus

Yeni Şafak Seçimyenisafak.com/secim

Yeni Şafak Ramazanyenisafak.com/ramazan

Yeni Şafak Sporyenisafak.com/spor

MOBİL UYGULAMALAR

Apple*****Android*****Windows

Yeni Şafak olarak yayın hayatına başladığımız ilk günden itibaren ülkemizde demokrasinin tüm kurumları ile yerleşmesi, milli irade ve değerlerimizin hakim olması için tüm gücümüzle çalıştık. Bu ülkenin geleceğinin derin sularda boğulup gitmemesi için çaba sarf ettik.

Fırtınalı günlerde sığınılacak bir liman olduk. Bugüne kadar ülkemize yapmış olduğumuz katkıyı bundan sonra da okurlarımızın desteği ile sürdürmeye devam edeceğiz. Her gün Yeni Şafak’la yeni bir umut olacak.
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 11-17-2018, 12:08   #1689
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Yazarlar

Bugün YazanlarTüm Yazarlar

Medaim YANIKmyanik@stargazete.comAvustralya’da Müslümanların ruh sağlığı toplantısı

Medaim YANIK tüm yazıları17 Kasım 2018 Cumartesi

Bu yazıyı Avustralya’dan yazıyorum. İbn Haldun Üniversitesi Psikoloji Bölümü ile Avustralya’dan Nasihah Consulting grubu ile birlikte Melbourne’de “Müslümanların Ruh Sağlığı” başlıklı bir toplantı düzenledik. Dünyanın farklı yerlerindeki ruh sağlığı profesyonelleri ile bağlar kurmaya çalışıyoruz.*****

Avustralya çok sayıda farklı etnik ve kültürel grubu bünyesinde bulunduran bir ülke... Halen kültürel grupları destekleme politikası güden nadir ülkelerden biri. Kanada ve Avustralya dışındaki ülkeler farklı kültürel grupları asimile etmeye çalışırken, bu iki ülke halen kültürel grupları destekliyor. Gerçi burada da aşırı milliyetçi ve ırkçı politik sesler oluşmaya başlamış ama halen Müslümanlar önemli oranda baskı hissetmiyorlar.*****

Melbourne’da ilişkide olduğumuz grup Avustralya hükümetinin ekonomik desteğiyle “Müslüman İyi Oluş Merkezi” (Centre for Muslim Wellbeing) açmış. Bu merkez psikolojik iyi oluş için Müslüman topluluğa eğitim hizmeti vermek için kurulmuş. Avustralya devleti psikolojik iyi oluş halini arttırmayı bir politika haline getirmiş durumda. Bu amaçlı eğitim programlarını tüm toplum için destekliyor.*****

***** **********

Kültürel zekâ eğitimini topluma yaymak**********

Avustralya hükümetinin çok kültürlülüğü desteklemesinin ürünlerinden biri Avustralya profesyonelleri kültürel psikoloji/psikiyatri alanında ilerlemeleri olmuş. Örneğin toplantının ev sahiplerinden biri olan Dr. Monique Toohey “kültürel zek┠alanında bir atölye yaptı. Farklı kültürel gruplardan gelen kişileri anlamada ve terapi sürecinde kültürel faktörlerin nasıl ele alınacağını tartıştı. Dr. Monique kültürel zekâ alanında yaptığı eğitimleriyle tanınan biri. Örneğin yakın zamanda Melbourne’daki hakimlere kültürel zekâ alanında eğitim vermiş.*****

**********

Avustralya pozitif psikoloji hareketini destekliyor**********

Avustralya’nın ruh sağlığı alanında diğer bir özelliği de Pozitif Psikoloji Hareketi’ni devlet düzeyinde desteklemesi. Avustralya devleti toplumun psikolojik halini yükseltmeyi hedef haline getirmiş durumda. Bu yolla insan gücünün niteliğini arttırmaya çalışıyorlar.*****

Aynı zamanda İbn Haldun Psikoloji Bölümü’nün öğretim üyesi olan Dr. Senem Eren pozitif psikoloji tekniklerinin Müslümanlarda nasıl kullanılacağı üzerine bir konuşma yaptı. Dr. Senem de Dr. Monique gibi “iyi oluş” (wellbeing) alanında topluma eğitimler düzenliyor. Devlet yolu açıp destekleyince, psikologlar odalarının dışına çıkıp toplumsal düzeyde aktörlerden biri haline gelmişler.*****

***** *****

Avustralya’da Türkiye kökenli ruh sağlığı profesyonelleri

Spor dünyasını izleyenler gurbetçi futbolcuların isimlerini bilirler. Gerçekten de ligimizde Avrupa’da futbol hayatına başlayıp, futbol kariyerinde iyi yere gelmiş çok sayıda futbolcu var. Avrupa’da spor altyapısının güçlü olması futbolcu yetişmesini kolaylaştırıyor. Aslında benzer durum diğer profesyonel alanlarda da var. Örneğin toplantıda çok sayıda Avustralya’da doğmuş, psikoloji alanında eğitim almış, iyi bir eğitim ortamında yetiştikleri için iyi düzeyde birikime sahip olmuş Türkiye kökenli psikologla tanışmış olduk. Bu kişiler kökenleri ile ilgililer. Avustralya’dan vazgeçmeden Türkiye ile de profesyonel bağlar kurmak istiyorlar. Bence bu beklentiye karşılık bizim için de güzel bir seçenek
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
arsivlemesem olmazdi, arşiv, arşivlemesem olmazdı, blog, blogspot, sitesi

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı



Şu Anki Saat: 04:51


Powered by vBulletin
Copyright © 2000-2009 Jelsoft Enterprises Limited.
www.stetuskop.com