www.steTUSkop.com ; TIP ve TUS'un MERKEZi ! Doğruların TEK Adresi !

Geri git   www.steTUSkop.com ; TIP ve TUS'un MERKEZi ! Doğruların TEK Adresi ! > PARAMEDİKAL DÜNYA > Sosyal Hayatımız > Siyaset / Politika

5944 (0 Kayıtlı Ve 5944 Misafir Üye Bulunmaktadır.)
Anasayfa İletişim TUS Güncel TUS Dersaneleri TUS Hazırlık Yabancı Dil ve TUS Mecburi Hizmet YDUS Tus Rehberi DUS
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 11-18-2018, 10:28   #1691
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Alıntı:
Kayıtsız Üye´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
HakkımızdaÇalışma Alanlarıİletişim

English**********Etkinlik AraDEPO|DSM

Ana Sayfa*****/*****Hakkımızda

Anadolu’da Kültür Sanat DiyaloğuKültürel Çeşitlilik ve İnsan HaklarıAvrupa’yla Kültürel İşbirliğiErmenistan'la Kültür Sanat Diyaloğu

2018 Yaz döneminde “hep beraber”

2017 yılı Temmuz ayında ilk adımlarını atan “hep beraber” projemiz tam bir yıl sonra, 2018’de altı f...

detay

Çocuk Çalışmaları İçin Destek Programı’ndan Küçük Hibe Çağrısı!

15 Eylül 2018 – 15 Eylül 2019 tarihleri arasında başvuruya açık kalacak Küçük Hibe çağrısını açıyor.

detay

www.sweethoms.net

Humus kentinin kültürel mirası www.sweethoms.net adresinde ziyarete açıldı

detay

Etkinlik Etiketleri

clujara değerlendirmebüyükadahazırlıkkatılımcılıkkentsel kalkınmaaktif yurttaşlıkdatçamuğlaçatışma çözümüsfantu gheorgheanteptoulouseyemekhasankeyfnevşehiryaratıcı ekonomisan lazzaro di savenaaktif vatandaşlıkmadridfilibeayrımcılıkkatılımtechnologywomenworkshopgender equalityljublijanatoplumsal cinsiyetkonyaadıyamanheletteızmirdublinhikaye anlatıcılığııstanbulnorrköpingmünihyanyaankaradirenişsivasrovaniemizanaatsanatçı misafir programıwroclawkamusal sanatatinaselçuknüfus mübadelesibeyrutkentsel tarımfloransabelgesel atölyesiteknolojieskişehirsaarbrückenviyanabrükselbasınizmirgündelik hayatbarselonalublinlvivoyun okumasısulukulebudapeşteromansulukule gençlik orkestrasıkentsel dönüşümsuriyegazianteplondracalaismültecimardinbatmanhip hoprapantalyabükreşsürdürülebilir turizmevliya çelebiartvinbanska bystricatandemekolojigeri dönüşümedebiyatgüncel sanatmersintiyatroamsterdambursasinophaklararaştırmaazınlıklarkadınçocukkültür politikalarıfilmfestivalgençlikatölyefotoğrafvideodiyarbakırmüzikkültürel mirasdansperformansgöçkamusal alansözlü tarihistanbulberlin

Hakkımızda

*****

2002 yılında sanatın değişik alanlarından, iş dünyasından ve sivil toplumdan kişilerin, kültür ve sanatın İstanbul dışındaki şehirlerde üretilmesi ve izlenmesini desteklemek için bir araya gelmesiyle, kâr amacı gütmeyen bir kültür kurumu olarak kurulan Anadolu Kültür; sanatın paylaşılmasıyla karşılıklı anlayış ve duyarlılık gelişebileceğine, bölgesel farklılıkların ve önyargıların aşılabileceğine, kültürel hayatla birlikte vatandaşlık, kimlik ve aidiyet gibi kavramların tartışılacağına ve bu eksende oluşacak tartışmaların toplumsal uzlaşmaya katkı sağlayacağına inanarak çalışmalarını sürdürüyor.


Anadolu Kültür’ün vizyonu, kültürel çeşitliliğin çatışma unsuru değil, zenginlik olarak algılandığı, önyargılardan arınmış, farklılıklarla beslenen ve zenginleşen bir toplum hayalidir. Anadolu Kültür, kültür ve sanatı paylaşarak, yerel inisiyatifleri destekleyerek, kültürel çeşitliliği ve kültürel hakları vurgulayarak, bölgelerarası işbirliklerini güçlendirerek farklı etnik, dinsel, bölgesel gruplar arasında köprüler kurmayı hedefler.*****

***
Anadolu Kültür vizyon ve misyonu doğrultusunda Türkiye’nin farklı şehirlerinde* aşağıdaki alanlarda çalışmalar yürütüyor:*****

Anadolu’da Kültür Sanat Diyaloğu*****
Bu çalışma alanı kapsamında, Anadolu şehirlerinde sergiler, film gösterimleri, performanslar, konserler, söyleşiler ve sanat atölyeleri gibi etkinliklerin yanı sıra; kültürler, kurumlar ve disiplinler arası işbirlikleriyle uzun vadeli kültür sanat projeleri düzenliyoruz.

İstanbul’dan sinema, çağdaş sanat, gösteri sanatları, müzik ve edebiyat etkinliklerini Anadolu şehirleriyle, Anadolu şehirlerinde üretilen kültür ve sanat ürünlerini de diğer şehirlerle buluşturuyoruz. Şehirlerden gelen talepler doğrultusunda katılımcılığı ve yerel işbirliklerini önemseyerek geliştirilen projelerle, kültürel hayatın canlanmasına katkıda bulunmayı hedefliyoruz. Türkiye’deki sanatçılar, kültür ve eğitim kurumları, sivil toplum kuruluşları ve yerel aktörler arasında iletişimi kolaylaştırmak ve desteklemek amacıyla, farklı şehirler arasında karşılaşma ve yakınlaşmalara olanak sağlayacak kültürel değişim programları yürütüyoruz. Bu kapsamda Türkiye’de birbirinden uzak şehirlerden gençlerle yapılan ortak film ve fotoğraf çalışmalarını, çocuklarla beraber kitap yazma ve çizim atölyelerini, yerel sivil toplum örgütleriyle kadınlar ve gençlere yönelik katılımcı projeleri destekliyoruz.

Kültürel Çeşitlilik ve İnsan Hakları
Bu alandaki çalışmalarla, Anadolu topraklarında binlerce yıldır yaşayan farklı toplulukların kültürel çeşitliliği ve zenginliğinden yola çıkan sanat üretimini destekleyerek kültürel mirası canlı tutmayı ve görünürlüğünü artırmayı hedefliyoruz. Şehirlerin çok kültürlü yapısını vurgulayan fotoğraf sergileri, Ermeni kültürel mirasını yansıtan performanslar ve etkinlikler, Kürt sinemasını desteklemeye yönelik gösterim ve tartışmalar, çift dilli çocuk kitapları bu alandaki çalışmalarımızdan bazıları.

Kültürel çeşitlilik ve kültürel haklar bu çalışma alanının odak noktasını oluştursa da, program kapsamında insan haklarını bir bütün halinde değerlendiren ve gündeme getiren çalışmalar da yürütüyoruz. İnsan hakları film gösterimleri, insan hakları sergileri, cezaevi çalışmaları gibi etkinliklerin yanı sıra, Anadolu Kültür çeşitli hak temelli girişimlerin de filizlendiği yer oluyor… 2004’te Anadolu Kültür’de başlayan cezaevi çalışmaları, 2006’da*****Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği*****adıyla ayrı bir oluşuma dönüştü. Benzer bir şekilde, ağır insan hakları ihlallerinin belgelenmesi, hukuki mücadele ve savunuculuk alanında dünya örneklerinin paylaşılması için düzenlenen konferanslar ve websitesi çalışması ile başlayan ‘Sivil Toplumun Kürt Sorununun Çözüm Sürecine Etkin Katılımı için Kapasite Geliştirme’ projesi, Kasım 2011’de*****Hakikat Adalet Hafıza Çalışmaları Merkezi*****adıyla dernekleşti.*****

Avrupa’yla Kültür Sanat Diyaloğu
Bu çalışma alanında, Türkiye ve Avrupa’daki sanatçılar, kültür sanat aktivistleri ve sivil toplum kuruluşları arasındaki işbirliğini geliştirmeyi ve yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda, performanstan çocuklarla sanat atölyelerine, edebiyat çalışmalarından güncel sanat sergilerine ve kültürel miras çalışmalarına kadar farklı alanlarda Avrupa ve Türkiye şehirleri arasında ortak çalışmaları destekleyen projeler yürütüyoruz. Bu projeler arasında ortaklaşa üretilen dergiler, tiyatro oyunları, fotoğraf projeleri ve daha birçok etkinlik bulunuyor.*****

Bu alandaki çalışmalarla; Türkiye’nin farklı şehirlerinde faaliyet gösteren sanatçıların, kültür sanat kurumlarının ve aktivistlerinin farklı ülkeler ve şehirler hakkında bilgi sahibi olmalarını, deneyim paylaşımlarını, yurtdışında benzer çalışmalar yürüten kurumlarla tanışarak işbirliği geliştirmelerini desteklemeyi amaçlıyoruz.

Ermenistan’la Kültür Sanat Diyaloğu
Ermenistan’dan sivil toplum kuruluşları, akademik kurumlar ve bağımsız sanatçılarla 2005 yılında başlayan kültürel ve sanatsal işbirliği o tarihten bu yana sürüyor. İki ülke arasındaki komşuluk ilişkilerinin güçlenmesini, karşılıklı anlayış ve paylaşımı hedefleyen ortak çalışmalar çerçevesinde aynı coğrafyada yaşayan farklı toplumlar birbirlerine dokunuyor, aralarında köprüler kuruluyor. Türkiye ve Ermenistan’da yaşayan değişik sosyal kesimlerden, değişik meslek ve yaş gruplarından insanlar birbirlerinin gündelik yaşamını görme ve tanışma fırsatı buluyorlar.*****

Çeşitli temalar etrafında her iki ülkede gerçekleşen konser, sergi, sinema ve edebiyat toplantıları, sanat atölyeleri gibi etkinliklerle ortak platformlar yaratılarak toplumlararası diyalogun gelişmesine katkıda bulunmayı amaçlıyoruz. Türkiye ve Ermenistan’daki sosyal hayatı, ortak tarihi, kültür ve sanat konularını kapsayan bu çalışmalar sayesinde iki toplumun birbirine yakınlaşmasına yönelik adımlar atılıyor.

***
Anadolu Kültür kurulduğu günden bu yana farklı şehirlerde yürüttüğü çalışmaların yanı sıra, üç kültür ve sanat merkezinin kurulmasına destek verdi.*****

Diyarbakır Sanat Merkezi*****| DSM | 2002 -*****
DEPO*****| 2009 –*****
Kars Sanat Merkezi*****| 2005 - 2009

* Anadolu Kültür’ün 2002 yılından beri Türkiye’de çeşitli proje, etkinlik ve araştırmalar kapsamında faaliyette bulunduğu şehirler:

Adana | Afyon | Ankara | Antakya | Antalya | Artvin | Bartın | Batman | Bursa | Çanakkale | Diyarbakır | Edirne | Erzurum | Eskişehir | Gaziantep | Hakkari | İstanbul | İzmir | Kars | Kayseri | Konya | Kütahya | Malatya | Mardin | Mersin | Muğla | Muş | Nevşehir | Samsun | Şanlıurfa | Tekirdağ | Trabzon | Tunceli | Şırnak | Van

***
MERKEZLER

Anadolu Kültür kurulduğu günden bu yana üç kültür ve sanat merkezinin kurulmasına destek verdi. 2002 yılında Anadolu Kültür’le eş zamanlı olarak hayata geçirilen Diyarbakır Sanat Merkezi ve 2009 yılında İstanbul’da kapılarını açan DEPO halen çalışmalarına devam ediyor. 2005 yılında Kars Belediyesi ortaklığıyla açılan Kars Sanat Merkezi ise Mart 2009 seçimlerinin ertesinde Kars Belediyesi’nin aldığı kararla kapılarını kapattı. (Kars sanat Merkezi ve Kars Çalışmaları için tıklayınız)


Diyarbakır Sanat Merkezi*****| DSM | 2002
Diyarbakır Sanat Merkezi (DSM), kültür ve sanatın İstanbul ve Ankara dışındaki şehirlerde üretilmesi ve izlenmesi amacıyla kurulan Anadolu Kültür’ün ilk adımı. 2002 yılında kurulan DSM, Diyarbakır’daki kültür sanat ortamının canlanmasına katkıda bulunmayı, yerel sanatçıların kültür ve sanat projelerini geliştirebilecekleri bir buluşma mekânı yaratmayı hedefliyordu. DSM sergiler, seminerler, tiyatro ve sinema gösterimleriyle gerek ülkenin batısındaki, gerek farklı ülkelerdeki kültürel birikimin Diyarbakır’la paylaşıldığı, Diyarbakırlıların da yıllardır biriktirdikleri tecrübelerini başka şehirlerdeki insanlarla paylaştıkları bir sahne ve dünyanın çok farklı köşelerinden sanatçıları bir araya getiren, uluslararası ve disiplinlerarası kültür ve sanat projelerinin gerçekleştirildiği bir atölye oldu. 2007’de daha beşinci yılını kutlamadan “Türkiye’nin kültür hayatına en fazla katkıyı sağlayan adresler” sıralamasında beşinci sırada yer aldı.*****

DSM Etkinlikleri

Sergiler
Diyarbakır Sanat Merkezi, kurulduğu 2002 yılından bu yana yalnızca Diyarbakır’da değil, bölgede de yenilik yaratan, sanat dünyasının önde gelen küratör, sanatçı ve sanat kurumlarıyla işbirliği içinde çok sayıda solo ve karma fotoğraf, resim ve çağdaş sanat sergisi gerçekleştirdi. DSM programında öncesinde olduğu gibi 2008-2010 yıllarında da, hem Diyarbakır ve bölgeden sanatçıların son çalışmalarını sanatseverlerle buluşturan, hem de Türkiye ve ağırlıklı olarak bölgede sanat gündemini belirleyen konuları ve eserleri Diyarbakır’a taşıyan sergiler yer aldı.

Söyleşi ve Paneller*****
Diyarbakır Sanat Merkezi’nin 2010 yılına kadar sürdürdüğü düzenli ve sürekli programlarının en önemli parçalarından birini oluşturan söyleşiler, Diyarbakır ve Türkiye’nin diğer şehirlerinden, konularında uzman sanatçı, akademisyen ve düşünürleri kültür sanat meraklılarıyla buluşturan bir tartışma zemini işlevi üstlendi. Birbirinden farklı alanlarda yürütülen söyleşiler arasında diğer programlarla ilişkili olarak düzenlenen müzik ve sinema söyleşilerinin yanında, asıl ağırlığı edebiyat ile toplumsal ve kültürel hayat odaklı söyleşiler oluşturdu. Şiir dinletileri ve yazar okumaları olarak iki ana eksende gerçekleşen edebiyat söyleşileri çok sayıda şair ve yazarı eserleriyle birlikte okuyucuyla buluştururken, DSM’nin kültür ve sanatın farklı alanlarındaki diğer programlarına eşlik eden diğer tematik söyleşiler seyircinin en yoğun ilgi gösterdiği buluşmalar arasında yer aldı.

Atölyeler
Diyarbakır Sanat Merkezi’nin düzenli programının önemli parçalarından birini oluşturan atölyeler, konularında uzman sanatçı ve eğitmenleri çocuklar ve gençler öncelikli olmak üzere Diyarbakır’daki farklı gruplarla buluşturan ve sanat üretimine yönelik altyapı geliştirilmesini amaçlayan bir gelişim programı işlevi gördü. Ağırlıklı olarak tiyatro, müzik, edebiyat ve fotoğraf üzerine yürütülen atölyeler, Diyarbakır’da sanatla ilgili gençlerin bilgiye erişim ve yaratıcılık alanını genişletti, ve yerelde sanat üretimini teşvik ederek sanatsal altyapının gelişmesine katkı sağladı.*****

Film Gösterimleri
Diyarbakır Sanat Merkezi, öncelikli çalışma alanları arasında yer alan sinema konusunda gerçekleştirdiği proje ve işbirliklerinin yanı sıra, hem DSM bünyesinde faaliyet gösteren Diyarbakır Sinema Kulübü’nün (DSK) kısa film üretimini takip etme olanağı sağlayan, hem de sinema gündemini belirleyen kurmaca ve belgesel filmleri Diyarbakırlı sinemaseverlerle buluşturan gösterimlere ev sahipliği yaptı. 2008’e kadar DSM bünyesinde yer alan, daha sonra ise bağımsız bir işletme olarak yoluna devam eden Avrupa Sineması işbirliğiyle gerçekleşen gösterimlerin ardından filmlerin yönetmenleriyle gerçekleştirilen söyleşiler, filmlerin yaratıcı ekipleriyle tanışma ve tartışma imkânı edinen Diyarbakırlı seyirciden büyük ilgi gördü.

Sahne Gösterileri
Diyarbakır Sanat Merkezi düzenli olarak yürüttüğü sergi, söyleşi ve sinema etkinliklerinin yanı sıra müzik, tiyatro ve performans alanlarında da çeşitli atölyeler, sahne gösterileri ve konserlere aracılık etti, Diyarbakır’da ev sahipliği yaptı. Diyarbakır’daki çeşitli STK ve amatör tiyatro gruplarının desteklenmesi amacıyla drama atölyeleri ve ortak yapımları organize eden DSM, bu vesileyle Diyarbakır’daki amatör oyuncu ve müzik gruplarına da talepleri doğrultusunda yol açıcı bir işlev gördü.

DSM Kulüpleri
DSM bünyesinde ortak ilgi alanları içinde birlikte üreten, tartışan ve etkinlikler düzenleyen Diyarbakırlıları bir araya toplayan üç kulüp bulunuyor: Diyarbakır Sinema Kulübü, Diyarbakır Okuma Kulübü ve Kürtçe Okuma Kulübü.

Diyarbakır Sinema Kulübü, DSM’nin öncülüğüyle 2003 yılında kuruldu ve kurulduğu günden bu yana düzenli olarak bir araya gelerek, sinemaya ilgi duyan sinemaseverlere yönelik senaryo yazımı, çekim ve kurgu, film okuma üzerine atölyeler gerçekleştirdi. Aynı zamanda kısa ve uzun metraj film yapımıyla uğraşan ve Diyarbakır Kısa Film Günleri’ni düzenleyen kulüp üyeleri, 2005-2008 yılları arasında DSM bünyesinde faaliyet gösteren Avrupa Sineması’nın aylık programlarının oluşturulmasına da katkı sundu. Kulüp, perşembe günleri buluşmaya ve film izleyerek tartışmaya devam ediyor.

Öte yandan, Ocak 2009’da faaliyetlerine başlayan Diyarbakır Okuma Kulübü, haftalık buluşmaları aracılığıyla yazın dünyası üzerine tartışmalar ve edebiyat okumaları gerçekleştirdi. DSM’nin aylık programlarının hazırlanmasına ve edebiyatla ilgili yapılan etkinliklerin gerçekleştirilmesine önerileriyle katkı sunan ve DSM’nin edebiyat üzerine gerçekleştirdiği atölyelere de destek veren kulübe Eylül 2009’da Kürtçe Okuma Kulübü de katıldı. Her iki kulüp de düzenli olarak DSM’de buluşarak okumalar ve tartışmalar yapmaya devam ediyor.*****

DSM Projeleri
2000’li yılların sonunda Diyarbakır’ın kültür ve sanat hayatı bir dönüşüm geçirmekteydi. Geçen zaman içinde Diyarbakır’da yeni kültür ve sanat merkezleri açılmış ve 2002 yılındaki durumun aksine, Diyarbakırlılar da artık bir dizi kültür ve sanat faaliyeti, panel ve sergi arasından tercih yapar hale gelmişlerdi. Şehirde filizlenen yeni kültür ve sanat merkezleri, DSM’nin aylık programları olan mevcut mekân ve işlevini, Anadolu Kültür’ün yeniden değerlendirmesi gereğini doğurdu. Bu değerlendirme sonucunda 2010 yılı sonu itibariyle Anadolu Kültür, geçen sekiz yıl içinde Diyarbakır’da edindiği deneyim ve ilişkiler ağını, bu süreç içinde DSM’nin organik bir parçası haline gelen çalışma grupları ve şehirdeki diğer kültür sanat inisiyatifleriyle daha yakın çalışarak uzun soluklu ve çarpan etkileri yüksek projeler geliştirmek için kullanacağı bir alana odaklanmaya karar verdi. Diyarbakır ve DSM’nin gelişimi ve değişen ihtiyaçları göz önüne alınarak geliştirilen bu yeni modelle, DSM’nin nicelik olarak daha az ancak uluslararası boyutu ve yerel etkileri itibariyle daha büyük etkinlik ve projeler üretmesi, yerel çalışma gruplarının desteklenmesi ve uzun soluklu ortak çalışmalar üretmenin ön plana çıkartılması öngörüldü. Bu doğrultuda DSM, 2010 yılından itibaren aylık kültür ve sanat programları düzenlemeyi bıraktı. 2002 yılından beri etkinliklerine ev sahipliği yapan Diyar Galeria İş Merkezi’ndeki mekânından taşınan DSM, Aralık 2010’dan beri bir koordinasyon merkezi olarak Diyarbakır’daki yeni ofisinde projeler ve etkinlikler düzenleyerek çalışmalarına devam ediyor.

Diyarbakır Sanat Merkezi websitesi için*****tıklayınız*****

DEPO | 2009

Anadolu Kültür tarafından 2009 yılında kurulan Depo, İstanbul şehir merkezinde yer alan bir kültür sanat merkezi ve tartışma platformudur. Türkiye'de Güney Kafkaslar, Ortadoğu ve Balkan ülkeleri ile bölgesel işbirliği yapmaya odaklanan ilk inisiyatiftir. Bu coğrafyadaki sosyal meselelerle ilgilenen sanat pratikleri üzerine yoğunlaşan Depo'da sergiler ve gösterimlerden oluşan sanatsal programın yanı sıra konferanslar, atölye çalışmaları, konuşma ve paneller düzenlenmekte ve Red Thread adlı bir e-dergi yayınlanmaktadır. Depo, bölgesel projelerin başlatıldığı ve gerçekleştirildiği bir merkez olmayı ve düzenlediği etkinliklerle bölgeden sanatçılara, küratörlere, kültür alanında faaliyet gösteren kişilere, akademisyenlere ve entelektüellere birbirleriyle ilişkiye geçmek, fikir ve deneyim alışverişinde bulunmak ve işbirliği yapmak için bir platform sunmayı hedefler.*****

Depo, İstanbul'un Tophane semtinde dört katlı eski bir bina olan Tütün Deposu'nda faaliyet göstermektedir. 1950'lere kadar tütün deposu olarak kullanılan bina, 2005 yılında gerçekleşen 9. Uluslararası İstanbul Bienali'nden itibaren zaman zaman sergi ve proje alanı olarak kullanılmaya başlanmıştır. 2008 yılında binanın özelliklerine müdahale etmeden yapılan yenileme çalışmasının ardından Haziran ayında Depo ekibi burada çalışmaya başlamış ve Depo'nun ilk sergisi 2009 Ocak ayında açılmıştır. Tütün Deposu'nun hemen yanında yer alan ek bina da 2009 yılında yapılan yenileme çalışmalarının ardından film gösterimleri, mahalleden çocuklarla yapılan atölye çalışmaları ve çeşitli sergilere ev sahipliği yapmıştır. 2012 Şubat ayından itibaren ek binaya bağımsız bir radyo istasyonu olan Açık Radyo gelmiştir. Film gösterimleri ve çocuklarla yapılan atölye çalışmaları ise ana binada yapılmaya devam etmektedir.*****

Türkiye'nin hızla kurumsallaşan ve ticarileşen güncel sanat ortamında alternatif bir mekân ihtiyacını karşılayan Depo'nun ana hedefi işbirliğine dayalı projelere ev sahipliği yapmaktır. Mekân aynı zamanda gösterim, panel, tartışma, performans ve provalar için farklı gruplara açıktır.

DEPO Etkinlikleri

Sergiler
Depo, Türkiye ve bölgeyi ilgilendiren sosyal ve politik meselelere odaklanan sergilere ev sahipliği yapar. Sergi programında her yıl ortalama altı büyük grup sergisine ek olarak, daha küçük ve kişisel sergilere de yer verilir. Şimdiye kadar düzenlenen sergilerde irdelenen meselelerden bazıları, sanat ve politika arasındaki ilişki, bölgede zemini milliyetçilik olmayan bir dayanışma kurmakta sanatsal işbirliklerinin rolü, kentsel dönüşüm, insan hakları, azınlık hakları, sosyal travmalar ve bunlarla baş etmede sanatın rolü, barış ve geçmişle yüzleşmedir. Zorunlu göçle büyük şehirlere gelmiş kâğıt toplayıcıların yaşam ve kimlik mücadelesi, Türkiye’de gençliğin halleri ve 1960’lı yılların Türkiyesi ve müzik gibi temalara odaklanan Depo sergileri örnek verilebilir. Her sergi sırasında sanatçıların ve düzenleyicilerin izleyicilerle bir araya geldiği ve konuşma fırsatı bulduğu bir etkinlik düzenlenmektedir.

Tartışmalar*****
Depo'da düzenlenen tartışmalar sadece kültürel ve akademik alanlardan değil, farklı kuşaklara mensup ve farklı geçmiş deneyimlere sahip insanlar arasında ortaklıklar kurulmasına vesile olmayı ve eleştirel düşünceyi teşvik etmeyi amaçlar. Ara ara çeşitli konularda düzenlenen tartışmaların yanı sıra Depo, 2010 yılında Mürüvvet Türkyılmaz tarafından düzenlenen ‘Açık Masa' adlı aylık tartışma programına ev sahipliği yapmaya başlamıştır. Açık Masa İştirak tartışma programının ilk iki yılında, davet edilen sanatçılar, küratörler, kolektifler, eleştirmenler ve farklı alanlarda çalışan kişiler tarafından yapılan tartışmalarda odaklanılan konulardan bazıları sanatın mutenalaşma süreçlerindeki rolü, sanat eleştirisi, kamusal alanda sanat pratikleri, küratörlük pratiği, sanatta sansür, sanat-sermaye ve sanat-feminizm ilişkisidir.

Gösterimler
Depo'da 2010 yılından beri devam eden SaturDox Belgesel Buluşmaları programında Türkiye'de yeni üretilen belgesellere ve dünya belgesel sinemasının çarpıcı örneklerine yer veriliyor. İki haftada bir Cumartesi akşamları yapılan gösterimlerin ardından belgesellerde ele alınan meselelerle ilgili çalışan aktivist ve akademisyenlerin katıldığı tartışmalar düzenleniyor. Documentarist ile işbirliği içinde hazırlanan SaturDox Belgesel Buluşmaları programında şimdiye kadar dünyada ve özellikle Depo'nun odaklandığı bölgede, insanlığın yaşadığı koşullara tanıklık eden belgeseller izlendi. Saturdox'un, Depo'nun güncel sanat çevresi dışındakilere ulaşma, bölgesel ve ulusal bağlamda politik ve sosyal meselelerle ilgili tartışmaların yapıldığı akademi dışında bir alan açma hedefine önemli bir katkısı oldu. Depo ayrıca sanatçı videoları ve filmlerden oluşan gösterim programlarına da ev sahipliği yapıyor.

Red Thread
Red Thread Balkanlar, Ortadoğu, Kafkaslar, Kuzey Afrika ve ötesinden sanatçılar, küratörler, teorisyenler, sosyal bilimciler ve kültür alanında faaliyet gösteren kişiler arasında bilgi paylaşımını ve işbirliğini sağlayacak aktif bir platform olarak tasarlandı. Amacı, geniş bir jeopolitik bağlamda sosyal meselelerle ilgilenen sanat pratikleri hakkında bilgi üretmek ve bu bilgiyi geniş kesimlere yaymak, böylece resmî sanat tarihlerinde ve sergi uygulamalarında Batı anlatılarının egemenliğine meydan okumaktır. Red Thread, aktif ve erişilebilir bir websitesi ve derginin ele aldığı konular üzerine düzenlenen tartışmalar sayesinde sanat ve toplum arasındaki ilişkileri derinleştiren ve sorgulayan hem tarihi, hem de güncel yaklaşımları araştırmayı amaçlıyor. Red Thread e-dergisinde yer alan tüm metinler İngilizce ve Türkçe'nin yanı sıra özgün dillerinde de yayınlanıyor. Her sayıda, yeni metinlerle beraber bölgede yaşayan yazarlarca kaleme alınmış, fakat uluslararası okuyuculara ulaşamamış bazı metinlerin çevirilerine yer veriliyor.

Depo’nun bütün etkinlikleri ücretsizdir.

DEPO websitesi için*****tıklayınız*****

***
Biz Kimiz

Yönetim Kurulu*****
Osman Kavala*****Yönetim Kurulu Başkanı
Yiğit Ekmekçi*****Yönetim Kurulu Başkan Vekili
Serra Ciliv*****Yönetim Kurulu Üyesi
Necdet İpekyüz*****Yönetim Kurulu Üyesi
Ali Hakan Altınay*****Yönetim Kurulu Üyesi

Anadolu Kültür Ekibi

İSTANBUL OFİSİ*****
Asena Günal*****Genel Koordinatör
Şengül Ertürk*****Finans Koordinatörü
Kerem İspir*****Program Koordinatörü
Hande Yenidünya*****Program Koordinatörü
Derya Bozarslan*****Proje Koordinatörü
Zeynep Güzel*****Proje Koordinatörü
Latife Uluçınar*****Proje Koordinatörü*****
Beril Sönmez*****Proje Koordinatörü
Aysu Arıcan*****Proje Koordinatörü
Hazal Acar*****Program Asistanı
Ekin Su Birinci*****Proje Asistanı
Çağla Çimendereli*****Proje Asistanı
Gökşin Uğur*****Proje Asistanı
Veli Başyiğit*****Proje Asistanı
Meltem Aslan*****Danışman
Çiğdem Mater*****Danışman

DEPO
Aslı Çetinkaya*****Proje Koordinatörü
Gülşah Mursaloğlu*****Proje Asistanı
Turan Tayar*****Mekan Sorumlusu

Diyarbakır Sanat Merkezi | DSM
Övgü Gökçe Yaşa*****Program Koordinatörü*****
Melike Bisikletçiler*****Proje Koordinatörü

Anadolu Kültür’den Yolu Geçenler …
Ahmet Aküzüm, Ali Rıza Kılınç, Armine Avetisyan, Aytekin Yılmaz, Akın Atauz, Azime Şakar, Balca Ergener, Buluş Oygur, Burcu Yılmaz, Can Gümüş, Ceren Yartan, Cengiz Çiftçi, Cevdet Canan, Cihan Karahan, Ece Bulut, Emrah Gürsel, Eva Liedtjens, Eylem Ertürk, Ezgi Arıduru, Gamze Hızlı, İrfan Aktan, İrem Argat, Kadir Karabulak, Kubilay Özmen, Levent Özata, Melike Coşkun, Mert Hocaoğlu, Merve Çağşırlı, Mine Özerden, Murat Ergin, Mukadder Ezel Yılmaz, Mahir Yıldız, Nesra Gürbüz, Özlem Narin Yılmaz, Özlem Örçen, Rana Celal Zincir, Ragıp Zık, Seçil Doğuç, Sibil Çekmen, Seda Altuğ, Serra Özhan, Sultan Şafak, Suna Nazlı, Şaban Dayanan, Volkan Eray, Yasemin Parlak, Zafer Kıraç, Zeynep Moralı, Zümray Kutlu,….

Anadolu Kültür © 2012 - 2013 Tüm hakları saklıdır.

Anadolu KültürÇalışma AlanlarıHakkımızdaİletişim

Anadolu Kültür Duyuruları

Etkinlik ve yayınlarından haberdar olmak için e-mail listemize üye olabilirsiniz.

KATIL

Bize Ulaşın

GÖNDER
HakkımızdaÇalışma Alanlarıİletişim

English**********Etkinlik AraDEPO|DSM

Ana Sayfa*****/*****Çalışma Alanları

Çalışma Alanları

Anadolu’da Kültür Sanat DiyaloğuÇocuk Çalışmaları için Destek ProgramıHatırlamak ve Anlatmak için Şehre BAK 2017Hatırlamak ve Anlatmak için Şehre BAK 2015Hatırlamak ve Anlatmak için Şehre BAK 2013Diyarbakır'da Karşılaştırmalı Edebiyat Günleri (DSM)Diyarbakır’da Sivil Toplumla İnsan Hakları ve Sinema Günleri (DSM)Van Fotoğrafçı Çocuklar AtölyesiÇocukların Hakları Çocukların KitaplarıDünya Edebiyatına ve Büyük Ustalara Amed’den Bakmak (DSM)Bize Masal Anlatmayın! (DSM)Fotoğrafla HatırlamakHer Çocuğa Bir Kitapİnsan Hakları BelgeselleriYerel Kültür Politikaları için StratejilerAidiyet, Kimlik ve Öteki (DSM)Diyalog Kültürünü Geliştirmek: Ortak Çalışma için PerspektiflerDiyarbakır Film Günleri (DSM)Hakkari Yüksekova Şemdinli ÇalışmalarıAdalet Kavramını Yeniden Düşünmek (DSM)Üniversitelerde Sinema Kulüpleri Kurulmasına Destek ProjesiKars Sanat Merkezi Çalışmaları (KSM)Diğer EtkinliklerimizDiğer Ortaklıklar

Kültürel Çeşitlilik ve İnsan HaklarıMülteci Desteği Alanında Almanya-Türkiye Ortaklık İnisiyatifiÇocuklar için Suriye Kültürel MirasıSuriyeli Multeciler - Bekleme Odasından Oturma OdasınaÊzîdî Çocuklar için Eğitim DesteğiYeni Film FonuBeyoğlu MacerasıBir Daha Asla!: Geçmişle Yüzleşme ve Özür Sergisi (DEPO)Konuşma Zamanı (Time to Talk) (DEPO)Bir Yüzleşme Serüveni: Holokost Sonrası Fransa’da Hafıza PolitikalarıJAMANAKSaturdox Gösterim Programı (DEPO)Açık Masa İştirak Programı (DEPO)Ateşin Düştüğü Yer (Türkiye İnsan Hakları Vakfı 20. Yıl Sergisi) (DEPO)Sivil Toplumun Kürt Sorununun Çözüm Sürecine Etkin Katılımı için Kapasite GeliştirmeGomidas 140 YaşındaÇift Dilli Çocuk KitaplarıDiğer Etkinlikler

Avrupa’yla Kültürel İşbirliğiTandem Türkiye 2018-2019Tandem Türkiye 2016-2017Tandem Türkiye 2015-2016Tandem Türkiye 2013-2014Tandem Türkiye 2011-2012Tandem Shaml 2014 - 2015Tandem Shaml 2012-2013Boğaziçi Avrupa Siyaset OkuluDünya Mirasıyla Buluşmak: 3 Kent 3 MirasAçık Şehir: Bir Aradalığı Tasarlamak (DEPO)Red Thread (DEPO)Sınır Tanımayan Yurttaşlar (DSM)Diğer EtkinliklerimizDiğer Ortaklıklar

Ermenistan'la Kültür Sanat DiyaloğuAni, Çevresi ve DönemiŞehirlerin BuluşmasıErmenistan-Türkiye Normalleşme Süreci Destek Programı IIYaratıcı Eylem ve Toplumsal Hareketler AtölyesiTürkiye - Ermenistan Normalleşme Süreci Destek ProgramıKadın Aşık ve DengbejlerRessamlar Değişimi ProgramıSanat ve Aktivizm AtölyesiBirbirimizle KonuşmakUzayda Bir Elektrik Hasıl Oldu: 1960’larda Müzikli Türkiye (DEPO)Van ProjectErmenistan-Türkiye Gençlik Senfoni OrkestrasıErmenistan-Türkiye Sinema Platformu (ETSP)Diğer EtkinliklerimizDiğer Ortaklıklar

Anadolu Kültür © 2012 - 2013 Tüm hakları saklıdır.

Anadolu KültürÇalışma AlanlarıHakkımızdaİletişim

Anadolu Kültür Duyuruları

Etkinlik ve yayınlarından haberdar olmak için e-mail listemize üye olabilirsiniz.

KATIL

Bize Ulaşın

GÖNDER
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla

     

Alt 11-18-2018, 22:25   #1692
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

var google_casm=[];

(function(){var h=this;var k=Array.prototype.forEach?function(a,b){Array.prototype.forEach.call(a,b,void 0)}:function(a,b){for(var d=a.length,c="string"==typeof a?a.split(""):a,e=0;ee?encodeURIComponent(A(a,b,d,c,e+1)):"...";return encodeURIComponent(String(a))};function C(a,b){this.a=a;this.depth=b}function D(){function a(a,b){return null==a?b:a}var b=x(),d=Math.max(b.length-1,0),c=w(b);b=c.c;var e=c.f,f=c.a,g=[];f&&g.push(new C([f.url,f.b?2:0],a(f.depth,1)));e&&e!=f&&g.push(new C([e.url,2],0));b.url&&b!=f&&g.push(new C([b.url,0],a(b.depth,d)));c=l(g,function(a,b){return g.slice(0,g.length-b)});!b.url||(f||e)&&b!=f||(e=u(b.url))&&c.push([new C([e,1],a(b.depth,d))]);c.push([]);return l(c,function(a){return E(d,a)})}function E(a,b){var d=m(b,function(a,b){return Math.max(a,b.depth)},-1),c=p(d+2);c[0]=a;k(b,function(a){return c[a.depth+1]=a.a});return c}function F(){var a=D();return l(a,function(a){return B(a)})};function G(a){try{var b=F();b.pop();for(var d=2083-a.length-5,c=0;c');

function initWindowFocus() {window['window_focus_for_click'] =wfocusnhinit("https://googleads.g.doubleclick.net/pagead/conversion/?ai\x3dCyDUmxLvxW47CGIzWgAe59bSIAdyl8IlUuvaPiPwGy4iGy8IBEAEgosHaJmCZ5p2GgCGgAcaOy5MDyAEJqQIbp0sQyyqJPqgDAcgDAqoEqAFP0PaxnID7NJZw4OnfkSCZBoa8D5yNrgOArYUeHrs6fBuSt0YsGSMmqFdOdG4OMcDXLFUru5oQJzFGDtX6SYvngtDZzf2N8ZarsC84lLViRqX350Zlc98CAP6g3SX9mdt9thoA3Ghbd8Gj2-dKfTmqoBHHg7DEYEOv0v6Vbp4pW1UX5_8x9_R3lhrJMFPlS_EriwyfdL3-RYnciV0pCsNdY9BPwM3REsvABLry0rjaAeAEA4gF27b1vQWQBgGgBkzYBgKAB6LxtGyoB47OG6gH1ckbqAeoBqgH2csbqAfPzBuoB6a-G9gHAKAIm-g9sAgC0ggHCIABEAEYAfIIG2FkeC1zdWJzeW4tOTk4OTU3MjY5MTY0NDI2NYAKA7AT6oPOBdgTCoIUERoPd3d3LnN0YXIuY29tLnRy\x26sigh\x3dr8w2OB0mVLY\x26cid\x3dCAASEuRoPIcrB_CLz15VKRhXiOM_aQ","xLvxW7fZFZrE7gOF0qDwAQ","CI605vrU3t4CFQwr4AoduToNEQ");}if (window.wfocusnhinit) {initWindowFocus();} else {window['google_wf_async'] = initWindowFocus;}googqscp.init([[[[null,1000,99,2,4,null,null,null,1],[null,500,99,2,9,null,null,null,1]]],null,null,null,null,null,null,null,0]);if (window.top && window.top.postMessage) {window.top.postMessage('{"googMsgType":"adpnt"}','*');}

{"uid":0.9099513804521704,"hostPeerName":"https://www.star.com.tr","initialGeometry":"{\"windowCoords_t\":0,\"windowCoords_r\":360,\"windowCoords_b\":512,\"windowCoords_l\":0,\"frameCoords_t\":60,\"frameCoords_r\":340,\"frameCoords_b\":160,\"frameCoords_l\":20,\"posCoords_t\":60,\"posCoords_b\":160,\"posCoords_r\":340,\"posCoords_l\":20,\"styleZIndex\":\"\",\"allowedExpansion_r\":40,\"allowedExpansion_b\":412,\"allowedExpansion_t\":0,\"allowedExpansion_l\":0,\"yInView\":1,\"xInView\":1}","permissions":"{\"expandByOverlay\":true,\"expandByPush\":true,\"readCookie\":false,\"writeCookie\":false}","metadata":"{\"shared\":{\"sf_ver\":\"1-0-31\",\"ck_on\":1,\"flash_ver\":\"26.0.0\",\"canonical_url\":\"https://www.star.com.tr/pazar/iznikte-izniki-gorememek-haber-1407652/\",\"amp\":{\"canonical_url\":\"https://www.star.com.tr/pazar/iznikte-izniki-gorememek-haber-1407652/\"}}}","reportCreativeGeometry":false,"isDifferentSourceWindow":false,"sentinel":"0-18239161221622003308","width":320,"height":100,"_context":{"ampcontextVersion":"1811091519050","ampcontextFilepath":"https://3p.ampproject.net/1811091519050/ampcontext-v0.js","sourceUrl":"https://www.star.com.tr/amp/pazar/iznikte-izniki-gorememek-haber-1407652/?__twitter_impression=true","referrer":"https://t.co/iBcw6tsTJM?amp=1","canonicalUrl":"https://www.star.com.tr/pazar/iznikte-izniki-gorememek-haber-1407652/","pageViewId":"2470","location":{"href":"https://www.star.com.tr/amp/pazar/iznikte-izniki-gorememek-haber-1407652/?__twitter_impression=true"},"startTime":1542568899091,"tagName":"AMP-AD","mode":{"localDev":false,"development":false,"minified":true,"lite":false,"test":false,"version":"1811091519050","rtvVersion":"011811091519050"},"canary":false,"hidden":false,"initialLayoutRect":{"left":20,"top":60,"width":320,"height":100},"initialIntersection":{"time":2538.4000000049127,"rootBounds":{"left":0,"top":0,"width":360,"height":512,"bottom":512,"right":360,"x":0,"y":0},"boundingClientRect":{"left":20,"top":60,"width":320,"height":100,"bottom":160,"right":340,"x":20,"y":60},"intersectionRect":{"left":20,"top":60,"width":320,"height":100,"bottom":160,"right":340,"x":20,"y":60},"intersectionRatio":1},"domFingerprint":"2054505250","experimentToggles":{"canary":false,"expAdsenseA4A":false,"a4aProfilingRate":false,"ad-type-custom":true,"amp-access-iframe":true,"amp-apester-media":true,"amp-ima-video":true,"amp-playbuzz":true,"chunked-amp":true,"amp-auto-ads":true,"amp-auto-ads-adsense-holdout":false,"amp-auto-ads-adsense-responsive":false,"version-locking":true,"as-use-attr-for-format":false,"a4aFastFetchDoubleclickLaunched":false,"a4aFastFetchAdSenseLaunched":false,"pump-early-frame":true,"amp-live-list-sorting":true,"amp-sidebar toolbar":true,"amp-consent":true,"amp-story-hold-to-pause":true,"amp-story-responsive-units":true,"amp-story-v1":true,"expAdsenseUnconditionedCanonical":false,"expAdsenseCanonical":false,"faster-bind-scan":true,"font-display-swap":true,"amp-date-picker":true,"linker-meta-opt-in":true,"url-replacement-v2":true,"user-error-reporting":true,"no-initial-intersection":true,"no-sync-xhr-in-ads":true,"doubleclickSraExp":false,"doubleclickSraReportExcludedBlock":false,"inabox-rov":true,"ampdoc-closest":false,"linker-form":true,"scroll-height-bounce":false,"scroll-height-minheight":false,"hidden-mutation-observer":false},"sentinel":"0-18239161221622003308"}}" height="100" width="320" data-amp-3p-sentinel="0-18239161221622003308" allow="sync-xhr 'none';" frameborder="0" allowfullscreen="" allowtransparency="" scrolling="no" marginwidth="0" marginheight="0" class="i-amphtml-fill-content" id="google_ads_iframe_1" style="box-sizing: inherit; margin: auto; padding: 0px !important; border: 0px !important; vertical-align: baseline; display: block; height: 100px; max-height: 100%; max-width: 100%; min-height: 0px; min-width: 0px; width: 320px; transform: translate(-50%, -50%); top: 0px; left: 0px; position: absolute; bottom: 0px; right: 0px;">

İznik’te İznik’i görememek

Pazar Haberleri17.11.2018 19:37 - Güncelleme: 17.11.2018 19:37

İznik hem konumu hem de tarihi ve hâlâ ayakta olan kimi eserleriyle Türkiye’nin en önemli bölgelerinden biri. Bugün Bursa’ya bağlı olan şehir Selçukluların Anadolu’daki ilk başkenti, Osman Gazi’nin ‘Kızılelma’sı ve öncesinde Roma ile Helenlerin merkez olarak gördüğü bir bölgeydi. Fakat bugün ne yazık ki bakımsızlığı ve tarihine uygun bir hassasiyetle yönetilmemesiyle gündemde.

MEHMET HAKAN KEKEÇ



Osman Gazi’nin Bursa ile birlikte ‘kızıl elma’sı olan İznik’i görmek için Sakarya’dan yola çıktım (Neden Sakarya, söyleyeceğim). İznik hem Osmanlı’nın –hâlâ karanlıkta olan- kuruluş dönemini anlamak adına önem taşıdığından; hem de Roma ile geç Roma’nın (yani Bizans’ın) burayı kilit bir yer olarak konumlandırmasından ve tabii yalnızca bir bölümü bugüne kalabilmiş mühim mimari eserlerinden dolayı şöyle bir dolanmak istediğim bir yerdi.*****

Kayı gazilerinin ‘kızılelma’sı olan ve Söğüt ahalisinin kaderine direkt etki eden İznik, Hristiyan Roma’nın temellerinin atıldığı merkezlerden biri aynı zamanda. Hatta Bizans’ın ilk imparatoru Konstantin’in 4. yüzyılda ilk Ekümenik Konsili burada gerçekleştirdiğini göz önüne alırsak, Hristiyanlık İznik’te kurumsallaştı diyebiliriz. Bu din, Roma’nın Pagan döneminde de Antakya, Efes’te ve İzmit’te olduğu gibi İznik’te de bir yeraltı organizasyonu şeklinde görülüyordu. Roma’nın Bithinya (Doğu Marmara) valisi Genç Plinius’un 2. yüzyılın ilk çeyreğinde İmparatora yazılmış mektuplarında döneme ait tespitleri mevcut.*****

1075’te İznik, Helen ve Roma hâkimiyetlerinin ardından Kutalmışoğlu Süleyman Şah önderliğinde Selçukluların Anadolu’daki ilk başkenti oluyor. Böylesine önemli bir kentin Malazgirt sonrası Türklerin eline geçmesi Batı’yı dehşete düşürüyor ve Fatımilerin elindeki Kudüs ile birlikte ele geçirilmesi için 1. Haçlı Seferi organize ediliyor. Sloganları ise “Reconqista”, yani yeniden doğuş. Kent,13. yüzyılda ise Kostantiniye’yi işgal eden 4. Haçlı istilasından kaçan Bizanslılar için sığınak ve toparlanmanın merkezi görevini görüyor. Tarihin tekerrürü: Burası 3. yüzyılda Severus’a karşı taht mücadelesi veren Niger ile adamlarının sığındığı ve yok edildiği yer olmuştu.

ROMA YOLUNUN MERKEZİYDİ

Yazının başında Sakarya’dan yola çıktım, dedim. Aslında İstanbul’dan demeliydim. Doğrusu, istikameti Sakarya üzerinden belirledim. İstanbul’dan İznik’e bu ikinci yol üzerinden gitmek pek de akla uygun düşmüyor, biliyorum. Fakat Sakarya Irmağı kenarından geçen bu yol (Geyve, Pamukova ve Mekece sapağından İznik) Osman Gazi’nin ve nökerlerinin kuruluş döneminde at koşturduğu bölgeleri görme şansı veriyor. İznik, Doğu’ya sefere giden Roma ve Bizans ordusunun muhakkak uğradığı bir merkezdi. Roma yolu buradan geçiyor, ardından Söğüt ve Sakarya Irmağı boyunca Eskişehir platosunu takip ediyordu. Yani Frigya Yolu. Bizans döneminde bu yolun kuzeye, Sakarya’ya doğru uzatıldığı da görülüyor. Yani Osman Gazi, merkezinin Söğüt’te olmasının ‘lojistik’ avantajlarını görüyor, bunu da olabildiğince iyi değerlendiriyordu. Söğüt, Sakarya ve İznik arası hızlı hareket edebiliyor, ordusunun ihtiyaçlarını vakit kaybetmeden temin edebiliyordu.

İznik’te zenginlik göstergesi olarak eski çağlara ait çok fazla sikke bulunduğu söylenir. Bu sikkelerde de ne İznik gölü ne de Marmara… Yalnızca Sakarya Irmağı’nın sembolü bulunuyor. Prof. Semavi Eyice, ırmağın sikkelerde sembol olarak yer almasının, Karadeniz’e yönelen ticari gemilerin İstanbul Boğazı’nı değil, göl ve ırmağı kullandığının ispatı olduğunu yazıyor. Zannediyorum, kentin ve Bithinya çevresinin tarihte ‘maneviyat’ dışındaki önemi de biraz anlaşılmıştır.*****

Osmanlı’nın kurucusu, Osman Gazi, Bursa ve İznik’i güçlü hisarları nedeniyle 30 yıla varan muhasara yoluyla aldı. Bursa ve İznik muhasarasını güçlendirmek için de 1299’tan itibaren Bilecik’ten başlayarak Güney Sakarya ve İzmit’e kadar Bizans tekfurluklarını -Harmankaya’nın mühtedi (Müslüman olmuş) tekfuru Mikael Kosses (Köse Mihal) kılavuzluğunda-ortadan kaldırmaya başladı. Fakat Sakarya’ya uzanan ilk seferi, Kütahya’da bulunan Çavdar Tatarlarının (bunlar Müslüman olmuş Moğollardır) Söğüt’ün güneyine yaptıkları baskın nedeniyle yarım kaldı. Yarım kalan seferi bir yıl sonra -1305’te- Orhan Gazi tamamladı. İşbu Güney Sakarya üzerinden İznik’e gitmek, Geyve ve çevresini, İznik’in doğusunda bulunan Orhan Gazi’nin aldığı Karatekin’i ve istikameti daha da uzatırsanız az güneydeki ilk havale kulesinin yapıldığı Dırazali’yi görebilmenin de tek yolu.

"Kuruluş döneminde İznik kenti Bursa ile beraber Osman Gazi ve nökerleri için ‘kızılelma’ydı. Muhasaraları Osman Gazi başlatsa da iki kentin de Bizans tekfurlarından kayılara geçmesi Orhan Gazi döneminde oldu."**********

Tarihi Ayasofya Cami’nin girişine cam kapı, pencerelerine buzlu cam takıldı.*****

OSMANLIYA KARİZMA KATTI

İznik yaklaşık 30 yıl Osmanlıların muhasarası altında kaldı. Bizans merkezi yönetimi gelişmeleri uzaktan seyretmedi elbette. İlki 1302, ikincisi 1329 olmak üzere İmparatorlar Osmanlıların üzerine iki defa kuvvet yolladı. Ama önce Osman Gazi Bafeus’ta (Yalova), sonra da Orhan Gazi Pelekanon’da (Eskihisar) Bizans kuvvetlerini dağıttı. Tarihçiler bu iki savaşın –imparatorluk kuvvetlerine karşı kazanıldığı için- Osmanlılara ‘karizma’ kazandırdığını ve Anadolu içlerindeki gazilerin bölgeye aktığını yazar. Çevre tekfurların ve yolların kontrol altına alınıp merkezi yönetim tehdidi de ortadan kaldırıldıktan sonra; geriye kent yöneticilerinin muhasaranın etkileri nedeniyle (açlık) pes etmesi kalıyordu. Aşıkpaşazade’ye göre durumları öyle kötüleşmişti ki gölde balık bile avlayamıyorlardı. Beklenen gelişme 1330’da yaşandı. Osman Gazi’nin ilk ‘kızılelma’sı Bursa’nın ardından İznik de artık oğlu Orhan’ın hâkimiyetindeydi.*****

İznik’in hâlâ ayakta olan ve Helen döneminden kalan sikkelere bakılırsa Roma öncesinde yapılmış surlarındört kapısı var: Yenişehir, İstanbul, Lefke ve Göl Kapı. Orhan Gazi, teslim olan şehre, şimdi kısmen okunabilen kitabesinde İmparatorların övüldüğü Yenişehir Kapısı’ndan girdi. Tekfura ise İstanbul Kapısı’ndan ailesiyle birlikte Kostantiniye’ye gitme şansı verildi. İlk iş, İznik Ayasofya’sı camiye dönüştürüldü. İznik Medresesi kuruldu, ki burası aslında bir manastırdı. Davud el-Kayserî şu an yeri tam olarak bilinmeyen ama Ayasofya’nın yakınında olduğu tahmin edilen bu medresede ders verdi. Osmanlı’nın ayakta kalmış en eski eseri buradadır: Hacı Özbek Camii (1333). Çandarlı Kara Halil ile başlayan Çandarlı soyu ilk eserini burada veriyor: Yeşil Camii (1387). Bu yapı, Osmanlıların hangi geleneğe yaslandığının da cevabını taşır: “Yeşil’in çinili minaresi Orta Asya’dan beri Türkler ile Batı’ya doğru gelen Selçuklu minare geleneğini ilk dönem Osmanlı sanatında sürdüren çok güzel bir örnektir” der Semavi Eyice.

İznik Osmanlıların kontrolüne geçtikten sonra bölgeye gelen seyyah İbn Battuta, İznik’teki gözlemlerinde klasik dönemde kadının yeri ile ilgili önemli ipuçları verir. Seyyah, Orhan Gazi’nin eşi Nilüfer Hatun’un şehir ahalisine hükümdarlık eden erdemli bir kadın olduğunu söylüyor.*****

Bizans’ın ilk imparatoru Konstantin’in 1. İznik Konsili’ni düzenlediği kilisenin kalıntıları çok yakın bir tarihte sular altında bulundu.*****

İznik’teki birçok tarihi eser ve müzenin kapıları ziyaretçilerine kapalı...***** 2 bin yıllık Antik Roma Tiyatrosu’nun girişinde köpek olmamasına rağmen ‘Dikkat! köpek var’ yazısı gözlerden kaçmıyor.*****

TURİSTLERE KAPALI ŞEHİR

Bütün beklentilerime rağmen İznik seyahatimin iyi geçmediğini söylemek zorundayım. Hatta bu yazının temel motivasyonu budur. Ajanslara düşen “İznik’de turistik yerler hep kapalı” gerçeğini bire bir yaşadım. Bakımsızlık insanı şaşırtacak derecedeydi. Bir yerde içeri girilmemesi için “Dikkat köpek var” tabelası yer alıyor. Sakinlerinin söylediğine göre kentte yer alan Antik Tiyatro’da 30 yıldır çalışma yapılıyor ve nedense bitmiyor (Çok ilginç, Roma valisi de aynı durumdan şikayet ediyordu). Surlarda her bir köşede sprey yazıları dikkat çekiyor. Ayasofya’ya girecek olursanız tuhaf bir cam kapıdan geçiyorsunuz. Şehrin biraz dışındaki Bithinya Kral lahti paramparça duruyor.***** Şehrin ağırlığına uygun ciddiyette bir yönetim olmadığını derhal idrak ediyorsunuz. Sur içinde kazılsa dünyalar çıkacak bölgelerde gelişigüzel, hiçbir çizgisi olmayan konutlar var. Haşmet Babaoğlu’nun söylediği ile noktalamak istiyorum: İznik’e İznik’i göremediğim için gitmeyi bıraktım.

YENİ HABERLER

Tartışmalar sürüyordu: Artık onaylandı

Aykut Kocaman'ı 'Bahar geldi' diye karşıladılar

John Bass yine rahat durmadı

Sadece kadınlardan oluşan özel kuvvet kuruyorlar

Tarihin en yüksek ihracatı

Böyle çağrıda bulundu: Yeni müttefikler aramalıyız

POPÜLER HABERLER

Maaşlara büyük zam

Araç sahiplerinin dikkatine: Ceza yağacak

Rusya'dan Türkiye açıklaması: Rekor kıracağız

Yine baltayı taşa vurdu

Emekli maaşlarına beklenen zam müjdesi geldi

Terör örgütü PKK-YPG bağı terörist ifadesinde
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 11-19-2018, 07:33   #1693
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Ana Sayfa*****/*****Cem Küçük

Anadolu’dan trajikomik bir yargı hikâyesi

19.11.2018

Cem Küçük

Tüm Yazıları

Vidout

3. Havalimanına yakın

Aktim Kıraç'ta Üretime ve Ticarete Destek! Sanayi Ruhsatlı

İmalathane-Depo-Dükkan

Geçtiğimiz iki yazımda Türkiye’de yeniden hortlayan ve âdeta gizli iktidar odağı konumuna oturmak isteyen Kemalist vesayet zihniyetinden bahsetmiştim. Kemalistler bu ülkede özellikle yargıdaki ve bürokrasideki yerleşik kadrolarından hareketle yeni bir 28 Şubat ya da 27 Mayıs ortamını oluşturabilir miyiz diye toplumu yokluyorlar. Daha önce ifade ettiğim gibi FETÖ tehlikesinin bizler tarafından bitirilmesinin ardından yeni vesayet ve darbecilik tehlikesinin kaynağı Kemalizm adı altında faaliyet gösteren bu ulusalcı kadrolardır. Fetullahçılar nasıl vesayetçi bir çeteyse, bu ulusalcılar da aynı şekilde devlet içinde çeteleşmeye çok müsait bir yapıdır. Bu tespitler de bana ait değildir. Bu topraklardaki büyük harfle DEVLET olgusu noktası virgülüne kadar bu ulusalcı vesayet ve darbe tehdidini tespit etmiştir. Türkiye gazetemizin çok konuşulan “Ulusalcı darbe tehlikesi var” manşeti boşa atılmamıştır.

Şunu herkes bilmeli ki, Gülenist vesayetçilik ile Kemalist vesayetçilik arasında sadece dış boya farkı vardır. 28 Şubat zihniyeti ile 15 Temmuz zihniyeti arasında fark yoktur. Her türlü vesayetçilik Müslüman Türk milleti ve DEVLET için tehdittir. Öte yandan FET֒cülerin de tamamen temizlendiğini söylemek mümkün değildir. Şu an tüm hain FET֒cüler Kemalist kılığına girerek saklanmaktadır. Yani şu an hem bürokrasi hem yargı içinde Kemalizm görünümlü Gülenizm tehlikesi de mevcuttur. Çoğu zaman da çok daha örgütlü hareket eden Fetullahçılar maalesef Kemalistleri de yönlendirmekte ve provoke etmektedir. Bu iki grubun ajandası Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a düşmanlık başlığında çoğu zaman birleşmektedir.

Bu yeniden hortlayan Kemalist görünümlü Gülenist vesayetçiliğin hem yargı hem de özellikle üniversiteler ayağında örnekleri vardır. Bugün bu iki ayağı birleştiren trajikomik bir örneği anlatacağım sizlere. Manisa Celal Bayar Üniversitesi 2014 yılından itibaren FETÖ ile mücadele konusunda tüm üniversitelerimize örnek olacak kadar başarılı bir üniversitedir. Yayınlarda ara ara bu gerçeği ifade ettiğimi beni takip edenler bilir. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Rektörü Kemal Çelebi ve Rektör yardımcısı Birol Kovancılar FETÖ ile mücadele konusunda çok cesur ve çok titiz bir mücadele vermişlerdir.

Tüm bu mücadele sürecinde DEVLET ile tam koordine içinde olmuşlar ve tüm tehditlere rağmen istisnasız tüm FET֒cüleri bu güzide okulumuzdan atmışlardır. Kendi üniversiteleri bünyesinden en çok sayıda FET֒cüyü ihraç eden üniversitelerden biri Celal Bayar Üniversitesi olmuştur. Oysa birçok üniversitemiz tehditlerden korkarak çok sayıda atılması gereken ismi okullarından atmadı. Bu zor süreçte gösterdikleri kararlılık sebebiyle Kemal Çelebi ve Birol Kovancılar gibi profesörlerimiz FET֒cülerin hedefi olmuşlardır. Manisa’nın milliyetçi-muhafazakâr halkı tarafından bu yönetim destek alırken pozisyonlarını kaybettikleri için Kemalistler de tıpkı Gülenistler gibi bu yönetimin düşmanı konumunda.

Şimdi ise bu bahsettiğim Kemalist vesayet odakları ile beraber bu Kemalist görünümlü Gülenistler tuhaf yöntemlerle intikam almaya kalkıyorlar. Bu üniversitede görev yapan Süleyman Daşkın isimli kendine Kemalist diyen şahıs kendisini görevden aldığı için Rektörlüğe kızıyor ve Birol Kovancılar’a “Trafikte selektör yakmak” suçundan dava açıyor. Evet sayın okurlarım yanlış duymadınız, böyle komik bir gerekçeyle dava açılıyor. Herkes başta gülüp geçiyor. Türkiye böyle çetin bir süreçten geçerken kimse bu konu ile ilgilenmiyor. Peki sonuçta ne oluyor? Yargı ve bürokrasideki Kemalist dayanışması çalışıyor ve Kovancılar “trafikte selektör yapmak”tan 2 ay 15 gün hapis cezası alıyor. Hâkim Murat Düzgünoğlu hukuk tarihine geçen bu karara imza atıyor. Bu karar üzerine de Süleyman Daşkın yeniden eski görevine iadesini istiyor. Aziz Nesin mezarından çıksa bundan daha komik bir öykü yazabilir mi bilmiyorum.

Yani “Benim gibi Atatürkçüyü görevden aldınız. Ben de size selektör yakmaktan hapis cezası aldırdım. Hadi beni görevime iade edin” diye özetlenebilecek mikro düzeyde tuhaf bir vesayet mekanizması. Hâkim Murat Düzgünoğlu bence eksik ceza vermiş. “Trafikte selektör yakarak çaktırmadan Atatürk ilkelerini ihlal”den direkt tutuklama vermeliydi! Birol Kovancılar da öğrenirdi böylece bu ülkenin sahibi kimmiş. 27 Mayıs ve 28 Şubat zihniyetinin hâlâ dipdiri olduğunu öğreteceksiniz bu Erdoğancılara ki, hadlerini bilsinler! Bu sene fahri doktorayı da Yekta Güngör Özden’e versin Celal Bayar Üniversitesi. Yoksa bir selektör cezası da Kemal Çelebi’ye gelir ha.

Gülüyorsunuz ama Anadolu üniversitelerimizde böyle örnekler çok sayın okurlarım. Her grup adamını bulup bürokrasi ve yargı içi mekanizmalarla tuhaflıklar yapmaya kalkıyor. Genelde perde arkasında olan Kemalist görünümlü Gülenist yapılar da provokasyonlara destek oluyor. Ama bu arada herkes bilsin ki DEVLET de uyumuyor. Yaşanan her şey görülüyor, raporlanıyor. 5 sene önce bugünlerde Fetullahçılar da kendilerini böyle çok güçlü falan zannediyordu. DEVLET ile oyun oynanmayacağını öğrendiler...

********************

*****

  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 11-19-2018, 17:20   #1694
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Mavi Marmara davasında UCM'dan çok önemli karar

Gazze Özgürlük Filosu Davası : Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Ön İnceleme Dairesi, Savcının İsrail tarafından işlenen suçların soruşturulmamasına dair aldığı kararı yeniden gözden geçirilmesini istedi.

19 Kasım 2018 16:58

Gazze Özgürlük Filosu Davası : Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Ön İnceleme Dairesi, Savcının İsrail tarafından işlenen suçların soruşturulmamasına dair aldığı kararı yeniden gözden geçirilmesini istedi.


- Mayıs 2010'da Gazze Özgürlük Filosunun bir parçası olan Mavi Marmara gemisine saldıran İsrail, 10 kişinin ölümüne, 50'den fazla kişinin ağır yaralanmasına sebep olmuştu.

- UCM Savcısı bu saldırıyla İsrail'in uluslararası savaş suçu işlediğini ama UCM'de soruşturma yapılamayacağına karar vermişti. Ön İnceleme Dairesi savcının bu kararını yanlış bulmuştu.

KAPAT [X]

REKLAM

ads by*****AdMatic

- Savcı soruşturma açılmaması kararında direnmişti. Ölüm ve yaralanmalarla ilgili soruşturma açmama kararı almıştı. Mağdur avukatlarının yapmış olduğu itiraz üzerine Ön İnceleme Dairesi Savcının bu kararını yanlış buldu ve tekrar değerlendirmesini istedi.

- Mağdurların avukatları tarafından yapılan itiraz üzerine, Ön İnceleme Dairesi yapmış olduğu ikinci değerlendirmede Savcının işlenen suçlara yönelik soruşturma açılmamasına dair aldığı kararın yanlış olduğuna dair 15 Kasım 2018'de kararını açıkladı. Daire, Savcının kararının yanlış olduğunu ve tekrar gözden geçirmesine hükmetmiştir. Ayrıca sürecin uzun tutulmasına karşı da Mayıs 2019 tarihine kadar kesin karara bağlanması için de kararını bildirmiştir. Mağdurlar Komisyonun bu kararını takdir etmektedir.

Bu önemli karar UCM mevzuatına göre taraf devlet olan Komor Hükümeti'nin Şubat 2018'de Savcılığın soruşturma açılmamasına dair aldığı ikinci kararını yeniden gözden geçirmesi talebini müteakiben gelmiştir. Savcı "31 Mayıs 2010'da filonun alıkonulması süresince Mavi Marmara'da savaş suçu işlendiğini kanıtlayan makul bir dayanağın olduğunu gösteren açık bilgiler" bulunmasına rağmen Kasım 2014'de olayı soruşturmayı ilk olarak reddetmişti.

Ocak 2015'de, Komor Hükümeti söz konusu kararın mantık hataları ışığında yeniden değerlendirilmesi için yargıya başvurmuştur. Temmuz 2015'de, Ön İnceleme Dairesi Savcılığın hataya düşmüş olduğunu onaylamış ve kararını yeniden gözden geçirmesi hükmüne varmıştır. İki sene sonra, Savcılık Kasım 2017'de önceki kararını yeniden gözden geçirdiğini belirtmiş ancak sonuç aynı şekilde soruşturma açılmaması yönünde olmuştur. Hakimler alınan en son kararda Savcılığın argümanlarını yine kabul etmemişlerdir. Komisyon, Savcılığın Komisyonun Temmuz 2015'deki hükmünü önemsemediğini "Mevzuatta güvence altına alınan belirli temel fikirleri hiçe saymakta... [ve] Savcılık makamı ve Ön Duruşma Komisyonu arasındaki yetki dağılımının temelini sarsmaktadır" ifadeleriyle beyan etmiştir. Ayrıca Savcılığın yaklaşımını "uygunsuz" bulmuş ve "adli bir belgeye yakışmayan" şeklinde ifade etmişlerdir. Ayrıca "Savcının "bir karara katılmama ya da onu görmezden gelme özgürlüğü varsa ... Savcının tüm niyet ve amacı Daire kararının esasına müteallik temyiz makamı gibi davranmak olmuştur". Savcılığın adli sürecin ön aşamasına bakmadan yargı hükümlerini veya kanun yorumunu kabul etmeme yetkisine sahip olmadığını onaylayan Daire kararı takdire değer bir durumdur.
Ayrıca mahkemeye taraf bir devletin Savcının soruşturma açmama kararını ikinci defa gözden geçirme hakkına sahip olduğunu açıklığa kavuşturmaktadır.*****

Karara müteakiben, Mavi Marmara'da İsrail askerleri tarafından vahşice katledilen Amerikan vatandaşı 17 yaşındaki Furkan Doğan'ın babası Prof. Ahmet Doğan, Daire'nin bu kararı ile ilgili "bugün, saldırı mağdurları için tarihi bir gün. Söz konusu karar yaşanan bu acı olaya yönelik adaleti teslim etmekte atılmış olumlu bir adımdır. Mağdurlar ve aileleri yıllardır yaşananların hesabının görülmesini için mücadele ediyor, ancak mücadelenin her aşamasında geri çevrildiler. UCM adaletin sağlanması noktasında bizim son umudumuz." diyerek verilen karardan övgü ile bahsediyor.*****

UCM karşısındaki bu davalarda 300'ü aşkın Özgürlük Filosu saldırı mağdurunu ve Komor Hükümetini temsil eden Avukat Rodney Dixon QC açıklamasında, "Daire, Savcıya kararını yeniden gözden geçirmesi için herhangi bir gecikmeye mahal vermeksizin altı aylık bir süre tanımıştır. Şu da çok önemlidir ki, mahkemenin mağdurlara yapılan asıl haksızlığın, soruşturmanın olup olmayacağı noktasında en hızlı şekilde bilgilendirilmemeleri olduğunu kabul etmiş olması de hakikaten çok önemlidir. Mağdurlar geçtiğimiz 8 yıldan uzun süredir, iddialarının soruşturulmasını talep etmekte ancak istekleri kabul edilmemektedir." dedi.

Mağdurların uluslar arası hukuk alanındaki yasal temsilciliğini yürüten Londra'daki Stoke White Ltd. şirketinin yetkilisi, "UCM'deki hakimlerin kararı mağdurların umutlarını yeniden yeşertti. Bu hakikaten onlar için zorlu bir yolculuk, ancak şimdiye kadar adaleti aramada çok büyük bir kararlılık gösterdiler" ifadeleriyle mağdurların bu yoldaki azmini tebrik etti.

Memurlar.Net
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 11-19-2018, 17:36   #1695
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Yazarlar

Bugün YazanlarTüm Yazarlar

Selim ATALAYhttp://www.selimatalay.comAlmanya demokrasisi için kaygılıyız!

Selim ATALAY tüm yazıları19 Kasım 2018 Pazartesi

Almanya’da hukuk dışı paralel yapılanmalar var. Normalde kıyamet kopması lazım. Ancak Almanya’da kıyamet kopmuyor.

Almanya’da ciddi bir sorun var... Sorun, yeni bir Neonazi örgüt haberi değil... Bu örgütlenmenin 200 kadar aktif ve emekli özel kuvvet komandosundan ve bağlantılı sivillerden oluşması da değil... Bu örgütlenmenin bir işaretle sokağa dökülüp kilit siyasetçileri, mültecileri öldürme planları yapması da değil... Esas sorun, kıyamet alameti olacak bu gelişmelerin, medyada ve mecliste izlenmemesi, Almanya’da kıyametin kopmaması.

Almanya’da cinayet ve terör yoluyla devlet yapısını devralmayı hedefleyen bir örgütlenme var. Bu örgütlenme, ordu ve askeri istihbarat içinde. Olayın soruşturması 2017 başından beri sürüyor. Ancak hala örgütün boyutları ortaya çıkartılmış değil. Sanıklar bile serbest… Örgütün Alman ordusu içinde yuvalanma ve gizli kalma yeteneği ise ayrı bir başarı. Ve böyle bir yapının, anayasa ve hukuka bağlılığının net olduğu sanılan Alman ordusu içinde var olması bile yeterince korkutucu. Almanya’da yoksa vitrin ile vitrin arkası, görüntü ile gerçek farklı mı?

Gerçek şu: Alt kademede de olsa, gizli ve yasa dışı da sayılsa, devletin tehlike altında olduğu varsayımıyla silahla sokağa çıkıp, terör yöntemleriyle kontrol sağlamayı amaçlayan bir oluşum, Alman ordusu içinde hayat bulabiliyor... Gerçek: Bu oluşum tüm boyutlarıyla ortaya çıkartılmış değil. Gerçek: Alman demokrasisi ciddi tehlikede... Ve bu tehlikeye karşı Almanya’da sessizlik var.

İyi örgütlenmiş, ne yaptığını bilen bir silahlı ordu grubunun sokağa çıkıp kendi bildiğini okumasına, Zambezi’de ‘darbe’ deniyor. Almanya, bir Zambezi olmayabilir, ancak Almanya’da paralel Zambezi yapıları var: Bu silahlı güç kendince belirlenmiş ‘X’ gününde Alman devletinin çaresiz kaldığı bir ortam görecek. Devletin güvenlik sağlayamadığına karar verip, sokağa çıkacak. Kamu düzeni sağlamak uğruna siyasetçileri, yabancıları, mültecileri, Müslüman ve Yahudi toplum liderlerini katledecek... Sonra?*****

Almanya’nın anlaşılmaz sessizliğinde şayet ciddi bir soruşturma varsa, cevaplanması gereken soru şu: Böyle bir katliam ve operasyondan sonra Almanya’yı kim yönetecek? X gününde devlet çökecekse, bu grup da çöken devlet yapısına, hem de siyasileri öldürerek hakim olacaksa, sonra ne olacak? Zambezi’de olsa, bu kadar plan yapanlar, operasyonun ardından nasıl bir idare geleceğini, kimin yönetici olacağını da düşünürlerdi.

Titizliklerinden ve analitik düşünce yapılarından kuşku duyulmayan Alman kurmayların bu kısmı da planlamış olması, hayli mümkün. Ancak bütün bunlar Alman medyasında ve siyasetinde sessizlikle karşılanıyor. En garip durum bu.*****

Bu veriler altında, Almanya’da demokratik yapının ciddi tehdit altında olduğu anlaşılıyor. Almanya’da demokrasinin geleceğinden kaygılanmamak elde değil. Almanya belki bu tehdidi önemsemiyor, ancak 15 Temmuz ihanetini yaşayan bizler, Almanya için kaygılanıyoruz. Türkiye’de olduğu gibi Almanya’da da demokrasinin ve hukuk devletinin savunulması için bir çaba gerekirse, Türk vatandaşları bundan kaçınmaz. Kıymetleri bilinmeyebilir, ancak Almanya’daki Türkler, Alman demokrasisinin de teminatıdır.*****

*****

X Günü sokağa çıkılacak

‘X Günü’ silahlarıyla sokağa çıkacaklar... X Günü, mültecilerin Alman kentlerinde kadınlara çocuklara saldırdığı, tecavüz ettiği bir gün. Ya da birden fazla kentte terörist saldırının olduğu bir gün... O gün öyle şeyler olacak ki, kamu düzeni çökecek. Ve düzenin çöktüğüne karar veren bu yapı, silahlarıyla sokağa çıkıp, düzeni sağlayacak...*****

Alman Özel Kuvvetler Komutanlığı (KSK) ve Askeri İstihbarat Servisi’nin (MAD) eski ve yeni üyelerini kapsayan bu gizli örgütlenmenin harekat planı bu. Plan, Kurmay düzeyinde yapılmış... Çok ayrıntılı olduğunu ve açıklananın ötesinde bilgi taşıdığını varsayabiliriz.*****

Ancak sorun şu: Devletin güvenlik güçlerine yardım için sokağa çıkmıyorlar. Bu bile yasa dışı bir durum ama diyelim ‘durumdan vazife çıkartacak vatanseverler, güvenlik güçlerine yardımcı olmaya çalışacaklar’... Ama böyle değil... Önceden listesini yaptıkları ve aralarında eski bir devlet başkanı Gauck’un ve şimdiki dışişleri bakanı Maas’ın da yer aldığı VIP hedefleri öldürecekler... Listede Müslüman ve Yahudi toplum liderleri de var… Tekrar soru: Kamu düzeni çöktüğü için sokağa çıkıp siyasi cinayet işledikten sonra idareyi kime verecekler?*****

Az sayıdaki ifadeden, grup üyelerinin kırsal alanda silah, cephane, yakıt, gıda ve lojistik malzeme stokladığı anlaşılıyor. Sonra bu grubun, hafta sonunda ormanda askercilik oynayan ve ‘survivalist’ diye anılan bir kuruluş altında da örgütlendiği biliniyor. Çetenin kalanında paraşütçü komandolar, özel kuvvet polisleri, istihbaratçılar, avukatlar ve doktorlar da var... Bunlar, tipik Gladio yapılanmaları.**********

Hatta hücre tipi örgütlenme o boyuta çıkmış ki, bazı çete elemanları, ‘Almanya’nın Rusya tarafından normal savaş düzeni dışında işgali’ ihtimaline hazırlanıyor. Rusya’nın Kırım ilhakı sırasında düzensiz ordu ile işgal yöntemini inceleyip, Almanya’nın bu yöntemle çok kolay düşeceğini hesaplamışlar ve sözde ona hazırlanmaya başlamışlar... Almanya’yı düzenli ya da düzensiz orduyla işgale kim kalkışabilir?*****

Bu arada çetenin ortaya çıkartılan üye sayısının 200 civarında olduğunu tekrar hatırlatalım. Alman ordusunun aktif mevcudu ise 61 bin kişi... Bakınca, 200 kişilik çekirdek bir güçle 61 binlik ordunun önemli bir kısmı yönlendirilemez mi?*****

Öte yanda ‘Almanya’da her zaman Neonazi örgütlenmesi vardır’ diye bir genelleme de mümkün. Ancak, AfD diye bir partinin iktidar planları yaptığı, siyasetin AfD gibi davranmaya başladığı, iç istihbarat teşkilatı BfV’nin başının ‘aşırı sağ sempatizanı’ olduğu gerekçesiyle kovulduğu bir Almanya’dan söz ediyoruz. NSU cinayetlerinin işlendiği, sarı saçlı mavi gözlüler dışında herkesin ‘yabancı’ sayıldığı Almanya.

*****

Hem asker, hem mülteci, hem terörist

Olay 2017 başında Viyana Havaalanına uzanıyor. Teknik bir çalışma sırasında tuvalet havalandırmasında zulalanmış 7.65’lik bir tabanca görülür. Polis, zulaya kimin geleceğini bulmak için silaha dokunmaz ve zulaya alarm yerleştirir. Birkaç hafta sonra zuladaki silahı almaya çalışan kişi yakalanır.*****

Avusturya polisi, gayet Alman görünüşlü bu kişinin parmak izlerini Almanya’ya yollar. Almanya ise izlerin, Suriye mültecisi David Benjamin’e ait olduğunu bildirir.*****

Olay burada karışır... Yakalanan kişi gerçekte, teğmen rütbeli Alman askeri Franco A’dır. Has bir Alman’dır... Ayrıca Neonazi görüşlere sahiptir. Ancak sahte kimlikle Suriyeli mülteci olarak kayıt olmuştur. Tek kelime Arapça bilmez, ancak mülteci maaşı almakta, mülteci otelinde kalmakta ve mülteci gibi dolaşmaktadır. Bu arada Franco, aksatmadan askeri birliğinde de görev yapmaktadır.*****

Savcılık Franco’nun ‘ses getirecek cinayet planladığını’ anlar. Mülteci görünümüyle cinayet işleyecek, Almanya’da mülteci aleyhtarı havanın körüklenmesini sağlayacaktır. Ayrıca ordu içinde kendisi gibi düşünen askerlerle işbirliği içindedir.

Bulgulara rağmen, Franco halen serbest... 2017 sonunda ‘kanıt yetersizliğinden’ serbest bırakıldı ve hakkında bir yargılama yok. Karar temyiz mahkemesinde de onaylandı... Franco serbest, ama bu 200 kişilik çeteye, Franco soruşturmasıyla ulaşıldı. VIP cinayetleri, Franco’nun Suriyeli mülteci olarak işlemek istediği de öne sürülmüştü...*****

Tekrar: Medyadaki bilgiler kısıtlı. Çetenin net yapısı belli değil. Ancak her durumda, ‘kamu düzeninin çöküşü ile sokağa çıkacak’ bir yapı... Ve ‘Bireysel VIP cinayet planları’ var... Cinayetler önce işlenirse, kamu düzeni çökmüş oluyor ve çeteye sokağa çıkma yolu açılıyor. Sonra işlenirse, çete sokağa çıktıktan sonra ‘temizlik’ yapmış oluyor... Cinayet işleyip kamu düzenini yıkacak tim ile sokağa çıkacak timin birbirinden haberli olması şart değil.***** Ve bu kurgulardan acaba hangisi geçerli?.. Yoksa ikisi de mi
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 11-19-2018, 19:30   #1696
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

İzdiham

Sezai Karakoç’un Son Konuşmasının Metni

*****izdiham

3 sene önce

Sezai Karakoç’un 10 Mayıs tarihli son konuşmasının metni. Kısa bir medeniyetler tarihi ekseninde İslam’ın yeniden dirilişi için yol gösterici bir metindir. Fert ve toplum olarak; meseleler karşısında takınmamız gereken tavır ne olmalı, bunu nasıl gerçekleştirebilirizin anahtarı mahiyetinde.

ADALETİN TEMELİ NEDİR

Adalet mülkün temelidir. Hadis-i Şerif malum, evet bir toplumun yaşantısında, düzgün yaşamak için adalet şarttır. Adalet olmayan yerde; toprak deyin, mülk deyin, yurt deyin veya toplumda, devlette adalet olmazsa orası devam edemez yıkılır gider, bu bilinen bir kuraldır. Ancak adaletin temeli nedir? Mülkün temeli adalet ama adaletin temeli nedir diye düşündüğümüzde, bir nevi insanlığın temel olarak kabul ettiği bu kuralda bu sefer ayrılıklar başlar. Adaletin de temeli; doğru inanç, doğru düşünme, erdem ve fazilettir. Adalet mülkün temeli adaletin de temeli fazilet.

İLK ŞART DOĞRU İNANÇ

Eğer fazilet, erdem dediğimiz iyilik olmazsa, tek başına adaletle ayakta duramayız. Adaleti biliyorsunuz terazi temsil eder. Eskiden dükkanlarda vardı terazi. Bir tarafa gram koyarsınız bir tarafa da vereciğiniz şeyleri. İki dilin tam dengeye gelmesi lazım. İşte o zaman, o terazi doğru terazi olarak kabul edilirdi. Fakat o, o kadar hassas dengedir ki, her zaman bozulabilir. Yani devamlı bu dengeyi tutmanız son derece zordur ve her zaman da oynar bu. İşte bunun için o terazinin çok düzgün bir yerde olması lazım. Terazinin kefelerine etki yapacak bir şey olmaması lazım, oranın temiz olması lazım. Adaleti ayakta tutan bir altyapı vardır ki, bunun temeli doğru inançtır. Biz Allah’a inanıyorsak, O’nun ebediliğine inanıyorsak ve O’nun kulu olmaktan öte insanların kulu olmamaya, bir takım nefsimizin doğurduğu putlarına tapmamaya karar vermişsek, işte o adaleti yerine getirmek daha kolaydır. Çünkü bunlar altyapısıdır yani platformdur. Bu platformun üzerinde adalet olur. Bunun topluma yaygın ruh hali de fazilettir, erdem yani adaletten de ötesi. Adaletin de temeli budur.

ADALET DOĞRULUK VE İYİLİK ARASINDAKİ ÇİZGİDİR

Bunun için, ‘İslam sitesi erdem sitesidir’ demiştir Farabi. Toplumda İslam’ın temel düşüncesini, ideasını aradığı zaman onda fazileti bulmuştur. Çünkü diğer idealar bu ideanın üzerinde durur. Yani aslında medeniyet dediğimiz üç temel fikre dayanır. Buların birincisi doğruluk; inanç, hakikat onunla sağlanır. Biz de bu; ebedi olan, ezil olan doğmayan, doğurmayan ve putlaştırılmayan bir nevi somut bir şekille bağlanmayan ve kendisine şirk koşulamayan çocuk izafi atfedilmeyen (Hıristiyanlık’ta olduğu gibi) veya Yahudilik’te olduğu gibi belli bir ırka tahsis edilemeyen inanç. Bu doğruluk ideası, bizim medeniyetimizi teşkil eder. İkincisi iyilik, üçüncüsü de güzellik ideası. İşte adalet bu doğruluk ve iyilik arasındaki çizgidir. Yani doğruluk ve iyilik dediğimiz bir platformun üzerine oturur. Güzellik de bütün bu yapının üzerinde yükselen üst yapıdır. Hepsini de kapsar içine alır. İşte medeniyetimizin üç temel ideası bize ışık tutuyor. Bu yüzdendir ki biz İslam medeniyetinin öbür medeniyetlerden ayrıldığını görüyoruz.

BATI MEDENİYETİNİN TEMELİNDE AYRIMCILIK VARDIR

Medeniyetler Yunan’dan beri site kelimesiyle ifade edilmiş. Yunan sitesi bir eski Grek sitesi Atina ve Sparta sitesi var, Roma medeniyetinde Roma sitesi. Bizde de İslam sitesi. Bunun temeli nedir diye incelediğimizde, bakıyoruz gerek Grek ve zaten onun etkisinde doğmuş olan Roma medeniyetinde site insanları, bütün dünya insanlarından ayrılarak ikilem olmuştur. Site insanı ve dışarıdakiler, barbarlar. Veyahutta köleler, esirler bir nevi ikinci sınıf insanlardır. Roma da öyledir. Esas olan Roma’da düzen barış işin temeli bir nevi Pax Romana (Roma Sulhu) dendiği zaman Roma’nın dünyaya hâkimiyeti kastedilir. Neyle hâkimiyeti, güçle hâkimiyetini ifade eder. Romalılar efendilerdir, hür insanlardır, bütün insanlık onun kölesidir. Zincirle, kamçıyla, kılıçla hâkimiyet sağlanır. Sitenin temeli güçtür, kuvvettir.

ERDEM, ADALETİN DE ÖTESİNE GEÇMEKTİR

İslam sitesinde ise Farabi demiş ki, bizim sitesinin temeli fazilettir, erdemdir. Burada Müslümanlar, diğer insanlardan ayrılmaz, çünkü İslam bir ırka ve bir şehre bağlanmamış. Yani bu şehirde olanların dışındakiler köledir denmemiş. Bizim dışımızdakiler de insandır, onlarda bizim gibi Müslüman olursa mutluluğa ererler ve bizimle eşit olurlar. Onun dışında bir yol yoktur. Kimsenin de tekelinde değildir. İsterse o Müslüman olur ve bizi de geçer. Bu şekilde bir görüş vardır ve temeli de erdemdir. Erdem, adaletin de ötesine geçmektir. Derler ki; şeriatta, seninki senin, benimki benim. Tarikatta seninki senin benimki de senin. Hakikatte ise, ne seninki senin, ne benimki benim hepsi Allah’ındır. İşte bu erdem sitesinin temel kuralıdır.

KİBİRLENMEYECEKSİN, PAYLAŞACAKSIN

Bunu Maveraünnehir’deki büyüklerimiz şu şekilde ifade etmişler: “Parça yahşi, biz yaman. Parça buğday, biz saman. Parça eski Türkçe’de, bizden başkası herkes anlamına gelir. Yani bizden başka herkes iyi, güzel, doğru, biz kötüyüz. Yaman eski dilimizde kötü anlamına gelir. Yahşi’de hala Azerbaycan’da var, güzel iyi manasına geliyor. *****Herkesi dolu, buğday göreceksin, kendini boş saman göreceksin, işte bu erdem sitesinin temeli, öz eleştiri yapacaksın. Ben şöyle oldum, böyle oldum demeyeceksin. Tam tersine belki de ben samanım, herkesi de kötü gözle görmeyeceksin, küçümsemeyeceksin. Herkes iyi ben kötüyüm diyeceksin. Bu demin dediğim o, seninki senin, benimki benim; şeriat, adalet budar işte. Fakat onun üstünde; seninki senin benimki de senin. Daha da onun üstünde, ne seninki senin ne benimki benim hepsi Allah’ındır. Allah verdiği için şükredelim ve ihtiyaç sahiplerine verelim ve daha verir Allah, bunun ötesinin verir. Böyle bir temele dayanıyor.

DEVLET SADECE HİZMET KURUMU DEĞİLDİR

Şimdi ki liberalizmde mesela devlet deyince; onu bir şirket gibi düşünüyor, vergilerimizi alıyor, elbet bize hizmet edecek. Bir yanıyla öyledir devlet. İnsanlar bir kurum kurmuşlar ortak ihtiyaçlarını gidermek için ama bundan ibaret değil. Toplumun öyle bir kurumudur ki; o gereğinde sadece bir hizmet kurumu değil aynı zamanda bir adalet, fazilet kurumudur devlet İslam’da. Onun için kutludur.

ANCAK FAZİLETLE ÖLEBİLİRSİNİZ

Liberalizm diyor ki; vergi veriyorum, devlet vergimle ayakta duruyor, onun için bana hizmet edecek bir tarafıyla doğru. Peki memleketin savunması, bir istila olursa, işgal olursa o zaman ne olacak. Onu da paralı asker tutarsınız, hizmet eder para alır diyor, esasta askerliği de kabul etmiyor. Ücretle yaptırırsınız diyor. İyi ama o asker icabında ölüyor, şimdi bu karşılar mı onun aldığı ücreti, burada bir adalet var mı? Ancak faziletle gidip ölebilirsiniz. Yoksa ücret karşılığı neden ölsün adam, neden yapsın askerliği? Burada eğer bir inanç olmazsa, yurdunu, devletini korumanın manevi bir değeri yoksa sadece aldığı ücret için ölüyorsa, bu onu karşılayabilir mi? Karşılayamaz.

TEMEL ÇÜRÜK

Sonra diyor ki; ben kazanıyorum, vergi veriyorum devlet benim hizmetimde olması lazım. O vergiyi bana harcaması lazım. Ama sen o kazancı nasıl sağlıyorsun? Eğer düzen olmasa, emniyet olmasa toplumun sağladığı bir güven olmasa, sen o kazancı yapamazsın. Güçlüler öbürlerini ezer, onların kölesi uşağı olursun. Yani tamamen dayandığı temel çürük.

DEVLET KUTSAL DEĞİL KUTLUDUR

Şüphesiz ki devleti putlaştırmamalı, devlet bir yanıyla tabi ki hepimizin kurduğu bir kurumdur. *****Ancak yine de bir manevi ciheti, toplumun bir kurumu olarak, toplumun inancını, toplumdaki *****erdemi, toplumun idealini ve idealarını ayakta tutmak için kurulmuş bir kurum olması hasebiyle; o hizmetin faktörünün yanında, elbette bir manevi değeri vardır. Onun için İslam’da kutsal değildir devlet ama kutludur, yani bir kutluluk atfedilmiştir.

DEVLET YÖNETİCİSİ, EKSPER DEĞİLDİR

Kutadgu Bilig diye bildiğiniz bir büyüğümüzün eseri vardır. İşte o da kutluluk bilgisi, yani devletin değeri, üst bir değeri olduğu orada söylenir. Bu yüzden devlet yöneticilerinin (bu kutluluk göz önünde tutulunca) sadece uzman ya da bir konuda tecrübeli olması yetmez aynı zamanda erdemli faziletli kişiler olması gerekir. Belli bir maharet, belli bir güç vardır diye hizmet verecektir, fakat devlet yöneticisi sadece bir eksper değildir. Aynı zamanda kendini topluma adamış bir erdem, fazilet adamıdır. İslam toplumunda bu böyledir. İsterse babadan oğula geçsin. Hanedan olsa bile yine ondan bu istenir. Bazısını kıyamete kadar anarız, fazileti, erdemi yüce ruhu yüzünden, kimisini de kötü olarak anarız, veyahut hiç anmaya değer bulmayız. Onun için böyle bir ölçüsü var.

BATI TOPLUMUNUN TEMELİ GÜÇ

Tek başına adalet toplumu ayakta tutamaz dedik, Rönesans’tan sonra Avrupa’da hukuk bu yönde gelişti, işte sen gidip hakkini alacaksın, mücadele edeceksin hatta bu daha sonra sosyalist hareketleri doğurdu. Yani hakkını sen koparacaksın. Bu tabi realiteden doğmuş bir durum. Batı toplumu güce dayandığı için, yüzyıllar içinde ezilmeler görülüyor. Din ayrı bir sömürü konusu oluyor, ruhbanlar sınıfı çöküyor toplumun üzerine, öbür taraftan kral. Meşhur 14. *****Louis, ‘devlet benim’, ‘kanun benim’ demiş. Buna karşı ilk etapta güzel görünen, hak aramaya bakıyoruz Batı’yı nereye götürmüş. İşte Fransız ihtilali oluyor, eşitlik, hürriyet ve kardeşlik sloganlarıyla. Hürriyet haykırışlarıyla bütün Avrupa’yı sarsan hareket, sonunda Avrupa’yı Napolyon İmparatorluğu’na götürmüş. Bütün Avrupa Fransız İmparatorluğu’na dönüşüyor. Sonra Rusya’ya gidiyor, orayı da istilaya. Fakat orada soğukla kışla karşılaşınca yani tabiatla dağılıyor. Bir Rus çarı, ‘tabiat her zaman müttefikidir’ Rusya’nın demiş. Sonra Fransız imparatorluğu tarumar olup dağıldı.

FAZİLETİ ESAS ALMAYAN ARAYIŞLAR, HÜSRANLA SONUÇLANIR

Yani hak, hukuk çığlıkları koparan ve bunun için ihtilaller yapan ve bütün Avrupa’yı sarsan o hukuk fikri tek başına olduğu için temelinde fazilet ve doğruluk hakikat olmadığı için sonunda, yine eski Roma hakimiyeti ideası bilinçaltından çıkıyor ve Napolyon imparatorluğuna dönüşmek istiyor fakat o da hüsranla bitiyor. Aynı şey Hitler içinde söz konusu. Yani o hak arama güya; ilerde Sosyalizm, Marksizm ile Sovyet rejimini doğuruyor. Komünist-Marksist rejimini doğurdu ki, 70 yıl sürdü tam bir diktatörlük. Ne hak vardı ne insanlık kalmıştı sonradan çöktü.

NEREDEYSE BÜTÜN AVRUPA BATACAKTI

Öbür taraftan da Almanlar uğradıkları haksızlıklara karşı isyan edip ortaya çıkıp yine temel Batı hukuk anlayışından hareketle gittikleri şey sonunda, Faşizm, Nazizm doğurdu. Sonra Hitler bütün dünyayı istilaya halktı. Sonunda Alman milletinin de yere serilmesine sebep oldu. Avrupa büyük bir savaş geçirdi, neredeyse bütün Avrupa batacaktı. Eğer bugünün teknolojisiyle yapılsaydı zaten Avrupa batmıştı. Bakıyoruz Komünizm’de hiçbir zaman ne bireyin hakkı var ne bir şey güya haktan hareket ettiler ama sonuç oraya gitti. Çünkü erdemi fazileti hesaba katmıyorlar. Halbuki erdem o adaletin temeli.

ARTIK DEMAGOJİ YERİNİ FAZİLETE BIRAKMALI

Şimdi dikkat ederseniz herkes kendi hakkını ararken bitmez bu tartışma, sürüp gider, demagoji denir buna, sürüp giden karşılıklı demagoji. Nasıl çözümlenebilir, aslında ancak faziletle çözümlenebilir. Sonunda birisi öbürünün hakkını teslim etmesi lazım, o olmadıkça sadece mantıkla, sadece kendini savunmakla kendini ileri sürmekle sonuç alınamaz. Bunun klasik bir misali vardır. Hukuk tahsili yapılırken ilk anlatılan bir hikayedir bu. Eski Yunan’da öğretim paralı. Hukukçu olmak isteyen öğrenci gidiyor bir hocada okuyor. Hukuk bilimini öğreniyor, bitirmiş avukat olacak. Hocası diyor ki; şimdi gideceksin bir davayı savunacaksın, kazandığın zaman bir ücret alacaksın. O ilk alacağın ücreti bana getireceksin. Çünkü, ben sana öğretmeseydim o davayı kazanamazdın. Ben sana mesleği öğrettim, hukuku öğrettim, o yüzden ilk kazandığın parayı bana getireceksin. Öğrencisi de diyor ki, yok öyle değil hocam eğer kazanırsam demek ki ben gayret etmişim bu bilimi öğrenmişim, o benim hakkımdır. Eğer kaybedersem bu sizin yüzünüzdendir. Öğrenci devamlı kaybedersem sizin yüzünüzdendir, hoca kazanırsan benim yüzümdendir diyor. Peki bunda hangisi haklı, hangisi haksız. Hukukta ilkin bunu söylerler, aslında savunmaya bağlıdır derler. Yani kim iyi savunursa, o haklı. Peki savundular ikisi de, iddia sonsuza kadar devam eder, çünkü mantıkla bunun içinden çıkamazsınız. Ne yapması lazım, devreye erdem, fazilet girmesi lazım. Öğrenci demesi lazımki hocam tabi elbette sen bana öğretmeseydin ben bu davayı kazanamazdım. Veya hocanın demesi lazım gelir ki ona, evladım sen gayret ettin bu mesleği öğrendin, bu para senin hakkındır. O zaman çözülür bu yoksa, tartışma devam eder gider. Her ikisini de savunabilirsiniz, işi ego açısından alırsak bunun çözümü yoktur. Bugün mesela bizim 50-60 yıllık demokrasi tecrübesine genel bir bakış atarsak aynı durumu görürsünüz, bitmeyen tükenmeyen tartışma. 50-60 yıl önceki tartışma tekerrür ediyor.

FAZİLET MUSLUKLARI KURUMUŞ, SÖZDE ADALET TOPLUMU OLMAYA ÇALIŞIYORUZ

Hatta geçenlerde şöyle bir durum oldu. Anayasa mahkemesi başkanın konuşmasından sonra bir eleştiriler oldu. Bir sitede de benim 1968 yılında Sütun kitabında da olan bir yazıyı almış, işte diyor sanki bugün aynı şey devam ediyor.
http://www.haber7.com/yazarlar/hasan...cesinden-gordu
Bu durumun sebebi nedir. Sebebi, toplumumuz fazilet toplumu olmaktan çıkmış, sadece sözde adalet toplumu olmak için çaba sarf ediyor. Tabi bunun da sonu yok. Bizim yeniden fazilet mekanizmasını, toplumumuzda geçmişte işleyen fazilet kurumlarını yeniden kurarak işletmememiz lazım. Hani çeşmeler kurur ya onun gibi fazilet muslukları kurumuş su akmıyor oradan ama biz bunun farkında değiliz.

ÖNCE BAŞKASININ HAKKINI ARAMAMIZ LAZIM

Bize deniyor ki, Avrupa’dan aldığınız fikirle işte hakkınızı savunun. Herkes hakkını savunuyor ama karşı tarafın hakkını hiç düşünmüyor. Fazilet odur ki önce karşınızdakinin hakkını düşüneceksiniz. Önce onu düşüneceksiniz. Evet, hak aramamız lazım hepimizin ama kendimizin hakkını değil, başkasının hakkını aramamız lazım. Bizden başkasının hakkını aramamız lazım, bizim de hakkımızı başkası araması lazım. Batı’daki gibi değil herkes kendi hakkını arasın, o düzen olmaz. Gördük onları, Faşizm bir iflas, Nazizm öyle oldu Komünizm öyle iflas etti. Daha önce yaşadıkları hürriyet şu bu iflas etti sonra imparatorluklar dünya savaşlarına dönüştü. Sonunda Avrupa özgürlüğünü bile kaybetti. Aslında Avrupa bugün Amerika’nın himayesi altında bir bakıma, yani tabi nezaketle onlara hatırlatmıyor bağımsız değilsiniz diye ama bağımlıdırlar. Avrupa bugün Amerika’ya bağımlıdır. Doğu Avrupa’da Rus hakimiyeti vardı, biraz daraldı. Şu anda Ukrayna olayı, bu iki hakimiyetin çarpıştığı yerdir. Yani Amerika ve Rusya orada çarpışıyor. Ukrayna, beyaz Rusya şu bu değil, hakimiyet çarpışıyor.

AVRUPA ADALET FİKRİYLE BİR YERE VARAMADI

Avrupa fazilet düzenini kuramadığı için, buna yanaşmadığı için sadece kendini düşündüğü adalet fikriyle bir yere varamadı. Ve sonunda Amerika’ya kaptırdı ve diyelim ki Rusya, bir de Çin, tabi eskiden beri var olan bir gerçeklikte o, şimdi bunlar bütün dünyayı tehdit ediyor. Çünkü fazilet temeline dayanmıyorlar.

İSLAM DÜNYASINDA BÜYÜK SIKINTILAR VAR

İslam dünyası da paramparça olmuş, bölünmüş ve bir türlü toparlanamıyor. Her yerde büyük ağrılar, sızılar, büyük sıkıntılar var. Bunun sebebi faziletten yoksunluktur. Dediğimiz gibi, bir medeniyet ancak üç temel fikrin gerçekleşmesiyle ayakta durur. İyilikle yaparsınız, adaletle yerine getirirsiniz bir de bunu güzel yerine getirme vardır. Bir insana bir doğruyu söylerken bunu güzel söylemek vardır. Bir yüze çarparak bir şeyi söylemek var, bir de bunu düşünüp taşınıp en kırmayacak, en incitmeyecek şekilde söylemek vardır ki; işte bu da güzellik ideası.

HAKİKAT VE FAZİLET İDEALARINI İHMAL ETMİŞLER

Diğer medeniyetlerde gördüğümüz en büyük eksiklikler; doğruluk, hakikat temeli yok, iyilik, fazilet temeli de yok. Sadece adaletle onların iddiası olan hak aramak ve birazda estetikle ayakta duruyorlar. Adalet ve güzelliği güya hedef alıyorlar. Ama hakikat ve fazilet idealarını ihmal etmişler. O yüzden Avrupa medeniyeti Rönesans’tan sonra eski Roma ve Yunan’ın dirilişi tecrübesidir, bu tecrübe başarıya ulaşamamış. Ve şu anda da tam bir belirsizlik ve karanlık içinde gemi okyanusta gidiyor. Batı’nın durumu böyle.

ÇİN’İN GELECEĞİ DE KARANLIKTIR

Doğu’da da bildiğimiz eski Çin medeniyeti var, tabi bir takım estetik ciheti var. Fakat orada da Çin hükümdarlarının büyük, bir nevi hakimiyeti zulüm var insanlara. Sonunda Çin imparatorluğu battı, fakat şimdi yeniden bir doğuş yapmak istiyor. Nereye gideceğini söylemek mümkün. Yani onunda fazilet temeli olmadığından ve dünyaya hakimiyet için gelişme emmareleri gösterdiği için geleceği yok, bana göre. Bunu nereden anlıyoruz, Doğu Türkistan’da ezan okuyan namazını kılan insanları bile tarayıp öldürüyor, insan hakkını tanımıyor, bunun yaşaması mümkün değil, istediği kadar güçlü olsun. Ekonomi iyi, olabilir. Milyarlarca insan çalışırsa, hiçbir hak iddia edemeden bir nevi diktatörlük altında çalışırsa, tabi ki sonucu bellidir.

HZ. İBRAHİM’İN BAŞKALDIRISI: İSLAM MEDENİYETİNİ TEMSİL EDER

Roma’nın ve Yunan’ın dayandığı şey, eski Mısır’dır. Mısır firavunlar hakimiyeti, oradan almışlardır medeniyet dediğimiz olguyu. Dünya, imar, estetik açısından büyük bir medeniyet, işte ehramları ortadadır. Fakat bunu zulümle yapınca, fazilet yoksunluğu olunca uzun süre devam edememiş çökmüştür. Bu Kur’an-ı Kerim’de onun için firavunlar üzerinde durur. Mısır medeniyetinin de temeli Mezopotamya medeniyetidir. Bu medeniyetinde sonunu getiren Nemrut hadisesidir. Nemrut’a karşı çıkan Hz. İbrahim’dir. İşte temeli doğruluk, fazilet, adalet ve güzellik ideasının medeniyeti olan İslam medeniyetini; Hz. İbrahim’in o başkaldırısı temsil etmektedir. Nemrut’un hakimiyetine, zulmüne, kendini tanrı görmesine, Allah vardır sen hiçbir şey değilsin diyerek başkaldırıdır. Bizim medeniyetimiz oradan gelir, onun en son ve en mükemmel şeklidir İslam medeniyeti.

ERDEMDEN VAZGEÇİP EGOYU YÜCETMENİN SIKINTISINI YAŞIYORUZ

Bugün çektiğimiz sıkıntı o medeniyetini bırakıp; sözde bazı konularda ilerlemiş olan, teknolojide, bilimde dünya hayatında, güç konusunda ilerlemiş olan Batı’ya özenme yüzünden, o kendi medeniyetimizin temel şeyi olan; hakikat, doğruluk, iyilik ve güzellik ideasını kaybetme yani sonuç itibariyle erdem sitesini adeta devam ettirmekten vazgeçip, onun yerine egonun hakimiyetine dayanan, güç devleti, güç toplumu olmak çabası. Tıpkı Batı’daki ve Çin’deki gibi. Çin daha farklı belki o daha uzun konuşulabilir. Fakat o da bir yanıyla güç toplumu.

DİRLİŞ: YENİDEN FAZİLET TOPLUMU OLMAKTIR

İki güç toplumu arasında İslam; doğruluk, hakikat ve fazilet toplumudur. Şimdi bizim insanlarımızın, düşünürlerimizin, yeniden bu konuya eğilmesi, yeniden toplumumuzun tıkanan damarlarının açılması ve kuruyan akışın tekrar harekete geçirilmesi, yani doğruluk, erdem, fazilet ve güzellik çığırının yeniden açılması ve güncelleştirilmesi geçmişten güç, kuvvet, ışık alarak bu güne taşınması ve bugünde yeniden doğrulması. İşte bizim diriliş dediğimizde bu hadisedir.

DAVRANIŞIMIZDA FAZİLETİ ESAS ALDIĞIMIZ ZAMAN MESELELERİMİZ ÇÖZÜLECEK

Bu olduğu takdirde İslam dünyasındaki bu parçalanmışlık gider hepsi bir millet olduklarını idrak ederler. Coğrafya, ırklar, töre, dil farkları bizi bağlamaz. Bizi bağlayan hepimizin ortak noktası hakikat, iyilik ve güzellik ideasında buluşmamız, İslam medeniyetinde buluşmamızdır. Hepimizin Müslüman olması ve İslam’ı yaşaması, İslam hayat tarzı, İslam düzenini yaşamasıdır. Buna vardığımız zaman ve davranışımızda da fazileti esas aldığımız zaman meselelerimiz çözülecektir. Yoksa, işte Batı’dan aldığımız sözde hak, hukuk, demokrasi prensibi ile hareket edersek, herkes kendine yonttuğu takdirde bir çözümü yok. O hukuk hocasıyla, öğrencisinin sürekli tartışması gibi. Biz de 50-60 yıldır müşahede ediyoruz, Demokrat Parti-CHP tartışması, bitmez tükenmez sonu olmayan bir tartışma. Çünkü hiçbiri senin hakkında var demez, hepsi kendisi haklıdır, karşıdaki tamamen haksızdır, her konuda. Buradan bir yere varılamaz. Eğer insanlar, faziletle, erdemle, iyilikle, güzellikle hakikatle, doğrulukla hareket etse; anlaşmak her zaman mümkündür.

ÇALIŞMA BAŞKASI İÇİNDİR

Onun için bizim önce İslam’a dönmemiz ve İslam’ı en temiz, en saf en temiz, en berrak haliyle, yeniden bulmamız, ona ermemiz, sonra birbirimize karşı adaletten de ötede faziletle hareket etmemiz gerekir. Her şeyden önce, başkasını düşünmek lazım. Hatta bu rızk konusunda da İslam’da caridir (genel). Yani çalışmamız lazım, bunu kendi rızkımızı kazanmak için yaparız, görüntüsü odur. Ama hakikatte, Allah hepimizin rızkını tekeffül etmiştir, kimse aç kalmaz. Peki o zaman niye çalışıyoruz? Herkes bir başkasının rızkını temin eder. Yani diyelimki, çalışacağız, kazanacağız, fakat başkaları için bizden başkası için, kendimiz için değil, kendi rızkımızı Allah tekeffül etmiştir. Bunu oturupta bir miras yedi gibi, bir asalak gibi yemek de var. Ama bir de sen de çalışırsın, başkalarının hizmetinde olursun, hepimizin rızkı verilir. İslam toplumunda çalışma başkaları içindir.

EN LAYIK OLANI ÖNE GEÇİRMEDİR İSLAM DÜZENİ

Size bir şey teklif edildiği zaman yani diyelim bir mevki teklif edildiği zaman, İslam’da önce şöyle düşünülür; acaba birinin hakkını yiyor muyum, birinin önüne geçiyor muyum, bu görevi benden daha iyi yapan var mıdır. Onu öne geçirme düzenidir İslam düzeni. Böylece bu düzen en parlak bir hayat yaşanmış, bugün unuttuğumuz bir toplum fazilet toplumu yaşanmıştır. Bunun binlerce misali vardır. Bunu unutmayalım. Güncel bir çok konu oluyor, bunu yaşıyoruz fakat bunların hepsi gelip geçidir. Ve İslam aleminin içinde bulunduğu acıklı durum devam etmektedir.

DİĞERİNİN HAKKINI SAVUNAN KAHRAMANLARA İHTİYAÇ VAR

Bunu aşmamız için bizim önce tekrar İslam’ın gerçek anlamı olan fazilet medeniyeti yolunu tutmamız bunu ideal olarak kabul etmemiz ve bunun içini doldurmamız lazım, geçmişi inceleyerek, düşünerek. Ve ondan sonra bunu gerçekleştirmemiz lazım. Buna çalışmamız lazım, kalıcı olan bu, sonuç getirecek olan çalışmada budur. Diriliş’te budur. Tekrar kendi sitemizi kurmamız lazım, İslam alemi için bunu yapmamız lazım ve insanlık için, insanlık da bizden bunu bekliyor. Diriliş nesli bunu yapacaktır. Kendi hakkını değil toplumun, herkesin diğer mümin kardeşinin hakkını savunan kahramanlar olarak hareket edecektir. İslam’ın yeni toplumunda yani İslam’ın dirilişi toplumunda bu olacaktır inşallah. Ve insanlık tarihinde yeni bir çağ açılacaktır inşallah. Buna hepimiz çaba sarf edeceğiz ve bunu gerçekleştireceğiz.

Hayırlı akşamlar.

*****Sezai Karakoç

İZDİHAM

İzdiham Paylaş:

Kategoriler:*****Edebiyat,*****Sezai Karakoç,*****Yazarlar

Yorum bırak

İzdiham

WordPress katkılarıyla

Yukarı dön
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 11-20-2018, 20:41   #1697
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

SON DAKİKAKATEGORİLER

ŞÜKRÜ SAK YAZDI; AMAN ALLAH'IM, İNANAMIYORUM, NUR SERTER "BAŞÖRTÜSÜ" TAKMIŞ!Allah adamı işte böyle iddiasından vurur!

19 Kasım 2018 Pazartesi 13:48

**********

(Şu sırtı dönük olan acaba Nur hanfendi mi?)

Aman Allah'ım, inanamıyorum, Nur Serter "başörtüsü" takmış?

Şükrü Sak

“Allah insanı*****iddiasından vurur!” diye,*****Muhyiddin-i Arabi Hazretlerine*****atfedilen bir söz var… Tam olarak kaynağını bilmiyorum, ama güzel bir söz… (Tabii bu sözün Muhyiddin-i Arabi Hazretlerine ait olması, meseleyi daha anlamlı ve "derinlikli" bir hale getirdi...)

Son zamanlarda, “Allah’ın iddiasından vurduğu” sağlı sollu birçok adamı görünce aklıma hep bu söz geliyor; Çünkü ben de zaman zaman,*****iddiasından vurulmuş adamların ceset tarlasından*****geçiyormuş gibi bir hisse kapılıyorum.

Bu defa “iddiasından vurulan” bir laik-kemalist, başörtüsü düşmanlığı ile bilinen bir bayan…

Mesele size belki, önemsiz gibi gelebilir, teferruat gibi görülebilir, ama bu tür hadiselerin başka bir “anlamı” daha olduğunu düşündüğüm için, görmezlikten gelemedim, bir dostun hatırlatmasıyla okuduğum bir haberden söz ediyorum…

Hadise şu;

Aydınlık’ta yer alan habere göre;

“Türk bilim dünyasından İran’a anlamlı” bir ziyaret yapılmış… Elbette, bu ziyareti yapanlar açısından ve haberi bu şekilde sunanlar bakımından, “niçin anlamlı” olduğunu bilmiyorum…

Fakat haberi okuduktan sonra,*****benim içinde oldukça “anlamlı” bir ziyaret olduğunu*****fark ettim…

İsterseniz önce haberi okuyalım kısaca;

“Türk bilim dünyasından İran’a anlamlı ziyaret

Amerikan ambargolarının hedefindeki İran’a Türk akademi dünyasının önemli isimlerinden anlamlı bir ziyaret gerçekleşti. Türk akademisyenler, İran’ın Tebriz ve Tahran şehirlerini kapsayan bir haftalık ziyaret kapsamında ülkenin önde gelen üniversiteleri ve düşünce kuruluşları ile bir araya geldi.

Aralarında, USMER ( Ulusal Strateji Merkezi) yöneticileri Prof. Dr. Cüneyt Akalın, Prof. Dr. Kürşat Yılmaz ve Eski CHP milletvekili*****Prof. Nur Serter’in de bulunduğu dokuz kişilik heyet, Tahran, Tebriz, Allame Tebatebai, İmam Sadık Üniversiteleri ile Türkiye ve İran arasında akademik ve kültürel işbirliğinin geliştirilmesi yönünde temaslarda bulunuyor.” (Türk akademisyen heyetinde şu isimler yer aldı: Prof. Dr. Cüneyt Akalın, Prof. Dr. Kürşat Yılmaz,*****Prof. Dr. Nur Serter, Prof. Dr. Lale Afrasyap, Prof. Dr. Cemlettin Göbelez, Dr. Hikmet Çevik, Prof. Levent Sevgi, Elif Eral, Ayşe Eren.)

-II-

İran'a da gider Fizân'a da...

Haberi okuyunca bende bir şaşkınlık, acaba yanlış mı okudum diye tekrar okuyorum, gözlerimi ovalayıp bir daha okuyorum, yok, resmen böyle yazıyor;

“Prof. Nur Serter” Diyor… “İran’da” diyor…

Allah Allah!.. Yahu n’oluyoruz kardeşim?

Hatırladınız değil mi Nur Serter’i?..

Bir zamanlar bize; “Mollalar İran’a” diye höykürerek yol gösteren, İslâm’a-Müslümanlara olan kin ve nefretini böyle ifade eden bir zihniyetin somut örneklerinden, damarlarında kabaran İslâm düşmanlığı sebebiyle, o netâmeli 28 Şubat sürecinde, başörtülü öğrencileri, “iknâ odalarında”, iknâ etmeye çalışan Nur Serter, Mollaların İran’ına gitmiş… Hayret?..

E ne var bunda diyebilirsiniz haklı olarak… “Bilimsel bir dayanışma” olamaz mı yani, bak haberde de geçiyor işte; “Türkiye ve İran arasında akademik ve kültürel işbirliğinin geliştirilmesi için” şeetmişler, ne var bunda diyebilirsiniz…

Bence hiçbir mahzuru yok, zaten ben işin o kısmında değilim, neticede bir “bilim kadını”… İran’a da gider Fizân’a da…

Benim takıldığım nokta çok farklı…

İşte bu haberin içinde, -İran’a yapılan bu “anlamlı” ziyaretle- ilgili fotoğraflar da koymuşlar, tabii doğal olarak benim gözüm*****fotoğrafta Nur Serter’i aradı, sonra tekrar aradı, bir daha aradı, ama bulamadı?..

Nasıl olur?..

Yoksa, ben çığlığımı bile hazırlamıştım; "Aman Allah'ım, inanamıyorum, Nur Serter "başörtüsü" takmıııış!"

Sen kalk “İran’a anlamlı bir ziyarette” bulun, bu ziyareti gerçekleştirenler listesinde üçünücü sırada adın olsun, -heyetteki en önemli isimlerden biri ol- fakat konu ile ilgili on kişinin bulunduğu fotoğrafta sen olma?.. Olacak iş değil?

Niçin sen yoksun o “anlamlı ziyaret” fotoğraflarında?

Haberi tekrar okudum, toplam üç fotoğraf kullanmışlar haberde, üçünü de tekrar tekrar ayrıntılı olarak inceledim, diğer iki bayan “bilim insanı”nın başörtülü olarak–evet evet,*****başörtülü- fotoğrafta yerlerini almışlar, fakat Nur Serter hanfendi “bilim bayanı” yok?.. Niçin?..

Sonra birden aklıma geldi; Yahu bu*****İran’da malûm, “başörtüsüz” dolaşmak yasak, acaba dedim, Nur Serter hanfendiyi de dedim,*****zorla “iknâ odasına” alıpdedim, başına dedim, “başörtüsü” mü bağladılar acaba dedim, ki o yüzden fotoğrafına sansür uygulandı veya*****“kadraja” girmemek için, başka bir bahane mi buldu dedim…

-III-

Allah adamı iddiasından vurur; Önce, "Mollalar İran'a" diye bağıttırır, sonra İran'a gönderir başını kapattırır!

Dedim oğlu dedim, aklıma bir sürü ihtimal geldi…

Sonra, dedim galiba, şu sırtı dönük olan o olabilir mi diye aklıma geldi…

Öyle ya, sen Türkiye’de “başörtüsü düşmanı” olarak nâm saldıktan sonra, git İran’a başını ört! İşte “Allah adamı-veya bayanı- böyle iddiasından vurur!” dedikleri bu olsa gerek…

Allah’ın hadiselere “ironi karakteri” vermesi anlamını da barındıran, “Mekr-i İlahî” diye bir kavram var malûm…

İşte böyle;

Allah adamı, -veya madamı- önce; “Mollalar İran’a” diye bağırttırır, sonra İran’a gönderir, başını kapattırır! Fotoğraflardan kaçırttırır…

Türkiye’de, başörtüsüne karşı verdiği “savaşımda” iknâ odaları gibi bir rezalet dayatmacılıkla adını özdeşleşir, sonra gider İran’da, “mecburen, mecburiyetten” başörtüsü taktırır!

Peki çözüm?..

Fotoğraf karesine girmemek!

Oldu mu şimdi bu?..

*

-IV-

Elbette, tek kullanımlık galoş değersizliğinde böyle bir eylemsellikle ilgili değilim, başını örtmüş, başını açmış onu da umursama durumsalına indirgemiyorum. Fakat benim dikkatimi celbeden husus şudur ki sevgili okuyucularım:

Akademi ve siyasi “yaşamı”*****başörtüsü düşmanlığı*****ile geçmiş, ismi ve cismi*****başörtüsü düşmanlığı ile özdeşleşmiş*****bir “bilim bayanı”nın nihayetinde*****İran’a gidip “başörtüsü” takmak “zorunda” kalması, başlı başına bir “ironi” değil midir? Önemsiz bir “geri bildirim” midir? Görmezden gelinecek derecede görmezden gelinecek bir haber midir?

Habere uygun bir fotoğraf koymadıkları için, Nur Serter “başörtüsü” taktı mı takmadı mı bilmiyoruz, ama Allah’ın kimleri hangi iddialarından vurduğunu biliyoruz! Hele bizim mahalledeki "iddiasından vurulmuş" zavallıların hâline*****bakınca, diyorum aman ha; "Büyük konuşma!"

*****Etiketler:*****Şükrü Sak,*****Nur Serter

Yorumlar

UYARI:*****Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Ömer ADALET19 Kasım 2018 18:16

Allah insanı iddiasından vurur sözü Muhyiddin-i ARABI hazretlerine aittir...

Beğendim (1)Beğenmedim (0)YanıtlaŞükrü Sak19 Kasım 2018 19:03

Ömer Adalet, eyvallah... Tabii, şimdi bu söz, daha anlamlı hale geldi ve ayrı bir "derinlik" kazandı!

Beğendim (2)Beğenmedim (0)Yanıtlaömer adalet19 Kasım 2018 15:44

Şükrü beyden veyahut site adminden ricam “Allah adamı iddiasından vurur!” sözünün ismet özel gibi çapsıza ait olmadığı gibi sözün doğrusunun da “Allah insanı iddiasından vurur!” şeklinde düzeltilmesini rica ediyorum...

Beğendim (1)Beğenmedim (0)Yanıtla

GeriAna SayfaNormal Görünüm© 2015 Nabız Haber
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 11-21-2018, 18:17   #1698
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Kahraman Pelerinli Vesayet Bekçisi!

Aslan DeğirmenciKÖŞE YAZISI1 Aralık 2017

Siyasi pazarlama ve toplum mühendisliği ile 28 Şubat’ta askeri vesayete karşı direnç gösterdiği iddia edilen Meral Akşener üzerine yeni projeler inşa edilmeye devam ediliyor. Ancak temel sağlam olmayınca, inşaat sağlıklı yürümüyor, umutlarda artçı sallantılar sürüyor. Gerçeğin ortaya çıkmasıyla beraber deprem ve yıkım kaçınılmaz! O gerçeklerden biri de Akşener’in 28 Şubat’ın kahramanlarından değil, aktörlerinden birisi olduğudur!

Siyasi pazarlama ve toplum mühendisliği ile 28 Şubat’ta askeri vesayete karşı direnç gösterdiği iddia edilen Meral Akşener üzerine yeni projeler inşa edilmeye devam ediliyor.

Ancak temel sağlam olmayınca, inşaat sağlıklı yürümüyor, umutlarda artçı sallantılar sürüyor. Gerçeğin ortaya çıkmasıyla beraber deprem ve yıkım kaçınılmaz! O gerçeklerden biri de Akşener’in 28 Şubat’ın kahramanlarından değil, aktörlerinden birisi olduğudur!

Yıl 1997… Çankaya Köşkü’nde MGK toplantısı başlamıştır. Gerilim yüksektir. Direnen Erbakan Hoca yalnız da olsa sözünü esirgememekte; askeri vesayetin sunduğu materyallere itiraz etmektedir. Tutanaklar bu tezimizi doğruluyor. Tutanaklar yıllarca kahraman kostümü giydirilen Akşener için aksini gösteriyor.

Direnmek Yerine Destek

Akşener’in 28 Şubat 1997 günü öğleden sonra başlayan ve 9.5 saat süren tarihi MGK toplantısında cuntanın dayattığı 18 maddeye ve cunta yapısına karşı sarf ettiği sözler gündemden kaçırılıyor. İrtica üzerine cunta heyeti akla mantığa sığmayan iddialar gündeme getirirken, rejim aleyhtarı olduğu öne sürülen faaliyetler masaya getirilirken, toplantıda olan İçişleri Bakanı Meral Akşener, sessiz kalmayı, başını sallayarak desteklemeyi tercih ederken, toplantı sonuna doğru; “Biz, yeni atanan emniyet müdürlerine talimatları verdik.

Aynı şekilde gelecek haftalarda da valilerle bir toplantı yapıp dikkatlerini tekrar çekeceğiz, konuyu hassasiyetle, dikkatle takip edeceğiz” diyordu. Bu sözleri ile Akşener’in cuntaya direnmek yerine, destek verdiği, yeni atadığı emniyet müdürlerini askeri vesayetin dayattığı baskıyı millete uygulamaları için kodladığı, cuntanın taleplerini valilerle de paylaşıp; gereğini yapacağını beyan ettiği anlaşılıyor.

MGK Toplantısında Kurabiye Keyfi

MGK toplantısında MGK Genel Sekreteri Emekli Orgeneral İlhan Kılıç’a yakın oturan Akşener, masada gerilim tırmandığında müdahil olmak yerine kurabiye yiyordu. Üstelik İlhami Kılıç’ın ikram ettiği kurabiyeleri büyük bir iştahla yiyor; yetmiyor yıllar sonra bir söyleşisinde “İlhami Kılıç çok babacan biriydi.” diyordu. Türkiye tarihine “post modern darbe” olarak geçen ve toplum ile siyaset üzerinde derin postal izleri bırakan 28 Şubat’ın mimarlarından olan Kılıç’ı öve öve bitiremiyordu!

Örtülü ve Açık Operasyonlar

Hatırlanacağı üzere; Necmettin Erbakan’ın başbakanlığında kurulan REFAHYOL koalisyon hükümeti, dönemin komutanları ve Cumhurbaşkanı Demirel’in verdiği destek ile iktidardan indirilmişti. Demirel örtülü operasyonlarda cunta karargahının hep yanında durmuş, yürütülen psikolojik harekâtın bir parçası olmuştu.

Akşener de, Demirel ile oldukça yakınlaşmıştı! Hatta Emniyet müdürleri taslak kararnamesini Erbakan’a onaylatan Akşener, Demirel’in isteği üzerine gizlice değiştirmişti. Bu o günlerde büyük krize neden olsa da karmaşık sosyal ve siyasal atmosferden dolayı medyanın dikkatini çekmemişti! Akşener, sessiz sedasız, emniyet teşkilatının yapısında Başbakan Erbakan’dan habersiz önemli değişikliklere imza atmaya devam etti. Devlet teamüllerine aykırı şekilde emniyette görevden almalar aralıksız sürdü.

Hiç Boş Durmadı

MGK’nın aldığı skandal kararların savunuculuğunu hemen her platformda üstlenen Akşener, gazetecilerin sorularına, “kesinlikle askerin bir dayatması olarak görülmemelidir.” şeklinde cevaplar verdi. “İrtica ile mücadele” adı altında milletin değerlerine savaş açan kararları meşru gören Akşener, İmam Hatip okullarını vesayet altına almak için de boş durmadı. İlk ve orta dereceli okullar için 25 Kasım 1996’da Bakanlar Kurulu’na sunduğu taslak düzenleme ile harekete geçti. Planı gören ve anlayan Refah Partisi’nin karşı koyuşu sayesinde düzenleme hayata geçirilmedi.

Akşener’in Verdiği Uygulama Emri

Dönemin İçişleri Bakanı Meral Akşener’in 28 Mart günü valilik ve emniyet müdürlüklerine yazdığı uygulama emri var ki; cuntanın “Şeriat geliyor!” şeklindeki sun’i korku politikasına tam destek anlamına geliyordu. Uygulama emrinde tarikatlara baskı isteniyor, okullarına müdahale, yurtlarına işlem yapılması emri veriliyordu. (O dönem tüm tarikat ve cemaatler bu operasyonlara maruz kalırken FET֒nün de önü açılıyordu.)

Medreselerin, Kur’an Kursları’nın da mülki amirlerce yakından izlenmesi, gerektiği takdirde kapatılması istenen uygulama emrinde; dernek ve vakıfların derhal gözlem altına alınması, irticai faaliyette bulunan yöneticiler hakkında yasal takibata girişilmesi emri yer alıyordu.

Milleti Kafese Alma Girişimi

Hatta söz konusu emirde, “Kamu kurum ve kuruluşları ile belediyelere, aşırı dinci kesimden veya yasa dışı örgütlerden muhtemel sızmaların önlenmesi için, personel alımı ve çalıştırılmasının devamlı takip edilmesi, sızan bu tip personelin işine son verilmesi…” ifadelerine yer veriliyor, “Ülke sorunlarının çözümünü “millet” kavramı yerine “ümmet” kavramı bazında ele alarak sonuçlandırmayı amaçlayan ve bölücü terör örgütüne de aynı bazda yaklaşarak onları cesaretlendirici girişimler önlenmelidir.” denilerek, Müslümanlar bölücü ilan ediliyordu!

Söz konusu genelge, İçişleri Bakanı Meral Akşener tarafından Cumhurbaşkanlığına, Başbakanlığa, Bakanlığının tüm birimleri ile illerin valiliklerine gönderiliyordu.

Kısa süre sonra İçişleri Bakanlığı tarafından Refah Partisi’ne ait belediyelere soruşturma başlatılıyordu.

Refah Partisi, ‘irtica’ ve ‘laiklik karşıtlığı’ gibi abes iddialarla linç edilmeye çalışılıyorken, Akşener imzalı genelge ile yüzlerce Refah Partili belediye emniyet tarafından gözlem altına alınıyordu.

Tepkiler yükseliyordu. Haklarını arayanlar doğal olarak eylemler düzenliyor, küçük çaplı toplantılarda bir araya geliyorlardı. Yürüyüşler ve hatta toplantılar da Akşener tarafından yasaklanıyor, hak mücadelesi verenler hakkında 15 Hazirandan itibaren soruşturmalar açılıyordu.

Tanklara Direnmek Yerine Siyasete Direndi

28 Şubat’ın sembol isimlerinden Bekir Yıldız meselesi var birde…

Yıldız, 30 Ocak 1997’de Sincan Belediyesi “Kudüs Gecesi”nde sahneye konulan oyundaki “cihat” vurgusuyla hedef oldu. Tanklar, Sincan sokaklarında yürürken Bekir Yıldız belediye başkanıydı.

İçişleri Bakanı Meral Akşener, tanklar siyasetin üzerinden geçerken, Bekir Yıldız’ı görevden uzaklaştırdı. Daha sonra ise Bekir Yıldız tutuklanarak cezaevine konuldu.

Sivil Siyasete İhanet

Gelelim 28 Şubat ile yüzleşme ve hesaplaşma dönemine. Cunta mahkeme önündeydi. Yargılama sürecinde, 28 Şubat sürecinde sürekli gündeme getirilen Emekli Korgeneral Çetin Saner’in Akşener’e yönelik “Yağlı Kazığa Oturturum.” sözleri mahkeme gündemine getirildi.

Tabii Akşener’e o sözler hatırlatılıp, “Şikâyetçi misiniz?” diye soruldu. İddianamede mağdur müşteki gözüken 28 Şubat sürecinin İçişleri Bakanı, Çetin Saner’den “yağlı kazık” sözleri nedeniyle şikayetçi olmadı.

Algılar çöktü, gerçek o gün daha da belirginleşti. Sivil siyaseti savunduğu iddia edilen Akşener, kayıt dışı siyasete hizmet ettiğini, bu yolda gerektiği takdirde en ağır hakaretleri bile sindirebileceğini görmemizi sağladı

http://www.yorungedergi.com/2017/12/...sayet-bekcisi/
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 11-22-2018, 07:41   #1699
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Yazarlar

Bugün YazanlarTüm Yazarlar

Ahmet KEKEÇakekec@stargazete.comYekta Güngör Özden'in esrarengiz arkadaşları

Ahmet KEKEÇ tüm yazıları21 Kasım 2018 Çarşamba

Bir zamanlar*****Yeni Şafak’ta*****“Mehmet E. Yavuz”*****imzasıyla yazan arkadaş anlatmıştı:*****“Ne zaman Yekta Güngör Özden'le ilgili bir yazı yazsam, aynı daktilodan çıkmış tuhaf mektuplar gelir...”

“Tuhaf”*****sözcüğünü o zamanlar biraz abartılı bulmuştum.*****

Çünkü olayı neredeyse*****“polisiye”*****bir hava katarak anlatmış, söz konusu mektupların tek merkezden, muhtemelen Yekta Bey'i seven ve gözeten biri ya da birileri tarafından gönderildiğini söylemişti.*****

Ben de arkadaşın kuruntusunu*****Forsyth, Le Carre, Clancy*****düşkünlüğüne verip, gülüp geçmiştim.*****

İnanmadığımı görünce, ertesi gün elinde dört adet mektup, çıkıp geldi.*****

“Bak”*****dedi,*****“Özellikle üsluba ve mektup sahibinin imzasına dikkat et...”

Biri Çankaya'dan, ikisi Kavaklıdere'den postalanmış; dördüncüsünün üzerindeki damga okunmuyor.*****

Dört mektubun formatı da aynı...*****

Aynı daktilo aralığı...*****

Aynı paragraf boşluğu...*****

Aynı imla bozukluğu ve Türkçe zevksizliği...*****

En dikkat çeken benzerlik, dört mektubun da devlet dairelerinde kullanılan ağır gramajlı dosya kâğıdına yazılmış olması.*****

İsimler farklı ama imzadaki kaligrafi aynı.*****

Mektup sahipleri, arkadaşımızı cahillikle, ahmaklıkla, bölücülükle,*****“durup dururken Yekta Bey'e sataşmakla”*****suçluyor ve böyle devam ederse*****“başına kötü şeylerin gelebileceğini”*****hatırlatıyor. Ardından, yakası açılmadık bir yığın küfür ve hakaret...*****

“Bunların aynı şahıs tarafından yazıldığını anlamak için uzman olmaya gerek yok”dedim.*****

Bir şey daha dikkatimi çekti: Mektup sahipleri Yekta Güngör Özden'i çok iyi tanıyor, hangi saatte nerede olduğunu, kimlerle görüştüğünü, hangi konuda ne düşündüğünü çok iyi biliyor.*****

Aklıma*****Taha Kıvanç'ın bir yazısı geldi; o da bir vakitler Yekta Bey'in esrarengiz hayranlarından yakınıyordu.*****

O da birtakım mektuplara muhatap olmuştu...*****

Ortaya şöyle bir durum çıkıyor:*****Kavaklıdere-Çankaya*****bölgesinde ikamet eden Yekta Güngör Özden hayranı bir*****“ruh hastası”, vazifelendirilmiş gibi her gün üşenmeden gazeteleri tarıyor, Yekta Güngör Özden aleyhtarı yazıları tespit ediyor ve sonra da oturup bunlara cevaplar yazıyor; üstelik bu ruh hastası, Yekta Bey'le ilgili çok özel bilgilere sahip:*****

“Sen Yekta bey'in falanca kişiyle görüştüğünü yazıyorsun ama Yekta Bey o saatte filanca yerdeydi”*****gibilerden...*****

Taha Kıvanç ve Mehmet E. Yavuz’u o zaman çok kıskanmıştım.*****

Hatta Yekta Güngör Özden'le ilgili yazdıklarım gözden kaçıyor, okunmuyor galiba diye üzülmüştüm.*****

Bir süre sonra ben de mektuplar almaya başladım.*****

Daha önce gördüklerime benzer mektuplar.*****

Aynı daktilo aralığı...*****

Aynı paragraf düzeni...*****

Aynı özensiz yazım...*****

Aynı Türkçe zevksizliği...*****

Özellikle bir imza dikkatimi çekmişti:*****Halil Soytaş.

Halil Bey küfrediyordu. Sonra da,*****“Niçin Yekta Bey'e çatıyorsunuz? Bu milletin kaç Yekta Bey'i var?”*****diye vicdan yapıyordu.*****

Dün, Sözcü gazetesinde Yekta Güngör Özden imzalı*****“Ezan”*****yazısını okuyunca, aklıma o “esrarengiz arkadaşlar” geldi.*****

Hemen belirteyim:*****

Yekta Bey*****“Türkçe ezan”*****yanlısı...*****

Ezanın Türkçe olmasına direnmek,*****“kendine yabancılaşmak”mış. (Görüldüğü üzere, felsefe yapıyor.)*****

Sadece ezanın değil, Kur’an’ın da Türkçe okunmasını istiyor.*****

Tersini savunanlara*****“Tutucular, sömürücüler”*****diye hakaret ediyor.*****

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan söz ederken de bazı*****“rahatsız”*****ulusalcılar gibi terbiyesizleşiyor:*****“RTE”*****diyor. İsmini anmamaya özen gösteriyor. Kendince aşağılıyor.*****

Yekta Bey*****“yabancılaşma”*****kavramından ne anlıyor bilmiyorum ama (anlamadığı kesin), bu topraklarda bin küsur yıllık geleneği bulunan*****“ezan”*****uygulamasına*****“yabancılaşma”*****diyecekse, hiç geleneği bulunmayan bazı devrimleri (mesela şapka devrimini) nasıl açıklayacak?*****

Pıtrak gibi çoğalan*****“mantar kafaları”hatırlayıp,*****“Bu görüntüleri oluşturmak kendine yabancılaşmaktır”*****diyebilecek mi?*****

Demeyecek.*****

Esrarengiz arkadaşlarını devreye sokacak.*****

Eskiden gülüp geçiyordum.*****

Bu kez öyle yapmayacağım. Aldığım ilk hakaret mektubundan sonra savcılığa gidip o mektupların bizzat*****Yekta Güngör Özdentarafından yazıldığını ihbar edeceğim.*****

İddiamı da kanıtlayacağım
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Alt 11-23-2018, 06:46   #1700
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

*****T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞITELİF HAKLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

Neredeyim : Bandrol Alınan Kitapların Künye BilgileriBandrol Alınan Kitapların Künye Bilgileri

2018 yılı içerisinde şeçili tarihten itibaren 7 günlük gösterim olmaktadırTarih Seçiniz:*****

Toplam Sonuç: 1661

Eser Adı*****Eser Türü*****Yazarı*****Baskı SayısıYayın Evi*****Satış Tarihi*****YAKIN DÖNEM TÜRKİYE TARİHİYETİŞKİNHÜSEYİN ÖZHAZAR1TİRE BASIN YAYIN EĞİTİM VE ORGANİZASYON SANAYİ TİCARET LTD ŞTİ16.11.2018CENNET VE CEHENNEMİZ GÖLGESİNDEYETİŞKİNUĞUR AFLAY1EĞİTEN KİTAP YAYINCILIK ORGANİZASYON LİMİTED ŞİRKETİ16.11.2018CUMHURİYET DÖNEMİ İLK KÜRT İSYANLARI 1924-1936YETİŞKİNBÜLENT TEKİN1EĞİTEN KİTAP YAYINCILIK ORGANİZASYON LİMİTED ŞİRKETİ16.11.2018VAHİY VADİSİNDEN ANKA KUŞUNUN ÇAĞRISIYETİŞKİNBENGÜ AYDOĞDU1EĞİTEN KİTAP YAYINCILIK ORGANİZASYON LİMİTED ŞİRKETİ16.11.2018DERSİMDEN TUNCELİYE GİDEN YOLYETİŞKİNBÜLENT TEKİN1EĞİTEN KİTAP YAYINCILIK ORGANİZASYON LİMİTED ŞİRKETİ16.11.2018MARKS RADİYALLAHU ANH'IN İZİNDEYETİŞKİNOSMAN AKYOL1EĞİTEN KİTAP YAYINCILIK ORGANİZASYON LİMİTED ŞİRKETİ16.11.2018ARKADAŞIM YARASAEĞİTİMSEVGİ BALCI1EĞİTEN KİTAP YAYINCILIK ORGANİZASYON LİMİTED ŞİRKETİ16.11.2018PANPAN VE ULU AĞAÇÇOCUK-GENÇLİKSEVGİ BALCI1EĞİTEN KİTAP YAYINCILIK ORGANİZASYON LİMİTED ŞİRKETİ16.11.2018KENE KENİŞ FİRARDAÇOCUK-GENÇLİKSEVGİ BALCI1EĞİTEN KİTAP YAYINCILIK ORGANİZASYON LİMİTED ŞİRKETİ16.11.2018ÇANAKKALE'NİN GİZEMLERİÇOCUK-GENÇLİKSEVGİ BALCI1EĞİTEN KİTAP YAYINCILIK ORGANİZASYON LİMİTED ŞİRKETİ16.11.2018DÜNYAMIZ İÇİN ELELEÇOCUK-GENÇLİKSEVGİ BALCI1EĞİTEN KİTAP YAYINCILIK ORGANİZASYON LİMİTED ŞİRKETİ16.11.2018YUNUSCUK VE SU DAMLASIÇOCUK-GENÇLİKSEVGİ BALCI1EĞİTEN KİTAP YAYINCILIK ORGANİZASYON LİMİTED ŞİRKETİ16.11.2018SOKAKTAKİ DOSTLARIMIZÇOCUK-GENÇLİKSEVGİ BALCI1EĞİTEN KİTAP YAYINCILIK ORGANİZASYON LİMİTED ŞİRKETİ16.11.2018ÇEVRECİ DODOT OTOBÜSÇOCUK-GENÇLİKSEVGİ BALCI1EĞİTEN KİTAP YAYINCILIK ORGANİZASYON LİMİTED ŞİRKETİ16.11.2018MACERA OKUL YILIÇOCUK-GENÇLİKSEVGİ BALCI1EĞİTEN KİTAP YAYINCILIK ORGANİZASYON LİMİTED ŞİRKETİ16.11.2018MERCİMEK CUP CUPÇOCUK-GENÇLİKSEVGİ BALCI1EĞİTEN KİTAP YAYINCILIK ORGANİZASYON LİMİTED ŞİRKETİ16.11.2018FLALA KUŞ CENETTİNDEÇOCUK-GENÇLİKSEVGİ BALCI1EĞİTEN KİTAP YAYINCILIK ORGANİZASYON LİMİTED ŞİRKETİ16.11.2018İÇİMİZDEKİ ÇOCUKYETİŞKİNMEHMET DOĞAN CÜCELOĞLU58REMZİ KİTABEVİ NEŞRİYAT SANAYİ VE TİCARET A.Ş.16.11.2018TARİHSEL SÜREÇ İÇİNDE DÜNYA EKONOMİSİYETİŞKİNAHMET MAHFİ EĞİLMEZ2REMZİ KİTABEVİ NEŞRİYAT SANAYİ VE TİCARET A.Ş.16.11.2018READER IN USE 2EĞİTİMABUBEKİR YILDIZGÖRER1PELİKAN TIP VE TEKNİK KİTAPÇILIK TİC.LTD.ŞTİ.16.11.2018AMERİKAN DIŞ POLİTİKASINDA AFRİKAAKADEMİKAHMET KAVAS,HASAN AYDIN1ALELMAS GIDA İNŞAAT.TAAHHÜT SAN.VE TİC.LTD.ŞTİ.16.11.2018YDS YÖKDİL FRANSIZCA TEST KILAVUZUEĞİTİMYELİZ DEMİRHAN2PELİKAN TIP VE TEKNİK KİTAPÇILIK TİC.LTD.ŞTİ.16.11.2018GERÇEK ÖZGÜRLÜKYETİŞKİNMEHMET DOĞAN CÜCELOĞLU8REMZİ KİTABEVİ NEŞRİYAT SANAYİ VE TİCARET A.Ş.16.11.201840 HİKAYEDE SAYISAL SÖZEL MANTIK PROBLEMLERİEĞİTİMGAMZE ÇELİK2PELİKAN TIP VE TEKNİK KİTAPÇILIK TİC.LTD.ŞTİ.16.11.2018YILDIZLI TARİFLERYETİŞKİN KURGUYILDIZ ÖZ SAMAHA1BİNİKİYÜZONBEŞ YAYINCILIK EĞİTİM VE KÜLTÜR HİZM. TİC. A.Ş.16.11.2018DEĞİŞİM SÜRECİNDE TÜRKİYEYETİŞKİNAHMET MAHFİ EĞİLMEZ14REMZİ KİTABEVİ NEŞRİYAT SANAYİ VE TİCARET A.Ş.16.11.2018SAÇI KISA TUTMA SANATIYETİŞKİN KURGUİMRE İŞMEN1BİNİKİYÜZONBEŞ YAYINCILIK EĞİTİM VE KÜLTÜR HİZM. TİC. A.Ş.16.11.2018OLDUĞUN YERDEYİMYETİŞKİN KURGUHİKMET GÜLAY1BİNİKİYÜZONBEŞ YAYINCILIK EĞİTİM VE KÜLTÜR HİZM. TİC. A.Ş.16.11.2018BULUTLARIN ÜZERİNE TIRMANIRKENYETİŞKİNMEHMET CEM KOZLU13REMZİ KİTABEVİ NEŞRİYAT SANAYİ VE TİCARET A.Ş.16.11.2018KUR'AN-I KERİM'DE ADAB-I MUAŞERETİNANÇMEHMET ZEKİ DUMAN2FCR YAYIN REKLAM BİLGİSAYAR SAN.VE TİC.LTD.ŞTİ.16.11.2018ÇOBAN HERKÜL'Ü YORDUYETİŞKİNÖZGEN ACAR1ARKADAŞ YAYINCILIK VE PAZARLAMA İNŞAAT TAAHHÜT VE DIŞ TİC.LTD.ŞTİ16.11.2018YKS AYT CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI SORU KİTABI.EĞİTİMTAYLAN TATLI1PALME YAYIN DAĞITIM PAZARLAMA SAN. VE TİC. LTD.ŞTİ16.11.2018KONU BAŞLIKLI ARAPÇA SORU BANKASIEĞİTİMRECEP ÇİNKILIÇ1FATİH GÜNEŞ16.11.2018DÜNYANIN MERKEZİNE YOLCULUKÇOCUK-GENÇLİKJULES VERNE10ARKADAŞ YAYINCILIK VE PAZARLAMA İNŞAAT TAAHHÜT VE DIŞ TİC.LTD.ŞTİ16.11.2018YKS TYT BİYOLOJİ SORU KİTABIEĞİTİMMEHMET GÜNTÜRKÜN ÖZMEN,İLKER RECEP İHSAN NAFİLE,TAYFUN SÖZEREN1YAZIT YAYIN DAĞITIM PAZ.İÇ VE DIŞ TİC.LTD.ŞTİ.16.11.2018YKS TYT MATEMATİK 20 Lİ DENEME SINAVI KİTABI.EĞİTİMCAN YALÇINKAYA,SİNAN YILMAZ,SEFA YILDIZ UĞURLU1NİTELİK BASIN YAYIN ORG.MAT.REK.SAN.TİC.LTD.ŞTİ.16.11.2018YKS TYT TÜRKÇE 20 Lİ DENEME SINAVI KİTABI.EĞİTİMSUNA GÜRAKAN,NALAN BAYRAM GÜNDÜZ,MUSTAFA CEYDİLEK,NURİ CEYDİLEK1NİTELİK BASIN YAYIN ORG.MAT.REK.SAN.TİC.LTD.ŞTİ.16.11.2018TENEKE TRAMPETÇOCUK-GENÇLİKSTEİDL .3ARKADAŞ YAYINCILIK VE PAZARLAMA İNŞAAT TAAHHÜT VE DIŞ TİC.LTD.ŞTİ16.11.2018MAHŞEHRİ AŞKYETİŞKİNMURAT SERKAN ÖNDER1MUAMMER CAN - TEMREN YAYINEVİ16.11.2018A GRUBU MALİYE SORU BANKASIEĞİTİMNİHAN SAVAŞKAN1BEYAZKALEM YAYINCILIK EĞİT.SAN.TİC.LTD.ŞTİ.16.11.2018BİR BİLİM ADAMININ ROMANIYETİŞKİNOĞUZ ATAY57İLETİŞİM YAYINCILIK GAZ. BASIN SANAYİ VE TİC. A.Ş.16.11.2018TEHLİKELİ OYUNLARYETİŞKİNOĞUZ ATAY46İLETİŞİM YAYINCILIK GAZ. BASIN SANAYİ VE TİC. A.Ş.16.11.2018MİLLİ MÜCADELEDE SOMAYETİŞKİNsamet arıcıoğlu1SAMET ARICIOĞLU16.11.2018KİTAB-ÜL HİYELYETİŞKİNİHSAN OKTAY ANAR31İLETİŞİM YAYINCILIK GAZ. BASIN SANAYİ VE TİC. A.Ş.16.11.2018A GRUBU MUHASEBE SORU BANKASIEĞİTİMTÜRKAN AYDOĞMUŞ1BEYAZKALEM YAYINCILIK EĞİT.SAN.TİC.LTD.ŞTİ.16.11.2018A GRUBU İKTİSAT SORU BANKASIEĞİTİMİSMET EMİR KUDUBEŞ1BEYAZKALEM YAYINCILIK EĞİT.SAN.TİC.LTD.ŞTİ.16.11.2018A GRUBU İŞLETME SORU BANKASIEĞİTİMSÜHEYLA TÜRKMEN1BEYAZKALEM YAYINCILIK EĞİT.SAN.TİC.LTD.ŞTİ.16.11.2018A GRUBU HUKUK SORU BANKASIEĞİTİMSÜHEYLA TÜRKMEN1BEYAZKALEM YAYINCILIK EĞİT.SAN.TİC.LTD.ŞTİ.16.11.2018A GRUBU KAMU HUKUKU KONU ANLATIMLIEĞİTİMSÜHEYLA TÜRKMEN1BEYAZKALEM YAYINCILIK EĞİT.SAN.TİC.LTD.ŞTİ.16.11.2018SUSKUNLARYETİŞKİNİHSAN OKTAY ANAR21İLETİŞİM YAYINCILIK GAZ. BASIN SANAYİ VE TİC. A.Ş.16.11.2018EFRASİYAB'IN HİKAYELERİYETİŞKİNİHSAN OKTAY ANAR34İLETİŞİM YAYINCILIK GAZ. BASIN SANAYİ VE TİC. A.Ş.16.11.2018PUSLU KITALAR ATLASIYETİŞKİNİHSAN OKTAY ANAR64İLETİŞİM YAYINCILIK GAZ. BASIN SANAYİ VE TİC. A.Ş.16.11.20181203 TYT-YKS TARİH SORU BANKASIEĞİTİMİSMAİL BOYRAZ5MU BA YAYINCILIK LTD.ŞTİ16.11.20181351 HUKUK SORU BANKASIEĞİTİMÜMİT ERKAN DURNA5MURAT YAYINLARI LTD. ŞTİ.16.11.2018BABAANNEMİN EVİÇOCUK-GENÇLİKGÜLDEM ŞAHAN2EKSİK PARÇA YAYINCILIK TİC.SAN.A.Ş16.11.2018KRAL ŞAKİRÇOCUK-GENÇLİKHALUK CAN DİZDAROĞLU10EKSİK PARÇA YAYINCILIK TİC.SAN.A.Ş16.11.2018SEN HASTA DEĞİLSİNYETİŞKİNİZZET GÜLLÜ1İZZET GÜLLÜ16.11.2018KRAL ŞAKİR 2 MACERA DEVAM EDİYORÇOCUK-GENÇLİKHALUK CAN DİZDAROĞLU8EKSİK PARÇA YAYINCILIK TİC.SAN.A.Ş16.11.2018KRAL ŞAKİR 3 ANLATSAM FİLM OLURÇOCUK-GENÇLİKHALUK CAN DİZDAROĞLU7EKSİK PARÇA YAYINCILIK TİC.SAN.A.Ş16.11.2018KRAL ŞAKİR 4-HAYAT KISA FİLLER UÇUYORÇOCUK-GENÇLİKHALUK CAN DİZDAROĞLU3EKSİK PARÇA YAYINCILIK TİC.SAN.A.Ş16.11.2018MADEN MÜHENDİSLERİ ÇALIŞMA ALANLARI ÇALIŞTAYIYETİŞKİNHÜRRİYET DEMİRHAN1TMMOB MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI16.11.2018TARİHSEL BİR PERSPEKTİFTEN, SAĞLIK SOSYOLOJİSİAKADEMİKİSMAİL SEÇKİN KARA,MİNEŞ KILIÇ,MİNE ERSEVİNÇ,AYŞE YILDIZ1NOBEL TIP KİTABEVLERİ LTD. ŞTİ.16.11.2018BİR DENİZ EFSANESİÇOCUK-GENÇLİKnesrin hazer1NESRİN HAZER16.11.2018EVDE VE OKULDA DİSLEKSİAKADEMİKSERPİL BAKACAK,FİGEN KÖSEM1NOBEL TIP KİTABEVLERİ LTD. ŞTİ.16.11.2018DEFİNENİN PEŞİNDE-1ÇOCUK-GENÇLİKnesrin hazer1NESRİN HAZER16.11.2018DEFİNENİN SIRRI-2ÇOCUK-GENÇLİKnesrin hazer1NESRİN HAZER16.11.2018DEFİNENİN ŞİFRESİ-3ÇOCUK-GENÇLİKnesrin hazer1NESRİN HAZER16.11.2018D52: 52 HAFTADA TEMEL DAVUL DERSLERİ.YETİŞKİNGERÇEK DORMAN5OSMAN YİĞİT ATAMAN16.11.2018KOŞULSUZ EBEVEYNLİK: ÖDÜL VE CEZALARI TERK EDİP SEVGİ VE AKILCILIĞA YÖNELMEK...YETİŞKİNALFİE KOHN5OSMAN YİĞİT ATAMAN16.11.2018KORKUSUZ AĞ KURMAYETİŞKİNTODD FALCONE3N FİKİR ATÖLYESİ YAYINCILIK EĞİTİM VE DANIŞMANLIK HİZMETLERİ TİCARET LTD. ŞTİ16.11.2018KORKUSUZ AĞ KURMAYETİŞKİNTODD FALCONE4N FİKİR ATÖLYESİ YAYINCILIK EĞİTİM VE DANIŞMANLIK HİZMETLERİ TİCARET LTD. ŞTİ16.11.2018KEDİ, KÖPEK VE KÜÇÜK MEMELİLER İÇİN NEKROPSİ KILAVUZUAKADEMİKSEAN P. MCDONOUGH,TERESA SOUTHARD1NOBEL TIP KİTABEVLERİ LTD. ŞTİ.16.11.201879 AĞ PAZARLAMA TÜYOSUYETİŞKİNWES LINDEN3N FİKİR ATÖLYESİ YAYINCILIK EĞİTİM VE DANIŞMANLIK HİZMETLERİ TİCARET LTD. ŞTİ16.11.201879 AĞ PAZARLAMA TÜYOSUYETİŞKİNWES LINDEN4N FİKİR ATÖLYESİ YAYINCILIK EĞİTİM VE DANIŞMANLIK HİZMETLERİ TİCARET LTD. ŞTİ16.11.2018ÇOK KATLI BİR PARA MAKİNESİ İNŞA ETMENİN YOLLARIYETİŞKİNRANDY GAGE3N FİKİR ATÖLYESİ YAYINCILIK EĞİTİM VE DANIŞMANLIK HİZMETLERİ TİCARET LTD. ŞTİ16.11.2018ÇOK KATLI BİR PARA MAKİNESİ İNŞA ETMENİN YOLLARIYETİŞKİNRANDY GAGE4N FİKİR ATÖLYESİ YAYINCILIK EĞİTİM VE DANIŞMANLIK HİZMETLERİ TİCARET LTD. ŞTİ16.11.2018GENEL HATLARIYLA ANTİK DÖNEM HİNDİSTAN TARİHİ VE KÜLTÜRÜYETİŞKİNYALÇIN KAYALI1ÖMER ARLI - ÇİZGİ KİTABEVİ - YAYINCILIK16.11.2018İTHAL BANDROLİTHALOXFORD YAYINCILIK LTD. ŞTİ.16.11.2018PREPARATİON FOR YDS READİNGEĞİTİMFATMA BENAY BOZDOĞAN,NİLÜFER KARACA1HACETTEPE YAYINCILIK KİTAPCILIK LİMİTED ŞİRKETİ16.11.2018TARİHİ VE KÜLTÜR VARLIKLARIYLA AYDIN GÜZELHİSARIYETİŞKİNMUZAFFER YILMAZ1ÖMER ARLI - ÇİZGİ KİTABEVİ - YAYINCILIK16.11.2018JOY HARJO ŞİİRİNDE KÜLTÜREL NOSTALJİYETİŞKİNMEMET METİN BARLIK1ÖMER ARLI - ÇİZGİ KİTABEVİ - YAYINCILIK16.11.2018BROKE & LİGHT (CİLTLİ)YETİŞKİN KURGUZEYNEP ARMAĞAN2LADES KİTAP YAYIN PAZARLAMA SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.16.11.2018BROKE & LIGHT (CİLTSİZ)YETİŞKİN KURGUZEYNEP ARMAĞAN3LADES KİTAP YAYIN PAZARLAMA SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.16.11.2018İSTİHBARAT ÖRGÜTLERİYETİŞKİN KURGUKENAN KARATAŞ1LADES KİTAP YAYIN PAZARLAMA SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.16.11.2018KREM BAHANE CİNAYET ŞAHANEYETİŞKİN KURGUFERİDE ELVAN SAYAR1OĞLAK YAYINCILIK VE REKLAMCILIK LTD.ŞTİ.16.11.2018ANADOLU'NUN ŞİFRELERİYETİŞKİN KURGUGÜRCAN YAMAN1ALEF TANITIM, YAYINCILIK VE ORGANİZASYON SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.16.11.2018BEKLEME ODASIYETİŞKİN KURGUDİLEK ÇINAR1ALEF TANITIM, YAYINCILIK VE ORGANİZASYON SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.16.11.2018ÂDÂB VE FAZÎLETLERİYLE DUÂLARİNANÇİBRAHİM COŞKUN,MEVLÜT ÇALIŞKAN,YUSUF DANEGÖZ1FAZİLET NEŞRİYAT VE TİC. A.Ş.16.11.2018PEREN AĞACA KAÇTIÇOCUK-GENÇLİKPINAR SUR ÜSTÜNKOL1KUZEY IŞIĞI KAĞIT ÜRÜNLERİ HEDİYELİK EŞYA İTHALAT İHRACAT SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ16.11.2018TEPEDEN TIRNAĞAÇOCUK-GENÇLİKERİC CARLE4KURALDIŞI YAYINCILIK EĞİTİM DANIŞMANLIK LTD. ŞTİ.16.11.2018MİNİK TOHUMYETİŞKİN KURGUERİC CARLE11KURALDIŞI YAYINCILIK EĞİTİM DANIŞMANLIK LTD. ŞTİ.16.11.2018+ 3. SINIF BİLSEM KONU ANLATIMLI_EDİTÖREĞİTİMTURGUT MEŞE1DATA KİTAPEVİ KIRTASİYE YAYIN DAĞITIM ÖZEL EĞİTİM16.11.2018+ BİLSEM ŞEKİL YETENEĞİ_EDİTÖREĞİTİMTURGUT MEŞE1DATA KİTAPEVİ KIRTASİYE YAYIN DAĞITIM ÖZEL EĞİTİM16.11.2018+ LGS ÇÖZÜMLÜ 10 DENEME SINAVI_EDİTÖREĞİTİMTURGUT MEŞE1DATA KİTAPEVİ KIRTASİYE YAYIN DAĞITIM ÖZEL EĞİTİM16.11.2018+ LGS ÇÖZÜMLÜ 5 DENEME SINAVI_EDİTÖREĞİTİMTURGUT MEŞE1DATA KİTAPEVİ KIRTASİYE YAYIN DAĞITIM ÖZEL EĞİTİM16.11.2018+ LGS ÇÖZÜMLÜ 8 DENEME SINAVI_İNOVASYONEĞİTİMTURGUT MEŞE1DATA KİTAPEVİ KIRTASİYE YAYIN DAĞITIM ÖZEL EĞİTİM16.11.2018+ 6. SINIF TÜM DERSLER SORU BANKASIEĞİTİMTURGUT MEŞE2DATA KİTAPEVİ KIRTASİYE YAYIN DAĞITIM ÖZEL EĞİTİM16.11.2018KPSS EĞİTİM BİLİMLERİ ÇEVİR KONU ÇEVİR SORUEĞİTİMTURGUT MEŞE2DATA KİTAPEVİ KIRTASİYE YAYIN DAĞITIM ÖZEL EĞİTİM16.11.2018+ ADALET BAKANLIĞI GYS HAZIRLIK KİTABIEĞİTİMTURGUT MEŞE2DATA KİTAPEVİ KIRTASİYE YAYIN DAĞITIM ÖZEL EĞİTİM16.11.2018+ ADALET BAKANLIĞI GYS SORU BANKASIEĞİTİMTURGUT MEŞE2DATA KİTAPEVİ KIRTASİYE YAYIN DAĞITIM ÖZEL EĞİTİM16.11.2018+ GYS CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ SORU BANKASIEĞİTİMTURGUT MEŞE5DATA KİTAPEVİ KIRTASİYE YAYIN DAĞITIM ÖZEL EĞİTİM16.11.2018TYT-AYT FİZİK SORU BANKASIEĞİTİMKENAN ACAR2BAŞARAN YAYINCILIK DAĞ.ORG.SAN.VE TİC.A.Ş.16.11.2018+ İCRA MÜDÜR YARDIMCILIĞI SORU BANKASIEĞİTİMTURGUT MEŞE2DATA KİTAPEVİ KIRTASİYE YAYIN DAĞITIM ÖZEL EĞİTİM16.11.2018+ İCRA MÜDÜR YARDIMCILIĞI HAZIRLIK KİTABIEĞİTİMTURGUT MEŞE2DATA KİTAPEVİ KIRTASİYE YAYIN DAĞITIM ÖZEL EĞİTİM16.11.2018FELSEFE NOTLARIMYETİŞKİNRAMAZAN ÇAKIR1E YAYINLARI TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ16.11.2018AT DAĞLARI SIRTINDANYETİŞKİNMAHMUT TURGUT3SERAP ÇAVDAR16.11.2018HYGGEYETİŞKİNMEIK WIKING2PEGASUS YAYINCILIK TİC. SAN.TLD.ŞTİ.16.11.20182.SINIF TÜM DERSLER SORU BANKASIEĞİTİMTÜLAY KAHRAMAN1BİLFEN YAYINCILIK VE TİC. A.Ş.16.11.2018MÜSLÜMANLAR VE FİLİSTİN DAVASIİNANÇEBU'L HASEN ALİ EN-NEDVÎ1RECEP SONGÜL-ASALET EĞİTİM DANIŞMANLIK YAYIN HİZMETLERİ İÇ VE DIŞ TİCARET16.11.20183.SINIF TÜM DERSLER SORU BANKASIEĞİTİMTÜLAY KAHRAMAN1BİLFEN YAYINCILIK VE TİC. A.Ş.16.11.20182.SINIF TÜM DERSLER SORU BANKASIEĞİTİMTÜLAY KAHRAMAN1NETBİL BASIM VE YAYINCILIK A.Ş.16.11.20184.SINIF TÜM DERSLER SORU BANKASIEĞİTİMTÜLAY KAHRAMAN1BİLFEN YAYINCILIK VE TİC. A.Ş.16.11.20183.SINIF TÜM DERSLER SORU BANKASIEĞİTİMTÜLAY KAHRAMAN1NETBİL BASIM VE YAYINCILIK A.Ş.16.11.201812.SINIF TYT SOSYAL BİLGİLER 20'Lİ DENEME SETİEĞİTİMUYGAR SUSEVEN1BİLFEN YAYINCILIK VE TİC. A.Ş.16.11.20184.SINIF TÜM DERSLER SORU BANKASIEĞİTİMTÜLAY KAHRAMAN1NETBİL BASIM VE YAYINCILIK A.Ş.16.11.201812.SINIF TYT FEN BİLİMLERİ 20'Lİ DENEME SETİEĞİTİMAYŞE GÜLPER ÇAKIR1BİLFEN YAYINCILIK VE TİC. A.Ş.16.11.201812.SINIF TYT MATEMATİK 20'Lİ DENEME SETİEĞİTİMCİHAT KARACA1BİLFEN YAYINCILIK VE TİC. A.Ş.16.11.201812.SINIF TYT TÜRKÇE 20'Lİ DENEME SETİEĞİTİMHAYRÜNNİSA SÖYLEV1BİLFEN YAYINCILIK VE TİC. A.Ş.16.11.2018EL-MENHİYYAT (ÜMMETİN SAKINDIRILDIĞI HUSUSLAR)İNANÇMESUT AVCI1RECEP SONGÜL-ASALET EĞİTİM DANIŞMANLIK YAYIN HİZMETLERİ İÇ VE DIŞ TİCARET16.11.201812.SINIF TYT 10'LU DENEME SETİEĞİTİMAYŞE GÜLPER ÇAKIR,CİHAT KARACA,HAYRÜNNİSA SÖYLEV,UYGAR SUSEVEN1BİLFEN YAYINCILIK VE TİC. A.Ş.16.11.2018FİLOZOF 2019 TYT MANTIK MUHAKEME BİZDEN SORULUR MATEMATİK SORU BANKASIEĞİTİMSELİM IŞIK1657 YAYINCILIK MATBAACILIK DAĞ. ÖZEL EĞT. GIDA İTH. İHR. LTD. ŞTİ16.11.2018AŞKTAN DA ÜSTÜNYETİŞKİNTUNA SERİM2DESTEK YAPIM PRODÜKSİYON DIŞ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ16.11.2018UYKUSUZ ANNE KALMASINEĞİTİMTANSU OSKAY9DESTEK YAPIM PRODÜKSİYON DIŞ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ16.11.2018YAŞAM TERAPİSİYETİŞKİNBİRCAN YILDIRIM10DESTEK YAPIM PRODÜKSİYON DIŞ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ16.11.2018CANLI YAŞAYETİŞKİNMUSTAFA SİNAN ERGİN3DESTEK YAPIM PRODÜKSİYON DIŞ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ16.11.2018ÇAPRAZ HAYATLAR DÜZ CEVAPLARYETİŞKİN KURGUŞEHNAZ TUNA2DESTEK YAPIM PRODÜKSİYON DIŞ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ16.11.2018PARA B*K GİBİYETİŞKİNMETE GÜNDOĞAN2DESTEK YAPIM PRODÜKSİYON DIŞ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ16.11.2018HAZDAN BAĞIMLILIĞAYETİŞKİNİSMAİL TAYFUN UZBAY2DESTEK YAPIM PRODÜKSİYON DIŞ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ16.11.2018AGAFYAYETİŞKİN KURGUERTÜRK AKŞUN17DESTEK YAPIM PRODÜKSİYON DIŞ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ16.11.2018BABAM BENİ ŞAHDAMARIMDAN ÖPTÜYETİŞKİNOZAN ÖNEN11DESTEK YAPIM PRODÜKSİYON DIŞ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ16.11.2018HAYAT BİLGESİ 02-YETİŞKİNMÜMİN SEKMAN9ALFA BASIM YAYIM DAĞITIM TİCARET VE SANAYİ LİMİTED ŞİRKETİ16.11.2018BEDEN DİLİYETİŞKİNJOE NAVARRO31ALFA BASIM YAYIM DAĞITIM TİCARET VE SANAYİ LİMİTED ŞİRKETİ16.11.2018HALLER LEYLAYETİŞKİN KURGUZEHRA LALE MÜLDÜR1ALFA BASIM YAYIM DAĞITIM TİCARET VE SANAYİ LİMİTED ŞİRKETİ16.11.2018VERTRAUE OHNE ZWEIFEL AUF ALLAHİNANÇUĞUR KOŞAR3DESTEK YAPIM PRODÜKSİYON DIŞ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ16.11.2018GALAKTİK DİPLOMASİYETİŞKİNERHAN KOLBAŞI7DESTEK YAPIM PRODÜKSİYON DIŞ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ16.11.2018ENVER PAŞA VE SARIKAMIŞ HAREKATIYETİŞKİNZİYA NUR AKSUN7ÖTÜKEN NEŞRİYAT A.Ş.16.11.2018SULTANMURATYETİŞKİNCENGİZ AYTMATOV31ÖTÜKEN NEŞRİYAT A.Ş.16.11.2018ŞİİR ŞAİR VE PEYGAMBERE DAİRYETİŞKİNİSMAİL GÜLEÇ1ÖTÜKEN NEŞRİYAT A.Ş.16.11.2018BEST TYT TÜRKÇE KONU ANLATIMEĞİTİMMUSTAFA ÖZÇELİK3KÜLYAY YAYINCILIK ANONİM ŞİRKETİ16.11.2018ÇAĞDAŞ TÜRKÇENİN SIKLIK SÖZLÜĞÜYETİŞKİNEŞREF ADALI,FAİKA BELGİN AKSU1ÖTÜKEN NEŞRİYAT A.Ş.16.11.2018İHTİYAR SAVAŞCIYETİŞKİNCENGİZ DAĞCI6ÖTÜKEN NEŞRİYAT A.Ş.16.11.2018SENİ ANLIYORUM ÇOCUKYETİŞKİNDİLEK CESUR6YEDİVEREN YAYINLARI EĞİTİM HİZMETLERİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ16.11.2018ENDÜSTRİ 4.0 UYGULAMA VE DÖNÜŞÜM REHBERİYETİŞKİN KURGUGÜRCAN BANGER1AHMET KAYGUSUZ16.11.2018İLAHİ KOMEDYAYETİŞKİNDANTE ALİGHİERİ1AHMET KAYGUSUZ16.11.2018MERİH DEMİRKOLYETİŞKİNMEHMET ERGÜVEN1YİĞİT SANATSAL ÜRÜNLERİ YAYIN ORGANİZASYON GÖSTERİ LİMTED ŞİRKETİ16.11.2018PEYGAMBERİMİZ VE GENÇLİKİNANÇMEHMET EMİN AY,SABRİ AKPOLAT,FATMA ASİYE ŞENAT,FUAT KARABULUT8TÜRKİYE DİYANET VAKFI YAYIN MATBAACILIK VE TİC. İŞLETMESİ16.11.2018TOPLUM SÖZLEŞMESİYETİŞKİNJEAN JACQUES ROUSSEAU1AHMET KAYGUSUZ16.11.2018İNSAN DOĞASIYETİŞKİNALFRED ADLER1AHMET KAYGUSUZ16.11.20181386 MODÜLER HUKUK FASİKÜLÜEĞİTİMMURAT İLKCOŞKUN,YÜCEL ERGÜVEN5MURAT YAYINLARI LTD. ŞTİ.16.11.2018İKNAYETİŞKİNJANE AUSTEN2AHMET KAYGUSUZ16.11.2018DİRİLİŞYETİŞKİNLEV TOLSTOY2AHMET KAYGUSUZ16.11.2018SAFAHATYETİŞKİNMEHMET AKİF ERSOY2AHMET KAYGUSUZ16.11.2018FİHİ MA FİHYETİŞKİNMEVLANA CELALEDDİN RUMİ3AHMET KAYGUSUZ16.11.2018DOKTOR ÇILDIRDIYETİŞKİNİSMAİL MALATYA1UĞUR ZİYA ŞİMŞEK16.11.20185. SINIF TÜRKÇE BRANŞ DENEMELERİEĞİTİMADEM UYSAL,BURCU HIZIR1ANKARA FARABİ EĞİTİM YAYINCILIK İNŞAAT GIDA İTHALAT İHRACAT SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ16.11.20186. SINIF TÜRKÇE BRANŞ DENEMELERİEĞİTİMBURCU HIZIR,ADEM UYSAL1ANKARA FARABİ EĞİTİM YAYINCILIK İNŞAAT GIDA İTHALAT İHRACAT SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ16.11.2018LEONARDO DA VİNCİYETİŞKİNÖZKAN EROĞLU1OYA EROĞLU16.11.2018GÖNÜLDEN DAMLALARYETİŞKİN KURGUMEHMET TAŞANGİL3UĞUR ZİYA ŞİMŞEK16.11.20187. SINIF TÜRKÇE BRANŞ DENEMELERİEĞİTİMADEM UYSAL,BURCU HIZIR1ANKARA FARABİ EĞİTİM YAYINCILIK İNŞAAT GIDA İTHALAT İHRACAT SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ16.11.20188. SINIF TÜRKÇE BRANŞ DENEMELERİEĞİTİMADEM UYSAL,BURCU HIZIR1ANKARA FARABİ EĞİTİM YAYINCILIK İNŞAAT GIDA İTHALAT İHRACAT SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ16.11.2018GÜZELGÂHYETİŞKİNMUSTAFA FAZLIOĞLU1MİMARLIK VAKFI İKTİSADİ İŞLETMESİ16.11.2018ANTALYA 1594-1765 YÖNETENLER, YAŞAMLAR, YAŞANMIŞLIKLAR, YAPILARYETİŞKİNMUSTAFA FAZLIOĞLU1MİMARLIK VAKFI İKTİSADİ İŞLETMESİ16.11.2018CADILAR SAVAŞI 3 - ODİ'NİN LANETİYETİŞKİNMAİTE CARRANZA1FİNAL YAYINCILIK REKLAMCILIK SANAYİ VE TİCARET LTD16.11.201811. SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI SORU BANKASIEĞİTİMZÜLKÜF KAYA1FİNAL YAYINCILIK REKLAMCILIK SANAYİ VE TİCARET LTD16.11.2018ZİZİ DEDEKTİF ÖYKÜLERİ YAZIYORÇOCUK-GENÇLİKZEYNEP ALPASLAN1FİNAL YAYINCILIK REKLAMCILIK SANAYİ VE TİCARET LTD16.11.2018CENNETYETİŞKİNGÜLŞEN TOPRAK ÖZGÜR1UĞUR ZİYA ŞİMŞEK16.11.2018STRATONEİKEİA ÖLÜMSÜZ KENTİN HİKAYESİYETİŞKİNHAKAN ÖZAYDINLIK1HAYDAR ÇAKMAK16.11.2018BEŞ ŞİİR ETMEZYETİŞKİNRUKİYE ÇELİK1UĞUR ZİYA ŞİMŞEK16.11.2018YABANCI KUŞLARYETİŞKİNSÜER KALKAN1UĞUR ZİYA ŞİMŞEK16.11.2018BULUT TOPRAK İLE EĞLENEREK SAYILARI ÖĞRENİYORUMEĞİTİMCELAL GÖNÜLALAN2CELAL GÖNÜLALAN16.11.2018BULUT TOPRAK İLE EĞLENEREK RENKLER VE ŞEKİLLEREĞİTİMCELAL GÖNÜLALAN2CELAL GÖNÜLALAN16.11.2018SÖZEL MANTIK TAMAMI ÇÖZÜMLÜ SORU BANKASIEĞİTİMABDULLAH KÖYBAŞI,HÜSEYİN ARSLAN,CEM ÇOLAK,ERMAN DİNLER1İREM AKADEMİ EĞİTİM HİZ.KİT.BAS.YAY.ARAÇ KİRALAMA SAN.VE TİC.LTD.ŞTİ.16.11.2018BULUT TOPRAK İLE EĞLENEREK HARFLERİ ÖĞRENİYORUMEĞİTİMCELAL GÖNÜLALAN2CELAL GÖNÜLALAN16.11.2018BULUT TOPRAK İLE EĞLENEREK ÇİZGİLEREĞİTİMCelal GÖNÜLALAN2CELAL GÖNÜLALAN16.11.2018GÜNEŞ İLE İLK OKUMA VE YAZMA HECEEĞİTİMCELAL GÖNÜLALAN3CELAL GÖNÜLALAN16.11.2018ALES TAMAMI ÇÖZÜMLÜ 10 DENEME SINAVIEĞİTİMHÜSEYİN ARSLAN,ERMAN DİNLER1İREM AKADEMİ EĞİTİM HİZ.KİT.BAS.YAY.ARAÇ KİRALAMA SAN.VE TİC.LTD.ŞTİ.16.11.201811.SINIF TARİH SORU BANKASIEĞİTİMDAVUT DOĞAN1İREM AKADEMİ EĞİTİM HİZ.KİT.BAS.YAY.ARAÇ KİRALAMA SAN.VE TİC.LTD.ŞTİ.16.11.20188. SINIF SINAV KOÇU İNGİLİZCE KİTABIEĞİTİMSEVDA ÖZTÜRK1BENİM HOCAM BASIM YAYIN DAĞ. PAZ. İÇ VE DIŞ TİC. LTD. LŞTİ16.11.2018NESİL YETİŞTİREN OKULEĞİTİMYAKUP YILDIZ3UĞUR ZİYA ŞİMŞEK16.11.20188. SINIF SINAV KOÇU DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ KİTABIEĞİTİMSEVDA ÖZTÜRK1BENİM HOCAM BASIM YAYIN DAĞ. PAZ. İÇ VE DIŞ TİC. LTD. LŞTİ16.11.20188.SINIF İNGİLİZCE YAPRAK TESTEĞİTİMHÜSEYİN ARSLAN1İREM AKADEMİ EĞİTİM HİZ.KİT.BAS.YAY.ARAÇ KİRALAMA SAN.VE TİC.LTD.ŞTİ.16.11.20188. SINIF SINAV KOÇU İNKILAP TARİHİ KİTABIEĞİTİMSEVDA ÖZTÜRK1BENİM HOCAM BASIM YAYIN DAĞ. PAZ. İÇ VE DIŞ TİC. LTD. LŞTİ16.11.20188. SINIF SINAV KOÇU TÜRKÇE KİTABIEĞİTİMSEVDA ÖZTÜRK1BENİM HOCAM BASIM YAYIN DAĞ. PAZ. İÇ VE DIŞ TİC. LTD. LŞTİ16.11.201811. SINIF YAPRAK TEST TÜRK DİLİ VE EDEBİYATIEĞİTİMSEVDA ÖZTÜRK1BENİM HOCAM BASIM YAYIN DAĞ. PAZ. İÇ VE DIŞ TİC. LTD. LŞTİ16.11.201811. SINIF YAPRAK TEST MATEMATİK GEOMETRİEĞİTİMSEVDA ÖZTÜRK1BENİM HOCAM BASIM YAYIN DAĞ. PAZ. İÇ VE DIŞ TİC. LTD. LŞTİ16.11.201811. SINIF YAPRAK TEST FİZİKEĞİTİMSEVDA ÖZTÜRK1BENİM HOCAM BASIM YAYIN DAĞ. PAZ. İÇ VE DIŞ TİC. LTD. LŞTİ16.11.201811. SINIF YAPRAK TEST KİMYAEĞİTİMSEVDA ÖZTÜRK1BENİM HOCAM BASIM YAYIN DAĞ. PAZ. İÇ VE DIŞ TİC. LTD. LŞTİ16.11.201811. SINIF YAPRAK TEST BİYOLOJİEĞİTİMSEVDA ÖZTÜRK1BENİM HOCAM BASIM YAYIN DAĞ. PAZ. İÇ VE DIŞ TİC. LTD. LŞTİ16.11.201811. SINIF YAPRAK TEST TARİHEĞİTİMSEVDA ÖZTÜRK1BENİM HOCAM BASIM YAYIN DAĞ. PAZ. İÇ VE DIŞ TİC. LTD. LŞTİ16.11.201811. SINIF YAPRAK TEST COĞRAFYAEĞİTİMSEVDA ÖZTÜRK1BENİM HOCAM BASIM YAYIN DAĞ. PAZ. İÇ VE DIŞ TİC. LTD. LŞTİ16.11.2018TYT TÜM DERSLER SORU BANKASIEĞİTİMHÜSEYİN ARSLAN1İREM AKADEMİ EĞİTİM HİZ.KİT.BAS.YAY.ARAÇ KİRALAMA SAN.VE TİC.LTD.ŞTİ.16.11.201811. SINIF YAPRAK TEST FELSEFEEĞİTİMSEVDA ÖZTÜRK1BENİM HOCAM BASIM YAYIN DAĞ. PAZ. İÇ VE DIŞ TİC. LTD. LŞTİ16.11.2018
  Konuyu düzenle/Sil Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
arsivlemesem olmazdi, arşiv, arşivlemesem olmazdı, blog, blogspot, sitesi

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı



Şu Anki Saat: 05:58


Powered by vBulletin
Copyright © 2000-2009 Jelsoft Enterprises Limited.
www.stetuskop.com