Tekil Mesaj gösterimi
Alt 03-25-2015, 10:06   #261
Kayıtsız Üye
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Emniyette skandal KPSS soruları
Emniyette skandal KPSS soruları
İZZETTİN ÇİÇEK - ANKARA
25 Mart 2015, Çarşamba
KPSS kumpasına ilişkin emniyetteki ifade işlemlerinde yeni skandal sorular ortaya çıktı.

Paylaş
Tweetle
Paylaş
Gönder
Yazdır
A A
Gözaltına alınan öğretmenlere “Herhangi bir bankada hesabınız var mı, varsa hangi bankada ve ne tür?” sorusu yöneltilerek aynı bankada hesabı olanlar, aynı örgüt çuvalının içine atılmaya çalışıldı. Suç delili olarak gösterilen HTS (telefon irtibatları) kayıtları üzerinden suçlu ilan edilen 8 aylık hamile öğretmen M.G.’ye sorulan soru ise savcı ve polisin, dosyayı bilmediğini gözler önüne serdi. Polis, 8 saat boyunca sorguladığı hamile öğretmene aynı baz istasyonundan sinyal veren telefonları gösterip, “Bu kişilerle irtibatınız nedir?” sorusunu yöneltti. Skandal, M.G.’nin cevabında ortaya çıktı. Söz konusu telefonlar, kadın öğretmenin eşi N.G. ile mahalleden komşusu D.Y.’ye ait çıktı. Benzer sorunun, tüm şüphelilere sorulduğu öğrenildi.

2010’da iptal edilen KPSS’de kopya çekildiği iddiasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan algı operasyonunda gözaltı kararı çıkartılan isimlerin, saygın eğitim kurumlarından olması dikkat çekti. Bu, Hizmet Hareketi’ne yakın kurumların üniversiteye giriş sınavındaki başarısını gölgeleme olarak yorumlandı. Matematik testinin tamamını doğru cevaplayan matematik öğretmenine bunu nasıl yaptığı soruldu. Ayrıca, “Sınavlara hangi dershanede hazırlandınız? Sınavın iptal edilmesine neden itiraz etmediniz?” şeklindeki soru delil olmadığını ortaya koydu.

2005 yılından bu yana yapılan KPSS sınavlarında en yüksek puan alanların verildikten sonra 2010’da ‘neden bu kadar çok yüksek alan var, değerlendiriniz?’ gibi yorum isteyen ve hukukta yeri olmayan sorular soruldu. KPSS’yle kamu kurumlarına yerleşen öğretmenlere, “Kamuya sızdığınız iddia edilmektedir.” şeklinde suçlayıcı ifadeler yer verildi ancak kopyaya somut delil gösterilemedi. 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasından sonra diğer algı operasyonlarında olduğu gibi KPSS kumpasında da, dosyadaki isimlere, Fethullah Gülen Hocaefendi’yle ilgili hiçbir somut delile dayanmayan suçlamalar yöneltildi ve bazı sorular soruldu.
http://www.zaman.com.tr/gundem_emniy...i_2285287.html

Anasayfa» Fahrettin Yokuş

Hükümetin KPSS ayıbı!

Fahrettin YokuşE-Posta :fyokus@turkburosen.org.tr

2010 yılında yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavı’na şaibe karıştığını ortaya çıkaran Türkiye Kamu-Sen olmuştur. Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk Bey, bu konuyu 2010 yılı Ağustos ayında kamuoyu ile paylaşmış, akabinde de belgeleriyle birlikte savcılığa suç duyurusunda bulunmuştu. Ayrıca onlarca TV programına katılarak ve basın açıklamaları yaparak bu hırsızlığın üzerine gitmişti. Başta TBMM Dilekçe Komisyonu olmak üzere, Devlet Denetleme Kurulu’na kadar başvurmadık merci bırakmamıştı.

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk 31 Ağustos 2010 günü Ankara Adliyesi önünde şu açıklamayı yapmıştır:

“Gençlerimizin geleceği bir takım gruplar veya kişiler tarafından ellerinden alınmak istenmektedir. Buna müsaade etmemeliyiz. Bu iş burada kalmamalı. Bu pis tezgahın içinde kimler varsa, soruları kimler sızdırdıysa gereken yapılmalı ve mal varlıkları araştırılmalıdır. Eğer bu olayı ‘sadece kopya olmuştur’ deyip geçiştirirsek, benzeri tezgahlara önümüzdeki yıllarda yine rastlayabiliriz.”

Bu husustaki bir başka açıklamasında ise; “Bir takım grupların kendi mensuplarına avantaj sağlamak için bu soruları ele geçirdiğini ve sızdırdığını, ancak Hükümetin olayın üzerine gitmediğini” ifade ederek; “Namussuzluk ve hırsızlık yapanların, yaptıkları yanlarına kar kalıyorsa, Anayasa’yı kökten değiştirseniz bile hiçbir işe yaramaz. Ahlaksızlığı yapan ahlaksızdır, namussuzluğu yapan namussuzdur…. ”

Ne yazık ki, Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk’un çabaları sonuç vermedi. Hükümet ve yargı bu işin üzerini kapattı. Aradan tam 5 yıl geçti. Bilindiği gibi 17 – 25 Aralık Yolsuzluk Operasyonu ile yüz yüze kalan Hükümet yetkilileri, bu işin Devlette “Paralel adını verdiği bir yapının tezgahı olduğunu, kendilerinin masum olduklarını, yolsuzluklara bulaşmadıklarını”,**********ayrıca “paralel yapıyı ortadan kaldırıncaya kadar her türlü mücadeleyi vereceklerini” ifade etmiştir.

Son 1 yıldır paralel yapıyı ortadan kaldırmak adına bir çok yasal düzenleme yapılmış, kanun dışı uygulamalarla “paralel” denilerek kamuda büyük bir zulüm yapılmıştır. Tabir-i caizse “kurunun yanında yaşta yakılmıştır.” Elbette ki, Devlette yasa dışı işlere bulaşmış kim olursa olsun, bedelini ödemeli ve cezasını çekmelidir.

Bu anlayışla “paralelci” avına çıkan Hükümet, tabir-i caizse eski defterleri karıştırmaya başladı. Tam seçim arifesinde bu işin üzerine gitti. Maksat, “biz masumuz, 13 yıllık iktidarımızın yaklaşık 12 yılında birlikte olduğumuz, ülkeyi birlikte yönettiğimiz Muhterem Hocamızın! Cemaati bize kazık attı. İktidarımız süresince yapılan tüm kirli işleri onlar tezgahladı. Bizim suçumuz yok. KPSS’de de bunlar suçlu. Tezgahı bunlar kurdu….”

Hiç utanmadan ve hiç sıkılmadan siyasi iktidar bunları söylüyor. “Aldatıldık” diyor. “Ne istediler de vermedik” diyor. “Nankörler” diyor. “Orduya da, Yargıya da, Polise de kumpası bunlar kurdu. Biz masumuz” diyor.

Hayır, hayır, bin kere hayır..!

Suçlu sizsiniz. Sorumlu sizsiniz. Boğazınıza kadar çamurun içindesiniz. Sorumluluktan kaçamazsınız. Milleti daha fazla aldatamazsınız. Birlikte en büyük zulmü yaptığınız Askerlerimizin, Yargı Mensuplarımızın, Emniyet Mensuplarımızın, ayrıma tabi tuttuğunuz memurlarımızın, velhasılı kelam ötekileştirerek zulüm yaptığınız ve haklarını gasp ettiğiniz tüm vatandaşlarımızın vebali sizlerin omuzlarındadır. Paralel diye ilan ettiğiniz yapının yaptığı tüm hukuksuzluklardan ve işlediği günahlardan siz sorumlusunuz. İkiniz de kirlisiniz, ikiniz de günahkarsınız… Allah sizi bildiği gibi yapsın…!

İktidarı boyunca binlerce yandaşını sınavsız memur yapan Hükümet, başta KPSS olmak üzere Emniyet’te ve Yargı’da yapılan sınav yolsuzluklarının bütün vebalini paralele yıkarak, kendisini kurtaramaz. Yaptıkları usulsüzlüklerle on binlerce vatandaşımızın memur olma hakkını ellerinden alarak, yandaşlarına peşkeş çekenler vebalden asla kurtulamazlar.

Şimdi şu sorunun cevabını vicdan sahiplerinden istiyorum:

Eğer 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonu olmasaydı, cemaatle siyasi iktidar kavgaya tutuşmasaydı, bu soruşturma açılacak mıydı? Elbette açılmayacaktı.**********Yani “yapanın yaptığı yanına kar kalacaktı.” Nasıl 5 yıl boyu hırsızlığın üstü örtüldüyse, yine örtülü kalacaktı. Her vicdan sahibi bu kirli ilişkiyi lanetlemelidir. İktidar sahipleri, İktidarları boyunca yaptıkları tüm kanunsuzlukları paralele yıkarak, “paraleli günah keçisi ilan ederek” aklanamazlar. İki yapı da suç ortağıdır. Bunun hesabını Milletimize vermelidirler.



27 Mart 2015 Cuma

Algı operasyonu Cemaat medyasının işi

Cemaatin yayın organları, KPSS hırsızlığında da şüphelileri savunurken kendilerini suçlu duruma düşürdü. Bütün ithamları cevaplandırma telâşına düşen Cemaat medyası, böylelikle, daha önceki vak’alarda olduğu gibi KPSS hırsızlığında da “Bunu yapan biziz” mesajını açıkça vermiş oldu.

Bu arada, Cemaat gazetesi, konuyla ilgili haberi okuyucuda Cumhuriyet Savcısına karşı kin ve nefret duyguları uyandıracak şekilde sunarken, Savcının daire şeklindeki net bir fotoğrafını da büyük resmin üzerine yerleştirmek suretiyle kendisini hedef olarak gösterdi.

Sınav iptal edilince suç ortadan kalktı mı?

Cemaatin yayın organları, KPSS hırsızlığı sanıklarını temize çıkarmak için, 2010’daki sınavın iptal edilmiş olduğu iddiasının arkasına sığındı. Halbuki iptal edilen sadece eğitim bilimleri sınavı idi; diğerleri ise iptal edilmemişti.*****Ayrıca, sınavın iptal edilmesi suçu ortadan kaldırmıyor, bilâkis bir suçun işlenmiş olduğunu açıkça tescil ediyordu.*****Fakat kendi cemaatine “Ne verirsek yiyorlar” gözüyle bakan Cemaat gazetesi, “suç tescili”ni, beceriksizcesine bir “algı” operasyonuyla, “aklanmak” şeklinde sundu.

Algı operasyonu yapayım derken*****suçlarını itiraf ediyorlar

Cemaat medyası, öteden beri, maruz kaldıkları suçlamaları, “algı operasyonu” şeklindeki karşı suçlama ile savuşturmaya çalışıyor. Fakat bunu yaparken, Cemaatin bugüne kadara karıştığı bütün suçları alenen savunmak suretiyle kendi kendisini ele veriyor.

Gülen birinci suçlu

Son olarak KPSS hırsızlığı ile ilgili olarak Ankara Cumhuriyet Savcılığının yaptığı açıklamada ise, son derece vahim suçlamalar var.

Soruşturmada birinci suçlu olarak aranan Fethullah Gülen’in yıllar önce internete düşen ses kayıtlarındaki*****“Adliyede, mülkiyede arkadaşlarımızın mevcudiyeti, gelecek adına teminatımızdır. Müslümanlar erken vuruş diyeceğim çıkışlar yaparlarsa, Cezayir’deki gibi başları ezilir. Sivrilmeden, mevcudiyetinizi hissettirmeden çok ilerlere gitmeli. Fuzuli kahramanlık yerine ele geçirmeyi tercih ederim”şeklindeki sözleri de bu Gülen’i bu dâvâda zora sokacak deliller arasında yer alıyor.

Vahim suçlamalar

Dâvânın sanıklarına isnad edilen suçlar ise bir değil, birçok maddeden oluşuyor. Bunlardan bazıları şöyle:

– suç işlemek için örgüt kurmak, yönetmek, üye olmak,

– resmi belgede sahtecilik,

– kamu kurum ve kuruluşların zararına dolandırıcılık,

– suç delillerini yok etmek,

– görevi kötüye kullanmak,

– yasaklanan bilgileri açıklamak, temin etmek…

***

Konuyla ilgili diğer haberimiz:

http://www.yazarumitsimsek.com/bu-yediginiz-ne/

Konu Kayıtsız Üye tarafından (03-28-2015 Saat 13:24 ) değiştirilmiştir.
  Alıntı ile Cevapla